Sevgili takipçilerim
dün akşam GAZETECİ YAZAR sayın HAKAN ALBAYRAK beye bir iddasından dolayı,bazı
kişilerden kamuoyunda yoğun tepki geldiğini gördüm,gülümsedim bir müddet evvel
aslında ben bu konuyu raporlaştırmıştım,haksız yere sayın ALBAYRAKA saldırıldığını
fark ettim sizlere bu konuyu yazıp bilgilendirmek istedim.
Konu askeri kışlalar
şehir merkezlerinden kaldırılsın çekilsin her an türkiyede darbe tehlikesi
vardır devam ediyordur.
Sevgili kardeşlerim
benim yetiştiğim ortamda öyle büyüdükki ASKERİ ünüforma gördüğümüzde dünyanın
sadece onun etrafında döndüğünü zanneder TSK ALLAH,MİT PEYGANBER,EMNİYETİTE
onların SAHABELERİ gibi düşünürdük öyle siyasetçi,şucu bucu onlar sanki yokmuş
gibi aklımızdan geçer etrafımızdada öyle konuşurduk bunu izah etmemin sebebi
yazıcaklarımın TSK düşmanı olduğum gibi bir sonuç çıkartılmaması için bu
yaşımda halada TSK laf söyletmem çünkü sapla samanı ayıracak yaştayım,DARBENİN
ne olduğunu çok acı şekilde öğrendim DEMOKRASİYİDE burda sizlere bu yazıyı
yazabiliyorsam ne olduğunu öğrendim.
Aslında çok uzun
yıllardır eskiden şehir dışında olan,şehirlerin büyümesinden şehir içinde kalan
kışlaların şehir dışına çekilmesi porojesi ve düşüncesi 2000 li yılların
başında TSK emir komuta zinciri içinde düşünülüp planlamaya konulması için bu
konularda fizilitibe raporları çıkarılmasına dair MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI İNŞAAT
EMLAK DAİRE başkanlığına direktif ve emir verilerek başlatılmış ve bu konuda
zannederim son zamanlarda büyük bir yol alınmıştır.
Sayın ALBAYRAKIN
kaygısı çok gerçekçidir ben bunu aylar evvel raporlaştırdım oda şurdan
Son GESİ türü ayaklanma
hadiselerinde İstanbul ve ankarada yapılan organizasyonlarda başbakanlık ve
başbakanlık konutlarının önüne kadar gelip nerdeyse içeri girecek göstericilere
mazallah mesela İstanbul içinden 3. Veya 5. Kolorduya bağlı alt rütbeli cunta faliyeti içinde bulunabilecek subaylara bağlı küçük
zırhlı birlikler ve motorlu piyade alayları ile bir destek gelmesi ile organize
hareket ettirilebilen bu başı boş gösterici gurupları ile bir oldu bitti
sağlanarak kalkışma tam bir toplumsal ayaklanmaya döndürülebilir ve darbe
gerçekleşmiş olur,yağmalar ve şuçu durdurmak polisçe başarılı olamaz,durduramaz
gücü yetmez.
TSK (TÜRK SİLAHLI
KUVVETLERİ) zaten bu tip olaylar ve askerinin bu kadar sivilin içinde olmasını
istemez hiçbir zaman özellikle sivil yurttaşlarımız aklında şunu iyi tutsun
askerlik mesleği disiplin mesleği olduğu için sivile çok yakın ikamet eden
askerin displini bozulur çeşitli sıkıntılar her zaman olur onun içinde TSK
yöneticileri zaten bu konularda çok hassas düşünürler.
Olayın bir başka
boyutuda özellikle terör ve organize şuçlarda birliklerin şehir içlerinde
olması bu tip şuç örgütlerinin çok işine gelmekte hücresel faaliyet olarak bu
tip birliklerde bulundurabilecekleri kişilerin askeri personele şuç işleterek
polis takibinden çabuk kurtulup birlikler içinde kendilerini kamufle
edebilmelerinden dolayı elverişli bir duruma geliyor bununda bilinen ve
bilinmeyen bir çok olayı vardır ve istihbar edilmiştir geçmişte.
Bir diğer konuda bu
konu ile paralel büyük şehirler içindeki VIP havalimanları, artık dünyadaki
gizli servisler öyle büyük maddi imkanlarla ve sofistike alet,araç ve gereçle
çalışıyorlarki bu VIP uçaklarla devamlı
dünya üstünde ring atıtorlar istihbarat servislerinin kordinesininde operatif
hareketleri bu VIP uçaklar ve meydanları kullanarak üst düzey insan
angajelerini bu alanlarda yada bu alanların verdiği ülkeye giriş çıkış
avantajlarını kullanarak bu alanlarda özellikle büyük operasyonları
gerçekleştirecek birinci NAKİT emtiayı yüksek miktarda sokuyorlar ikinciside bu
olayları yöneticek üst SOFSTİKE gelişmiş personeli hızlı bir şekilde bu
alanlardan getirip götürebiliyorlar.
Bu raporlar dikkate
alındı geçtiğimiz ay İSRAİL vıp uçaklarının alanlardaki 1998 yılında yaptıkları
kalış ve giriş çıkış anlaşmalarının büyük kısmı budandı,en özellikle uçakla
girişteki pasaport beyan zorunluluğu geri getirildi.
Artık dünyada yapılan
darbe ve aksiyonel hadiselerin yapılış şekli çok değiştiği için bir kısım
insanımızın aklına hala eskisi gibi bazı şeyler olur diye bu tip senaryoları
düşünmek akıllarına pek gelmiyor.
Bir anımlada bitirim
yıl 1997 MİT bir arkadaşımla boğazda rakı içip keyif yapıyoruz o esnada yetmiş
seksen bin grostonluk bir LPG tankeri geçiyor biz SOVYET uzmanı olduğumuz için
BOĞAZLAR yakın alakamızdır her zaman geçerken gözüm takıldı dedim KAMİL bey bak
boğazın kıvrımına göre en dar yerde terörist bir gurup tüm güvenlik
mekanizmalarını atlatıpta RPG-7
roketarlarla bu gemiye hücum etseler,yada biraz daha farklı mesafeden güdümlü
tanksavar veya omuzdan atılabilen hava savunma güdümlü silahları ile ateşe
alınsa LPG tankerindeki patlamanın nasıl bir İSTANBUL üstünde patlama etkisi
yapabileceğini bir hesaplatın bak ne çıkıcak vakum etkisi dediğimiz etkiyi
yaparmı,sonraki günlerde üstünde çalışmışlar ZEKİ bey harfiyen dediğiniz doğru
çıktı raporlaştırdık ve ANKARAYA geçtik dedi,hemen akabinde bu konu uluştırma
bakanlığı deniz kuvvetleri,kıyı emniyetini koruma ve sahil güvenlik
komutanlığının koordinasyonunda yapılan müzakerelerle yeni tüzükler hazırlanarak
bunlar yasalar halinde uygulanmaya başladı ve o tarihten sonra özellikle LPG
tankerleri ve belirli tonajdan sonraki PETROL tankeri geçişlerinde güvenlik
önlemi eskort yeri gelirse boğazı kapatarak geçişlerin trafiğni düzenleyici
yaptırımlar getirildi.
İşte gelişen dünyada
yepyeni güvenlik sorunları ile karşı karşıya kalıyoruz onun içinde devamlı
stratejik yeni konseptler üstünde çalışmamız şarttır.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder