Sevgili
takipçilerim,hepinize hayırlı ve mutlu günler geçirmenizi dilerim.
Öncelikle
günlük bir konudan bahsedicem maalesef TARİHİMİZ boyunca sahte kahramanlar ve
sahte olaylara şahit olanların dünyası içinde yaşıyoruz.
Bu
sahte kahramanlar ve olaylara tanıklık edenler her köşede ve her mesleki konuda
en önde gidiyorlar.
Sebeblerini
ararsak yazımızın sonu gelmez.
Ben
size yine kendi biyografimden yaşanmışlıklardan kesitler vererek bugünki DÜNYA
hadiselerine pencere açmak istiyorum.
Yıl
1971 çocuğum akşam evde yemeğimizi yedik rahmetli babam anneme seslendi.
ARAS
ı alıp araba ile BAKIRKÖY e kadar gidip gelicem.1964 model ford tanus coupe
araca binerek akşam karanlığında yol almaya başladık.
O
yıllarda bu bölgeler çok ıssız ve karanlıktı.Araba ile yol alırken tam HAVA
HARP OKULU komutanlığının arka nizamiyesi ayamoma deresine bakan yüzünde karanlık
içinde bir insanın beklediğini gördük sivil kıyafetli.
Babam
o karanlık içinde aracı durdurdu beni arka koltuğa yolladı ve araca bu bekleyen
şahsı aldı.
Babama
göre genç ince yapılı uzun sayılacak hatırladığım bir boyda sessiz ve durgun
bir kişi.
Fısıltı
ile babam sordu nasıl çıktın.Revire yattım ordanda arka nizamiye kapısından
askerle sohbet ederek çıktım.
Harp
okulu reviri ve arka nizamiye kapısı birbirine çok yakın.
Hiç
konuşmadan BAKIRKÖY tren istasyonuna geldik orda park ettik aracı.
Babam
cebinden çıkarttığı çift taraflı kağıt para cüzdanı ile biraz para sayarak bu
genç insana verdi bu paranın kendisine yeteceğini söyledi.
Arabadan
inmeden evvel babamdan parayı alırken hafif arkaya dönüp bana baktı ve arabadan
indi.
O
gece korkmuştum ama belli etmemiştim.
Yıl
1978 Ankara etimesgut.
Misafir
olarak gittiğimiz babamın arkadaşı em.hava astsubay N.G evinde kalıyoruz.Eşi
yıllar evvel rahmete kavuşmuş kızkardeşi ile oturuyor birde oğlu var üniversite
öğrencisi o günlerde ANKARA ÜLKÜ OCAKLARINA kayıtlı ve çeşitli çatışmalara
girmiş T.G.
Astsubay
N.G o gün keyifliler babamla, OSMAN ağbi dedi bir şişe viskim var HAİG ondan
içelim.
Kendisi
şeker hastası bir iki dubleden fazla içemiyor.
Babam
rakıcıdır ama tamam dedi, içerken anlatmaya başladı.
Osman
ağbi dün gibi dedi,tam senin oturduğun yerde başladı ağlamaya dedi.Babam tebessüm
ediyor ama ağzından çıt çıkmıyor.
Ulan
dedi kocaman YÜZBAŞI olmuşun bu kadarda korkulurmu dedi.
Çocuk
gibi ağladı dedi,ikna ettim rahatladı
ondan sonra.
Arkadaşlar
bu bahsedilen yüzbaşı İSRAİL devletinin istanbul başkonsolosu EFRAİL ELROM
cinayetine adı karışan İLYAS AYDIN.
Mahir
çayan örgütlenmesinin içine sokulan HAVA KUVVETLERİ subaylarından bir tanesi.
Toprağı
bol olsun EFRAİL ELROM un özelliği NAZİ şuçlularını takip eden MOSSAD
ekiplerinde faliyet göstermesi ve bu konuda büyük başarı sağlaması.
1961
yılında ARJANTİNDE gizli yaşamını sürdüren ODOLF AİCHMAN isimli NAZİ şuçlusunu
yakalayarak İSRAİL devletine getriren ekipteki önemli bir isim.
Bundan
sonra konuyu atlayarak başka bir yere getirirken olayları birbirine bağlayacağım.
Ve
bunda şunu göreceksiniz İSTİHBARAT KURULUŞLARI ve içindeki hücre yapıların
birbirinden habersiz nasıl çalıştığını.
Yıl
1986 bir dost vasıtası ile kısa boylu tıknaz bir beyefendi ile tanıştım.
Sert
bir surat ifadesi tabancası hemen ceketinin ön düğmesine gelen hizzada 14 lü
browning marka beyaz kabzeli.
Kod
adı ÖNDER bey. (ORGİNAL KENDİSİ )
Kim
merhum ÖNDER bey.Yıkıcı faliyetler kontrkominizim dairesi başkanlığı yapmış
1976 yılında İSTANBUL MİT bölge başkan yardımcısı olarak görev yapmış MİT efsane bir
kişilik.
Zaman
içinde tüm çalışma arkadaşlarını istanbulda ve ankarada tanıdım farkına
varmadan birden dev bir yapılanma oluştu.
Tabi
bu zaman zarfında ÖNDER beyin MAHİR ÇAYAN ve arkadaşlarına nasıl tokatın niksar
ilçesinin kızıldere köyünde operasyon yaptığını operasyonda kimlerin olduğunu
hepsinin kendisinden bizzat anlatımlarından öğrendim.
Hatta
bu operasyonda kurtulan şu anda milletvekili olan sayın ERTUĞRUL KÜRKÇÜ beyin
babası ile görüştüğünü anlattı
.
Sayın
MEHMET EYMÜR beyin tarassutu kendisinden alarak 2015 yılında eşinin yanında
şehit edilen jan.alb.FEHMİ ALTINBİLEK ile nasıl yaptıklarını anlattı.
Daha
sonra FEHMİ albayıda tanıdım,ben tanıdığımda iki tane koruma ile geziyordu şehit
albayımız.
Yalnız
anlatmadığı bir tek şey vardı.Yüzbaşı ilyas aydın.
Çünkü
bu konun dışında görev yapmıştı o dönemde tüm bunları bilsede İLYAS AYDIN ve
havacı arkadaşları konusu başka bir istihbarat faliyeti içinde değerlendirilmiş.
Tabi
onun ve arkadaşlarının anlatımından bu sefer benim zihnim açıldı ben
yaşadıklarımın farkına vararak yüzbaşı İLYAS AYDIN beyi son görenlerden olduğumu
anladım.
Bu
konuda daha geniş bilgiyi değerli gazeteci sayın CEM KÜÇÜK 24.05.2013 tarihinde
yenişafak gazetesinde köşe yazısı olarak yazmış meraklısına okuması için
öneriririm.
Merhum
ÜZEYİR GARİH beyin cenazesinde ortağı ve yoldaşı yakın zamanda yine
kaybettiğimiz İSAK ALATON beyin konuşmasında önemli bir sözü vardı.
BENİM
ORTAĞIM ve ARKADAŞIM ÖLDÜKTEN SONRADA
YAŞAYANLARDAN OLUCAK.
BİRDE
YAŞARKEN ÖLENLER VAR?
İstihbarat
örgütleri tiyaro ve sinema oynatırlar.Dünyanın yönetilmesinde payı büyük olan
istihbarat örgütleride İLİZYON yaparlar.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
http://birdeburadandinleyin.blogspot.de/2013/07/mossad-efraim-elrom-ve-ilyas-aydnn.html
YanıtlaSilhttp://birdeburadandinleyin.blogspot.de/2013/07/kim-bu-ibrahim-turker-cem-kucuk.html
Stuttgarttan selamlar.