Sevgili arkadaşlarım
romanlarımı PARİS ve ST.PETERSBURG taki tatlı mekanlarda YAZMADAN evvel bir deneme yazim IRINAM olmadan nasıl
olur sizlerdende yorum atarak fikir vermenizi istiycem ROMANLARIM tutarmı.
Yıl 2004 SEFERBERLİK KURULUNUN ağır bir saldırısı altındayım,yalnız
kaldım etrafımı kaçırtıp boşalttılar tek başıma çalışıyorum ve her yerden
sıkıntı veriyorlar….
Ünlü bir FİNANS
şirketinin patronunun TELEFONLA rahatsızlık verdiği anlar aniden aşırı tepki
veriyorum,tepkimi o anda seferberlik kurulu elemanlarının bazı adamları teskin
etmeye çalışıyorlar fakat durucak gibi değilim masamın üstünü
dağattım,hırsımdan duramıyorum,biraz sakinleşip birkaç duble içmek için
muharrem yüzbaşının mekanına çıktım ZEKİ ne oluyor dedi,ağbi yanlış var bunlar
yanlış yapıyorlar bana saldırmakla benim kimseyle işim yok bunlar bana
saldırıyor,sohbet ederek büyük votka şişesinin yarısını içtim ama artık
kontgerilla faaliyetimin tüm sanatsal özelliklerini göstermem lazım taktım
kafaya,o arada muharrem yüzbaşının yeri eskiden rahmetlik KURDOĞLU SUAT ağbinin
yeriydi ne sohbetlerimiz içkilerimiz olurdu gözümün önüne geliyor sanki onla
karşılıklı içiyormuşuz gibi zaman zaman hissediyorum,daha fazla kalmadan
seferberlik kurulunun bu akşam benle ilgili olan tüm hücre yapılanmasını bir kontrol etmem
lazım zira bana bilgi vericek ana kumanda merkezinde sorun var bana
karşı,MÜSTEŞARA direk telefondan küfür edince böyle oldu ama onlarda hak
etmişti.
Çıktım ilk hücre evine
gittim hava karanlık ve yağmur var ÖZLEM hanım kapıyı açtı her zaman çok
soğuktur ilk defa bu kadar sıcak karşıladı,hoşuma gitti biraz sohbet ettik
anladı alkollü olduğumu,yumuşattı sözleri ile beni baktım bu yapıda sakat yok,
çıktım caddeye soğuk yürüyerek bölgede ikinci hücre evine gittim kapıyı
çaldım,eleman açtı içeri almak istemedi nazikçe kapıyı iterek içeri girdim ve
koridor boyunca ilerledim arkamdan kimse yok ZEKİ bey desede odaları kontrol
ettim EROL yok nerde olduğunu sordum yemin billah etti İZMİRDE annesi
rahatsızlanmış yanında dedi,kafam karıştı yav bu FİNANSÇIYA ben ihtar vermiştim
eşi yalvardı yakardı o gece elimden aldı,bu cesaret edemez bana bunu
yapmaya,ANKARA direk onlar bunu saldırtıyor buna bir şey olsa önemi yok defteri
toptan hepimize kapıycaklar anladım bu işi beni saldırtıp tüm SEFERBERLİK
yapısını imha edip olayın içindede beni aktör yapıp bir taşla çok kuş
vurucaklar sakinle ZEKİ…….!
Doğru eve gittim eşime
hiç hissettirmeden biraz meze,yiyicek ve rakı yanımada silahımı alarak
FİNANSÇININ köşkünün arka tarafına gidip arabayı çektim,fakat finanşçı
gelmediği gibi evine ,evide boşalmış evde hizmetçilerde dahil kimse yok, gece
03.00 suları yoruldum karanlık ve soğukta beklemekten anladım eve gelmiycek
bölgeden ayrıldım…….
Sabah olmuş işin
vehameti anlaşılmış bu boyutlara geleceğini kestiremeyen guruplar bölge emniyet
güvenlik şubesinden emniyet amiri hulusi beyi yollamışlar ZEKİ kardeşim
nasılsın dedi,dedim kötüyüm dudaklarını büktü ve gücüm yetmiyor manasında
gözlerime baktı biliyorum işaretini kirpiklerimi hareket ettirerek yaptım,
makinadan nest kahve yapıp içmeye ve konuları sohbet etmeye başladık, HULUSİ
bey dedim ben bu kadar tecrübeyi boşa
yaşamadıysam sana söylüyorum savaş çıkıcak bunun başıda ANKARA senden ricam
dostum olarak sen benim etrafımı sağlam tuttur biz bu işlere uzak kalarak bizi
sıyırsın çıkalım bu patlıycak VOLKANIN ateşinin sütresinden.
Emniyet amiri hulusi
bey tamam ZEKİ kardeşim elimden geliceği yapıcam dedi.
Evet arkadaşlarım yazıcağım
roman türündeki yazıdan kısa bir bukle sizdeki düşünceyi ve nasıl okuyunca
hissetiğinizi anlatırsanız çok sevinirim.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…..!

.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder