Sevgili takipçilerim,bu
yazımda sizlere açık olarak CUMHURİYETİMİZİN kuruluşundan itibaren aslında en
bağımsız gözüktüğümüz dönemlerde yapılmış başarı gibi gözüken hadiselerde
aslında ülkemizi dışardan yöneten üçgen
bir tezgahın kontrollü bizi yönetmesi ile
bu üçgenin stratejik menfatine dönük işler yapmamız , sakın kanmayın şu günlere
kadarda,böyle gelmiş ve yaşanmış…
Mesela hatayı ilhak
ettirilip suriye ile stratejik olmayan bir gerilim üstüne kurgu yapılırken dünyanın
en büyük petrol rezervi olan tamamen kuruşuna kadar Osmanlı toprağı olan
musul,kerkükü bıraktırılmışız.
1955 yılında başlıyan
KIBRIS davasında tüm derin devleti bu davaya kanalize etmiş 1974 yılına kadar
adaya çıktığımızda yaptığımız hareket bizden çok YUNANA ,RUMA yaramış yıllarca
elimizi tüm dünyada Kıbrıs davası için yapılan görüşmelere bağlamışız adada
türk bölgesi dünyadan tecrit edilmiş durumda 1974 ten beri.
Buda ilerde çıkacak APO yu ve PKK bölgede diğer çeşitli kürt örgütlerini yıkmak
için kurdurmuşun elinden büyük stratejik planla kaçırmışın ÜLKENİN başına bela
olmuş maddi manevi 1977 den beri.
Peki nedir bu ülkemiz
üstünde kurulan üçgenin sembolik durumu ,daha vereceğimiz yüzlerce örnek
varken.
Şu
AVRUPA,AMERİKA,SİYONİZİM üçlüsü veya üçgeni burda CUMHURİYETLE birlikte
devletimizin ve günlük hayatımızın içinde bizden tamamen yerli olarak o kadar
iyi yapılanmışlar ve çalışan bir sistem kurmuşlarki biz kendimizi en iyi
yönettiğimiz zaman bile aslında bu ÜÇGENİN menfaatlerini götürdüğümüzün farkına
bile varmamışız.
1990 lı yılların
başında Adapazarı,hendek,bolu ölüm üçgeni adı verilen bölgede işlenen cinayetlerin aslında
bir yeraltı dünyasının uluslararsı tasviyesi olduğunu anlayamayıp birde ÜÇGEN
kelimesini kafamıza pisikolojik olarak sokmuşlar,ankarada merhum BİNBAŞI CEM
ERSEVER üçgendeki tezgah adında kitap yazdıktan kısa süre sonra adamları ile alınıp infaz edilerek ANKARADA
dışında bir ÜÇGEN teşkil edicek şekilde cesetler bırakılmış yani aynı zamanda
dışardaki güçlerinede mesaj vererek her zaman yaptıkları gibi siz ordasınız biz
burdayız güçlüyüz dışarıya örtülü bir haber verme şekli ile içerdede
pisikolojik bir baskı ve korkutma yöntemini insanların şuuraltını işleyerek kafalarında
yer etmelerini sağlamışlar.
Peki nasıl bu kadar
başarılı olmuşlar,dostlarım size şöyle açıklıycam İNSAN yetiştirmişler,çok
sistematik ve stratejik ilerki yılları devamlı besleyen insan kaynağı
üretebilecek sistemler geliştirmişler ve
50 yıl sonranın dünyadaki yerimizin nasıl olucağını bildikleri için 50 yıl
sonraki rejimlere ve dünya normlarına uygun kitleleri sürükleyebilecek
insanları kendi yönetimlerinden çıkamıycak şekilde stratejik insan gurupları ve
hücreleri üretmişler.
Bu devletimizin içinde stratejik tüm kurumlarında yapıldığı
gibi siyasi ideolojilerin tasviyelerindende hiç etkilenmemiş gelen ideolojiyi
her türlü kendi yetiştirdiği için farkına varmadan tüm toplum kamplaşsada
onların düzenleri her zaman yürümüş.
1950 li yıllarda bazı
dernekler açık kapalı kurarak mesela fakirleri sevenler derneği gibi fakirleri
organize ederek onlardan bir isthbarat gücü kurup onların çocuklarını sistemli
okutarak ve çalıştırarak kendilerine
kamunun dışında özel sektörde dahil HOLDİNG patronları,bankacılık,inşaat gibi
sektörlerinde büyük iş verenler yetiştirip
hem devlet yönetimini hemde bu vasıta
ile özel sektördede işlerini çok iyi götürmüşlerdir.
NATO vasıtası ile 1952
yılında itibaren SEFERBERLİK kapsamında yapılanarak,İL,İLÇE,BELDE ve KÖY
bazında emniyet ve onla ilgili diğer
kurumlarıda vatansever pisikoloji içinde çok iyi yönetmişler,bununlada ÜÇGENDEKİ
güç ülke üstündeki kontrolünü ve farkettirmeden sistemi yönetmesi çok kolay
olmuştur.
Yani
arkadaşlarım,maçlarda tirübünlerden slogan atan fanatikleri gözünüzün önüne
getirin bağırırken TÜPÇÜ,KAPICI vs meslek adlarını sayarak bağardıklarında o
hakaret edilen yapıların tarihi gelişimine bakmak lazım.
Yeni siyasete soyunacak
kimseleri ve onlar için geçmişleri ile ilgili yapılan prokobandaları iyi
değerlendirmek gerekli ne diyor tek odali evde büyüdüm babam bizi
geçindiremezdi başarılı siyasetçi oldum şimdi ülkeyi yöneticem?
Kültür sanat konusuna
girim mesela 2003 yılında ülkemize en ağır gelebilecek olan ÖZEL KUVVETLERİMİZE
süleymaniyede poşet giydiriliyor ondan sonra öyle bir toplumda ABD ve batı
siyonizme karşı nefret birikiyorki ülkedeki bu nefret gazını atabilmek için
devletin istihbarat birimlerinden alınan bilgi ile dizi filmler çekilip on
yıldan fazla ekran başında halkın gazı alınıyor birikmiş kinle patlayabilecek
hadiseler PİSİKOLOJİK HARP teknikleri ile evlere hapsediliyor şuur altına
devletin ve milletin çok güçlü olduğu fikri sokuluyor bu şekilde düşünen
evlerde milyonlarca insanın aslında altını kazmış boşaltmış oluyorlar aynı şeyi
BAĞDATI koruyacak beş milyon silahlı güç var diye televizyonlardan sabahlara
kadar canlı yayınlara çıkan paşalarımızda gördikki o beş milyon sabah buhar
olmuştu bir müfreze ABD askeri ve iki adet tank ile bağdat merkezine girerek
IRAKI teslim aldılar,çünkü bu ülkelerin içleri yıllar evvel boşaltılmıştı.
Bugün DEVLETİMİZİN
tepesinde çok büyük tasviye yapılmışken ÜÇGEN acaba yeni versiyonları ile yine
iş başındamı acaba sayın BAŞBAKANIMIZIN yanındayken köstebek olarak çıkan
ERGENEKON operasyonlarında ve Londraya kaçıp yerleşen vatandaş merhum özalın
hizmetçisi merhum hayatını kaybettikten sonra iskoçyaya yerleşen ve diğer bir
sürü insan köstebek oldukları meydana çıktıktan sonra yurt dışına kaçan köstebekler onların kaçması ile bittimi acaba,
yoksa onların kaçmasıda daha büyük bir yapıyı korumanın son noktaya kadar
İLİZYONUMU…
Tabi insan ister
istemez geçmişte duyduklarının nedenlerini bazen 40 yıl sonra
anlayabiliyor,biticek olan soğuk savaşın içinde yeni nesil hiç terör ve
anarşiye bulaşmamış temiz gençler arayan 1970 li yılların sonlarına doğru
GLADİO gizli mihrakları,1980 lerde SOSYAL hizmetleri ellerinde tuttuklarında
hiç aklıma gelmemişti alınan yetim çocukların 20 li yaşlarında ne işlere
yarayacağı,sevgili arkadaşlarım GLADİO ve onun ÜÇGEN yapılanması öyle bir yapıdırki karşınıza her türlü ambalajla
çıkabilir…..?
ARKADAŞLARIM TÜRKÜN AKLI
YA KAÇARKEN YADA HACETE GİDERKEN GELİRMİŞ,AKLIMA GELDİKÇE YÜKSEK
MÜSADELERİNİZLE VE HOŞGÖRÜNÜZLE YAZSAM OLUR DEĞİLMİ?
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder