Sevgili
takipçilerim hepinize yine mutlu ve eğlenceli bir Pazar günü geçirmeniz dileği
ile yazıma başlıyorum…
Aslında
bu aralar size yazamayacaktım,duygusal bir kişiliğe sahip olduğum için dönem
dönem yoğun duygu metaforları yaşıyorum.
Bu
bende durağanlığa geçiş yaptırıyor,işte tam böyle bir düşünceler içindeyken
DAĞIN ARDINDAKİ GERÇEKLER kitabının yazarı MARDİN ve bölgelerinde uzun yıllar
korucu olarak görev yapan sonra bir dönem JİTEM(JANDARMA İSTİHBARAT TERÖRLE
MÜCADELE) biriminde görev alan değerli kardeşim sayın BEDRAN AKDAĞ beyefendi
ile tesadüf
hal hatırlaşınca keyfim biraz yerine geldi eski günlere BEDRAN
beyin yaşadığı MARDİN KIZILTEPE de
geçirdiğim zamana aklım gitti güldüm,düşündüm,üzüldüm sonra yılların nasıl
hızla geçtiğini anladım. MOSKOVA da sonbahar tabiat olarak çok güzel, insanı
duygusallaştırıyor..
Askerlik
yaptığım dönemde birliğimde üç KANKA
arkadaştık biri kendi köyümden SERDAR isimli
arkadaşım biride MARDİN KIZILTEPE ilçesinden BASRİ(istihbarat yöntemine göre
kodlanmıştır)
isminde
bir kardeşim.
Çok
samimiyiz hepiniz bilirsiniz askerlik arkadaşlığı çok kutsaldır.
Basri
aşiret insanı bedelli geldiğimiz içinde tüm aşireti ile beraber gelmiş biz çok
azınlıktayız.
Basri
çokta bonkör eli açık bir arkadaşım,deriz çarşıya çıkıyorsun BASRİ ikiyüz elli
gıram pastırma getirirmisin,akşam bakarız pastırmanın kolunu almış getirmiş.))
Yan
bölükte hemşerisi şimdi merhum ŞIH DAVUT ağa var,gideriz ziyaretine etrafında
yirmi adamının bedel parasını ödeyerek gelmiş yemekhanede , adamları bölüğün
tabaklarını çatallarını temizler kendi oturur,çayını içer çok saygılı çok
hürmetkar bir ağa idi.Gideriz ziyaret ederiz çayımızı içip kalktıktan sonra
adamlarına işaret eder arkamızdan bir büyük votkamızı yollar.
Mekanı
cennet olsun vatani görevimizi yaptıktan iki yıl sonra hain bir pusuda ŞIH
DAVUT ağayı kaybettik.
Yani
MARDİN KIZILTEPE bölgesinde böyle bir kardeşim var.
Annem
söyler,doksan gün askerlik yaptılar doksan yıl konuşurlar o doksan gün içinde
bu kadar konuşacak ne yaptılar anlamam der.
Yıl
1995 artık ailem ve çevrem evlenmemi istiyor yine GÜNEYDOĞU ANADOLU bölgesinden
bize yakın bir ailenin çok genç kızını beğendiler ,bende beğendim benden çok
genç aramızda 15 yaş fark var.
Nişan
yapıldıktan sonra bazı düşüncelere kapıldım,ilerde sorunlar olabilir düşünceleri
aklıma geldi , genç bir kız mutluluğu ile oynamayım diye,ANNEME rica ettim ELİF
e(reel isim) hiç gözükmeden nişanı attım..
Bu
konuları biliyorum aileler araya girer büyükler konuları tamir için o yüzden
bana kimsenin o dönemde ulaşamıyacağı bir yere gitmem gerekli, gece evde
oturuyorum televizyon seyrederken hadi bana eyvallah dedim ANNEM dedi evladım
ZEKİ nereye gidiyorsun,dedim anne MARDİNE!!))
Hemen
giyindim saat 01.00 suları E-5 karayoluna çıktım ordan Topkapı ilk otobüs
ANKARA ya sabah indim…
Teşkilatta
kimseye haber vermedim ANKARA da kimseye uğramıyacam bir tek THY (GENEL
MÜDÜRLÜK) oraya gidicem eski bir dostum var FERİDUN bey güvenlik amiri uçakta
bir kişilik yer açtırıcam zira o dönemde anlık DİYARBAKIR a bilet yok.
Gittim
tesadüf yıllık izindeymiş İZMİR de.Ağası İZMİR de ondan!!)
Tam
binadan çıktım AAAA…a… biz kimseye gözükmeyelim diyoruz ŞEREF kardeşim ZEKİ ağbi hayırdır yenimi geldin he yeni geldim hadi
yürü gidelim ağalar ofiste ŞEREF ağbi benim işim var ısrar zor atlattım ama
çaktı bir şey sakladığımı anladı..
Ordan
ANKARA otobüs garına gittim MARDİN otobüsüne bindim ama sağım solum SOBE..))
Sabah
05.00 olmadan kızıltepeye geldik orda otobüsten indim,ilçe merkezine girdim
yürüyerek.
1995
senesi AĞUSTOS ayının sonu,ilçede heryer kapalı sabah saatlerinde BASRİ
kardeşiminde haberi yok geleceğimden işte ben böyle avel,avel ilçeyi
dolaşıyorum hükümet konağı,ilçe emniyet ve jandarma komutanlıkları en sonunda
bir çay ocağı açıldı orda birkaç çay içtim çocuğa sordum gideceğim yerin tam istikamet
nerde olduğunu gösterdi yürüyerek oraya gittim..
Basri
kardeşimin ağbisi OKAN ve diğer kardeşi MEHDİ ile büyük bir tesisleri var o
yıllarda o bölgede bu tesislerden sadece iki adet var.
Kapıyı
çaldım açıldı,bir arkadaş buyrun dedi tanıttım kendimi hemen beni misafir
etti,ağasına telefon etti demiş geliyorum kahvaltı masası kurun.
Masa
kurulurken can kardeşim BASRİ yetişti LO senin ne işin vardır hayırsız niye
haber vermiyorsun ani geliyorsun.
Oğlum
hep manyaktın hala öylesin,insan haber vermezmi ona göre karşılarız hazırlık
yaparız,gülüyorum!!
Biz
BASRİ ile hep görüşürdük istanbula gelirdi,akrabalarıda hep yakınımızda ben
gitmemiştim..
Şimdiki
eşide o yıllarda nişanlısı istanbulda benim bir yazımdaki merhum GARİP adlı
arkadaşımla aynı fakültede aynı dönemde okudular o zaman GARİP le ziyaret
etmiştik..
Tabi
tesisin olimpik havuzunun kenarında kahvaltımızı yapıyoruz o esnada sivil üç
kişi girdi içeri BASRİ kalktı onların yanına gitti müsaade isteyip biraz sohbet
etti geri geldi hayırdır kim bunlar dedim,Jandarma dedi..
Güldü,
Lo manyaksınya namında hemen ilçeye yayılmış yabancı olup dolaşınca ALARM
verdirmişin bunlar ANKARAYA kadar eşgal atmıştır çoktan buraya ulaşmadan evvel.
Ne
dedin dedim? Ne diyicem LO asker arkadaşım ziyarete gelmiş dedim.))
Bilirsin
hepsi bizdendir..!!
Neyse
arkadaşlar bu seyahatimde macera çok onların hepsini anlatırsak yazı
bitmez,bunun birini ikisini sonra yaparız ben kısa geçiyorum..
Tabi
tüm ağalar toplandı misafir gelince yöre çok misafirperverdir.
Damda
kaleşle nöbet tutan bir personel var,kapımızda bir beyaz Toros var,binanın
önündede bir M-113 APC(ZIRHLI ARAÇ) 12.7 mm uçaksavarı ile 24 saat esasına göre
nöbette yani çok güvenilir bir yerdeyiz.
O
dönemde bu 16 mermi kapasiteli tabancaları ,bölge halkı ayağı ile tekme atarak
birbirine yolluyor silahtan saymıyor,MALZEME GANİ!))
Tabi
öğleden sonra BASRİNİN ağbisi OKAN ağbide geldi ZEKİ hoş gelmişen ne iyi
etmişsin bizimde canımız sıkılıyordu dedi.
E
hadi kurun masayı dedi viskiler çerezler,birde akrabaları CÜCE SABRİ bey var
neşemiz ON numara..
Akşam
üstüne doğru aniden bir hava kararmaya başladı böyle keyifli oturuyoruz çok
uzaktan bir HORTUM belirdi gözle görüyoruz.
Bilader
yakınlaştıkça havanın şekli değişiyor en son iki kilometre mesafe kaldı masayı
herşeyi bırakıp bina içine girdik..
Arkadaş
hortum üstümüzden bir geçti ne masa sandalye ne elektirik direği hepsini söktü
attı.
Arkasından
bir hafif yağmur nasıl güzel bir hava,hemen OKAN ağbi telefon etti TEK (TÜRKİYE
ELEKTİRİK KURUMU) geldi anında direği dikti enerjiyi verdi.
Personelde
etrafı topladılar akşam program var sanatçı sahne alıcak tesis hazırlansın.
Tabi
o güzel havada biz yine viskilerimizi yudumlarken keyifli,gecenin sohbetini
yapıyoruz çok hanfendi bir sanatçı sonra tanıştım FİRUZE YAZAR hanfendi ve saz
ekibi program yapıcak keyfimiz on numara hepimizin üstünde KETEN elbislerimiz
havamız BİR MİLYON..!!
Ama
KARABULUTLAR peşimizi bırakmıyor AMK…!!
Tam
viskimizi yudumluyordukki bir eleman bağararak koşuyor AĞA,AĞA OKAN ağbi sordu
ne oluyor oğlum…!!
Ağa
sorma tüm televizyonların haberleri bizden bahsediyor…
Ne
diye bahsediyor oğlum!!
Eleman
,ağbi ŞEHİT MARDİN İL JANDARMA ALAY
KOMUTANI RIDVAN ÖZDEN in hanfendi eşi,kocamı
kızıltepedeki STAR tesislerindeki geçici köy korucuları , itirafçılar ve JİTEM
personeli öldürdü,şehit diye göstererek
hadiseyi kapattılar, diye anlatıyormuş.!!
Hakikaten
içerde televizyona baktıkki tüm televizyonlar, bir tane iki tane değil hepsi bu
haberi veriyor sayın TOMRİS ÖZDEN hanfendinin canlı kaydını geçiyorlar…
Bir
anda bina emniyet ve jandarma personeli ile doldu ortalık ana baba günü..
Biraz
münakaşlar olsada özellikle emniyet personeli ile onlar tesisin bir müddet
kapatılmasını istiyorlar ama bizim ağalar olmaz dedi..
Tabi
ben olaya babadan FRANSIZ olduğum için bilmiyorum konuları.))
Bizim
bildiğimiz HANÇER BİRLİĞİ, meğerse ilçede birde BIÇAK TİMİ denen JİTEM e bağlı
itirafçılar ve koruculardan oluşan birim varmış..
Bizimkilerinde
bu TİM içinde bir akrabaları varmış,oda şehit RIDVAN ÖZDEN beyin yakın
korumasını yapıyormuş KADRİ isminde!
Tüm
bu patırtı bittikten sonra tabi mevzu bitmiyor masada kalabalık sohbet devam
ediyor,ilçe o gece adeta akıyor bu mevzudan dolayı.
Okan
ağa dediki ZEKİ yani lakabın TUFAN gibi adamsın ayağın değdi ortalık ilk önce
doğal yollardan, arkasından konusal fırtınaya uğradı LOOOOO,sonumuzu
kestiremiyorum dedi))!
Neyse
program başladı sayın FİRUZE YAZAR sahneye çıktı,o günlerde çok güzel bize
programlar yaptı.
En
çokta popüler benim istediğim sayın EBRU GÜNDEŞ hanfendinin seslendirdiği
FIRTINALAR parçasını gecede üç kereden az olmamak kaydı ile okudu..
Tabi
o hafta kaldığım sürece bu konu çok konuşuldu,OKAN ağa televizyon muhabirlerini
çağırarak bir basın toplantısı düzenleyip sayın TOMRİS ÖZDEN hanfendinin
söylediklerinin gerçek dışı beyan olup iftira olduğunu,kendisine karşı hukuki yollara başvuracağına dair bir açıklama yaptı bu açıklamalarda
televizyonlarda yayınlandı.
BİRADERLER
, bu yaşadığımız bir hafta içinde anlatılacak çok anılar var ama yazı çok çok uzar.
O
günlerde MARDİN İL EMNİYET müdürlüğünede bir ziyaretimiz oldu sağolsun bir
emniyet müdür yardımcımız makamında bizi misafir etti.
Tesadüf
dönemin emniyet müdürüde sayın AFFAN KEÇECİ beyefendiymiş orda öğrendim
kurumdan bazı dostlarımıza çok yakın bir insandı,izindeydi kendisi…
O
dönemin KIZILTEPE ilçe jandarma komutanı em.albay sayın HASAN ATİLLA UĞUR beyefendiydi.
Özellikle
geçmiş hafta sonunda yaptığı,AŞİRETLERLE ilgili açıklamasını talihsiz bir hata
olarak değerlendiriyorum..
Doğu
ve güneydoğu bölgesindeki aşiretlerimiz DEVLETİMİZİN her dönemde en sadık
aileleri ve gücü olmuşlardır..
Askerimizin
ve polisimizin en zor anlarında canları ve malları ile destek olmuşlardır..
Türkiyede
yapılmış böyle talihsiz bir açıklama ile birilerinin İÇ ÇATIŞMA konsepti düşüncelerini perçinlemiş olmuyormuyuz..?
ŞEHİT
HİRAM ABAS ölmeden evvel çıkartılan iftira kampanyası gibi mafya ile
ilişkilendiren açıklamalarda çok talihsizdi, ama aynı düşünce yapısından atılan
OKLARDI!
Herkese
iyi pazarlar dilerim dediğim gibi bu yazının içini dolduracak çok anılarımız ve
eğlenceli zamanlarımız var onlarıda ALLAHIN izni ile sıra ile zaman zaman
yazarız.
DR!!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder