Sevgili
takipçilerim,hayırlı pazarlar bu haftaki yazım çoğu zaman videolarından takip ettiğim TARİHÇİ YAZAR sayın KADİR
MISIROĞLU beyefendinin sayın eski MİT müsteşarı DR HAKAN FİDAN bey ve MİT
eskiden bugüne kendine göre eleştirilerini hemde 12 eylül döneminden
arkadaşlığı olduğunu anlattığı sıkıyönetim savcısı merhum em.albSÜLEYMAN TAKKECİ ile anılarını binahen
bazı benim yaşadıklarımı anlatıcam bu Pazar biraz ciddi konu ele almış olucaz.
1974
kıbrıs harekatından sonra merhum babam özellikle sayın KADİR MISIROĞLU beyin
kitaplarını takip etmeye başladı kendisinin LOZAN galibiyetmi hezimetmi adlı
eserini çok beğeniyor ve ondan sonra özellikle LOZAN anlaşmasına katılmış DR
RIZA NUR beyin yasaklı kitabını temin edip onuda sıkı okuduktan sonra bu
konular üstüne geniş literatürü takip ediyordu.
1977
yılında rahmetli babamın o dönemde TRABZONDA onu çok seven yakın arkadaş gurubu
vardı,bu gurupla yakın iş ilişkileri olduğu gibi çokta yakın dostlukları vardı
şimdi size o günlerden daha yakın zamana
gelicem.
O
yıllarda TRABZONUN saf tereyağı bizim dolabımızdan hiç eksik olmaz,birde hiç
istanbulda mühimmat sıkıntısı çekmezdik…
1977
yılında kendi arabamızla ve yüklü miktarda para ve kendimizi koruyacak kadar
silahla istanbuldan yola çıktık ankara samsun istikametinden,bunun babamla
ilgili şahsi bir nedeni vardı.
Uzun
bir seyahat oldu duraklayarak gittiğimiz için RİZE ilimize kadar.
Rahmetli
babamın bir huyu vardır her şeyden
vazgeçer ama akşam saat 7 veya 8 oldumu en geç rakı sofrasının başına oturacak
ve o rakısını içiçek.
Tabi
bu Trabzonlu gurup çok dindar insanlar fakat babama büyük saygılarından dolayı
sohbetlerinde onlar alkol kullanmıyor fakat babamın kullanmasınıda hoşgörü ile
karşılıyorlardı..
Bu
insanlar rahmetli babam son nefesini verirken hepsi başındaydı babamın son duasını
bu insanlar yaptı,allahrazı olsun hepsine.
Trabzonda,samsunda
konakladık diğer yerlerde geçici kaldık kısa anlatıyorum içlerinde çok
yaşanmışlık var ama uzun hikayeler önemli olanını anlatıp yakın zamana gelicem…
Tabi
trabzondan bir arkadaş verdiler yanımıza, o yıllarda bu insanlar Trabzon
limanından İRANA taşımacılıkta yapıyorlar.
Bu
arkadaş arabayı kullanıyor,bizi RİZE ye gezmeye götürüyorduki RİZE sahiline
girişte bir baktık ÇAYKUR çay
fabrikasına çay kamyonları girmeden denize ÇAYI döküyorlar,tüm rize sahili
yeşil çay.
Rahmetli
bunu görünce rengi kırmızıya döndü adam bu konuda eğitim almış devletin bursu
ile FRANSADA okumuş dönmüş TMO,ZİRAAİ DONATIMDA 1950 lerin başında görev almış
kan beynine sıçradı.
Tam
fabrikanın karşısında birde ÇAY satış mağzası var,arabayı onun önünde durdurdu
sahili seyrediyor.
Şöföre
dedi git fabrikanın kapısını açtır,deki istanbuldan bir eski ZİRAAT memuru
gelmiş,müdür beyle görüşmek istiyor.
Koştu
kapıdaki içeriyi aradı tamam demişler,demir kapı açıldı araçla içeri
girdik,kapının sağ tarafında bir yönetim binası var müdür bey bizi kapıda karşıladı hoş
sohbet,hatta sizin için özel çay demletiyorum dedi.
Fakat
babam heyecanlı ,müdüre siz vatan hainimisiniz diye çıkıştı müdür şaşırdı
anlamadım dedi,yetim milletin parasını denize döküyorsunuz bu para milli servet
bunu nasıl yapabiliyorsunuz diye çıkıştı.
Müdür
bey içini çekti,benden evvelki müdürlerin başına gelenleri bilseniz ne
geldiğini anlattı müdür bey,babamda durumu anladı.
Çaylarımızı
içtik,fabrikayı geziyoruz tabi o yıllarda sistem çok eski fabrikanın ilk kurulduğu dönemdeki sistemler
bazı işleme makinalarıda bozuk.
Tabi
babam yerden çay aldı çay dalı ile dipten kesilmiş müdür bey dedi bunun 2,5
yaprak olması lazım,verim o şekilde çaydan alınır ve çayı elle toplamak
gerekli,o yıllarda ağır çeksin diye dalı ile birlikte koparıp
getirtiliyormuş,iş tamamen siyasi.
Neyse
fabrikadan çıktık ama babam çok kızgındı şoföre oğlum dedi RİZENİN içinde bir
tur at ordan trabzona geri dönelim.)))
12
eylülün yaptığı iyi şeylerden biri hemen RİZEDE bu çay işine el atmalarıdır…
Sayın
KADİR MISIROĞLU hocamızın anlattığı birde dostu merhum 12 eylülün tanınmış
askeri başsavcısı SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendiye,hocamıza 12 eylülden sonraki
günlerde MİT içindeki hadiselerden yakınmış
bunlar doğru,hatta bilinmeyen tanıdığım MİT mensubları amcası daire başkanı
olan 12 eylülde onlardan bile tutuklanan oldu bunlar devlet sırrı.
Merhum
SÜLEYMAN TAKKECİ albayımızla bende yakın tanışma ve görüşmem oldu 1986 lı
yılların başlarında,kendisinin bir yakınıda MİT önemli görevdeydi,benim
tanışmamda o yıllarda şehit HİRAM ABAS beyin yeni geniş bir yapılanma sürecine
teşkilatı sokması kurumun seferberlik yapısınıda yeni gelen PKK terörü belasını
bertaraf etmek için ona göre bir dizayn çalışması var,işte sayın MEHMET EYMÜR
beyin bir anısında anlattığı Diyarbakırlı bir arkadaşı var bana bebekte yemeğe yine
merhum olan ABDULLAH ÇATLI beyle geldiler diye,bu Diyarbakırlı ağbimiz genç
yaşta rahmete kavuştu yakın dostluğumuz vardı,Süleyman takkeci albayımızıda o
tanıştırdı bana muhafazakar milliyetçi kesimin yakın tanıdığı isimler yine
birde sıkıyönetim ceza reisi hakim albay TAHİR İLHAN beyde bu Diyarbakırlı genç
yaşta 1993 yılında kaybettiğimiz ağbimizin yakın dostuydu.
O
yıllarda bu geniş kurulan seferberlik camiasında MİT ÖZEL HARP mensublarının
alınmasında sayın KORKUT EKEN başta olmak üzere birde sayın em. ALBAY MUZAFFER BÜKÜLMEZ beyefendinin büyük
etkisi vardır.Bunları en iyi yine yönetici olarak sayın MEHMET EYMÜR beyefendi
iyi bilir.
O
yıllarda MİT dediğin zaman kurumlar içinde temiz vasıfllı kurum olarak birinci
MİT gösterilirdi….
Merhum
o dönemde yüzbaşı olan KAŞİF KOZİNOĞLU beyde ÖZEL HARP te görevliydi bu yapının
tanıdığı bir isimdi ta o dönemde 1986 da ikinci büyük EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
ÖZEL HAREKAT polis teşkilatının eğitim kurslarını merhum KOZİNOĞLU başta olmak üzere yine yakını bazı
ÖZEL HARP mensubları yetiştirmiştir, MİT ile bir alakası resmi olarak yoktu…
Merhum
SIKIYÖNETİM SAVCISI ALB.SÜLEYMAN TAKKECİ beyefendi öldüğü 1995 yılına kadar
mütevazi bir emekli hayatı sürdü,çok yardım sever bir insandı,birisinin bir işimi
elinden geliyorsa karşılıksız yardımcı
olurdu.
Askerdeyim
yıl 1987 bölükte İstanbullu bir arkadaş var adnan isminde ağbi buraya kendimi
iyi attım dedi,nasıl yaptın dedim ya ağbimin ahbabı var SÜLEYMAN TAKKECİ albay
o yardım etti,başladım gülmeye.))))
Sayın
KADİR MISIROĞLU hocamızın bu konudaki açıklamaları doğru.
Rahmetli
dindar bir kardeşim derdiki,ALTIN çamurada düşse ALTIN,ALTINDIR kıymeti
harbiyesini kaybetmez ağbi derdi.
Sayın
MISIROĞLU hocanın bazı anılarında anlattığı bu karşı gurupların bizim gibi
insanlara kurdukları tuzaklar ve canımıza kast edici çeşitli oyunları sanki
basit olaylarmış gibi yansıtacakları senaryolar ve komplolar yapıyorlar.,,
ALLAH
BÜYÜK…
Herkese
iyi pazarlar…
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder