Sevgili takipçilerim hepinize iyi
pazarlar diliyorum.Pazar yazılarım uzun zamandır devam ediyor ama PERİSKOPE
yayınlarında dostlarla sohbet ediyoruz yazılarım hakkında, onlara söylediğim şu
oluyor aldığım verilerde yazılarım en çok okunduğu gün aslında PAZAR günleri
değil PAZARTESİ günleri oluyor bunu öğrenmek tabi insanı hafif gülümsetiyor..
Benimde bazen kamuoyunun çok yakından
tanıdığı gazeteci,sanatçı,akademisyen tanıdıklarımın köşe yazılarını yada
onlarla ilgili haberler çıktığında NOSTALJİK anılarım hatıralarım aklımda,gönlümde
bir anda beliriyor ve bu anılarımı hatırladığımda tekrar zihnimde o günlere
dönüp aslında hala çocuk olduğumu hissediyorum..
Geçen hafta sanatçı,gazeteci,yazar ve
siyasetçi sayın BEDRİ BAYKAM
beyefendinin ODA TV gazetesinde FAYDALI BİR KARDEŞ KAVGASI başlıklı yazısını
okuduğumda bir anda çocukluğumuza daldım gittim.
Bazen bir spor mağazası veya blue jean
(kot) mağzasına gittiğimde RAFLARA böyle bakar dururum uzun uzun..
Bir gün bir mağzada KOT lar üst üste yığılı
bir şekilde intizamlı katlanmış duruyor böyle onlara DERİN DERİN dalmış bakıyorum
espirili bir mağaza çalışanı aniden takıldı bana AĞBİ ne düşünüyorsun al sonra
ödersin bir şekilde yardımcı oluruz.
Dedim kardeşim yok alıcak gücüm var
çokta kotum var bir çoğunu giymiyorum bile.
Şu gördüğün kotlar için ne MAYMUNLUK
yapıp bir tanesini alabilmek ona kavuşabilmek için 1970 lerde neler yapıyorduk
biliyormusun..
İlk kotumu AMERİKAN PAZARINDAN teyzemin
kızı ile gittik aldık sene 1974, SUPER RIFLE marka derlerdiki bunun kemer geçen
üstünde markası yazan deri yeri DOMUZ derisinden yapılır ve kovboylar en çok bu
markayı kullanır amerikada.
Tabi çocuğuz inanırız serde bende
birazda KOVBOY özentiliği var bu gazlı içeçek hikayesi bana iyi gelirdi.
Tabi
KIBRIS HAREKATI olduktan sonra bize yol oldu KIBRIS..TÜRKİYE
CUMHURİYETİNDE ne yoksa sağolsun var olsun YAVRU VATAN KIBRISIMIZDA var.Gözümüz
gönlümüz doydu YEŞİLKÖY HAVALİMANINDA bir kere gümrükçünün biri YUH ulan dedi
valizleri ve kolileri görünce..))
1978 yılı hem tenis malzemesi sıkıntısı
var her türlüde kot tişört vs akla
gelebilecek her şeyin yokluğu var, rahmetli peder diyorki NARİN MENSUCAT
bunları üretip yurt dışına yolluyor aynı malları yurt dışından kaçak alıyoruz
efkarlanıp OTELDE plajda kitap okuyup rakısını içerken küfür ediyor..
Bir gün GİRNE sokaklarını hırsla
turluyorum bir kot var onu arıyorum bulamıyorum,WRANGLERİN arkadan cebi olmayan
modeli bir mağazada en son buldum oda bana büyük çok üzüldüm..
Mağazanın sahibi dedi daha burdamısın buradayım
amca bir hafta dedim, sen iki gün sonra gel ben kotunu getireyim dedi…
Çok sevindim iki gün sonra gittim aynı
bana uygun ölçüde getirmiş.
Amca nasıl buldun hiçbir yerde ben
bulamadım dedim,güldü RUM kesiminden senin hatırına getittirdim, baktım çok
üzüldün dedi.))
Görüyormusunuz mağzalarda şimdi üstüne
basıp geçtiğimiz kotlar,tişörtler için ne MAYMUNLUKLAR yaptığımızı..
Korta giriyoruz top bu üç kere
oynuyorsun kelleşiyor,ayakkabı desen en sağlamı iki ayda eriyor hadi biz onu
artık parçalanana kadar giyiyoruz.
Kortlar killi toprak özellikle sıcak
havalarda üstümüzde beyaz şort ve tişört ve çoraplar iki dakikalık oyundan
sonra kıpkırmızı oluyor ne kadar yıkasalar makinalarda o kırmızı iz kalıyor...
Neyse bunlar ciddi etkileyici
sıkıntılar tabi zihniyette önemli bizim kulüp ve takım yöneticileri
CUMHURİYETİN ilk insanlarından kuralcı bütün dünya kortlarda renkli giyinmeye başlamış, bizde
olmaz illaki beyaz giyinilecek,birkaç arkadaşımız denedi anında disiplin
cezasını aldı..))
Topsuz olduğumuz günler artık toplar
kel olmuş arkadaşlarla gırgır yapıyoruz, topların üstündeki tüyleri MERCEK ile görüyoruz
diye..
Arkadaş bir anda kulübe bir büyük KOLİ
top geldi.TENİS FEDERASYONUNDAN birileri POLONYADAN top ithal ettirmişler o
aralar, nasılsa bu POLONYA yolu açıldı ampul falanda geliyor..
Bir baktıkki koliye ağzına kadar teneke
kutular içlerinde ÜÇLÜ tenis topları KAR BEYAZ..
Kaptığımız gibi kortta girdik,ve
oynamaya başladık fakat beşinci dakkadan sonra ilk şaşkınlık arkasından ağlama
seviyesine gelicek bir durum.
Neden bu tanımadığımız marka POLONYA
topları ya yıllarca depolarda kalmış ömrü tükenmiş yada defolu.
Toplar beş dakika sonra havada
parçalanıyor sönüyor..))
Gelen ampulleri sormayın takıyorsun
ertesi günü bomba misali patlıyor..
Zor AMBARGOLU yıllar bunlara lüks mal
diyen varsa merak etmeyin,şeker,un,tüp,sigara,rakı hiçbir şey yok, var olan ne
BEKÇİ ŞABAN ÖZGÜNEŞ ve DAYISI..
Şimdi ülkemizin en iyi tenis antrenörlerinden
olan MALATYA kökenli bir arkadaşımız var aynı takımda oynuyoruz devamlıda
beraber arkadaşız o yıllarda,o zamanlar tenis raketinin kortajları patladımı
balıkçıların kullandığı ağ ördükleri MİLLERLE raketleri tamir ediyoruz,o kadar
çok tamir ediyoruzki .. en sonunda tamir edilemiycek duruma geliyor,yeni kortaj
çektirmek gerekli.
İşte bu arkadaşımız şimdi TENİS
dünyasının önemli ismi o yıllarda tek kortaj makinasının olduğu yer MAÇKA
parkının ilersinde TAŞLIK TENİS kulübü.
Atlıyor oraya gidiyor,orda rakete
kortaj çektiriyor ve sonra taksimden dolmuşa binip gelirken şişhanede polis
ekipleri dolmuşu çeviriyor.
Bizimkine soruyorlar bu ne evladım
demiş tenis raketi ne işe yarar spor yapılır ağbi demiş, geç şöyle demişler
anarşist alıp 2. Şubeye götürüp nezarete
atmışlar…
Tabi akşam olup eve gelmeyince herkes
işkilleniyor çok iyi bir babası ve annesi vardı mekanları cennet olsun.
Babasının çevresi geniş bir
öğreniyorlarki 2.şubede tabi gitmişler almışlar gece saatlerinde…
Anlıyacağınız tenis raketi taşımanın
bile ANARŞİYE girdiği yıllar..
Rahmetli babası oğlumun başına bir şey
gelmesin diye yurtdışına gittiğinde bir tane kortaj makinası getirerek al oğlum
KENDİ KORTAJINI KENDİN ÇEK DEDİ,bu iş tabiî ki hepimize yaradı arkadaşın tenis
hayatındaki ilk ticareti bunla başladı.
.
O yıllarda İSTANBULDA federasyona bağlı
TAKSİM de TED(TENİS EKSİRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ), MAÇKADA TAŞLIK TENİS KULÜBÜ,CADDEBOSTAN
KADIKÖY yakasında TAÇ KULÜP ,YEŞİLYURTTA YDK(YEŞİLYURT DENİZ KULÜBÜ) ANKARA ATK(ANKARA TENİS KULÜBÜ)İZMİR İTK(İZMİR TENİS
KULÜBÜ)
başkada o tarihlerde federasyona bağlı hiçbir
resmi ve lisanslı oyuncu barındırabilen
tesisleri olan kulüp yok..
Bu kulüplerden en moderni TED kulübü
TÜRKİYE de kapalı kortu olan tek kulüp diğer kulüplerin kısıtlı kortları ile
hepsi açık kış geldiğinde TENİS hayatına son veriyorsun bitiyor..
İşte değerli büyüklerimiz imkansızlıklarla bizim antreman yapabilmemiz
için bu yoklukta icat yaptılar oda ne?
Kapalı bir kayıkhanemiz vardı yıl 1977
kış sezonu geldiğinde boşaltırıp içine kort kurdular biraz mesafe olarak kısa kalıyor ama muazzam iş görüyor..
O aralar manzarasıda güzel,çıktınmı
deniz ile karşı karşıyasın.Bir kötülüğü var içerde kalorifer sistemi
olmadığından zemin ve bina beton buz gibi oluyor.Sıkı giyiniyoruz ama soğuklar
bastırdımı beton zemin JİLET gibi oluyor bir kaydıkmı bittiğimiz gün bir çok
arkadaş kafa göz yaralandı sakatlandı uzun zaman..
Soyunma odalarında kalorifer var,yine
böyle bir gün muzipliğimiz üstünde bizim bayan takımı ile soyunma odaları yan
yana onların soyunma odasının kapı deliğinin açık olduğunu tespit ettik sıra
ile ordan içeriyi rontluyoruz,birgün sen çekil ben bakıcam diye itişirken tam
ben bakarken kapı açıldı ben en başta arkada sıra ile tüm takım bayan tenis
takımın bir numarası ile kafa kafaya kaldık.FİDAN hanfendi(kod)..
Yaşı benden büyük bizim KAPTAN ile
akranlar,napıyorsunuz dedi FİDAN hanım tabi en başta ben olunca soruya cevap
vermek bana kaldı.
Bozuk paraları düşürdük onları
topluyorduk dedim,bırakın dedi bizi rontluyorsunuz sizi şikayet edicem şube
müdürüne dedi…
İşte bende o parlak zeka kızdım bu
sefer git kime şikayet edersen et
senimi rontluyacam senin neyine bakıcam, ben
başkasına bakıyordum dedim kıyamet iyice koptu.Aslında FİDAN hanım çok güzel
bir bayan ama sıkışınca bende patladım öbürlerinde çünkü hiç ses yok..
Neyse gittik kafeye bir şeyler içiyoruz
KAPTAN dedi ulan zeki ne yaptın işi bok ettin..
Ne yaptım ağbi dedim hiç birinizden ses
çıkmadı birde iş bana patladı,ondan değil oğlum dedi bir bayana söylenirmi bu
sanamı bakıcaz ben başkasına bakıyordum diye…
Senin yaptığın dedi ATEŞE BENZİN
dökmek,neyse kulakları çınlasın en son FİDAN hanımla 2000 yılında RUS KIZIL
ORDU KOROSU geldiğinde AKM (ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ) karşılaştık o zamanda bizi
hiç şikayet etmedi ama bir müddet soğuk
rüzgarlar esti o zaman..))
İşte talih yine bize o aralar güldü
AMERİKADA ÜNÜVERSİTE eğitimi almış ve orda çeşitli ünüversite TENİS turnuvalarında birincilikler almış TENİS
antrenörü ALLAH uzun ömür versin sayın ARİF KOÇAK beyi antrönörümüz olarak
atadılar..
Sayın KOÇAK çok iyi bir antranör MODERN
TENİSİ çok iyi oynuyor ve öğretiyor o yıllarda bekar bir ağbimizde çokta
popüler olunca renkli bir yaşamı var…
Sabah antremana çıktığımızda arkadaş
gibiydik ARİF HOCA derdik dün geceki romantik masanı gördük, devamı olan
saatler nasıl gitti diye takılırdık..))
Espiriler bir tarafa aradan 40 yıl
geçti şimdi korta aniden girsek birkaç saatlik antremanla o modern tenisin
aldığımız eğitimi ile sahalarda oynayabiliyoruz..
..
Tenis öyle bir spordurki karşındaki iyi
bir oyuncuysa oynayabilirsin eğer tenis oyuncusu iyi değilse oynama imkanın
olmaz, oyundan zevk alamazsın..
Tabi bu konulara girmemdeki bu haftaki sebebi anlattım , sayın BEDRİ
BAYKAM beyefendinin geçen hafta TENİS DÜNYASI ile ilgili yazısı çok güzel ve
bilen birisinin yazması ile muhteşem bir anlatım olmuş..
NADAL,FEDERER gibi oyuncuları
seyrederken o muhteşem renkli kortları gördüğümde içim gidiyor..
İnanın şöyle bir kortta güzel bir bayan
tenisçi ile oynasam bu yaşlı halimizle atacağı yumuşak toplar KALBİMİZİ yormaz
yorarsada kortta yormasın akşama saklasın diye hayal ediyorum..))
Tabi bizim zamanımızda BJÖRN BORG
rüzgarı esiyor tüm dünyada 1976 ve 1980 arasında tam beş kez WİMBELDON tenis
turnuvasını kazanarak büyük sükse yaptı..
O yıllarda tüm tenisçiler bir büyük
tenisçinin oyununu sitilini ve sosyalitesini örnek alırdı kendine..
Sayın BEDRİ BAYKAM beyefendide bizden
yedi sekiz yaş büyük o dönemde TED kulübünün oyuncuları arasındaydı BÜYÜKLERDE
oynuyordu bizim dönemimizde…
.
Korta geldiğinde inanın BJÖRN BORG
gelmiş gibi olurdu,giyimi o yıllarda yeni moda olmuş ELLESE çantasında beş
taneye yakın DONNAY marka tenis raketi,korta yaklaşırken daha görmeden derdik
BORG geliyor diye çünkü uzaktan parfüm kokusunu alırdık bedri bey gelirdi
aramızda mr BORG diye takılırdık…))
TED kulübüne 1979 yılında SOVYET TENİS
TAKIMI geldi başlarında bir numaralı oyuncu sayın ALEXSANDR ZİVEREV şimdi ALMAN
tabiyeti ile oğlu ALEXSANDR ZİVEREV JR dünyada tanınmış tenisçi olarak kortlarda
oynuyor..
O yıllarda BABA ZİVEREV biraz
gerilerdede olsa dünya kılasmanında ismi vardı,o dönemlerde dünya kılasman
listesine girmek çok zordu..
Hiç unutmam TÜRK TENİSÇİ FERDİ TAYGAN dünya
kılasmanında ilk yetmişbirdeydi(71) biz seviniyorduk,TÜRK tenisçi diye..
Bonfile lakaplı çok keyifli bir ağbimiz
vardır londrada wimbeldonu seyrediyor o tarihlerde bir bakıyor sayın FERDİ
TAYGAN, hemen yanına gidiyor TÜRKÇE konuşuyor ama bakıyor anlamıyor fazlaca İngilizce
konuşmaya başlıyor orda anlıyorki TÜRKÇE bildiği çok kısıtlı kelimeler çünkü
TÜRKİYE ile hiç alakası olmamış orda doğmuş orda büyümüş yanlış hatırlamıyorsam
annesi yabancı babasıda türk olsada çok uzun yıllardır AMERİKADA yaşıyormuş..
Bonfile ağbimiz derdiki TÜRK diye
övünüyorduk böyle olunca bozuldum içimden diye söylenirdi..
1980 ihtilali ile ATK( ANKARA TENİS
KULÜBÜ) çok güzel bir kulüptü o kulübün müdavimlerinden bir önemli kişide sayın
ÇEVİK BİR paşaydı o dönemde genç bir
kurmay albaydı KENAN paşanın yaveri ilk defa TSK (TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) KARA
GÜCÜ tenis takımı kuruldu.
Tabi bizim büyüklerin hepsinin askerlik
zamanı geldiği için dönemin tüm lisanslı tenisçileri KARA GÜCÜNDE
askerliklerini yaptılar,hatta ARİF KOÇAK hoca kısa dönem yapsada terhisi KARA
GÜCÜNDEN aldı..
Tabi TAŞLIK kulübünden adını zamparalık
tarihine geçirmiş BÜYÜKLERİMİZ vardı onlar STAD otelini KARA GÜCÜ moral
motivasyon tesisleri diye kullanıyorlardı..
Bizede TAKIMCA kısmet oldu o günlerde
bizde STAD otelinde konakladık..!!
Arkadaşlar mevzu uzun ben yine başa sarayım
ve kısa bir anı anlatayım ve haftayı bitirelim bu arada sayın BEDRİ BAYKAM
beyefendiye bu anılarımı hatırlattığı için o güzel yazısından dolayı teşekkür
ederim..
1976 veya 1977 tam şimdi
hatırlayamıyorum kulüpler arası turnuva var bizim kulüpte betondan yapılma kısa
iki kanatlı türübüne benzer bir yer var ordan herkes maçları seyrediyor..
Aradan kırk yıl geçti söylemek lazım
doğruyu tabi TED kulübünün imkanları bizden iyi olunca silme devamlı önde tüm
müsabakalarda onlar tüm kulüplerden dahada kalabalıklar kıskanılıyorlar açık ve
net söylemek lazım....
Bedri Baykam beyefendi center kortta
müsabaka oynuyor,Teniste sessizlik oyun oynanırken en riayet edilecek terbiye
ve edep kuralıdır..
Bizde ŞİKAGOLU SARI MEMO ağbimiz var
kendisi tıpkısının aynısı DON
JONSON a benzer tirübünden bağarıyor BJÖRN falan
takılıyor tava mava diye yanındada IŞIK ağbi var tabi TED kulübününde delikanlı
bitirim ağbisi NASTASE NİHAT var..
Maçı hakem durdurdu NASTASE NİHAT yan
taraftan siz niye rahatsız ediyorsunuz maçı lan falan diyince takımlar arası
büyük bir arbede ciddi manada yaşandı,NASTASE ağbimizin durumu bayağı kıritik
bir duruma girdi,tabi biz o zaman ufağız olayları uzaktan izliyoruz
karışmıyoruz..
Tabi bu olay büyüdü şikayet ANKARADA
FEDERASYONA gidince bazı yaptırımlar alındı aslında bu yaptırımlar dahada büyük
olacaktı bizim yöneticiler uğraşıp hallettiler..
Bir müddet müsabakalardan kulüpe el
çektirildi o aradada TED kulübü oyuncuları ile husumet sonlandırıldı..
1979 senesinde SOVYET tenis takımı o
kadar iyi korunuyorki takım oyunlar bittimi TED kulübünün tam karşısında yirmi
metre SHERETON otelinde konaklıyorlar giderlerkende başlarında onlarla beraber
gelen antrenörler ve Sovyet güvenlik uzmanları var onların üstlerinde hep siyah deri kasket
ve deri montlar var…
Tabi ben SOVYET insanlarını biraz
bildiğimden antremanlıyım zaten ailem birkaç ay sonra MOSKOVA ya gittiler..
Bayan tenis takımının 1 numarası var
NATALY(NATAŞA kısası) arkadaş oyun oynarken seyrediyoruz seyrediyoruz
doyamıyoruz sanki kortta uçan melek arkadaş böyle güzellikmi olur aklımız
gidiyor zaten herkes NATALY i kesme
derdinde..
Dedimya antremanlıyız hem bu işlerde
hem fırlamalıkta, NATALY otele doğru giderken bir takılim dedim iki kelime etmeye
kalmadı siyah deri ceketli güvenlik uzmanı bana parmağını kaldırarak başladı
sinirli RUSÇA söylenmeye arada parmağıda sallıyor..))
Bu güvenlik meselesini aşan sadece bir
kişi oldu ANKARALI tenisçi bir büyüğümüz vardı Ö.A o elinde çok miktarda tenis
malzemesi ve onun modası ile ilgili giyim kuşam varmış onu SHERETON otelinde
kaldıkları kata çağırarak bayağı kendisinden alışveriş yaptılar…!!
Nostaljik anılarımızla bu pazarıda
bitiriyorum dostlarım bize bu tip konuları hatırlatan dostlara teşekkürü borç bilirim,sağolun var olun İYİ
PAZARLAR..
DR:)HEİDİ,HEİDİ……!!
Vivamus gladio oportet, mori gladio…!!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder