Sevgili
takipçilerim,hepinize eğlenceli mutlu Pazar günü geçirmeniz dileği ile sizlere
bu hafta sosyal,kültürel,eleştirel ve derin bilgilendirici,eğleniceğinizide
bazı anlarında zannettiğim bir yazı kaleme alıyorum.
Arkadaşlarım
biliyorsunuz aslen köken ben baba tarafından KONYA vilayetimizin sınırlarından
İSTANBUL a yerleşmiş bir aileyiz.
Konya
ili ile bağlarımız devam eder akrabalarım olduğu için,çocukluğumdada zamanımın
bazı dönemleri KONYA ilimizde geçirdim,iyi bilirim konyayı!!
Konyayı çok sevdiğim gibi KONYALILARI çok severim biz
orijinal konyalılar farklı bir yapıyızdır.))
Daha
evvel bir buçuk yıl evvel yazmıştım TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) eskiden bir
önemli KAPI NÖBETİ tuturulucaksa KONYALI personelden seçerlermiş.
Sebebi
inatçı bir millet olması hatta derlermişki nöbetçi koydukları KONYA lıya ,nöbete
koyan tembih eder, bak seni nöbete koyuyorum yalnız ben geldiğimde bana aç
kapıyı oldumu.))
Yoksa
unutur nöbete onu koyanıda kapıdan geçirmez,öyle enteresan bir millettizdir.
Eskiden
1. Dünya harbi döneminde ANTALYA ilimizde KONYA hudutları içinde KONYA
SANCAĞI yönetimi altındaydı!
Şimdi
bu hafta bu mevzuya nerden geldim toplumda özellikle içimizde insanlar
eleştirel olarak çok acımazsız ve aşırı mübağlalı tepkiler veriyorlar ve
bunların üstünden kamuoyu yaratıp adeta görsel medyayı ,basını ve sosyal
medyayı bir hakaret unsuru olarak kullanıyorlar ben buna çok tepki veriyorum üzülüyorum.
Özellikle
LAİK ,KEMALİST kesimin geçmişte yaptığı bazı hataları bugün içinde KİN ve
NEFRET olarak biriktirmiş büyük bir güruh ne söylense çok çabuk tepki vererek
ve bu tepkilerin ahlaki alt yapısının olmaması yüzünden ,karşılıklı ortam,
kamuoyundaki hava basitleşiyor seviye düşüyor yerine öyle bir durum geliyorki
hadler aşılıyor konuşmalar seviyesizleşiyor..
Burda
yazıcaklarım sadece beni bağlar baştan söyliyeyim kimsenin ne savunucusuyum
nede karşıtlığı.
Özellikle
belirteyim birinci derece yakınlarımdan hariç yakın ailemden ve o çevreden kimse ile uzun
yıllardır görüşmüyorum.
Bu
benim yaşam şartlarımla ilgili, mecburen bu şekilde yaşıyorum kısacası yazdığım
çizdiğim SALT benim duygularım ve fikirlerimdir.
Meseleye
İSTANBULUN FETHİNİN kamuoyunda tartışılmasından başlıyacam bu konudaki ilk
eleştiriyi rahmetli HASAN KAZANKAYA beyefendi 1980 li yılların ortasında
kamuoyuna açmıştı ve bunla ilgilide birde kitap yazdı.
FETHİN
KARANLIK NOKTALARI adı altında.
Merhum
HASAN KAZANKAYA kimdir 1960 lar dan 1990 lı yılların başına kadar TÜRK sosyal
hayatında gece kulübü ve restoran işletmeciliği yapmış SİNEMA sektöründe film
yapımcılığı yapmış aynı zamanda antikacılık mesleğini profosyenelce başarı ile
götürmüş bir İstanbul beyefendisi olduğu gibi, tüm ELİT SOSYAL çevrenin sevdiği
bir dik insandı…
Tabi
bu eleştirel İSTANBUL FETHİNİN o kadar büyütülmemesi gibi argümanlar sununca o
zamanda kamuoyundan tepki aldı fakat enteresandır yılmadı bunu kitaplaştırdı ve
yayınlattı.
Tabi
şahsım ve ailem tarihle yakın ilişki içindeki işlerle iştikal edince,bizimde
naçizahane bir fikrimiz var,ben bu fikirlere katılmıyorum.
Sayın
DR MUSTAFA ALTIOKLAR beyefendide aynı fikirleri rahmetli KAZANKAYA gibi öne
sürdü, ama bilgi ve donanım olarak bunların doğru olmadığını FETHİN büyük bir
askeri başarı olarak gördüğüm gibi tabi askeri başarının arkasındanda dünya
siyasetine o dönemde damgasını vurmuş büyük bir TARİHİ zafer.
Tarihçi
sayın İLBER ORTAYLI beyefendide kamuoyuna çıkıp bunların yanlış olduğunun bunun
nasıl büyük bir zafer olduğunu kendi entellektül uslübü ile medya üstünden
açıklama getirdi.
Buraya
kadar herşeye eyvallah ama burdan sonra bazı televizyonlarda ve yazılı basında
sayın MUSTAFA ALTIOKLARA ağır hakarethane laflar söylenmeye başlandı işte orda
tepem attı.
En
çok attıran neydi yav kardeşim işte bunlar BEYOĞLUN*da MİS sokak,BALO
sokak,BURSA sokağında meyhanelerde içen barlarda dolaşan tipler zaten yaptığı
İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDADIR filmi rezaletin son perdesi gibi bayağı bir
çirkin uslüple televizyon haber programlarında konuşmalar geçti.
Tabi
benimde ömrümün bir kısmı anlattım beyoğlunda geçti bir kısmı değil uzun bir
kısmı.
Tabi
buradaki hayat bizimde içinde bulunduğumuz yakın bir hayat,bu eleştiren
arkadaşlar sokak ismi vererek eleştirdiğine göre onlarda buralarda geziyorlarki
burdaki sosyal yaşamı ve dokuyu biliyorlar adreslere kadar tarif ettiklerine göre.
Artık
muhafazakar dindar kesimdeki eleştiri okları son zamanlarda dengesini o kadar
fazla kaçırdıki allah sağlık sıhat versin severek lale gül tv den bazen
vaazlarını seyrettiğim sayın AHMET MAHMUT ÜNLÜ hoca, namı değer (CÜPPELİ HOCA)
NİŞANTAŞINI eleştirirken birden demezmi birde bu BEYOĞLUNUN adamları var dedi,
gerisini getirmedi.Yani toplu bir bu son zamanda muhafazakar dindar
kardeşlerimizde bu iktidarın uzunluğunun verdiği birazda güç ile ufak ufak
tabandada zehirlenme başladı.
Meselemiz
eleştirmek veya tarihi gerçekleri aydınlatmak ise herşeye eyvallah kim ne
tarihin karanlık dehlizlerini aydınlatıyorsa insanlığa büyük hizmet ediyordur.
Benim
çocukluğumda bir dönem evde babam KADİR MISIROĞLU beyi okurken bir yandanda
LOZAN ANLAŞMASINA katılmış İSMET paşa ile merhum DR RIZA NUR beyin yasaklı
yayını, ilk basılmış eseri buldurularak okunmuş ve bu konularda toplantılar
yapılmıştı.
Zaten
bu toplantılardan biri vardırki SULTAN
VAHİDETTİN yakın çevresinden beraber sürgüne gitmiş kimselerin birinci derece
yakınları onların uzun verdikleri bilgiler MİLLİ MÜCADELE ve KURTULUŞ HARBİ
,İSTANBUL işgali ağızdan dökülen her bilgi gizli ortamda kırmızı deftere 6 ay
boyunca elle not edilmiş ve bu defter devletin istihbarat birimlerine teslim
edilmiştir yıl 1976, ben bizzat buna şahit oldum.
Niye
buraya geldim sayın KADİR MISIROĞLU beyefendi kendi yayınlarını izliyorum YOU
TUBE den zaman zaman bu son zamanlarda islam yaşantısı ve sosyal yaşantı
hakkında onda bile radikal söylemler gelişmeye başladı.
Siyaset
güç kazandıkça toplumda bu siyasi ideolojinin en alt katmanına kadar bir
zehirlenme getirir ve bu ideolojiler radikalleşir ve sosyal hayatta sağlıksız
gelişimler gösterir daha evvel yaşadık başka ideolojilerde şimdi artık
tabandada bu nüksetmeye başladı tehlikeli hadisedir…
Mesela
İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDA filmini ağar eleştiren muhafazakar entellektül
kesimin çıkışı çok yanlış sebebi kendi methodolijisi ve dünyasından baktığı
için beğenmiyor ama zıttı bir dünya görüşü olan insan için aynı şey geçerli
değil mesela ben kendim bu filmi ilk seyrettiğimde beğenmiştim.
Bende
zaman zaman muhafazakar kesimin yaptığı görsel yapıtları beğenmiyorum sebebi
çok basit çünkü benim dünya penceremden hadiseye bakılmıyor,ama bu doğal medeni
insanların tercihleri vardır beğenmedim dersin beynimle uyuşmadı dersin ama
demezsin ya yapımcı FATİH CAMİİNİN arkasındaki kıraathaneden çıkmıyor devamlı
oralarda,bu AYIP olur!!
Muhafazakar
dindar insanlarda anlaşılmayan bazı şeylere
çok basit hadiselere, çabuk bozulma ve tepkileri var insan şaşırıyor.
Bir
basit örnek vereyim bir çekim yapıldı muhafazakar bir kanalda bende konuşmacı
olarak banda konuşurken sıkıldım ve zorlandım kameralar alışık olduğumuz bir
ortam değil,çekim bittikten sonra bayan bir asistan arkadaşta var ikide erkek
arkadaş samimi olduğum arkadaşıma dedimki yav bir duble rakı içsem rahat
konuşurum.
Fakat
yüz okumalarından anında bozulduklarını ve hoşlanılmadığını bu konudan dolayı
anladım.
Ayrıldım
ordan ama üzüldüm çünkü orda arkadaşlar bir sürü emek verdiler,eve gittim ve
arkadaşa telefon açıp kusura bakmayın yani bu konudan özür dilerim dedim, bir
şey değil falan dediler ama anladımki bizim için çok basit bir kelime bu
insanlar için çok ağır külfet işte burda toplumda maalesef bir anlayış
farklılığı adeta bir büyük uçurum…
Osmanlı
imparatorluğunu ve yaşantı tarzını sosyal hayatı çok incelemek lazım çünkü hem
çok gelişmiş bir kültüre sahip hem çok renkli insan çeşidine ve zengin eğlence
hayatına sahip bir medeniyet!!
Yani
bize şu anda tasvir edilen hadisenin OSMANLI SOSYAL yaşantısı ile bir ilgisi
alakası yok…?
Gelelim
KONYA ya memleketimize oda TÜRKİYE halkı için hurafelerle dolu bir mevzu neden!
Konya
denilince çok dindar,mutahasıp insanların yaşadığı bir yer sanılır son yıllarda
eh işte biraz doğruluk payı olsada aslında CUMHURİYET kurulduğundan beri öyle
bir kent değil…
Birincisi
eski konyada ekalliyetlerin yaşadığı bir şehir ermeni ve rum azınlık bunların
kiliseleride vardır.
Cumhuriyetin
kuruluşu ile birlikte ATATÜRK ün batılılaşma hamlesi esnasında KONYA da belirli
bir zümre ileri gelenleri bunu uygulamışlar ve yaşam tarzlarına bunu hızlı bir
şekilde geçirmişler.
Bu
aileler KEMALİST öğretiyi kendilerine rehber almışlar ve o gün yetiştirdikleri
çocuklarınıda bu kültür ve birikimle büyütmüşlerdir.
Her
konuda özel sektör ve kamuya cumhuriyet ile birlikte insan kaynağı
yetiştirmişlerdir onun için bu aileler içinden gelen insanların farklı formdaki
insanların düşünce tarzları ile anlaşmaları pek mümkün değildir,bu insanlar
saplantılı KEMALİSTLERDİR.
Tabi
CUMHURİYETİN kuruluşu ile birlikte çeşitli sosyal etkinliklerin yanında KONYA
da spor kulüpleri kurulmuş bu kulüplerden bir taneside KONYA tenis kulübü.
Size
HİCRETTE olduğum için bunları resimlerini gösteremiyorum ama sayın NATALİ
AVAZYAN hanfendinin geniş fotoğraf kolleksiyonunda bu resimler bulunmakta.
Tabi
o tarihlerden bu yakın özellikle 1980 li yılların ortalarına kadar KONYA
kentimizde özellikle sosyal alanda bar,restoran,gece kulübü,sinema ve tiyatro
gibi eğlence hayatına hitap eden mekanlar çok fazla idi KONYA gençliğide çok
modern 1970 li yıllarda yurtdışındaki etkinlikleri sosyal hayatı modayı anlık takip
eden bir yapıya sahipti.
İşte
KONYADAKİ bu ailelerden biride sayın MUSTAFA ALTIOKLARIN ailesi idi geçtiğimiz
günlerde babasını rahmet uğurladı mekanı
cennet olsun.
Benim
ailemde KONYADA tanınımış bir aile idi
,cumhuriyet ile birlikte onun ilkelerini konyada taşıyan belirli bir çevre
varsa ailelerimiz en tanınmış olanlardan,sosyal hayatımız,ticari hayatımız
ailelerin beraber olmuş geniş TÜRKİYEDE camia yapmıştık özellikle bir dönem…
Bunların
içinde rahmetli PROFOSÖR SADİ IRMAK beyefendi bir dönem BAŞBAKANLIK yaptı tabi
senatör valiler,mit mensubları ,iş dünyasından insanları KONYA kentimiz
çıkardı…
Büyük
şehirlere yerleşen KONYA lılarda genelde maddi durumlarına göre birbirleri ile
yakın oturdular.
Ankara,izmir
İstanbul gibi tabi ben şanslı idim istanbulda KONYA lıların elit üst devlette
özellikle görev yapanlarını çocukken tanıdım.
Merhum
PROF SADİ IRMAK bey ilede aynı sokakta otururduk, çok kibar ve ince bir insandı
merhum IRMAK.
Birde
allah gani gani rahmet etsin OSMAN ağbimiz vardı benim akrabamdıda KONYA mızın
meşhur ETLİ EKMEK,TANDIR FIRIN KEBABINI
yiyeceğimiz zaman rahmetli OSMAN ağbimizin AKSARAY daki lokantasına ailece gideriz
,orda konyamızın bu özellikli kebablarını yeriz OSMAN ağbi ile sohbet ederiz
konyadan yeni havadisleri alırız.
Bizim
NETEKİM KENAN paşa bizim OSMAN ağbiye bile 12 eylülde çarptı, kime
çarpmadıki..!!
Rahmetlik
OSMAN ağbi 30 yıllık mekanı kira durumundan anlaşamayınca TAKSİM de yeni güzel
bir mekana taşıdı rahmete kavuşunca artık mekanda kapandı…
Birde
ikinci dünya harbinden evvel avrupada faşizimden kaçan İTALYAN ve MACAR aileler
vardı.
Bu
ailelerde genelde o yıllarda avrupada üst seviyede eğitim almış mimar,makine ve
diğer mühendislik konusunda yetişmiş kimselerdi aileleri ile KONYA ilimize göç
etmişlerdi.
Tabi
bu ailelerin geniş avrupadan kendileri ile getirdikleri kültür ikinci dünya
harbinden evvel ve harp esnasında KONYANIN sosyal hayatına çok farklı bir katkı
sağlamış.
Bazıları
yakın evlilik yolu ile akrabamız olmuş bazı konularda uzun metrajlı filimlere
konu olucak hikayeler ,bunlardan biride babamla ilgili sonra bende bazı
olaylara şahit oldum buda bir MACAR ailenin genç kızının rahmetli babamla uzun
ve serüveni yurt dışına taşan tutkulu bir AŞK hikayesi tabi babam o zaman bekar
bu hanfendide bekar fakat bu tutkulu hadiselerin, biraz sonrası CASABLANCA filminin konusuna tam dönüyor
çok
uzun bir hikaye yanlızca şunu ifade edebilirim bu hanfendinin sonraki eşinden
olan oğlu ünlü bir sinema sanatçımız ,adını açıklamıycam kendisinin izni
olmadan ama geçmişte kendisi ile görüştüm hatta özellike annesi 1986 yılında
geldi beni buldu babam öldükten sonra dıramatik bir uzun görüşme oldu,hatta
benim konuya vakıf olduğumu anlayınca çok duygusal anlar yaşandı……
Tabi
bazen ülkemizde çeşitli diasporaların vahşi saldırılarına maruz kalınca çok
DERİNDEKİ yaraları tam göremediğimiz için ben bile şaşırdığım yorulduğum
üzüldüğüm zamanlar oluyor.
2000
yılında bazı karşılaştığım yerleri ve mekanları gördüğümde DEJAVU olup 1960li
yılların son dönemlerine dönmüştüm
aniden bazı şeyler hatırladım.
O
yılların İSTANBUL MİT bölge başkanılığı SOVYET masası yetkililerinden bazı hayatta olanların çok şeye şahit
olduklarını biliyorum.))
Tabi
KONYA ilimizin meşhur MERAM ilçesi aslında bizim çocukluğumuzda MERAM BAĞLARI
diye geçerdi,akrabalarımın bağ evleri vardı yemyeşil meyva ağaçları her taraf
bahçelerde akarsular geçer büyük kuyuları olan köy evleri vardı yazın özellikle
gider serinlerdik.
Konyanın
öncelikli sayfiyesiydi,şimdi en lüks yaşamın olduğu bir ilçe.
Tabi
eski konyada babaannem, kız kardeşleri anlatırlardı yaşlı büyüklerimiz bu
dedemler ve arkadaşları meşhur KONYAMIZIN sini üstünde köçek oynatma günleri
olurmuş tüm esnaf,eşraf ,kamu toplanıp bu bağ evlerinde beylerin hanımlarıda
hizmetli olarak çalışırlarmış gelen misafirleri ağarlamak için.
Babaannem
çok kızardı, AK yavrum derdi çil çil altınları oynayan avratlara dağıtırlar, bizde öyle
hizmet ederdik derdi çok kızardı hatırladımı başlardı söylenmeye,şimdiki aklım
olsa yaparmıyız gençtik beyimize saygı vardı derdi.
Bu
KONYA da sini üstünde kadın oynatma hadisesini başlı başına büyük sanatçı sayın
TÜRKAN ŞORAY tarihi konyada geçen benzer
olayın baş rolünü oynadı bir filmde,ismini hatırlayamıyorum şimdi ama
seyretiğimde birebir babaannemlerin anlattığı gibiydi.
Aynı
konuyu birde sayın ŞENER ŞEN DEĞİRMEN isimli bir filmde konuyu benzer işlemişti.))
Tabi
çocukluğumda ailemizin konya merkezininde birkaç adet sineması vardı,o zamanlar
sinema bir şehrin en önemli unsuruydu ben çocukluğumda SİNEMALARIN makine
dairelerinde filmlerin halka nasıl oynatıldığını orda öğrendim…
O
zamanlar sinemaların makine dairelerinde büyük iki oynatıcı makine olurdu
bunlar kömür adlandırılan çubuklarla çalışırdı.
Her
film bittiğinde bir kömür çubuğu değişirdi,tabi ben makine dairesinden seyrederdim
filmleri orda yiğenlerle onların arkadaşları ile sohbetler olur içkiler içilir
onlar hepsi benim büyüğüm aramızda yedi sekiz yaş var aralarında bende beraber
takılırdım.
İlk
biramıda orda içmiştim,ordan çıkar bazen(eski) KONYA FUAR alanında havuz
kenarında birahaneler vardı orda gider bira içerdik.
Sinemanın
makine dairesinden çıktınmı sanki mağradan çıkmış gibi olursun,o zamanlar dört
seans oynayan filmler haftada bir kere değişirdi.
Bir
filim bir hafta oynar haftanın bitimi ile değişirdi…
Konyamızın
müthiş bir sosyal hayatı vardı hiç toplumun bildiği gibi değildi tabi şimdi
farklı oldu şehir modernleşsede o eski hava yok.
Eskiden
ALLAATİN tepesinin karşısında NIGHT CLUP ler (PAVYON) vardı buralarda eğlence
hayatı çok renkli idi.
Memleket
havası çektimi bazen internetten bulurum UD USTADIMIZ AHMET ÖZDEMİR ağbimizin MERAM
BAĞLARI parçasını memleketin havası nerde olsam bana eser.Ahmet beyin lakabı
KÖR AHMET doğuştan görme özürlüdür ama namı ülke sınırları dışına çıkmış
KONYAMIZIN medari iftari halk sanatçısıdır.
Konyamızın
diğer sanatçıları halk türküsü sanatçısı sayın BEDİHA AKARTÜRK (KONYA
BÜLBÜLÜ),hafif müzik sanatçısı NADİDE SULTAN ve bir diğeri LEYDİ olarak anılan
sinema ve ses sanatçısı sayın GÜNGÖR BAYRAK gibi bir çok sanatçıda memleketimizden
çıkmıştır…
Kısacası
bir kısım arkadaşlar ATEİS,KUMAŞI bizden değil öbür kısım laik kesimdeki arkadaşlar başka filmlerde,
cart curt ediceğimize herkes kendi metodolojik sosyal hayatında yaşasa biz bu
ülkeyi CENNET yaparız.
Çay
içen çay içsin ama katkısız, rakı içen rakı içsin o su katabilir yani SENFONİ
olsun KORO olsun YURTTAN SESLER TRT1 oldumu can kardeşlerim!!
Geçen
sene şu anda bulunduğum MOSKOVA ya gelmeden evvel dedim dünyanın bin türlü hali
var gideyim BABA toprağını ziyaret
edeyim oğlumuda aldım yanıma,ANKARA KONYA yolunda telefon aç oğlum az kaldı
KONYA ya varmamıza dedim OTEL de rezarvasyon yap odalarımızı
hazırlasınlar,oğlum aradı rezervasyonu yaptı gittik otelimize yerleştik.
Duşumuzu
banyomuzu alıp dışarı çıkıcaz tam dışarı çıkarken odanın enerjisini ve kapı
kiliti görevi yapan kartı yuvasından çıkartırken beni elektirik çarptı.Kartın
üstü plastik içi metal tabi havaya zıpladım.
Kartı
aldım resepsiyona verirken beyefendi dedim bir kaçak var kartı çıkartırken beni
elektirik çarptı.
Cevap!İmkanı
yok olmaz bu kartlar elektirik taşımaz sizi çarpan kendi ELEKTİRİĞİNİZDİR!))
Baktım
suratına acaba bilinçlimi söylüyor birilerimi söyletiyor ankaradan beri takipte
yedekte geldik onlarmı UYUZ et ZEKİ yi diye söylediler düşünceye daldım,sonra
toparladım içimden dedim yürü ZEKİ BABA VATANININ merkezindesin.!!
AFYONUN
KAYMAĞI KONYANIN………….))
DR’’))
Herkese
hayırlı pazarlar artık önümüzdeki hafta mübarek RAMAZAN AYIMIZ başlamış olucak
herkesin RAMAZAN AYINI şimdiden kutlarım,artık bizde ya Pazar yazılarına ara
vericez yada POŞETLENMİŞ yazı yazıcaz.))
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder