22 Nisan 2018 Pazar

KIZIL KURT



                     
Sevgili takipçilerim umarım gelecek yeni haftanızı güzel geçirmeniz dileği ile hepinize selam ederim…
Dostlarım hayatımızda önem arz eden arkadaşlarınız büyükleriniz olur.
Kadere bakınki yaşam denen bu cenderede bir çok dostumuzu arkadaşımızı ani genç yaşta kaybettik.
Bu insanların hepsinin TÜRKİYE tarihinde çok önemli yerleri ve büyük bilgi hazineleri vardı…
Ben 1970 li yıllarda daha çok genç olduğum için herhangi bir siyasi ideoloji içinde bulunmadım, böyle bir ortamın içindede yaşamadım.
1980 li yıların başlarında yaşımızı alınca tabiki her çevreden dostlarımız olduğu gibi ÜLKÜCÜ camiadanda dostlarım ahbablarım oldu..
Özellikle birkaç tanesi ile çok sık görüşürdüm.Sohbetlerimiz olur çeşitli yerlerde toplanır hem bir yerden yemek yer çay kahve içerken siyasetten,günün DERİN konuları  paylaşır çeşitli iş konularındada fikir alışverişi yapardık.





Bunlardan biride yine zamansız kaybettiğimiz ÜLKÜCÜ hareketin başlangıç yaptığı yıllarda harekete gönül vermiş MARDİN kökenli SIRAÇ DEDE ağabeyimdi.
Çok geniş çevresi olan ülkücü camiada sevilen bir insandı. Bana ağbiliği dostluğu olmuş muhterem bir insandı.
1985 yılında BEYRUT elçiliğimize atanan ÇİĞKÖFTE kod adlı bir MİT yöneticisinin ordaki temasları için o dönemde LÜBNANA gitmiş orda bir müddet kalmıştı..
Rahmetli BAŞBUĞ(ALBAY) vefat ettikten üç ay sonra haftada birkaç gün gelip sohbet ettiği için yine  uğramıştı sohbet ettik çok güzel dışarda bir hava vardı,rahmetli dediki hadi çıkalım beni taksime kadar geçirin sizde hava almış olursunuz.

Tamam ağbi dedim,yanımda bir arkadaş daha var yürüyerek Taksime çıktık hafta sonu için sözleştik FLORYA MENEKŞE sahilinde bir balık lokantası var oraya gidelim diye sözleştik sohbet ettik.
İki gün sonra o yanımdaki arkadaşım heyecanla bir geldi dedi SIRAÇ ağbi vefat etmiş.
Şok oldum…..!!!!!!
Öyle bir şeyki sonra kısıtlı bir anlatımla bizden ayrıldıktan sonra gece aniden yüksek tansiyondan şurunu kaybedip düşmüş hastaneye kaldırdıktan kısa zaman sonra yaşamını kaybetmiş.
ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN.
Biz fırladık gittik ama bize haber verilmediğinden cenazeyi kaçırmışız ona iyice canım sıkıldı niye haber vericekler varken haber verilmedi anlam veremedim.              ORGİNAL        (rahmetli SIRAÇ DEDE 1996 YILI)

Rahmetli her zaman bir konuda fikir sorsak hemen o engin geniş tecrübeleri ve biyografik insan hayatları hakkındaki geçmiş bilgilerden bize çok yardımcı olurdu..
Burdan şimdi bir konuya giriş yapıcam.
ABD NATO paktına dahil olmamızla birlikte ülkemizde bir çok yerde üstlensede onlar için en önemli ülkemiz içindeki şehirler İZMİR,ADANA ve DİYARBAKIR şehirleriydi.
Bugünleri düşünürseniz olan hadiselerden ne kadar ABD devletinin stratejik düşündüğünüde anlarsınız.
1950 li yılların ortalarından sonra üstlendiği, onlar için stratejik olan şehirlerde ordaki tüm  sivil yerel unsurlar ve kamu ile yakın temas içine geçti ve buralardan kendilerine altmış beş yıl içinde dev gibi bir yapı meydana getirdi.
Hep dediğim bir şey vardır TÜRKİYE de ABD çok derin nufuz etmiştir..
Gelelim merak edilenlenlere.Aslında ABD güçleri 1949 dan sonra TÜRKİYENİN NATO ya girmesinin alt yapı çalışmalarına başlamışlardı.
Türkiyenin KORE ye gitmesi ve sonrasında 1952 yılında resmen NATO ya dahil edilmesi daha evvelki çalışma ve planlama ile yapılmıştı.
Yıl 1955 geldiğinde o meşhur altı yedi eylül planlı hadiseleri aslında MİLLİ devlete yapılan çok büyük ihanet ve ucu LONDRA ve WASHİNGTON da olan DERİN bir planlamaydı.

Bu planları yapanlar çokta başarılı yapmışlardır,nedenide ülkemiz içindeki azınlık sütatüsünde olan T.C vatandaşları çok temelli tüccar ve sanayici oldukları için bu olan olaylardan sonra yavaş yavaş yurdumuzu terk etmeleri ile birlikte sermaye kaçışının birde yanında bu azınlıklarla kurduğumuz uluslararası dünyadaki temaslarımızıda kaybetmiş bir ülke olduk.

Niye bu şekilde yapıldığını size söyliyeyim NATO nun planlaması ile yeni bir SEFERBERLİK yapısında ekonomik,siyasi ve sivil uzantılı askeri yapılanma ve tamamen kendi kontrollerinde olacak yeni bir proje..
Bunun için NATO yetkilileri hem ülke içinde hemde dışında suyun altında bir çok operasyonlar yaparak çalıştılar..
                           

Aslında bizim yetkililerimize olayın EKONOMİK,KÜLTÜREL modelini ROCOFELLER ailesi,siyasi, askeri ve istihbari yapılanmanın modelini REİHNARD GEHLEN yani eski NAZİ istihbarat yönetici daha sonra ABD
                            

 sığındıktan sonra OSS askeri istihbarat örgütlenmesini CİA olarak yeniden dizay eden GEHLEN bu yapılanmaları kurarken BATI AVRUPA ülkeleri ile NATO kapsamında birbirine entegre ettikten sonra en son TÜRKİYE de çok sofistike bir şekilde bu yapılanmaları bizdeki ilgili yetkillilere ellerindeki planlamaların açılımını yaparak bizde sistemi kurdular. Bu sistemlede ülkemizde çok geniş anlamlı ailelerin sanayi,ticaret,basın medya ve ilgili tüm yapılanmalarında bir geniş network ağı  kurdular..

ATATÜRK ün evi bombalandı diye konu açarak bir ALTI ,YEDİ EYLÜL felaketi çıkartan NATO,şu anda sınırınıza düşman olarak gelmişse şimdi bu yetmiş yıllık network ağı ile YURDUMDA ne yapmaz.
Bugünlerde em.dnz binbaşı sayın EROL MÜTERCİMLER beyefendiyi iyi dinlesin TÜRK MİLLETİ ve devleti yöneten yöneticilerimiz.
                         

Çünkü hassas günlerden ve terazi üstünde bölgemizde büyük hadiselerin içinden geçiyoruz.
1 mart 2003 tarihinde türkiyede  ABD askeri için çıkartılan tezkere meclisten geçseydi.SAMSUN,TRABZON ,İSKENDERUN,MERSİN limanları ABD ordusunun hizmetine açılacakken,SABİHA GÖKÇEN havalimanından tut kaç tane başka yerde alan askeri üst kurulucak, yüz elli bin kişlik bir ABD ordusu ülkemize giriş yapıcaktı.

Bu askerlerde türk hukuk sistemi bile dokunamayacak vuku bulucak hadiseler ABD hukukuna göre sistem çalıştırılacak.
                   

Bugün geldiğiniz noktada düşünün ne olabilirdi en kısa örnek bir 15 temmuz kalkışmasını düşünün bu güçle ülke içinde olan bir ABD ordusunun tutumu ne olur?

Rahmetli babam 1940 lı yılların sonunda ADANADA bulunuyor,bazı şahit olduğu konuları aktarmıştı bana.Sizede burdan bu yaşanmışlıkları aktarmak isterim.
Tabi ADANANIN yetiştirdiği en büyük tüccar ve sanayici merhum HACI ÖMER SABANCI bey için babam derdiki dünyanın en mütevazi insanı halkın arasında ADANA da yaşardı derdi.
Zaman zaman ben TMO çalışmaya başladığım dönem buğday harman yerlerine gideriz orda birdefa karşılaştık.HACI ÖMER AĞA köylüye demiş en yiğit PEHLİVAN hanginizse çıksın bir güreş tutak.
Babam anlatıyor o köyün pehlivanı ile o sıcakta bir güreş tuttu kan ter içinde şaşırmıştım derdi.

Bir günde ADANA ÇİFTÇİLER kulübünde kağıt oyunu oynuyormuş,kaybedince sinirleniyor masadan kalkıyor garsona sesleniyor ve şöyle söylüyor,yiğenim yap ordan bana bir KARİDESLİ sandöviç.Garson sandöviçi getirdikten sonra HACI ÖMER ağa o kadar sinirliydiki diyordu koca sandöviçi iki ısırıkta yedi yediğinin farkında bile değildi demişti. 
                                  ORGİNAL(1949 ADANA)

Rahmetli babam bunları hep uzun sohbetlerimizde bana aktarmıştı.

ESEN KALIN.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                                                                    01.01.2022                           A...