Sevgili
takipçilerim hepinize iyi Pazar günü geçirmenizi diliyorum.
Umarım
mutlu ve güzel günler refah ve bolluk bereket ülkemi eninde sonunda
yakalayacaktır inancını taşıyorum..
Yazıma
girmeden evvel bir konuya değineyim.Biliyorsunuz istihbarat görevlileri
açıklama genelde yapamıyacakları için özellikle BASIN ve YAYIN organlarında
dostluk kurdukları gazeteciler ve medya yöneticileri üstünden kendi
söylemlerini ve fikirlerini hatta kavgalarının açıklamalarını SERVİS ederler..
İstihbarat
literatiründe MAHALLENİN DELİSİ kavramı vardır,işte böyle kelimeleri zayıfta
olsa sallayan bazı MURAT ına ermiş arkadaşlar var ben onları ta FRANSADAKİ
FRANSIZ haber elemanlarından iyi bilirim,DERİN İSTİHBARAT böyle bir şey PARİS^e
gitmeden PARİS li olmak..
13
mayıs 2014 tarihli KASAP MURAT rumuzlu yazım var okuyun ne kadar isabetli bir
yazı olduğunu anlayın..
Türkler
ORTA ASYA dan göç yollarına çıktığından beri göç esnasında her dönemde
AKINCILARI kullanmışlardır.
Göç
edicekleri noktalara önce AKINCILARI
yollayıp yol güzergahı üstünde çeşitli lojistik destek ve bilgi haber
alıcakları yerleride oluşturmuşlardır..
Türkler
VİYANAYI kuşatmış düşürememiş ama ondan birkaç yüz yıl evvel AKINCILARLA
ALMANYANIN iç derinliklerine kadar girip geri çıkmışlardır..
Son
yıllarda AKINCILARIMIZ malesef RAYDAN çıkınca işte sonuçları
ortada ilk önce
tarihi duraklama mekanları gittikten sonra artık düşman buraları içerden
düşürünce, AKINCILAR üstünden MİLLETİ maalesef BOMBALADILAR..
Gelelim
CAFE&SANTA MARİA konusuna.Bu CAFE çok eski bir mekan olup rahmete kavuşmuş
bir İstanbul beyefendisi HÜSEYİN ağbi ( istihbarat jargonu kod) büyüğümüz
tarafından 1950 li yılların başından 1995 yılına kadar işletilmiş ve sonra
devredilmiş bir mekandı
Özellikle
HÜSEYİN ağbinin çalıştırdığı soğuk savaş döneminde çok önemli insanların hergün
kısada olsa soluklanıp, kısa zaman sohbet ettiği küçük bir mekandı..
Şu
anda MİT kurumunda üst seviyede operasyonel görevler yapan bazı kişilerin yine
MİT emekli babalarıda o yıllarda görevli oldukları dönemde veya sonra bazen
buralara uğrar bir çay kahve içerlerdi.
Yine
böyle bir gün çay içmeye gittim bir beyefendi takım elbiseli yaşı büyük bir
insan kahvesini içiyor,beni süzdü süzdü en sonunda patladı sordu?
Sen
OSMAN beyin oğlumusun o zaman babam rahmetlik evet dedim.Nerden anladınız aynı
babana benziyorsun dedi,güldüm..
Ne
iş yaparsınız dedim,MATBACIYDIM emekli oldum,şimdi AKBANK istihbarat şefliğinde
çalışıyorum..
Güldüm
oldu AMCA dedim,ayrıldık..))
Hüseyin
ağbi biraz şaşkın, eski kiracım uzun zaman benim ikinci evimde kiracım olarak
oturdu ZEKİ dedi.))
Anladım
ağbi bu beyefendi kurumdan dedim, bu sefer o güldü o zaman yaşıyor merhum
SÜLEYMAN SEBA nında yakın arkadaşıdır diye bayağı maceralarını anlattı..
Tabi
soğuk savaş dönemi MİT o yıllarda şimdikinden farklı bir pozisyonda en azından
HALK tarafındanda hatta kamu ve özel sektör tarafındanda GİZEMLİ ve ÜRKÜTÜCÜ
teşkilat..
MİT
adını söyle kimlik gösterme geç git günleri..))
MİT
en aktif bölümlerden biride teknik takip tarassut şubesi.Genelde bu şubeye
bağlı ekipler bu bölgede yoğun çalışıyor..
Tabi
yorgunluk atmak içinde bu cafeye zaman zaman geliyorlar.
Orda
çoğu ile tanıştık,fakat bu şube MİT en hassas bölümüdür, bunların kurumun diğer
operasyonel yapısı ile herşeyi ayrıdır.
Çünkü
aynı zamanda kurumun iç güvenliğinide bu yapı sağlamaktadır…
Sayın
MEHMET EYMÜR türkiyede bu konuda çalışmış,istihbaratın bu dalında en kıdemli ve
bilgili insandır.
Özellikle
soğuk savaş yıllarının en sıcak günlerinde bu şubeyi yönetmiş ESKİ TÜFEK bir
büyüğümüzdür.
Anlattığım
yöreyide en iyi bilen bir insandır.Araba kapısının döşeme aralarına dinleme
cihazlarının yerleştirildiği dönemin en kıdemlilerinden…))
Tabi
bu arkadaşların amiri o yıllarda D.K da
benim bir büyüğümün öz yiğeni ama benimle samimiyeti yok..
İşte
bu yıllarda o zaman şubenin gurupları gece,kar,kış,soğuk demeden çalışıyorlar
zor zamanlar..
İmkanlar
az birkaç MURAT 131 şahin modeli araba, telsizler MOTOROLA onların zulası deri
şemsiye kılıfları.
.
Takip
şubesinde çalışanlar telsizleri konuşarak kullanmaz.Anons edilen şifreli kodlu
rakamlarla aralarındaki frekanstan dinleyerek hareket ederler gurup amirlerini
direktifi ile.
Mesela
51-10 hedef hareket etti hazır olun..
52-11
hedef sizi geçti çıkış yapın istikameti sizden taraf veya ters yönde.
Bu
sistemde frekanstan RAKAMLAR geçilir ve gurup ona göre hareket eder.
Uzun
yıllar tabi temasımız oldu bu arkadaşlarla,bazıları oturduğum sempten
arkadaşlarımın yakınları bu arkadaşların genelde o dönemde SİLAHLI KUVVETLER
üst personelinin akrabaları yakınları.
Bazılarının
ekonomik durumuda iyi sevdiği kızı babası almadı diye dükkanı kapatıp,amcasının
desteği ile teşkilata giren var.
Kimisi
sempte taksicilik yaparken istediği kızı vermemişler mesleği beğenmeyip onun
hırsına amcası,babası devreye girmiş kuruma sokmuşlar..
MİT
geneldeki personel ya kırık aşk yarasından kuruma girmiştir yada istediği kızı
alabilmek için,bayanlarda olay farklı
kurum hüviyeti yaptırımım olur, istediğim gibi adamı alır idare ederim diye
kuruma başvurup meslek uzmanı olarak giriş yapmıştır..
Aslı
hep KIRIK KALPLER HİKAYESİ..))
Neyse
yıllardan 1988 yılı ASIM isminde bir arkadaş var o dönemde gurup amiri olarak
çalışıyor,çok iyi niyetli efendi temiz arkadaş arada geliyor benim mekanda
oturuyor biraz sohbet ediyoruz çay içiyoruz birde bir arkadaş var SÜREYYA
isminde arada oda geliyor hatta o aralar kolleksiyonerliğede sardı bazı objeler
topluyor..
Fakat
sonraki dönemlerde ASIM ağbide bir sıkıntılar ve sinir stres başladı.
Bazen
geliyor,kendi kendine kıpkırmızı oluyor küfür ediyor.Fazlada sormayız
istihbarat faliyeti yürütülenler bilir kimse kimseye mesleki konuları ve ne
olduğunu üstüne vazife değilse sormaz..
ASIM
ağbi aniden alkole başladı cebinde votka şişesi taşıyor ve görev esnasında
içiyor…
Bir
gün geldi dedi ZEKİ kardeşim şurada iki tek atayım tabi asım ağbi dedim.
Tabi
bu arada onların karargah genelde CAFE&SANTA MARİA,ordan boşluk yaparsa
bana geliyor..
Alkol
alırken yine söylenmeye başladı,halden anlarız bu alkolün o yıllarda
ordünaryüsü değilim ama doktorasını yapmışım.
Dedim
ne oluyor ASIM ağbi,dedi ZEKİ şu kadarını bil üstümüze vazife olmayan işlere
bizi yolluyorlar.
Bu
işler bizim vazifemiz değil.Tabi prensip gereği ben yine bir konu soramadım.
Bir
keresindede SÜREYYA ile ikisi geldiklerinde aralarında aynı konuyu tartıştılar
aralarındaki söylem bu işler bizim vazifemiz değil.
Sonra
bu ekipten nedense aniden ASIM ağbi ile SÜREYYA kardeşim tayinleri çıkarak ASIM
MARDİN bölgesine SÜREYYADA MUŞ bölgesine tayin oldular.
Sonra
öğrendimki birkaç yıl sonra ikiside rahatsızlıklarından dolayı rahmete
kavuşmuşlar,allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun..
Bu
konuyu burda bırakıp elim ve hain bir terör saldırısı ile ilgili ilginç bir
anımı anlatarak haftayı bitireyim size..
6
eylül 1986 tarihinde İSTANBUL da karaköydeki NEVA ŞALOM SİNAGOGUNA elim ve
kanlı bir TERÖRİST saldırı oldu.
O
gün 20 ye yakın vatandaşımız bu kanlı terör saldırısında hayatını kaybetti.
Cafe&Santa
Maria nın birde devamlı müdavimi meşhur
fotoğrafçı J&B(kısaltılmış reel isim).
Toprağı
bol olsun seksen sesiz yaşında 2008 yılında kaybettik.
Mösyö
J&B çok tanımış bir fotoğraf ustası bizi ailece tanır,babamın gençliğini
benim çocukluğumu bilir..
Aynı
zamanda SİNAGOGUN resmi fotoğrafçısı olarak 50 yıldan fazla bu işide mesleki yaşamının beraberinde götürmüştür…..
Çok
iyi dünya iyisi espirili,şakacı bir insandı..
Her
sabah CAFE&SANTA MARİA ya gelir sadece kendisi için bulundurulan özel fincanıyla
az şekerli kahvesini içer sohbet eder ve işinin başına geçer..
Bir
sabah oturuyorum,elimde HÜRRİYET gazetesi sanırım 7 veya 8 eylül baskısı
SİNAGOG içinde kanlı yaşanmış saldırıyı çeken foto muhabirlerinden biri merhum
J&B beyi sutun arkasından sanki gizlenmiş bir şekilde fotoğraf çekerken oda
tüm konuyu fotoğraf karesine almış.
Enteresan
bunuda gazete baş sayfadan basmış.
Ben
bunu okuyupta görünce bir muziplik geldi aklıma aldım gazeteyi gittim
CAFE&SANTA MARİA ya oturdum..
Hüseyin
ağbi ile sohbet ediyorum bir yerdende J&B bekliyorum en sonunda geldi ,kahvesi
önüne servis edildi içerken dedimki ağbi hayırlı olsun bak gazetede çıkmışın.
Bir
baktı çok sevindi,gülüyor ama dedim MÖSYÖ J&B sen burda öyle bir çıkmışınki
sanki gizli bir faaliyet yürütüyor gibi şimdi bu gazeteyi herkes okuyor
teröristlerde okuyor,ya yanlış düşünürlerse..
Bir
anda hava buz gibi oldu,ben gideyim ağbi işlerim var dedim kalktım..
Akşama
kadar bir geliyor bir gidiyor çıldırdı diyor HÜSEYİN ağbi,
gülüyor..
Ertesi
günü bir geldim MÖSYÖ J&B elinde bir hürriyet gazetesi sayfaları çevirdi
büyük bir ilan..
Ben
J&B uzun yıllardır İSTANBUL NEVA ŞALOM SİNAGOGUNUN resmi
fotoğrafçısıyım,dünki resim tesadüfen çekilmiş amaçsız bir karedir diye, yanlış
anlaşılmalara karşı ilan vermiş.))
Hüseyin
ağbi ve diğer herkes katılarak gülüyoruz,hayatta olmayan herkesin mekanı cennet
olsun…!!
Bir
çok resmi ve özel kurumdan ödül almış bir fotografçıydı J&B.
Buna
TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) de dahil..
İşte
CAFE&SANTA MARİA dan yaşanmış gerçek ZEKİ ARSLAN öyküleri..
Hepinize
tekrar iyi pazarlar..
KA.ORD:)
Hazine saklanmazmı:))
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder