22 Kasım 2016 Salı

KIBRIS DAVAMIZ..

                          

Sevgili takipçilerim hepiniz başarılı ve mutlu bir çalışma haftası diliyorum..
Biliyorum ülkemizde her türlü konuda kafanız karışık,haklısınız çünkü çözemediğiniz bir SORUNLAR yumağı var..
Bugün size başka bir konudan giricem İŞVİÇREDE yürütülen etap etap KIBRIS adasının geleceği hakkında çeşitli planlar üstünden anlaşma yapılması için iki toplumun siyasetçileri ve bürokratları çeşitli müzakereler görüşüyor..

1878 yılında kaybettiğimiz KIBRISIMIZI ve esir ettiğimiz KIBRIS HALKINA kavuşmamız ancak DOKSAN ALTI YIL sonra gerçekleşti.
20 temmuz 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI ile adaya TÜRKİYENİN gücünü tam manası ile soktuk..

Arkadaşlar ben bu konuları yazarken sizlere YAŞANMIŞ bilgi ve tecrübelerimden hadiseleri aktarıyorum..
Yoksa biz bu işleri DIŞİŞLERİ bakanlığı personeli yada diğer kurumların RESMİ personelleri olarak çalışıp ordan edindiğim bilgileri aktarmıyorum..
Doğdum KIBRIS meselesi vardı zaten TÜRK DERİN DEVLETİ yapılanmasının ana hatlarıda KIBRIS meselesi ve davasından ağırlıklı  olarak  1950 li yıllardan sonra oluşmuş bir yapıdır.
Kıbrıs davası o kadar mühim bir konudur TÜRKİYE için..
Kıbrıs davası mühim olduğu kadar KIBRIS adamızın halkıda 1878 yılındaki BERLİN anlaşması ile İNGİLİZ esareti altına girmiş aslında adadaki iki toplum TÜRK ve RUMLAR İngiliz devletinin bayrağı altında 1960 yılına kadar yaşamışlardır.

1960 yılında kurulan iki taraflı KIBRIS CUMHURİYETİ ile ada İngiliz esaretinden kurtulmuş ve iki toplumlu demokratik meclisle yönetilmeye başlamış fakat kısa zaman içinde karanlık bir el her zamanki gibi bugünde başımızda olan EOKA-B tehdiş ve terör örgütü tarafından TÜRK halkı hedef alınarak özellikle 1963 kanlı noel hadiselerinden sonra adada iki toplum arasına kara kedi girmesine sebeb olmuştur...
EOKA-B örgütü ENOSİS düşünce yapısı ile adayı yunanistana bağlamak isteği içinde hareket eden bir örgüt olarak tehdiş eylemlerini ilk GENERAL G.GİRİVAS liderliğinden sonrada  ALBAY N.SAMSON ile 1974 kıbrıs barış harekatına kadar gelmişlerdir..

Tabi EOKA örgütü ile mücadele için adada 1963 yılından sonra TÜRKLER tarafından oluşturulan TMT(TÜRK MÜCAHİT TEŞKİLATI)  TÜRKİYEDEN özellikle başta ÖZEL HARP DAİRESİ ve MİT kurumlarınca artık son noktaya gelen sabırlar tükendikten sonra  KIBRISTA mücahitleri organize etmek ve teçhizatlandırmak için çalışma yürütmüşlerdir..
Bu sadece KIBRIS ve TÜRKİYEYİ kapsayan bir hadise değil tüm avrupadaki TÜRK yapısı  1963 ve 1974 yıllarındaki sürece katılmış ve nihayetinde 1974 yılında çok zorda olsa adaya ilk çıkartma gemilerinin kapaklarını sahile vurarak zorlu ve çetin bir çarpışma ile adaya TÜRKÜN ayağını atmalarını sağlamıştır…

Bugüne geldiğimiz MAĞLUBİYETTE aslında o günlerin YARIM GALİBİYETİ ile bizi ve KIBRIS TÜRK TOPLUMUNU tam 42 yıldır DÜNYADAN TECRİT edilmiş şekilde esir etmiştir.
Türk halkını dünyada tanınmayan bir devlet sütatüsü ile kırk iki yıl TÜRK toplumunu yine İNGİLTERENİN kucağında yaşatmışlardır..
Ambargo ve kuşatılmışlık halinde yaşayan TÜRK TOPLUMU maalesef ticaretten,sanayiye,sosyal ilişkilerden spora tanınmamışlığın getirdiği dünyadaki  bir durumla tecrit edilmiş ve ezik bırakılmıştır…
Bunun sebebi ne söyleyeyimmi.
Maalesef merhum BÜLENT ECEVİT beyefendi ve yakın çalışma arkadaşları..

Arkadaşlar beni tanıyorsunuz fazla laik ve dini vecibelerimi yerine getirmeyen bir insanım..
Ama doğru,doğrudur,yanlış ,yanlış..
Bugün MERHUM NECMETTİN ERBAKAN ve dönemin harekatı planlayan ve icra eden TSK komutanlarına bırakılsaydı bunlar başta ORGENERALLER SEMİH SANCAR,EŞREF AKINCI,KEMAL KAYACAN,EMİN ALPKAYA bugün

                  


 kaybetmek üzere olduğumuz bir KIBRISIMIZ olmayacağı gibi Kıbrıs toplumuda 42 yıldır ezilmiş ve tecrit altında bir yaşam sürmiyeceklerdi…
O günlerin icra edilecek harp planlarını CENEVRE ve LONDRA da kesintiye uğratan dönemin BAŞBAKANI  merhum  BÜLENT ECEVİT beyefendi ve DIŞ İŞLERİ BAKANI merhum TURAN GÜNEŞ beylerin nasıl bir gaflet ve yanlış tutum içinde adaya çıkan birlikleri icra edilecek harp planlarını icra ettirmeyip harekatı yarıda kesmesi neyle izah edilir...
                      

TSK komuta kademesinin baskılarına bile dayanarak adaya kapak atmış birlikleri riske sokarak denize dökülmesine neden olucak bir olayı direterek birliklere ateşkes emri verdirtmişlerdir..
20 temmuzda adaya çıkan birliklerimiz 8 ağustos günü verilen ikinci harekat emri ile rahatlamışlar tam 15 gün adada büyük bunalım geçiren birlik komutanları ve harekatı yöneten kurmay kadro şimdiki sınırlarımıza gelerek geriden gelecek kuvvetlerin rahatlıkla güvenli konuşlanmasını sağlamışlardır..
Dahada askeri riskleri ve yapılan stratejik siyasi hatalara dayanan hadiseler var burda şimdi konumuz değil..
Başbakan yardımcısı merhum NECMETTİN ERBAKAN FETİH HAKKIMIZI KULLANDIK adaya çıkış yaptıktan sonra adanın tamamına TÜRK ORDUSUNUN girmesi ve ayak basması gerekmektedir açıklaması,kamuoyunda sulandırılarak basında konu edildi ve KIBRIS DAVASI bugün değil o gün kaybedildi..

Sebebi bunu herkes merhum NECMETTİN ERBAKAN beyin kendi fikri zannediyordu,aslında bu GENEL KURMAY başkanlığımızın harp planıydı.
Tüm komutanlar bu harp planına göre birlikleri hazırlamışlar ve ellerinde ona göre icra edilmiş ele geçirilecek yerlerin harekat planları hazır muharebe alanlarında kullanılmak üzere ilgili karargahlara teslim edilmişti....

Türk milletinin  kansızıda bitmez aslında KIBRIS harekat planları eski bir yazımda var 1972 yılı sonunda DENİZ KUVVETLERİMİZDEN bir yüzbaşı tarafından taslak halinde AMERİKALILARA sızdırıldı onunda sonunda maceralı hadiseler var ilk yazılarımda yazdım..
Maalesef ülkemizde AMERİKA veya İNGİLTERE devletleri için ihanet edersen MÜKAFATI var büyük, CEZASI yok..
Hainleri çıkartanların yada yakalayanların ANALARI yanmış..))?
O gün adaya tam kapsamlı giriş yapıp BAF,LİMASOL bölgelerinin tamamını kapsıycak şekilde girsek sonraki müzakerlerde yavaş yavaş anlaşarak KIBRISTA kalıcı bir planı o gün DÜNYANIN önünde ORDUSU MUZAFFER bir DEVLETİN yöneticileri olarak yapsaydık bugün KIBRISTA durumumuz NET olucak ,KIBRIS TÜRK HALKI bu sıkıntıları çekmiyecek belkide içindekilerinin  bir kısmı ANAVATAN TÜRKİYE için olumsuz düşüncelere sahip olmuyacaktı….
O gün doğanlar bugün kırk iki yaşında bu AMBARGOLAR ve TANINMAYAN DEVLET pisikolojisi bambaşka bir nesilin orda gelişmesine neden oldu..
Bugün pazarlığı yapılan karşılıklı mülk hakları ve KAPALI MARAŞ,OMORFO(GÜZELYURT) ve KARPAZ bölgelerinin bir şekilde RUM devletine geçmesi ile adada TÜRK toplumunun geldiği noktayı ve sonrasını tahmin edemiyorum belki 1960 anlaşmasından bile geriye düşmüş olucaz..
KIBRIS TÜRKTÜR TÜRK KALACAK sloganından geldiğimiz nokta KIBRIS İNGİLİZDİR, RUM ile kalıcak noktasına gelicez,içim yanarak söylüyorum…
Tabi benim çocukluğum ve sonrası KIBRISLI DERİNLER ile geçti..
Kıbrıs küçük yer eski KIBRISLILAR bilir LEFKOŞE de merhum ONUR bey vardı RENKLİ DERİN, derdim ONUR ağbi hakkında arkandan ileri geri konuşuyorlar, onlar beni kıskanıyorlar ben barış harekatında karargahta BAYRAKTARLIKTA emir subaylığı yapıyordum,onlar dağda bayırda geziyorlardı ondan beni KISKANIRLAR siz bilmeniz derdi..))
                                  

Yıl 1982, siz gülün derdi SİBEL SİBER geliyor yetişiyor derdi hakikaten yıllar sonra ONUR ağbinin dediği oldu sayın  DR.SİBEL SİBER hükümet kurdu KKTC BAŞBAKANI oldu…)

Kıbrısa 1996 ve en son 1998 aralık ayına kadar devamlı gittim geldim.
O dönemle ilgili çok ciddi anılarım ve yaşanmış güzel hatıralarım var.
İlerde kaleme alıcam nasıl TÜRKİYE içinde hatalarımızı ve sevaplarımızı götürüyorsak aynı şeyleri 1974 yılından sonra KIBRISA da taşıdık..
O yıllarda çok önem haiz eden işler yaptığımız için birinci dereceden raporlarımız geçerli oluyordu.

1996 yılından sonra devamlı şekilde KIBRIS ekonomisinin güçlenmesi için kumarhanelerin KIBRISA taşınması konusunda aslında hiç alakam olmayan bir konu olsada rapor vermem bununda karşılık bulması ile KUMARHANELER KIBRISA taşındı,taktirini KIBRISLILARA bırakıyorum iyimi oldu kötümü oldu yoksa MİLLİ güçlerimizin karşısına İNGİLİZDEN hariç kuvvetli bir güç dahamı diktik?

1990 senesinin MART ayında Arapçayı kırk yaşından sonra öğrenen bir BARON ile sohbet ettim.
Unutmayın bir DERİNİN ölümü çok büyük değişim sağlamaz ama birden çok DERİNİN ölmesi ile YÜZ YILLIK bilançoda değişikler yapar....
Gelecek günlerde ZEKİ dedi iki konu çok karlı olacak,biri SİYASET öbürüde BANKACILIK…!

Gerçekler vadisinde kalleşlik ve arkadan vurmakla BARON olunur…
BARONLAR BOYNUZ KULAĞI GEÇSİN diye önlerindekini ortadan kaldırırlar..

Onun için DUYDUĞUNUZ hiçbir şeye inanmayın artık dünya öyle olduki GÖRDÜKLERİNİZEDE inanmakta emin olmayın….
Bana inanın neden biliyormusunuz,savunduğum fikirlerim hiç değişmedi son yirmibeş yılda…?
KIBRIS DAVADIR,TÜRK MİLLETİNİN HAKLI DAVASIDIR….
                 


ZEKİ ARSLAN..

19 Kasım 2016 Cumartesi

CAFE&SANTA MARİA…

                          

Sevgili takipçilerim hepinize iyi Pazar günü geçirmenizi diliyorum.
Umarım mutlu ve güzel günler refah ve bolluk bereket ülkemi eninde sonunda yakalayacaktır inancını taşıyorum..
Yazıma girmeden evvel bir konuya değineyim.Biliyorsunuz istihbarat görevlileri açıklama genelde yapamıyacakları için özellikle BASIN ve YAYIN organlarında dostluk kurdukları gazeteciler ve medya yöneticileri üstünden kendi söylemlerini ve fikirlerini hatta kavgalarının açıklamalarını SERVİS ederler..
İstihbarat literatiründe MAHALLENİN DELİSİ kavramı vardır,işte böyle kelimeleri zayıfta olsa sallayan bazı MURAT ına ermiş arkadaşlar var ben onları ta FRANSADAKİ FRANSIZ haber elemanlarından iyi bilirim,DERİN İSTİHBARAT böyle bir şey PARİS^e gitmeden PARİS li olmak..
                                   

13 mayıs 2014 tarihli KASAP MURAT rumuzlu yazım var okuyun ne kadar isabetli bir yazı olduğunu anlayın..
Türkler ORTA ASYA dan göç yollarına çıktığından beri göç esnasında her dönemde AKINCILARI kullanmışlardır.

Göç edicekleri noktalara önce  AKINCILARI yollayıp yol güzergahı üstünde çeşitli lojistik destek ve bilgi haber alıcakları yerleride oluşturmuşlardır..
                                


Türkler VİYANAYI kuşatmış düşürememiş ama ondan birkaç yüz yıl evvel AKINCILARLA ALMANYANIN iç derinliklerine kadar girip geri çıkmışlardır..
Son yıllarda AKINCILARIMIZ malesef RAYDAN çıkınca işte sonuçları
                         

 ortada ilk önce tarihi duraklama mekanları gittikten sonra artık düşman buraları içerden düşürünce, AKINCILAR üstünden MİLLETİ maalesef BOMBALADILAR..
Gelelim CAFE&SANTA MARİA konusuna.Bu CAFE çok eski bir mekan olup rahmete kavuşmuş bir İstanbul beyefendisi HÜSEYİN ağbi ( istihbarat jargonu kod) büyüğümüz tarafından 1950 li yılların başından 1995 yılına kadar işletilmiş ve sonra devredilmiş bir mekandı
                             
.
Özellikle HÜSEYİN ağbinin çalıştırdığı soğuk savaş döneminde çok önemli insanların hergün kısada olsa soluklanıp, kısa zaman sohbet ettiği küçük bir mekandı..
Şu anda MİT kurumunda üst seviyede operasyonel görevler yapan bazı kişilerin yine MİT emekli babalarıda o yıllarda görevli oldukları dönemde veya sonra bazen buralara uğrar bir çay kahve içerlerdi.
Yine böyle bir gün çay içmeye gittim bir beyefendi takım elbiseli yaşı büyük bir insan kahvesini içiyor,beni süzdü süzdü en sonunda patladı sordu?

Sen OSMAN beyin oğlumusun o zaman babam rahmetlik evet dedim.Nerden anladınız aynı babana benziyorsun dedi,güldüm..
Ne iş yaparsınız dedim,MATBACIYDIM emekli oldum,şimdi AKBANK istihbarat şefliğinde çalışıyorum..
Güldüm oldu AMCA dedim,ayrıldık..))
Hüseyin ağbi biraz şaşkın, eski kiracım uzun zaman benim ikinci evimde kiracım olarak oturdu ZEKİ dedi.))
Anladım ağbi bu beyefendi kurumdan dedim, bu sefer o güldü o zaman yaşıyor merhum SÜLEYMAN SEBA nında yakın arkadaşıdır diye bayağı maceralarını anlattı..

Tabi soğuk savaş dönemi MİT o yıllarda şimdikinden farklı bir pozisyonda en azından HALK tarafındanda hatta kamu ve özel sektör tarafındanda GİZEMLİ ve ÜRKÜTÜCÜ teşkilat..
MİT adını söyle kimlik gösterme geç git günleri..))
MİT en aktif bölümlerden biride teknik takip tarassut şubesi.Genelde bu şubeye bağlı ekipler bu bölgede yoğun çalışıyor..
Tabi yorgunluk atmak içinde bu cafeye zaman zaman geliyorlar.
Orda çoğu ile tanıştık,fakat bu şube MİT en hassas bölümüdür, bunların kurumun diğer operasyonel yapısı ile herşeyi ayrıdır.
Çünkü aynı zamanda kurumun iç güvenliğinide bu yapı sağlamaktadır…
Sayın MEHMET EYMÜR türkiyede bu konuda çalışmış,istihbaratın bu dalında en kıdemli ve bilgili insandır.
Özellikle soğuk savaş yıllarının en sıcak günlerinde bu şubeyi yönetmiş ESKİ TÜFEK bir büyüğümüzdür.
Anlattığım yöreyide en iyi bilen bir insandır.Araba kapısının döşeme aralarına dinleme cihazlarının yerleştirildiği dönemin en kıdemlilerinden…))

Tabi bu arkadaşların amiri o yıllarda  D.K da benim bir büyüğümün öz yiğeni ama benimle samimiyeti yok..
İşte bu yıllarda o zaman şubenin gurupları gece,kar,kış,soğuk demeden çalışıyorlar zor zamanlar..
İmkanlar az birkaç MURAT 131 şahin modeli araba, telsizler MOTOROLA onların zulası deri şemsiye kılıfları.
.
Takip şubesinde çalışanlar telsizleri konuşarak kullanmaz.Anons edilen şifreli kodlu rakamlarla aralarındaki frekanstan dinleyerek hareket ederler gurup amirlerini direktifi ile.
Mesela 51-10 hedef hareket etti hazır olun..
52-11 hedef sizi geçti çıkış yapın istikameti sizden taraf veya ters yönde.
Bu sistemde frekanstan RAKAMLAR geçilir ve gurup ona göre hareket eder.

Uzun yıllar tabi temasımız oldu bu arkadaşlarla,bazıları oturduğum sempten arkadaşlarımın yakınları bu arkadaşların genelde o dönemde SİLAHLI KUVVETLER üst personelinin akrabaları yakınları.
Bazılarının ekonomik durumuda iyi sevdiği kızı babası almadı diye dükkanı kapatıp,amcasının desteği ile teşkilata giren var.
Kimisi sempte taksicilik yaparken istediği kızı vermemişler mesleği beğenmeyip onun hırsına amcası,babası devreye girmiş kuruma sokmuşlar..
MİT geneldeki personel ya kırık aşk yarasından kuruma girmiştir yada istediği kızı alabilmek için,bayanlarda  olay farklı kurum hüviyeti yaptırımım olur, istediğim gibi adamı alır idare ederim diye kuruma başvurup meslek uzmanı olarak giriş yapmıştır..
Aslı hep KIRIK KALPLER HİKAYESİ..))

Neyse yıllardan 1988 yılı ASIM isminde bir arkadaş var o dönemde gurup amiri olarak çalışıyor,çok iyi niyetli efendi temiz arkadaş arada geliyor benim mekanda oturuyor biraz sohbet ediyoruz çay içiyoruz birde bir arkadaş var SÜREYYA isminde arada oda geliyor hatta o aralar kolleksiyonerliğede sardı bazı objeler topluyor..
Fakat sonraki dönemlerde ASIM ağbide bir sıkıntılar ve sinir stres başladı.
Bazen geliyor,kendi kendine kıpkırmızı oluyor küfür ediyor.Fazlada sormayız istihbarat faliyeti yürütülenler bilir kimse kimseye mesleki konuları ve ne olduğunu üstüne vazife değilse sormaz..
ASIM ağbi aniden alkole başladı cebinde votka şişesi taşıyor ve görev esnasında içiyor…

Bir gün geldi dedi ZEKİ kardeşim şurada iki tek atayım tabi asım ağbi dedim.
Tabi bu arada onların karargah genelde CAFE&SANTA MARİA,ordan boşluk yaparsa bana geliyor..
Alkol alırken yine söylenmeye başladı,halden anlarız bu alkolün o yıllarda ordünaryüsü değilim ama doktorasını yapmışım.
Dedim ne oluyor ASIM ağbi,dedi ZEKİ şu kadarını bil üstümüze vazife olmayan işlere bizi yolluyorlar.
Bu işler bizim vazifemiz değil.Tabi prensip gereği ben yine bir konu soramadım.

Bir keresindede SÜREYYA ile ikisi geldiklerinde aralarında aynı konuyu tartıştılar aralarındaki söylem bu işler bizim vazifemiz değil.
Sonra bu ekipten nedense aniden ASIM ağbi ile SÜREYYA kardeşim tayinleri çıkarak ASIM MARDİN bölgesine SÜREYYADA MUŞ bölgesine tayin oldular.
Sonra öğrendimki birkaç yıl sonra ikiside rahatsızlıklarından dolayı rahmete kavuşmuşlar,allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun..
Bu konuyu burda bırakıp elim ve hain bir terör saldırısı ile ilgili ilginç bir anımı anlatarak haftayı bitireyim size..
                                

6 eylül 1986 tarihinde İSTANBUL da karaköydeki NEVA ŞALOM SİNAGOGUNA elim ve kanlı bir TERÖRİST saldırı oldu.
O gün 20 ye yakın vatandaşımız bu kanlı terör saldırısında hayatını kaybetti.

Cafe&Santa Maria nın birde devamlı  müdavimi meşhur fotoğrafçı J&B(kısaltılmış reel isim).
Toprağı bol olsun seksen sesiz yaşında 2008 yılında kaybettik.
Mösyö J&B çok tanımış bir fotoğraf ustası bizi ailece tanır,babamın gençliğini benim çocukluğumu bilir..
Aynı zamanda SİNAGOGUN resmi fotoğrafçısı olarak 50 yıldan fazla bu işide  mesleki yaşamının beraberinde götürmüştür…..
Çok iyi dünya iyisi espirili,şakacı bir insandı..
                     

Her sabah CAFE&SANTA MARİA ya gelir sadece kendisi için bulundurulan özel fincanıyla az şekerli kahvesini içer sohbet eder ve işinin başına geçer..

Bir sabah oturuyorum,elimde HÜRRİYET gazetesi sanırım 7 veya 8 eylül baskısı SİNAGOG içinde kanlı yaşanmış saldırıyı çeken foto muhabirlerinden biri merhum J&B beyi sutun arkasından sanki gizlenmiş bir şekilde fotoğraf çekerken oda tüm konuyu fotoğraf karesine almış.
Enteresan bunuda gazete baş sayfadan basmış.
Ben bunu okuyupta görünce bir muziplik geldi aklıma aldım gazeteyi gittim CAFE&SANTA MARİA ya oturdum..
Hüseyin ağbi ile sohbet ediyorum bir yerdende J&B bekliyorum en sonunda geldi ,kahvesi önüne servis edildi içerken dedimki ağbi hayırlı olsun bak gazetede çıkmışın.
Bir baktı çok sevindi,gülüyor ama dedim MÖSYÖ J&B sen burda öyle bir çıkmışınki sanki gizli bir faaliyet yürütüyor gibi şimdi bu gazeteyi herkes okuyor teröristlerde okuyor,ya yanlış düşünürlerse..
Bir anda hava buz gibi oldu,ben gideyim ağbi işlerim var dedim kalktım..
Akşama  kadar bir geliyor  bir gidiyor çıldırdı diyor HÜSEYİN ağbi, gülüyor..
Ertesi günü bir geldim MÖSYÖ J&B elinde bir hürriyet gazetesi sayfaları çevirdi büyük bir ilan..

Ben J&B uzun yıllardır İSTANBUL NEVA ŞALOM SİNAGOGUNUN resmi fotoğrafçısıyım,dünki resim tesadüfen çekilmiş amaçsız bir karedir diye, yanlış anlaşılmalara karşı ilan vermiş.))
Hüseyin ağbi ve diğer herkes katılarak gülüyoruz,hayatta olmayan herkesin mekanı cennet olsun…!!
Bir çok resmi ve özel kurumdan ödül almış bir fotografçıydı J&B.
Buna TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) de dahil..
İşte CAFE&SANTA MARİA dan yaşanmış gerçek ZEKİ ARSLAN öyküleri..
Hepinize tekrar iyi pazarlar..
KA.ORD:) Hazine saklanmazmı:))
                        

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..

15 Kasım 2016 Salı

KİRLİ İSTİHBARAT DERİN YAPI BİYOGRAFİSİ..

                              

Sevgili takipçilerim hepinize iyi haftalar dilerim.Bugün size bazı okuyucularımın tatlı eleştirel yaklaşımlarına izah getirerek başlıyacam..
ZEKİ bey yazılarınızı ilgi ile takip ediyoruz,biraz açık isim verseniz biraz daha konuları açsanız..
Arkadaşlar herşeyin zamanı ve taktik hareket tarzı var.Bu  benim stratejik hedeflerimi size sindirerek izah etmem.Çünkü çok geniş bir tarihi olaylar zincirini size dile getiriyorum.
Burda zamanından önce bilgi vermem başta benim ilkelerime uymaz vede vatanıma,milletime,dinime faydalı çıkış olmaz..
Birde PERİSCOPE yayınlarını ARAS DAĞLI adı ile yaparken arkadaşlarımada defatle bildirdim,ben DEDİKODU ve bu tipte şantaj,insan karekterine suikast gibi konuları ne konuşurum ne yazarım,onuda burdan bildireyim bana canlı yayınlarda o şekilde SORU sormayın...
                          

İstihbarat çalışmalarıma çok küçük yaşta başladım,her zaman kendi insiyatifimle gerektiğinde MİLLETİMİN ve DEVLETİMİN makamlarına huzurlarında veya şeçilmiş mekanlarda bilgi verdim..
Hayatımda hiç biyografik istihbarat çalışması yapmadım,öğrendiğim insan biyografileri sahada,alanda  çalışırken kendiliğinden önümüze DÜŞMÜŞ bilgilerdir,özel çaba yoktur…
Tamamen tüm çalışmalarım kendi çalışmamdır,sorumluluğuda bana aittir..
Herhangi bir yönlendirme olmamış tam aksine her zaman yapmak istediğim sahadaki çalışmayı çeşitli şekillerde engellemek istemişler zaman,zamanda engellemişlerdir..
Bir çok istihbarat  çalışması yazmadan duruyor ESKİZ olarak,gündem oluştukça yazmak istiyorum.
Özellikle KİRLİ İSTİHBARAT ve ŞUÇ ihtiva eden fakat üstü örtülmüş ve sonucunda ŞAHSIMI ve AİLEMİ hedef almış MİLLİ İSTİHBARAT kurumundan bazı gurupların dışardaki yapılanmaları,beşinci kol faaliyetlerini gelecek zaman içinde ÜLKEME ve MİLLETİME zarar vermeden aksine ÜLKEMİN üstüne gelebilecek felaketleri önlemek için kaleme alıp sizlere aktarıcam..

Bu arada her dönemde bana yardımcı olan bir çok arkadaşıma,ağbilerime,ablalarıma ve kardeşlerime teşekkürü borç bilirim..
Bu açıklamaları yapıyorum bazı DERİN yapılar var tarihten bugüne gelen ve arkadan vurarak çalışmayı benimsemiş KALLEŞ yapılar..
Birincisi bazı çevrelerden hakkımda dedikodu yapılıyor,YENİLDİ hazmedemiyor,yazıyor çiziyor diye..
Ben burda sizlerin ve sayın DEVLET BÜYÜKLERİMİZİN ve özellikle TSK,MİT kurumlarının yöneticileri önünde bu açıklamayı yapayım kamuoyu dahada iyi anlasın,inansın ve güvensin..
Türkiye  ve geçmişte başka ülkelerde benim ile İSTİHBARAT OYUNU oynayıp yenilmemiş  hiçbir TÜRK İSTİHBARATÇISI yok ve bunların kurum dışında angaje olduğu MAHFİLLERİN yöneticileri ile yaptıkları tüm İSTİHBARAT oyunlarında ve OPERASYONLARINDA bu 22 yıl zarfında her oyundan sonra AĞIR yenilgi aldıkları için son yapabilecekleri iş olan ancak başka yollara giderek AĞIR YENİLGİNİN utancını işte ancak BEL ALTI yöntemlere başvurarak örtmüşlerdir..
                          

Kısacası daha  TÜRKİYE de  öyle bir  ANNE doğurmadı beni  yenebilecek İSTİHBARAT oyunlarında ve operasyonlarında.
                      

Çok uzun yıllardır SAHAYA yine davet ediyorlar,inmiyorum nedeni onlar YENİLMEKTEN bıkmadı,ben bunları yenmekten bıktım.
Yeniyorsun hemen faul yapıp ya ANALARININ ETEĞİNİN altına saklanıyorlar yada KADINLARIN..))

Sahadada hergün dedikodu, yabancı ülkedeyiz konuşmaları buraya kadar geliyor..!!
Bu ÖNSÖZ kıvamındaki yazımda şunu belirtmek isterim.Birincisi ben siyaset veya ŞOVH yapmıyorum,sadece haksızlıkları ve gizli kalmış konuları yazarak ve yaşanmış olarak anlatıyorum..
Bu konularda siyasi görüşümüz olamaz,çocukluktan gelen ULUSLARARASI bazı güçlerle temasımız,özellikle pisikolojisi ve genetik kodlaması bozuk bazı TÜRK İSTİHBARATÇILARIN özellikle ANGLASAKSON ve SİYONİZİM yapı içinden stratejik bazı bilgilere bunlarla yakın ilişkide olmalarından kaynaklı konuları GÜÇ ODAĞI haline getirip ilerdeki tüm yaşamlarını bu stratejik  GÜÇLERİ kendi elleri altında tutmak için yaptıkları gizli faaliyetleri mecburiyet durumuna girerek takip edip izlemem ve sonrası bunların HEDEFİ haline gelmem tüm konuların açılımı ALLAHIN İZNİ ile yazmaya çalışacağım.
Biz makam ve mevki meselesinde olamayız sahamız DERİN İSTİHBARAT ve onun çalışması..!!

Şahsımla ilgili meselelerin tarihi 1970 li yıllar,bunların bir kısmını zaten yazdım ,sonrasıda devamlı şekilde zaman zaman devamlı arkamızdan birilerinin özellikle yaşadığımız sosyal alanlardaki çevremizle yaptıkları sezdirmeden sabatoj faaliyetleri ile devamlı ilerlediğim yoldan beni alı koymaları..

Buraya nerden geldim istihbarat portföyüm o kadar enteresanki şimdiye kadar alışıla gelmiş hiç bir teknik ve sistem benim çalışmamla eşleşemez..
 TATAR YAKUP derdiki İSTİHBARATI bıkmadan bir nadide kolleksiyoner gibi topluyorsun..

Tabi STRATEJİK istihbarat ve istihbarat teknikleri ve NAZİZİM ve onun pisikolojik hareket faaliyetleri,gayrinizami harp faaliyetlerinde NAZİZİMİN uyguladığı gizli teknikler gibi bir çok konuyu bana anlattı.
                           

Bazen sohbetlerimiz saatlerce on iki on dört saat sürerdi.
Bunları size anlatmamın sebebi,ilerki dönemlerde bu çalışmalar esnasında soğuk kış gecelerinin sabahına kadar saçak altlarında yağmur ve karda sokakta gezen şarapçılarla sohbet ve içki içmekten  tut beş yıldızlı otellerin lüks odalarında ve diğer tüm alan çalışmalarında TEK ve ekonomisinide tek başıma sağladığım çalışmalar…
Bu anlatacaklarımdan öyle ilginç yazılar çıkıcakki,sizi beyoğlunun sokaklarından aniden SİLAHLI KUVVETLERİN tepesine çıkartıcak ve istihbaratın bir SANAT olduğunu hissedeceksiniz…
Türk ordusu 2000 seneden fazla bu MİLLET için savaşmış bir ORDU bizi bugünlere taşımış 15 temmuz hadisesi yıllar evvelden bağıra bağıra gelmiş ve TÜRK ORDUSUNU ağır yaralamış durumda…
Özellikle zamanında ve hala içimizdeki  İHANET ÇETELERİ maalesef dış baskı korkusundan, genel cerrah çalışması ile temizlenememiş dünyanın bu zor günlerinde ORDUMUZA bu KALKIŞMA SENARYOSU ile ağar darbe vurulmuştur..

1979 İRAN devrimini sizlere  öncesini ve sonrasını anlatıcam.
                       

Fakat şuna değinmek istiyorum özellikle belirli bir küçük fakat PİSİKOLOJİK harekat yeteneği fazla olan bir gurup 15 temmuz gecesinden itibaren bu ülkeyi sadece dini hayatını yaşayan muhafazakarlar koruyor,diğer RAKI içen haram işleri ile uğraşan insanlar korkak,vatan haini onlar böyle işlerle uğraşmaz VATANIN tek sahibi ve koruyucu kollayıcısı biziz söylemleri yapılıyor…
                               

Tabi bu arkadaşlar çeşitli yanlış eylemlerde üç beş alkol alan HOKKABAZIN şerefsizliklerini görünce her AKŞAMCIYI HOKKABAZ her bir yerlere gelmiş insanlara BEYAZ TÜRK yakıştırması yapıp hain BURJUVA sanıyorlar..

Durun size bir olay anlatayım.Tamamen yaşadığım.!!
1980 li yılların ortaları GEMİCİLİKTEN emekli olmuş yaşlı bir ağbimiz var adı MERT rahmetli(istihbarat jargonuna göre kod) benim bulunduğum yerde büyük bir iş kolunda boş oturmamak için işe girmiş emekli maşının üstüne hemde ek gelir oluyor..
Ahbab olduk dünya dürüstü bir insan çok çalışkan hiçbir işten kaçmaz o yaşına rağmen dinç yerinde duramaz..
Kendine göre bir yeri var bazı akşamlar orda kalır,oturur akşamcı rakı içer..
Ben bazen görürüm akşam buralardamısın MERT ağbi derim.Eğer ordaysa burdayım  gel der..

Bazen eser akşam geç saatte giderim,yanına giderken rakımıda alırım,LUMBUZ dan bakarım ışık yanıyor hemen girmem seyrederim görmez.Mezeleri yavaş yavaş hazırlıyor TRANSİSTÖRLÜ radyosu çalıyor TRT1 yurttan sesler bir yerden rakısından bir fırt alıyor en sonunda kapıyı çalarım bir bakarki ben, açar hoş geldin der elimde poşette rakıyı görünce kızar, var bak niye aldın derdi..

Otururuz günün konularından yavaş yavaş sohbet ederiz oğlunu sorardım ne yapıyor diye,gözleri dolardı derdi kurmay yarbay oldu ZEKİ, harp filosunda gemi komutanı oldu..

Bazen cüzdanından çocukluk resmini çıkartır öperdi..
Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun…
Bu akşam sayın METEHAN DEMİR bey değerli gazeteci bir tweet ve resim ekleyerek atmış,kendisine bu resim ile ilgili yine benzer bir anımı yazıcam dedim..

Biliyorsunuz 1999 17 AĞUSTOS depreminde ilk gelen sabah 6.30 sularında uçaklarla RUSYA ACİL YARDIM AFETLER BAKANLIĞI ekipleri bu ekip içinde o dönemde komutan olan bir dostum var MİHAİL isminde aynı zamanda istanbuldaki KUZEY DENİZ SAHA komutanlığındaki bir çok arkadaşımda GÖLCÜK DONANMA KOMUTANLIĞINA intikal etmiş vaziyette.

Enkaz çalışmaları bittikten sonra MİHAİL bey bana uğradı sohbet ediyoruz enkaz çalışmalarındaki aksaklıkları anlatıyor onları daha evvelki yazımda anlatmıştım.
Mihail bey şunu söylemişti ZEKİ iyiki böyle bir ORDUYA sahipsiniz KOLORDU KOMUTANINIZIN emri ile ekibim ve çalışma ekipmanlarımızı sizin bir helikoptere yükledik HELİKOPTER pilotu bizi öyle bir yere enkazın üstüne indirdiki biz ŞOK olduk!!

Bu devamlı bağıran arkadaşlar var siz bu MİLLETİ BOMBALAYAN kafası kıyak hiç CUNTA veya KALKIŞMA askeri gördünüzmü..?
                                     

Bize bahşedilen yaşam,biyografilerimiz ve bunla gelişen tarih herşeyi eninde sonunda doğru olarak gösterir….AMA?
                            

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..

                                                                                                    01.01.2022                           A...