Sevgili
takipçilerim,hepinize iyi bir Pazar günü dilerim umarım rahat,huzurlu,sağlıklı
ve sıkıntısız ferah bir RAMAZAN AYI geçiriyorsunuz.ALLAH oruçlarınızı kabul
etsin bol muhabbetli iftar sofraları,sahur sofraları nasip etsin,ALLAH
MUHABBETİ bol sahur geceleri geçirmenizi sağlasın..
Bu
ramazan ayımızda biliyorsunuz hayvanlar alemi ile ve anılarımızla başladık,hem
öyle devam etsin hemde yazının sonunda önemli bazı siyasi,sosyal mesajlar vericem….!!
Sevgili
arkadaşlarım yıl 1973 yeni bir bisikletim var KIRMIZI GOLDEN marka babamla
SABRİ ACARSOY müessesinden gittik aldık.
Benim
için en büyük ulaşım aracı çocuğuz fakat ben biraz farklı YARAMAZ
çocuktum,etraftada herkes söylerdi.
O
zamanlar daha evvel bahsettiğim rahmete kavuşmuş CAMCI MUSA ağbimle bir güvercin yuvası kurduk onların evlerinin
tarafında yine rahmetli ilerde anılarımızı anlatacağım AYHAN kardeşimin bahçe
garajının damında,birde yine arkadaşımız kendisi bildiğim hayatta SIÇAN kod
adlı İLHAN kardeşim işte oda yuvaya gidiyor geliyor tam filimiz bu isimlerin
hepsi gerçek yaşlarıda benden dört ile beş yaş büyük.
O
aralar MUSA daha camcı değil kafasına göre takılıyor,ağzında ya birinci
sigarası ya bafra,boriton bir sesi
var arada gülsede A…k kızsada A…K.))
Benden
dört yaş büyük ama o dördüncü sınıfa gidiyor ben üçe gidiyorum anlıyacağınız
çift dikiş okuyor…
Sempte
herkes takılıyor beraber KUŞ kümeslerini dolaşıyoruz mahalle mahalle,alışveriş
ediyoruz hayatımız bizim doğa ile deniz ile geçti,neler neler,takılanlar diyor
ZEKİ badigardını almışın yanına hadi iyisin..!!
O
aralar bende topladığım pulları çok zengin bir arkadaşım var ağbi kardeş İLHAN
ile DEDE BURHAN onlara yüksek rakama satıyorum,çok güzel para topluyorum cepte
devamlı elli, yüz tl var..
DEDE
BURHAN hala yolda gördüğünde beni, ulan ne kazıklayıp paramızı aldın diye
söylenir durur….
Sabah
çıkıyorum bisikletle
evden yuvaya gidiyorum bakıyorum MUSA ağzında cıgarası
kuşları salıyor yemliyor uçuruyor.
Yolun
tam köşe çamlık orman tarafındada bir
devlet kurumumuzun emeklileri için yaptırdığı apartman var.
En
alt dairesine bir İtalyan karı koca çift yerleşti italyadan gelip, birde benden
beş yaş büyük kızları var güzel bir kız.
Kız
plajada geliyor,ordada görüyorum kısa zamanda çevrede yaptı..
Evin
çok güzel çiçeklerle donanmış bir balkonu var aile yemeklerini devamlı orda
yiyor,birde küçük bir köpekleri var adı TOPSİ!
HAİN
TOPSİ!))
Bu
TOPSİ gelene geçene herkese havlıyor,tam nalet bir köpek ne olsa havlıyor RUHU
pis bir köpek!!!
Bir
gün parayı buldum,cepte tam 105 tl param var sabahtan erkenden bisiklete bindim
MUSA nın yanına geldim kuş yuvasına..
Dedim
MUSA 105 tl var kuş alalım bir çift MARDİN paçalı yuvaya, zenginleşsin
kümesimiz…
Okey
dedi,yürü ZEYTİNBURNUNA gidelim POLİSİN kümese yürüye,yürüye tren istasyonuna
geldik ordan arka perondan istasyona giriş yaptık.
Biz çocukluğumuzda trene para vermezdik,trene para verene keriz derler o yıllarda,kaçak bineriz!!)
Trenle
ZEYTİNBURNUNA geldik o yıllarda ilçe tamamen gecekondu muhiti,çok kötü ve
sağlıksız yaşam koşulları var.İki yıl evvel büyük kolera salgınında bir çok
kimse hayatını kaybetti,bazı mahalleler karantinaya alındı.
Polisin
yuvası hemen tren istasyonun sırasında dört katlı derme çatma kötü bir
apartmanın en üst katı,apartman diyorum şimdiki gibi bir apartman anlamayın
derme çatma bir şey..
Polis
diyoruz hep emniyet teşkilatımızdan emekli olmuş kendini kuşlara vermiş bir
ağbi iyi bir insan,çok kuşu var.
Yuvaya
bakınıyoruz bir çift paçalı mardin beğendik 150 tl istedi dedik 100 tl var
başka yok,hadi verin alın dedi,eyvallah dedik aldık.
Birde
yuvada cılız bir kuş var yani para etmez fazla,ağbi bu kaç tl dedik o size
yaramaz dedi.
Niye
dedik DÖNEK o dedi benim yuvaya alışık onla sahipsiz kuşları çekiyorum dedi.
Musa
ile ikimiz ya bırak bu işleri ağbi dedik verde alalım dönsün.
Güldü,bak
cepte 5 tl var vereyim nasılsa dönücek ver sen bize kuşu bak bakalım
dönücekmi,gülüyor döner diyor.
Israr
ettik alın dedi verdik 5 tl aldık koyduk kese kağıdına yola çıktık.
Musa
ile birbirimize diyoruz POLİSİ iyi kerizledik dönermiş aramızda gülüyoruz.))
Musa
diyor ben onu yuvaya iki ay kitleyim kuşlarla bak dönüyormu!!
Geldik,sempte
o günlerde ailemde biraz sıkıntılar var doktorlara gidiliyor,rahmetli babamda
bize çok aşırı düşkün bir babaydı,yani kaşımızın üstünde sinek olsa ortalığı
dağatır,akraba komşu falan dinlemezdi.
Yuvaya
döndük kuşları yuvaya yerleştirdik kanatlarını BANTLAYIP, akşam üstüne doğru bisiklete
bindim eve dönücem ÇAMLIK önünden giderken bisikletle arkamdan HAİN KÖPEK TOPSİ
havlayarak koşmaya başladı ben kaçmaya başladım fakat en sonunda şort giydiğim
için TOPSİ bacağımdan kaptı beni süratle giden bisikletten düşürdü.
Çevreden
yetişenler TOPSİYİ kovaladılar ama beni sağlam ısırdı,düştüğüm içinde sağımda
solumda yaralar bereler ve kanayan yerler vardı.
Beni
sakinleştirdiler ayağa kaldırdılar ama ben nakavt bisikleti alıp yürüyerek ve
ağlayarak eve gittim.
Evdede
kimse yok,bahçede beklemeye başladım etraf soruyor ne oldu HAİN TOPSİ ısırdı
diyorum.VATAN HAİNİ!!
Babam,annem,kardeşim
bir geldi BABAM beni bir gördü kafayı yedi,ne oldu oğlum böyle..
Hemen
beni dispansere onlar demiş kuduz hastanesine gidicek SULTANAHMETE biz
yaralarını,berelerini pansuman yapalım.
O
arada babam KARAKOLA gidip aileyi karakola çektirmiş ve ağar kelimeler
kullanmış.
Polis
arkadaşlar köpeğide alalım oda yedekleme kuduz hastanesine gidecek hadise orda
büyümüş..
Neyse
orda çok ricalar olmuş köpeğin tüm aşı karneleri tek,tek beyan edilince
köpekten vazgeçmişler,yalnız karakol bir daha köpeğin salınık tutulmaması için
garanti istemişler ailede söz vermiş.
Ertesi
günü beni sabahtan SULTANAHMET LOUİS PASTÖR kuduz hastanesine götürdüler
karnımdan iğne vurdular yapılan tetkiklerde köpeğin tüm aşıları tam olduğu için
bana üç kere kuduz aşısı vurmaları yeterliymiş,üç aşı ile işi yırttık yoksa 21
aşı yanmıştık.
Tabi
bu aile birkaç defa çok nazik ve kibar şekilde bizi ziyaret ettiler ve o
ziyaretlerde pasta,çukulata gibi mataryeller hediye getirdiler.
İşin
gırgırı yine böyle bir mevzudan dolayı babam teyzemle küs görüşmüyoruz,çünkü
teyzem bir kere araba ile üstümden geçti araba kullanmayı öğrenirken,ikincisi
anlatmayayım sonraya bırakayım olan olayı kan gövdeyi götürdü,İLK yardım
hastanesindeki polis memuru ve acilin doktoru bile dayak yedi..!!))
Bu
ailede o aralar teyzemle meğerse ahbab olmuşlar teyzem konuyu duyunca bu
aileden aman beni unutun bu sefer OSMAN beni öldürür demiş))!!
Bu
olay kapandı arada KIBRIS BARIŞ HAREKATI geçekleşti ,günler devam ediyor bizde aynı
şekilde yaşantımıza devam ediyoruz.
Yıl
sanırım 1975 sonu 1976 başları gibiydi MİT arşivlerinde ve düzenlenen
belgelerden meydana çıkar.
Bu
İTALYAN ailenin reisi sanırım kuzey italya bölgesindendiler bunlar germen(ALMAN
) kökene yakındırlar İPSALA hudut bölgesinde hudut yasak alanında bazı önemli
bölgeleri resimleyip kroki çizerken MİT yetkililerince yakalanıp gözaltına
alınmış.
Yapılan
sorgusunda KİP (YUNAN İSTİHBARAT TEŞKİLATI) için bölgede ajanlık faliyeti
yaptığını itiraf etmiş ve neticesinde tutuklanarak cezaevine konmuş.
Tabi
o yıllarda hadiseler böyle yayılmıyor ama evin hanımı ve kızı hemen evi tasviye
ederek TÜRKİYE den ayrıldılar.
Babam
dedi senin adamlar casus çıktı,teyzem sonra bizimle barıştıktan sonra bu insanlar için çok
üzüldüğünü söyledi,fakat sonra duyduğum gözaltına alınan evin beyinin
cezaevinde kalp kırizinden vefat ettiği.
Toprağı
bol olsun,TANRI GÜNAHLARINI affetsin!
Tabi
bu konuyu anlatırken unutmadan
polis arkadaştan aldığımız kuşun
akıbetini anlatayım.
İki
ay sonra kümesten kuşu diğer kuşlarla çıkarttık,kanatlarından bantları söktük
ve diğer kümesin kuşlar ile saldık.
Bizim
polisin kuşu bir güzel bizim yuvanın kuşları ile döndü uçtu ve en sonunda tüm
kuşlarla beraber karşı apartmanın damına konup biriktiler.
Biz
MUSA ile gülüyoruz yok kuş dönermiş a… a….. bizim eğittiğimiz kuş dönermi biz
bu işin mucitiyiz diye kendi aramızda eğleniyoruz.
Musa
keyiflendi bir cigara yaktı,yaktı ama o esnada POLİSİN kuş aniden havalandı ve
yukarı göğe doğru yükselmeye başladı bir anda suratımız kireç gibi
oldu,yükseldikçe yükseliyor en sonunda gözle görülmez oldu..
Musa
sigarayı elinden fırlattı a….. dedi döndü ZEKİ gitti dedi.Yarın gidicez POLİSE
dedi.
Tamam
dedim,ertesi günü trene yine binip ZEYTİNBURNUNA gittik.
Polis
kapıda güldü çocuklar bende siz ne zaman gelirsiniz diye bekliyordum,yengenizde
size çay koydu,PÜSKEVİT hazırladı..
Dama
bir çıktık DÖNEK aynen polis amcamın kümeste yemleniyor.
Gülüyor
polis amca aşşağı indik çay ile püskevitlerimizi yerken kitabın arasından benim
5 tl çıkardı al bakalım bunu dedi…
Almam
dedim ticaret yaptık döndü para senin ağbi,olmaz al ben zaten sana iade edilmek
üzere aklımda kurmuş almıştım değil iki ay bir sene bekletseniz o kuş yine bana
dönerdi.
Al
paranı dedi aldım,koydum cebime.
İşte
arkadaşlar eskiden böyle insanlık,böyle ahlak,terbiye vardı.
Biz
çocukluğumuzda yetişirken bulunduğumuz yerde kim zengin,kim fakir bakmaksızın
sadece arkadaşlığa dönük yetiştik…
Onun
için uzun yıllardır bu AHLAK erezyonuna uğramış toplumda yaşarken sıkıntı
duyuyorum.
Herkes
bir birinin maddiatında kimde ne var,ne yok arabası ne marka evi nasıl kaç para
kazanır bunları insanların baz alarak yaşaması utanç verici geliyor bana..
İngilizlerin
çok önemsenecek ve dikkat edip tatbik edilecek yanları vardır,ben bu konuda
onları beğenirim..
Derki
ARİSTOKRAT İNGİLİZ hata yapmışsan özür dile,ama bir konuda SULH olmak
istiyorsan hatasızda olsan eğer büyük ortak çıkarlar varsa altan al karşı
tarafı isteği ile memnun et ÇIKARLARINI koru sonra stratejik olarak zaman
içinde elin kuvvetlenicek yine aynı güçlü noktaya geliceksin,sonra o senden
ÖZÜR DİLER başka diğer konularda!!
RUSYA,TÜRKİYE
dostluğunun yeniden tesis edilmesi dünya tarihinde şimdiye kadar olmamış
şekilde bugünlerde önemli.
Artık
bulunduğumuz corafyada bu dostluk tekrar güçlü şekilde tesis olursa bölge ona
göre dizayn edilecek RUSYA ve TÜRKİYE bu dostluktan müthiş karlı çıkıcak..
Atlantikten
Çin seddine kadar çok önemli gelişmeler
tesis olucak bu sayede.
Bazı
çok sevdiğim çayı demli içen kardeşlerim bu dostluğa tekrar dikkat çekerek şunu
söylüyorlar,aman provokasyonlara dikkat edelim yine bir RUS uçağı düşürüp
gelişecek ilişkileri sabote etmesinler.
Şimdi
deminki konuya gelicem RACON dediğimiz zaman çay içen rakı içen arkadaşlar
,komşular arkalarını döndülermi birbirlerine ihanet ettilermi,kötülük
yaptılarmı ev bastırıp haraç aldılarmı,dostunu yakınlarını muhbir olarak
kullanıp komplo hazırlayıp ŞANTAJ,MONTAJ gibi işlerle uğraştımı, ne olur delikanlılık
RACONUNA uymaz değilmi.
Devletler
arasındada bir RACON denen hadise var,bir kere provokasyon olduğu
DOSTLUĞU zedelemek iki ülkeyi hasım haline getirmek için hadiseler organize edildiği anlaşıldığında, muhattaplar
hemen içlerini düzenleyip dizayn eder bu tip uygunsuz yapıları,oluşumları,teşekkülleri
bulur tasviye eder yeniden barışın tesisi için bir YOL HARİTASI çizilir.
Devletler
bir ikinci hata yapmaz,böyle bir şey olursa bunu karşı muhattap devlet HATA
olarak algılamaz!!!
2013
yılının eylül ayından itibaren bu blogta yazdığım yazıları çok arkası arkası
okursanız geçmişi ve olabilecek tüm provakasyonları RUS,TÜRK dostluğunun stratejik önemini TARİHE
not düşerek ve olayları önceden yazarak kayıt altına almış oldum.
Arkadaşlar
hepinize tekrar mutlu bir Pazar günü geçirmeniz dileği ile hayırlı,bereketli
bir iftar saati gelmesini temenni ediyorum!!
DR:)
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder