Sevgili
takipçilerim herkese burdan mutlu bir Pazar günü geçirmesini diliyorum..
Hayatta
kadınların önemini akıllı ve gelişmiş insanlar çok iyi bilir..
İnsan
yaşlanınca seçici oluyor ve hayatında tanıdığı kendinden yaşı çok büyük
hanımlarında önemini ve kıymetlerini
ilerde çok iyi anlıyor..
Bu
hanfendilerden biri toprağı bol olsun dertli bir şekilde ülkemizden ayrılarak
giden bayan SİON eşi ailemizin
dişçisiydi,eşini kaybettikten sonra burdaki yaşama ayak uyduramayıp İSVİÇRE ye
gitti,sanırım aramızdan ayrılmıştır,toprağı bol olsun..
Fakat bir bayan vardıki hayatı yaşamaya düşkün
alımlı güzel kaliteli ve gururlu bir hanfendi bayan ROXSAN.
Bayan
ROXSAN ile tanışıklığımız tek oğlu o zaman küçük okuldan kaçıp bizim yanımıza
gelmesi,bizimle sohbet etmesi ile başlar..
Oğlu
şimdi büyüdü kocaman çok çocuklu bir beyefendi oldu,tabi annesi ona çok ilgi ve
alaka göstererek büyüttü.
Fransız anne olarak güzel bir hadiseydi. ROXSAN hanım Fransızca olmak üzere ana
dili İngilizce ve italyancayı iyi biliyor ve bu yetenekleri ile o yıllarda
istanbulda çeşitli büyük şirketlerde çalışıyor ve aynı zamanda oğlunu okutup
geçimini sağlıyan orta halli bir hanfendiydi..
Tabi
oğlu bizlerin yanına gelince merak etmiş bir gün ziyaretimize geldi sohbet
edince bizim güvenli insanlar olduğumuzu anladı ve böyle bir dostane ahbablık
başladı..
ROXSAN
hanım tüm dünyayı gezmiş bir sürü macera yaşamış tam tipik alımlı FRANSIZ
hanfendisi.
.
O
yıllar SOĞUK SAVAŞIN devam ettiği yıllar bir gün sohbet ediyoruz HONKONG tan
uçak bileti almış AEROFLOT tan ekonomik oluyor diye, PARİS e MOSKOVADAN transit
bir uçuş ile seyehat yaparken uçak moskovaya indikten sonra
transit paris e uçacakken dönemin KGB yetkililerince sorguya alınıyor,birkaç gün
moskovada hava limanında bekletiyorlar, FRANSIZ BÜYÜKELÇİLİĞİ devreye giriyor
yetkililer ikna edildikten sonra PARİS ten gelen yeni bir uçağa bindirilerek
seyehati sonlanıyor..
Zaman zaman çay kahve eşliğinde bu konularda sohbet ederdik.
Bu
tanıtımı yaptıktan sonra toprağı bol olsun hanfendinin ,başka bir hadiseye
girip yeniden devam edicem..
Hayvanların
belgesellerinde izlediğinizde ASLAN dan tut ÇAKALA,TİLKİYE kadar gördüğünüz avlanırlarken şu oluyor..
Avlanırken
en basit HAYVAN kuralı sürüdeki kolay avlanacak YAVRU hayvanı kovalayıp
saldırmak ve sürüden uzaklaştırıp parçalayıp yemek..
Hatta
ve hatta bu kendi familyaları içindede çocuklara karşı saldırarak yemek ve
onla açlık ihtiyacını karşılamak vardır..
Bu
insanlardada böyledir aynı şekilde hadise vuku bulur,hatta türkler birde bunu
ATASÖZÜ ne dökmüştür kendilerine
AKLAYACAK pay çıkararak ACIMA YETİME KOYAR G… diye..!
Tabi
DÜNYADA ve ÜLKEMİZDE bir çok sırra dışardan vakıf olan çeşitli örgütlenmiş
güçler vardır..
Bunlar
bu SIRLARA ortaktır fakat güç ellerinde değildir,kıskançlık haset ve
şerefsizlik kendi içlerinde ve kendinlerinden sonraki aile gelişimi için her
türlü kalleşliği yaparak hareket etmek onlar için ERDEMDİR.
Tabi
bunun için hazırlık safasında ilk elindeki gücü tutanları ve tutabilecekleri
DİKKAT çekmeden yok etmek,arkasındanda onların arkasındaki bıraktıkları
insanları kontrol etmek ve onlardan alabileceğin KUDRETİ çeşitli sezdirmeden
almak için çok yönlü stratejik ÖRGÜTSEL içerde ve yurt dışında hareket etmek.
Bunun
için önce örgütlenmen lazımdır özellikle bulunduğun ülkenin en başta güvenlik
teşkilatlanmaları içinde sonrada SİYASET mekanizmasında..
Dışardan
verilen destek ile beraber ÜLKE içinde gerekli merkezlere talimatlarla yön vereceksin ve sistemi
yöneteceksin.
Çünkü
OKYANUS ÖTESİ güçler senin ülkende arkanda olduğu müddetçe sen burda hertürlü
yaptırım gücünü kullanabileceksin.
Hatta
güvenlik teşkilatları içindeki KOZMİK teknik takip unsurlarnı kullanarak adeta
kendi güçlerinizi BİLGİ,BELGE,FİLİM deposu yaparak,ülkedeki her VİP insanı
siyasetçisinden,bürokratına,işadamından sendikacısına akla gelebilen herkesi
ŞANTAJ kasetleri ile yönlendirip nihayi hedeflerini parti parti eline geçirerek kurduğun yapı ile ülkenin tamamen tek geri plandan
yöneticisi olarak sizi buralara getiren OKYANUS ÖTESİ güçlerin talimatıyla
onlar neyi öngörüyorsa ona göre talimat alıp ülkeyi onların isteği mecraya
sürükleyecek, çünkü geri plandan DİREKSİYON ülke içinde sendedir istediğin gibi
ülke içinde sistemi yönetebilirsin.
.
Buraya
kadar bu ÜST YAPININ teknik anlatımını verdim.Söyliyeceğim bundan sonra bugünün
TARİHİ ile benim BİYOGRAFİMLE özelikle GÜVENLİK GÜÇLERİ başındaki ve SİYASETİN
çeşitli noktalarındaki kişiler gelişimlerini tamamlayarak bu kurumların başına
geçtikleri gibi SİYASETİDE şekillendirir duruma geldiler.
Bunlar
zamanı geldiğinde şerefli insanların hayatına zarar getirmiyecek şekilde İSİMLE
yazılacaktır..
Unutmayın
BİYOGRAFİK İSTİHBARAT çok önemlidir insan biyografisi İSTİHBARAT alanında çok
yere insanları götürür..
Burdan
gerçek hadiselere dönersek 1991 yılında o dönemde çeşitli basın yayın
organlarına demeç veren fakat kimsenin çözemediği bir konuyu devamlı kamuoyuna
sunan efsane olmuş geçmişinde bir bürokrat var daha sonra siyasete giren T.T
devamlı efendim TAPINAK ŞÖVALYELERİ var onun için ülke ileri gitmiyor batakta
diye demeçleri var..
Kafama
takıldı bu açıklamaları, beyefendiyi tanıyorum samimi değilim rahmetli
CEMİL ağbim karşılaştığım sosyal alanlarda konuş diyor ama
konuşmuyorum,kalabalık ortam dikkat çekmek istemiyorum zaten beyefendinin
hocası ÖNDER beyle devamlı beraberiz ama ona böyle TAPINAK ŞÖVALYESİ nedir
desem bir bilgi alamıycağımı biliyorum bu konuları anlamazlar ama ben içindeyim
çok şey dikkatimi çekiyor bu beyefendinin 1980 darbesi sonrası önemli TAPINAK
mensublarına kısa süreli sonucu olmayan bir operasyonu var üç beş günle kalan!
Ama
ROXSAN hanım çok kültürlü ona sordum bu konuyu, güldü bana tesadüf tanıştık
dedi..
Nasıl
dedim! KARAKÖY de çalıştığım turizm şirketinin sahibi ile ahbablığı var,birgün
geldi sohbet ettik banada bu konuda sorular sordu diye anlattı nasıl sorular
dedim..
Orda
PARİS yakınlarındaki bir kiliseye gitmiş incelemelerde bulunmuş,bu kilise
TAPINAK ŞÖVALYELERİNİN inşa ettiği bir kilise bu konuda benden uzun sohbet
ederek bilgilenmek istedi bende sohbet ettim dedi..
Ne
düşündünüz ROXSAN hanım dedim içinizden geçen değerlendirme.
Sanki
tez hazırlar gibi çalışıyor ZEKİ dedi,nereye tez hazırlıyacak EMNİYET GENEL
MÜDÜRLÜĞÜNE mi diye sordum yazarken yaşıyor gibiyim, KAHKAHA attı, sanmam dedi
sanırım bu tezi ile bu konularla hangi sivil toplum kuruluşları ilgiliyse orda
basamak çıkmak için hazırlıyor dedi..
Tabi
zaman zaman ROXSAN hanım oğlu ile beraber sohbet ederiz ,artık büyük ve çok
canlı kalabalık bir guruptuk kendisi fransa,italya,yunanistana devamlı gider,
gelirken sağolsunlar içkiye düşkün olduğum için çeşitli içkiler getirirler o
günlerde çok çeşitli farklı konseptlerde yaşantımız var ama gerçeği söylemek
gerekirse aklımda gizli hedefe giden
ikinci bir yaşantım var,bazı hadiseleri aydınlatmam lazım..
Yıl
1993 ROXSAN hanımın küçük bir sıkıntısı varmış arkadaşlar söyledi,ZEKİ dedi
bunu bırakırmısın aldım akşam CİHANGİR de ROXSAN hanımın evine gittim,kapıdan
emaneti verirken ZEKİ gel biraz otur dedi ayıp olmasın diye girdim kısa bir
sohbet ve nescafe içtim birkaç gün sonra oğlu BORİS gelicek beraber yemek yeriz
diye sözleştik ve hakikaten geldikten sonra yemek yedik ve sohbet ettik uzun
uzun..
Fakat
o gün ROXSAN hanımla yalnız kahve içtiğim akşam çıktıktan sonra sokağın
köşesinde şüpheli bir tip gördüm gözetleme yapıyor gibi geldi bana.
Ertesi
günü ÖNDER bey geldi o kimseyi tanımaz ,ulan KERETA dedi yabancı kadınların
evlerinde dolaşıyormuşun diyince hadiseyi çözdüm ve sinirlendim tepki
verdim.Önder bey baktı sinirlendim o muzip sırıtması ile anladık anladık tamam
dedi.
Ama
o günden sonra şüphelerim arttı nasıl bir ULUSLARARASI şirketin içine giriyoruz
düşünmeye başladım..
ÖNDER
beyde KAFKASYA ABAZ kökenli bir istihbaratçıdır.
O
aralar YUNANİSTANA gidip gelirken ROXSAN hanım yunanistanın İstanbul
başkonsolosluğundan ANDON isimli bir kişi, birde yeni atanan İZMİR elçiliğine
SAVAS isimli bir diplomat ile tanıştığını anlattı.
Tabi
ben ciddi anlamda konu hakkında bilgi alıyorum,oda yeni tanışmış veriyor ilk
önce SAVAS ın yakışıklılığından ve iyi derecede TÜRKÇE konuşmasından bahsetti..
Sezdirmeden
arada ROXSAN hanımla karşılaştığımızda soruyorum bu kişileri ama tam bir bilgi alamıyorum..
Birgün
kendiliğinden karşılaştıklarını gelip
anlattı,bu SAVAS KALENDİRİDİS isimli diplomatın babasını YUNANİSTANDAN
getirdiğini geçmiş mübadelede SAMSUN bölgesinin RUM azınlıklarından olduğunu
onun için babasını memleketine götürüp gezdirdiğini anlattı..
Güldüm
fakat dikkat etmeye iyice başladım.
1994
yılında bu İZMİR konsolosluğundaki görevli SAVAS KALENDİRİDİS bir anda
hareketlendi yanlış hatırlamıyorsam 1995 yılı ocak ayları gibi işimde ağır
fakat bu konu dikkatimi çekince bizim masaya bildirdim,masadaki arkadaşlara
resmi hattan İZMİR MİT bölge başkanı(0.A) bir arkadaşımın amcasıdır onada acil
kodlu geçin hızlı hareket eder dedim,bizimkiler şaşırdı nerden tanıyorum diye
sordular uzun uzun anlattım..
Roxsan
hanımda gözükmüyor,Marmaris bölgesine yerleşmiş arkadaşlarla konuştuk bu SAVAS
hareketlenmesinden sonra onuda orda kontrol altına alsınlar bu nedir diye
anlayalım dedim.
Bu
konunun ben bu şekilde üstüne gittikçe bir yerlerden banada saldırı gelmeye
ağır başlandı anlam veremiyorum faliyeti sonlandıracaklarına faliyet dahada
artıyor,benden konu uzaklaşıyor fakat SAVAS KALENDİRİDİSİN faliyet alanı
genişliyor ve başka şahıslarla bazı özellikle KARADENİZ bölgesi üstünde çalışmaları
oluyor ve hatta bizden bazı HAVACI subaylarla temas sağlamış.
O
ara ROXSAN hanım geldi ve bana çok daraldığını MARMARİSTE kendisini
bunaltıklarını söyledi oda bir yakını vasıtası ile MUĞLA ilimizin MİT başkanına(E.B)
kendisini yönlendirdiğini başkanın hoş bir sohbet içinde yardımcı olduğunu
anlattı ve başkanın ROXSAN hanıma aktardığı ülkemiz içinde bir AMERİKAN
PARONAYAKLIĞI ile karşılaşmışınız diye teselli ettiği ve huzurlu olmasını
söylediğini bana anlattı.
İçimden
dedim bu iş çatlamış benim olduğumu çözmüşler ama nasıl oluyor diye
çözemiyorum,kendi kurumlarımız nasıl bu faaliyetleri engelliyeceğine
hadiseyi dahada genişletiyor.
.
Kısa
bir müddet sonra SAVAS KALENDİRİDİS istanbulda bulunduğum yere elinde üç tane
türk pasaportu alarak gelince karşıma şok oldum pasaportları benim elime
vermeden bazı şeyler sorup soruşturdu ve gerisin geriye döndü gitti.
Roxsan
hanım sonra bana gelmez oldu rahatsızlanmış ve PARİSE dönüp orda hayata
gözlerini yummuş.
Toprağı
bol olsun mekanı cennet.
Malumu
SAVAS KALENDİRİDİS İZMİR başkonsolosluğu görevini bazı CASUSLUK faaliyetleri
açığa çıktığı için YUNANİSTANA geri döndü.
1999
yılındaki APO operasyonu esnasında APO nun kaçış güzergahını ayarlayan ve
KENYADA paketi ABD lilere kaptıran ALBAY olarak tarihe geçti.
Kısa
kısa anlattığım bu konularda benim yorumumu istiyorsanız söyliyeyim DERİN
AMERİKA içimizdeki sistemi ile APO (BEBEK KATİLİNİ) bize paket teslimi 1999
yılında vermeyi ta 1990 yılının başında planlamış ve o şekilde safa safa
hadiseyi tüm mekanizmalarla dizay etmiş.
26
eylül 1990 ŞEHİT HİRAM ABAS ve sonraki günlerde 3 kasım 1990 nümismat (A.O)
hala faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi ve o günlerin sıcak yoğunluğunu yaşamın içinden dün gibi hatırlıyorum..
Hiram
beyin rahmetli annesinin adı FATMA ROXSAN ailenin büyükleri sanatsal konulara
çok yakın insanlar dedesi iyi bir nümüsmat….?
Bu
kısa yazımda arkama dönüp hadiselere baktığımda çıkarttığım ders TAPINAK ın
zırhını ve onun nimetlerinden yararlanmak için o kadar çok
MÜSLÜMAN insanımız varki KUTSAL SAVAŞIMIZ diye nara
atan,ŞÖVALYELER ve HAÇLILARA karşı savaşıyoruz diyenlerin üstlerindeki
MİLLİYETÇİ,VATANSEVER,MUHAFAZAKAR örtüyü kaldırın ilk onların PARİS e gidip
TAPINAK MUHAFIZLARINDAN takdis alıp geldiklerini göreceksiniz..
Hepinize
iyi pazarlar,
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.

































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder