7 Ocak 2018 Pazar

SAVUNMA VE HAVACILIKTA DURUM.

                            

Sevgili takipçilerim,hepinize selam eder bolluk,bereket ve sağlıklı günler geçirmenizi dilerim.
Başlıktan anlıycağınız gibi SAVUNMA ve HAVACILIK konusunda naçizane tecrübelerimizden ve birikimlerimizden bazı bilgiler sizlere aktarıcam.
Arkadaşlarım birincisi dünyada SAVUNMA SANAYİ devletlerin en önemli ekonomik ve siyasi meseleleridir.
Gelişmiş ülkeler bu sanayi ile ülkelerinin ekonomisini güçlendiriyorlarsa, az gelişmiş veya fakir ülkelerde dünyada var olmak için bu ülkelerden silah ve diğer yan sınıf teknolojileri satın alarak kendi ekonomilerinde sıkıntılar yaşarken bu alımlarlada dünya sahnesinde mücadele ettikleri güçlerle hem siyasi arenada hemde muharebe hatlarında savaşarak kendilerini ayakta tutuyorlar.

Merhum İRAN DEVRİK ŞAHI RIZA PEHLEVİ döneminde ABD entegre olmuş dünya siyaseti ve o yıllardaki irandaki müthiş AMERİKAN emperyalizimi hayranlığı ile PETROL gelirlerinin büyük çoğunlunu ABD  diğer BATILI ülkelerden satın aldıkları yüksek teknolojik silah sistemleri satın almaya ayırıyorlardı İRAN ORDUSU için..

İRAN HAVA KUVVETLERİ ŞAH PEHLEVİ döneminde öyle bir hale geldiki AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNDE yeni envantere girmiş F-14 TOMCAT av bombardıman uçakları aynı anda İRAN HAVA KUVVETLERİNDE envatere 80 adet olarak giriyor ABD savunma bakanlığı anında teslimat için ABD senatosundan karar çıkartıyordu.
1979 yılına gelene kadar İRAN DEVLETİNDE durum böyle giderken aynı ABD ve BATI ŞAHI devirerek HUMEYNİ rejimini dünyaya farkettirmeden iktidara getirdi, bugüne kadarda rejim hala ayakta.
1980 li yılların başında bazı SAVAMAK(İRAN GİZLİ SERVİSİ) yöneticileri ve bunların muadili bizdeki yöneticiler ile çeşitli suyun altında görüşmeler yapıyorlardı.İRAN ambargo altındayken ve orduda büyük subay kadrolarında kayıp varken,çünkü şah ordusunun büyük kısmı öldürülerek veya hapse atılarak yok edildi, küçük bir kısmıda yurt dışına kaçtı.
Bunlardan bir  görüşmede, 80 adet iran hava kuvvetlerinin F-14 savaş uçağı  pilot ve yedek parça bulamamalarından dolayı yerde uçamaz halde çürüyeceğinden  bizim yetkililere teklif edildi.
Buna çok sevinen bizdeki yetkililer TÜRK HAVA KUVVETLERİ ile temas ettikten sonra aniden gelen bir AMERİKAN baskısı yüzünden bu konudan dolayı tek taraflı vazgeçtiler.

Ülkemiz için çok büyük kayıptı hala elimizde bu gelişmişlikte TEYYARE yok maalesef,yıl 2017.
1977 nire 2017 nire:)
Sonra meşhur patlayan DÜNYA SIKANDALI olan İRAN GATE hadisesinde işte bu kullanılmayan uçakların yedek parçaları ve diğer sistemlerin satıldığı el altından ambargo delinerek herkesce anlaşıldı.
Aynı yıllarda MISIRA  gelirsek  yıllarca savaşan İSRAİL ve MISIR devletleri CAMP DAVİD te BAŞKAN CARTER’ın buluşturması ile barış anlaşması imzaladılar.

İsraille Mısır arasındaki husumet bitirildi.Mısırın efsane lideri ENVER SEDAT bu barış ortamına girilmişken hemen ABD SAVUNMA BAKANLIĞINDAN hibe silah yardımı ve silah satın almaya başladı.
                                

O döneme kadar MISIR ORDUSU SOVYET SİLAH SİSTEMLERİ ile donatılmıştı.

1981 yılına geldiğimizde ENVER SEDAT KAHİREDE resmi bir bayramdaki tören geçişi esnasında çok komplike bir suikaste uğrayarak hayatını kaybetti ve hemen yerine eski hava kuvvetleri komutanlığı yapmış sonrada yardımcısı olan HÜSNÜ MÜBAREK getirildi.

Bu örnekleri uzatırız fakat çabuk anlayacağımız şu olmalı.
ABD ve BATI emperyalizimi SİLAH ve SAVUNMA sanayindeki ihracatları ile çeşitli ülkeleri ve bu devletlerin REJİMLERİNİ ve LİDERLERİNİ destekler gözüksede eninde sonunda bir KIRAL COBRA gibi sokucağı zaman hiç tereddüt etmeden sokuyor.

Savunma sanayinde CUMHURİYET REJİMİ boyunca büyük hatalar yaptık MİLLİ SAVUNMA SANAYİNİN yanlış alımlar ve yanlış teknoloji transverleri ile hem ordumuza hemde savunma sanayimize büyük zarar verdik.
 Geçtiğimiz hafta nihayetlenen efsane S-400 YÜKSEK İRTİFA HAVA SAVUNMA FÜZELERİNİN tüm ödeme şartları ve kredilendirilmesi yapılarak satın alınması resmen gerçekleşti.
Dünyada olay hadise olarak vuku bulan bu satın alma ve kontrat imzalama uzun yılların suyun altındaki oyunlarda önemli bir kesimin zafer göstergesi oldu.

Türkiye ile RUSYA arasında yapılan petrol ve gaz BORU anlaşmaları kadar önemli,ciddi ve stratejik bir anlaşma.
Tabi hemen arkasından AVRUPA ülkelerinde her türlü savunma ve taktik füze üreticisi olan FRANSA devleti ile ASTER-30 füze sistemi alımı ve ortak teknoloji geliştirme ve üretim konusunda anlaşma imzalandı.
                                     

Fakat bu konuda kendi fikrimi burda konunun UZMANI  olarak yansıtmak istiyorum.

Özellikle komşumuz YUNANİSTAN yıllarca aynı aklı götürerek dış politikasında ve siyaseti elinde tutanların ballı kapısı olarak gördükleri SAVUNMA SANAYİ alımlarını çok çeşitli ülkelerden çok farklı sistemleri envanterlerine katma ile savunma alanında çok kuvvetli olacaklarına sistemlerin karışıklıklarından dolayı büyük zorluklar çekiyorlar ve  bu konularda savunma sistemlerini birbiri ile entegrede zorlanıyorlar.
                             

Ayını hataya düşmemek için artık envanterimizde TARİHİ ESERE dönmüş AMERİKAN yapısı hava savunma füzelerinin üstüne gelicek S-400 uzun menzilli hava savunma sistemleri ile doğal kombinasyon kuracak TOR-M1 orta menzilli ve en arkayı  alacak  hava savunma füzesi PANTERİS-1 veya TUNGUSKA M-1 kısa menzilli hava savunma füzeleri ile nitelikli ve kordineli savunma görevi yapacak hava savunma füze sistemi oluşturalım.
Bunların komplike olması çok yararlı hava savunması ordularda çok farklı ve stratejik yeri olan konular ve aynı zamanda bu sistemlerin kordineli olması hem HAVA SAVUNMA ÜSTLERİNE çok büyük güç getirir hemde RUSYA FEDERASYONU SAVUNMA bakanlığı ile ortak üretim konusundaki çalışmalar çok gelişir.

Savunma sanayi çok önemli bir konu olması dolayısı ile kesinlikle çok hassas ve derin ülke menfatleri için çok ciddi düşünmek gereklidir.
Herkese selam eder hayırlı günler dilerim.

 SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.                  

3 Ocak 2018 Çarşamba

2 KK İHANET HATTI.

                                    

Sevgili dostlarım hepinize mutlu müreffef,aydınlık,huzurlu,sağlıklı ve bol bereketli 2018 ve devamı yıllar diliyorum.
Yeni yılın ilk yazısını kaleme alıyorum.Yazının başındaki 2 KK şifresini anlayamamanız gayet doğal merak etmişinizdir nedir bu 2 KK.
Evet 2 KK benim baba ve ana tarafındam memleketim olan SELÇUKLU İMPARATORLUĞUNA ikiside BAŞKENT olarak katkı sunmuş ÖZ TÜRK evlatların yurdu olan iki önemli şehrimiz..
Başlangıç olarak yazıcaklarımı başka yazılarımda yazmıştım ama tekrar yazarak bugünlerdeki tehlikeli gidişata bir UZMAN olarak tekrar dikkat çekicem.
Tarih önemli bir gerçeklik bilinci oluşturur.Zaman zaman TARİH içindeki yanlış işlerin TEKERRÜRLERİ olduğunu herkes bilir ve yaşayanlar olur.
Konya ve Kayseri gibi ÖZ TÜRKÜN yaşadığı anadolunun bu mümtaz şehirlerinden HAİN çıkmazmı.

Tabiki çıkar HAİN dünyanın her yerinde bulunduğu gibi KAYSERİDEN, KONYADANDA  çıkar.
Yaşantımız sırasında MİT ve TSK içinde çok kahraman KAYSERİ ve KONYALILARA rast geldiğimiz gibi maalesef bizzat haininede çok rastladık.
Para ve mevki makam için satılık adam ve çete o kadar çokki memleket ve il ayırmadan hepsi birbirlerini çok iyi bulup adlarını çete koyamıyacakları için bir çok ideoloji ve dinsel farklılıkların altında bir güzel yuvalanıyorlar.
İHANET o kadar kıymetli bir silahki onu kullanmak için yarışanların mevki,makam boylarını postlarını görseniz şaşırırsınız diyicem ama biliyorum artık kimse şaşırmıyor,İHANET ustalarıda eski insanlar gibi değil, ihanetleri meydana çıktığında utanmıyor aksine YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ bastırır formulü ile çocukların dediği gibi LEVEL atlıyorlar.))
Babaannem 1900 nufusa kayıtlıydı,ama babam derdiki onlar daha büyük geç yazdırılmışlar eskiden nufusa diye anlatırdı.

1920 konya babaannem dedemin ikinci hanımı babası ve ağbileri subay.
Anlatıyor bana AK EVLADIM bir andan konya dışından DELİBAŞ MEHMET ve çetesi konya merkeze saldırarak geldi.
Deden evde yok DELİBAŞ ve adamları karakolları basıyor ve ordaki jandarma askerlerini ve subaylarını şehit ediyor.
Bir baktım iki jandarma subayı kanter içinde kaçıyor hemen el ettim içeriye evin avlusuna aldım.
Onları hemen evin en üst katındaki yüklüğe sakladım.Yemeklerini ve sularını götürdüm..

Deden eve geldiğindede hiç ses etmedim sinirlidir söylemedim zaptiye subaylarını evde sakladığımı.
Beş yıl arap yarımadasında REDİF ASKERİ olarak ayak basmadıkları yer kalmamış,ordada HACI olmuş lakabını DELİ HACI koymuşlar.
                                    

Babanem anlatırdı AK oğlum derdi açlıktan çöllerde ÇEKİRGELERİ yemişler.

İki günün sonunda ANKARADAN ANADOLU HÜKÜMETİ isyanın bastırılması için kuvvet yollamış ve isyan bastırılmış.
Melek babaanem anlatıyor günlerce leş kokusu KONYADAN gitmedi.
Delibaşın ne kadar adamı varsa konyada yakalandıkları yerde ağaçlara ipe çekildi.
İbreti alem olsun diyede günlerce ipten indirilmedi.
ATATÜRKÜN kuvvetleri gelince iki subaya haber verdim onlara rahat olmalarını askerlerin gelip kalkışmayı bastırdıklarını söyledim ve yolladım.
Birkaç gün sonra iki subay ve baskını sonlandıran komutanlar tekrar bizi ziyarete geldiler ve bana çok teşekkür ettiler.

Dedende o zaman öğrendi ve kızmadı güldü MELEK hanım senden korkulur diye..
Bildiğiniz gibi DELİBAŞ MEHMET isimli bu azılı hain İNGİLİZE esir düşmüş istanbul hükümetinden emir ve maddi destek alarak bu ayaklanmayı yapıyor.
Aslında ÇUMRALI olan DELİBAŞ BOZKIR,ÇUMRA ve diğer kırsaldan topladığı adamları ile aniden KONYA merkezi basıyor.
İNGİLİZ:)

Gelelim KAYSERİ ye.
NATO nun gizli ordularının 1969 senesindeki çeşitli senaryolar kurarak gerçekleştirmek istediği bir DİNCİ ayaklanma ilk önce konyada düşünülüyor.

Sonra KONYA bu konuda provake edilemeyeceği anlaşılınca KAYSERİNİN uygun olduğunun kararı verilerekek 8 temmuz 1969 gerekli provakatörler şehirde provakasyonların ateşini yakarak KOMİNİSTLER MOSKOVAYA diye sloganlarla çeşitli ilerici dernekleri ve bilinen kayserili modern insanların işyerlerini ve evlerini yağmalıyorlar.

Modern kadınları ve öğretmenleri çıplak halde arabaların arkasına bağlayarak dolaştırıyorlar.
Babamın çok yakın arkadaşı dönemin KAYSERİ VALİSİ KONYALI ABDULLAH ASIM İĞNECİLERİN vilayetteki odası basılarak olaylara müdahalesi engelleniyor.

Merhum İĞNECİLER etkisiz kalınca saatler sonra ANKARAYA giden gayrinizami haberlerden ANKARA KAYSERİYE müdahale ediyor ve kalkışma önleniyor.
Bu hadise DELİBAŞ MEHMETİN 1920 yılında yaptığı KALKIŞMADAN sonra CUMHURİYET tarihinin en büyük kalkışması.
Kayserililer hiç bahsetmiyor bu konulardan.
Gelelim bugüne ve ülkemizde yapılmak istenenlere.Herkes suyun üstünde dolaşır biz hep altında dolaştık.
APO yu getiren KENYADAKİ ÖZEL HARP subaylarından bir tanesi merhum ALBAY ABDULLAH SOYLUOĞLU.
Paketi teslim aldık kelimesi ile tarihe not düştükten sonra APO ya MEMLEKETİNE HOŞ GELDİN demiş ikinci kere yine tarihe not düşmüştür.
Hayatada gözlerini mütevazi şekilde KONYANIN SEYDİŞEHİR ilçesinde göz yummuş gönüllerdede hep yer bulmuştur.

Bugünlerde PARAMİLİTER oluşumlar ve bunlara çeşitli yasal statüler kazandırılması gündemden hiç inmiyor ve bu konular toplumda devamlı bir gerginlik yaratıyor ve kamplaştırma yapıyor.

Bu konularda çok büyük tecrübelerimiz istihbari açıdan olduğu için fazla açmadan konulardan bahsedip ikinci bir duruma kadar kapatıcam.
Birincisi ABD ve İNGİLTERE devletinin ülkemizdeki yapılanması ve angaje ettiği kendine dahil ettiği insana dayalı yapıyı bilseniz aklınız tavan yapar.
Birbirlerine ideolojik ve siyaset icabı toplum önünde yüksek perdeden seslenen yapıların kurmay kadrolarındaki seçilmiş yapıdaki SİYASETÇİ,ASKER,MİT mensubu,Emniyet personeli diğer bürokratlar sanayici ve ticaret erbabı aklınız gider.

Bugünlerde FETÖ yapılanmasının aranan kaçak en önemli adamlarının yine bugünlerde PARAMİLİTER güçleri dizayn eden kişilerle aynı KIRALİYET VE BİRLEŞİK DEVLETLER güçlerinden direktif aldıklarını bilseniz biz bu ülkede sokaktaki vatandaş olarak birbirimizle niye uğraşıyoruz kavga ediyoruz diye düşünürsünüz.
Söyliyeceğim son sözler şu olsun  İKİNCİ BİR DURUMDAN VAZİFE çıkartana kadar yazımı burda kesiyorum.
1920 yılında  KONYADA DELİBAŞ MEHMETLER nerden siyasi ve maddi güç alarak bu ülkenin insanına malına canına kıymaya ve DEVLETE baş kaldırdıysa,bugünde aynı yerlerden DİREKTİF alarak bu hadiseleri götürmeye kalkacaklardır,EMİN olun.
Herkes bizim ARAS saatlerce dağda bayırda dolaşıp cami avlularında çay içtiğinde, beyoğlunun ara sokaklarında sabaha karşı şarapçılarla şarap içtiğinde bugünler için yaptığını unutmasın.
                                          


TİTRE SAKARYA biliniyorsun A dan Z ye.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

26 Aralık 2017 Salı

DUVARDAN TUĞLA ÇEKİLDİ.

                           

Sevgili takipçilerim hepinize umarım gelecek yıllar ferahlık ve mutluluk getirir.
Son  ŞEHİT APTİ İPEKÇİ gerçeği yazım ve ondan önceki beşyüz on yedi adet yazılarım ile hadiseleri bulmak ve gerçek DERİN ÇETELEŞMENİN 1981 yılına gelene kadar kısmını çok açık anlayana anlıyacak şekilde yazdım.

1981 yılından sonraki yaşadığım gerçek yaşam formundaki hadiseler özellikle merhum 7.CUMHURBAŞKANI  KENAN EVREN ve dönemin MİT müsteşarı merhum kafkasya kökenli BURHANETİN BİGALI ve o yılların
                                               

ihtilalle TÜRKİYE BARONU olan kişinin aileme karşı organize ettiği hainlik ve onun o tarihten bugüne devam eden
çekişmelerini,çatışmalarını,ihanetlerini,cinayetlerini ve entirikalarını VATİKAN,AMERİKA,ALMANYA,FRANSA,İSVİÇRE ve karşı örgütlenme 
                                           

SSCB(SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ) içine alan büyük çekişmelerin bugüne kadar ulaşmış,bu dönemdede aynı şekilde devam eden İHANET şebekesinin yaptıklarını yazıcam fakat bunları hatırladıkça ülkeme,milletime ve kendime çok üzülüyorum.
                                 

Çünkü bu kadar ŞEREFSİZ ve HAYSİYETSİZ,AHLAKSIZ  ülke içinde ve AVRUPA,ABD devleti içlerine kadar uzanan PİSLİK ve KOKUŞMUŞ yapının maalesef bu ülkeden sökülüp atılamayacağı gibi gün ve gün ülkenin başına çok daha büyük çorap ördüklerini biliyorum.

Artık TİKSİNDİRİCİ şekle gelmiş riya,haysiyet cellatlığı,kanunsuzluk geleneksel olmayan hareket tarzları ile çalışan bu yapının insanları ellerindeki kuvvetli erkle daha ne yapıcaklarını kestiremiyorum,düşünmek dahi istemiyorum.

Sayın eski İÇ İŞLERİ bakanlarından MEHMET AĞAR beyin  şehit gazeteci UĞUR MUMCU beyin eşi sayın GÜLDAL MUMCU hanfendiye söylediği cümle EĞER BİR TUĞLA ÇEKERSEM DUVAR ÇÖKER demesi aslında o tuğla çoktan çekildi ama DUVAR falan çökmüyor niye?
                                   

Çünkü bu DUVAR İHANET TUĞLALARI üstüne kuruldu bu duvarı kuran ANGLASAKSON beyinler ve onların SİYONİST ortakları ne zaman isterlerse bu İHANET DUVARI ile ülkeyi ve milleti çökertecekler.
Bugünlerde artık son hadde varmış hadiselerle birkaç bin kişilik ihanet yapısının zevki sefası ve onların menfatleri için SEKSEN MİLYONLUK ülkemizde her türlü etnik sosyolojik ve dinsel yapının tarih boyunca hiçbir sorunu olmamışken bir dönem 1970 li yıllarda denenmiş İÇ SAVAŞ denemelerinin günümüze revizyon edilmiş şeklini başarılı şekilde programa koymak için harıl harıl her cenahta çalışıyorlar.
                                    

NERDENMİ BİLİYORUM😊
1979 da,1983 de,1999 ve en son 2010 yılında şahsen gördüğüm tüm ihanetlerden biliyorum.
ŞEHİT APTİ İPEKÇİ GERÇEĞİ isimli son yazımı okuyarak buna alt yapı oluşturacak 2.04.2016 tarihinde bloggerımda bulunan ÖMRÜMÜZÜN SON DEMİ yazımı iyi okursanız nasıl bir ihanet sürecinin paralelinde bu ülkede yaşadığımızı anlarsınız.

1979 yılında YEŞİLKÖY 50. YIL lisesinde stajyer FRANSIZCA öğretmenimiz olarak sınıfımıza derse giren arkadaşımın ablası ADALET hanımın torpil yapıp dört buçuktan notumu beş yapması ile dersten geçmem ile ihanet sürecinin en parlak günlerine başlangıç yapmış olduk.

                                 

Arkadaşlar bu yazıda fazla yaşanmışlık yok bildirim var, anlatıcam anlatıcamda bazen zor oluyor.
Özellikle ÖMRÜMÜZÜN son demi yazımı okuyun!!
DR:)))))))))))))))))))))))))))))))
               

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

12 Aralık 2017 Salı

ŞEHİT APTİ İPEKÇİ GERÇEĞİ…

                        

Sevgili takipçilerim,hepinize selam ederim.Biliyorsunuz uzun yıllardır yazılarımla sizleri,ülkemi yazılarımla aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu sefer türkiyenin ve dünyanın en karanlık olaylarından biri olan GAZATECİ ŞEHİT APTİ İPEKÇİ beyefendinin hiçbir zaman nedeni tam olarak belirlenemeyen katlinin ve suikastinin nedenlerini kendi yaşanmışlıklarımdan anlatıcam.
Yıl 1977 rahmetli babamda tedirginlikler başladı.Babam araba kullanmayı bıraktı.Artık tamamen annem arabayı kullanıyor.İşe giderken sefertası ile yemeğini evden götürmeye başladı.Anlatımlarında daha ekonomik olduğunu ofisteki personelede yemek paralarını verdiğini isteyen evden isteyen dışardan yiyebileceği talimatını vermiş.
O aralar banada ASLAN PARÇASI sendeki 6.35 mm tabancayı arabanın torpidosuna koyalım devamlı orda dursun dokunma olurmu dedi.
Bu arada bu silahla annemde birkaç defa eğitim verdi.Bize anlattığı anarşi ortamı çok daha fazla artacağı eğer araba ile giderken herhangi bir saldırı olursa kesinlikle hiç korkmadan silahı kullanın kim geçerse geçsin önünüze ezin geçin en yakın karakola sığının ordan beni arayın, tamam dedik babama.

Kendiside artık hergün işe silahla gidiyor silahla geliyor.
Yıl 1978 senesi aniden paraya ihtiyacım var dedi ve arabayı sattı zaten 12 eylül 1980 darbesi olana kadarda araba almadık ne zaman darbe oldu o zaman tekrar araba satın aldık.
Yine yıl 1978 mutat hergün yemek masasında rakısını içerken günün hadiselerini konuşuruz , bana çok kısa bilgilendirmeler yapar bende dinlerim yıllar sonra anladımki kulağımda yer yapması içinmiş.
Yine 1978 yılının kış aylarında çok sıkıntılı olduğu günlerde kısa rakısını içerken dediki elime öyle belgeler geçtiki ortalık sarsılır.
Kısa söyledi ve kesti içimden geçirdim üyesi olduğu dernekle ilgili diye.
Çocuk olduğun için sorgulayamıyorsun ne biliyor ve kısıtlı neye şahitlik edersen onla yetiniyorsun.
O aralar  yakın zamanda kaybettiğimiz yiğenim merhum GALİP TEKİN  karikatürist olmadan evvel istanbulda GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİNE başlaması lazım, onun için sınavlara çalışıyor.

Babamında AKADEMİDE hoca yakın dostu sonrada akademiye rektör olan merhum prof. GEVHER BOZKURT  ile dostluğu olduğu  zaman zaman görüştükleri için GALİP ile tanıştırıp akademiye girmesini sağladı.
O yıllarda GEVHER HOCA çok iyi tenisçi olduğu için zaman zaman APTİ İPEKÇİ beyi bizim kulübe davet ediyor ve merhum İPEKÇİ ile tenis oynuyorlardı.

Bende onları izliyorum özellikle Pazar günleri geliyordu.Çünkü o gelmeden evvel GEVHER HOCA özellikle A kapı kortun bakımını özel yaptırtıyor kort çalışanlarına, ağaç gölgelik olduğu için o kortu tercih ediyorlardı.
                                              

Merhum İPEKÇİ taşlık tenis kulübünde oynadığı için bu kulüpte çalışan ve diğer kulüplerdede familya olarak bulunan SOYSAL aileside sayın İPEKÇİ beyi tanıyorlar ve çok saygı gösteriyorlardı.

Tabi zaman zaman anlatımla veya karşılaşmalar olduğunda bende babamın çeşitli şekillerde İSTANBUL daki SOVYET diplomatları ile görüştüğüne şahit oluyordum 1975 yılından sonra.
                              

1977 yılında bir gün canı sıkkın geldiğinde SOVYET diplomat dostu Y.ZAYSEF in LÜBNANDA bir çatışmada hayatını kaybettiğini anlattı.
                                           

Hatta çok zaman  bu görüşmelerde hiç siyaset konuşmadan yemek yerken alkol aldıklarını sadece TEKNİK konulardan konuştuklarını anlatırdı.
General ZAYZEF ülkemizde 1970 li yıllardan itibaren çalışmaya başlamış 1976  yılında diplomatik gelişmelerden dolayı İSTENMEYEN ADAM yani NON GRATE PERSONA verilmiş kendiside LÜBNANDA görev yapmaya başlamış.

Ben sonra tam özelliklerini öğrendim kendim bizzat aynı konuda çalışmaya başladığımda çok cesur ve gözü kara ve ilk defa İSTANBUL da ilgili bölüme GENERAL rütbesinde atama yapıldığını öğrenmiştim.
Yine aynı yıllarda dahada evvel bazı yazılarımda ve bir televizyon programında bahsettiğim SEFERBERLİK yapısı içinde babamla irtibatı o günlerde sağlayan ŞEHİT MAHMUT DİKLER emniyet müdürü SİYASİ 1.şubeden sorumlu haftanın mutat günleri gelerek babamla başbaşa görüşüyorlar bazen evde babam bana bazı tıraji komik hadiselerden bahsediyordu.
Kısa bir örnek şehit DİKLER at yarışlarına meraklı meşhur 1978 yılındaki HİPODROM soygunu sırasında ikiliyi kazanmış parasını kasada alıcakken soygun gerçekleşiyor.

Arkadaşlar meselenin bu kişilerin pozizyonlarını ve görevlerini ve yetkilerini anlattıktan sonra şimdi sadete gelicem yoksa yazıyı bir hafta yazmam gerekir.
Rahmetli babam SOVYET yöneticileri tarafından arkadaşları ile vatansever olarak bilindikleri ve babamın GÜVENİLİR şahıs olarak resmi olarak SEFERBERLİK yapısı içinde karşılıklı bilgi alışverişi yapıldığı için TÜRKİYEYİ 12 eylül 1980 darbesine götürecek tüm askeri,sivil ve bürokratik yapının şema halinde dosyasını veriyorlar.
Bu dosyayı göz geçirdikten sonra bunun nasıl sağlam bir şekilde değerlendirileceğinin yol haritasını çiziyorlar.
En sonunda rahmetli babam ve şehit MAHMUT DİKLER karar vererek merhum İPEKÇİ beyle bir ön görüşme yaptıktan sonra merhum İPEKÇİ ye sonradan dosya şehit DİKLER ile ulaştırılıyor.
İşte ne oldu ise o 1 ŞUBAT 1979 günü bu bilgilendirme dönemin BAŞBAKANI merhum BÜLENT ECEVİT beye yapıldıktan sonra merhum ipekçi evinin önünde katledilerek şehit ediliyor.
Bu olayda ilk anda rahmetli babam ve şehit mahmut dikler ile  ilgili kimse hiçbir şey bilmiyor.

Bu hadiseler gerçekleştikten sonra aynı türden yaşantımız devam ederken SOVYET yetkililerinin yardımı ile 1979 yılının eylül ayında rahmetli babam ve annem,kardeşim sağlık nedenleri için MOSKOVA ya gidip 25 gün o dönemde orda kaldılar.
Bu olaylardan sonra rutin yaşantımız devam ederken anılarımda yazdım okursanız anlıycaksınız zaman zaman çektiğimiz sıkıntıları.
Arkasından nihayi son 12 eylül 1980 darbesi geldi.
Arkasından kısa zaman sonra ŞUBAT 1981 yılında İSTANBUL EMNİYET MÜDÜR muavini MAHMUT DİKLER maslakta şehit edildi.
Nisan 1981 sabah saatlerinde babam, oğlum ben annenle KIBRIS a gidiyorum saat 14.00 uçak kalkacak ev sana emanet.Peki baba dedim.
Cumartesi günü ÇINAR OTELİ diskoteğinde gündüz matinası var oraya gideceğim üstümü değiştirmek için eve saat 13.00 geldiğimde ŞOK oldum bizim kapı kırık.
Hemen apartman emektarı HÜSEYİN ağbiye gittim beraber bir eve girdik darma duman ev.

Dedi baban nerde HÜSEYİN ASLAN apartman görevlisi, dedim saat 14.00 uçakla KIBRISA gidicek.
Git babana yetiş alana, o ne emir verirse ona göre hareket edelim.
Hemen taksiye bindim ALANA gittim orda annem ve babamı yakaladım.
Gümrüklü alanda durumu anlattım babam sıkıntıya girdi,havalimanı emniyet müdürü ile görüşerek UÇAĞI alanda beklemeye aldırdı.
                                       

Hemen benle taksiye binerek eve geldi,evi kontrol etti hiçbir şey çalınmamış, hırsız birde bardan bir şişe viski açarak bir duble viski içmiş.
                                          

Babam dedi polise haber vermeyin hüseyin, ASLAN parçası sana emanet ben gidiyorum kapıyı bacayı yaptır.
Alana döndükten sonra yolcular uzun zaman uçak içinde teknik arıza var denerek bekletilmiş en son babam binmiş..
İki üç saat sonra babam kıbrıstan telefonla aradı.Oğlum doğru karakola git giderkende yanında bir şişe viski götür evrak memuru MİKAİL i bul durumu anlat eve gelsin zabıt tutsun.

Peki baba dedim aynı şekilde yaptım eve geldiler arkasından parmak izi şubesi geldi ve hadise tamamlandı.
Bir hafta sonra babam döndü iki ay sonra hırsız yakalandı ve eve getirildi.
Tutanaklara ben imza attığım için teşhise ben bulundum.
Birde farkına varmadan hırsızı gören arkadaşım KEZBAN.Hüseyin ağbinin kızı.Kezban bu değil dedi,polisler dedi herşeyi itiraf etti sen iyi bakamamışın o gün.
Getirdikleri şahısın ayakları 50 numara olmuş ayakkabının üstüne basıyor.
Polis sordu bu evden ne almıştın 57 ekran siyah televizyon.
Dedim bizden hiçbir şey çalınmadı.Polis sordu şikayetçimisiniz.
Yok dedim.

Polis o zaman ilerdeki olay mahaline gidelim.
İlerdeki olay mahalli birkaç apartman ilerimizdeki bir ALBAYIN da aynı anda evine girilmiş ordada hiçbir şey alınmadığı gibi ALBAYIN beylik tabancası hırsız tarafından yatağın üstüne atılmış.
Sevgili okurlarım bundan sonra hadiselerin devamı ve bir çok ilgili konuda benim yaşanmışlıklarım var.
Hatta o dönemde METRİS CEZAEVİNDE sol örgütlerden devşirilerek itirafçı tetikçi olmuş ŞEHİT MAHMUT DİKLER  ve diğer suikastlerinin tetikçilerine kadar.

Bu belgelerede ben hiçbir zaman ulaşamadım.Yanlız yaşadıklarımla öğrendiğim  hayatını genç yaşta kaybeden ve bu konularda bana bilgi ve haber taşıyan  tüm dostlarıma ALLAHTAN RAHMET dilerim.
                                  (ORJİNAL)
                                            

Bu hadiseler günümüze kadar büyüyerek ve evrilerek geldi içindeki yaşayan kişilikler ve gizli yapılarla?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

                                                                                                    01.01.2022                           A...