15 Şubat 2015 Pazar

ÇATI ve HUKUK

                                         

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi pazarlar dilerim.14 şubatı geçip 15 i bulduğumuz için çok sevinçliyim,yoksa sevgililer günü ile ilgili yazı yazmak zorunda kalıcaktım,bugünlerde hiç o konularda psikolojik olarak formumda değilim.
Sıkıntılı ve tehlikeli günlerden geçiyorum bugünlerde ilerki yazılarımda bu İSTİHBARİ konuları yazıcam,bugün Pazar biz neşemize bakalım.
Yazının başlığı ÇATI ve HUKUK olunca çoğunuzun aklına başka şeyler gelir, değil.
Şu anda yıkılıp yeniden yapım aşamasında olan İSTANBUL BAROSU üstünde 1980 li yıllardan itibaren  ÇATI ismi ile adlandırılan bir  restoran 
vardı.                      

Cam kenarından muhteşem bir İstanbul  ve boğaz manzarası görürdünüz.
Tabi o seksenli yıllarda benim genellikle öğlen ve öğleden sonra kaçamak yaptığım zaman zaman ,gizli karargahımdı.
Sebebi İSTANBUL BAROSUNUN en üstünde olduğu için çok nezih bir ortam kimsenin ulaşamadığı,güvenli,kaliteli hizmet sunan bir işletmeydi.
Geceleride geç saatlere kadar hizmet verir önemli şanatçıların müziğinin eşliğinde yemek yenilen alkol alınan çok nezih ve kibar insanların müdavimi olduğu bir mekandı.
İşletmecisi sayın HASAN ÖZEN bey tüm çevrelerce buna aslında ortama çok uzak olan sağ siyasi görüşe sahip insanlarca bile tanınan çok sevilen,çok kibar bir İstanbul beyefendisiydi.
Mesleğini müthiş hakkı ile yapan bir işletmeciydi,bir ara akşam saatlerinde gittiğimizde  1990 lı yılların başında bir beyaz rus piyanist hanfendi müzik yapar onun müziği ile keyiflenirdik.
Ben burda 1980 li yıllardan mekan işletmeye kapanana kadar bir çok önemli istihbaratçı,yerli,yabancı ve diğer iş kollarındaki arkadaşlarım,dostlarımla yemek yiyip toplantılarımızı ve görüşmelerimizi yaptık bu binada çok tehlikeli istihbari köşe kapmacalı olaylar olmuştur,tabi bunları vatandaşımız hiç hissetmez eskiden istihbarat dünyası yerlisi yabancısı çok nezih ve temiz çalışırdı,şimdi herşey ARAP ŞAÇINA döndü.
Tabi BARONUN bu imkanı bize sağlaması ile şu anda bile TÜRKİYENİN önemli davalarına bakan tüm avukatları ve BARO başkanlarını tanıdık,onlarda bulunduğumuz YUVA yaptığımız mekanlardan bizim istihbarat dünyasının insanı olduğumuzu bilirler,selamlarını,sohbetlerini gerekirse hukuki  bir konuya ihtiyacımız olduğunda şahsi işlerimiz için çok yardımlarını aldığımız avukat dostlarımız,arkadaşlarımız olmuştur.
Uzaktan takip ettiklerimizde gözümüzle izlediklerimizde olmuştur,tabi bu çevre sizinde günlük basın yayın kuruluşları tarafından izlediğiniz elit sol entelektüel TÜRKİYE aydını dediğimiz yapıdır ideolojik olarak.
Tabi ÇATI restoran 2002 yılında BARO ile geçirdiği bir anlaşmazlıktan dolayı muhteşem yerinden taşınıp maalesef yer bulamadığından dolayı BARONUN giriş kapısında bir pasajın  alt katına ÇATI passaj olarak açıldı ama yılların mekan konseptine ve adına uymadığı için mekan tutulmadı,HASAN ÖZEN bey mecbur kaldı dört beş yıl sonra ÇATI adlı mekanı kapatmaya…
                                         

Şimdi gelelim Pazar gününe uygun tatlı bir anımıza ÇATI restorantta.
Gayrimüslüm kökenli çok yakın bir arkadaşım var ARTO isminde benide çok sever beraber yeriz içeriz gezeriz eğleniriz,bir bahar günü geldi dedi kalk ÇATI ya gidelim sevgilim ESRA da gelicek rakı içelim.
Oğlum çok sıkıntıdayım hesaplar senden güldü ayıp ediyorsun dedi.
Babadan  yadigar yanımda olan HALİT var,o aralar çok sıkıntılıyım HALİT bir haber alırsan hiç bekleme yanıma gel dedim,peki dedi.
Ardanın sevgilisi ESRADA geldi cam kenarında  masadayız ESRA hanım biraz kısa boylu fakat çok delikanlı bir kız erkek gibi hareket eden rakıyı susuz içiyor içtimide bir büyük içiyor herkes bayılıyor,kızcağız bayılan delikanlıları alkolden ayıltıyor,öyle bir hanım.
                                              

O günlerde biraz maddi sıkıntım var bir dostumdan para istedim ondan haber bekliyorum miktar biraz büyükçene,biz içiyoruz benim keyfim fazla yok bir baktım HALİT geldi uzaktan işaret etti,gittim ağbi çarşıdan telefon geldi ağbinin istediği rakamı gelin alın diye,tabi çok sevindim halit dedim,fırla al bir Pazar filesine  doldur gazete kağıdına sar al gel sen ben burdayım,akşamda senle beraberiz HALİT güldü,yalnız içinden bir desteyi buraya bana getir çaktırmadan senden alayım tamam patron dedi,gitti.
Bir keyfim yerine geldi,dedim somon füme,havyar ,karides yapın masaya yiyelim  biraz şipariş veriyorum ARTO da bir şey demiyor bizimkine ne oldu yine manyaklaştı bana bakıyor.
                                        

Neyse sohbet ABD yardımı gelince on numara güzelleşti iki saat sonra HALİT geldi,çaktırmadan tualette bir desteyi bana verdi gitti.
Arkadaşlar hesap zamanı geldiğinde,ARTO sen dur dedim hesabı çekiştiriyor yok ölsem vermem ben ödüyicem,ARTO bakıyor bana kaş göz işareti yapıyor MANYAKMISIN paran yokya gibilerinden,neyse hesap defteri çekiştirme ile bende kaldı,cebimi elime atıp hesabı öderken arto  bendeki BALYAYI görünce başladı vay p…………….. vay)))))).
Sonra ESRA yı yolladık,meseleyi anlattım akşam aleme devam HALİT i de aldık bu sefer gece kulüplerine……))))
Böyle bir anımı daha anlatim ve eğlenerek bitirelim,yıl 1994 senesi Cuma günü eve geldim duşumu aldım,kotumu üstüne beyaz tenisçi kazağımı giydim,hava bahar havası harika bir hava o aralarda SAPIZ nasıl 
                                      


olmayalım adımımız takipte,izleniyor müdavimi olduğum ÇINAR otelinin lobi katına oturdum o aralar devamlı orda takılıp,içki içip ordan ya eve yada başka mekanlara gidiyoruz.
                                      

Lobide hemen camın kenarında parka bakan masada oturuyorum rakım mezelerim önünde bakalım erkek arkadaşlarımızdan kim gelicek diye beklemedeyim.O arada bir BMW son model bir araba ile bir hanfendi geldi aracı park etti,indi otele giriyor on numara bir güzellik altındaki araba son model.                        

Bir baktım lobiye çıktı bir koltuğa oturdu,lobi boş bana baktı ve kalkıp bana doğru yöneldi ve oturabilirmiyim diyerek müsade istedi ayağa kalktım hemen müsade sizindir ne demek oturdu isimler tanıştık,kısa soyadı yok.
                                               

İçimden diyorum ulan ZEKİ karizmanın doruğundasın bu kadın bile tek bakışta gelip bana yapıştığına göre aklımdan birde hangi istihbarat örgütü taktı diye kuruyorum?)))))
Viski içermisiniz dedim olur dedi nasıl olsun falan derken viskisini çerezini yıktım önüne şerefe yaptık hoş sohbet bende RICHARD GERE ayakları,hanfendi viskiyi bitirdi bir tane daha söyliycem garsona gerek yok dedi ve şöyle bana hitap etti.

Benle beraber olmak istermisiniz,tabiki niye istemeyeyim dedim,içimden diyorumki ulan ZEKİ nasıl bir şeyin içindeyiz,tezgahamı geliyoruz,yoksa karizmamla ATEŞLİ bir kadınmı yakaladım,bana şöyle dedi 800 dolar alıyorum  otel masrafları size ait,eve gelemiyorum…
KAL  geldi,teşekkür ederim dedim,ben almayayım dokunuyor….!!!
Hekese iyi pazarlar..)))))
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

14 Şubat 2015 Cumartesi

HOCAMIZA ALLAHRAHMET EYLESİN.

                         MEKANI CENNET OLSUN.    
                         
     
                      

10 Şubat 2015 Salı

MİT KÖPRÜSÜ

                                   

Sevgili takipçilerim malumu kamuoyu bugünlerde sayın MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN beyefendinin istifa edip siyasete atılması ile ilgili konulara odaklandı.
Başta sayın CUMHURBAŞKANIMIZ ve diğer hükümet yetkilileri ve onlara yakın çevrelerin olumlu olumsuz  açıklamaları var.
Önce sayın eski MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN beye çıktığı yeni yolda başarılar dilerim..
                           
(OZİ) METİN

Arkadaşlarım KURTLAR VADİSİ IRAK filminde POLAT ALEMDAR karekterinin ABD askeri istihbarat yetkilisi ile bir otel lobisinde konuşmasında ,POLAT karekteri diyorki Amerikalıya ben ne siyasetçiyim,ne diplomat,ne asker ben sadece TÜRKÜM diyor.
Bende size açıklamalarımı aynen bu söylem üstünden  yapıcam
Sayın FİDAN MİT müsteşarlığı tarihinde teamüllerde TÜRKİYEDE bir ilk bu yaşta ve bu donanımla özellikle şu andaki HÜKÜMET içinden bazı üst yetkililerin tavsiyesi ile çok özel planlanarak şeçilmiş bir kimse.
MİT genelde eskiden asker sınıfının hakim olduğu yıllarda bile KITADAN gelen paşaları kendine uygun kimseleri ister ve halkın kamuoyunun siyasetçilerin sezinleyemiyceği bir şekilde askerlerin içindeki faaliyetleri ile bu bir aşşağı yukarı gerçekleşirdi.
                                        
                            

Sayın FİDAN şeçilmesi belirli bir kesimi rahatsız etti aslında kamuoyu bilmiyor sayın FİDANI  2006 yılından itibaren bu göreve hazılıyorlardı.
Sayın FİDAN beyi bu göreve hazırlayan geri plandan gözükmeyen ama devleti ve MİT tanıyan bir gurup var,bunlar devletin en kılcal damarlarını her yönü ile tüm ideolojileri,milliyetçi,muhfazakar,solcu,ulusalcı ve alevi cematlerimizin içine kadar çok iyi bilen eski bir ekip.
Bakın ben bilerek sizlere çok keskin konuşmuyorum bunların içinde paralel diye adlandırılan hizmet hareketinin içinden önemli kimselerde var.
Burda  eski MİT müsteşarlarımızdan sayın EMRE TANER beyin KÜRT bölgesel coğrafyasında uzman olması ,ARAP dünyası ile çok eski 1970 li yıllara varan sıcak ilişkileri hükümetimizle bu konularda sıkı çalışması sayın DR FİDAN beyinde ankarada bu makama gelmesinin önünü açtı…
Şeçilmiş insanlarda  bir hadise vardır yürüyecekleri yol nerden başlamışsa uzmanlığı neresi ise ilk o konum üstünden yürütülerek,kariyer yaptırılarak nihayi hedeflere götürülmek istenir ve bu nihayi hedeflere gelenleri nihayi yapıcakları gerçekleştirecekleri hedef bir konu veya konular manzumesi vardır.
                                                

Aslında sizler suyun altında bilmiyorsunuz TÜRKİYENİN kıriz ve kritik anlarında hiç aklınıza gelmiyecek konuşmalar ve görüş alışverişleri ve istihbarat paylaşımları olur,bunları yazarken gülüyorum bu bazen bir parkta simit yerken bazen bir işyerinin tabilot yenilen salonunda olur aslında bunlar ülkelerin kaderleri ile oynayanlar hakkında görüşlerdir.
Tecrübelerimle,birincisi sayın FİDAN beyin MİT kurumu gibi en büyük gücün patronluğunu bırakıp tüm türkiye vatandaşlarının hakkı olan edirneden ardahana vatandaşımızın şeçilerek olacağı milletvekilliğine bu kadar erken atılmasının nedenleri ne olabilir.
Birincisi,şeçilmiş olarak çıktığı yolda artık siyasetçi kostümü giyip,bu giysi ile nihayi hedefe gitmek bu hedeflenen hadiseye giderkende ki bu zaten uzun yıllar evvel çizilmiş bir projedir TÜRKİYE üstünde belirli politikacıları ve bürokratları tasviye ederek hedeflenen konuma yerleşmek ve bu yerleşimden sonra istenilen büyük sonuca ulaşmak.
Bunun bir başka hadisesi ise düzeni yeniden dizayn eden ülkelerde İSTİHBARAT örgütleri ve bu örgütlerin yöneticileri kendi istedikleri sistemi kurmak için bir çok ANAYASAL suç işleyerek bunu topluma,kamuya sezdirmeden kısa yoldan çabuk bir şekilde sistem kurmak isterler,işte bu esnada ağar şuç olucak operasyonlara imza atarlar.
                                       

Siyaset makamıda dokunulmazlık zırhı getirdiği için kısada olsa söylemde o zırhı giydiğinizdede artık bir ömür bir şekilde dokunulmazlığı bizim gibi demokrasilerde almış oluyorsunuz.
Tabi birde bunun başka yanları olabilir sayın FİDAN gibi şeçilmiş bir kimse ve gerisindeki güçler siyaset insanlarımızı bilinçli yanıltıp,bilinçli şekilde zora sokucak daha sonrada bunu KOZ olarak kullanarak yine gerekli istenilen yerlere döşenecek yollara taş olarak kullanabilirler…
Bir diğeride HÜKÜMETİMİZİN ve bunla beraberdirki DEVLETİMİZİN paralel adledilen yapı ile mücadelede  çok eskiden bu yapı ile ilişki içinde olan çeşitli eski yıllardan gelen bir yoldaşlıklardan dolayı hadiselerin ve çatışmaların içinde bürokrat olarak kalmayıp siyasetçi olmanın daha dikkatlerden uzak ve az tepki alacağıda bir düşünce payıdır.
Kısadan sizlere şunu söyleyebilirim başlangıçtan itibaren siyaset ile devletin en tepesine yavaş adımlarla belirli bir yaş olgunluğu ile değilde hızlı ve bürokrasi üstünden genç yaşta çok tepelere çıktınmı o işte bilinki bir ALATURKALIK yok bir ALAFRANGA sistem vardır.
                     

Sebebi TÜRK DERİN DEVLETİNDE  sistem PEDER ŞAİDİR seni bir yere getirceklerse sindirerek çeşitli vadelere yayarak getirirler,bu TÜRK DERİN DEVLETİ temaüllerine pek uygun görünmüyor…
Başka sayın FİDAN döneminde dikkat çeken hadise buda belirli bir gazeteci ekibinin bunlar MİT  da belirli kanatlara yakın arkadaşlar sayın FİDAN için devamlı bir iyi yönlü prokobanda içinde olmaları devamlı tüm hataları örtmeleri ve sayın FİDAN için bir parlatma bir büyük PİAR yapmaları bu İSTİHBARAT dünyasında alışıla gelmiş bir hadise değildir,bu sadece bugünlere SİYASETE giriş yapması için sayın FİDAN bey için yapılan beş yıllık  PİAR çalışması…
                                     

Yazımı burda bitiriyorum sayın FİDAN bey ile ilgili izlenimlerimi sizlere daha evvelde yazmıştım,şundan müsterihim yazdıklarım geçmişteki yazılarım ve şu günki olan olayları gördüğünüzde haklı çıkmam beni vicdanen çok rahatlatıyor.
Çünkü sayın FİDAN MİT müsteşar olmadan bir ay evvel benim böyle bir komploya kurban gitmem beni evrak üstünde bağlamaları ve şu günlerde bile özellikle son beş ay içinde bana ve aileme yapılan garip operasyonları TÜRK emniyeti şahittir ve artı o halde bile  devlete millete küsmeyip arkadaşlar gördü nasıl yine içimizden iç güdüsel olarak  olayların içinde girip mücadele ettiğimizi.
                                   

Sayın FİDAN beye yazılı olarak bildirim yaptığım 2013 ocak ayından bugüne hadiseyi yapan kurumu içindeki ister muazzaf,ister seferberlik kapsamındaki kişileri benim nezdimde açığa çıkarmadı,onlar önemli değil bir insana bu tip komplo yapılıyorsa bu yakınlarındaki kişilerinde büyük payı vardır en tepeye çıkana kadar bunlar hakkındada bana bir açıklama getirrmedi gelen açıklama en tepe için?))
                                       

Arkadaşlarım burdan sizlere şunu söyliycem ben sayın CUMHURBAŞKANIMIZ ve sayın BÜLENT ARINÇ beyefendinin bu konudaki açıklamalarını bazı kişiler gibi danışıklı döğüş değil gayet samimi buluyorum….
                                         

ALLAHA EMANET OLUN….
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

8 Şubat 2015 Pazar

DÜŞLER VE MASALAR

     

Sevgili takipçilerim,yine mutlu bir Pazar geçirmeniz dileği ile,belki bugün çok neşeli bir anımı kaleme alamıycam sizleri hüzünlendirirsem,havanın kasvetine verin….
İnsan hayatının çatallaştığı,yolların ikiye ayrılacağı ve bu ikiye ayrılma esnasında senin tercih edeceğin bir hayat vardır,işte ben o yaşantıya çok erken girdim,herşeyim imkanım var ama hayat yolu ikiye bölündü ,birinden gitmem gerekli…
1980 li yılların ortalarına doğru çok bunalımlı günler geçiriyorum,yani tam deprasyondayım ,kendimi yanlızlığa ve yine tek dostum dert arkadaşım alkole verdim.
                                                 

Hafta yoğun gündemle ve çalışma ile geçiyor,akşamları iş sonrası yine gece hayatı,yalnız kalabileceğim o günlerde cumartesi ve Pazar günleri var.
Cumartesi özellikle saat sabah 11 sularında Sarıyer kavaklarda malum bir restoran var ona gidiyorum daha evvelki yazılarımda yazdım YEDİGÜN balık lokantası çok seviyorum orayı kurduruyorum masayı ağar,ağar tek başıma gece saat 01 olana kadar  içiyorum,bazen bir büyük bitiyor, üstüne küçük bittikten sonra kalkıyorum ayarımdaysam eve dönerim ayarımda değilsem hemen yakında yeniköyde  rahmetlik babaanneme giderim orda vurur kafayı yatarım…
                                      

Tabi bu tek başına uzun içkilerim boyunca boğazın manzarasını seyreder,boğazdan geçen SOVYET bandıralı özellikle o yıllarda doğalgaz borusu yüklü gemileri izler bazen Sovyet deniz kuvvetleri gemileri geçer,dalar,dalar giderdim.
                                 

İşte hayırsız bir kızcağız var onun sonu ne olucak onu düşünüyorum,aklımda o var biz yırtarızda hayatta o ne yapıcak!))
Artık herkes beni restorantta tanıyor,bir öğlen yine martılara karşı dalmışım bir yaşlıca bey geldi,oturabilirmiyim dedi tabi dedim buyrun kusura bakmayın üstüme vazife değil ben sizi uzun zamandır takip ediyorum,yalnız buraya gelip çok uzun saatler içiyorsunuz bir derdinizmi var dedi.                                    
Dedim var ağbi,nedir dedi hayatta nereye gideceğimi bilmiyorum,yanlızım onu düşünüyorum yani sen dedi bu kadar içkiyi yalnız başına oturup kalkmayı onun içinmi yapıyorsun  dedi,evet dedim,güldü...OH be dedi.
Ne olduki ağbi oh dedin dedim,yav seni izliyorum haftalardır bu yaşta bu garibin ne derdi varda böyle kendi,kendine takılıyor hiç konuşmadan saatlerce içiyor ciddi manada bir derdi var diye düşünüyor üzülüyordum dedi içim rahatladı,güldü keyfine bak dedi kalktı,ben buranın sahibiyim ne emrin olursa dükkan senin hayatta hiçbir şeyi kafana takma hayat seni bir dalga gibi götürüyor,arada arkadaşlarınlada gel, sizleri gülerek ağarlayalım,peki ağbi teşekkür ederim dedim.
                                

Aradan bir zaman geçti BAHRİ ağbiyi İTO dan aldım bastım yine aynı mekana gittik,hafta arası tabi yedik içtik gece saat 01 suları hesabı istedik,hesap geldi hesaba baktım garson arkadaşa yanlış olmuş eksik bu hesap düzeltin getirin,beş dakika sonra hesap geldi hesabın yanında iki adet kaymaklı ayva tatlısı ağbi dediler hesapta bir yanlışlık yok doğru,öğle olunca ben bol bahşişle hesabı ödedim ve müsaade ile kalktık.
Arabada giderken BAHRİ ağbi ZEKİ sen biz yokken bir şeylermi yapıyorsun ne oldu ağbi dedim oğlum üç otuz hesab geliyor yanlış olmuş diyorsun üstüne yok ağbi doğru deyip kaymaklı ayva tatlısı geliyor,gülüyorum)))))
Bahri ağbi sempte diyormuşki,yemeğin üstüne dükkanı üstümüze yapın desek onuda yaparlardı bu ZEKİ ne yapıyor bileniniz varmı diye takılıyor,yerlere yatıyoruz gülmekten.))))))
                                   

Bu tek takılma hikayeleri bende çoktur yine yıl 1996 çok çalıştığım günler,istanbulda bir istikameten geliyorum bir yat marinasında bir tanınmış mekanı o yıllar şeçtim gidiyorum bara oturuyorum gece 24 ,01 sularından saat üçe,dörde kadar  içiyorum ordan doğru eve yatıp sabah erken kalkıp işe.
                               

Böyle yer ettiğim barda dört,beş gün geçti personellede konuşmuyorum icap etmedi,aniden işte o gecenin birinde üç tane polis bardan içeri girdi içerde bir dolandılar yan taraftaki müşterilere kimlik sordular,sonrada çekip gittiler ama belli bir sıkıntı var bende bir tabanca var bir tanede barın önündeki arabamın bagajında, o yıllarda öyle bir durumumuz varki adam vursak,vurulana niye adamın mermisine kafa atıyorsun diye ölmüşü mahkemeye verirler…)))))
                                 

Sinirlendim bardaki barmen ve arkadaşlarına hayırdır bir sıkıntımı var buralarda polis falan diyince OHHHHH diye hepsi rahatladı biri kültablamı boşaltıyor,öbürü rakımı tazeliyor,öbürü barda önümü siliyor,barmen Trabzonluymuş güler yüzle ağbi bir emrin varmı ben ŞENOL dedim bende ZEKİ ya siz niye böyle bir anda ben konuşunca rahatladınız,yüzünüz güldü kaç gündür burda somurtup duruyordunuz,ağbi kusurma bakmazsan anlatıcam,anlat ne kusuru olucak,a……!
Ağbi sen buraya ilk günler geç saatte tek gelip barda sabaha kadar grand toilet takım elbise oturup içiyor hesabı ödeyip kalkıp gidiyorsun,ne bir konuşma var ne bir şey sadece duvara bakıp içiyorsun arada rakı istiyorsun,olabilir dedim ama ağbi o esnada kendi kendinede devamlı mırıltı halinde konuşuyorsun,biz acaba delimi diye ilk gün düşündük sonrada rakiplerimiz bir icrat yapıcak onun için mevzu bize hazırlamışlar senmi geliyorsun diye habire tedirgin kuruyoruz,şimdi sen konuşunca hadiseye  tepki verince anladıkki bir şey yok herşey sağlıklı,nasıl gülüyorlar ŞENOL diyorki ağbi diyor 5 gündür gidip gidip geliyorum ne zaman bir olay olucak diye.)))
                                                     

İşte tek başına takılmanın böyle gırgır anıları oluyor,daha bayanlarla var ilerdeki günlerde anlatıcam…!!!
                                      

İşte o günlerde çok beni sıkıyorlardı,hakkımda dedikodu yapıyorlardı,arkamdan iş çeviriyorlardı bende sıkılır yalçın ağbi vardı ona anlatırdım ağbi kurumda hakkımda dedikodu yapıyorlar demedikleri laf yok diye,YALÇIN ağbi derdiki boşver PADİŞAHIN 
arkasındanda konuşuyorlar,devletin maaşını alıp,devletin her türlü imkanını kullanıp beceremedikleri işleri,korktukları yapamadıkları işleri sen sıcak lüks yatağından kalkıp,birde bir ton cebinden para harcıyarak yapıyorsun,onlar bunu yapsında DELİKANLILIKLARINI görelim derdi,YALÇIN ağbi..!!!!!!!,
                              

                                   
Hepinize,hayırlı mutlu bir Pazar günü olsun..
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN….
                                   

2 Şubat 2015 Pazartesi

ŞEREFSİZ YILLAR.

                               

Sevgili takipçilerim,aslında bu yazımı 1 şubat 1979 yılında elim bir suikast ile öldürülen BASIN ŞEHİTİ merhum APTİ İPEKÇİ beyin anısına dün yazıcaktım bugün yazıyorum..
Bundan  üç buçuk yıla yakın bir zaman evvel bir ailece davete katıldığımızda İstanbul dışında bir çiftlikte merhum İPEKÇİ beyin katledenlerin ismini kullanarak,millet 30 yıl yatıyor sen bir komploya uğramışsın çokmu diyince,sigortam attı,ben gerekeni herkese söylerim.
Şimdi yine söyliycem,1981 nisan ayı öğlen saat 13.00 suları bulunduğum yere geldimki ortalık felaket kapı baca kırık hemen emektarımız hüseyin ağbiye haber verdim,polise gitmememi babama haber vermemi söyledi.
Dedim babam havalimanında saat 14.00 uçak kalkıcak,olsun git yetiş dedi.Taksiye atladım alana gittim orda yolcu salonunda yok gümrüklü sahaya geçmiş.
                                          

Polislere söyledim,gümrüklü sahaya geçtim,babam orda annemle baba dedim durum berbat.
Babam hemen alanda bir yetkililerle görüşerek,benle bir taksiye atlayıp eve geldi,evi gözü ile kontrol etti ve tekrar bana kimseye ondan haber gelene kadar bir şey söylememi emniyete bildirmememi söyledi,hüseyin ağbinin yanından ayrılma o sana gerekli her yardımı yapacak.PEKİ baba dedim.
                                 

Annem anlatır,bizleri uçağa aldılar 45 dakika uçak alanda babanı bekledi,bu işi hangi yetki ile yaptırdı hala bilmem der?
Akşam 18.00 sularında KIBRISTAN telefon geldi babam karakola gitmemi orda Mikail isimli bir polis memuruna şikayet bildirimi yapmamı onlar eve gelip gerekli işlemleri yapacaklarını söyledi.
Bende aynı şeyi yaptım,bu konuların arkası 1978 den bu yıllara ne olduğunu açıklıycam bunu TVNET televizyonundan yapıcaktım olmadı….
Burdan şunu şimdi söylemek istiyorum,30 yıllık koşturmamda adalet yerini bulsun diye mücadelemde be şerefsiz oğlu şerefsizler hem yüzlerce komplo kurup hemde birde beni şuç işleyen yapılarla bir tuttunuz sizlere ne diyeyim ŞEREFSİZLİK,AHLAKSIZLIK,HAİNLİK,KAHPELİK artık mesleğiniz olmuş…..!
                                    

Bunu burda bitiriyorum ve şuraya geliyorum SURİYELİ albayı ben sattım,sen sattın ÖNDER efendiydi ,sığırcıktı,güvercindi,kartaldı,akbabalardı  kader hep nedense isimleride,karekterleri ve yapılanlarıda tekerrür ettiriyor…
                        

İstihbarat faaliyetlerini,şerefsizlik,insani duyguları bir kenara bırakıp sadece şuç işlemek ve gerekirse bundan rant sağlamak amacıyla örgütlenmiş MİT kurumunda belirli bir yetkili gurup bunada ŞİMDİ SEFERBERLİK kapsamı diyorlar,ilk 1985 yıllarında bu işlere zuur ettiğimde yine bir ÖNDER beyin başı çektiği MİT içinde ve seferberlik yapısında bir gurubun İRAN devriminden kaçan devrik ŞAH yanlılarını himaye altına alıp,paralı olanları burdaki merhum bir MUSEVİ MİT haber elemanı ve ailesi vasıtası ile AMERİKAYA sahte evrak düzenleyerek 
gönderildiği,parası olmayanların geri İRANA sınırdan teslim edildiği ve bunların orda anında infaz edildiği bir hadisenin içine bu hadisenin maddi çekişmezlikten dolayı gurup içinde kavga çıktığı birbirlerini bu sefer ihbar ederek olayın AMERİKAN hükümetine yansıdığı ve onların ihbarı ile işin emniyet ve adli sürece girdiği için işin içindeki MİT yetkillilerinin aklanması olayın kapatılması için ANKARADAN gelen emirle örtülü operasyonlarla hadisenin kapatılması,ilk olayların içine girdiğim hadise.
Kısacası her dönemde bu ülkede veya başka yerdeki bir ülkede sütü,kanı bozuk yetkililer çıkar bu tip işleri yapar ondan sonrada kıvır,allah kıvır.
                                          

Burdan ANKARADAKİ bu işlerle ilgili müsteşarlara ve onların yardımcılarına şunu söyleyeyim son beni bulaştırmak istediğiniz pis işlerdede aslında PERSONELİNİZ bal gibide şuç işlemişti,şimdi o şuçun ortağı paraleller kendileride bu işlere dahli ortak olduğu için  konuşamıyor…Sizler bu şuçları yine örtbas ettiniz çünkü olaylar yüksek makamları bulucak onun için…
                                 

Ankara bak benden haber alıyorsun bu memleketin işini ben vatan vazifesi diye değil İŞ olduğu için yaparım,benim eğer bu ülkenin ve milletin menfati için üstüme düşen bir İŞ varsa emniyet,türk silahlı kuvvetleri,jandarma ve MİT teşkilatı olarak sizin makamlarınıza kadar gelir memleket,millet işini bekletmem…
Ben sizler gibi DEVLET BENİM demem.DEVLET,MİLLET benim derim!!!!
Hayırlı,haftalar olsun bol kazanç,şans,sağlık,mutluluklar sizin olsun.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…
                                              

1 Şubat 2015 Pazar

KARADENİZ PİDESİ..

                                                              
      Sevgili takipçilerim,hepinize iyi bir Pazar günü      diliyorum,mutlu,eğlenceli ve dinlenceli bir haftanın  son günü olsun.
    Yazının başlığı KARADENİZ PİDESİ ne alaka eski günlerde araba  tamircilerinin bir kısmı FATİH semptimizde hemen şu andaki İstanbul  itfaiyesinin arkasında büyük uzunlamasına bir mahalledeydi…
                                        


    O zamanki tamirciler hepsi eski İstanbul insanı,tabi o yılların Yeşilçam    klasiklerinden merhum AYHAN IŞIK bey hayranı,davranışlar,sigara içmek,onun gibi araç sürmek yani canlı 
     sinema.
                 

     Rahmetli babamla hafta sonları genelde cumartesi günü aracımızı bakıma veya tamire götürürüz,emektar tamircimize bırakır bir sohbetin arkasından babamın çok sevdiği fatihteki karadeniz pidecisine gideriz,tarihi  pidecide orda oturur,köpüklü ayranla nar gibi kızarmış pideleri içine saf Trabzon tereyağını akıtarak yeriz.
                                    

    Babamı çok severdim,babam olduğu için değil sadece BABA gibi BABAYDI.Belki bize gerekli din öğretisini vermedi,ama,hırsızlığın,uğursuzluğun,çalmanın ayıp olduğunu çok iyi öğretti.
     
                             

    Babam benle ciddiydi fakat aynı zamanda çok iyi  bir öğretmendi,beni arslan parçası diye sever daha ilk okula giderken çok iyi silah kullanmasını babam öğretti.Arkadaşlarım bilir silahı çok hızlı ve iyi kullanırdım….             
                                        

                 
    Babamın yanında çok büyük insanları ve olayları yaşadım ilerde bunlarıda size yavaş yavaş yazıcam…!!
   Yıl 2001 ofiste içkimi içiyorum geç saatte,çocuklar ismail ve hakan başımda bekliyorlar,ZEKİ ağbi yalnız kalmasın ne olur ne olmaz alkol alıyor diye.
   İçkim bitti kalkın sizi FATİHE evlerinize bırakmadan evvel  tarihi pidecide pidelerimizi yiyelim ordan dağılırız.Tamam ağbi dediler de hala içimde uhte kısmet olmadı pideyi yemek.
     Arabaya atladık gidiyoruz pideciye,yakın bir yerde bir baktık büyük bir AMERİKAN arabası,çok entresan üstünde diplomatik yeşil plaka ama bu aracın bu ülkeye ait olmasına imkan yok çünkü o ülke dışişleri bakanlığı genelgesinde AMERİKAN malı araç kullanmak,satın almak resmi olarak yasak..
                

    Bu ülke yakın temasımız olan bir yabancı devlet olduğu için konularıda biliyoruz,hemen rahmetli ismaile git bir bak arabaya gitti geldi rutin park halinde ağbi ,dedi.
   İsmail plakayı alalım dedim,ağbi tornavida yok sök gel ismail dedim kopartıp geldi,plakayı…
                                

     Döndük araçla o ülkenin konsolosluğunun önüne geldik,konsolosluğun kapısından içeri plakayı attık.
    O esnada kapıdaki polis ağbi tutanak,tutucaz ne attınız,ekiplere anons vermeye kalktı,dedim aslanım başkomiserin RİZELİ ZABİT beye selam söylersin ZEKİ ağabey geldi dersin,ortalığı ayağa kaldırma.Baktı amirlerini tanıyoruz tamam ağbi dedi,ayrıldık hoş sohbet..
     İsmail sabah içerden bizim muhatabımız olan askeri ateşe yardımcısı ile bir görüş ne diycek.
    Sabah oldu İSMAİL geldi ağbi ne plakayı tanıyorlar,nede böyle bir araç ve sahibini sordum konuştum dedi.
    Ulan ne iş,açtım KURUMUN BÜROSUNA telefon ,dedim böyle bir plaka varmı baktılar yok,dedim böyle bir durum var,ALLAHALAH dediler,bakalım…!
                                      

     İsmail bunlar bakalım diyene kadar iş kaçar sen bir sempte akşam araştır kim bunlar,peki ağbi dedi ertesi günü geldi ağbi bunlar orda galeri çalıştırıyor araba alıp satıyorlar doğulu bu arkadaşlar,plakayı söküp sivil plaka yapmışlar bu sefer ön cama BASIN kartı koymuşlar,dedim vay anasını ne işteyiz biz….?
   Döndüm kuruma durum bu dedim,onlarda bizde baktık bir şey çıkmadı bunlar galiba emniyet istihbaratın haber elemanları bir işleri oldu tesadüfi bu plakayı şeçtiler,kafanıza takmayın boş işler,eyvallah dedim..!
    İsmail sen yinede arada bir yokla,ismail arada bir haber getiriyordu birkaç defa araba alma dümeni ile galeridekilerle konuşmuş,ama şüpheli bir durum yok…
    Aradan uzun zaman geçti beş yıl gibi o arada ismail hayatını kaybetti.Sanırım 2006 yılı bahar ayları bir arkadaşım var,hızlı bir çocuktur kulağı delik, ZEKİ ağbi dedi AKSARAY ve FATİH civarında bir tipler türemiş,baktım bunlar buranın adamı değil başka vilayetten gelme tip herifler etrafa haber salıyorlarmış 50000 dolar alıcağımız var,ALLAH izin verirse onu almaya geldik diye dolaşıyorlarmış,çok garip tipler ağbi dedi,uyuz oldum dedi…
Aradan iki gün geçti,gazetelerde bir haber fatihte bir araba galerisine gelen üç şahıs,galeride çalışan görevliden  50000 dolar istemiş,görevli siz manyakmısınız burası dağ başımı geliceksiniz 50000 dolar verin diyceksiniz,siz kimsiniz,biz sizi tanımıyoruz PATRON burda yok,PATRONUNU çağır demişler çalışan telefon etmiş ağbi gel burda birileri var para istiyorlar bizden diye.
   
Patron geliyor galeriden içeri girerken silahına davranıyor,fakat üç kişiden biri hızlı davranıyor tek mermi ile PATRONU anlından vuruyor.Arkasından iki adette çalışana ölmeyecek şekilde sıkıp dışarı çıkıyorlar.
    Bir TOYOTA marka arabaya biniyorlar,plakayı görenler ifadelerinde polise plakanın eşgalini veriyor,plaka çok entresan bir harf manzumesinden oluşuyor.
    34 YIL 1998 entresan bir plaka entresan bir tarih?
    Ölen patron eski bir HİZUBULLAH itirafçısıymış,sonra gazeteler yazdı.
           

ESKİ BİR ŞARKI VARDI.
                


ŞAÇLARIMIN ARASINA DOM DOM KURŞUNU DEYDİ
BİR AVCI BENİ VURDU,BİR AVCI BENİ YEDİ
HANÇER YARASI DEĞİL,DOM DOM KURŞUNU DEYDİ.
HEPİNİZE İYİ PAZARLAR.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.




                                                                                                    01.01.2022                           A...