31.10.2013
SURİYE VE KADERİM……..
Sevgili beni yazılarımla takip eden okuyucularım,bugünki yazımı biraz duygusal konularda yazmak istiyorum,SURİYEDE bir insanlık dramı yaşanıyor savaşın olduğu heryerde insanlık dramı vardır,genç erkekler savaşçılardır,savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu yaşları olgunlaşınca anlarlar.
1915 kanal harekatında ailemden bazı büyüklerim CEMAL paşa ile beraber şimdi kontrgerilla harekatları dediğimiz faliyetlerde bulunuyorlar TEŞKİLATI MAHSUSA subayları olarak zaten ALMAN devleti ile ilişkilerimiz o yıllarda karargahta başlıyor,bunları kısa geçiyorum URFA BİRECİKTE kurulan faliyet intikal karargahında,tüm coğrafik bölgenin en büyük İslam aleminin ileri gelen ailelerinden GEYLANİ ailesi bölgedeki sosyal ve askeri faliyetlerimizden dolayı bize bir CEYLAN hediye ediyor,bu nedenledirki aileme sonra OSMANLI ve CUMHURİYETİN başlarında soyadı kanunu çıkana kadar CEYLANİ lakabı ile tanınıyorlar SOYADI kanunu ilede ailemin büyük bir kısmı bu soyadını taşıyarak yaşıyor,çokta az kalsalar ve felaketlerle yaşasalarda.
Tabi netice itibari ile OSMANLI yıkılıyor,genç Türkiye coğrafyasında artık SURİYE bize komuşu bir ülke olarak kalıyor,ama kader ağlarını yine çalıştırıyor ve 1950 lerin başında ülkemizde çok stratejik SOĞUK SAVAŞIN en sıcak başlangıç noktasında yine ALLAH SURİYEDE bize karargah kurma şansı veriyor ve macera dolu uzun yıllar boyunca bu karargahta yine bir çok ülkenin faliyetleri ile karşı karşıya kimi ile dostluk kimi ile düşmanlık seviyesinde götürülen ilişkilerle,tüm Safalarını yaşayarak özellikle OSMANLININ nasıl büyük bir devlet olduğunu 90 yıllık CUMHURİYETİN nasıl hala OSMANLININ kurduğu düzenden günümüze gelene kadar bilgi ve lojistiği aldığını görerek öğrendim.
Sevgili arkadaşlarım suyun ve yerin altından geldiğim için,sorunun ülkemizdeki sizin vataseverliğinizden veya yöneticilerimizin büyük çoğunluğunun kifayetsizliğinde veya hainliğinden değil,SİSTEMDE yapılan bazı derin anlaşmalarla ülkemizi bağlandığını gördüm,o zaman SİSTEMİ çok küçük bir azınlığın bizim MİLLETİN değil,kendini bu milletten ve devletten büyük gören zümrenin yönettiğini gördüm.
Suriyeye gelirsek 2005 yılında çıkan büyük bir İSRAİL,ABD konsorsiyumu yerli taşoron saldırısı ile acı fakat ŞEREFLİ bir uzun çarpışma döneminde sonra yine gizi faliyetler çerçevesinde, bir çok yiğit arkadaşımı kaybederek ve savaşın sonunda ağır hastalanarak rahatsızlıkla kaderin belki bana sunduğu şanslı bir lutuf olarak istihbarat faliyetini kaybederek 55 yıllık SURİYE karagahımızdan malup ve başımız öne bakarak ikinci defa çıkmak zorunda kaldık.
Size bu yazdığım yazıdan büyük güçlerin bir devleti devirmeden evvel onun yer altı unsurlarını devirip yendikten sonra o ülkeyi feth ettiğini veya o ülkeyi içerden felakete,iç savaşa götürdüğünün canlı,yaşanmış YÜZYILLIK bilançosunu kısa verdim,konu çok içinde onun için kısa ve derin istihbari bilgi buradan veremiyorum,bu yüzden özür dilerim.
Yazımı bitirmeden evvel değerli emniyet istihbaratının kurucularından emekli emniyet müdürü sayın ERGUN GÖKDENİZ beyin 1951 yılında kurulan ABD ile ilgili ÖZEL BÜRO faliyetlerini açıklarken,bir söylemi oldu,duayen GÖKDENİZİN bunların büyük hedefi IRAK,SURİYE,İRAN ve TÜRKİYEYİ içine alıcak KÜRT DEVLETİNİ kurmak……..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
Sevgili takipçilerim,2013 senesinden beri yazdığım ZEKİ ARSLAN ismi ile bu sayfasındaki tüm yaşanmış olaylar gerçekte ALP TUFAN isimli TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşı olan benimdir. Aras Dağlı rumuzu 2006 yılında gerçek hayatımdan kesitler alınmış SAĞIR ODA dizisinin kahramanının adıdır. ARASDAL7-(REEL ALP TUFAN) twitter hesabı benimdir. Saygılarımla, ALP TUFAN.
31 Ekim 2013 Perşembe
MİT'in mitolojisi 1965'de yasallaşan devlet istihbarat hizmetleri 1972'den sonra TSK ve MİT içinden bazı kişilerin angajesi ve bunların dışardaki her türlü yapılanmaları ile başka bir boyut kazandı. 1970'lerden sonra gizli ittifak hem kurumun içinde hem dışında milli hassasiyeti olan kim varsa onları ortadan kaldırdı. MİT'in içinde istihbarat baronları oluştu. Bu baronların hiçbirisinin çalışması asla Türkiye'nin lehine değildi. ALP TUFAN - İSTIHBARAT UZMANI | 30 EKİM 2013, 22:31
SURİYE VE KADERİM....
31.10.2013
SURİYE VE KADERİM……..
Sevgili beni
yazılarımla takip eden okuyucularım,bugünki yazımı biraz duygusal konularda
yazmak istiyorum,SURİYEDE bir insanlık dramı yaşanıyor savaşın olduğu heryerde
insanlık dramı vardır,genç erkekler savaşçılardır,savaşın ne kadar kötü bir şey
olduğunu yaşları olgunlaşınca anlarlar.
1915 kanal harekatında
ailemden bazı büyüklerim CEMAL paşa ile beraber şimdi kontrgerilla harekatları
dediğimiz faliyetlerde bulunuyorlar TEŞKİLATI MAHSUSA subayları olarak zaten
ALMAN devleti ile ilişkilerimiz o yıllarda karargahta başlıyor,bunları kısa
geçiyorum URFA BİRECİKTE kurulan faliyet intikal karargahında,tüm coğrafik
bölgenin en büyük İslam aleminin ileri gelen ailelerinden GEYLANİ ailesi
bölgedeki sosyal ve askeri faliyetlerimizden dolayı bize bir CEYLAN hediye
ediyor,bu nedenledirki aileme sonra OSMANLI ve CUMHURİYETİN başlarında soyadı
kanunu çıkana kadar CEYLANİ lakabı ile tanınıyorlar SOYADI kanunu ilede ailemin
büyük bir kısmı bu soyadını taşıyarak
yaşıyor,çokta az kalsalar ve felaketlerle yaşasalarda.
Tabi netice itibari ile
OSMANLI yıkılıyor,genç Türkiye coğrafyasında artık SURİYE bize komuşu bir ülke olarak
kalıyor,ama kader ağlarını yine çalıştırıyor ve 1950 lerin başında ülkemizde
çok stratejik SOĞUK SAVAŞIN en sıcak başlangıç noktasında yine ALLAH SURİYEDE
bize karargah kurma şansı veriyor ve macera dolu uzun yıllar boyunca bu karargahta
yine bir çok ülkenin faliyetleri ile karşı karşıya kimi ile dostluk kimi ile
düşmanlık seviyesinde götürülen ilişkilerle,tüm Safalarını yaşayarak özellikle OSMANLININ nasıl büyük bir devlet
olduğunu 90 yıllık CUMHURİYETİN nasıl hala OSMANLININ kurduğu düzenden günümüze
gelene kadar bilgi ve lojistiği aldığını görerek öğrendim.
Sevgili arkadaşlarım
suyun ve yerin altından geldiğim için,sorunun ülkemizdeki sizin
vataseverliğinizden veya yöneticilerimizin büyük çoğunluğunun kifayetsizliğinde
veya hainliğinden değil,SİSTEMDE yapılan bazı derin anlaşmalarla ülkemizi
bağlandığını gördüm,o zaman SİSTEMİ çok
küçük bir azınlığın bizim MİLLETİN değil,kendini bu milletten ve devletten
büyük gören zümrenin yönettiğini gördüm.
Suriyeye gelirsek 2005
yılında çıkan büyük bir İSRAİL,ABD
konsorsiyumu yerli taşoron saldırısı ile acı fakat ŞEREFLİ bir uzun çarpışma
döneminde sonra yine gizi faliyetler çerçevesinde, bir çok yiğit arkadaşımı
kaybederek ve savaşın sonunda ağır hastalanarak rahatsızlıkla kaderin belki bana
sunduğu şanslı bir lutuf olarak istihbarat faliyetini kaybederek 55 yıllık
SURİYE karagahımızdan malup ve başımız öne bakarak ikinci defa çıkmak zorunda
kaldık.
Size bu yazdığım
yazıdan büyük güçlerin bir devleti devirmeden evvel onun yer altı unsurlarını
devirip yendikten sonra o ülkeyi feth ettiğini veya o ülkeyi içerden
felakete,iç savaşa götürdüğünün canlı,yaşanmış YÜZYILLIK bilançosunu kısa
verdim,konu çok içinde onun için kısa ve derin istihbari bilgi buradan veremiyorum,bu
yüzden özür dilerim.
Yazımı bitirmeden evvel
değerli emniyet istihbaratının kurucularından emekli emniyet müdürü sayın ERGUN
GÖKDENİZ beyin 1951 yılında kurulan ABD ile ilgili ÖZEL BÜRO faliyetlerini
açıklarken,bir söylemi oldu,duayen GÖKDENİZİN bunların büyük hedefi
IRAK,SURİYE,İRAN ve TÜRKİYEYİ içine alıcak KÜRT DEVLETİNİ kurmak……..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
28 Ekim 2013 Pazartesi
GLADİO KISKACINDA TÜRK İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ,DERİN DEVLET…..!
1945 Yılında ikinci
dünya harbinin bitmesi ile galip devletlerin kamuoyunun malumu bir yaptıkları
anlaşma ile bilgi olduğu gibi TÜRKİYE ,SOVYET RUSYA karşısında yer alıcak
müttefik devletler tarafında kaldı,onun içindirki hep STALİNİN KARSI VE
BOĞAZLARI istemesi senaryosu aslında galip AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ile
İNGİLTERENİN savaşın galibi ortakları SOVYETLER birliği ile yaptıkları bir
anlaşma neticesi idi,yıllarca TÜRK toplumunu bu KARS,ARDAHAN ve BOĞAZLAR konusu
ile uyutuldu,bunun akabinde türkiye 1946 yılında çoklu ilk demokrasi arayışı
için sandığa gitti ve aynı sene 1946 yılında AMERİKAN DONANMASININ ana
kuruvazörlerinden MİSSORUİ zırhlısı İSTANBULA gelerek dönemin türk whashington
büyükelçisinin naaşını getirerek türk toplumunda SOVYETLERE karşı yanınızdayız
mesajı verildi,ama o esnada ülkemizde artık suyun altında bir ABD yeraltı
çalışması yapılıyor bunlar CUMHURİYET kurulduğundan beri her adımda MASONİK
yapının izlerini görürüz zaten 1947 yılında tamami ile ABD ve burdaki devletin
yürütme gücü ile yeni oluşturulacak bir paktın askeri ve siyasi ortak
çalışmalarının THINK TANK faliyeti yürütülüyor,şimdiye kadar Osmanlıdan beri
yerleşik olan TSK ordudaki alman etkisi ve ALMAN talimatnameleri ve
teçhizatının değiştirilmesi düşünülmekte çünkü ABD bu 2. Dünya harbi esnasında
envanetindeki şişmiş çok fazla üretimi olan teçhizatı müttefik konumuna getirip
uydu devlet konumundaki olucak ülkelere dağıtıcak,onlardan biride türkiye.
Tabi milli mücadele
esnasında TEŞKİLATI –MAHSUSADAN milli mücadele kuvvetlerine gelen ve istiklala
harbi ile beraber kurulan CUMHURİYETİN ilk istihbarat örgütüde hala iptidai
türkiye şartlarında hafiye teşkilatı konumunda çalışan dışarıya kapalı özellikle
rejimin bekçiliğini yapan bir durumda ülkemiz sınırları içinde en teçhiz
edilmiş kuvvet askerler olduğu için tamamen askerin insiyatifinde olan teknik
olarak çok iptidai olan bir istihbarat örgütümüz var,ve hiçbir yasası olmayan
kanun ve nizamnameye bağlı olmayan bir kurum.
1949 geldiğimizde artık
NATO kurulmuş burdada bu pakta girecek olan TÜRKİYENİN kadrolarıda
oluşturuluyor,bu kadrolar özellikle türkiyede çok az olan yabancı lisan bilen
fiziği batı normlarına uygun,ailevi durumu ağırlıklı batı kültürüne yatkın
gençler subay,astsubay çok nadir ve yedek subay kadrolarından aranıyor,tabi
bundan en büyük görevi dönemin istihbarat örgütünün çalışması var,birde yapının
temelini oluşturacak hariciye ve diğer sivil bakanlıklardaki kişiler yine bu
şartlara haiz aranarak istihbarat örgütü tarafından tespit edilip angaje yoluna
gidiliyor.
Burda tabi efsane ALMAN
gestapo ve SS kurucularından RAIHNARD
GEHLEN ve WALTER BLUE gibi ABD müttefik tarafına geçmiş NAZİ İSTİHBARAT
yöneticileri ikinci dünya harbi içindeki ilişkişkilerden tanıdıkları ALBAY FUAT
DOĞU(eski MİT müsteşarı)ALBAY REMZİ ÇAKIMLI(GENELKURMAY İSTİHBARAT DAİRESİ
yönetim subayı) gibi personel tekrar ABD saflarında buluşarak NAZİLERDEN kalan
ülkemizdeki alman saha ajanlarını ve istihbarat varlığını yerel olan ABD ve
NATO için dizayn ediyorlar,ama hala bir istihbarat örgütü için çok büyük
atılmış bir adım yok.
Yıl 1950 ye geldiğinde
DP iktidarı ile ülkemizde kalkınma hamlesi her koldan başlarken aynı anda KORE
savaşının patlak vermesi ile anlaşmalarla o alana gönderdiğimiz BM(BİRLEŞMİŞ
MİLLETLER) gücü için TÜRK TUGAYIMIZIN gidip orda savaşması ve büyük bir başarı
adlendirilerek dünya basınında prokobanda yapılması ile 1952 yılında ülkemiz
NATO ya dahil oluyor aynı yıl AVRUPA KONSEYİ anlaşması ile bu örgütlenmeye
angaje oluyor,ve 1949 arayıp angaje ettiği tüm personeli NATO içinde TÜRKİYEDE kurulan dairelere yerleştiriliyor.
Bunlardan en çok
konuşulan dedikodusu olan SEFERBERLİK TETKİK KURULU(ÖZEL HARP
DAİRESİ)çalışmalarına başlıyor ve ilk kafileler halinde subay
astsubay,yedeksubaylar ABD ve AVRUPADAKİ oluşturulan karargahlarda eğitime
tutuluyor,aynı zamanda AVRUPA ve AMERİKADA 1955 YILINA kadar bazı tatbikatlar
ortak NATONUN diğer ülkelerinin askeri yapısı ile yapılıp gerçekleşiyor hatta
rivayet odurki AVRUPADA bazı kirli operasyonlarda o yıllarda TÜRK VE MUADİLİ
ORTAK ülkelerle yapıldığı söyleniyor.
1955 geldiğimizde türk
milli emniyet teşkilatı(MİT)teknik bakımdan demokrat parti iktidarının
getirdiği nimetlerden yararlanmış ABD tarafından ödeneklerle beslenen ABD
ANKARA başta ve diğer tüm stratejik şehirlerde MİT ile ortak kurdukları
SAFEHAUSE(GÜVENLİ EV,KARARGAH)devam ediyor ve muazzam bir Amerikan yakınlaşması
ve yine ABD parası ile donatılıyor bazı sorunlar zaman içinde olsada olaylar bu
şekilde cereyan ederken 1955 6-7 eylül hadiseleri ile çıkan yağma hareketinden
sonra seferberlik tetkik kurulu artık sivil yapılanmasını ülkenin her
santiminde kendine bağlı bir yapılanma
kurmaya başlıyor bu sanayiden, ticarete,sanattan,spora fakat stratejik
tüm konumlara özellikle kilit noktaları tutacak yerlere MASONİK yapıyı
yerleştiriyor bu MİLLİ EMNİYET ve EMNİYET içindede aynı şekilde oluyor bu
personelde guruplar halinde batıya götürülerek NATO standartlarında eğitime
tabi tutuluyor.
Bütün bunlar olurken
değişen siyaset rüzgarı ile TSK içinde bir cunta faaliyetinin
oluşması(sebeblerini geçmiyorum)yıl 1959 tarihine geldiğinde ülkedeki
çalkalanma suni olarak yaratılırken MERHUM BAŞBAKANIN girişimleri ile ekonomik
özgürlük sağlamak ve yeni bir güvenli pakta dayanarak BAĞIMSIZ bir ekonomik
TÜRKİYE kurmak için SSCB(SOVYETLER BİRLİĞİ)ile ilişki içinde olunca
ingilterenin beyin olarak başı çektiği GLADİO yapılanması 1960 darbesini
gerçekleştiriyor CUNTA subayları ile ve bir çok ordu mensubu,MİLLİ EMNİYET
yöneticisi ve siyasetçi bürokratı tutuklayıp zor günlere sokuyorlar ve malumu
mahkeme denmiycek bir kurgu ile türkiyenin başbakanı,maliye bakanı ve dış
işleri bakanını asıyorlar sebebide bir daha ülke içinde SOVYETLERE
yaklaşabilecek siyasetçilere korku vermek ve bu korku ile türkiyeyi bir müstemleke
ülkesi gibi GLADİO yaya yönettirmek.
Bu arada TSK 4000 subay
astsubay tasviye oluyor,MİLLİ EMNİYETTE ve EMNİYET teşkilatında,bir çok insan
yine görevinden atılıyor bu esnada ilk 1961 anayasası ile istihbarat hizmetleri
bir kanunla TBMM de bir yasal düzenlemeye gidiliyor,bu zaman zarfında MİLLİ
EMNİYET çalışanları daha evvel hiçbir resmi kurum olmadığı için birbirlerini
hücreler halinde beyan ederek ilk resmi kadro tutanakları ve arşivleri
tutulmaya başlanıyor
Milli emniyet ve
EMNİYET içinde yapılanan seferberlik tetkik kurulu personelide ağırlıklı
çeşitli yine cunta faaliyetlerini takip,çeşitli sol,aşırı sağ, kürtçülük
konularında takip ve çalışma yaparken dış istihbarat ve espiyonaj ve
kontrepiyonaj faaliyetlerinde SOVYET RUSYA ve VARŞOVA PAKTI ülkelerine
odaklanıyor.
1965 geldiğimizde ilk
TBMM anayasasından çok geniş kapsamlı DEVLET İSTİHBARAT HİZMETLERİ kanunu
çıkıyor,1963 yılındaki KIBRISTAKİ KANLI NOEL hadiseleri ike toplumda hat safada
öne çıkan KIBRIS davası için MİT ve STK çok özel çalışmalar yapılıyor,MİT
özellikle hasım gördüğü YUNAN devletine karşı istihbarat faaliyetini artırarak
devam ediyor,1969 yılına gelindiğinde kalkınma hızını çok yüksek yakalamış
TÜRKİYE KIBRIS çıkartması için hazırlanan TSK ve KIBRIS TMT(TÜRK MÜCAHİT
TEŞKİLATI) için yine ambargo altında gizli tutulan türk ordusu ve Kıbrıs
mücahit teşkilatı için bazı malzemeleri el altından satın alarak bunların bir
kısmını ADAYA bir kısmınıda çıkartma yapacak ana unsurları desteklemek için
örtülü yollardan intikal ettiriyor.
Özellikle STK ve MİT
adada ve yunanistanda 1969 ve 1974 yılları arasında yoğunlaşarak muazzam bir
istihbarat çalışması yapıyor(başarılı,başarısız) ve beklenen son 20 temmuz 1974
sonlanıyor ve adaya TSK başarılı sayılan bir çıkartma yaparak KIBRIS adasını
türk ve rum kesimi olarak bölücek şekilde bugün önümüzdeki Kıbrıs haritasındaki
sınır hattını alıyor.
Tabi özellikle 1974
sonra başta ABD olmak üzere batı türkiyeye muazzam bir ambargo uygularken
ülkemiz içinde dış ve iç kaynaklı terör hareketi başlıyor,tabi buna dayalı
organize şuç örgütleri adeta ülkemizi parselliyor bir yandan uyuşturucu
sevkiyatı gerçekleşirken öbür yandan ülkeye silah dahil akla gelecek herşey
kaçak geliyor.
Burda POLİSİMİZİN çok
zayıf ve ideolojik ikiye bölünmesi sağ ve sol franksiyon olarak MİT içindede
her zaman devam eden hizipleşme çeşitli halka karşı 1977 yılında darbe kalkışması
ve KONTGERİLLA operasyonlarına dönüyor,ve kanlı eylemler yapılıyor bunların
arkasındaki yönetici güç NATO eksenli yapı,buna 1 mayıs 1977 taksim katliamını
baş örnek veririz,arkasından MİT tarihinde ilk defa müttefiki olan bir ÜLKE ABD
ajanları ile kendi istihbarat daire başkanını yakalıyor,casusluktan bu NATO ile
ilşkileri iyce geriyor,bu operasyonu yapan KAHRAMAN MİT mensublarından bazıları
ilerki yıllarda bu güçlerin intikam duygularından kalleşçene çeşitli şekillerde
öldürülmüşlerdir.
Netice itibari ile
1977,1978,1979 gelen yıllarda artan terör hareketine bağlı 1979 RUSLARIN
AFGANİSTANI işgali ve İRANDAKİ HUMEYNİ rejiminin iktidarı devrimle ele geçirip
ŞAHI ve kırallığı devrilmesi bu sefer MİT ve TSK çeşitli oyunlar yüklüyor fakat
bu oyunların hepsini yöneten CİA ve MI6 bu operasyonları ilerki yazılarımda tek
tek sizlere hiç bilinmeyen yönlerini açıcam bu arada APO cular diye herkesin
güneydoğuda kuruldu diye bilinen terör çetesi aslında ANKARADA ve İSTANBULDA
1977 yılında faaliyetlerine başlayıp sonra güneydoğu bölgesinde feodal kesime
ve diğer kürt realitesi için kurulmuş yapılara karşı eyleme giriyor,dışardada
ASALA(ermeni kurtuluş ordusu)dış işleri bakanlığımız personeline karşı acımasız
suikastlerini devam ettiriyor.
Bu süreçte 1980 12
eylül ihtilali gerçekleşiyor,bundan sonra askerler her yere el koyarak ağır bir
faşit eylemlere girişiyorlar halkımız karşı,bu arada yine bazı MİT yöneticileri
istifa ediyor askerlerin bu faaliyetlerinden dolayı ABD her türlü siyasi ve
askeri gücü ile ülkemizde faaliyetlerini ve istediği siyaseti götürüyor,bu ANAP
gelene kadar devam ederken merhum TURGUT ÖZALLA ülkemiz yeniden demokrasi çerçevesinde
yaşama ayak uydurduğu günlerde MİT ve TSK yeni bir yapılanma teçhizatlanma
oluyor,burda özellikle 1977 yapılandırılmaya başlayan emniyet genel Müdürlüğü istihbaratı
kuvvetlendirlip daha sonra yasallaştırılarak daire başkanlığı oluyor emniyet
genel müdürlüğü SİYASİ işler DAİRE başkanlığı TEM terörle mücadele daire
başkanlığı oluyor yıl 1986 ilk daire başkanı sayın METE ALTAN atanıyor İstanbul
siyasi şube müdürlüğünden.
Aynı zamanda artan 1984
yılından sonraki PKK terör harekatı için polis içinde bir özel harekat kursu
açılıyor ilk bir heyecanla 30,40 civarında ÖHD (ÖZEL HARP DAİRESİ,,TSK)
tarafından yollanan KURS hocaları yarbay korkut eken başkanlığında eğitilip
EMNİYET genel müdürlüğünde tahsis ediliyor.
Mit daha sonra şehit
düşürülen rahmetlik HİRAM ABBAS MİT hem içinde hem seferberlik yapsında yeni
bir oluşum hareketi başlatıyor özellikle bugün geldiğimiz PKK sorunun çok iyi ne
olduğunu bildiği için merhum TURGUT ÖZAL büyük destekte vermesi,bazı
uluslararası güçleri rahatsız ediyor ülkemizdeki bu gelişmeler önce ŞEHİT HİRAM
bey ve arkadaşlarını MİT tasviye ediyorlar,sonrada bu tasviyeyi
gerçekleştirenler 1988 yılında açık bir suikast ile merhum TURGUT ÖZALI
öldürmeye kalkıyorlar.
Bu şekilde uluslararası GLADİO nun güçleri ile çarpışan
bir avuç insan yıl 1990 gelmesi ile dağılmaya başlayan VARŞOVA PAKTI ile birlikte
konsept değişikliğine giden GLADİO güçlerince tertiplenek hem kurumların
içinden hemde dışardan desteklenen taşoron terör örgütlerimizle emniyet,mit ve
tsk kurumlarımızın önemli deneyim kazanmış personelini nokta eylemlerle şehit
ederek türkiyede GLADİONUN yeni iç düzeni şekillendirme taktiğine gitti.Bunun
sonucunda 26 eylül 1990 günü MİT eski müsteşar yardımcısı hiram abbas evini
önünde şehit edildi,buna şehit FERDİ TAMER ve emekli generallerimiz ve emniyet
müdürlerimiz ile devam etti tabi hiç bilinmeyen birde yardımcı
ajan,haberelamanı,irtibat görevlisi,muhbir bir çok kimsede bu kervana katıldı.
Artan güneydoğu ve
içerdeki terör hareketlerine karşı bilinçli zayıf düşürülen güvenlik
güçleri GLADİO nun bazı siyasi ve askeri
üst yapısı ile PARAMİLİTER yapıları öne çıkarmaya başlamışlardı bu alışkanlık
1977 sonunda kurulan TİT(TÜRK İNTİKAM TUGAYI) konseptinden gelen bir
alışkanlıktı çünkü derin idarede yine 1977 bunu kuranlar egemendi.
1992 yılına girildiğinde
siyasi yapı ilk defa MİT başına bir sivil atamışlardı sayın SÖNMEZ KÖKSAL dış
işlerinden gelme büyükelçi rütbesinde kurumda yeni bir çalışma başlatıldı o
arada yıl 1993 oldu kanlı suikatler herkesime devam ederken,terör sonlandırılma
aşamasına getirilmiş durumdayken TURGUT ÖZAL,UĞUR MUMCU EŞREF BİTLİS,CEM
ERSEVER,MADIMAK,BAŞBAĞLAR,BİNGÖLDE 33 erin öldürülmesi ile aksine iyice
zıvanadan çıkyor ilerki yıllarda çıktığında görüceksiniz APO nun
anlatımlarından burda nasıl barış sürecinin baltalanıp kendisininde başında
olduğu yapıya egemen olmayıp sadece olayı iki tarafınıda GLADİONUN yönettiğini.
Bu olaylar olurken bir
yerdende SEFERBERLİK TETKİK KURULU iç ve dış hadiselere karşı tarihinde
görülmemiş bir hazırlığa başlıyor,yine gizli ambargoları delmek için çeşitli
çareler aranıyor,1994 girdiğimizde MİT sayın MEHMET EYMÜR dönüyor ÖZEL
İSTİHBARAT ve arkasından KONTRTERÖR dairesini kurup teçhiz ederek büyük
görevlere başlıyor bir yandan malumu emniyet genel müdürlüğünde kurulan yine
kontrgerillanın uzantısı bir yapı bunun başına özel harp uzmanı korkut eken
atanıyor,jandarma (jit ve bazen adı jitem)olan unsurlarla,TSK ilgili tüm
unsurlar ve özellikle bölgedeki BÜYÜK AŞİRETLERDENN şeçilen korucularla büyük
bir mücadeleye giriliyor ırak derinliklerinde MURAT,ÇELİK,BALYOZ kod adlı
operasyonlar aynı zamanda bölücü başına suriyede GAYRİNİZAMİ harp taktikleri
ile bazı operasyonlar yapılıyor,başarısız olunmasında birinci içimizdeki
hainler ikincisi şansızlık faktörü,bu arada balkanlarda ve
çeçenistanda,azarbeycanda bulunanan paramiliter yapılarda içerde dönemin
siyasetinden ve yapısından dolayı kullanılıyor,o arada dost,düşman ülke
faliyetleride maalesef birbirine karışmış adeta bir santranç oynar gibi herkes
birbiri ile mücadele içinde oluyor,uyuşturucu,silah parası kumar yolu ile
beyazlatılıyor GLADİO parasını kazanırken kontrgerilla faliyeti ilede kendi
korku düzenini götürüyor.
1996 yılına
geldiğimizde asgariye indirilmiş bir PKK hareketi teröristler şaşkınlık içinde
ne oluyorsa rüzgarlar değişiyor 28 şubat hadisesi arkasından gelen suikastler
ve 3 kasım 1996 da olan trafik kazası SUSURLUK öne sürülerek bir askeri CUNTA yapısı oluşturularak ülkede siyasi
baskı muhafazakar milliyetçi kesime uygulanarak büyük bir EKONOMİK hortum ve
devlet düzeninde yabancı güçlerin en gizli ve kozmik yerlere sızmasına müsaade edilmiş
dönemin BAŞBAKANININ giremediği yerlere yabancılar eğitim ve kurs adı altında
sokulmuştur.
1998 geldiğimizde bazı
entirikalarla bazı gizli anlaşmalar yapılarak APO SURİYEDEN çıkarılmış 1999
şubatında ABD ve İSRAİLİN yaptığı bir örtülü operasyonla bize teslim edilmiş
aslında bir planın dahlinde TUZAK olarak verilen BÖLÜCÜ BAŞI ile yürütülen
baskı ve ülkemizi kıskaca alıcak yeni bir uluslararası operasyonun başlangıç
startı verilmiş kesinlikle dönemin MİT MÜSTEŞARININ 1998 de yaptığı ABD lilerle
asmıycağız anlaşmasına uyulmuş böyle bir anlaşmadan dönemin HÜKÜMET
yetkililerinin bile haberi olmamış.
2000 yılı başına
geldiğimizde TSK yine bir yeni cunta faliyeti başlamış,asgariye düşen terör bu
anda silahlı mücadeleyi askıya almış,2000 2003 arası hazırlanan ASKERİ CUNTA
bir türlü dış desteği ve ekonomik gücü elde edemeyip dünya konjöktürüne kendini
kabul ettiremeyip DARBEYİ gerçekleştiremeyince kirli hareket dediğimiz gayrinizami
harp taktiklerine başlamış ve bunları uygulamış,AK parti iktidarı şeçimlerde
muaffak olunca ve iktidarı iyice götürünce yeniden BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ faaliyetine
geçmiş kanlı eylemler yapılırken içerde taşoron gayrinizami kontgerilla faaliyetleri
uygulanıp HIRAN DİNK,DANIŞTAY gibi büyük eylemler yapılmış,2007 şeçimlerini
daha kuvvetli kazanan AK parti hükümeti ERGENEKON OPERASYONUNA başlayarak ilk
defa türkiye tarihinde çok önemli ASKER şahısları tutuklamış,arkasından BALYOZ
ve benzer davalarla CUNTA faaliyetlerini yapanları ilk defa HUKUKUN KARŞISINA
çıkarmış hala büyük eksiklikle ERGENEKON yani GLADİO örgütünün daha büyük
kanadına darbe vuramamışlar,ERGENEKON (GLADİO) ÖRGÜTÜNÜN basın,ekonomi,dış
dünya,MİT ve ilgili KOZMİK istihbarat gücüne dokunulamamış,bu dokunulamama
esnasında GLADİO ak parti hükümetinin gözünü korkutmak için 2013 yılına kadar
çeşitli provakatif eylem şabotaj,gibi olayları gerçekleştirip GESİ olayı hadiseleri
gibi TOPLUMDA kalkışma yapmak için ve DEMOKRASİYİ bir şekilde askıya almak için
büyük mücadele vermiş ŞANTAJ olaylarını yabancı istihbarat örgütlerinin gücünü
kullanarak çeşitli gizli kozmik operasyonları yapmışlardır.
Sizlere bu yazımın
başlangıcından bugüne yani 2013 kadar olan süreçte zaman zaman gerçek
yaşanmışlarla bu olayların içindekileri ince ayrıntıları ile resmedicemki
heyecanlanın.
HEPİNİZE TEŞEKKÜR
EDER,SAYGILARIMI SUNARIM,HEPİNİZDEN BENİ OKUYUP İZLEDİĞİNİZ İÇİN ALLAH
YARDIMCINIZ OLSUN MUTLULUKLAR VE HUZUR DİLERİM……..!
Z E K İ A R S L A N…
SARAH SİERA CİNAYETİ:OKEY
Sevgili okuyucularım aslında bu yazıcaklarımı 3.02.2013 tarihinde eskiz notlarını önemli bir gazeteci ile paylaşmışım.
Bir kaç gün evvel STV kanalında ve ona bağlı yayın kuruluşlarında toprağı bol olsun sarah sierranın SİVAS a götürülüp sorgulandıktan sonra öldürüldüğünü okudum,sanık ziya tasalınında mahkemede tutarsız bazı ifadeler verdiğine dikkat çekmiş,eski notlarımızdan ve tecrübelerimizden sizlere kurgu ne olabileceğini STV yayınının muhtemelen doğru bir haber olduğunu yazmaya çalışıcam.
Sarah siera yaklaşık OCAK ayları içinde ülkemize giriş yapıyor tarlabaşında hostel tabir ettiğimiz ucuz turistlerin kaldığı pekde bazı saatlerde güvenli bir yer olmayan tarlabaşında bir kiralık yere yerleşiyor,burda kaldıktan bir müddet sonra HOLLANDA ve ALMANYAYA gidip yine aynı istikamette geri istanbula döndükten sonra cankurtaranda sahilde kayboluyor.
Türkiye ayağa kalkıyor netice itibari ile bir ABD vatandaşı emniyet teşkilatı ciddi bir çalışma başlatıyor,ciddi bir görgü tanığı bayan kaybolma hadisesinden dört gün sonra SİERA yı gece 11 sularında bir araçtan indirilirken gördüğünü söylüyor fakat görgü tanığının söylediği tarihten 10 gün sonra ancak aynı yere yakın bir yerde bulunuyor ve katil şüphelisi teşhis ediliyor fakat katil şüphelisi meczub diye geçen sanık ZİYA TASALI yakalanamayıp SURİYEYE kaçtığı tespit olunuyor aylar sonra sınırdan girerken yakalanıyor ve şu anda mahkeme safatı devam ediyor.
NİYE VE NEDEN BU ACI KANLI HADİSE GERÇEKLEŞTİ...........?
Dünyamızda ve ülkemizde bazı hiristiyan batı tarihinden gelen TARİKATLAR vardır,bunlardan biride çok güçlü olan GÜL ve HAÇ kardeşliği diye bildiğimiz örgütlenmedir.Mason localarının içindeki gayrimüslümlerden oluşan dünyada çok güçlü bir yapıdır,VATİKAN bağlantılıdır.
Bizdede bu örgüt özellikle devlet güvenliğimizi sağlayan kurumlarla ve SEFERBERLİK TETKİK KURULU ile çok yakın ilişkisi olan ülkemizin batı dünyasındaki sıkıntılarını bazen onların gücü ve dünya siyaseti kullanarak devletimizin kozmik istihbarat güçleri için bazı meseleleri hallettiği için ilşkileri çok yakın ve kuvvetlidir.
Muhtemelen 2012 yılında ABD bir din adamı hüviyetindeki derin yapılanma ülkemiz içinden belirli tüm yapıları atlatarak önemli bir bilgiye ulaşmak istediler bunun onlar için gizemli bir bilgi olması gerekli,onun içinde tamamen bir amatör yapının direk ABD kullanabileceği bir insan olarak SARAH SİERA yı şeçtiler ve onu ikna ederek bu işe angaje ettiler ve kontrolüde direk ABD den yöneterek burda bazı bilgiye ulaşabileceği kimselere dikkat çekmeden SİERA yı sürmek istediler,fakat burdaki yapı çok kuvvetli olduğu için bir zamandan sonra hadiseyi fark etti ve dışardaki yapının neyin peşinde olduğunu anlayarak kendine savunma hazırlamak için ve olayı kanlı sonlandırıp karşı tarafa gizli mesaj vermek için hazırlığa başladı SENARYO kurmaya hazırlandılar.
Merhum eski CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN CELAL BAYAR beyi idamdan kurtaranların GÜL ve HAÇ kardeşliği olduğu söylenir onların girişimi ile VATİKAN dönemin PAPA sının mektubu ile 1960 ihtilali yapan CUNTANIN MERHUM CELAL BAYAR beyi asmaktan vazgeçtiği bir rivayet değil gerçek kabul edilir.
Dikkat ederseniz SİERA hadisesi olduğunda eski papa tarihinde olmuycak şekilde istifa etti SİERRA hadisesi vuku bulduğunda YENİ PAPA şeçmekle uğraşılıyordu.
Aynı anda MURAT NAZARYAN isimli bir ermeni vatandaşımızda samatya ve kocamustafapaşa,kumkapı gibi yerlerde bazı yaşlı ermeni vatandaşlarımıza saldırarak öldürüyor ve ağar yaralıyor uzun zaman takip eden bu kara maskeli nazaryanı tamda SİERRA hadisesinin olduğu dönemde aydınlatıp yakalıyor emniyet teşkilatımız.Nazaryanı tanıyan yakın çevresi şaşırıyor çünkü çevresinde sakin böyle bir olayları yapmıycak bir tip olarak geçiyor,yakın tanıdıklarımda aynı bilgiyi bizzat bana verdi.
Tam bu olaylar sırasında şeçilen MART ayı içinde ARJANTİN kilisesinin ruhani görevlisi bilinen YENİ PAPA özellikle ERMENİ meselesi konusunda çok hassas ve duyarlı bir kişilik.
Bilindiği gibi ARJANTİNDE önemli bir ermeni kitlesi yaşıyor ve çokta burdan göçen ermeni vatandaşımız var...
SARAH SİERRANIN son tren raylarında alınan görüntüsü,SİERRANIN bir gizli yere götürülüp bilgilendirilmesi için yapılmış bir senaryo için kandırıldığını,ZİYA TASALI gibi kişilerin her zaman lazım olabilecekleri bu tip hadiselerde piyon olarak örtülecek hadiselere RESİM olarak koyulabilecek olması için bunları bu GÜL ve HAÇ biraderlerinin kontrolünde olan bazı vakıf ve hastanelerde bakılıp beslendiği günü gelen bu tip hadiselerde şuçları yüklenmeleri açısından buralarda barındırılıp ama aynı zamanda sokaklarda yaşatıldıklarının uzun istihbarat çalışmalarımız yıllarında öğrendik.
Zaten sanık ZİYA TASALI nın uzun zaman adeta RAMBO gibi yakalanamaması ve suriyeye geçen meczup birinin orda iç savaşada katıldım demesi belirli büyük güçlerin anlayan başka merkezlere ister yiyin için ister GARGARA yapın ARGO anlamda mesaj vermeleri demek.
Muhtemelen değil tamamen SARAH SİERRA sorgulanmış ve öldürülmeden evvel KOZMİK ÇOK GİZLİ hangi bilginin ve kişilerin şahsi bilgisinin peşinde olduğu öğrenilmiş.
Dikkat çekicek bir diğer unsurda VATİKANIN 1983 yılından beri temsilciliğini yapan peder MAROVİCH 2007 yılında trenin altına ROMADA atılmış ağar yaralı kurtulmuş ve uzun zaman bakıma muhtaç yaşayarak bir kaç yıl evvel ermeni vakfına ait bir huzurevinde hayatını kaybetmiş peder MAROVİCH ülkemizdeki bu uzun çalışması esnasında yakın arkadaşlarından biride merhum ÜZEYİR GARİH idi tabi özellikle MAROVİCH ilişkileri dikkate alınırsa kamuoyunca SİERRA konusunda bir aydınlıkta gözükebilir...
Bir annenin bu şekilde hayatını kaybetmesi acı bir şey ne olursa olsun,onun için bazı şeyleri hatırlatmakta fayda görüyorum,işimizin insanlık yararına işler olmasını diliyorum.
2015 yılında ermeni soykırımı diye ülkemize baskı unsuru olarak kullanılan bu hadisenin 100.yılında neleri yine örtü olarak kullananlar neyle saldırılarını sürdürecekler bunuda konunun ayrı bir tarafı olarak düşünün diye not düşüyorum.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
27 Ekim 2013 Pazar
KEDİYE SUİKAST TEŞEBBÜSÜ…….
Sayın okurlarım bildiğiniz gibi KEDİ çok sevimli bir hayvan
olup türlü marifetleri ve yaramazlıkları vardır,adı üstünde KEDİ…….?
Geçenlerde büyük bir devletin başkanı bir sınıfa giriyor
tahtaya bir KEDİ resmi çizip çıkıyor.
Hatırlarsanız birkaç yıl evvel çok ünlü bir değerli
sanatçımıza KALEŞİNKOFLA bir suikast yapıldı,ALLAH kendisini bize
bağışladı.Buraya nerden gelicem..
16 temmuz 2013 günü ANKARA ÇANKIRI yolu üstünde motorsikletli
genç bir kişi trafik kazası yaparak hakkın
rahmetine kavuşuyor,olay yerine intikal eden güvenlik güçleri ve sağlık
görevlileri gencin üstünden 80.000 avro para bir adet 16 mermi kapasiteli
tabanca,mermileri ile birlikte,bir adet kalaşnikof tüfek ve bu tüfeğe ait 30
mermi,bir adette MİT kartı…
Tabi genç hemen Adapazarı bölgesinde memleketine defnediliyor,ardından
MİT kurumundan bizle herhangi bir ilgisi yok,sahte kart olarak bir açıklama
geliyor.Polis kayıtlarına göre gencin şuç dosyası kabarık en son taksimdeki
RİDDİM bar baskınına katılmış,ve elinde ÇEÇEN mücahitlerin kullandığı bir dövme
olduğu bilgisi basına aksediyor.
Ne kadar enteresanki 13 temmuz günü MİT müsteşar yardımcısı
M.D mahkemede berat etmiş yolsuzluk şuçlamasından.
Daha sonra MİT kurumunu bilenler kurumda 2000 li yılların
ortasında motorlu takip tarassut ekibinin oluşturulduğunu bunların Kafkasya
kökenli olduklarını ve her zaman yine motorlu haber elemanı kullandıklarının
bilgisi bazı dostlardan geliyor…,
Hemen aynı günlerde istanbulda TURESOL HAN kod adlı bir
gazeteci bir lokantada vuruluyor,özellikle bu kişinin 2010 yılında bazı MİT
görevlilerinin olduğu bir şuç şebekesi ve İTO başkanı,CNR fuarcılık sahibi
hanfendi ile çok yakın ilgili haberler yaptığı kamuoyunda MOSSAD ve MİT ten
bazı kişilerle ilşkisi olduğu söylentileri istihbarat dünyasında konuşuluyor.
Tam o esnada DÜZCEDE bir otel inşatında duvar çökmesi sonucu
üç genç ölüyor..
Burdan gelen bazı bilgilerde birincisi GAFFAR OKKAN suikasti
esnasında bir başkomiser ve polis memurunun olay yerine intikal ettiğinde
gördükleri bir TAKIM elbiseli kişi ve yanında kaleşnikof markalı ikinci bir
şahıs ile burun buruna gelmeleri ve
şahıslara bir şey soramadan ayrılmaları fakat polis memurunun teşhis etmesi
şahısları.ŞEHİT OKKAN biliyorsunuz ADAPAZARI HENDEKLİ idi acaba olay yerindeki
polis memurunun gördüğü ve teşhis ettiği şahıs OKKANIN hemşerisi bir MİT
mensubu olabilirmi…?
27 mayıs 2013 tarihinde ANKARADA öldürülen ayrılıkçı ÇEÇEN
devleti BAŞKONSOLOSU rahmetli MEDET ÜNLÜ de bu camialara çok yakın bir isim 1.
ÇEÇEN savaşında çok aktif türk derin yapısı ile çalışmış bir insan,özellikle
MİT Kafkasyalıları iyi tanıyan bir kişi,isim.?
Sonuçta insanın aklına şöyle bir senaryo geliyor MİT
seferberlik yapısı içinde birileri son yıllarda bazı rahatsızlıklarından
dolayı,16 temmuz günü motorlu bir kurye ile üç kişilik bir suikast timine para
ve silah lojistiği sağlıyorlardı bir hem intikam hemdeşuçlarını bilen birisini
ortadan kaldırmak için.
Bu kişinin kod adı KEDİ miydi,busuikasti öğrenen MİT içinden
başka bir gurup ve emniyet içinden bu suikast yapıcak kişileri bir şekilde
önledimi….?
Bu suikastin başarısız olduğuna çok sinirlenen İKİ ÜST DÜZEY
MİT yöneticisi SARIYER BÖREKÇİSİNDE börek yerken aralarında sesiz konuşurken ağbi
bu p….. 2005 yılında öbürleri ile gebertmedik bak başımıza ne işler açtık hep
senin yüzünden dedimi.
O ünlü sanatçımız vurulmadan yarım saat evvel canlı yayında
çok sıkıntılı isim vermeden bir insana serzenişte bulunuyordu,acaba bu insan
kimdi,geçenlerde bir sanatçı arkadaşına çok içerlemiş çünkü vurulma hadisesi
olmadan evvel sağda solda arkadaşının vurulacağını söylüyormuş,basına yansıdı.
Netice itibari ile bu suikast yapılacak KEDİ KOD adlı kişi kimdi……..?
OKUDUĞUNUZ TÜM YAZI SADECE BİR HAYAL MAHSÜLÜDÜR GERÇEKLERLE
ÇOK İLİŞKİSİ OLMASI LAZIMKEN MAALESEF BİR KURGUDUR………?
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN……..
Sayın okurlarım bildiğiniz gibi KEDİ çok sevimli bir hayvan
olup türlü marifetleri ve yaramazlıkları vardır,adı üstünde KEDİ…….?
Geçenlerde büyük bir devletin başkanı bir sınıfa giriyor
tahtaya bir KEDİ resmi çizip çıkıyor.
Hatırlarsanız birkaç yıl evvel çok ünlü bir değerli
sanatçımıza KALEŞİNKOFLA bir suikast yapıldı,ALLAH kendisini bize
bağışladı.Buraya nerden gelicem..
16 temmuz 2013 günü ANKARA ÇANKIRI yolu üstünde motorsikletli
genç bir kişi trafik kazası yaparak hakkın
rahmetine kavuşuyor,olay yerine intikal eden güvenlik güçleri ve sağlık
görevlileri gencin üstünden 80.000 avro para bir adet 16 mermi kapasiteli
tabanca,mermileri ile birlikte,bir adet kalaşnikof tüfek ve bu tüfeğe ait 30
mermi,bir adette MİT kartı…
Tabi genç hemen Adapazarı bölgesinde memleketine defnediliyor,ardından
MİT kurumundan bizle herhangi bir ilgisi yok,sahte kart olarak bir açıklama
geliyor.Polis kayıtlarına göre gencin şuç dosyası kabarık en son taksimdeki
RİDDİM bar baskınına katılmış,ve elinde ÇEÇEN mücahitlerin kullandığı bir dövme
olduğu bilgisi basına aksediyor.
Ne kadar enteresanki 13 temmuz günü MİT müsteşar yardımcısı
M.D mahkemede berat etmiş yolsuzluk şuçlamasından.
Daha sonra MİT kurumunu bilenler kurumda 2000 li yılların
ortasında motorlu takip tarassut ekibinin oluşturulduğunu bunların Kafkasya
kökenli olduklarını ve her zaman yine motorlu haber elemanı kullandıklarının
bilgisi bazı dostlardan geliyor…,
Hemen aynı günlerde istanbulda TURESOL HAN kod adlı bir
gazeteci bir lokantada vuruluyor,özellikle bu kişinin 2010 yılında bazı MİT
görevlilerinin olduğu bir şuç şebekesi ve İTO başkanı,CNR fuarcılık sahibi
hanfendi ile çok yakın ilgili haberler yaptığı kamuoyunda MOSSAD ve MİT ten
bazı kişilerle ilşkisi olduğu söylentileri istihbarat dünyasında konuşuluyor.
Tam o esnada DÜZCEDE bir otel inşatında duvar çökmesi sonucu
üç genç ölüyor..
Burdan gelen bazı bilgilerde birincisi GAFFAR OKKAN suikasti
esnasında bir başkomiser ve polis memurunun olay yerine intikal ettiğinde
gördükleri bir TAKIM elbiseli kişi ve yanında kaleşnikof markalı ikinci bir
şahıs ile burun buruna gelmeleri ve
şahıslara bir şey soramadan ayrılmaları fakat polis memurunun teşhis etmesi
şahısları.ŞEHİT OKKAN biliyorsunuz ADAPAZARI HENDEKLİ idi acaba olay yerindeki
polis memurunun gördüğü ve teşhis ettiği şahıs OKKANIN hemşerisi bir MİT
mensubu olabilirmi…?
27 mayıs 2013 tarihinde ANKARADA öldürülen ayrılıkçı ÇEÇEN
devleti BAŞKONSOLOSU rahmetli MEDET ÜNLÜ de bu camialara çok yakın bir isim 1.
ÇEÇEN savaşında çok aktif türk derin yapısı ile çalışmış bir insan,özellikle
MİT Kafkasyalıları iyi tanıyan bir kişi,isim.?
Sonuçta insanın aklına şöyle bir senaryo geliyor MİT
seferberlik yapısı içinde birileri son yıllarda bazı rahatsızlıklarından
dolayı,16 temmuz günü motorlu bir kurye ile üç kişilik bir suikast timine para
ve silah lojistiği sağlıyorlardı bir hem intikam hemdeşuçlarını bilen birisini
ortadan kaldırmak için.
Bu kişinin kod adı KEDİ miydi,busuikasti öğrenen MİT içinden
başka bir gurup ve emniyet içinden bu suikast yapıcak kişileri bir şekilde
önledimi….?
Bu suikastin başarısız olduğuna çok sinirlenen İKİ ÜST DÜZEY
MİT yöneticisi SARIYER BÖREKÇİSİNDE börek yerken aralarında sesiz konuşurken ağbi
bu p….. 2005 yılında öbürleri ile gebertmedik bak başımıza ne işler açtık hep
senin yüzünden dedimi.
O ünlü sanatçımız vurulmadan yarım saat evvel canlı yayında
çok sıkıntılı isim vermeden bir insana serzenişte bulunuyordu,acaba bu insan
kimdi,geçenlerde bir sanatçı arkadaşına çok içerlemiş çünkü vurulma hadisesi
olmadan evvel sağda solda arkadaşının vurulacağını söylüyormuş,basına yansıdı.
Netice itibari ile bu suikast yapılacak KEDİ KOD adlı kişi kimdi……..?
OKUDUĞUNUZ TÜM YAZI SADECE BİR HAYAL MAHSÜLÜDÜR GERÇEKLERLE
ÇOK İLİŞKİSİ OLMASI LAZIMKEN MAALESEF BİR KURGUDUR………?
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN……..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
01.01.2022 A...
-
Sevgili takipçilerim bugün önemli bir gün 20 temmuz 1974 KIBRIS BARIŞ harekatının 41. Yılı. İlk önce harekatı...
-
Sevgili dostlarım mutlu ve pırıltılı bir Pazar günü geçirmenizi dilerim.. Önce yoğun ilgi ve alakanız...




