10 Mayıs 2015 Pazar

UZMAN

                                    

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi günler dilerim.Yazımın başlangıcı UZMAN yani yaptığı işin ehli olan çalıştığı konuları iyi bilen insanlara UZMAN kelimesini mesleğinin veya hobi olarak yaptığı işlerin başına koyarlar,bu kelime ile yaptığı iş dahada değer kazanır.
Bu kelimeyi benim içinde zaman zaman yaptığım işlerde kullanmışlardır,aslında buna benzer bir kelime daha vardır DANIŞMAN.
Rus bir dostum vardı o gülerek bana bu kelimeyi zaman zaman kullanırdı,sebebi şu SSCB döneminde SOVYETLER BİRLİĞİ ne PEYK(UYDU) olan ülkelerde SOVYET DEVLETİ  askeri ve siyasi danışmanlar bulundururlardı,bu halada RUSYA FEDERASYONUNCA uygulanan bir metotdur…
İşte birkaç gün evvel aslında kendisine sempatimde olan bir istihbarat dünyasının içindeki gazeteci kardeşim,tweter mesajları ile herkes İSTİHBARAT UZMANI oldu,bilip bilmeden yazı yazıyorlar araştırmadan ,bir gün ters kaleye yatarlar gibi kelimeler etti.
                              

Sevgili arkadaşlarım,biliyorsunuz genelde canlı yaşadıklarımızı ve bildiğimizi stratejik ve anlık olayları sizlere aktarıyorum.
Biz bu hayatı ve işleri canlı,yaşayarak ve bu yüksek tempolu yaşantı içinde okuyarak aldığımız deneyimi sizlere aktarıyoruz.
Bir yabancı dili iyi derecede öğrenip çakma bir ünüversite okuyup sponsorlu medya dünyasını kendimize kalkan  kullanarak bilgi size aktarmıyoruz.
Yada MİT ve diğer kurumlardaki yakın akraba,dostlukların pasları ve çabaları ilede sizlere bilgi aktarmıyoruz.
Neysek oyuz biz bir delikanlıya bir kere konuşuruz nedametimizi söyleriz,sonrada gerisini berisini aramayız.
Bu arkadaşların muhatap oldukları ilgili kurumun en tepesine ve onunda sorumlu büyüğüne nedametimizi bildirdik gereğini söyledik dediğim gibi bizim kültürümüzde bir kere söylersin yeterli olduğu kanati oluşur bizde ama yazılarımda isimsiz verdiğim şahısların bazıları bozulup bu arkadaşlar vasıtası ile mesaj geçiyorlarsa boş işler bunlar biz 40 kişiyiz hepimiz birbirimizi biliriz.

Ben okuyacağım,yaşayacağım kadar hadiseyi ve stresi ,tehlikeyi yaşadım bu saaten sonra laf yemem.
Birde bir TARİH PROFÖSÖRÜ arkadaşımızla beraber kayısı tüccarı bir arkadaş var devamlı muhafazakar bir tv de program yapıyorlar bu Cuma günkü programda diyorki HOCAMIZ ben Müslümanın günahını görmem kapatırım,Müslüman Müslümanın günahını görmez….
Arkadaşlar islam dünyası onun için sıkıntılarla yaşıyor sanırım bu dünyada kim olursa olsun şuçunuda günahınıda görücen.
                                  

Size basit bir örnekle anlatayım 1990 lı yılların ortası dört polisimiz istanbulda bir şuç işlemiş yabancı bir insana karşı maddi,manevi o yabancı ülkenin gizli servisinden bana ihbar geldi,polis aracının plakasını vererek,ben bunu hemen değerlendirmeye koydurdum MİT vasıtası ile ilk önce MİT arkadaşım ağbi üstüne gitmeyelim bizden nede olsa dedi,ama ben bastırınca olmaz bu şuç ağır bir şuç deyip işleme koydurdum ve o dört polis hakkında kanuni tüm yaptırımlar başlatıldı…
Ne yapsaydım bu polisler Müslüman kardeşimiz deyip şuçu görmemezden gelseydim aynı şuç başka bir ülkede sizlerin başına ve yakınlarınızın gelseydi,onlarda  deseydi ağbi bizden ,hıristiyan hırıstiyanın,Musevi musevinin şuçunu görmezmi diycektiler.
Adam oğluna demişya oğlum VALİ olmazsın demedim adam olamazsın dedim,boşa söylenmiş bir laf değil…
Arkadaşlarım son bir söz söyliycem bu mevzuyu kapatıp başka konuya devam edicem.
Biz ne kimseye camide,cumada,namazda,hacda söz verdik yada bunları yaparken mevziye girdik nede kimseye zorla gel kerhaneye,meyhaneye gidelim dedik…

Her insanın,özeline yaşantısına saygı ile davrandık örfümüz adetimiz bu herkestende o saygıyı bekledik.
Ben kimseye yaranıcam diye ibadette etmem,kimseye yaranıcam diye sevap veya günahta işlemem.
Her şeyin hukuku,adabı,örfü var herşeyi din kitaplarında veya dini ögelerde aramayada gerek yok genel ahlak nizam denen bir şey var ama kendi herşeyi din vecibelerinde arar bizim onada saygımız var ama şahsımızın hayatını eleştirmeden saygı duyarak.
Saygı göster,saygı gör.ŞUÇ işleme,kim olursa olsun çıkıp televizyonlarda güç kullandı İSLAMIN şerrindendir güçlü alır malır kelimelerini ettiğinizde bilin bu size döner neydim,ne oldum,ne olucam bunu unutmayın..?
Arkadaşlarım gelelim bu kayısı tüccarı arkadaşın bazen dillendirdiği bir askeri geçmiş konuya.
1992 AKKA anlaşması ile NATO ülkelerindeki envanter fazlası silah ve teçhizat kanat üyesi iki ülke Yunanistan ve türkiyeye hibe edilecek bu anlaşma çerçevesinde bir çok teçhizatın yanında iki almanyanın birleşmesinden kaynaklanan ve ALMANYA devletinin envanterine yerleşen BTR-60 zırhlı personel taşıyıcılardan bir kısmı ülkemize hibe edildi.Tabi bunlar DOĞU ALMANYANIN Varşova paktına üye olduğu dönemde RUS ordusu tarafından onlara verilmiş araçlar.Tabi AKKA anlaşması ile verilirken bunlar bir çok kullanıma kapalı konularda anlaşma yapılarak veriliyor.

İşte o yıllarda biz bu çoğu bozuk hurda halindeki BTR-60 personel taşıyıcıları TERÖR ve İÇ GÜVENLİK harekatlarında kullanmaya başladık.
İşte yıl 1994 başları bir terör operasyonunda çatışmada ölmüş bir teröristin cesedine bubi tuzaklaması olabilir düşüncesi ile çünkü PKK bunu o dönemde çok uyguluyor yöntem olarak askeri personelimiz teröristin cesedini BTR-60 bağlayarak kısa bir mesafe cesedi çekmiş bunu görüntüleyen TÜRKİYENİN en büyük basın ve medya karteli bu resimleri ve görüntüleri baş sayfa verip televizyonlardanda yayınlayınca ALMAN devleti DIŞ İŞLERİ BAKANLIKLARI vasıtası ile türkiyeye NOTA verip AKKA anlaşması ile verilen teçhizatı nasıl iç güvenlik ve terör operasyonlarında kullanırsanız diye veryansın etti ortalığı birbirine soktu…?
                        

Bir sene sonra MART ortaları 1995  BALYOZ OPERASYONU TSK tarihinin en büyük operasyonuna başladı şanlı türk ordusu 35000 askerle kuzey ırak topraklarına girerek,PKK karşı tarihinin en büyük darbesini vurdu,o günleri bilen bilir yer gök TERÖRİST cesetleri ile doldu…
İşte tam o anda tekrar ALMAN DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI NOTA vererek AKKA anlaşması ile BTR-60 personel taşıyıcıları terör ve iç güvenlik operasyonlarında kullanıyorsunuz diye çıkıştılar,bizim basında bomba gibi bu haberi verdi.

Bir ertesi günü TÜRK DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI basın sözcüsü bir büyükelçimiz basın önünde ALMANYA devletine diplomatik nezaket ölçüsü ile bir çıkış yaparak ALMAN SAVUNMA BAKANLIĞI ve silahlı kuvvetleri yetkililerinin BTR-60 zırhlı personel taşıyıcılarına dikkatli bakmalarını incelemelerini istedi bu taşıtların kendileri ile bir alakaları olmadığını söyledi.             

Ertesi günü ALMAN DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞINDAN, yapılan açıklamalar için hemen özür geldi TÜRKİYE CUMHURİYETİNDEN…….!!!!
                             

Arkadaşlar bu son anlatığım hadisenin AŞK,İÇKİ,ŞEHVET,MACERA,TERÖR VE CASUSLUK kısmını sonrasındaki hadiseleri UZMAN-2 adlı yazımda kaleme alırım işallah,ALLAH BÜYÜK…!!!!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

8 Mayıs 2015 Cuma

MAHİR FİRAR..

                                

Sevgili takipçilerim bu aralar baharın verdiği bir rehavetten alışkanlıklarımızı terk ederek biraz kafamıza göre takılıyorum onun için kusura kalmayın.
Başka derin bir konuda yazıcaktım sabah yenişafak gazetesi değerli yazarı sayın TAMER KORKMAZ beyin  büyük firar adlı köşe yazısını okuyunca sizlere bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.
Merhum MAHİR ÇAYAN ve arkadaşlarının cezaevinden firarını sayın CAN DÜNDAR kaleme almış,ben daha okumadım sayın TAMER KORKMAZ beyde hadiselerin içinde çok önemli yerlere dikkat edilecek açıklamalar getirmiş,tavsiyem bu konularda sayın TAMER KORKMAZ beyi dikkate alın doğru  bilgilendirme açısından.
                                   

Ben sayın KORKMAZ ve sayın DÜNDAR beyleride tanımam okuduğum yazı içeriklerinden sizlere bildiklerimle yön veriyorum değerli takipçilerim,okuyucularım.
Gelelim MAHİR ÇAYAN ve arkadaşlarının tokat ilimizin Niksar ilçesinin Kızıldere köyünde tarassut altında kaçırdıkları İngilizlerle beraber ölü olarak ele geçirilmelerine ve tek kurtulan sayın TBMM milletvekilimiz olan şu anda sayın ERTUĞRUL KÜRKÇÜ beyefendiye.
Şimdi tabi o tarihte ben çok küçüğüm ama işte bazen çocuklar bazı çok önemli olaylara şahit oluyor buda ilerki hayatında karşına çıkıyor aynı kulvardaysan.                  

1971 yılında bana operasyonu yapan MİT KONTRKOMİNİZİM YIKICI FALİYETLER dairesi başkanı ÖNDER beyin anlatıklarını ilk size aksettiricem,sonrada hadisenin bambaşka bir cephesinden kendi şahit olduğum olayı konu ile ilgili vericem.
ÖNDER bey bana anlattığı aslanım adamları takip ederek o günün ekibleri ile KIZILDEREDE tarassuta aldım,sıkıştırdık bir köyün içinde eski binada tarassut halinde beklemedeyiz,MİT müsteşarımızdan emir geldi,emirde tarassutu İSTANBULDAN gelecek teknik takip tarassut şube müdürü sayın MEHMET EYMÜR beye devretmem için bende gelen emri uyguladım operasyon bölgesine gelen sayın MEHMET EYMÜR beye tarasutu teslim ettim.
Ağbi dedim koskoca ANKARA DAİRE başkanlığı operasyon yapıyor istanbuldan şube müdürüne nasıl operasyon teslim ediyorsunuz.
Oğlum dedi onlar babadan torpilli,dediği aynen bu ama ben burdan söylüyorum bu konu teknik bir konu rahmetlik ÖNDER beyin dediği gibi değil…
Neyse operasyon başladı çatışma çıkınca silahlar ağar derecede karşılıklı kullanıldı,çatışma bittiğinde eve girdik hepsi ölmüştü.
Hatırladığım evde incelemeler yapılırken çok  saatler  sonra evin bir ahır gibi bölümünün çöktüğü burdaki enkaz kaldırılırken sayın ERTUĞRUL KÜRKÇÜ beyin oğlunun teşhis etmeye gelen babası tarafından bulunduğunu anlattı,hatta sayın MEHMET EYMÜR beyde hadiseyi tam tamına anılarında doğruluyor biz operasyonu bıraktık araba ile dönerken BOLU da sayın KÜRKÇÜNÜN enkazdan sağ çıktığını anlatıyor…
Ben çok ısrar etim ağbi bu KÜRKÇÜ sizin birimin muhbirimiydi diye herdefasında hayır kelimesini duydum,ÖNDER beyden?
                                

Kızıldere operasyonunu yapan ve o günlerdeki denizlerde dahil tüm THKO operasyonlarını yapan ÖNDER beyin anlattıklarının yanında benim içinde bulunduğum İstanbul ve ankarada olayların başka birimlerce götürülen tarafını anlatıcam.
Kızıldere operasyonu yapılmadan önceki günlerde rahmetlik babam akşam geç saatler beni yanına alarak 1964 model tek kapı ford taanus arabamızla yola çıktık ben arka koltukta oturuyordum.
Gece karanlık o yıllarda istanbulda Yeşilyurt ile Bakırköy arası çok ıssız bataklıklarla kaplı bir alan.
Karanlıkta araba ile ilerlerken HAVA HARP OKULU arka nizamiye kapısı REVİR HASTANE bölümüne açılan kapının biraz ilersinde karanlıkta durarak rahmetlik babamdan genç birisini babam araca aldı.
Fazla konuşmadan nasıl çıktığını söyledi REVİR bölümünden çıkış yaptığını beyan etti başkada bir konuşma geçmedi.
Adamın tedirgin bir hali vardı,Bakırköy tren istasyonu yan boş alanına babam arabayı park etti.

Cebinden kağıt para cüzdanını çıkartarak bir miktar kağıt para verdi bu senin işini görür dedi ve adam arabadan teşekkür ederek inip gitti.
Yıl 1977 yer  ANKARA  ETİMESGUT  rahmetlik babamla ankaraya gittik o yıllarda Etimesgut çok sakin boş bir ilçe  hava em.ast.subay NECDET ağbinin orda iki katlı bir bahçe içinde evi var.
Bu bahsettiğim STK(SEFERBERLİK KURULU ) için çalışan ikinci NECDET ağbi bizim misafir olmamızdan çok mutlu oldu çokta iyi bir insandı allahrahmet eylesin gani gani OSMAN ağbi sana sakladığım bir şişe HAİG marka viskim var dedi onu çıkardı.

Neşeleri yerindeydi,NECDET ağbi şöyle söyledi OSMAN ağbi yav birde bunları subay yapıyorlar arkadaş o zaman nah ağbi şu köşede durmuş koca YÜZBAŞI tirtir titriyor,ağlıyor eliyle gösteriyor dedim ağbi yuh olsun lan size koca yüzbaşı olmuşun tirtir titriyorsun ağlıyorsun p….!
Osman ağbi ağladı ya,babam fazla yorum yapmayıp NECDET ağbiyi dinleyip gülümsüyordu.

Sanırım NECDET ağbide astsubayların  subaylara karşı biraz ezilmişliğinden dolayı böyle bir büyük operasyonda bir havacı yüzbaşının bu şekile gelmesinde kızgınlığı vardı.
Sanırım babamında çok sakin ve yorumsuz duruşu hadisenin ne kadar büyük uluslararası boyutunun hep devam edeceğinden dolayı sakin ve tedbirli davranıp konu hakkında yorum yapmaması…
Benim bu konuda yazıcaklarım ve bildiklerim bu kadar,yalnız şu anda devleti yöneten büyüklerimize burdan vericeğim mesaj bizleri kaale almayıp,kendi menfaatleri için bizlere iftira atıp koordinasyon koparan,fiş çeken İSTİHBARAT yöneticileri yine etrafımıza doldurdukları muhbirlerle kendi menfaatleri doğrultusunda yalan,yanlış bilgileri en aşağıdan sizlerin önlerine kadar getirip sizleride yanıltıyorlar.
                        
Biz bu arkadaşları ciğerlerini bilir komşu kadın evinde bunun yüzünden dayak yerken bu ikinci katın balkonunda ablası  eniştesi rakı içip olayları takip ederken arada bir kalkıp bitirimlik yapmaya gidecekken ablacığı paçasından yakasından tutuyordu.
                     

Karşı ikinci katın balkonundanda mösyö GABİ bunu seyrediyordu.
GABİ bu napsın kucağa oturtacak MİT mensubu lazım.))))
Onun için sayın SİYASİ DEVLET büyüklerimiz siz bu konuları bilemezsiniz istihbaratçı değilsinizki nerden sizleri bunlar danışmanlarla yanıltığını bileceksiniz.
Dediğim gibi derin devlet olunmaz,derin devlet doğulur.Daha o ankaradaki TEREKEME arkadaşın ve arkadaşlarında kuru iftiralarını kadınlı,kızlı anlatırım.
Tüm sevenlerime iyi günler.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

30 Nisan 2015 Perşembe

1 MAYIS 77 BÜFE….

                          

Sevgili takipçilerim yarın 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI tüm emekçilerimizin BAYRAMINI kutlarım,dost YOLDAŞ halkların ve ülkelerin  emekçilerininde BAYRAMLARINI kutlarım…
Geçmişte TÜRKİYE de bir ilk olarak 1 mayıs 1977 ve 1 mayıs 1989 yılında çıkan olayların tüm arka planını usturuplu bir şekilde devlete,millete ve bazı hassas kişiliklerin geride kalan ailelerine zarar gelmemesi için yazılarımıza dikkat ederek sizlere sunmuştum.
DERİN İSTİHBARAT BLOOG ve ZEKİ ARSLAN FACEBOOK sayfamdan her zaman geçmiş yazılarımı okuyabilirsiniz…
Sevgili takipçilerim şimdi 1 mayıs 1977 olaylarının bilinmeyen bir yanına konunun içinde o gün çalışan MİT yıkıcı faaliyetler kontrkominizim dairesi çalışanlarından  merhum PİLOT NECDET onun bana bizzat aktardıklarını ve benim bu konuların sonrasına şahit olduğum bazı trajı komik bir hadiseyi sizlere sunucam.

2012 yılında TAKSİMDE alanı gören büfelerden birinin sahibi ve çalışanı aynı zamanda ,gazetecilerle röpörtaj ve mülakat yaparak olayların nasıl olduğunu anlattı,bende akabinde bazı gazeteci arkadaşlara bu arkadaşın bilemiyeceği fakat tesadüf şahit olduğu hadiselerin içyüzünü yazılı olarak kendilerine ilettim.

Anılar geliyor,insan nasıl hareket edeceğini bilemiyor.Merhum PİLOT NECDET bey artık bu işlerden emekli olunca kendini resim sanatına verdi,resim konusunda çok sanatkardı iyi resimler yapıyor bunlarıda yavaş,yavaş eşe dosta ve resim galerilerine satıyordu.
Taksim sıraselvilerde bir stüdyo dairede kedisi ile yaşıyor işte zaman zaman beraber bir emniyetten emekli arkadaşta onun stüdyo dairede yemek yapıp rakı içerek sohbet ederdik.
                                     


1990 lı yılların başlarında bu haftada birkaç kez olan en az görüşme hadisemiz,işte yürüyerek taksimden büfelerin önünden geçerken bir dönerci arkadaş NECDET ağbiyi gördüğünde vücut dili ile çok saygı gösteriyor,NECDET ağbide göz atıyor naber diyor,iyiyim ağbi diyor geçiyoruz…
Fakat işte bir yanık kokusu aldım bu saygı biraz korku ifadesinden olan bir saygıya benziyor,sordum NECDET ağbiye dedi evde anlatim.
Neyse evde koyduk rakıyı merhum  polis OKAN da var ZEKİ dedi Necdet ağbi ,77 mayısında hadiselerin fitilini ateşlenince olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyorduk olay yerinden uzaklaşmaya çalışınca İŞÇİ sınıfı elimizdeki malzemelerden bizi fark edicek anladık korkuyla bu büfeci arkadaşın oraya girip sonra döner alırız diye bıraktık büfeciyede söyledik sonra gelip alıcaz diye.

Olay mahallinden teşkilata yakınlığı ile bilinen tepebaşındaki bir otelde zaten kalıyorduk oraya döndük bir zaman sonra OPERASYON amiri ÖNDER bey geldi onla operasyonu değerlendirirken ÖNDER bey malzemeler nerde kalan diyince aklımız başımıza geldi eyvah dedim büfede bıraktık ordada unuttuk…
Önder bey sinirleniyor fakat hemen telefon emri ile devreye giriyor fakat öğreniyor NECDET ağbileri fark eden bir gurup polis malzemeleri ordan almış SİYASİ şubeye getirmişler,neyse ordan malzemeler geriye aldırılıyor (malzemeler PATLAYICILAR) NECDET ağbilerin ekipler ANKARA ya küçük bir kısmıda izmire geri dönüyorlar…

Tabi iş kapandı ama diyor gülüyor beş yıl sonra bir gün aniden büfeciye gittik e dedim,NECDET ağbi selamın aleyküm kardeş biz burda malzemeleri bırakmıştık nerde malzemelerimiz  demiş,büfeci arkadaş renk bed benz atık diyormuş vallahi ağbi o gün polisler aldı,neyse ciddi bir şekilde büfeden ayrılmışlar,NECDET ağbi gülüyor oğlum diyor devir döner diye gider konuşur diye bir göründük arkadaşa dedi…
İşte 2012 yılında bu BÜFECİ arkadaş gazetelere çıkıp televizyonlarda bu olayları anlattı hiç unutmuyorum bir muhabir dedi ya yine gelirlerse büfeci ağbi artık burda bin tane MOBESE kamerası,karşıda bin tane polis var korkarmıyım diyordu….))

Necdet ağbi derdiki bu hadise çok kanlı olunca bizim tepedekiler buna kılıf buldular bunu fısıltı gazetesi ile yaydılar bu hadiseyi aydınlatan olursa o MESİH olucak diye.
Kimse bu konunun üstüne gitmesin diye,gülerdik o ÖNDER yokmu yerden bitme derdi..))))

Evet maalesef acı hadiselerin içinde böyle trajı komik hadiseler oluyor,ALLAH başka kanlı günlerden bu MİLLETİ korusun.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

27 Nisan 2015 Pazartesi

KIRGINIM

                                 

Sevgili takipçilerim,yazımın başlığı sitemle başlayan bir kelime olan KIRGINIM ile başlıyorum.
İnsanlar sevdikleri tarafından hayal kırıklığına uğratıldıklarında karşısındakine kullandığı bir kelimedir KIRGINIM…
Genelde kırgın olmak için tarafın haklı olması karşı tarafında yaptığı eylemden dolayı mahcup olması lazımdır.
Ben KIRGINIM….
                                                 

Yıllar evvel merhum TURGUT ÖZAL beyin yakın çalışma arkadaşlarından biri oda merhum oldu ama aile çevresi geniş hayatta hepside beni yakın tanır MİT içindede kuvvetli yapıları vardır kendisine birinci dereceden bir yakınının başı belada yardıma gelin dediğimde çok arkadaşını seviyorsan kendin kurtar dedi,bende gittim kendim bu şahsı kurtardım hadiseden..
Sonraki günler gel bakalım dedi beni karşısına aldı o güçlü heybeti ile bıyıklarını burarak bak evlat dedi benim hayatta çok arkadaşım oldu ve var ama hayatta hiç dostum olmadı dedi…
Ateşli ve iyi niyetli bir çocuksun kendine dikkat et dünya kalleş dünya dedi.                        

Uzun yıllar oldu demin televizyon seyrediyordum o kadar kalleşlik gördümki sonra ASALA ile ilgili anılarımı anlatıcağım zaman şimdi kısa geçiyorum ASALA nın yurt dışından değil içimizden bizi vurduğunu gördüm tabi yıllar aldı,kolay değil 10 yılda siyah olan şaçlarımda siyah kalmadı…
İhanet ile yaşamak çok kötü acı bir şey.
                                  

Hayatta insan son bir kişiye güvenir ülkesinde onun sonra basit bir çıkar için ihanet etmesi ve bu ihaneti çok çaplı bir şekilde yapması arkasından bunu kapatmak için çeşitli gizli konuşmalar yapması,gizli tehditler yakınlarıma bu yaz sıcağında insanları zora sokucak şeylerin yapılması emniyet teşkilatının bile hadiseleri örterken utanıp zorlanması,küçük bir çocuğun yolda refüze edilmesi hainlerin bir ana tarihten gelenleri birde dev gözüken bu tarihten gelen hainlerin kucağında gezenleri sonrada gemiyi nasıl limana yanaştırırsan demeleri,en büyük ağbilerininde TINLAMAYIN demesi.
ÇOK KIRILDIM….!
                                               

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

26 Nisan 2015 Pazar

KAPRİ de HAYAT…..

                                        

Sevgili takipçilerim hepinize yine mutlu,hayırlı,eğlenceli ve dinlenceli bir Pazar günü diliyorum.
Bunalımlı bir uluslararası hafta geçirdik ilerki zamanda sizlere bu konulardada yazıcam ama bugün sizi eğlenceli bir şeyler yazmam lazım üstümüzden kin,nefret,kötülük pasını atalım.
Arkadaşlarım 1960 lı yılların sonu yeşilköyde KAPRİ isimli bir restoran vardı deniz kenarında,rahmetli peder bu rakı ve gastronomi işlerini sevdiği için bu restoranta haftada birkaç gün ailecek götürür orda yenir içillir eğlenilirdi..Bu restorantıda içine alan ilerki haftalarda MAYMUNLAR CEHENNEMİ diye bir yazı kaleme alıcam ,o zamanda konusu geçicek.
O yıllarda şimdi toprağı bol olsun mösyö TODORİ ve mösyö KOÇO bu restorantı işletirlerdi.
Tabi 1976 dan sonra restoran el değiştirdi,mösyö koço ve todori ATİNA ya yerleştiler,çocukları şimdi orda büyük işadamı olmuşlar,o tarihten sonra bir müddet kapalı kalan restoran 1980 yılında tekrar kazım isimli  bir bey tarafından alınarak GAZİNO haline getirildi.
Kazım bey piyasada SİİRT li KAZIM olarak ismini duyurmuş bir beyefendi zaten ünlü YENİKAPI GAR GAZİNOSU ve ÇAKIL GAZİNOSU yine SİİRT li BEHZAT,NEVZAT ŞENYILDIZ kardeşlerin.
                          

Buraya nerden geldim o yıllarda GAZİNO hadisesinin çok revaçta olduğu yıllar KAPRİ GAZİNOSU da yeri ve konumu açısından güzel mekan tuttuda gazino  işte sonra müzik piyasasına yeni şöhret olarak giren 1982 yıllarında sayın HÜNER ÇOŞKUNER ve sayın MUAZZEZ ERSOY  
hanfendiler değişimli olarak KAPRİ GAZİNOSU ile CANKURTARANDAKİ gazinolar içinde sayılı o yılların as gazinolarından PEMBE KÖŞK gazinosunda çıkmaya başladılar ve müzik dünyasında artık şöhret olarak bu iki gazinoda sahne almaları ile isimleri duyuldu, sanırım yanlış hatırlamayayım ilk plaklarıda 1983 veya 1984 YILLARINDA piyasaya çıktı…   

Tabi ben çok gencim ama her gece bilumum,gazino,gece kulübü,pavyon,diskotek,meyhane vs yeri dolaşıyorum,bir muhterem em. vali ağbimiz o yıllarda beni takip ettiriyor,önüne gelen rapordan sinir basıyor,memleketinin hakkını veren delikanlı bir devlet büyüğümüzdür.
Neyse arada KAPRİ gazinosuna iniyoruz özellikle ben HÜNER ÇOŞKUNER hanfendinin sesine,okuduğu şarkılara ,fiziğine ve sahne yaşantısı ve sosyal hayattaki duruşu ile çok beğenirdim,halada çok beğendiğim nadir sanatçılardandır.

Bir çok yerde bursada istanbulda çeşitli mekanlarda canlı performans dinledim,bu PEMBE KÖŞK gazinosunun sahibi yakın bir arkadaşım oda özellikle sayın MUAZZEZ ERSOY hanfendinin  sahne hayatını çok beğendiği için uzun zaman PEMBE KÖŞK gazinosunda ASSOLİST olarak sahne almasını sağlamıştır muazzez hanımın.
Tabi bu müzik meselesi herkesin kulağına göre değişiyor,birde şimdi bunlar A kalite gazinolar o dönemde müşterisi ile senin tarz hareket tavrınla bu gazinolarda çok ağar takılman lazım pek rahat olmazsın her güne çekilmez bu mekanlar, bu hayata alışık olanlar o dönemlerde birde alt kalite bir mekanı kendine yer yapar.
                              

Bu tip mekanlarda macera olmaz,ama daha alt mekanlar sabahçıda çalıştıkları için orda macera, bilek güreşi,masa sandalye savurma  çok olur bizim dönemimizde delikanlılık sağlamdı silah işin içine zor girerdi.
Silah ancak böyle bir konum gündemde ise hazırlanılır ona göre mekanlarda yer alınırdı bizim başımıza silahlı iş gelmedi bizde bilek,kafa ve iskemle gücü konuşurdu.)))))

Birde arkadaşlar yanlış anlamayın biz bu hayatı yaşarken yasal işlerimizden kazandığımız maddi olanaklarla bu hayatı yaşardık bizim öyle gayrımeşru,gayriresmi arkadaşlarımızında benimde hiçbir işimiz olmaz,işte burda karşınızdayız….
                              

Eğlence piyasasıda bizi tanır,bize öyle yüklü miktarlarda hesap gelmez oluru delikanlılık aleminde neyse her mekanda o gelir bol bahşiş verilirdi.
Şöyle söyleyeyim bir çok arkadaşımızı bu gecelerin sonunda işkembeci yolunda şehit verdik kaybettik mekanları cennet olsun.
Daha evvel yazdım bir ŞAHAN ağbimiz vardı o kadar süratliydiki gittiğimiz işkembecilerde çorbayı yapan ustanın yanına gider rüşvet verirdiki çorbayı DAMARDAN yapsın…!!!)
Bir anımı anlatayım bitirim,yeşilköyde tren istasyonunun yanında GAR GAZİNOSU var tarihi mekandır,geç saatlere kadar program devam eder sabah yaptırır o yıllarda bize.

Bir gece bir arkadaşımız var KASTAMONU şehrimizin tanınmış bir ferdi ismi ASIM o dönemde gençlik hepimiz LOVE BOAT uz(aşığız kelimesinin şifrelisi) beraber o ararlar takılıyoruz ASIM şu andaki yengeyi seviyor ikide yetişkin çocuğu var şimdi o yıllarda uzatmalı AŞK konumu o ara bu geç saatte GAR GAZİNOSU na sardık en önde masada içiyoruz bir SOLİST kızcağız var sahne ismi TUNAY YILDIZ oda bizle yaşıt güzel alımlı uzun boylu uzun şaçlı bir kızcağız artık oda bizi tanıyor müesseseye gidip 
                              


gelmemizden bize özel alaka gösteriyor sahnede,bir gece ASIM dedim çok namuslu kız bu ya ,ASIM hadi git o…. teki işte  Manyakmısın nesin dedi.
Tabi ben bozuldum ASIM bak doğru konuş ayıp ediyorsun tanımadığın insan hakkında niye böyle kötü yorum yapıyorsun,ZEKİ dedi sen harbi manyaksın elin üvertür şarkıcı karısını iyi aile kızı yaptınya başımıza,işte o anda münakaşanın dozu arttı sen kıza nasıl kötü kız dersin diye  ASIMLA yumruk yumruğa bir girelim birbirimize tabi gazino sakinleri ayırıyor ama gazino dağaldı gazino sahipleri önce bizi bir ayırdılar masaları sonra bir yarım saat sonra barıştırdılar mekandan ASIMLA beraber çıktık.
Ama sonra arkamızdan duydum gazinocu arkadaşlar gülüp yok böyle bir şey ağbi deyip kahkaha atıyorlarmış.
                             

En gırgırı ertesi günü ASIM çocukların yanına gitmiş baştada ŞAHAN ağbiye diyormuşki ağbi bu harbi manyak dün gece gazinoda üvertür kıza laf söyledim diye bana daldı diyormuş,gittim akşam çocukların yanına hepsi takılıyor,baba hayırlı uğurlu olsun, diyorum terbiyesizlik yapmayın …..
                                  

Hepinize hayırlı pazarlar.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

21 Nisan 2015 Salı

MEHMET MUZAFFER…

                                    

Sevgili takipçilerim bugün 1999 senesinden beri zaman zaman tv lerde bir MİLLİ lastik firmamız olan PETLAS ın reklamlarında gerçek yaşanmış MİLLİ TÜRK TARİHİNDEN alınan ÇANAKKALE zaferi esnasında gelişen şehit  asteğmen Mehmet muzaffer beyin yaptığı kahramanlığın hikayesini ve o günden bugüne saklanan hatıra BANKONOT u hepiniz tv lerden bir çok kez izlediniz…
Bu konuda yazıma başlarken önce tüm şehitlerimize ve halkın tabanının her daim TÜRK tarihi boyunca şehit verdiğini bugünlere kadar günü gününe izliyoruz.Türk toplumunda şehitlik ve gazilik mertebesi toplumun hep alt katmanlarında genelde olur.
Tüm şehitlerimizin ALLAHTAN RAHMET DİLERİM  MEKANLARINI CENNET OLSUN…                           

Bizim bir KUDRET ağbimiz vardır eskiden ben gencim dedim ağbi bu heriflerin yaptığı DELİKANLILIĞA sığarmı.
Zeki dedi DELİKANLILAR ÇANAKKALEDE ÖLDÜ. Orda telef olan DELİKANLILARDAN sonra delikanlılık zafiyete uğradı,maalesef  delikanlılık raconu bozuldu dedi,hiç kulağımdan çıkmaz o tarihlerden sonra kulağıma küpe oldu…
Arkadaşlar bu anlatıcaklarımı HARP OKULLARINDA,İSTİHBARAT OKULLARI KURSLARINDA anlatmazlar,biz bunları yaşarken öğrendik.
Petlas lastik fabrikasının MİLLİ olarak kuruluşuna gelelim neden kuruldu 1976 yılında.                

Vatandaş bilmiyor TÜRKİYE her daim müttefikleri tarafından kıskaçta tutulan bir ülke olduğu için her daim bizi bir şeylere muhtaç etmişlerdir.
1974 KIBRIS harekatı esnasında ve öncesinde hava kuvvetleri depolarında savaş uçağı lastiği stokları azalıyor,müttefiklerimiz ihtiyacımız olan lastikleri ve yedek parçaları vermiyorlar.
Bunun üstüne uçaklarımızdaki lastikler azami artık risk teşkil edene kadar kullanılıyor,çünkü uçaklar birkaç kalkış inişten sonra tekerleklerin değişmesi gerekli,sıkıntı artınca DOST ülke PAKİSTAN ve LİBYA dan örtülü mesajlarla yardım isteniyor.
                               

İki dost ülke buna hemen karşılık veriyor PAKİSTAN tüm depolarını bize açıyor,merhum LİBYA lideri KADDAFİ ne isterseniz depolarımızdan alabilirsiniz bizim sistemlerimiz uymazsa biz sizin için satın alır size ulaştırırız diyor ve gerçekten bu iki ülkeden yardım alarak özellikle savaş uçağı lastiği sıkıntımızı atlatıyoruz…
                                        

Arkadaşlarım harp bitikten sonra bir çok şey gibi bu sıkıntıdan dolayı lastik sanayinde MİLLİ adım PETLAS 1976 yılında kuruluyor…
Şimdi gelelim ŞEHİT ASTTEĞMEN MEHMET MUZAFFER  beyin hikayesinin oynandığı 1999 yılında reklama.
                            

Reklamda oynayan yaşlı istiklal gazisi rolündeki merhum İHSAN DEVRİM rahmetli babamın çok yakın kadim bir arkadaşıydı.
İhsan ağbinin gerçekten göğsünde taşıdığı İSTİKLAL MADALYASI babasından ona kalan  yadigar madalyadır.
                                 

İhsan ağbi o tonton görünüşünün altında çokda sert disiplinli bir mizacı olan insandır.
                                          

İhsan ağbi ile zaman zaman görüşür hatırlaşırdık setten çıkar gelir bir ıhlamur içer oralet içerdi,çay içmezdi,mekanı cennet olsun.
Şimdi 1999 senesinde PETLAS özelleştirilmesi esnasında bu reklamın konusu nerden akıllara geldide ŞEHİT MEHMET MUZAFFER konusu işlendi.
Aslında bu reklamı çekenler,çektirenler bile  bilmez o esnada TÜRKİYEDE suyun altında neler oluyorda gizli pisikolojik harekat için MEKANI CENNET ŞEHİT MEHMET MUZAFFER konu alınıyor.
                                       

Demekki o esnada bir benzer konu yaşanmış uzun zamanda bu konu bu şekilde götürülmüş ne o konu GALATASAY LİSESİ mezunu ŞEHİT MEHMET MUZAFFERİN lastikleri alabilmesi için yaptığı sahte banknot ve üstündeki yazı BEDELİ ÇANAKKALEDE ŞEHİTLERİN KANI ile ÖDENECEKTİR…
Peki bu pisikolojik harbi 1999 da götüren GALATASARAY LİSESİ mezunlarından bazıları aynı şeyimi yapmışlardır yoksa şu anda bir gazatemizin konu aldığı MASONİK çıkan belgelerdeki çeşitli benzerliklerle SELANİK ve WHASHİNGTON,LONDRA daki LOCALARLA ortak kararlar alıp düşman kabul ettiğimiz ülkenin eline BÜYÜK İBRİKLE SU mu dökmüşlerdir…                  

İşte KUDRET ağbinin dediği ÇANAKKALE deki DELİKANLILAR o zaman öldü ondan sonra DELİKANLI nesli tükendi.
Aynı yıl farkındaysanız birde ARABA konusu memlekette açıldı ismi sanırım İMZA idi,onda ne oldu sanırım gurbetçi dindar vatandaşlarımızın yatırımları kayboldu gitti galiba.İMZA!!!!
                            

Bu memlekete SAMUEL ler öyle bir sızmışki birine rakı kadehi eline aldırır,öbürüne seccade vatan,millet,sakarya naraları ile hep WHASHİNGTON,LONDRA,TELAVİV ÜÇGENİN de dolaşırsınız.
APO getirilişinide saymadık aynı yıl içinde onun için hangi MEHMET MUZAFFER asteğmenlerin kanı için o günlerde İMZA attınız?
Kapalı konuşuyoruz arkadaşlar devlet zarar görmesin diye görmüyeceği gün imkan olursa söz gerçeği anlatıcam.
                                      

Bu arada bazı büyüklerimiz anlatırsa bu konuların iç yüzünü  delikanlı tek tük var olduğunu söylüyoruz, hep söyleriz.Bizde bir ATASÖZÜ vardır onu anımsatayım.
AĞA nın ELİ TUTULMAZ…!!!!!!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


                                                                                                    01.01.2022                           A...