Sevgili
takipçilerim,kimi insanlarımız edebi istirahat edecekleri mekana gidiyorlar
bugün son yolculuğuna çıkan aramızdan ayrılan PROFOSÖR MAHİR KAYNAK merhum gibi
MİT ve TÜRKİYE tarihine damga vurmuş,bir enellektüel ileri batılı bir zihniyete
sahip nadir istihbaratçılardan bir büyüğümüzü
maalesef kaybettik.
Hakkında
çok yazılan çizilen bir
istihbaratçı,daha evvel söyledim türkiyede ajan kadrosundan sonra MİT daire
başkanlığına kadrolu mensup olarak yükselmiş tek örnek.
Mit
teşkilatına,hademe,şöför ,yeşilçamda ayak işlerinde koştururken şeçilip kadrolu
mensub olan kişiler var,fakat akademik ünüversite hocası olup ajan kadrosundan
DAİRE başkanı olan tek örnektir,tekrar mekanı cennet olsun ALLAH rahmet eylesin
geride kalanlara allah sabır ihsan eylesin allah onlara uzun ömür versin.
Merhum hoca için en çok 9 mart 1971 cuntasını
deşifre etmesi ile ilgili çok yazıldı çizildi o günün o kadar çok bilinmeyen
hadiseleri varki hoca bu sırları ilede gitti,fakat asıl en büyük gittiği sırrı
1977 yılında CİA ajanı olarak kurum tarafından yakalanan MİT istihbarat daire
başkanı merhum kur.alb SABAHATTİN SAVAŞMAN beyin neyin gerçekte peşinde olduğu
bu CİA tarafından yapılan görevlendirmede TÜRKİYEYİ etkileyecek o günki politik
olaylar nelerdi,bunu bilen çok az sayıdaki insanlardan biriydi merhum MAHİR KAYNAK hoca…
1971
yılında çocuk olarak AKM(ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ) taksimde yanarken araba ile
ordan geçerken yangını seyretmiştim çocuktum arabanın arka camından,yola devam ettiğimizde
sahil kenedy caddesi cankurtaran mevkinde aynı anda TEKEL in TÜTÜN deposu cayır,cayır
yanıyordu hatta hiç unutmam denizden komrosörle su çekiyorlardı itfaiye
hortumlarının üstünden geçmemek için
arabamız bekletildi.
Yaşımız
büyüdü yıllar sonra MİT yıkıcı faaliyetler kontrkominizim dairesinden ayrılma
bir merhum ağbim bu işlerin nasıl olduğunu CANKURTARANDA KARIŞMA SEN
restorantta rakı içerken anlatmıştı.Artık hayatının son günleri olduğunu
biliyor belkide vicdan azabı çekiyordu derin derin izah etti olayları.
Sizlere
bu ağbimle yaşadıklarımı acıların içinde gülünç nasıl olaylar olduğunu
anlatıcam ilerki yazılarımda.
Gelelim
bugüne,şimdi biz biraz yıkaması yağlaması bol milletiz çok sevdiğim insanlar bile
menfaatler ne tarafta ise biraz öyle hareket ediyorlar sayın MİT müsteşarımız
DR HAKAN FİDAN bey hakkında olumlu,olumsuz yarı olumlu yarı olmusuz yazılar
yazıp duruma göre pozisyon tutuyorlar hedefe konursa ateşe başlıycaklar,hedefe
konmazsa canımız ciğerimiz diycekler.
Nasrettin
hoca hikayesi ye kürküm ye.Şimdi bir MİT arkadaşım vardı 1999 da geliyor bana
DOKTOR ne haber diyor.Bir iki oralı olmadım,en sonunda rakı içiyoruz aslanım bu
Doktor işi nerden çıktı.))))
Doktor
niye diyorum biliyormusun sana dedi niye dedim,oğlum dedi TEHŞİSİ koyuyorsun
eyvallah tedaviye başlıycaz koyduğun teşhisle sen napıyorsun yok siz karışmayın
tedaviyide ben yapıcam,sen DOKTORSUN o zaman dedi,bende öyle diyorum…
Şimdi
her delikanlı konuşmuyorken adı hükümetle anılan bir gazete allahrazı olsun
bana bir sayfasında yer verdi TÜRKİYE tarihinde ilk defa bir kişi MİT ağır
tarihsel eleştiren ve müsteşarlığı döneminde MİT müsteşarını eleştiren bir yazı
yazdım gazete bunu sansürsüz bastı ve biz hükümete yakınız demedi sayın HAKAN
FİDAN beyi eleştiren yazıma yer verdi ne zaman 2013 ya ekim yada kasım ayı
gibi.
Şimdi
bugün belirli gazetelerin hepsinde çeşitli yazılar olduğu gibi değerli bir emniyet
istihbaratı içinde çalışmış emekli bir emniyet müdürümüz sayın FİDAN ve MİT
hakkında öyle bir yazı yazmış hep söylenen MİT kurumunun 1980 darbesini dönemin
BAŞBAKANI sayın SÜLEYMAN DEMİREL beye iletmediği onun için darbe önlenmediği
gibi yazısına bunla ilgili örnek vermiş,yani size şunları söyleyeyim.
1980
darbesinden hemen evvel ben genç bir çocuktum rahmetli babam mayıs ayında
darbenin olucağını bana söyledi,sonra darbe eylül ayına alındı diye yine
söyledi,hatta darbeden evvel temmuz ayında KIBRISA bir seyahatimiz
oldu,kıbrısta TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) moral motivasyonu o günlerde çok
fazlaydı ordan bile darbenin olucağından ben yeni bir genç olarak haberliydim,darbe
gününüde yine bir gazeteci beye yazdım sonra size Pazar anılarımda yazıcam.
Benim
haberli olduğum darbeden sayın HÜKÜMET ve MUHALEFET partilerinin haberinin
olmamasının imkanı varmı,bu yıllarca bir şehir efsanesi olarak TÜRK halkına
yutturuldu.
Gelelim
bugünlere sayın emniyet müdürümüz ve diğer sayın CUMHURBAŞKANIMIZA yakın
muhafazakar dindar gazetecilerin sayın FİDAN için onu evladı gibi severdi,niye
MİT bıraktı,çözüm sürecini sayın FİDAN götürüyordu niye bu operasyonun
ortasında sayın CUMHURBAŞKANINI babası gibi ona güvenen kişiyi yalnız bıraktı
meailinden açıklamalar geliyor.
Ben
bu yazıları yazan yazarlarımızın ya gerçekten çok iyi niyetli insanlar temiz
kalplerinden böyle düşündüklerini yada el mahkum böyle kalem çalıştırdıkları
arasında acaba hangisi diye düşünüyorum.
42
yaşında MİT müsteşarlığı koltuğuna oturmuş bir zatı muhterem insanın böyle
amatörce hareket edebileceğini,sadece bu işleri hiç bilmeyen insanlar düşünür.
Son
15 yıl içinde MİT öyle müsteşarlar geldiki bırakın 7 yıl müsteşarlık yapmayı
elinde imkanı olsa ömrünün sonuna kadar müsteşarlık yapar,yinde
CUMHURBAŞKANI,BAŞBAKAN olmak istemez MİT müsteşarı olarak kalmak ister.
MİT
öyle bir kurumdurki onu iyi yöneten geri plandan devleti yönetir.
Bugün
geldiğiniz APO ile çözüm süreci ve pazarlıklar MİT iyi yada kötü yaptığı 1999
operasyonu ve onun devamı sürecidir.
JAY
EDGAR HOWER açın gogeldan bakın ABD FBI başkanı 40 yıl FBI yönetmiş,Amerikan tarihinde
derlerki amerikayı aslında başkanlar değil 40 yıl HOWER yönetti.
Nasılmı,FBI
olanaklarının tümünü kullanarak buna teknik,elektronik istihbaratta büyük
ölçüde verim sağlamış katkı yapmıştır,çünkü HOWER ın tüm başkan adayları ve
başkanlara şantaj yaptığı söylenir buna suikaste kurban giden JOHN F. KENEDY
dahil.
Dikkat
ederseniz sayın FİDAN ın müsteşarlığının hemen bir ay öncesi benim dahil
edildiğim şantaj olayı ve sonrasındaki gelişen çeşitli teknik çalışmalara dönük
kaset ve diğer ses,görüntü gibi materyellerin havada uçtuğu en büyük dönem…
MİT
bünyesindeki TEKNİK,TAKİP,ELEKTRONİK İSTİHBARAT ve SİNYAL istihbaratına dönük
personel ve ekipmanlar çok gelişmiş olup,her dönemdede çok kuvvetli olmuştur,bu
ta 1971 yılında FUAT DOĞU paşa döneminden başlayan ve ABD ve diğer batılı
istihbarat örgütlerinin en büyük hibe yardımını aldıkları birimlerdir.
Neden
çünkü SSCB ile mücadelede taşoron kurum olarak vazife gördüğü için adamlar
teknik ekipmanın en iyisini veriyorki kendi işini iyi yapasın.
Sayın
FİDAN döneminde GES(GENEL KURMAY ELEKTRONİK SİSTEMLER) komutanlığı,bir adı
bizde BAYRAK garnizonu olarak geçen kurumunda MİT devri ile dinleme,ve diğer
elektronik istihbarat ve sinyal istihbaratı MİT çok kuvvetlendi,sonra…
İşte
sonrası benim gördüğüm ve bu beş yılda yaşadığım özellikle dünki yazımda
belirttiğim sinyal istihbaratını kullanarak ve dinleme yaparak ve bunların
kullanımıyla insan sosyal hayatını yönlendirerek hedef aldığın kişiyi sıkıntıya
düşürmek,tuzağa düşürmek,hata yaptırmak gibi konularda kullanmak.
İşte
yanlışlık burda başlıyor,bu tip hadiseyi düşman güçlere kullanamayıp dost
unsurlara milli yapılara kullandınmı ülkede çelişki yaşarsın.
Yada
bu konuları seferberlik kapsamı dediğin yapıların menfati için
kullandınmı,haksız,ticari rekabet ve yeraltı gayrımeşru işlerin önünü
açarsın,bunlarla mücadele eden güçlerinde elini zayıflatırsın.
Arkadaşlarım
ben bunları teknik manadada konuşuyorum,geçenlerde emniyetin bir çalışmasında
bulundum,tabi sıkıldım kardeşim senin teknik olarak aldığın verileri biz MİT kurumunun
olanaklarında onbeş dakikada alıyoruz,emniyet mensubu arkadaş şunu söyledi ZEKİ
bey tüm verileri tek tek delillendirip o şekilde çalışmaları
götürüyoruz,savcılık makamları dosyaları en ince ayrıntısına kadar titiz
kanunlara uygun istiyor,siz alışmışınız gayrinizami çalışmaya biz hukukla
gitmek zorundayız…
Kısacası
arkadaşlar,konu uzar bitmez ben şunu söyleyeyim bu işlerde bu en üst makamlara
çıkan insanlarda ve dünya yaşantısında pek duygusallık olmaz,bu işler çok
profosyonel mekanizmalar ve acımasız çekişmelerin yaşandığı yaşam formlarıdır.
Satranç
oyununda kim hamlelerini kuvvetli yaparsa o sonunda ŞAH MAT der,peki ŞAH ve MAT
tan sonra satranç tahtasının durumu ne olur??
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder