Sevgili
takipçilerim hepiniz başarılı ve mutlu bir çalışma haftası diliyorum..
Biliyorum
ülkemizde her türlü konuda kafanız karışık,haklısınız çünkü çözemediğiniz bir
SORUNLAR yumağı var..
Bugün
size başka bir konudan giricem İŞVİÇREDE yürütülen etap etap KIBRIS adasının
geleceği hakkında çeşitli planlar üstünden anlaşma yapılması için iki toplumun
siyasetçileri ve bürokratları çeşitli müzakereler görüşüyor..
1878
yılında kaybettiğimiz KIBRISIMIZI ve esir ettiğimiz KIBRIS HALKINA kavuşmamız ancak
DOKSAN ALTI YIL sonra gerçekleşti.
20
temmuz 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI ile adaya TÜRKİYENİN gücünü tam manası ile
soktuk..
Arkadaşlar
ben bu konuları yazarken sizlere YAŞANMIŞ bilgi ve tecrübelerimden hadiseleri
aktarıyorum..
Yoksa
biz bu işleri DIŞİŞLERİ bakanlığı personeli yada diğer kurumların RESMİ personelleri
olarak çalışıp ordan edindiğim bilgileri aktarmıyorum..
Doğdum
KIBRIS meselesi vardı zaten TÜRK DERİN DEVLETİ yapılanmasının ana hatlarıda
KIBRIS meselesi ve davasından ağırlıklı olarak 1950 li yıllardan sonra oluşmuş bir yapıdır.
Kıbrıs
davası o kadar mühim bir konudur TÜRKİYE için..
Kıbrıs
davası mühim olduğu kadar KIBRIS adamızın halkıda 1878 yılındaki BERLİN
anlaşması ile İNGİLİZ esareti altına girmiş aslında adadaki iki toplum TÜRK ve
RUMLAR İngiliz devletinin bayrağı altında 1960 yılına kadar yaşamışlardır.
1960
yılında kurulan iki taraflı KIBRIS CUMHURİYETİ ile ada İngiliz esaretinden
kurtulmuş ve iki toplumlu demokratik meclisle yönetilmeye başlamış fakat kısa
zaman içinde karanlık bir el her zamanki gibi bugünde başımızda olan EOKA-B
tehdiş ve terör örgütü tarafından TÜRK halkı hedef alınarak özellikle 1963
kanlı noel hadiselerinden sonra adada iki toplum arasına kara kedi girmesine
sebeb olmuştur...
EOKA-B
örgütü ENOSİS düşünce yapısı ile adayı yunanistana bağlamak isteği içinde
hareket eden bir örgüt olarak tehdiş eylemlerini ilk GENERAL G.GİRİVAS
liderliğinden sonrada ALBAY N.SAMSON ile
1974 kıbrıs barış harekatına kadar gelmişlerdir..
Tabi
EOKA örgütü ile mücadele için adada 1963 yılından sonra TÜRKLER tarafından
oluşturulan TMT(TÜRK MÜCAHİT TEŞKİLATI) TÜRKİYEDEN özellikle başta ÖZEL HARP DAİRESİ
ve MİT kurumlarınca artık son noktaya gelen sabırlar tükendikten sonra KIBRISTA mücahitleri organize etmek ve
teçhizatlandırmak için çalışma yürütmüşlerdir..
Bu
sadece KIBRIS ve TÜRKİYEYİ kapsayan bir hadise değil tüm avrupadaki TÜRK yapısı 1963 ve 1974 yıllarındaki sürece katılmış ve nihayetinde 1974 yılında çok
zorda olsa adaya ilk çıkartma gemilerinin kapaklarını sahile vurarak zorlu ve
çetin bir çarpışma ile adaya TÜRKÜN ayağını atmalarını sağlamıştır…
Bugüne
geldiğimiz MAĞLUBİYETTE aslında o günlerin YARIM GALİBİYETİ ile bizi ve KIBRIS
TÜRK TOPLUMUNU tam 42 yıldır DÜNYADAN TECRİT edilmiş şekilde esir etmiştir.
Türk
halkını dünyada tanınmayan bir devlet sütatüsü ile kırk iki yıl TÜRK toplumunu yine İNGİLTERENİN kucağında yaşatmışlardır..
Ambargo
ve kuşatılmışlık halinde yaşayan TÜRK TOPLUMU maalesef ticaretten,sanayiye,sosyal
ilişkilerden spora tanınmamışlığın getirdiği dünyadaki bir durumla tecrit edilmiş ve ezik
bırakılmıştır…
Bunun
sebebi ne söyleyeyimmi.
Maalesef
merhum BÜLENT ECEVİT beyefendi ve yakın çalışma arkadaşları..
Arkadaşlar
beni tanıyorsunuz fazla laik ve dini vecibelerimi yerine getirmeyen bir insanım..
Ama
doğru,doğrudur,yanlış ,yanlış..
Bugün
MERHUM NECMETTİN ERBAKAN ve dönemin harekatı planlayan ve icra eden TSK
komutanlarına bırakılsaydı bunlar başta ORGENERALLER SEMİH SANCAR,EŞREF
AKINCI,KEMAL KAYACAN,EMİN ALPKAYA bugün
kaybetmek üzere olduğumuz bir
KIBRISIMIZ olmayacağı gibi Kıbrıs toplumuda 42 yıldır ezilmiş ve tecrit altında
bir yaşam sürmiyeceklerdi…
O
günlerin icra edilecek harp planlarını CENEVRE ve LONDRA da kesintiye uğratan
dönemin BAŞBAKANI merhum BÜLENT ECEVİT beyefendi ve DIŞ İŞLERİ BAKANI
merhum TURAN GÜNEŞ beylerin nasıl bir gaflet ve yanlış tutum içinde adaya çıkan
birlikleri icra edilecek harp planlarını icra ettirmeyip harekatı yarıda
kesmesi neyle izah edilir...
TSK
komuta kademesinin baskılarına bile dayanarak adaya kapak atmış birlikleri riske
sokarak denize dökülmesine neden olucak bir olayı direterek birliklere ateşkes
emri verdirtmişlerdir..
20
temmuzda adaya çıkan birliklerimiz 8 ağustos günü verilen ikinci harekat emri
ile rahatlamışlar tam 15 gün adada büyük bunalım geçiren birlik komutanları ve
harekatı yöneten kurmay kadro şimdiki sınırlarımıza gelerek geriden gelecek
kuvvetlerin rahatlıkla güvenli konuşlanmasını sağlamışlardır..
Dahada
askeri riskleri ve yapılan stratejik siyasi hatalara dayanan hadiseler var
burda şimdi konumuz değil..
Başbakan
yardımcısı merhum NECMETTİN ERBAKAN FETİH HAKKIMIZI KULLANDIK adaya çıkış
yaptıktan sonra adanın tamamına TÜRK ORDUSUNUN girmesi ve ayak basması
gerekmektedir açıklaması,kamuoyunda sulandırılarak basında konu edildi ve
KIBRIS DAVASI bugün değil o gün kaybedildi..
Sebebi
bunu herkes merhum NECMETTİN ERBAKAN beyin kendi fikri zannediyordu,aslında bu
GENEL KURMAY başkanlığımızın harp planıydı.
Tüm
komutanlar bu harp planına göre birlikleri hazırlamışlar ve ellerinde ona göre
icra edilmiş ele geçirilecek yerlerin harekat planları hazır muharebe
alanlarında kullanılmak üzere ilgili karargahlara teslim edilmişti....
Türk
milletinin kansızıda bitmez aslında
KIBRIS harekat planları eski bir yazımda var 1972 yılı sonunda DENİZ
KUVVETLERİMİZDEN bir yüzbaşı tarafından taslak halinde AMERİKALILARA sızdırıldı
onunda sonunda maceralı hadiseler var ilk yazılarımda yazdım..
Maalesef
ülkemizde AMERİKA veya İNGİLTERE devletleri için ihanet edersen MÜKAFATI var
büyük, CEZASI yok..
Hainleri
çıkartanların yada yakalayanların ANALARI yanmış..))?
O
gün adaya tam kapsamlı giriş yapıp BAF,LİMASOL bölgelerinin tamamını kapsıycak
şekilde girsek sonraki müzakerlerde yavaş yavaş anlaşarak KIBRISTA kalıcı bir
planı o gün DÜNYANIN önünde ORDUSU MUZAFFER bir DEVLETİN yöneticileri olarak
yapsaydık bugün KIBRISTA durumumuz NET olucak ,KIBRIS TÜRK HALKI bu sıkıntıları
çekmiyecek belkide içindekilerinin bir
kısmı ANAVATAN TÜRKİYE için olumsuz düşüncelere sahip olmuyacaktı….
O
gün doğanlar bugün kırk iki yaşında bu AMBARGOLAR ve TANINMAYAN DEVLET pisikolojisi
bambaşka bir nesilin orda gelişmesine neden oldu..
Bugün
pazarlığı yapılan karşılıklı mülk hakları ve KAPALI MARAŞ,OMORFO(GÜZELYURT) ve
KARPAZ bölgelerinin bir şekilde RUM devletine geçmesi ile adada TÜRK toplumunun
geldiği noktayı ve sonrasını tahmin edemiyorum belki 1960 anlaşmasından bile
geriye düşmüş olucaz..
KIBRIS
TÜRKTÜR TÜRK KALACAK sloganından geldiğimiz nokta KIBRIS İNGİLİZDİR, RUM ile
kalıcak noktasına gelicez,içim yanarak söylüyorum…
Tabi
benim çocukluğum ve sonrası KIBRISLI DERİNLER ile geçti..
Kıbrıs
küçük yer eski KIBRISLILAR bilir LEFKOŞE de merhum ONUR bey vardı RENKLİ DERİN,
derdim ONUR ağbi hakkında arkandan ileri geri konuşuyorlar, onlar beni kıskanıyorlar
ben barış harekatında karargahta BAYRAKTARLIKTA emir subaylığı yapıyordum,onlar
dağda bayırda geziyorlardı ondan beni KISKANIRLAR siz bilmeniz derdi..))
Yıl
1982, siz gülün derdi SİBEL SİBER geliyor yetişiyor derdi hakikaten yıllar
sonra ONUR ağbinin dediği oldu sayın DR.SİBEL SİBER hükümet kurdu KKTC BAŞBAKANI
oldu…)
Kıbrısa
1996 ve en son 1998 aralık ayına kadar devamlı gittim geldim.
O
dönemle ilgili çok ciddi anılarım ve yaşanmış güzel hatıralarım var.
İlerde
kaleme alıcam nasıl TÜRKİYE içinde hatalarımızı ve sevaplarımızı götürüyorsak
aynı şeyleri 1974 yılından sonra KIBRISA da taşıdık..
O
yıllarda çok önem haiz eden işler yaptığımız için birinci dereceden
raporlarımız geçerli oluyordu.
1996
yılından sonra devamlı şekilde KIBRIS ekonomisinin güçlenmesi için
kumarhanelerin KIBRISA taşınması konusunda aslında hiç alakam olmayan bir konu
olsada rapor vermem bununda karşılık bulması ile KUMARHANELER KIBRISA
taşındı,taktirini KIBRISLILARA bırakıyorum iyimi oldu kötümü oldu yoksa MİLLİ
güçlerimizin karşısına İNGİLİZDEN hariç kuvvetli bir güç dahamı diktik?
1990
senesinin MART ayında Arapçayı kırk yaşından sonra öğrenen bir BARON ile sohbet
ettim.
Unutmayın
bir DERİNİN ölümü çok büyük değişim sağlamaz ama birden çok DERİNİN ölmesi ile
YÜZ YILLIK bilançoda değişikler yapar....
Gelecek
günlerde ZEKİ dedi iki konu çok karlı olacak,biri SİYASET öbürüde BANKACILIK…!
Gerçekler
vadisinde kalleşlik ve arkadan vurmakla BARON olunur…
BARONLAR
BOYNUZ KULAĞI GEÇSİN diye önlerindekini ortadan kaldırırlar..
Onun
için DUYDUĞUNUZ hiçbir şeye inanmayın artık dünya öyle olduki GÖRDÜKLERİNİZEDE
inanmakta emin olmayın….
Bana
inanın neden biliyormusunuz,savunduğum fikirlerim hiç değişmedi son yirmibeş yılda…?
KIBRIS
DAVADIR,TÜRK MİLLETİNİN HAKLI DAVASIDIR….
ZEKİ
ARSLAN..



















Rebiya Kadeer ile Rauf Denktaş arasında en ufak bir benzerlik yoktur. Aksini iddia eden Proleter Devrimci Aydınlık ve Bilim&Ütopya dergisi öğretisine göre Şupilliluma, Hector ve Mustafa Kemal'e ihanet etmiş sayılır. Hamurrabi yasaları uyarınca kazığa oturtulması gerekir.
YanıtlaSil