(orginal resim)
Sevgili
takipçilerim,hepinize iyi bir hafta sonu diler ve gelecek haftalarda
mutluluklarla ve bolluk bereket ile yaşarsınız….
Yazımın
başlığı BİR KİŞİ HARİÇ SAĞIR ODA dizisinde çok işlenen ve vurucu bir logo
olarak defatle kullanılmıştı dizi boyunca.
Gerçekten
söyledikleri gibi hayatım boyunca hep TÜRK DERİN DEVLETİ denen yapı, yani belirli
KOZMİK kurumların içinde çeteleşmiş ve KARTOPU misali suçun TARİH boyunca zirve
yaptığı bir noktaya gelmesi durumuna ulaşmış ve hala şu andada devam eden vaziyette
seyir eden bir gurup ve bunların
yetiştirdikleri ile şahsıma karşı haksızlık ve gasb aynı şekilde devam etmektedir…
Onun
için her zaman BİR KİŞİ HARİÇ olarak maalesef toplumda yer bulmuşumdur.
Sizlere
burdan tavsiyem eğer VİP insanlarsanız BABANIZIN sözünden çıkmayın çünkü bir
çocuk olarak sizi koruyup kolluycak ilk önce babanızdır. ( orjinal baba oğul)
Evinize
aldığınız akraba,eşiniz dostunuz yakınlarınızı mahallenizdeki insanları
kullanan KOZMİK İSTİHBARAT faliyetlerini kötü yönlü kullanan kişiler hayatınızı
çalar ailenizin DİREĞİNİ kaybettiğiniz gibi KURTLUKTA DÜŞEN YENİR diye bir ömür
sizi yedikleri gibi başarılarınızıda yok eder yerler…
Gelelim
gerçeklere 1970 li yılların başı apartmanımızın ön bloğunda ikinci kattaki sağ
dairede eski DP BURDUR MİLLETVEKİLİ bir
beyefendinin eviydi,bir İSRAİLLİ aile kiraya tuttu ve bir dönem komşularımız
oldu.
Bu
israilli ailenin reisi uzun boylu kumral yapılı atletik ve çok soğuk kanlı bir
insandı.Mösyö G.LEWİ.
Eşi
hanfendide ARAP yahudisi çok cana yakın bir insandı tam aksine.
İki
kızlarından biri MARA benle yaşıt diğeri PERLA bizden birkaç yaş küçüktü.
Mara
ile arkadaş olmuştuk o bazen bize geliyor oynuyorduk bende bazen onlara
gidiyordum orda oynuyor yemeğe ailelerimiz ile kalıyorduk.
Bir
gün bizde yemek yiyoruz masada MARA yemeği öyle bir yediki tabağı yıkamaya
gerek yok.
Annem
ile babam dediki bak MARA yı görüyormusun tabağını nasıl tertemiz yaptı.
Mara
bana dönerek şöyle dedi,ARAS eğer tabağında bir kıtım yemeği ziyan edersen
ALLAH sana günah yazar…)
Bu
konuda ilk dersi MARA dan almıştım onun için hiç yemek ayırt etmem ve
kesinlikle israf etmem.
Tabi
bu apartmanın tam karşısındada bir aile oturuyor,onlarda ikinci katta ve bu
ailenin bir akrabaları var o yıllarda ÜNÜVERSİTEYE gidiyor ve bitiminde MİT
kurumuna girdi sanırım 1975 yılı idi nerden biliyorum,yiğeni anlatıyordu bir
hevesle arkadaşımız.(ORGİNAL RESİM)
Kim
bu İsmail N..
Hayatın
akışı içinde bir gün MİT Rusya masası şefliğindeki arkadaşım ağbi dedi sizin
orda zamanında bir İSRAİL li aileyi takip etmek için ev tutan olmuş bizden
diyince derin düşündüm.
Çünkü
bu büyük bir yalandı ve aynı zamanda arkadaşımada söylenen yalandı,niye olduğu
aklıma geldi arkadaşıma hiç konudan bahsetmedim.
Bu
BALONU uçuran İ.N Batı masaları ve teknik takip şefliğinde çalışıyor ve bizim
aileyi ÜSKÜDAR dan biliyordu..
Daha
sonraki hayatımda ÖNDER beyle tanışınca onun anlatımı ve arkadaşlarının
söylemleri ile 1973 senesinde YOM KİPPUR savaşı esnasında israile giderek orda
MOSSAD dan kurs alıyorlar bir veya iki ay
METİN kod adlı M.A beyefendi ile ikisi.
Önder
beyin her görüştüğümüzde yavaş yavaş anlatımları ile bana o günlerdeki
hadiselerin bilgisini veriyor gerekli olduğu zaman evrak üstündede konuları
anlatıyordu.
İ.N
ile merhum ÖNDER bey hemşeri ve kafkas
kökenlilerdi.
Metin
KOD adlı M.A bir tarafı SİVAS ilimizden bir tarafı MALATYA ilimizden
askerlerlede çok yakın ilişkisi olan bir MİT mensubuydu.
Önder
bey anlatıma devam ediyordu,biz diyordu YIKICI FALİYETLER ve kominizim ile
mücadele dairesinde çalışırken hep SAĞ görüşlü yapıları kendimize angaje ettik
ve SAĞ görüşlü kişileri sahada kullandık diye anlatımları vardı ve bunu
destekleyecek bilgileri yakın silah arkadaşlarıda veriyordu.
Ama
kadere bak diyordu,1983 yılında KÖŞK gurubundan aniden alınıp MİT okuluna hoca
olarak atandığında anlatımı bana, ağar ceza gibi SAĞ TERÖR masasına hoca olarak
verdiklerini anlattı.
O.NURİ
GÜNDEŞ beyle çok çalıştıklarını 1976 dan itibaren MİT İSTANBUL BÖLGE başkanlığında
yardımcılığını yaptığını anlatırdı..
Arkadaşlar
bu konular çok uzar şu anda kısa kısa anlatıcaklarımı iyi okuyun çünkü uzun
yıllar kendimi savunarak ve kollayarak geçirdim yoruldum.
1982
yılında rahmetli HİRAM BEY çalıştığım ÇINAR OTELİNE geliyor orda kalıyor
arkadaşları ile kağıt oyunu oynuyordu.
Yazılarımdan
birinde yazmıştım,birgün otelde çok şakacı bir hanım burasını tam anlatmıycam
oyun salonuna kimseyi almadıkları için gülerek bana sordu bir ARAP prensini
arıyordum içerdemi diye içeri girdi:)
Daha
sonraki yıllarda öğrendimki HİRAM bey ordan devamlı lübnana gidiyor ASALA
konusunda çalışıyormuş.
O
yıllarda teşkilatta görevli olmadığı halde yinede bu faliyetlere devam ediyor
HAVALİMANI ile ÇINAR OTELİ yakın diye bizim orayı karargah yapmış.
O
dönemde babamda kendi işleri için ALMANYA ve İSVİÇREYE gitmişti.
Çünkü
1975 yılında bu ASALA konusunda büyük ring atmış kara yolu ve deniz yolunu
sadece kullanarak SURİYE üstünden LÜBNANA ordan KIBRISA ordanda TÜRKİYE
üstünden yine kara yolunu takip ederek YUNANİSTANA geçmişti.(ORGİNAL DÖKÜMANTER)
Şimdi
teknik bilgi vericem İSTİHBARAT operasyonları konusunda ordan canlı yaşama
devam edicem.
Büyük
istihbarat operasyonlarında istenilen çok önemli ve gizli hedefe ulaşmak için
bazen ikili operasyonlar yapılır.
Bir
gerçek operasyonu BALON haline getirerek ve ordaki saha faliyetindeki tüm
çalışanlara farkettirmeyerek ikinci büyük bir operasyonla birinci operasyonun
büyük yankılarını ve çalışmasını ile ikinci operasyonun üstünü
örtersin.İngilizce anlatımı ile COVER ACTİON dediğimiz örtülü operasyonlarda
aslında gidilmek istenen başka nihayi bir hedef vardır ortak bazı konsorsiyum
istihbarat gurubları ile bunlara o devletlerin istihbarat servislerinin adını
bile vermek yanlış olur çünkü guruplaşmış yapılar İSTİHBARAT örgütlerini rahat
şekilde kullanabiliyor olabilmeleridir.
Burdada
merhum ABDULLAH ÇATLI ve arkadaşlarının ASALA terör örgütüne yaptıkları
eylemlerden sonra AVRUPALI gizli servislerin hedefi olup uyuşturucu gibi
şuçlardan tutuklanmaları ve Avrupadaki cezaevlerine konmaları ve yabancı ve
yerli basınla haber yapılması aslında ikinci gurup ve SİYONİST ortakları ile başka operasyonların önünü
açarken bunların nihai hedefe gitmelerini kolaylaştırmıştır.
7
ağustos 1982 yılında ESENBOĞA HAVALİMANI ASALA baskını ile tansiyon hat safaya
çıktıktan tam bir yıl sonra PARİS ORLY
havalimanında THY bürosuna yapılan saldırı ile bir anda AVRUPA ülkelerinin
ASALA ya bakışları değişmesi ve desteklerini çekmeleri tabiki SİYONİZİMİN
AVRUPADAKİ ve AMERİKADAKİ gücünün işbirliği içinde bu örtülü istihbarat çalışmasında
gerçekleşti ve hiç konu edilmedi.
Yani
üstü ÖRTÜLEN operasyonda SİYONİZİMİN ve bizdeki KOZMİK İŞBİRLİKÇİLERİ ile ASALA
operasyonları bitirilirken aslında çok başka hedefler ele geçirildi.
Burda
dönemin merhum MİT müsteşarı BURHANETTİN
BİGALI bey ve bazı arkadaşları ile başlayan hadiseler,çeşitli DERİN GLADİO
aileleri ve yine aile içinden bazı kimseler ile devam etti.
7
şubat 1983 günü babamın ölümünden sonra KAYSERİLİ K.G ve bazı başka MİT
mensublarınca etrafımın sarılması aslında o anda yapılan örtülü operasyonun
içinde taşların yerine oturtulması ve bunun benim sezmemem için yapılan örtülü
bir hareketti.(ORGİNAL RESİM)
Ondan
sonraki sene 1984 senesinin OCAK ayında BABALAR OPERASYONU esnasında dönemin
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI başmüfettişi sayın MUSTAFA MALAY ile bir kazaya karışmamız
ve kaza alanına merhum ŞÜKRÜ
BALCININ da intikalinde herşey tesadüftü derken şu
anda o günleri başka şekilde yorum getiriyorum.
Uluslararası
alanda SİYASİ ve EKONOMİK güç elde etmek isteyen KOZMİK dosyaları görebilen
güçlerin oluşturduğu MAFYA yapılanması unutmayınki sonunda ülkesinide ve
milletinide satacak ve zor duruma düşürecek guruplardan ve kimselerden oluşur.
Şantaj
yapabileceği insanları veya kullanabilir insanları kullanan güçler bilinki
ülkesi adına çalışmıyor sadece kendi menfati ve çıkarları için yaşıyordur.
Çünkü
sahtekarlık,evrakta
Bunu
bir İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ yurt dışında veya içinde yabancı milliyetlere karşı
ülkesinin bekası için yapabilir.
Mossad
özellikle bu yöntemleri uluslararası operasyonlarda sıkça kullanır ve yapar.
Mossad
ve diğer gelişmiş istihbarat örgütleri bunu kendi vatandaşına yapmaz,yaparsa gelişmiş
ülkelerin mevzuatına bakın diyicem bak adama ne yapıyorlar….
Egoizim
diyen zarih hanfendilere söyliyeceğim gel hayatımın içinde beni anla…!!
Evet
dostlarım söyliyeceklerim bu kadar başkalarının mutsuzlukları ALP DAĞLARINDAN onlara
mutluluk getireceğini zannetmiyorum.
ALP
lerin TUFANLARI ve BORANLARI muhakkakki esicektir.
Bunun
için kötü olmaya gerek yok ALLAHIN,TANRININ bir bildiği olmazsa dünyada hayat
olmaz…!!
TANRI
TÜRKÜ KORUSUN….
Hepinize
saadetler mutluluklar dilerim.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder