Sevgili
takipçilerim,hepinize selam eder mutlu,ferah, refah içinde bir ramazan Pazar
gününü geçirmenizi dilerim zira dünyada heryerde havalar çok sıcak…!!
Yine
size bu hafta doğa ile ilgili yazıcam umarım seversiniz,zaman zaman PERİSKOPE
yayını yapıyorum,soruyorum memnunmusunuz bu havadan sudan yazıları
beğeniyormusunuz diye evet diyorlar seviyoruz diyorlar bende sizlerin beğenisi
olduğu için yazıyorum.
Arkadaşlarım
tabi biz özellikle 1960 lı yılların sonunda ve 1970 lerde istanbulda doğa ve
deniz ile içi içe yaşadık, basit bir yaşam tarzı ile.
O
yıllarda herşey basitti,şimdiki gibi ne lükstü nede teknolojikti.
Tabi
yaz genelde mayıs 15. Günü başlar,bütün günümüz denizde geçer yüzeriz,oyun
oynarız,balık tutarız,midye ve istiridye çıkartırız.
O
yıllarda Marmara denizinin dünyada sayılı denizde olan ekolojik bir yapısı
vardı,içinde muazzam bir deniz mahlukat türlerini barındırıyordu.
Aklınıza
gelebilecek türleri şu anda saymakla bitiremem,bilmeyen insanlar MARMARA
DENİZİNDE o zamanki balık ve diğer deniz canlı türlerini hayal dahi edemez.
En
basit örnek verecek olsam MARMARANIN kıyılarında ORKİNOS,KILIÇ BALIĞI basit
balık için yapılmış küçük kayık tipi tekneler ile avlanır,şimdi türü hiç
kalmayan MARMARA İSTAKOZU ve PAVURYASI sepet tabir edilen avlanma şekli ile
avlanır tezgahlarda çok ucuza bolca satılırdı.
Marmaranın
bereketinden gelen müthiş bir balık mutfağı kültürü vardı,her evde balık pişer
her insanın kesesine göre balık dükkanlarda canlı satılır ve tüm mevsimlerde
balık olurdu çünkü denizin bereketi taşardı adeta.
Tabi
rahmetli babam balığa ve diğer deniz ürünlerine çok meraklı özellikle İSTAKOZ
ve PAVURYA kumkapıdaki balıkçı dükkanları önünde dururuz üç otuz paraya
istakozları,pavuryaları,torikleri,kofanaları ( torik palamutun büyüğü, kofana
lüferin büyüğü)alırız eve geldiğimizde evde kıyamet kopar annem yine OSMAN bey
böcekleri toplamışın nedir bu yine derdi,bunların pisliği ile uğraşılmıyor diye
kavga çıkartırdı…!!
Annem
şimdi diyor bugünleri görseydim MARMARANIN ve BALIKÇILIĞIN bu hale geliceğini
bilseydim hiç söylenirmiydim.))
Tabi
balık avlamayı,küçük yaşta öğrendik hangi saatte ne tutulur ne yem kullanılır
hepsini biliyoruz daha sonra zıpkın ve şnofker ile dalmayı ve avlanmayada
başladık yani deniz çocuğu olduk çıktık.
Sabah
geliriz iskeleden denizi göz ile kontrol ederiz denizin dibindeki taşları bile
sayabiliriz Marmara o kadar temiz,bakarız GÜMÜŞ balıkları suyun hemen altında
yüzüyor kenardan çıkardığımız midyeleri oltaya takar başlarız gümüş çekmeye,
atar çekeriz,atar çekeriz tutulması oltaya gelmesi çok kolaydır.
Tabi
şimdi olsa bu GÜMÜŞ balıklarını yerler biz o zaman bu balıkları akşam
serinliğinde kıyıdan İSPARİ,İZMARİT ve ZARGANA tutmak için yem olarak kullanırız.
Çünkü
bu balıkların,avlanma saati en iyi akşam serinliğinde olur biraz açıkta
kayıklada ÇAPARİ ile İSTAVRİT ve diğer oltaya gelen KIRLANGIÇ,MEZGİT,SİNARİT
yakalarız özelliklede AĞUSTOS ayında bol o zamanlar çinekopu çapari ile
alırdık.
Benim
tutmasını en sevdiğim balık ZARGANA balığı idi çünkü onu tutmak sanat
gibidir,duygusallık,zerafet,akıl,düşünce ve sabır ister.
Neden
canlı balıkla avlanırız ZARGANA tutarken evde içilmiş şarapların mantarlarından
bir tuzaklı olta hazırlarız oltanın ucundaki iğnesinede kuyruğundan canlı bir
GÜMÜŞ bağlarız,oltayı ileri var gücümüzle atar sakin suda beklemeye başlarız.
Zargana
yılana benzer suyun üstünde oltanın ucundaki balığı algıladığında süzülerek
yaklaşır ve suyun üstündeki gümüşü yutar iyice yutmasını bekleriz ve oltayı
serbest bırakırız.
İğneyi
tam yuttuğuna kanat getirdiğimizde,yavaş yavaş kolumuzu yatay hareket
ettiririz,ve son kıyıya yaklaştığında kepçe ile çeker alırız,zordur iğneden
almak burnundaki kılıç şeklindeki kemiği ve yılan gibi hareket etmesi avcıyı
zora sokar ama zevklidir tutması.
Geçenlerde
büyükçekmecedeyim kıyıdan bir iki dayı zargana avlıyor,baktım avladıklarına
boyu 20 cm güldüm dedim dayı bunları ne yapıyorsunuz söyledi bana yiyiyoruz, bu
sefer içimden güldüm yoksa ayıp olur.Bizim tuttuğumuz zarganalar 1 metre
boyunda olur balığın çapı (kalınlığı 4 veya 5 cm) olurdu,biz bu balıkları
tutmaz yanlışlıkla tutarsak denize tekrar atardık!!)
Bazı
günler denizden çıkıp eve gitmek istemeyiz,o anlarda açıktan şnovkerle büyük
dip midyelerini çıkartır,bir kısmımızda zıpkınla vurabildiğimiz kadar ispari ve
izmarit vurararak öğlen yemeği için hazırlık yaparız.
Hemen
plajın yanındaki boş alanda ateş yakar,tenekeyi ateşin üstüne koyarak tatlı su
ile yıkadığımız midyeleri tenekeye yatırır,balıklarıda yine tatlı suda
temizleyip etraftan kopardığımız KAMIŞLARA dizerek ateş üstünde pişmeye
bırakırız, o arada birkaç arkadaş çarşıya bakkala,manava giderek soğuk içecek,domates,biber,ekmek alırlar
gelirler balıklar,midyeler piştimi masamızı yeşilliğin üstüne kurar öğlen
yemeğimizi doğadan çıkartır karnımızı doyurur akşama kadar eve
uğramazdık.BEREKET DOĞADAN?
Daha
anlatırım sabaha kadar bu muhabbet bitmez,ama MARMARAYA ilk felaket 1975
yılında geldi zaten o olaydan sonra deniz bir daha kendini toparlayamadı.
Neydi
o BOĞAZA giriş yapan bir PETRO KİMYA gemisindeki arızadan dolayı yükünü denize
boşaltınca tüm MARMARA DENİZİ popülasyonu zehirlendi,felaketi anlataman
binlerce tür deniz canlısı ve balık yarı baygın kıyılara sersemlemiş vurdu akla
hayale gelemiyecek büyüklükte balıklarda olmak üzere ,elimizle kofanaları
topluyoruz her çeşit balığı ,yiyemiyoruz çünkü zehiri balıklar aldığı için
vücutlarında taşındığı söyleniyor işte o katliamdan sonraki MARMARA arkası
arkasına aldığı darbelerle bugünki halini aldı,bilen beni anlayabilir bilmeyen malesef
o popülasyonu,o doğa zenginliğini ve ahenki anlayamaz.?
Anılara
gelirsek sizi güldürücek birkaç anımı anlatayım umarım sizleri bu gerçek
olaylarla güldürüp eğlendiririm…
Yıl
1978 gibi saat sabah on suları tenis kortunda antreman yapıyoruz,yav bakıyorum
bazı dostlar teknelerden iniyor
ellerinde kova kova uskumru balığı.
Sorduk
soruşturduk anlattılar MARMARANIN tam ortasında gemi trafiğinin olduğu bölgede
oraya KANAL diyorlar sabah beş ile yedi,sekiz arasında USKUMRU akını oluyormuş
tabi kovaları görünce elimizden büyük uskumrular heveslendik.
Bir
arkadaşımız var YAMAN onda 6 beygirlik SEAGULL motor var ama tekne yok,neyse
kayıkhanede OSMAN ağbimizin kontrolünde ama yeni bir arkadaş var IRGAT işine
bakıyor SEDAT isminde gittik ona, dedi şu tekneyi alın bunun geleni gideni
yok,sağol SEDAT ağbi dedik.
Ertesi
sabah kuşluk vakti,kayıkhanede üç arkadaş buluştuk YAMAN motoruda
getirmiş,tekneyi denize indirdik,motoru tekneye bağladık çalıştırdık,KANALA
doğru yol alıyoruz,çarşaf gibi düz deniz!!
Kırkbeş
dakika sonra KANAL dayız yanımızdan koca gemiler geçiyor oltaları attık daha
KOLYOS akınını yakalayamadık istavrit geliyor biraz,işte o anda uzaktan baktık
bizim kayıkhanenin 40 beygirlik motoru ile son surat SEDAT üstümüze doğru geliyor,geliyor,geliyor
ve HELLO diye bağırıyor geldi,geldi ama a….. tekneye manevra yaptıramadı bizim
küçük balıkçı teknesine tam göbekten vurdu olamaz böyle bir şey MARMARANIN
ortasında bizim tekne ortadan ağar yara aldı ve su alıyor sağ kenarından.
Tabi
ana,abla,bacı ne varsa SEDAT panikte dedik hemen ÇAPANIN ipini sana veriyoruz
son sürat çek bizi.
Hemen
çekmeye başladı,o çektikçe tekneye su doluyor biz dolan suyu üç arkadaş
YAMAN,CEM ve BEN boşaltıyoruz korku,heyecan,öfke birde ne hesap vericez teknenin
sahibine düşünüyoruz o arada emme basma tulumba gibi su boşaltıyoruz aradada
SEDAT a… deyip küfürü basıyoruz..!!
Neyse
en sonunda yine 40 dakika gibi bir sürede limana döndük hemen tekneyi çektik
tekne sağdan yırttık,SEDAT dedi siz tekneyi yatırın sağa OSMAN gelir onada
söyleriz bir senaryo ile işi kapatırız.
Tamam
dedik YAMAN kardeşimin motoru aldık eve yola çıktık her üç adımda SEDAT a……
diye basıyoruz küfürü üstümüz başımız berbat yorgunluk korku bir yana.Bir
dahada KANALMI aman dedik gitmedik!
Osman
ağbimizden bahsedim aramızda üç yaş var çok iyi tahsil almış kolej mezunu iyi
bir arkadaşımız o yıllarda ağbi diyoruz.
Lakabıda
AYI sebebi çok kuvvetli,vurdumu oturtur soğuk kanlı ve espirili enteresan
espiri yapar üstüne kaymak misali kafa atar OSMANI kimse çözemez.
Çok
ünlü bir ailenin mensubu enişteside önemli bir spor adamı.
Osman
herkesle arkadaştır ama tek takılır her aleme gider yeraltı,yerüstü
takılır,işte yıl 1978 ailesi OSMANA RENAULT-12 TS modeli araba hediye aldı
koleji bitirdi diye,OSMAN mahcup oldu sigara işine girdi arabası ile parayı
büyük buluyor hepimize bakıyor,RAMBO takılıyor AYI senin lakabı değiştirdim AĞA
koydum diye.Öyle kalbide on numara temiz,bilekli,yürekli,kültürlü bir
arkadaşımız ALLAH UZUN ÖMÜR versin görüşemiyoruz uzaklaştık çoluk çocuk
oldu..!!
Neyse
o aralar kayıkhaneye ALPARSLAN diye bir ağbimiz güzel bir kotra alıp şamandraya
bağladı birde BOKSÖR NEJAT ağbi diye ,bir rahmetli ağbimiz lüks kotra aldı oda bağladı.
Bu
iki ağbimiz gümrük muhafaza müdürlüğünde görevli o yıllarda ama ne hikmetse
TEKNELERİ bir bakıyorsun sabah su üstünde yok batmış.
Çektiriyorlar
bakım,masraf tamir fakat bir müddet sonra tekneler yine batıyor.
Yerimizin
büyüğü RAHMİ ağbi ve GÜLDOĞAN ağbi onlarında tekneleri var korkmaya
başladılar,bizim teknelerde batarmı.
İşte
çare OSMAN dediler hem tekne hayatını sever hem yemeyi içmeyi
sever,kayıkhanenin tüm sorumluluğunu OSMANA verdiler.
Osman
kayıkhane sorumluluğunu alınca orda kendine bir ÇARDAK yaptı,mangal,buzdolabı
vs gibi eşyalarla döşedi.
Osmanın
en sevdiği şey şişe soğuk EFES BİRA ve yanına mangalda ne pişerse.
Tabi
OSMAN bu işi HİLALİ AHMERE yapıyor,ama RAHMİ ağbi ve GÜLDOĞAN ağbi demişki
büfeden ne isterse OSMANA verin bizim hesaba yazın.
Tabii
OSMAN bu, misafiri çok geleni,gideni geç saatlere kadar soğuk
biralar,mangallar,kapama tostlar.
Tabi
AY sonunda hesaplar GÜLDOĞAN ağbiye yavaş yavaş gelmeye başladığında güldoğan
ağbi miyop gözlüklerini çıkartıp bakınca şoklara giriyor,bir şeyde diyemiyorlar
OSMAN görevde.
Arada
bir GÜLDOĞAN ağbi böyle yapıyor,a….. böyle giderse yakında FABRİKAYI satıcaz
heralde OSMANIN hesapları kapamak için…))
Bu
arada tekneler batmamaya başladı RAMBO TURAN diyor OSMAN yoksa senmi batırtıyordun
tekneleri..))
Osman
bir RAMBOYU,bir beni birde neziko diye bir arkadaşımız var üçümüzü çok sever.
Bir
gün OSMAN ünlü bir ET şarküterileri zinciri olan arkadaşımız var, oda çok delikanlı
bir kardeşimiz hızlı,süper bir teknesi var DAVUT isminde OSMAN takılıyor yav
bir bize ET şöleni yaptırmadın ,DAVUT arkadaşta telefon etmiş mağzaya bayağı
yüklü miktarda et OSMAN*A getittirmiş.
Kardeşim
OSMAN mangalı bir kurdurdu sevdiği kim varsa topluyor,biralar yine GÜLDOĞAN
ağbiden o içerde oyun salonunda artık küfür ediyor,ama OSMANIN yüzüne ses yok..
Osmanın
SLOGAN bu DÜNYADA ne bahtı kara insanız herkes EKMEK arası ET yer biz ET arası EKMEK yiyoruz..))
Osman
büyükçe bir ANTİRKORTUN içine EKMEK koymuş bir kolu DAVUTUN boyunda kardeşim
benim diyor öbür taraftan ANTİRKOT içine EKMEĞİNİ ısırıyor bu anlattıklarımda
inanın diyorum bir gram abartı yok hatta ayıp olmasın diye keserek
anlatıyorum…))
Osmana
girmişken devam ediyorum bu hadiselerden beş yıl kadar sonra yıl 1984 o aralar
OSMAN bir anda hepimizle arayı açtı içine kapandı tek takılıyor bizlere
yaklaşmıyor.
Ben
RAMBO TURAN ile OSMAN daki gazı algılayabiliyoruz,osman
hislidir anlatmaz ama gazı büyük..
Bir
gece biz bir gurup arkadaş ,semptin
restorantındayız karşı tarafta tek başına OSMAN kendi masasında oturuyor…
Masada
yine benden beş yaş büyük bir ağbim var lakabı ADIKAN elektirikler kesik tuvaletimiz
geldi,tuvalete gittik ADIKAN biraz fırlamadır çokta iri yapılı sportmen
yakışıklı pisuvarda şaka olsun diye enseme vuruyor,dedim yapma bir daha yaptı
ben sinirliyimdir biraz nerde nasıl tepkide vericeğim belli olmazdı o zaman çok
iyi kafa atardım ZIPLADIM bir KAFA ATTIM ADIKANI yere 2 metre 10 santim
olarak yatırdım burun falan darma duman.
Bu
tip durumda düşmanım olsa çıkar üstüne çalışırım yerde işini bitiririm,ama bu
ağbimiz kardeşimiz olmaz hemen olay mahalinden kaçtım OSMANIN yanına oturdum.
Masada
çocuklar bana bakıyor,bir şey var anladılar fırladılar tuvalete bir ses geliyor
ben o ZEKİ nin….. diye OSMAN sordu bana ne oldu kızdırdı bende kafayı attım.))
Osman
ayağa kalktı OSMANIN istediği bir göz ALLAH verdi iki göz…!!
O
arada ADIKANI teskin etmeye çalışıyorlar bir yerdende tampon buz koymuşlar ADIKAN beni yakalarsa parçalar…
Osman
yanlarına doğru gitmeye başladı bir baktım OSMAN iki kolunu açmış gel ADIKANIM
kardeşim ne oldu ne yaptı bu yaramaz ZEKİ sana diye yolcu uçağının pisti görmesi
gibi yaklaşmaya başladı garibim ADIKANDA ne bilsin OSMAN dile geldi teselli
ediyor zannediyor,bir yakalayayım o ZEKİ yi derken OSMAN muhteşem kafasını ADIKANA atarak bir daha ADIKANI ağar nakavt etti.
Ortalık
tekrar büyük karıştı ADIKANI zorla hemen götürdü arkadaşlarımız,ama bu
mevzunun devamı iki yıl kadar sürdü..))
O
gece OSMAN ben ve RAMBO TURAN tekrar OSMANIN masada buluşarak gelişebilecek
önümüzdeki günlerin stratejik planlamasını yaptık.
Hatta
bir gün OSMAN ile RAMBO TURAN dediki ZEKİ bak biz oraya gidemiyoruz sen şimdi
kafan kıyak tekten gidersin,bunlar seni kıstırır SOPALARLAR söyliyeyim sakın
gitme,tamam RAMBO dedim.
Ama
malumu dinlemedim tekten gece gittik RAMBONUN dediği gibi kalabalığın arasında sağlam sopayı yedik,göz
mosmor her yerim haşat…
Ertesi
günü OSMAN ile RAMBONUN yanına bir gittim,gülüyorlar RAMBO ben zaten böyle
olucağını biliyordum,MALIMI tanımazmıyım OSMAN ağbisi..))
Bizim
gençliğimizde ya döverdin,ya dayak yerdin delikanlılığın RACONUYDU sonra herkes
barışır arkadaşlıklar devam ederdi.
Yok
arabadan kaleş çıkartayım,kılıç,kalkan ekibi getireyim dur memleketten aşireti
çağırayım DELİKANLILIK raconunda yoktu böyle işler..))
Son
konumuz doğa ve balıkçılıktı onla ve bir rahmetli arkadaşımızla bitireyim 23
yaşında genç askerliğini yaparken kaybettik AYHAN kardeşim,çok anımız var ilkini anlatıcam.
Bu
yazımı yazarken maalesef şimdi haberi geldi yine çok yakın ağbimiz SANATÇI ASIM
CAN GÜNDÜZ beyi marmariste kaybetmişiz,Allahtan rahmet diliyorum değerli ailesi
ve kızkardeşlerine burdan başsağlığı diliyorum çok kibar,değerli,nazik insan
gibi insandı..MEKANI CENNET OLSUN…
Yıl
1980 daha darbe olmamış nisan ayı gibi rahmetli AYHAN ile kotlarımız yıkanmış
çekmişiz üstümüzde uzun kollu mavi gömleklerimiz akşam üstü sempte piyasa
yapmaya çıkmışız çok güzel bir hava.
Hava
kararıyor yavaş yavaş durgun bir su çarşaf gibi, AYHAN denize bakıyor denizin
ilersinde denizaltı gibi bir hareketlenme kıyıya doğru suyun üstünde bir
çırpınma tam alacakaranlıkta bir gittikki istavritler binlerce kendini kıyıya
vuruyor..
Ayhan
bağırarak ZEKİ eve gidiyorum KOVA ile FENERİMİ alıcam.
Meğerse
YUNUS balıkları açıktan istavrit sürülerini kovalıyor,onlarda kendilerini
kıyıya vuruyorlarmış.
Ayhan
kova ile geldi elinde beş renk kapasiteli feneri,başladık kıyıdan elimizle
istavritleri canlı toplamaya..
Koca
kovayı doldurduk,yetmeyince kova ,yangın havuzundan kova aldık ona dolduruyoruz
işte ne olduysa karanlıkta iskelede meğerse daha ara tahtaları takmamışlar boş
ben onu farketmeyince elimde FENERLE suyun içine düştüm.
Ayhan
bağarıyor ZEKİ nerdesin sinirden a....diye
bağarıyorum suyun içinde zatüre olucaz,seni göremiyorum ama feneri görüyorum
diye sesleniyor merak etme dedim birkaç saniye sonra feneride göremiycen çünkü
suyun içinde elimden düştü..))
Fener
donanımlı o tarihlerin teknolojiside iyi bir fener bir müddet suyun içinde
dayandı..
FENERİM
gitti diyor AYHAN, ben zatüreden gidicem sen fenerdesin.
Neyse
iki kova canlı istavriti aldık evin yolunu ıslak tuttuk fenere karşılık.KAR
ANILARIMIZ!!!!
DR:)
HEPİNİZE
İYİ PAZARLAR,
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder