23 Kasım 2018 Cuma

İSA ile GELENLER-2


                                    

Sevgili takipçilerim hayırlı cumalar ve mutlu,huzurlu,eğlenceli bir haftasonu geçirmenizi dilerim.
İsa ile gelenler yazımın ikinci bölümü ile devam ediyorum.
Dostlarım bir tür şuç yapılanması vardır,bunların sınıfı DOKUNULMAZLARIN organize ettiği,bunu kendilerinin istediği şekilde yönettiği ve bu tip şuçlara DEVLET OPERASYONU adını bile verecek tarihi yapılar vardır ve bunların başlangıç ve gelişimleri bulundukları devletleri bile uçuruma,yok olmaya götürecek cinstendir.

Çünkü suç işlendikçe,onun üstünden ülkenin gizli gündemi ve stratejisi bir ray hattına sokulduğunda devasa içinden çıkılamıyacak bir hadiseye dönüşür ve organizma en yüksek yerlere bu sistem ile taşınır…
Evet başlıyalım yakışıklı BAŞKOMİSERİMİZ içeri girdi ve bankodaki hanıma biletin cezasını ödeyerek iptal ettirmek istediğini beyan etti.
Sordum hayırdır başkomiserim seyehatten niye vazgeçtiniz.Güldü,ben gitmeyecektim ordan gelecek bir bayan arkadaşıma bu bileti almıştım:)
Başkomiserim isminiz nedir buyrum bir çay ikram edeyim diye teklif ettim,güldü hafif çay içmem dedi.(ORGİNAL)

Ne ikram edeyim SICAK ÇUKULATA dedi,tamam dedim arkadaşlara söyledim yan kafeteryadan ısmarlasınlar.
Buyrun odama geçelim dedim,geçtik sıcak çukulata geldi yanına bir bardak su vermek için makinaya gittiğimde hemen ayağa kalktı arkamdan suyu doldururken kontrol etti beni,bu hareketi ile notumu verdim.Bu arkadaş POLİS ama vazifesi polislik değil..!!

Buralarda napıyorsunuz başkomiserim isminiz ne diye sorduğumda cevabı şu oldu.
Adım İSA TAŞPINAR daha evvel Beyoğlu emniyet müdürlüğünde görev yaptım deyince,tarihte verince bir anda hafızam beni doğruladı şahsı tanıdım.

1997 yılında önemli bir paşamızla görüşeceğim gün akşam saatlerinde onun akabilinde öğleden sonra belirli polislerin anlamsız bir hareketleri ile ciddi hadise çıkarmış, Beyoğlu emniyetine giderken İSTANBUL MİT BÖLGE başkanlığı emniyeti aramıştı.Emniyetten içeri girerken emniyet müdürü bizi karşılamış bu arkadaşta merdivenlerden inerken sivil kıyafetlerle bana göz kırpmıştı,HATIRLADIM…
Buralarda ne işin var İSA komiserim dedim.Ben Diyarbakır şehit ALİŞAN karakolunun şu anda amiriyim.
Burda ne işin var dedim,sevmiyorum polisliği dedi.Polis gördüğüm zaman KIRMIZI görmüş gibi oluyorum dedi:)
Hadi burdan yak..

Altı ay ücretsiz izin aldım,işlerim var istanbulda onları hallediyorum dedi.
Artık o günlerde arada bir uğruyor,kısa sohbet ediyoruz hemen yanımızda bizim teknik takipin çok kullandığı bir bina var dikkat ediyorum birkaç adamla devamlı o binada takılıyor.
Emniyet amiri HİKMET bey geldi,anlattım durumu güldü bizdede bir bulgu yok bir huzursuz durum yok bölgede bunların vardır bir işleri dedi,önemsemedi.
O aralar yine İSA geliyor sohbet ediyoruz ailesinden bahsediyor,küçük oğlunun bir gözünde sorun olduğunu ameliyat olucağını anlatıyor.
Bir gün eşi hanfendi ve oğluyla bizim orda bir pizzacıda gördüm aileye baktığında çok yüksek seviyede kaliteli bir aile eşi hanfendi ve çocuğu ile birbirlerine çok yakışmışlar.

Ama İSA bölgede dört dönüyor zaman zaman zulada bu itirafçı kılıklı adamlarla buluşuyor ve dağılıyorlar.
İsa başkomiserle konuşuyoruz, ben dedi normalde emniyet müdürü olmam gerekirdi iki üç kere sicil aldım bu rütbede kaldım dedi.
Sohbette enteresan olaylar anlattı,ben dedi polis akademisindeyken FETTULLAHÇI değildim,ama onlarlada hiç dalaşmadım aramı açmadım dedi.

İstanbulda şu andaki emniyet müdür muavini NARKOTİKTEN sorumlu TUFAN ERGÜDER yakın arkadaşım,istersen senide tanıştırayım dedi..
Sağol ,lazım olmaz dedim teşekkür ettim ama bu bende birkaç ay evvel aldığım DIŞ istihbaratı doğrular vaziyette.
O günler öyle bir durumdayızki ABD tut RUSYA ya insana dayalı istihbarat akıyor hiç hayra alamet değil.
Bu olaylar birkaç ay içinde gelişen hadiseler bir gün yine kısa sohbet ederken,İSA alaycı bir şekilde bir söz söyledi.
Sizin zamanınız geçti şimdi artık işler değişti dedi?
Ne varmış bizim zamanımızda dedim.
Sizin zamanınızda POLİS yeleklerini giyiyordunuz adamları alıp ormana götürüp kafasına sıkıyordunuz şimdi öyle değil dedi.
İsa bey dedim,biraz ciddileştim şahsımın bu konularla hiç alakası ve iştikali olmadı,bu tip kirli lafları pisikolojik harp ile bana uzun zaman yaptılar ama benim bu tip bir işle veya gurupla beraberliğim hiç olmadı.
Seni geriden birilerinin bu iftiralar ile bilgilendirdiği belli dedim?
Peki sizin zamanınızda nasıl oluyor bu işler dedim:)?

ARAS bey dedi şimdi HUKUKÇULAR senaryo yazıyor,eee dedim.Onlar film senaryosu gibi yapılacak operasyonu hazırlıyorlar,sonra ÇİFTÇİLER(tetikçiler) gidiyor sıkılacaklara sıkıyorlar,TEMİZLİKÇİLER ortamı temizledikten sonra geriden hukukçuların çalışması ile adli işlemleri yapanların önüne bu senaryo konuluyor,sen sağ ben selamet olay gürültü patırtı olmadan kapatılıyor…
İçimdeki sıkıntı iyice arttı çünkü ortam çok karışık,düşünmeye başladım?
İSMAİL askerde Manavgat ilçe jandarma komutanlığında.Bir cumartesi günü SİVİL SAVUNMADA görevli S.Ş ve eski haber elemanı Y.T ile oturuyoruz,sohbet ediyoruz.
Telefon çaldı telefonda sonuna kadar bağıran bir ses ARAS ağbi kurtar köyü MOSSAD bastı burda babamda dahil herkesi satın almışlar zor 
                             

durumdayım diye seslendi telefon kapandı.
                           (orginal resim merhum İSMAİL.Ç)

Aradan birkaç dakika geçti,bir telefon daha İSMAİL Ç. Babası evladım biraz rahatsız oğlum, dedim beyefendi bu çocuğun MANAVGAT ilçe jandarma komutanlığında olması gerek askere yolladık orda ne işi var.İzinli buraya geldi burda rahatsızlandı iyi değil doktora götürücez dedi ve kapattı.
İyice canım sıkıldı aramızda herkes ismaili tanır konuşurken İSA başkomiser geldi bizim suratımızdan sıkıntılı olduğumuzu anladı ve bana döndü ve söyle dedi.Senin eleman kafayımı yemiş?
Bu olay böyle kapandı,pazartesi İSA komiser geldi bana bir DİYARBAKIR bileti kesermisin,kestik ve nakit ödemesini yaptı ben diyarbakıra gidiyorum dedi birkaç gün içinde dönücem diye söyledi ve ayrıldı.
Döndükten sonra istanbulda enteresan ciddi cinayet haberleri geldi.
Bu konuya BEYNELMİNEL CİNAYET ŞEBEKELERİ yazımda kısa bir müddet önce değinmiştim. (https://derinistihbarat.blogspot.com/2018/10/beynelminel-cinayet-sebekeleri.html)
İsa başkomiser yine geldi ben ALMANYA ya gidicem biraz işlerim var,emekli olursamda alt yapısını hazırlıyorum oto tamirhanesi açıcam orda dedi.

Hadi sende gel ALMANYAYI gezmiş olursun dedi.Dedim kolaymı işi gücü bırak bir dakikada ALMANYAYA gitmek sağol dedim.
Sende ALMANYA biletide yok sadece RUSYA ve iç hat çalışıyorsun benim taksimde bir acentam var ordan alırım dedi.
Bu arada daha evvelde yazdığım bir mektup gelince şüphelerim iyice arttı.
Bu konuya TÜRKİYE GERÇEKLERİ KONYALI-2 yazımda uzun değindim daha önce.

Manavgat ilçe jandarma komutanlığına mektubu faksladım ve ertesi günü ŞEHİT ASLAN KULAKSIZ  BİNBAŞI ile uzun bir konuşmamız oldu ve ortalık iyice karıştı.

Şehit BİNBAŞI ismaili KONYA ASKERİ HAVA hastanesinde buldurdu.
Fakat sorgulamak için JANDARMA İSTİHBARATI ile aldıramadı,hastanedeki askeri personel sağlık sorununu öne sürerek İSMAİLİ teslim etmemiş.
Şehit ARSLAN KULAKSIZ bana geriye döndü kimler bizim önümüzü kesiyor dedi MİT adres gösterdim,tamam dedi.
Sonraki görüşmemizde ARAS bey kontrolü elimize aldık,sen rahat ol kardeşim dedi…
Bu olay olunca bu sefer çevrede bir boşalım oldu.
Fakat birkaç gün geçtikten sonra sivil savunmadan S.Ş geldi ARAS ağbi BAŞKOMİSER İSA TAŞPINAR SEKİZ BUÇUK KİLO eroinle ALMANYADA MÖŞÖNGLAHBAT şehrinde yakalanmış.
Ya manyaklaşmayın dedim,arkadan bir telefon daha geldi dediler İSA TAŞPINAR tüm televizyonlarda diye.
Hemen televizyona baktıkki hakikaten doğru?Tüm jetonlarım düştü.
Hemen GÜVENLİK ŞUBEYİ aradım,bende size geliyorum ARAS bey dedi.
Geldi bu arkadaştı değilmi dedi evet dedim bizede haberi geldi EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ bu konudan dolayı hop oturup hop kalkıyor MÜFETTİŞLER buraya gelecek dedi.
DEVAMI SONRA…
GÜNÜN NOTU:

GEÇMİŞİ BUGÜNE TAŞITMAMANIZ İÇİN,BAŞKALARININ HAYATINI,YAŞANTISINI,YAPTIĞI İŞLERİ KARARTMAMANIZ GEREKLİ.BAŞKALARINA ÇÖKEREK KENDİ ÇOCUKLARINIZIN VE AİLELERİNİNİZİ İSTİKBALİNİ BU KİŞİLER ÜSTÜNDEN KURMAMANIZ GEREKLİ..

Vis avec honneur et ton épée, mourir avec honneur…!
HAYIRLI CUMALAR..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN..

18 Kasım 2018 Pazar

İSA İLE GELENLER..


                                   

Sevgili takipçilerim hepinize iyi bir haftaya başlamanız dileği ile bugün eski yıllardan bazı yaşanmışlıkları aktarıcam.
Zira dünyanın bugünlerdeki  geldiği noktalarda belki bir çok hadisenin gerçek anlamda üstüne gitmediğimiz için resimlerin arka tuallerini kontrol etmediğimiz için ülkemizde ciddi anlamda devlet zafiyete uğratılmış defalarca ve sistemde bugünlerde yaşadığımız dış ve iç konjektürden sıkıntı duyar olmuşuz MİLLETÇE…
Unutmayın inşatlar inşa edilirken iskeleleri tutan somun ve vidalar vardır.Eksik somun ve vidalardan koskoca dev iskeleler zaman zaman çöker.
Bu devletler içinde böyledir ummadığınız unsurlar,guruplar,kişisel şahıslar bir devletin iskelesi ve temellerinin vidaları yada çivileridir.
                               

Bunlarda eksilme yada stratejik noktalarda vidaların,somunların ,çivilerin çıkması İNŞAAT iskelesini nasıl çöketiyorsa,bir DEVLETİNDE stratejik hayati noktalarındaki  belirli yapıların yerlerinden sökülmesi,imha edilmesi,yada çalışamaz hale getirilmesi O DEVLETİN ÇÖKÜŞÜNE neden olur.

Yıl 2004 sıkıntılı günlerden yıllardan geçiyorum.Benim bir kabahatim yok bunu hava atmak için söylemiyorum.
Ülkemin DERİN mekanizmaları maalesef tamamen pisliğe bulanmış vaziyette.Sizde hergün basından medyadan izliyorsunuz toplumdaki olan hadiselerden.
Sistem uzun yıllardır ERÖR veriyor.Nedeni derin sistemi yöneten yöneticiler temiz görünümlü ama kirli kişilik ve kirlenmiş kişilikler üstüne yapıyı kurdular.Şahsiyetli bir yapı değil.Yönetebilmesi için sahayı elinde tuttuğu kirli dosyası olan şahıslarla genelde pis işlerin içinde ve çamurda çalışılıyor.Çamurda çalışılması önemli değil sistem çamurda çalışırda sen ÇAMURDAN ekonomi sağlamaya kalktığında bu sefer yönettiğin sistem, devleti içte ve dışta kirli hale sokucaktır ,öylede oluyor.
Sistemde güçlüysen ve şahsiyetliysen devletin ve milletin adına doğruyu yapmak istersen seni muhakkak alaşağı edecekler ve aşağıya çekecekler ve yaptığın TEMİZ işlerin üstüne sana komplo düzenleyerek çamura bulayacak ve seni imha etmiş olucaklar bu sayede.
Sistem bu şekilde kurulmuş ülkeyi çökertmek için.
Gelelim toplumun bilemiyceklerine 2004 yılı İstanbul mit bölge başkanlığından ilgili masamdaki FATMA hanım ve MURAT beyle temas sağladım PERA PALAS otelinde.
Keyifli bir temas olmadı bu görüşme sebebide konularadaki bir başarısızlık değil kurumun tarihsel olarak işlediği şuçların bir dağ olmasından.
Bulunduğum bölgede bir anormallik var normal tarassutun dışında bizim istanbulun yapısına uygun olmayan bir tarassut ve çevreleme var.
Yine o günlerde emniyet kayıtlarından çıkar,sabah erken saatte ofise bir geldim,heryer polis ve bantla çevrilmiş.

Ne oluyor dedim sarışın genç yakışıklı ve temiz giyimli bir emniyet amiri kendini tanıttı.
Aras bey sizin ofisin önüne şüpheli paket konulmuş BOMBA ihbarı aldık ve ekiplerle intikal ettik, şimdi PATLAYICILAR şubesinden arkadaşlar gelecek müdahale edecekler.
Ben Beyoğlu emniyet müdürlüğü GÜVENLİK şube müdürü emniyet amiri H.B rim diyerek kendini tanıttı.Sempatik ve güleç yüzlü bir polis müdürü.
Gelen bomba ekibi paketi açtığında içinden MERMER TOZU çıktı..)
Neyse ekipler gitti,müdür bey görüşelim dedi tanıştık tamam dedim.
Tabi kendi haber ağımla paketin kimin koydurduğunu birkaç saat sonra istihbar ettim.

Galatasaray tarafında İNGİLİZ KONSOLOSLUĞUNUN kapısının karşısında İNGİLİZ derin yapısı ile temasta olan derin bir merkez var.
Orda bunların kullandığı BAYBURT lu bir kişi paketi getirip koymuş tünel istikametindende hareketli bir araç gelip kendisini almış ve yola devam etmişler.Bu BAYBURT luyu tanıyoruz,bildiğimiz birisi.
Geçtiğimiz o günler RUSYA da BESLAN kasabasında ayrılıkçı ÇEÇEN terörislerin baskın verdiği günler bu yüzdende TÜRKİYE ye gelecek başkan PUTİNİN de gelişini iptal ettiği günler.

Aradan birkaç gün daha geçtikten sonra bazı bulunduğumuz yerdeki RUS konsolosluğuna saldırı bilgileri geldi ve bunların yurt dışındanda teyit eder bilgiler geldi.
Hiç içimden karışmak gelmiyor ama insan hayatları önemli daha evvelde dikkat edilmedi istanbuldaki ikiz saldırılarda yüzlerce insan öldü.
Gece telefonla rakımı içerken HİKMET beyi aradım bölge güvenlik amiri,buyrun ARAS bey hayırdır dedi.

Dedim hikmet bey sabaha karşı BEYOĞLUNUN GALATASARAYDAN TÜNELE kadar olan  yolları kapatın bilgiyide verdim.
Aras bey sağolun sabah sizde olun orda beraberde görüşelim dedi.
Sabah erkenden TRAMVAY kafede oturduk,bölgede kuş uçurtulmuyor…
Aras bey nerden aldınız bu bilgiyi dedi,kaynakların çoklu olduğunu anlattım.

Güldü,ARAS bey günlerdir bu konu üstünde çalışıyoruz ve takipteydik siz arayınca inanın şok olduk…
Bu konuyu bertaraf ettik ve artık haftada bir gün en az buluşup sohbet etmeye başladık,müdür bey çok kıymetli İstanbul TERÖR şubesindede çok sevilen bir insan.
Aynı günlerde ofisin içinde dolanıyorum,içeri bir beyefendi girdi fiziğinden,kaliteli giyiminden ve soğuk kanlı davranışlarından dikkatimi çekti.

Kontuardaki bayan çalışanımıza  MOSKOVA ya uçak bileti almak istiyorum dedi.Bilet hakkında konuşuyorlar ilgimi çekti,tip pek alışıla gelmiş sıradan birisi değil..
Üstünde silahta yok,beyefendi askermisiniz dedim, gülümsedim.
Soğuk kanlı güldü ve sordu nerden aklınıza geldi.Öyle bir yapınız var dedim.

Hayır dedi ben polisim emniyet amiriyim dedi.Kimliğini gösterdi ve güldü,bende tebessüm ettim.
Bileti aldı ve gitti,fakat bir taramaya girdim gece gündüz emniyetten olamıyacak genelde İTİRAFÇI olacak birkaç kişi ile konsolosluğun etrafında geç saatlere kadar kalıyorlar ve tarassut atıyorlar.
                         

Hikmet beyi aradım geldi ofisimde kendi odamda görüştük,durumu anlattım.Olamaz burda bizden başka POLİS yok.
Bunlar ANKARA bölgesinden MİT gönderdiği personel olabilir belki acabamı dedi,ayrılırken eşgalleri aldı,ama bir haber çıkmadı…
Kısa bir gün sonra beyefendi tekrar geldi bileti iptal ettirmek için.
Gelen İSA ymış…..!!

Sevgili takipçilerim bu konu uzun devamını bir sonraki yazılara bırakalım.Zira yorucu oluyor..
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.




10 Kasım 2018 Cumartesi

SURİYE KARANLIĞI..


                                     

Sevgili takipçilerim çok selam eder,iyi bir hafta sonu geçirmenizi dilerim.
Yazıma başlarken bazı kesimlerin çaktırmadan laf sokuşturmalarına söyliyeceğim olucak.
Ben bu yazdıklarımla her hangi bir vatan kurtarmak yada bir paye beklediğimden yazmıyorum.
 Arkadaşlar devir öyle bir devir olduki dostluk yapmak için tanışıyorsun,sonra menfat için çarpıştığın adamların tarafına geçiyor,o adamlarla kendisinin söylediği gibi STRATEJİK ihanetin içinde oluyor.Yarın bu gücü bulamazsan ne söyliyeceksiniz.
PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR şahsiyetin kalmaz.Lafını ettiğiniz adamı iyi bilin öyle edin..Ne yazıcaksanızda yazınELİNİZİ KORKAK alıştırmayın.
Gelelim SURİYE konusuna arkadaşlar.Bu konuda çok eski bir tarihe sahibim.Suriye hakkında.
Bugün tarihten girmeyeceğim,size bir UZMAN sıfatı ile şunları bildirmek istiyorum,sonraya kalmasın yazılı kalsın.
Amerikan emperyalizmi akla alınmayacak şekilde çok ince çalışır nihayi neticeye varmak için.

1988 yılında başladığı iki kademeli IRAK DEVLETİNİ bölme operasyonunu 2003 ikinci körfez harekatı ile bitirdi.

Aslında planı çok farklıydı içimize sokucağı orduyu BİR MART TEZKERESİ ile geçiremeyince büyük hayali suküte uğradı.
Aslında onların planı TÜRKİYE içinde temelli konuşlanmak,sonra SURİYE DEVLETİNE yapıcağı operasyonla SURİYE DEVLETİNİ bölmekti.
                                

Bunu yaparkende aynı operasyonun devamı,içimizde TAŞORONLARI ile ülkemizde ayaklanmalar çıkararak bize içten müdahale edip bir oldu bitti ile BÜYÜK KÜRDİSTAN operasyonunu gerçekleştirmekti.
Bir mart tezkeresi geçmeyince ABD yurdumuz içinde burdaki taşoronları ile harekete geçerek içimizdeki TAŞORONLARI ile ilk önce yurt sathında KİRLİ OPERASYONLARA başladı.
Bunu içimizdeki DEVLET GÖREVLİLERİNE verdikleri birifinglerle 2005 iç güvenlik harekat planı adı ile büyük bir seferberlik sistemi içindeki kimseleri temizlediler.
Bu konulara sonra giricem.Daha sonra 2006 yılında özellikle BASIN,YAYIN,İŞ DÜNYASI,SİYASET  ve BÜROKRASİDE istedikleri kişileri stratejik noktalara gelmeleri için önlerini açtılar veya açtırdılar.
Burdaki amaç şuydu SURİYE de savaş çıkartmak, TÜRKİYE devletini sokmak,bu bataklığa girerkende çıkan acı,dehşet,kötülük tablosundan ciddi anlama mülteci akınını TÜRKİYE devletinin içine GÜNEYDOĞU ANADOLU sınırlarımızdan itibaren tüm ülke sathına yaymak.
                                  

Bunu niye yapıyor ABD ve DERİN SİYONİZİM.
Şundan,halkımız suriyenin içinde bize gelenlerin tam mezhebi,dini,sosyolojik yapılarını bilmiyor.

İlerki günlerde DÜNYADA oluşabilecek dalgalanmalarda sadece bir KÜRT DEVLETİ değil bu yoğun Suriyeli nüfuzla bir ERMENİ DEVLETİNİN de kuruluşu çok kolay gerçekleşir.

ERMENİ nüfusunun bir buçuk milyonunun 1. Dünya harbindeki teşhir durumunu bilirseniz SURİYE deki bölgelere ve bu konularla uzun yıllarınız geçmişse sakın bir kenara atmayın bu söylediklerimi.

Özellikle 1920 li yıllardan beri bölgede devlet olmadan evvelde çok yoğun çalışan İSRAİL 1948 yılında devlet olduktan sonra yıllarca ARAPLAR üstünde çok ciddi çatışmalar ve savaşlar yaşamış bir devlettir.
                                     

Onlar  içimizdeki TAŞORONLARI yıllarca maşa olarak kullanırken ülkemizdeki ARAP kökenli mültecileride kullanmaları çok kolay oluyordur.
Dünyanın hiçbir yerinde mültecilere bu kadar rahat kapı açılmaz ve bu kadar çok mülteciyi, hiçbir ülke içine almaz.

1989 yılında BULGARİSTANDAN gelen soydaşlarımızın sayısı İKİYÜZ ELLİ BİN kişiyi bulunca mültecileri davet eden merhum TURGUT ÖZAL korktu geri adım attı biz bu sorunu BULGAR yetkililerle uzlaşarak bitirelim dedi.
O dönemde KAPIKULEYE özel birim atıyan MİT bu mültecilerin içinden ELLİ BEŞ adet BULGAR GİZLİ SERVİSİ mensubunu yakaladı.

Arkadaşların ifadesi ,ARAS yakaladığımız bunlar yakalayamadığımızı düşünmekte istemiyoruz dediler.
Hangi GÜVENLİK BÜROKRATINA sorarsanız sorun,dünyada TÜRKİYE nin şu anda bulunduğu mülteci konuşlandırma durumunu, ülkenin BEKASI için,ciddi anlamda YÜKSEK SEVİYEDE TEHLİKE olduğunu söyler.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.




4 Kasım 2018 Pazar

EMPERYALİZİMİN UŞAKLARI…!


                            

Sevgili dostlarım iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarak yeni haftaya işallah sağlık,sıhat ve bereket içersinde girersiniz.
Ülkemizde yazdığım yazılar ile geniş bilgi ve malumat isteyen dostlara SCOPE yayınlarında sızana kadar alkol alarak cevap veriyorum,malumu izleyen arkadaşlar takip ediyor:)

En çok gelen sorularda ülkemizde bir iç çatışma olurmu,sorusu.
Çok geniş anlamda yayınlarda cevapladım ama burda kendi başımdan geçen ve başlangıç yapan kamuoyunu etkileyen olayların suyun altındaki gerçeklerini anlatıcam, TÜRKİYE insanı halklarımız çok uyanık olsun oyuna gelmesin çünkü düşman içimizde,düşmanı dışarda aramayın bir avuç insan sizleri istediği yöne sürükleyip porovoke ediyor çok uzun yıllardır.

1925 yılındaki ŞEYH SAİT isyanı genç CUMHURİYETİN Kerkük ve Musulu ilhak etmemesi için isyancı ŞEYH SAİTİN yanındaki birkaç yakını ve bir TÜRK ORDUSUNDAN binbaşının İSTANBULDA GALATASARAY da,İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU yakınında İNGİLİZ İSTİHBARATI yöneticileri ile görüşüp bazı vaatler aldıktan sonra diyarbakıra dönüp isyanı başlattıklarını hem okudum,hem dinledim ve yaşantım döneminde bugüne gelene kadarda hadiseler nerde başladıya orda istihbar ettim.BABALAR ölüyor,torunlara kadar sistem aynen devam ediyor.Hain hep hain.Milletin bir günahı yok…
                                     

1937 yılına gelirsen DERSİMDE çıkan ve başını SEYİT RIZA efendinin çektiği bir gurup yöre ileri gelenleri ile çıkan isyan aslında cumhuriyetimizin kurumları içinde yer alan bazı kamu görevlilerinin FRANSA lehine yaptıkları ajan proveke hadiselerinin  isyana dönmesi ve çok acı kanlı bastırılması.Neden HATAYIN ilhakı için yapılan çalışmaları bastırmak.Çünkü FRANSANIN büyük hakimiyet nüfuz alanı var SURİYE devletinde.

Yani biz ne yapıcak olsak bölgemizde TÜRKİYE DEVLETİNİN lehine dışardan emir alan yapılar ülkemizde stratejik kurumlar ve siyasetin içine yerleşik oldukları için ülke menfati için olan ne varsa onu baltalıyorlar.
Kendimle ilgili bilgi vererek yazıma devam ediyorum,tüm dostlarım sizler iyi dikkat edin.

Yıl 1994 aralık ayı başları,bir sıkıntıdan dolayı rahmetli ÖNDER beyle MGK çıktık TOPYEKÜN savaş komutanımız tüm general paşamızla bir görüşmemiz oldu.Bazı el yazımla vediğim teknik bilgiler ve karşılıklı bilgilendirme oldu sayın KOMUTANIMIZI.
Ankarada bu bilgileri verdikten sonra TÜRKİYE ciddi anlamda güneydoğu anadoluda tarihin en kapsamlı harekatına hazırlanıyor ve büyük gizlilikle çalışılıyor.
Ben ayriyeten MİT İstanbul bölge başkanlığı kontrispiyonaj şube müdürlüğü SOVYET masa şefliği ile devamlı irtibat halindeyim.
O zamanlar değerli masa şefimiz ATİLLA bey ile bir temasımızda ağbi dedim bu yapılacak operasyonlar öncesi benim Yunanistan deneyimim var özellikle PKK terör örgütünün SINIR geçiş noktaları ve tüm yapısal hadiseleri uzun bir rapor haline getireyim bunda özellikle bizdeki çıkan orman yangınlarının nasıl olduğu ve yunan servisinin TERÖR ÖRGÜTÜ ile nasıl irtibatı var geniş anlamda raporlaştırayım.
Geçmişte ANKARA da ben kısa bunlardan bahsettim ama böyle geniş değildi.Şimdi resmi olarak bu operasyonlar esnasında raporuda resmileştirmiş oluruz sizin üstünüzdende YUNAN MASA şefine gider.
Atilla bey merhum DURSUN KARATAŞ ın kopyası gibidir tamam ARAS sen bunu yap iyi olur tam bu ara bundan yararlanırız.

O günlerde yirmidört saat çalışarak ben bunu el yazısı ile çok geniş anlatımla OTUZ SAYFA yazarak raporlaştırdım ve ATİLLA ağbiye teslim ettim..
Çok teşekkür etti hatta YUNAN masa şefi çok sevinmiş,bizde BATI AVRUPA masasına girer yunan masa şefliği.
Hadiseler ciddi anlamda devam ederken ÇELİK HAREKATI başarı ile bitti,TÜRKİYE büyük başarı elde etti.Hatta ALMANYA dış işleri bakanlığı bile verdiği bir NOTA yı geri çekerek bizde özür diledi.
Fakat o sıcak günlerden sonra yunanistanda bazı yangınlar çıktı ve bunda Yunanistan bizi şuçladı.
Ben buna çok şaşırdım ve düşünmeye başladım ve ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.Çünkü bizim işimiz yangınları söndürmek ve GERİ BÖLGE EMNİYETİNİ TÜRKİYENİN almak.

SUSURLUK hadisesi patlayınca 3 kasım 1996 yılında bu konu ile hadiseler kamuoyunda adeta bir BOMBA etkisi ile ortaya saçılmaya başladı.
                                        

1997 yılında HBB televizyonunda sayın HALUK KIRCI beyefendi bu konuların yapıldığı bir açık oturumda ne yani bizde yunanistandaki yaptığımız operasyonlarımı anlatalım dedi ve kamuoyunda şok etkisi yaptı bu hadise.

Tabi Yunanistan bize saldırmaya başladı bu konuda,fakat benim anlamadığım bir hadise bizim önlem almak için rapor yaptığımız hadiseden kim kendilerine bir operasyon çıkartmış.
Sordum bir cevap alamadım.Sonra yıllar sonra öğrendimki tesadüfen İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI-5 daha yunanistanda bu hadiseler olmadan evvel YUNAN ELÇİLİĞİNDEKİ askeri ateşeyi bu konuda bilgilendirmiş ve TÜRKLER sizde eylem yapıcak demiş:)

1998 yılına geldiğimizde MİT müsteşarımız sayın ŞENKAL ATASAGUN beyin yönetiminde resmi olarak BELÇİKADA yunanlı meslektaşları ile bu konuları müzakere etmiş.

Hemen arkasındanda SELANİK te gayri nizami  iki tarafın şeçtiği kimselerle bir dizi içkili görüşmeler olmuş beni ordan kafaları güzelken aradılar:)

Bu hadiseler kapandı ve yıllar sonra bugün hükümet yanlısı bir gazeteci arkadaşla bu konularda mail yolu ile görüşürken bu konulardan bahsetmiştim.
Ne olduysa eski BAŞBAKANIMIZ sayın MESUT YILMAZ beyefendi,27 aralık 2011 tarihinde ATATÜRK HAVALİMANINDAN yurt dışına çıkarken basın mensublarına hiç ortada bu konularla ilgili bir olay yokken,YUNANİSTANDAKİ bu orman yangınlarından bahsetti,büyük tepkiler alınca bir müddet sonra yanlış anlaşıldığını kamuoyuna deklare etti.

Küçüklüğümden itibaren RUMLARLA ve yunanistanla hep yakın oldum.Yunan halkının aslında büyük bir kesimi TÜRKLERE dost ve aynı toprakların insanıdır.

Ne varki bu emperyalizim bizi tüm komşularımızla düşman etmiştir.Aynı emperyalizim bizim içimize yerleştiği gibi onlarda bizim ile aynı hastalıklara sahiptirler.
Bir sıkıntımız sırasında bu emperyalizimin uşakları yine bize arkadan saldırı gerçekleştirecektir,bunda TÜRK ve YUNAN  kardeş halklarının bir kabahati olmaz..

1973 yılından itibaren aslında TÜRKİYE içindeki belirli bir askeri yapının NATO nun Kıbrıs harekatı ile bize müttefik dost gözle bakmadığını anladı ve bunu söylem ve aksiyon haline getirince DERİN NATO bu zamana kadar tüm bu kadroları maalesef çok kötü şekilde tasviye etti.

                                      ŞEHİT    JANDARMA GENEL KOMUTANI ORGENERAL EŞREF BİTLİS.
 ŞEHİT  DENİZ YARBAY KUDRET GÜNGÖR.

Aslında KIBRIS HAREKATI ile doksan dört yıl sonra ADAMIZA çıktık ve YUNANİSTANA ve KIBRISA demokrasiyi getirmiştik.
Devam edeceğim…
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

                                                                                                    01.01.2022                           A...