15 Ekim 2016 Cumartesi

KURTLARIN DERİN YOLU…

                                              

Sevgili takipçilerim,hepinize mutlu,huzurlu ve bir o kadarda eğlenceli bir Pazar günü diliyorum..
Sıkıntısı olan tüm takipçilerimin bir an evvel sıkıntılarını üstünden atmasını ALLAHTAN  niyaz ediyorum…
Bu hafta sizi DERİN VADİLER ve KANYONLARDA gezdireceğim eskiye götürüp..

Arkadaşlarım her insanın hayatı doğduğundan,ölene kadar bir emek,zahmet ve yüktür..
Allah bizi yaratırken bulunduğumuz DÜNYADA üstün varlık olarak yaratmış ve bize bazı yetenekler bahşetmiş..
İnsan bu yetenekleri ile EMEK harcayarak bu dünyada bir yer ediniyor kendine göre bir çaba sarf ediyor..

Maalesef ülkemizde özellikle 1950 AMERİKAN MARŞAL yardımı neticesinde gelen SÜT tozları ile büyüyen bir nesilin gelişmesi ve bir yerlere gelmesi ile tezahur etmiş  hayatın içinde yaşayan insanlarız hepimiz.
Maalesef bazılarının ANA SÜTÜDE bozuk olup erken şekilde bu AMERİKAN SÜT TOZLARINI içmeye başlayınca genetik gelen RUH bozukluğunun beslenme yolu ile iyice mutasyonundan KİRLİ ve ŞEREFSİZ bir insan tiplemeleri çıktı,ülkemizin son dönemlerinde...

                              

Bunların ideolojisi olsada aslında bunların en büyük ideolojileri BATI EMPERYALİZİMİ ve SİYONİZİM için ülkeyi pazarlamak kendi ve yakın çevrelerini çalıntı emek ve maddiyatla beslemek..
Bunların yüzüde kızarmaz SİYAH MAMBA gibi yüzlerine ZEHİR tükür YARABBİM  sen büyüksün nelere kadirsin derler..))
                                     

Özellikle son yirmi yılda bir çok defa kendi vatanımda hiçbir zaman hak etmediğim bazı DERİN YAPILARIN ağar hayati saldırısına uğradım,canım pahasına.Bunların daha ağar maddi,manevi nedenlerini açıklıyacağım ülkemizin güvenlik ve huzurunu koruyup kollayarak..
Burdan özelikle bazı DERİN DEVLET görevlilerinede mesaj geçeyim uzaktan sempten veya hısım akraba vasıtası ile yine uzaktan tanıdığınız sizinle aynı TRENİN KOMPARMANINDA hiçbir zaman olmamış kimselere devamlı komplo operasyonlar yaparak ULUSLARARASI raporlarda ve CERİDELER üstünde oynayarak buraya kadar geldiniz.
Rahmetli merhum BÜLENT ECEVİT beyin muhterem merhum ANNESİNİN evinin köşesinden ve merhum beşinci CUMHURBAŞKANIMIZ CEVDET SUNAYIN köşkünün köşesinden A…. Örekelerini gösteririm alt kadrolara kadar, AĞAR gelir uyandırayım.(Binalar değiştide,yaşananlar  değişmez)
MUHAMMETİN selamını bile bana getirmeyin,1 metre yakınımda olsanızda.KOMPARTMANINIZA çekilin,AĞAR konuşurum…!
                                

Neyse biz gelelim tarihten derin gerçek yaşadığımız hikayelere.
1982 yılı ÇINAR OTELİNDE komi olarak çalışıyorum eşsiz bir çalışma personelimiz var hepsi ayrı bir usta,hepsi ayrı bir karekter hepsi sanki SİYAZ BEYAZ perdenin ayrı aktörleri.
                                      

İçlerinden bir adaşım var ZEKİ isminde benden 3 yaş büyük ,kendisi KARS kökenli,dünya iyisi bir arkadaş.

Hep beni kollar,kaçırır bana yardımcı olur çünkü bu işlerde kıdemli,sebebide bu işi yapan diğer akrabaları beni başka yerden tanıyor.                     (ORJİNAL RESİMDİR,BİRGÜN ALKOLLÜ BUNALIM HALİNDE BU HALE GELDİ,SABAHI KURTARABİLDİĞİM)

Onlarda demiş ZEKİ bizim küçük ZEKİ ye oralarda sahip ol biraz aklı evveldir,ne halt yiyeceği belli olmaz,oda bana sahip çıkıyor.
Beraber bulaşık yıkamaktan tutun,servise çıkmaktan bir otelin SERVİS alt yapısında ne varsa hepsinde günde en az on sekiz saat çalışıyoruz.
                                   

Birde barmen ağbimiz var o zaman BARMEN mesleği konusunda duayen olmuş HAYRETTİN isminde oda KARS kökenli.
Tabi o yıllarda yine kendi tesislerimizde BARMEN ustadı KANBER var KARS lı terekeme bir arkadaştır.
Gece sokağa çıkma yasağı başlamadan 1 saat evvel içki servisi durdurulur. İçki vermeyince  BARMEN KANBERE hep bir ağızdan tempo tutarız…..

Tempo KANBER BİRA gönder,KANBER BİRA gönder...
Kanber biraları yollamazsa içimizde sapıtmış varsa başlar KANBER….)))
Benim kısa staj dönemim bitip ayrılıdıktan sonra ZEKİ kardeşimi merhumu zaman zaman görüyorum ama akrabaları ile aynı tesiste devamlı olduğumuz için haber alıyorum kendisinden…
Aradan hatırladığım dört yıl geçti bir gün FEYYAZ geldi,o zaman devamlı aynı ortamdayız şimdi FEYYAZ uzun zamandır METROTEL rütbesinde çokta alemlerde bana jestleri vardır kardeşimin…
Feyyaz  dediki,ZEKİ kardeşim sorma sana kötü haber vericem..
Hayırdır FEYYAZ dedim,dedi ZEKİ yi öldürdüler!!Nasıl ya dedim.
Biliyorsun BAKIRKÖY de sahilde İSTANBUL CAFE vardı orda çalışıyordu.
Evet dedim,işte orda çalışırken beraber çalıştığı bir arkadaşı DİYARBAKIRLI kafasına sert bir cisimle arkadan vurmak sureti ile öldürmüş.

Polis tutanaklarındaki ifadesi anlık bir münakaşa oldu,sinirlerime hakim olamadım vurup öldürdüm diye emniyet ve yargıya ifade vermiş.
Çok üzüldüm,sordum peki mekanın sahipleri kim.Dedi Malatyalı Ö.L.T  isminde bir yeraltı dünyasının önemli ismiymiş.
Arada bir feyyaz ile ve diğer RAHMETLİ ZEKİ kardeşimin yakınları ile konuşuyorum mahkemeye gidiyorlar bilgi alıyorum..
Yıl 1988 yer FINDIKZADE o aralar YUSUF(kod adı) dayımla DEVAMLI Diyarbakırlı eski cinayet masası şeflerinden İSMAİL(kod adı) ağbinin kumarhanesine gidip geliyorum..

O yıllarda bölgenin en namlı kumar mekanı olduğu gibi AKSARAY ve FATİH,TOPKAPI civarı esnafı ve namlı yer altı dünyası isimleri buraya akıyor..

Bende gider YUSUF dayı ve diğer Diyarbakırlı ağbilerimle sohbet eder çay kahve içerim..
İşte o aralar caddenin tam karşına merhum Ö.L.T yeni bir mekan açınca üç katlı çok lüks bir kumarhane tüm müşterinin büyük bir kısmı o tarafa aktı.İsmi mekanın MALİBU….!
Tabi bu Ö.LT çok eski yer altı dünyasında tanınmış bir isimmiş banada anlatıyorlar,bölgede TOMBALACILIKLA bu işlere başlamış,hayatın en alt katmanından bu işlere girmiş.
Yusuf ağbime gençliğinden çok hürmeti var ,ağbiside KEMAL(kod adı)
Yusuf ağbimi çok seviyor.

Neyse yaşım küçük bu sefer bu kumarhaneye uğramaya başladım gösterdiler bana merhum Ö.L.T çok ciddi yüzü gülmeyen sert birisi.
İşindede çok ciddi hareketlerinden anlaşılıyor..
O aralar çok ağar başlı bir Diyarbakırlı arkadaşla orda tanıştık çok mütevazi,kibar,saygılı efendi bir insan,ismi MURAT (orijinal)..
Birkaç defa çıkıyoruz karşılaştık oda benle minübüse biniyor bakırköye geliyor.
Bir gün sordum YUSUF ağbi bu MURAT isimli arkadaşla yola gidiyoruz,bizim tüm DİYARBAKIR çevresinide tanıyor,neyin nesidir diye sordum..
İyi bir arkadaştır dedi ama başında iş var.Hayırdır dedim..
O bakırköye senle niye geliyor biliyormusun dedi yok hiç konuşmadım dedim.

Akıl hastanesinin tutuklu servisinde yatıyor.Peki dışarıda nasıl takılıyor,sabah çıkar,akşam belirli bir saatte koğuşa geri döner orda müşade altında gözüküyor.Burası TÜRKİYE dedi..
Peki şuçu ne diye sordum? AĞA nın Bakırköy sahilinde İSTANBUL CAFE diye bir yeri vardı orda KARSLI bir garson çocuğu öldürmüş dedi..?
Kıpkırmızı oldum ama hiç YUSUF ağbiyede hissettirmedim.Murat arkadaşlada sohbetlerimiz devam etti,birkaç defa sezdirmeden derinlemesine konuştuğumda insan sarrafıyım bir kaza oldu desede onun bunu yapmadığını sadece üstlendiğini hissettim,hiçbir zaman açık bir beyan alamadıysamda.

Sonraki yıllarda gelişen o büyük muhteşem TÜRKİYE yer altı değişimini başka metodlarla izlediğimden bu bölgeden uzak kaldım.
Ama devamlıda uzaktan takibim oldu,MURAT bey  daha sonra DİYARBAKIR a dönerek kendi doğduğu ilçeye yerleşip orda bir mekan kurmuş evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuş!!
Tabi bu olayların DERİN VADİLERDE devletin çeşitli katmanlarına giden yol haritaları var,tabi biz yeraltı dünyası içinde rant elde etmediğimiz için sadece izlenimlerimiz oluyor zaman zamanda insan HAYATLARINA zarar gelmesin diye bulunduğumuz ÖRTÜLÜ  faliyetlerden bazı hadiselere şahit oluyoruz..
Sakın şunu unutmayın DERİN VADİLER ve KANYONLARDA kim derse burada siyonizim yok derin siyaset yok yalan söyler.
Özellikle paranın döndüğü ortamda her zaman siyonizim orda çeşitli maskeler ve kılıflarla vardır..

Yine herkesin bir dizide çok etkisi altında kalmış olduğu bir DİZİ KAHRAMANININ kafa kesme sahnesi bıçakla benimde bir konudan 1989 yılında tanıdığım MALATYALI önemli bir uluslararası ailenin ferdi D.K nın, ŞİRİNEVLERDEKİ kumarhane mekanında  sonradan merhum C.A isimli bir yeraltı dünyası liderinin hasmını o ortamda vurup kafasını kesmesi hadisesiydi….

Olay anında orda olan bir arkadaşım tüm olayı bana o esnada aktarmıştı.
C.A o dönemde istanbuldaki önemli bir MİT ünütesinin ve lojmanların bulunduğu giriş sokağında ayrıca bir taksi durağı işletirdi.
                                    

Eşi yine Malatya kökenli Musevi bir hanımendiydi kendisi özellikle SUSURLUK hadiselerinden sonraki yıllarda tutuklanmış ve G.A ismi ile basın yayın organlarına tutuklu kaldığı cezaevinden röpörtaj vermişti..
Son bir hatıramla bitireyim bu haftayı biraz kanlı oldu ama günümüz DÜNYASININ şartları olduğu için,anlatayım.
                                      

Kısa bir tutuklu kalma durumum oldu EDİRNE KAPALI CEZA EVİNDE.
Tutuklandıktan sonra ankaradan ceza tevkif evleri genel müdürlüğünden arayarak cezaevinde rahat bir koğuşa verilmemi istemişler.
Hikayemiz bu konularda çok ileriki zamanda peyder pey anlatırım.
Rahat geniş bir koğuş yıl 1990 senesinin son ayları,yirmi dört saat sıcak su ,duşlar,kapı baca devamlı açık, devamlı AVRUPA ve YUNAN televizyonlarını çeken uydu televizyonumuz var kırk kişilik bir koğuş yarısı boş kolay kolay kimseyi almıyorlar.
GÜMÜŞ  BABA diye Kasımpaşalı bir yaşlı ağbimiz var uzun yıllar ALMANYADA cezaevinde yatmış,tüm alemi ve cezaevi hayatını biliyor..
Gözlüklerini takmış gazete okuyor,aha yandık ZEKİ dedi.
Hayırdır ağbi niye dedim, sordum..
Al haberi oku dedi….

Okuyorum EDİRNE merkeze bağlı bir köyde yaşlı bir amca yatalak karısının kafasını kesmiş,kafayı eline alıp köy kahvesine gelmiş ve masanın üstüne koymuş..
Meselede köyün daha genç ahalisi yaşlı amcayı kızdırıyorlarmış,yıllardır hanım yatalak sen ne yapıyorsun diye alay ediyorlarmış..
Peki GÜMÜŞ BABA bizimle ne ilgisi var dedim,bunu bizim koğuşa verirler diye yakındı…!!
Yapma ya dedim,yapması yok bu iş böyle dedi.
Hakikaten ertesi günü yaşlı amcayı infaz koruma memurları koluna girmiş bizim koğuşa getirdiler.
Tam karşımda duvar kenarındaki ranzanın alt katını verdiler.
Hiç konuşmuyor ve cevap vermiyor sadece oturuyor.Gidiyorum devamlı sigara tutuyorum,yemeğini masasını meydancıya hazırlatıyoruz,çayını götürüyoruz ama konuşmuyor..
Gümüş babaya söyledim,  iki tane masamızda ucu kör bıçağımız var soğandı,meyvaydı,ekmekti doğruyoruz.
Gümüş baba dedim gece bıçakları masa üstünde bırakmayalım,birini bir arkadaş alsın,birini ben alayım..
Gümüş baba ve arkadaşlar başladı kahkaha atmaya herkes gülüyor,dedim baba ne olur ne olmaz gece halisinayon görür beyin sarar bir şey olur dikkat edelim..
Neyse ben bir hafta sonra,nakil oldum ordanda hemen tahliye oldum…
HİÇ BİR DEVRİN ADAMI OLMADIMKİ,DEVRİM BİTSİN.))


Herkese iyi pazarlar..
DR:)  Doktor kalan üç gramlık beynimi benim çilingir soframa meze yaptın))

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

11 Ekim 2016 Salı

KAVGAM….

                                          

Sevgili takipçilerim,mutlu bir hafta geçirmeniz dileği ile..
Dostlarım bu acil kod ile yazılmış uyarı niteliğinde bir yazıdır kaleme aldığım kısa bir yazı olucak.
Çünkü okuyanları yormadan bilgi vericem..
Birincisi yazılarımdan rahatsız olan çevreler var,yine belirteyim ben yazılarımda devlet sırrı niteliği taşıyacak bir konu yazmıyorum.
İkincisi ben hayatımda hiçbir yere yazılı  veya yemin niteliğinde SIR kapsamındaki işler için bir tahahüüt vermedim.
Üçüncüsü eğer zarar görücek bir insan hayatı varsa istihbarat jargonuna göre isim değiştiriyorum yada kısaltıyorum,yada lakabı ve baş harfleri ile veriyorum..
Dördüncü ve sonuncusu bunları yaptığım halde hala rahatsız olanlar varsa ya KISKANÇ veya ÇEKEMEMEZDİR.
Yada VATAN HAİNİ,HIRSIZ,KATİL vs suçları işlemiştir..
                             

Gelelim konuya sayın HASAN ÖZTÜRK ve sayın TAMER KORKMAZ beylerin yazısını okudum DERİN düşündüm..
                                             

Sayın MİT müsteşarımız HAKAN FİDAN bey demiştiki devlette devamlık vardır,doğru söylüyor..
İşte ben anlatıcaklarımın devamlılığının nerelere ulaştığını düşününce gülüyorum..
Kısa anlatıcam çünkü bu konuyu uzun hikaye tadında yazmıştım hatırlatma yapıyorum.
2000 yılının HAZİRAN ayı ortası İSTANBUL da yeni restorasyon olan bir yabancı misyon konsolosluğumuzdan davet aldım.
Davete icab buyurdum ve çok nezih bir şekilde eşimle birlikte karşılandım ve misafirperverlik gördüm..
Ertesi günü MİT bir arkadaşım kadrolu  mensup K.A beni arayarak eşi ile gelmek istedi iyi dedim hazırlık yaptım evde oturduk kısa anlatıyorum eşlerimizle birlikte yemek yedik..

Yemek sohbetinde aslında branşımız olmayan fakat o dönemde bize bir yerden bulaşmış olan hadiseleri konuşmaya başladık.
Hadiseler ALMANYA ile bağlantılı söylediğim hep bu kurumun başının ve yöneticilerinin yanlış yaptığı,bu işlerin hep bu ülkenin başına iş açacağını izah ettim..
Bana söylediği MÜSTEŞARIN elinde bir dosya olduğu buraya davet ettiği ALMAN SERVİS başkanının önüne bu dosyayı koyarak pazarlık yaptığı ve konuları kapatacağı oldu..İyi dedim..
Diyeceksiniz seni bu kadar alt düzeyden nasıl bu kadar üst düzey konular ilgilendiriyor,benim tarihi misyonum var yoksa ben konulara vakıfda olamam önümede gelmez..

Neyse o gece bitti,zaten hayatımız sıkıntılı devamlı hadiseler vuku buluyor yazılarımda anlatıyorum yavaş yavaş.
Fakat ben hep savunmadayım yani kendimi,ailemi,işlerimi kollayıp mücadele ediyorum..
Aradan bir müddet geçti 2001 yılı son ayı veya başı adli vukuattan çıkar,bir gece ALMAN devleti ile tarihsel bağı olan bir işadamının evinin önünden yürüyorum,aniden bir hundayi marka araçtan bir paket atıldı ve araç patinaj yaparak kalktı.

Kalkınca önümden beni sıyırarak geçti ve BOMBA patladı.
Yerden kalktım,etraf toz duman polis araçları geldi aracın eşkalini verdim,olay yerinden ayrıldım..
Belirterek gideyim o dönemde bu hundayi arabaları genelde kamuda emniyet istihbaratı veya emniyetin sivil araç kullanan birimleri çok ağarlıklı kullanıyor..

Tabi o bölgede oturan birde ALMAN uyruklu bayan var yalnız ve iki köpeği ile yaşıyor bir apartmanın en üst katında teraslı bir ev.
Bu hanfendide benim uzun zamandır dikkatimi çekiyor,çünkü entresan sakin bir yaşantısı var araç kullanmıyor,hep bu işadamının evine doğru istikamet alarak köpeklerini gezdiriyor,uzaktan zaman zaman izliyorum.
Geleni gideni fazla yok zaman zaman bir ALMAN kökenli erkek geliyor nadir ama..

En sonunda ben artık oralardan tamamen kopmuştum,bir eleman haber getirdi ZEKİ ağbi hani o alman hanım vardıya evet dedim.
Ağbi dedi evinde ölü olarak bulunmuş çok yerinden bıçaklanmış,köpekleride kadının başındaymış kapıda herhangi bir zorlama bulgusu bulunmamış..
Bu hadise sanırım 2002 nisan ayında gerçekleşti,adli evraktan çıkar herhangi bir  şuç fail yakalanmadı..
Bu hadise gerçekleştikten sonra kadere bakınki bina altı ay içinde yıkıldı yerine yeni bir bina yapıldı,binanın ölen ALMAN bayan tarafına bir haber aldım ünlü bir futbolcumuz H.Ş satın almış.
Oralarda ben olmadığım için elemanla haber geliyor,bu konular bana..
Bu olaylar olurken bir ANKARALI arkadaşım bugünlerde merhum akademisyen NECİP HABLEMİTOĞLU için çok çalışıyor MİT müsteşarı olarak düşünüyorlar  demişti,ben anlam verememiştim onunda bu yazımda açıklayım özellikle o yıllarda bu AKADEMİK düzeyde sivil birisinin MİT başına getirmelerinin ne siyasi nede kurumsal imkanı yok,dikkatimi çekmişti.

Aslında kim neye şaşırıyor ben onu anlamıyorum 2006 yılında KANAL D televizyonunda oynayan SAĞIR ODA dizisinde bu hadiselerin büyük çoğunluğu dizinin ticari getirisi için yapılan abartmaların dışında çok iyi bir şekilde veriyor diğer olaylarla birlikte..



Özellikle bir istihbarat uzmanı olarak şunu belirteyim tüm istihbarat servislerinin yaptığı şuç mahallerini örtme,karartma ve tarihi olarak gömme hadiseleri olur bu olay mahalliği temizliğinden,boya,badana ev dekerasyonundan tut bina yıkıp inşaat yapmaya kadar gider.
NEDEN!Şüphe bırakmıycak şekilde delilleri temizlemek için...
                                            

                                         
TARKAN gibi birde arkadaşlar var onları TARİHE GÖMÜCEM diye bugünlerde bağarıyorlar,ne enteresan o dönemde BIÇAK ile işlenmiş ne kadar çok cinayet var…!!

NOT:Yılların tecrübesi türkiyedeki tüm DERİN yapıların ve cinayet şebekelerinin kuyruğu birbirine bağlıdır,TASMA birkaç kişinin elinde maalesef olunca…))

DR:)

SAYILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

8 Ekim 2016 Cumartesi

ÖRÜMCEK AĞI BARONLAR VE MAYINLAR.

                                

Sevgili takipçilerim hepinize mutlu bir Pazar günü diliyorum.
Bu haftaki yazım biraz farklı anlatımı olan düşünmenizi sağlıyacak bir yazı olucak,eğer  anlamakta veya anlayıpta sıkıntı duyan olursa şimdiden af ola!)
Arkadaşlarım ve dostlarım yıl 1983 aylardan MAYIS ayı başı rahmetli babamı kaybedeli birkaç ay olmuş,artık ondan bana kalan tüm sorumluluk benim olduğu gibi HAYVANLAR ALEMİ ORMANINA adım attığımız günler..
Oturuyorum ofiste yanımda babadan yadigar HALİT bey var.Kendisi deniz kuvvetlerinde ER olarak 12 eylül 1980 ihtilali  günlerinde çok önemli stratejik  askeri mevkilerde bulunmuş bir kişidir, benden on yaş büyük.
Sıkıntılıyım bizde olması fakat o anda olmayan bir şeye ihtiyacımız var.
Türkiyede bizde yoksa bulmamızada imkan yok bildiğimiz kadarı ile.
Bunun ne olduğunu burada MADDESEL olarak açıklamıycam,çünkü yaşayan insanlara zarar vermek istemiyorum,anlayışınıza bırakıyorum..
Soğuk savaşın hala hüküm sürdüğü günler pat diye her şeyi bulamıyorsun..

Amerikan arabasının parçasını bulmak için peşin para ödeyip 15 gün beklediğimiz günler..
Daha yaşım on yedi bankada hesabım var ama BANKA tanıdık olduğu için yoksa hesap dahi  açmama yaşımdan dolayı zaman var..
Halit sigara yakıyor ZEKİ napıcaz ağbi diyor bir sigarada bana ver diyorum,o zamanlar tek tük sıkıntılı veya neşeli anlarda içerdim,bağımlı değildik.

Yaktım sigaradan düşünüyorum bakıcaz dedim HALİT..!
İstanbulda telefonlar hala altı rakamlı,örneğin 44 20 97 o dönemde.Bir telefon çaldı açtım yaşlı bir ses evlat ben babanın eski bir arkadaşıyım bende bundan var istermisim.
İhtiyacımız olan MADDE aklımda ihtimal vermedim sağolun amca sendeki ufak tefek şeyden ne olur dedim.
Telefondaki yaşlı ses evlat bak beni küçümseme yanıma gel en fazla hanımın kahvesini içer gidersin BABANIN hatırına dedi.
Bu kelimeleri yaşlı amca kullanınca benim yürek bir anda UN HELVASINA döndü,hemen dedim amca sen nerdesin.
Adres verdi NİŞANTAŞINDA çukulatası ile ünlü bir pastanenin lüks sokağında ikinci bir apartman.

Amca dediki gelirken boş gelme dolu gelde hızlı işimizi halledelim.
Gülüyorum oldu amca dedim bekle geliyorum.
Halit yürü gidiyoruz bir amca çıktı bizimle ya birileri eğleniyor yada bu işte bir sakat var,biz o sakatlarıda tanıyoruz ileriki yazılarımda anlatıcam.
Sizleri TÜRK DERİN DEVLET tarihinin dehlizlerinde TURİSTİK TUR operatörü gibi dolaştırıcam A BELGELİ acenta sahibi gibi…..?)
Halit kasayı aç üstüne iki yüz bin tl al fazlaya gerek yok.Amcaya bakalım BABAM deyince ağar yerden vurdu..
Atladık bir taksiye gittik,apartmandan içeri girdik lüks bir mekan ikinci kata çıktık kapıyı çaldık.
Yaşlı yetmiş yaşlarında bir karı koca bize güler yüzlü kapıyı açtı,içeri hoş beş edip aldılar.

Beyefendinin gerçek reel adı KENAN DEĞERLİ merhum mekanı cennet olsun..
Evlat dedi ben yıllarca cağlolunda vilayetin orda bir yerim vardı,baban gelir giderdi diyince bende jetonlar düşmeye başladı..
Kahveler geldi içtik sohbet ettik,hadi gelin dedi çalışma odasına götürdü,dolabını açtıki biz şok olduk.
İhtiyacımız olan maddeler önümüzde duruyor ve hiç görmediğimiz cinsten.
Kıpkırmızı oldum,AMCA  ne dedim sana diye güldü..
Bir baktıkki bir milyon liraya yakın para vermemiz lazım amcaya.
Amca dedim vallahi ne diyeceğimi şaşırdım,üstümüzde iki yüzbinlira var şimdi HALİT gitsin altı yüzbinlira daha getirsin etti sekizyüzbin tl.
İki yüzbin lirasınıda sana 1 aylık senet yazsam olurmu dedim,olur dedi.
Halit dedim git kasadaki altıyüzbin tl al gel dedim.Halit gidince oturduk hanfendi bir yedigün açtı onu verdi işte o arada  merhum KENAN DEĞERLİ bey bazı kıymetli konuları anlattı bana DERİN bir sohbetimiz oldu..
Neyse Halit geldi muhtereme taktim ettik bir ay sonraya senetini verdik çıktık o mutlu biz uçuyoruz.
Geldik ofise akşam oldu HALİT bir büyük rakı kap peynir meynir hem çalışalım hemde DEMLENELİM..
                                 

Çalıştık işimiz bitti,malzemenin işimize yaramıyan kısmını küçük bir kutuya koyduk öyle yerde bir kenarda duruyor..
Rakıya devam keyifliyiz,Halit keyiflendimi BİLO der herkese.
Bilo dedi biz nasıl bir işin içinden girdik çıktık sen anladınmı dedi,dedim anlamadım bende anlamadım dedi.
Ertesi sabah A.O ağbimiz geldi(3 kasım 1990 günü faili meçhul bir cinayete kurban gitti,failler yok hala)
Çok dürüst,mert ve çalışkan sempatik bir insandı ZEKİ bu kutu ne eder dedi.
Ağbi dedim iki yüzbin ederde sen yabancı değilsin yüzelli ver yeter..
Eyvallah dedi şaşırdım yüzelliyi saydı aldı gitti.Halit dedim böyle yaptım ama ederi o çıkmazsa  ayıp olur.
Sen öğlen olsun git deki, ağbi bu kutudan bir zararın olursa söyle kestirme söyledik  fiatını ,senin zararını telafi edelim diye anlat oldumu dedim.
Halit öğlen gitti ve geri geldi gülüyor,ne oldu diye sordum..
Kahkaha atıyor ,BİLO dedi ağbinin yanına vardım daha ağzımı açmadan HALİT o kutulardan olursa haber edin demiş bir müşterim geldi çaktım gitti iyi geldi demiş.
Halit sormuş ağbi yanlış anlamazsan kaça verdin demiş?
Zeki iki yüzbin isteyip yüzelliye vermişti bende iki yüze çaktım demiş.))
Bir rahatladım nasıl keyiflendik yerlere yatıyoruz…
Ay bitmeden son 1 gün evvel merhum KENAN DEĞERLİ bey telefon etti,yarın müsaitseniz gelebilirmiyim dedi tabi KENAN amca dedim.
Geldi,kahve söyledim parasını taktim ederken  anlatmaya başladı,ani bir şey çıktı ZEKİ evladım iki gün sonra bir kalp ameliyatına giricem hakkını helal et dedi ,dedim KENAN amca sen hakkını helal et, ne demek ALLAH senden razı olsun dedim ve çıktı gitti.

Üç ,dört gün sonra haber aldıkki ameliyatta vefat etmiş hakkın rahmetine kavuşmuş mekanı cennet olsun..
Hiç unutmadığım bir mevzudur bu konu.
Şimdi arkadaşlar DERİN mevzuları biz hayatın her kolunda sahada,canlı,kanlı yaşayarak öğrendik.
Babamızın HEYKELİ olmadı babalarımız genellikle katledildi ama MERDİVEN ALTI DERİN DEVLET olmadık,malesef ülkenin derin yapısını MERDİVEN ALTI ve TAKLİT senaryolarla uzun yıllardır gerçek hayatta ve film,dizi senaryolarında yaşatan ÇAKMA DERİN DEVLET yapısının ülkeyi ne hale soktuğunu gördünüz.
KENDİ UÇAĞINI KENDİN YAP SLOGANINDAN,KENDİ UÇAĞINLA KENDİNİ BOMBALA sloganına maalesef bu DERİN DEVLET yapısı ile sonlandırdık..
Tabi kendini çok akıllı zanneden  sonradan YURT lu olmuş MİT mensubları,futbol sahası kenarından,cukkalı aile çocuklarını gözüne kestirirken o yıllarda farklı hesaplar yapıyordu.
                                     

Uzaklardan duyuyorum KURUMDA soruyorlarmış sen bu zatı muhteremi farketmedinmi diye, diyormuşki ben onu tanıdığımda,futbol sahasının kenarında takılan bir GENÇ ti nerden bileyim bunun derin işlerin içine girip HEDEFE TEK gittiğini…
Bazı insanların sırrını iyi bilicen GÜNVİ VİDEO,hatta 45 devirlik LONG PLAY döneminden.

Bu milletin nasıl BEYAZ ANALARINDAN  ZENCİ çocuklar çıktı sihirbaz olsan olmaz,nasıl bu kadar adamın önünü kesecek malzemenin TARİHİ yapısını hazırladınız bilmesi lazım MİLLETİN..))
Haber alırız 4000 km uzakta olsakta.))
Böyle koltukta oturarak uzaktan yaşayanlardan alınan bilgi ile değil hayatın içini dolu dolu doldurarak bu hadiseleri size yazıyorum..
Bazı BARONLARIN geniş kurduğu şebeke ağları var bunlar çok büyük planlama ustalarıdır…
                                     

Biliyorsunuz mayınlar ikiye ayrılır birinci sınıfı KARA MAYINLARI, ikincisi DENİZ MAYINLARI..
Mayın dökmek veya mayın yerleştirmek çok geniş bilgi ve askeri ihtisas konusudur.

Mayınları yerleştirmek düşmana karşı kullanmak, ayrı bir bilgi birikim gerektirir  özellikle kendi kuvvetlerine zarar vermeden,bu mayınları geriye toplamakta ayrı maharet ve askeri ihtisas içeren konudur..
İyi bir İSTİHKAM subayı mayın,bubi tuzakları ve diğer patlayıcı türleri ile patlamalarda sanat eseri yaratığı gibi patlamaların şiddetini ve etkisinide kendi isteğine göre yapar veya şekillendirir..
Kozmik ve istihbari bilgide MAYINLARA benzer bazen düşmanlar ortaya attıkları bilgilerle lokal skandallar ve hadiselerle kendilerinin şuç şebekelerine ulaşılmasını engellemek ,TARİHİ hemde sahada kendilerine patlamaların açtığı etkilerle YER EDİNMEK ve kendilerine çeşitli sahte payeler çıkarmak için çalışırlar.

TÜRKİYE DERİN yapısının aktif kısmını görmeye başladınızki TAKLİT etme ve ÇALARAK yer ve konum sağlamanın özellikle son 30 yılda geçerli  ve popüler duruma geldiğini anladınız hiç olmazsa belirli bir kısım insanımız..
Bunu nerden anlıyorum canlı yaptığımız periskop yayınlarındaki sohbetlerimizden..
Onun için İSTİHBARİ anlamda gerçek bilgilerle dürüst çalışan ve bu bilgileri topluma dürüstçe veren bilgileri çeşitli stratejik nedenler ve ülkesini ve masum insanların güvenliğini ve sadetini düşünen kişiler ancak benim tarzım bilgi verir..
Çok stratejik günlerden geçiyoruz düşmana bela,dosta yardımcı olmamız gerekli özellikle kendimizede…
Şunu unutmayın kendine hayrı olmayanın MİLLETİNE,DEVLETİNEDE hayrı olmaz.

Son kırk yıldaki bu kadar arkamızdan hançerlenmemizin sebebi çok açık söylüyorum içimizdeki ihanet şebekelerinin önünü kendi alanımda kestiğim ve dahada çok keseceğim içindir..
Çok  beni eleştiren özellikle SAF ANADOLULU kardeşlerime söyleyeyim AĞA MARABANIN önüne bir kaşık yemek koyar o yemeklede sizleri bana düşman eder, bilmezsinki bu AĞA karşı cenahın marabalarınıda aynı şekilde idare ediyordur..
Zamanı geldiğinde birbirine kırdırmak için ,AĞA nın  aklında hep şu vardır.
İT i ,İT e kırdırmak…?)
Şu anda vazifede çalışır vaziyette olan üst düzey bazı KAFKAS kökenli MİT yetkilileri vardır.1994  10 aralık akşamı önümü kesmek ve beni hedeften uzak tutmak ve ülkem için hayati bir istihbaratı alamamam için bulunduğum bölgenin elektiriklerini kestirmişlerdi,olay mahalinde bir şüphe yaratmamak için TEK yetkililerine iki metreden DERİN bir çukur kazdırmışlar.Gök yarılırcasına çakan şimşekler ve yağan sağnak altında kendim bölgenin ALAN İSTİHBARATINI yaparken ellerinde şemsiyeler üstlerinde koyu renk pardüseli MİT personelini çukurun başında beklerken hiç unutamam,beni görünce olay mahallinde hızla ayrılıp ÜNiTEYE dönüşlerini ve sonrası benim işçilerle sohbetimi.
                                   

Ama inanmış ve hedefe kendini ölümü göze alarak sokmuş insanları durdurmak zordur ,heleki karşılıklı dost kuvvetlerin iki tarafıda sağlam , şerefli,karakterli ve haysiyetliyse…

Evet o karanlık ve yırtıcı yalnızlık içinde gelecek hayati istihbari bilgiyi aldım ve bunu 12 saatlik bir kovalamacadan sonra ulaştığım yerde BİLGİ BOMBASI patlatarak mutlak dönülmez galibiyeti elde ettim.
Bazı yapılanların hiçbir döneminde MODASI geçmez,yapanların kumaşı sağlamdır,kumaş sağlamsa çıkan elbisenin modası geçmez.
ŞEREFSİZ  DOSTUM SİLAH ARKADAŞIM olucağına ŞEREFLİ DÜŞMANIM olsun!!!

Bakın arkadaşlar ŞEHİT ASTSUBAY ÖMER HALİS DEMİR emir aldığı komutanı ZEKAİ paşanın emrini hiç düşünmeden nasıl eyleme dönüştürmüş ve kalleş SEMİH in kafasına gitmiş sıkmış.
                                 

Nasılmı çünkü ZEKAİ paşa değerli bir komutan olarak şehit halisdemiri ölümüne güven vererek birbirlerine inanmalarını sağlamış.Tek bir emirle ölümüne inandığı komutanı için gözü kapalı vazifesini icra etmiş ve şehitlik mertebesine yükselmiş..

Yöneticin ve komutanın baktın güvensiz,yavşak,hırsız,rüşvetçi,hain neyine onun emrini dinliyecen..
Onun vericeği emir kanunsuz emir olur sonundada ŞEREFSİZ SEMİH gibi hayatını kaybetmekle kalmaz çoluğun çocuğun kimsenin yüzüne
bakamaz.

Arkadaşlar özellikle ülkemiz DÜNYADA bulunduğu coğrafyada zor günler geçiriyor,önümüzde muharebe alanında bir çok askeri hedef var, dikkat ederseniz bu günlerde bu konularla ilgilide yazı yazmıyorum….
Şanlı ORDUMUZ bu son dönemde çok yara aldı onun için bir an evvel tedavi olması ve yeniden gücünü toparlama esnasında vericeğimiz anlık saha bilgilerine dayalı stratejik bilgilerle olumsuz bir hadise yaratmayalım..
Dünyamızda bir olumsuzluk hüküm sürmekte ALLAHIN İZNİ ile önümüzdeki günlerde ülkemizi ziyaret edicek BDT(BAĞIMSIZ DEVLETLER TOPLULUĞU) RUSYA FEDERASYONU DEVLET BAŞKANI sayın VİLADİMİR V. PUTİN beyefendinin ziyareti ile TÜRKİYE bölgesinde ekonomik ,siyasi ve askeri büyük bir ivme kazanıcaktır..

Bu ziyaretin öncesi her zamanki gibi bu ilişkileri artık zedelemek değil çünkü ona güçleri yetmez, fakat gözdağı vermek için çeşitli TERÖRİST faliyetleri organize edebilecek KÜRESEL güçlerin operasyonlarına dikkat etmemiz gereklidir..

DR:) Doktor hanım ben BATI cephesinde ağır yaralandım yetiş diye telsiz mesajı çekiyorum,sen bana mesaj geçiyorsun ben doktorluğu 
                                      

bıraktım,AKTİRİST olucam gelemem diyorsun,olmuyor böyle..
                                       

Söyliyeyim sen gelmezsen,teçhizatı ile gelecek var:))
                                         

HERKESE İYİ PAZARLAR……))
SON DAKİKA!!! Şimdi kaybettiğimiz araştırmacı yazar GİOVANNİ SCOGNAMİLLO beyefendinin toprağı bol olsun,MEKANI CENNET!
                          
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


                                                                                                    01.01.2022                           A...