HAVADA S
RÜZGARI
VAR…
Sevgili
dostlarım mutlu bir Pazar günü geçirmenizi umarak yazımı bu hafta değişik bir
konu olan SAVUNMA SANAYİ ve SİLAHLI KUVVETLER
için çeşitli SOFİSTİKE silah sistemleri ve tarihten bugüne gelen bazı
konular ile ilgili sorunları ele alıcam…
Yazılarımda
genelde eleştirel olucak çünkü eleştirilmeyen veya suçlama yapılmayan her konu
eninde sonunda ya eksik gedik tamamlanır veya başarısız olur..
Özellikle
SAVUNMA sanayimiz ve SİLAHLI kuvvetler ile ilgili bir çok yazı yazdım geçmişte,
bunlardan biride 16.1.2016 tarihinde GÖKLERİ KUŞATILMIŞ TÜRKİYE başlıklı yazım.
TÜRKİYE
nin jeostaratejik konumunun ne kadar
önemli olduğunu biliyoruz tüm dünya devletleride bu konuda aynı düşüncelerde. Ülkemiz
üstünde bu geldiğimiz günlere kadar milyonlarca oyun oynayarak bize zor günler
yaşatan içte ve dışta bedbahları gün ve gün görüyoruz izleyerek yaşıyoruz..
Tabi
bu geldiğimiz noktalarda önce bizi yönetenlerin tarihi hataları sonrada bizim
millet olarak hiçbir şeyi sorgulamadan hareket etmemiz bizi çok kuvvetli bir devlet
iken şuanda zor günlerden geçmemize sebeb oluyor..
Savunma
sanayimizin ve silahlı kuvvetlerimizin eski tarihlerden itibaren halkımız tarafından bilinmeyen
bir çok gizli çalışmaları var. Bu çok
iyi
niyetli çalışmaların DERİN DEHLİZLERDE savaşları başka yabancı ülkeleri
içine alan ve bir çoğu ÇOK GİZLİ raporlar içinde kalan konular,olaylar ve yeri
geldiğinde çok kanlı hadiseler olaylar var..
Bugün
size TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN en önemli ihtiyacı HAVA SAVUNMA filolarımızın
olmazsa olmazı UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA FÜZELERİ konusundan bahsedicem ve
bunla birlikte dünyada bu konularda bizi çok zorlayan devletleri anlatıcam ve
yaptıkları SAVUNMA SANAYİMİZE saldırıları izah edicem…
Öncelikle
ABD (AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ) 1960 lı yılların başında aynı anda kendi
kullanımında çok yeni olan NIKE kod isimli uzun ve orta menzile sahip iki
farklı hava savunma sistemini(HERCULES
ve ZEUS)
bataryalar halinde vererek ülkemizin HAVA KUVVETLERİ FÜZE
KOMUTANLIĞINI oluşumunu sağladı.
Uzatmıyacam
bu konuyu çok geniş anlamda geçmişte
kaleme aldım, 1961 yılında çağının
modern hava savunma füzeleri zaman ile günümüzde yakın zamanda eskidi.
Fakat
ABD o tarihlerden sonra gelişen ORTADOĞU POLİTİKALARI ile nedense yeni modern HAVA SAVUNMA FÜZE sistemlerini vermek istemedi
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE..
Bu
gelişime komşumuz Yunanistan hiç sıkıntı çekmeden öncelikli tedarikçisi ABD ve
diğer silah üreten devletlerden karşılarken ABD devleti bizim başka ülkelerden bu sistemleri karşılamamızın bile
önüne geçti..
Yine
komşumuz İRAN, ŞAH RIZA PEHLEVİ döneminde modern HAVA SAVUNMA sistemleri ihtiyacını ABD den karşıladı.
1952
yılında NATO ya üye olduktan sonra halkımızın bilmediği o kadar çok gizli
anlaşmalara imza koyduk buna MADENLERİMİZDEN tutunda komşumuz SSCB(SOVYET
SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİNDEN) teknoloji transferi ve silah sistemleri almanın
yasak olduğu maddelere kadar bir çok yaptırımı olan anlaşmalara imza attık.
Hal
böyle olunca özellikle uzun menzilli hava savunma sistemlerinde çağın gerisinde
kaldık..
1.KÖRFEZ kirizi günleri gelince AMERİKA özellikle
yeni PATRİOT uzun menzilli balistik füzelere ve uçar hedeflere etkili olan
gelişmiş bir sistemi İSRAİL ve TÜRKİYE
de kendi konuşlandığı bölgelere yerleştirince bu yeni sistem füzeler bir anda
dünyada aranan fenomen silah sistemleri
oldular.
Ülkemizin bu konuda istekli olan YETKİLİLERİNİN bu sistemleri alma arzusuna, ABD yine ayak
sürterek vermedi fakat komşumuz Yunanistan bunları ister istemez 1993 yılında ABD den aldı ve kendi FÜZE ÜSTLERİNDE bu sistemleri
konuşlandırdı…
Kısacası ABD devleti SOFİSTİKE UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA FÜZE sistemlerini vermekte
ülkemize hep ayak sürüdü.
Yıl 2003 5. Filo Sarıyer hava savunma füze üstünde
bir ziyaretim olmuştu,ABD den hibe
olarak gelen HAWK füzelerinin tadilat planları hazırlanmış,füzelerin intikali
bekleniyordu o günlerde..
Hawk sistemi bize intikal ettiği 2003 yılında artık
emsallerine göre modernitesini kaybetmiş hava savunma füzeleriydi düşünün komşumuz
yunanistana 1980li yıllarda ABD tarafından verilmiş İRANA ise 1970 li yılların
ortalarında teslim edilmişti.
NATO ve bölgemiz içindeki komşu ülkeler ile ilişkilerinde, ABD bize savunma sanayinde her
konuda GAYRI MEŞRU ÇOCUK muamelesi yapıyordu..
Tabi SOĞUK SAVAŞ bitip BERLİN DUVARI yıkılınca
artık KOMiNİZİM denilen ideoloji büyük ölçüde dünyada silinip gitti.
Artık SSCB yıkılmış yerine kapitalist serbest
ticaret ile ülkelerini dizayn eden yeni bir ülke var, RUSYA FEDERASYONU..
Tabi SSCB mirasçısı RUSYA FEDERASYONU ordusu çok
kuvvetli olduğu gibi savunma sanayi ve uzay,havacılık konusunda rakibi
AMERİKADAN kat ve kat üstün sistemlere ve bunları üretecek AĞIR SANAYİYE sahip…
Rusya ilk planda kapitalist sistemde ENERJİ
satışının yanında SİLAH SANAYİ ürünlerini ihraç edemediği ülkelerede artık rahat
bir şekilde ihraç etmeye başladı…
1992 AKKA anlaşması ile iki ALMANYANIN
birleşmesinden ALMANYA devletinin silahlı kuvvetleri envanterine giren çeşitli
SSCB yapısı konvansiyonel silah sistemleri ve araçları bu anlaşma ile NATO nun
kanat ülkesi TÜRKİYE ve YUNANİSTANA hibe şeklinde gönderilerek bu iki ülkenin
silahlı kuvvetlerinede ilk defa SSCB şimdiki RUSYA FEDERASYONU menşeli malzeme
girmiş oldu..
Tabi kısa zaman
içinde bu malzemenin yedek parça ihtiyacı belirince TSK çeşitli şekillerde
RUSYA FEDERASYONU ile bu konularla ilgili temasa geçti.
O dönemde SSCB ile ülkemizde nadir ticaret yapan
değerli işadamı sayın ALİ ŞEN beyefendi ilk defa JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞINA
20 adet Mİ-17 genel maksat helikopteri için satış anlaşmasına aracılık ederek mukavele imzalayıp helikopterleri teslim edilince
bu konuda ilk girişimi sayın ŞEN başlatmış oldu.
Dönemin MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI DIŞ TEDARİK başkanı
(merhum) tüm.general C.K paşa rusya federasyonuna yaptığı ilk ziyaret ile heyet
halinde RUSYA ve TÜRKİYE arasındaki savunma sanayi ve bu konularla ilgili ilk
ciddi anlamda resmi görüşmeleri başlattı.
Tabi konu savunma sanayi olunca mecburiyetten
kısıtlı bilgi aktarımı yapabiliyorum..
Bugüne geldiğimizde 1993 yılından 2017 yılına kadar
olan süreçte SOFİSTİKE YÜKSEK TEKNOLOJİ içeren silah sistemlerini tedarik etmemiz
kamuoyuna yansıyışı şekli pek suyun altındaki vaziyet gibi olmamış özellikle
gelişmiş silah sistemlerini tedarik veya ortak üretim şekilleri istenilen gibi
gelişmemiştir..
Özellikle UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA FÜZELERİNE en
çok ihtiyacı olan ülkeyiz fakat bu konuda etrafımızdaki ülkelere baktığımızda
sınıfta kaldığımızı anlıyoruz.
RUSYA federasyonu HAVA SAVUNMA FÜZE sistemlerini
üretmekte ve bu konuda dünyadaki tüm rakiplerinden çok ileri düzeyde
teknolojiye sahip bir ülke.
S- kodlaması ile başlayan ve en son Yunanistan ve
İRAN gibi ülkelere bunları satan RUSYA bu sofistike sistemleri dünyada çok
farklı ülkelere sattığı gibi aynı zamanda bunların kullanımı için uzun süreli
danışmanlık hizmeti vermektedir..
1999 yılında APO operasyonundan birkaç hafta önce
aslında NATO üyesi olan YUNANİSTANIN yapılan anlaşmalarla bu füzeleri kullanım
için
alamıyacağı gibi bir durum varken NATO da bazı suyun altında
BÜRÜKSEL de yapılan 1998 yılında YUNAN GİZLİ
SERVİSİ(KİP) ve MİT arasındaki gizli görüşmelerle füzelerin GİRİT adasında
konuşlanabileceği mutabakatına varıldı ve çok evvelden RUM KESİMİNE gidemez diye
bastıran TÜRK diplomasisi 1999 yılının
OCAK ayında RUS S-300 füzelerininin KIBRIS RUM kesimi yerine YUNANİSTANIN GİRİT
adasına yerleştirilmesine itiraz etmeyerek NATO nezdinde sessiz kalmışlardı..))
Tabi bizde bu yirmi yıl içinde RUSYA
FEDERASYONUNDAN bu füzeleri çok rahat şekilde tedarik edebilecekken ve ortak
üretim yapmamız gerekirken maalesef içimizde tüm kilit noktalarda egemen olmuş
İNGİLİZ ve AMERİKAN nüfuzu ile bu konular hep baltalandı bu olaylarla suyun
altında mücadele edenlerin önleri kesildi.
Rusya federasyonu HAVACILIK sanayi bu S-300
füzelerin dahada
geliştirerek S-400 ve yakında seri üretime girecek S-500
füzeleri ile uzun menzilli hava savunma füzelerini geliştirdiler.
Bu sofistike sistemler aynı anda bir çok uçar ve
balistik füze tehdine karşı saldırı pozisyonuna geçebiliyorken gelişmiş uzun
menzilli radarları ile havada yüz ve yüz elliye yakın hedefi uzun mesafeden
izleyip ona göre strateji yapmayı kolaylaştırarak gelen hefeflere karşı erken
saldırı yeteneği sağlıyor..
Bu sistemleri ABD PATRİOT 1-2-3 modelleri ile
üretirken İSRAİL devletinin ürettiği
ARROW füzeleri ve birde ÇİN devletinin ürettiği FD-2000 gibi eski RUS
teknolojisinden imkan sağlayıp üretimini
yaptığı sistemler bu işin en gelişmişini üreten RUS sistemleri ile karşılaştığında
çok geri kaldığını tüm DÜNYADAKİ savunma uzmanları görüyor..
Umarım içimizdeki düşmanları mağlup ederek HAVA
SAVUNMA FÜZE sistemlerimizi RUSYA FEDERASYONUNUN gelişmiş sistemleri ile
karşılayalım MİLLİ yazılımlarımızı üstüne oturtarak bu konudaki 50 yıllık geri
kalmışlığımızdan kurtulalım, bizi RUSYA federasyonundan her daim uzak tutmak
isteyenlerede ders verelim ve yeni tüm gelişmiş teknolojik savunma ve havacılık
alanlarında RUS,TÜRK işbirliğinin önünü
açalım…
Konuşacak MİLLİ SAVUNMA SANAYİ ile çok konu var
uzun yıllar bu konularda suyun altında çalıştım,geldiğim nokta ve sonrası ALLAH müsade
ederse aynı noktalarda olucaktır..
Gerçekleri konuşursak tabiki ortam FİLİN ZÜCCACİYE
dükkanına girmesine benzer her konuda kime ne söylesek bugünlerde birilerine
sığınıyor,bizim gibi insanları iyi tanıyan birkaç kişi vardır lafımız kime
giderse doğruluk içinde olur sonuna kadarda söylerim kimseden çekinmedim..
Altını çamura,kana bulamak için çalışan bu işlerin
USTALARI var,ama ALTIN bu istediğin kadar ÇAMURA,KANA bularsın yine temizlenip ortaya
bir şekilde çıkar..
Neyse FÜZELER ile eski kısa bir anıma döneyim ve
yazımı bitireyim..
Yıl 1985 haziran ayı,gece sabaha karşı eve geldim
bir eğlence mekanındaydık sabaha kadar eğlendik ve aşırı alkol aldık..
Vurdum kafayı yattım çok ağır bir uykuya dalmışım
ne zaman bilmiyorum öyle bir gürültü ile yataktan fırladım ne olduğunu
anlayamadım..
Kaldığım yer Marmara denizi kenarında bir
yer.Camdan baktım konu komşuda bakıyor kimse anlayamadı DEPREM desen sallanan
bir şey yok ama müthiş bir patlama..
Elimi yüzümü yıkadım fırladım plaja gittim
arkadaşlarda söyledi ZEKİ Marmara açıklarında öyle bir patlama oldu nedir
anlayamadık.
Dedim bende duydum,yataktan fırladım..
Akşam asma altı bir BETON SALİH yapalım soğuk bira
iyi gidiyor,tabi ASKERİ AKADEMİ olduğu için rahmetlinin yeri birkaç astsubay
arkadaşta yan masada sohbette konuşmalarına kulak verince çünkü çok hararetli
bir olayı anlatıyorlar,bende hayırdır vabından konuya daldım..
Zeki kardeşimiz sorma dediler,bugün 15.FÜZE üst
komutanlığına bağlı hadımköydeki filoda atışlı tatbikat vardı,eeee dedim
tatbikat esnasında füzelerden biri kontrolden çıktı direk Marmarada boş denizin
üstüne doğru komuta ederek FÜZEYİ imha etti arkadaşlar dedi..))
Çocuklar büyük geçmiş olsun sabahki patlamanın
adresi belli oldu,başladık gırgıra üstümüzde patlasaydı A.A.G. muhabbeti..))
Bir çok defa o yıllarda Füzenin BUSTERİNİN( ana
başlığı yüksek irtifaya taşıyan kademe) düşmesi ile KİLYOS ve ŞİLE
bölgelerindeki ormanlarda lokal yangınlar çıkmış ama bu hadise orijinal az olan
bir durummuş..))
Hepinize iyi pazarlar..
DR:)RUSLAR ile AMERİKALILAR yukarda MODÜLLERİ birleştirdi
UZAY İSTASYONU kurdu.?))
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.
Bilgilendirme için teşekkürler.Teknoloji savaşları hiç bitmeyecek.Çözüm bizi yönetenleri doğru seçme teknolojisini bulmamızda yatıyor.Önerim vatandaşlık sınavı konulup bunu geçmeyenlerin oy kullanamaması.
YanıtlaSil