Sevgili
takipçilerim umarım gelecek yeni haftanızı güzel geçirmeniz dileği ile hepinize
selam ederim…
Dostlarım
hayatımızda önem arz eden arkadaşlarınız büyükleriniz olur.
Kadere
bakınki yaşam denen bu cenderede bir çok dostumuzu arkadaşımızı ani genç yaşta
kaybettik.
Bu
insanların hepsinin TÜRKİYE tarihinde çok önemli yerleri ve büyük bilgi
hazineleri vardı…
Ben
1970 li yıllarda daha çok genç olduğum için herhangi bir siyasi ideoloji içinde
bulunmadım, böyle bir ortamın içindede yaşamadım.
1980
li yıların başlarında yaşımızı alınca tabiki her çevreden dostlarımız olduğu
gibi ÜLKÜCÜ camiadanda dostlarım ahbablarım oldu..
Özellikle
birkaç tanesi ile çok sık görüşürdüm.Sohbetlerimiz olur çeşitli yerlerde toplanır
hem bir yerden yemek yer çay kahve içerken siyasetten,günün DERİN konuları paylaşır çeşitli iş konularındada fikir alışverişi
yapardık.
Bunlardan
biride yine zamansız kaybettiğimiz ÜLKÜCÜ hareketin başlangıç yaptığı yıllarda
harekete gönül vermiş MARDİN kökenli SIRAÇ DEDE ağabeyimdi.
Çok
geniş çevresi olan ülkücü camiada sevilen bir insandı. Bana ağbiliği dostluğu
olmuş muhterem bir insandı.
1985
yılında BEYRUT elçiliğimize atanan ÇİĞKÖFTE kod adlı bir MİT yöneticisinin
ordaki temasları için o dönemde LÜBNANA gitmiş orda bir müddet kalmıştı..
Rahmetli
BAŞBUĞ(ALBAY) vefat ettikten üç ay sonra haftada birkaç gün gelip sohbet ettiği
için yine uğramıştı sohbet ettik çok
güzel dışarda bir hava vardı,rahmetli dediki hadi çıkalım beni taksime kadar geçirin
sizde hava almış olursunuz.
Tamam
ağbi dedim,yanımda bir arkadaş daha var yürüyerek Taksime çıktık hafta sonu
için sözleştik FLORYA MENEKŞE sahilinde bir balık lokantası var oraya gidelim
diye sözleştik sohbet ettik.
İki
gün sonra o yanımdaki arkadaşım heyecanla bir geldi dedi SIRAÇ ağbi vefat
etmiş.
Şok
oldum…..!!!!!!
Öyle
bir şeyki sonra kısıtlı bir anlatımla bizden ayrıldıktan sonra gece aniden
yüksek tansiyondan şurunu kaybedip düşmüş hastaneye kaldırdıktan kısa zaman
sonra yaşamını kaybetmiş.
ALLAH
RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN.
Biz
fırladık gittik ama bize haber verilmediğinden cenazeyi kaçırmışız ona iyice canım
sıkıldı niye haber vericekler varken haber verilmedi anlam veremedim. ORGİNAL (rahmetli SIRAÇ DEDE 1996 YILI)
Rahmetli
her zaman bir konuda fikir sorsak hemen o engin geniş tecrübeleri ve biyografik
insan hayatları hakkındaki geçmiş bilgilerden bize çok yardımcı olurdu..
Burdan
şimdi bir konuya giriş yapıcam.
ABD
NATO paktına dahil olmamızla birlikte ülkemizde bir çok yerde üstlensede onlar
için en önemli ülkemiz içindeki şehirler İZMİR,ADANA ve DİYARBAKIR
şehirleriydi.
Bugünleri
düşünürseniz olan hadiselerden ne kadar ABD devletinin stratejik düşündüğünüde
anlarsınız.
1950
li yılların ortalarından sonra üstlendiği, onlar için stratejik olan şehirlerde
ordaki tüm sivil yerel unsurlar ve kamu
ile yakın temas içine geçti ve buralardan kendilerine altmış beş yıl içinde dev
gibi bir yapı meydana getirdi.
Hep
dediğim bir şey vardır TÜRKİYE de ABD çok derin nufuz etmiştir..
Gelelim
merak edilenlenlere.Aslında ABD güçleri 1949 dan sonra TÜRKİYENİN NATO ya
girmesinin alt yapı çalışmalarına başlamışlardı.
Türkiyenin
KORE ye gitmesi ve sonrasında 1952 yılında resmen NATO ya dahil edilmesi daha
evvelki çalışma ve planlama ile yapılmıştı.
Yıl
1955 geldiğinde o meşhur altı yedi eylül planlı hadiseleri aslında MİLLİ
devlete yapılan çok büyük ihanet ve ucu LONDRA ve WASHİNGTON da olan DERİN bir
planlamaydı.
Bu
planları yapanlar çokta başarılı yapmışlardır,nedenide ülkemiz içindeki azınlık
sütatüsünde olan T.C vatandaşları çok temelli tüccar ve sanayici oldukları için
bu olan olaylardan sonra yavaş yavaş yurdumuzu terk etmeleri ile birlikte
sermaye kaçışının birde yanında bu azınlıklarla kurduğumuz uluslararası
dünyadaki temaslarımızıda kaybetmiş bir ülke olduk.
Niye
bu şekilde yapıldığını size söyliyeyim NATO nun planlaması ile yeni bir
SEFERBERLİK yapısında ekonomik,siyasi ve sivil uzantılı askeri yapılanma ve
tamamen kendi kontrollerinde olacak yeni bir proje..
Bunun
için NATO yetkilileri hem ülke içinde hemde dışında suyun altında bir çok
operasyonlar yaparak çalıştılar..
Aslında
bizim yetkililerimize olayın EKONOMİK,KÜLTÜREL modelini ROCOFELLER ailesi,siyasi,
askeri ve istihbari yapılanmanın modelini REİHNARD GEHLEN yani eski NAZİ istihbarat
yönetici daha sonra ABD
sığındıktan sonra OSS askeri istihbarat örgütlenmesini
CİA olarak yeniden dizay eden GEHLEN bu yapılanmaları kurarken BATI AVRUPA
ülkeleri ile NATO kapsamında birbirine entegre ettikten sonra en son TÜRKİYE de
çok sofistike bir şekilde bu yapılanmaları bizdeki ilgili yetkillilere
ellerindeki planlamaların açılımını yaparak bizde sistemi kurdular. Bu
sistemlede ülkemizde çok geniş anlamlı ailelerin sanayi,ticaret,basın medya ve
ilgili tüm yapılanmalarında bir geniş network ağı kurdular..
ATATÜRK
ün evi bombalandı diye konu açarak bir ALTI ,YEDİ EYLÜL felaketi çıkartan NATO,şu
anda sınırınıza düşman olarak gelmişse şimdi bu yetmiş yıllık network ağı ile YURDUMDA
ne yapmaz.
Bugünlerde
em.dnz binbaşı sayın EROL MÜTERCİMLER beyefendiyi iyi dinlesin TÜRK MİLLETİ ve devleti
yöneten yöneticilerimiz.
Çünkü
hassas günlerden ve terazi üstünde bölgemizde büyük hadiselerin içinden
geçiyoruz.
1
mart 2003 tarihinde türkiyede ABD askeri
için çıkartılan tezkere meclisten geçseydi.SAMSUN,TRABZON ,İSKENDERUN,MERSİN
limanları ABD ordusunun hizmetine açılacakken,SABİHA GÖKÇEN havalimanından tut
kaç tane başka yerde alan askeri üst kurulucak, yüz elli bin kişlik bir ABD
ordusu ülkemize giriş yapıcaktı.
Bu
askerlerde türk hukuk sistemi bile dokunamayacak vuku bulucak hadiseler ABD
hukukuna göre sistem çalıştırılacak.
Bugün
geldiğiniz noktada düşünün ne olabilirdi en kısa örnek bir 15 temmuz kalkışmasını
düşünün bu güçle ülke içinde olan bir ABD ordusunun tutumu ne olur?
Rahmetli
babam 1940 lı yılların sonunda ADANADA bulunuyor,bazı şahit olduğu konuları
aktarmıştı bana.Sizede burdan bu yaşanmışlıkları aktarmak isterim.
Tabi
ADANANIN yetiştirdiği en büyük tüccar ve sanayici merhum HACI ÖMER SABANCI bey
için babam derdiki dünyanın en mütevazi insanı halkın arasında ADANA da yaşardı
derdi.
Zaman
zaman ben TMO çalışmaya başladığım dönem buğday harman yerlerine gideriz orda birdefa
karşılaştık.HACI ÖMER AĞA köylüye demiş en yiğit PEHLİVAN hanginizse çıksın bir
güreş tutak.
Babam
anlatıyor o köyün pehlivanı ile o sıcakta bir güreş tuttu kan ter içinde
şaşırmıştım derdi.
Bir
günde ADANA ÇİFTÇİLER kulübünde kağıt oyunu oynuyormuş,kaybedince sinirleniyor
masadan kalkıyor garsona sesleniyor ve şöyle söylüyor,yiğenim yap ordan bana
bir KARİDESLİ sandöviç.Garson sandöviçi getirdikten sonra HACI ÖMER ağa o kadar
sinirliydiki diyordu koca sandöviçi iki ısırıkta yedi yediğinin farkında bile
değildi demişti.
ORGİNAL(1949 ADANA)
Rahmetli babam bunları hep uzun sohbetlerimizde bana
aktarmıştı.
ESEN KALIN.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder