Sevgili okuyucularım
sizlere bugün gayrinizami harp faaliyetlerinden bazı konular aktarmak istiyorum
bunlar askeri talimatnamelerde geçerli olan FM-31-15 DÜZENSİZ GÜÇLERİ hareketa
sokmak,ve gayrinizami harp esnasında kullanım.Kısacası işgal altındaysak balıkçı
barınağındaki sandalcıdan,tek kanatlı uçak pilotundan gerekirse cezaevindeki en
tehlikeli mahkumları kullanabileceğin bir yapıyı kullanmanın el kitabi
talimatnamesi ve bu yapı her dönemde
kullanılmış bir yöntemdir.Bunu işgal ediceğin bölgedede aynı şekilde
gayrinizami harp unsur kuvvetlerini sızdırarak yaparsın,özellikle bu konuda
görevli güçler barış zamanındada bu tip faaliyetleri tatbikat için
yapar,devamlı dost düşman tanımladığımız tüm komşu ülkelerde bu konu ile
devamlı bir alt yapımız vardır.
Şimdi size ROMAN
tadında girim(roman vatandaşlarımız yanlış anlamasın)hikayemiz bakımından 2006
yılı ekim ayının ortaları,bayramdan birkaç gün evvel yanlızım kimsem yok
arkadaşlarımı kaybetmişim kurumsal hatlarımı kapatmışlar,üstümde bir baskı var
bu baskıyı o dönemdeki gücümle yenemiyorum,akşam suları bulunduğum karargah
ortamında,küçük bir rakı almak için çıktım birkaç duble içim kendimi rahatlatim
diye,döndüm iki genç dikkatimi çekti bulunduğum noktanın önünde hararetli bir
bekleyişleri var bulunduğumuz alanda bu tiplerin olmasına imkan yok dikkatimi
çekti,önemsemeden çekileceğim noktaya çekildim,1 kaç saat sonra hava almak için
çıktım iki genci yine aynı noktada görünce,işkillendim bir tuaflık var,silahımı
hazırlayarak belimde yanıma çağırdım,yanıma geldiklerinde anladım gözleri cam
gibi parlıyor,hap almışlar iyice işkillendim,sert bir şekilde bu alanda ne
işleri olduğunu sordum,gayet edepli ama heyecanlı ağbi,MUAALLA ablayı
bekliyoruz dedi,muallah hanımı çok eski tanırım HUKUKÇUDUR ama konusu çok
başka,bu tiplerle hiç işi olmaz bu işte bir gariplik var ama referans çok
sağlam olunca tamam dedim,ayrıldım ama içime bir kurt düştü,mualla hanımın
kardeşi ARİF beyi birkaç gün evvel bir gitar kutusu ile görmüştüm,bu bende
dikkat çekmiş İSKENDERİN istikametine gidiyordu , İSKENDERİN AK partiye karşı
kuduz köpek gibi saldırdığı günler
ne oldu ise birkaç
duble daha içtikten sonra dışarıya çıktım baktımki gençlerden
birinin elinde gitar çantası ile ilerlediğini gördüm,nöbet
tutan beni görünce şafak attı oda aynı istikamete hızla uzaklaştı ,içimden
dedim bu işte bir iş var.
Ertesi günü akşam
haberlerinde kocaelinde ve sakaryada iki gencin araçla pişmaniyeci ve
benzinciye silahla saldırıp bazılarını yaraladığını ve öldürdüklerini öğrendim
ama eşkal yok aradan 24 saat geçmeden mersin ve adanadan yine öldürme ve
yaralama hadiseleri geldiğinin haberlerini aldım Televizyonlarda büyük bir
infaal oluşturuldu iki kaçak silahlı biri pompalı tüfekli biri tabancalı önüne
gelen kim varsa öldürüp soyup yolla devam ediyor,
Zannederim PAZARTESİ
akşam öğleden sonra kızılcıhamamda jandarmanın bir yol uygulamasında küçük bir
çatışma ile yakalandılar,dikkatimi verdiğim için televizyonda yakalananların
eşgalini görünce,bu iki gencin benim Cuma günkü konuştuğum gençler
olduğunu anladım,ve
suratımda bir ACI oluştu çünkü bu iki gün içinde sanırım dört beş kişi öldü
birkaç kişi yaralı kurtuldu,sinirlendim,öfkelendim çok üzüldüm tabi aklım ve olaylardan
hadiseyi çözdüm bir İNFİAL YARATILIP toplumdaki hassas dugularla oynamak
toplumun ve emniyet güçlerinin dikkatlerini dağıtmak ,ben ideolojik değilim ama
o anda devlete güvenin sarsılması bayram arifesinde toplumda kötü imaj
yaratılmak için tezgahlanmış ancak gavurun memleketinde yapılacak,bir hadise
belki orda bile yapmak SAVAŞ kurallarında ahlaksızlık sayılabilir,o esnada
yapılabilecek bir şey yok bunlar almışlar ellerine gücü saldırıyorlar her
yerden sadece ülkedeki ne olursa olsun düzeni bozup her türlü demokratik ortamı
sekteye uğratmak gayeleri.
Sonraki zamanda bazı
önemli OPERASYONLARLA meşgul olan arkadaşlarla fikir teatisi yaptığımızda arkadaşların gözelerinden çaresizliğin bir
şeyler yapamadıklarının hırsını gördüm,banada takma kafana dediler,olaylar
benim bu konuyu fark ettiğimi anladıkları anda bu olayın üstünü örtmek için bir
daha herhangi bir şekilde uyandırılmasın diye BASINDADA bu hadisenin sanıkları
çeşitli manipleler ve özel röportajlarla bir daha adalete,
Yansımıycak şekilde
PARLATILIP,ÖRTÜLDÜ….!
Bu hadiselerden çıkıp
geliceğimiz 2009 yılına ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU davası,56 NOLU BORU
FABRİKASINDAKİ BORULAR VE KURU İMZALARA KADAR gelicez beni yazılarımla takip
eden çok değerli dostlarım.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN……
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder