26 Aralık 2017 Salı

DUVARDAN TUĞLA ÇEKİLDİ.

                           

Sevgili takipçilerim hepinize umarım gelecek yıllar ferahlık ve mutluluk getirir.
Son  ŞEHİT APTİ İPEKÇİ gerçeği yazım ve ondan önceki beşyüz on yedi adet yazılarım ile hadiseleri bulmak ve gerçek DERİN ÇETELEŞMENİN 1981 yılına gelene kadar kısmını çok açık anlayana anlıyacak şekilde yazdım.

1981 yılından sonraki yaşadığım gerçek yaşam formundaki hadiseler özellikle merhum 7.CUMHURBAŞKANI  KENAN EVREN ve dönemin MİT müsteşarı merhum kafkasya kökenli BURHANETİN BİGALI ve o yılların
                                               

ihtilalle TÜRKİYE BARONU olan kişinin aileme karşı organize ettiği hainlik ve onun o tarihten bugüne devam eden
çekişmelerini,çatışmalarını,ihanetlerini,cinayetlerini ve entirikalarını VATİKAN,AMERİKA,ALMANYA,FRANSA,İSVİÇRE ve karşı örgütlenme 
                                           

SSCB(SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ) içine alan büyük çekişmelerin bugüne kadar ulaşmış,bu dönemdede aynı şekilde devam eden İHANET şebekesinin yaptıklarını yazıcam fakat bunları hatırladıkça ülkeme,milletime ve kendime çok üzülüyorum.
                                 

Çünkü bu kadar ŞEREFSİZ ve HAYSİYETSİZ,AHLAKSIZ  ülke içinde ve AVRUPA,ABD devleti içlerine kadar uzanan PİSLİK ve KOKUŞMUŞ yapının maalesef bu ülkeden sökülüp atılamayacağı gibi gün ve gün ülkenin başına çok daha büyük çorap ördüklerini biliyorum.

Artık TİKSİNDİRİCİ şekle gelmiş riya,haysiyet cellatlığı,kanunsuzluk geleneksel olmayan hareket tarzları ile çalışan bu yapının insanları ellerindeki kuvvetli erkle daha ne yapıcaklarını kestiremiyorum,düşünmek dahi istemiyorum.

Sayın eski İÇ İŞLERİ bakanlarından MEHMET AĞAR beyin  şehit gazeteci UĞUR MUMCU beyin eşi sayın GÜLDAL MUMCU hanfendiye söylediği cümle EĞER BİR TUĞLA ÇEKERSEM DUVAR ÇÖKER demesi aslında o tuğla çoktan çekildi ama DUVAR falan çökmüyor niye?
                                   

Çünkü bu DUVAR İHANET TUĞLALARI üstüne kuruldu bu duvarı kuran ANGLASAKSON beyinler ve onların SİYONİST ortakları ne zaman isterlerse bu İHANET DUVARI ile ülkeyi ve milleti çökertecekler.
Bugünlerde artık son hadde varmış hadiselerle birkaç bin kişilik ihanet yapısının zevki sefası ve onların menfatleri için SEKSEN MİLYONLUK ülkemizde her türlü etnik sosyolojik ve dinsel yapının tarih boyunca hiçbir sorunu olmamışken bir dönem 1970 li yıllarda denenmiş İÇ SAVAŞ denemelerinin günümüze revizyon edilmiş şeklini başarılı şekilde programa koymak için harıl harıl her cenahta çalışıyorlar.
                                    

NERDENMİ BİLİYORUM😊
1979 da,1983 de,1999 ve en son 2010 yılında şahsen gördüğüm tüm ihanetlerden biliyorum.
ŞEHİT APTİ İPEKÇİ GERÇEĞİ isimli son yazımı okuyarak buna alt yapı oluşturacak 2.04.2016 tarihinde bloggerımda bulunan ÖMRÜMÜZÜN SON DEMİ yazımı iyi okursanız nasıl bir ihanet sürecinin paralelinde bu ülkede yaşadığımızı anlarsınız.

1979 yılında YEŞİLKÖY 50. YIL lisesinde stajyer FRANSIZCA öğretmenimiz olarak sınıfımıza derse giren arkadaşımın ablası ADALET hanımın torpil yapıp dört buçuktan notumu beş yapması ile dersten geçmem ile ihanet sürecinin en parlak günlerine başlangıç yapmış olduk.

                                 

Arkadaşlar bu yazıda fazla yaşanmışlık yok bildirim var, anlatıcam anlatıcamda bazen zor oluyor.
Özellikle ÖMRÜMÜZÜN son demi yazımı okuyun!!
DR:)))))))))))))))))))))))))))))))
               

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

12 Aralık 2017 Salı

ŞEHİT APTİ İPEKÇİ GERÇEĞİ…

                        

Sevgili takipçilerim,hepinize selam ederim.Biliyorsunuz uzun yıllardır yazılarımla sizleri,ülkemi yazılarımla aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu sefer türkiyenin ve dünyanın en karanlık olaylarından biri olan GAZATECİ ŞEHİT APTİ İPEKÇİ beyefendinin hiçbir zaman nedeni tam olarak belirlenemeyen katlinin ve suikastinin nedenlerini kendi yaşanmışlıklarımdan anlatıcam.
Yıl 1977 rahmetli babamda tedirginlikler başladı.Babam araba kullanmayı bıraktı.Artık tamamen annem arabayı kullanıyor.İşe giderken sefertası ile yemeğini evden götürmeye başladı.Anlatımlarında daha ekonomik olduğunu ofisteki personelede yemek paralarını verdiğini isteyen evden isteyen dışardan yiyebileceği talimatını vermiş.
O aralar banada ASLAN PARÇASI sendeki 6.35 mm tabancayı arabanın torpidosuna koyalım devamlı orda dursun dokunma olurmu dedi.
Bu arada bu silahla annemde birkaç defa eğitim verdi.Bize anlattığı anarşi ortamı çok daha fazla artacağı eğer araba ile giderken herhangi bir saldırı olursa kesinlikle hiç korkmadan silahı kullanın kim geçerse geçsin önünüze ezin geçin en yakın karakola sığının ordan beni arayın, tamam dedik babama.

Kendiside artık hergün işe silahla gidiyor silahla geliyor.
Yıl 1978 senesi aniden paraya ihtiyacım var dedi ve arabayı sattı zaten 12 eylül 1980 darbesi olana kadarda araba almadık ne zaman darbe oldu o zaman tekrar araba satın aldık.
Yine yıl 1978 mutat hergün yemek masasında rakısını içerken günün hadiselerini konuşuruz , bana çok kısa bilgilendirmeler yapar bende dinlerim yıllar sonra anladımki kulağımda yer yapması içinmiş.
Yine 1978 yılının kış aylarında çok sıkıntılı olduğu günlerde kısa rakısını içerken dediki elime öyle belgeler geçtiki ortalık sarsılır.
Kısa söyledi ve kesti içimden geçirdim üyesi olduğu dernekle ilgili diye.
Çocuk olduğun için sorgulayamıyorsun ne biliyor ve kısıtlı neye şahitlik edersen onla yetiniyorsun.
O aralar  yakın zamanda kaybettiğimiz yiğenim merhum GALİP TEKİN  karikatürist olmadan evvel istanbulda GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİNE başlaması lazım, onun için sınavlara çalışıyor.

Babamında AKADEMİDE hoca yakın dostu sonrada akademiye rektör olan merhum prof. GEVHER BOZKURT  ile dostluğu olduğu  zaman zaman görüştükleri için GALİP ile tanıştırıp akademiye girmesini sağladı.
O yıllarda GEVHER HOCA çok iyi tenisçi olduğu için zaman zaman APTİ İPEKÇİ beyi bizim kulübe davet ediyor ve merhum İPEKÇİ ile tenis oynuyorlardı.

Bende onları izliyorum özellikle Pazar günleri geliyordu.Çünkü o gelmeden evvel GEVHER HOCA özellikle A kapı kortun bakımını özel yaptırtıyor kort çalışanlarına, ağaç gölgelik olduğu için o kortu tercih ediyorlardı.
                                              

Merhum İPEKÇİ taşlık tenis kulübünde oynadığı için bu kulüpte çalışan ve diğer kulüplerdede familya olarak bulunan SOYSAL aileside sayın İPEKÇİ beyi tanıyorlar ve çok saygı gösteriyorlardı.

Tabi zaman zaman anlatımla veya karşılaşmalar olduğunda bende babamın çeşitli şekillerde İSTANBUL daki SOVYET diplomatları ile görüştüğüne şahit oluyordum 1975 yılından sonra.
                              

1977 yılında bir gün canı sıkkın geldiğinde SOVYET diplomat dostu Y.ZAYSEF in LÜBNANDA bir çatışmada hayatını kaybettiğini anlattı.
                                           

Hatta çok zaman  bu görüşmelerde hiç siyaset konuşmadan yemek yerken alkol aldıklarını sadece TEKNİK konulardan konuştuklarını anlatırdı.
General ZAYZEF ülkemizde 1970 li yıllardan itibaren çalışmaya başlamış 1976  yılında diplomatik gelişmelerden dolayı İSTENMEYEN ADAM yani NON GRATE PERSONA verilmiş kendiside LÜBNANDA görev yapmaya başlamış.

Ben sonra tam özelliklerini öğrendim kendim bizzat aynı konuda çalışmaya başladığımda çok cesur ve gözü kara ve ilk defa İSTANBUL da ilgili bölüme GENERAL rütbesinde atama yapıldığını öğrenmiştim.
Yine aynı yıllarda dahada evvel bazı yazılarımda ve bir televizyon programında bahsettiğim SEFERBERLİK yapısı içinde babamla irtibatı o günlerde sağlayan ŞEHİT MAHMUT DİKLER emniyet müdürü SİYASİ 1.şubeden sorumlu haftanın mutat günleri gelerek babamla başbaşa görüşüyorlar bazen evde babam bana bazı tıraji komik hadiselerden bahsediyordu.
Kısa bir örnek şehit DİKLER at yarışlarına meraklı meşhur 1978 yılındaki HİPODROM soygunu sırasında ikiliyi kazanmış parasını kasada alıcakken soygun gerçekleşiyor.

Arkadaşlar meselenin bu kişilerin pozizyonlarını ve görevlerini ve yetkilerini anlattıktan sonra şimdi sadete gelicem yoksa yazıyı bir hafta yazmam gerekir.
Rahmetli babam SOVYET yöneticileri tarafından arkadaşları ile vatansever olarak bilindikleri ve babamın GÜVENİLİR şahıs olarak resmi olarak SEFERBERLİK yapısı içinde karşılıklı bilgi alışverişi yapıldığı için TÜRKİYEYİ 12 eylül 1980 darbesine götürecek tüm askeri,sivil ve bürokratik yapının şema halinde dosyasını veriyorlar.
Bu dosyayı göz geçirdikten sonra bunun nasıl sağlam bir şekilde değerlendirileceğinin yol haritasını çiziyorlar.
En sonunda rahmetli babam ve şehit MAHMUT DİKLER karar vererek merhum İPEKÇİ beyle bir ön görüşme yaptıktan sonra merhum İPEKÇİ ye sonradan dosya şehit DİKLER ile ulaştırılıyor.
İşte ne oldu ise o 1 ŞUBAT 1979 günü bu bilgilendirme dönemin BAŞBAKANI merhum BÜLENT ECEVİT beye yapıldıktan sonra merhum ipekçi evinin önünde katledilerek şehit ediliyor.
Bu olayda ilk anda rahmetli babam ve şehit mahmut dikler ile  ilgili kimse hiçbir şey bilmiyor.

Bu hadiseler gerçekleştikten sonra aynı türden yaşantımız devam ederken SOVYET yetkililerinin yardımı ile 1979 yılının eylül ayında rahmetli babam ve annem,kardeşim sağlık nedenleri için MOSKOVA ya gidip 25 gün o dönemde orda kaldılar.
Bu olaylardan sonra rutin yaşantımız devam ederken anılarımda yazdım okursanız anlıycaksınız zaman zaman çektiğimiz sıkıntıları.
Arkasından nihayi son 12 eylül 1980 darbesi geldi.
Arkasından kısa zaman sonra ŞUBAT 1981 yılında İSTANBUL EMNİYET MÜDÜR muavini MAHMUT DİKLER maslakta şehit edildi.
Nisan 1981 sabah saatlerinde babam, oğlum ben annenle KIBRIS a gidiyorum saat 14.00 uçak kalkacak ev sana emanet.Peki baba dedim.
Cumartesi günü ÇINAR OTELİ diskoteğinde gündüz matinası var oraya gideceğim üstümü değiştirmek için eve saat 13.00 geldiğimde ŞOK oldum bizim kapı kırık.
Hemen apartman emektarı HÜSEYİN ağbiye gittim beraber bir eve girdik darma duman ev.

Dedi baban nerde HÜSEYİN ASLAN apartman görevlisi, dedim saat 14.00 uçakla KIBRISA gidicek.
Git babana yetiş alana, o ne emir verirse ona göre hareket edelim.
Hemen taksiye bindim ALANA gittim orda annem ve babamı yakaladım.
Gümrüklü alanda durumu anlattım babam sıkıntıya girdi,havalimanı emniyet müdürü ile görüşerek UÇAĞI alanda beklemeye aldırdı.
                                       

Hemen benle taksiye binerek eve geldi,evi kontrol etti hiçbir şey çalınmamış, hırsız birde bardan bir şişe viski açarak bir duble viski içmiş.
                                          

Babam dedi polise haber vermeyin hüseyin, ASLAN parçası sana emanet ben gidiyorum kapıyı bacayı yaptır.
Alana döndükten sonra yolcular uzun zaman uçak içinde teknik arıza var denerek bekletilmiş en son babam binmiş..
İki üç saat sonra babam kıbrıstan telefonla aradı.Oğlum doğru karakola git giderkende yanında bir şişe viski götür evrak memuru MİKAİL i bul durumu anlat eve gelsin zabıt tutsun.

Peki baba dedim aynı şekilde yaptım eve geldiler arkasından parmak izi şubesi geldi ve hadise tamamlandı.
Bir hafta sonra babam döndü iki ay sonra hırsız yakalandı ve eve getirildi.
Tutanaklara ben imza attığım için teşhise ben bulundum.
Birde farkına varmadan hırsızı gören arkadaşım KEZBAN.Hüseyin ağbinin kızı.Kezban bu değil dedi,polisler dedi herşeyi itiraf etti sen iyi bakamamışın o gün.
Getirdikleri şahısın ayakları 50 numara olmuş ayakkabının üstüne basıyor.
Polis sordu bu evden ne almıştın 57 ekran siyah televizyon.
Dedim bizden hiçbir şey çalınmadı.Polis sordu şikayetçimisiniz.
Yok dedim.

Polis o zaman ilerdeki olay mahaline gidelim.
İlerdeki olay mahalli birkaç apartman ilerimizdeki bir ALBAYIN da aynı anda evine girilmiş ordada hiçbir şey alınmadığı gibi ALBAYIN beylik tabancası hırsız tarafından yatağın üstüne atılmış.
Sevgili okurlarım bundan sonra hadiselerin devamı ve bir çok ilgili konuda benim yaşanmışlıklarım var.
Hatta o dönemde METRİS CEZAEVİNDE sol örgütlerden devşirilerek itirafçı tetikçi olmuş ŞEHİT MAHMUT DİKLER  ve diğer suikastlerinin tetikçilerine kadar.

Bu belgelerede ben hiçbir zaman ulaşamadım.Yanlız yaşadıklarımla öğrendiğim  hayatını genç yaşta kaybeden ve bu konularda bana bilgi ve haber taşıyan  tüm dostlarıma ALLAHTAN RAHMET dilerim.
                                  (ORJİNAL)
                                            

Bu hadiseler günümüze kadar büyüyerek ve evrilerek geldi içindeki yaşayan kişilikler ve gizli yapılarla?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

7 Aralık 2017 Perşembe

KUDÜS YOLU…

                      

Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı ve mutlu günler geçirmenizi dilerim.
Öncelikle günlük bir konudan bahsedicem maalesef TARİHİMİZ boyunca sahte kahramanlar ve sahte olaylara şahit olanların dünyası içinde yaşıyoruz.
Bu sahte kahramanlar ve olaylara tanıklık edenler her köşede ve her mesleki konuda en önde gidiyorlar.
Sebeblerini ararsak yazımızın sonu gelmez.
Ben size yine kendi biyografimden yaşanmışlıklardan kesitler vererek bugünki DÜNYA hadiselerine pencere açmak istiyorum.
Yıl 1971 çocuğum akşam evde yemeğimizi yedik rahmetli babam anneme seslendi.

ARAS ı alıp araba ile BAKIRKÖY e kadar gidip gelicem.1964 model ford tanus coupe araca binerek akşam karanlığında yol almaya başladık.
O yıllarda bu bölgeler çok ıssız ve karanlıktı.Araba ile yol alırken tam HAVA HARP OKULU komutanlığının arka nizamiyesi ayamoma deresine bakan yüzünde karanlık içinde bir insanın beklediğini gördük sivil kıyafetli.
Babam o karanlık içinde aracı durdurdu beni arka koltuğa yolladı ve araca bu bekleyen şahsı aldı.

Babama göre genç ince yapılı uzun sayılacak hatırladığım bir boyda sessiz ve durgun bir kişi.
Fısıltı ile babam sordu nasıl çıktın.Revire yattım ordanda arka nizamiye kapısından askerle sohbet ederek çıktım.
Harp okulu reviri ve arka nizamiye kapısı birbirine çok yakın.
Hiç konuşmadan BAKIRKÖY tren istasyonuna geldik orda park ettik aracı.
Babam cebinden çıkarttığı çift taraflı kağıt para cüzdanı ile biraz para sayarak bu genç insana verdi bu paranın kendisine yeteceğini söyledi.
Arabadan inmeden evvel babamdan parayı alırken hafif arkaya dönüp bana baktı ve arabadan indi.

O gece korkmuştum ama belli etmemiştim.
Yıl 1978 Ankara etimesgut.
Misafir olarak gittiğimiz babamın arkadaşı em.hava astsubay N.G evinde kalıyoruz.Eşi yıllar evvel rahmete kavuşmuş kızkardeşi ile oturuyor birde oğlu var üniversite öğrencisi o günlerde ANKARA ÜLKÜ OCAKLARINA kayıtlı ve çeşitli çatışmalara girmiş T.G.
Astsubay N.G o gün keyifliler babamla, OSMAN ağbi dedi bir şişe viskim var HAİG ondan içelim.
Kendisi şeker hastası bir iki dubleden fazla içemiyor.
Babam rakıcıdır ama tamam dedi, içerken anlatmaya başladı.
Osman ağbi dün gibi dedi,tam senin oturduğun yerde başladı ağlamaya dedi.Babam tebessüm ediyor ama ağzından çıt çıkmıyor.
Ulan dedi kocaman YÜZBAŞI olmuşun bu kadarda korkulurmu dedi.
Çocuk gibi ağladı dedi,ikna ettim  rahatladı ondan sonra.
Arkadaşlar bu bahsedilen yüzbaşı İSRAİL devletinin istanbul başkonsolosu EFRAİL ELROM cinayetine adı karışan İLYAS AYDIN.
Mahir çayan örgütlenmesinin içine sokulan HAVA KUVVETLERİ subaylarından bir tanesi.

Toprağı bol olsun EFRAİL ELROM un özelliği NAZİ şuçlularını takip eden MOSSAD ekiplerinde faliyet göstermesi ve bu konuda büyük başarı sağlaması.

1961 yılında ARJANTİNDE gizli yaşamını sürdüren ODOLF AİCHMAN isimli NAZİ şuçlusunu yakalayarak İSRAİL devletine getriren ekipteki önemli bir isim.

Bundan sonra konuyu atlayarak başka bir yere getirirken olayları birbirine bağlayacağım.

Ve bunda şunu göreceksiniz İSTİHBARAT KURULUŞLARI ve içindeki hücre yapıların birbirinden habersiz nasıl çalıştığını.
Yıl 1986 bir dost vasıtası ile kısa boylu tıknaz bir beyefendi ile tanıştım.
Sert bir surat ifadesi tabancası hemen ceketinin ön düğmesine gelen hizzada 14 lü browning marka beyaz kabzeli.
Kod adı ÖNDER bey.      (ORGİNAL KENDİSİ )

Kim merhum ÖNDER bey.Yıkıcı faliyetler kontrkominizim dairesi başkanlığı yapmış 1976 yılında İSTANBUL MİT bölge başkan yardımcısı olarak görev yapmış MİT efsane bir kişilik.
Zaman içinde tüm çalışma arkadaşlarını istanbulda ve ankarada tanıdım farkına varmadan birden dev bir yapılanma oluştu.
Tabi bu zaman zarfında ÖNDER beyin MAHİR ÇAYAN ve arkadaşlarına nasıl tokatın niksar ilçesinin kızıldere köyünde operasyon yaptığını operasyonda kimlerin olduğunu hepsinin kendisinden bizzat anlatımlarından öğrendim.
Hatta bu operasyonda kurtulan şu anda milletvekili olan sayın ERTUĞRUL KÜRKÇÜ beyin babası ile görüştüğünü anlattı
.
Sayın MEHMET EYMÜR beyin tarassutu kendisinden alarak 2015 yılında eşinin yanında şehit edilen jan.alb.FEHMİ ALTINBİLEK ile nasıl yaptıklarını anlattı.

Daha sonra FEHMİ albayıda tanıdım,ben tanıdığımda iki tane koruma ile geziyordu şehit albayımız.

Yalnız anlatmadığı bir tek şey vardı.Yüzbaşı ilyas aydın.
Çünkü bu konun dışında görev yapmıştı o dönemde tüm bunları bilsede İLYAS AYDIN ve havacı arkadaşları konusu başka bir istihbarat faliyeti içinde değerlendirilmiş.
Tabi onun ve arkadaşlarının anlatımından bu sefer benim zihnim açıldı ben yaşadıklarımın farkına vararak yüzbaşı İLYAS AYDIN beyi son görenlerden olduğumu anladım.
Bu konuda daha geniş bilgiyi değerli gazeteci sayın CEM KÜÇÜK 24.05.2013 tarihinde yenişafak gazetesinde köşe yazısı olarak yazmış meraklısına okuması için öneriririm.

Merhum ÜZEYİR GARİH beyin cenazesinde ortağı ve yoldaşı yakın zamanda yine kaybettiğimiz İSAK ALATON beyin konuşmasında önemli bir sözü vardı.
BENİM ORTAĞIM ve ARKADAŞIM  ÖLDÜKTEN SONRADA YAŞAYANLARDAN OLUCAK.

BİRDE YAŞARKEN ÖLENLER VAR?
İstihbarat örgütleri tiyaro ve sinema oynatırlar.Dünyanın yönetilmesinde payı büyük olan istihbarat örgütleride İLİZYON yaparlar.
                           

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

                                                                                                    01.01.2022                           A...