Sevgili
arkadaşlarım,bazen yazılarımın başında ve sonunda bazı konulara açıklama
getiriyorum,sizleri bilgilendirmek için.
Arkadaşlar ben
istanbulda eskiden bitirim tabir edilen bir kültürün içinde büyüdüm.Allaha çok
şükür bizim kültrümüzde tüm kültürlere dini inançlara saygı ve sevgi vardı onun
için yazılarımda tuaf gelen sizlerin inançlarına ters gelen söylemlerim olur
burdan böyle durumlar oluyorsa özür dilerim.
Biz dost dediğimiz
insanı dost bilir,onun hakkında konuştuğumuz zaman herhangi bir menfaat için
değil,onun delikanlılığı için konuşuruz.Eğer kendine göre şüpheleri veya
sakınca ve korkuları olan varsa onlardanda özür diler,dostluğumuzun bahsini
konu etmeyiz.
Arkadaşlar ben bu
bitirim kültürü içinde büyürken daha beş yaşındayken büyüdüğüm yerin sokağın
başında şimdi merhum CUMHURBAŞKANLARIMIZDAN biri sokağın sonundada yine şimdi
merhum BAŞBAKANLARIMIZDAN biri oturuyordu,sokağın orta bölgelerini saymama
gerek yok sanırım,bunlarla ilgili aktüel anılarımı sizlere Pazar günleri
vermeye çalışıcam.
Hatta size istanbulun
namlı ÇETELERİNİ bulundukları bölgelerde mafyayı nasıl ürküttüklerini kaleme
alıcam,yine bunların icraatlarını atılan ve yenilen dayakları dönemin polis
şeflerini ve polislerini aktarıcam….
Ben sayın CEM KÜÇÜK
beyin cesaretle yazdığı yazıları taktir ediyorum,bugünde böyle bir yazı
yazmış,doğruya her zaman şapka çıkartmak lazım,ama dün sosyal medyada bir
arkadaşımız gazeteci sayın NAZLI ILICAK ile dalga geçiyor 12 eylül 1980 de
sayın ılıcak askerlere karşı koyup eleştirmiş diye.Evet ben yaşadım o günleri
sayın NAZLI ILICAK merhum eşinin gazetesi TERCÜMAN dan DARBECİ GENERALLERE çok
ağır eleştiriler getirdi ve iki ay hapse girdi onun arkasındanda merhum ECEVİT
yazdığı yazılardan dolayı tekrar gözaltına alınarak hapse konuldu.Arkadaşlar
DOĞRU,DOĞRUDUR?DOĞRUNUN yanlışı olmaz..!!
Şimdi arkadaşlar uzun
zamandır bir TAŞERON söylemi var,ben size bunu kısa izah ettikten sonra
İSTİHBARAT örgütlenmelerindeki TAŞERON kavramını anlatıcam.
Arkadaşlarım
bulunduğumuz coğrafyalarda biz ve bizden geri kalmış ülkelerin,ticaretleri,sanayileri,siyasetleri
hepsi TAŞERON dur.Taşeron olunmaması için kendi reel,
sanayisi,ticareti,siyaseti en başta EMPERYAL devlet olman gerekli yoksa A dan Z
ye hepimiz her iş kolunda TAŞERONUZ….?
Taşeron İSTİHBARAT ve
ASKERİ operasyonlara geldiğimizde çok konuşulan hiç bilinmeyen bir mesele
olmasından dolayı size konuyu burda biraz açıcam.
Arkadaşlar bir DEVLETİN
çok basit yapıpta ama dünya konjöktüründe yapamıycağı ,yaparsa o ülkenin
çıkarlarına veya bütünlüğüne uluslararası alanda zarar vereceği için bunları devlet
organları içinden RESMİ statüde yapmıycak devlet organları dışında tamamen
sivil devletle bir bağı olmayan personel,kurum,guruplara uzmanlık alanları ve
bilgilerine göre yaptıkları işlerin toptanına TAŞERON İSTİHBARAT ve ASKERİ
operasyon denir.Taşeron ASKERİ OPERASYONLARIN tanımlaması farklıdır ona
PARAMİLİTER denir,TAŞERON İSTİHBARATÇILARADA kurumsal tabirde PROFOSYONEL
olarak adlandırılır.
İstihbarat örgütlerinin
genelinde tüm dünyada sevilmezler ama hep bir kenarda tutulurlar,lazım
oldukları zaman duruma göre çeşitli siyasi,maddi menfaatlere göre bunda işin
boyutlarıda uluslararası alanda önemlidir,rakam veya istenilen siyasi güç
açısından.
Mesela merhum ABDULLAH
ÇATLI bir taşoron istihbarat görevlisiydi,ne için bunu baştan kabul
etmiştir,hapisteki ülküdaşlarını kurtarmak ve TÜRKİYENİN başına bela olmuş bir
terör örgütünü tasviyenin bir vatan vazifesi olduğu için bu işleri yaparken
para ve silah almışmıdır,onu artık dosyadaki konuma göre değerlendirmek
gerekir,fazlada dosyalara inanmamak lazım nedenini anlatıcam yazımın devamında.
Türkiyede azda olsa
konumuna ve uzmanlık alanına göre TAŞORON İSTİHBARATÇI ve PARAMİLİTER vardır.Bunlar
pek bilinmez ama mesela şu verdiğimiz merhum ABDULLAH ÇATLI örneğinde genelde
yurtdışında operasyonun sonunda veya sonlandırılması istenilen noktada
İSTİHBARAT yöneticilerince kelek atılmıştır.Türkiyeye döndükten sonrada zaman
içinde kaza oldu denip özür dilenmiş sonraki duruma görede ikinci işte ödeşiriz
denildikten sonra ikinci iştede genelde bir müddet sonra yine bir KOMPLO ile
yok edilmiştir,iz ve SIR kapsamında delil kalmasın diye.
Maalesef gelişmiş
DEVLETLERİN istihbarat örgütleri taşoron kullandıklarında ne vaat vermişlerse
onu yerine getirip,eğer faliyeti götüren istihbaratçı zararlı değilse yol verir
gönderirler.Geri kalmış ülkelerde büyük çoğunluk dosya kapatılırken
istihbaratçıya komplo kurup,kurtulmak vede vadedilen maddi emtia varsa onu bir
şekilde dolaylı yollardan kaybedip yok etmek,hakkını arayabilecek bir konumda
olmamasını sağlamak yada zaten ölmüştür,dosya tamamen kapatılmış,bu operasyonu
götüren desk oficer(masa görevlileri) ve onların en tepe sorumlu olduğu
kişilere göre ucu açık operasyonun
büyüklüğüne göre yetki dağılımı değişebilir öyle operasyon vardır
CUMHURBAŞKANLIĞINDAN yönlendirilmiştir mesela ÇATLI döneminde KENAN EVREN paşa
ve köşk yetkililerinin onayı ile yönetilip yönlendirildiği bilinir.MADDİ emtia eğer sahada çalışana verilmek için dosyaya
geçirilmişse ,iç edilir genelde bu gelişmemiş ülkelerde uygulanan yöntemdir…
Mesela ÇAKAL CARLOS
lakaplı ve isimli uluslararası terörist diye adlandırılan İLİİÇ RAMİREZ ŞANÇEZ
ASLINDA taşeron bir istihbaratçıdır,bir çok ülkenin gizli servisi için
çalışmıştır.
Mesela SUSURLUKTA
kullanılan hibe israilden silahları getiren firmanın sahibinin sonra basına
paramı alamadım diye yansıttığı hadise gibi,merhum oldu ERTAÇ TİNAR….
EVET arkadaşlar birde
yapılan TAŞORON istihbarat operasyonların çok yüksek KOZMİK ve tarihsel
olanları vardır,bunlarda tek bir devleti ilgilendirmeyip çoklu devletleri
siyasi,askeri ve ekonomikman ilgilendiren çok uzun yıllara dayanan operasyonlardır,müsaadenizle
bu kadar sizleri aydınlatmam yeterlidir sanıyorum…
Taşeron istihbarat
operasyonu seyretmek istiyorsanız ÇAKAL filmini RICHARD GERE taşeron askeri operasyon
seyretmek istiyorsanızda YABAN KAZLARI RICHARD BURTON film olarak seyredin
çünkü reel senaryolardır.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder