9 Ağustos 2016 Salı

DERİN SAVAŞLAR SOVYETLERDEN AVRASYAYA!

                                      

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi haftalar hafta sonunda tüm DÜNYAYA gösterdiğimiz muhteşem ötesi birlik ve beraberliğimiz umarım DÜNYA BARIŞI için bir MİLAT olucaktır!!
Batının artık yüzsüzlükte değil,tamamen ihanet içindeki davranışlarını bugünlerde çok iyi görüyorsunuz.
Hatta BATI yanlısı ülkemiz içindeki dinamikler bile BATIYI savunacak bir argüman bulamıyorlar..

Şahsım  kırk yıllık bir zaman zarfında fikri ve fiili olarak hiç yanılmamaktan dolayı bugünlerde çok mutluyum..
Bu yolda çok insan ve maddiat kaybetsekte başta ülkem,insanlarım,ailem ve kendim için gayet mutluyum..
15 temmuz darbe kalkışması ile görünmeye başlayan tablo aslında TÜRKİYE devleti içine stratejik sızdırılmış BATININ organize ettiği bir güruhun ülkemizi kısa vadede parçalama isteğiydi..
Batının çok nedeni olsada aslında TÜRKİYE devletinin son dört ayda artık tamamen BATININ içte ve dışta ihanet yüzünü görmesinin ardından  RUSYA ve onun interlandındaki ülkelerle kopan ilişkileri STRATEJİK uzun vadeye yayılıp şekillendirilecek pozisyonda hazırlanması..
Buna ilk tepki İSLAMİ TERÖR ÖRGÜTÜ İŞİD in YEŞİLKÖY HAVALİMANINA canlı bombalarla saldırması,ikinciside FETÖ(FETTULLAH EFENDİ TERÖR ÖRGÜTÜ) darbe kalkışmasıydı..

Belki RUSYA ile ilişkileri öğrenen BATI istihbarat servisleri FETÖ terör örgütü ile yapıcakları darbe kalkışmasını zaman olarak acil erkene aldı,aslında kalkışmayı AĞUSTOS başında yada sonraki aylarda yapabilirlerdi diye düşünüyorum..
                                

Bu hadisede RUSYA ,TÜRKİYE stratejik ilişkilerinin toparlanması ve yapılacak resmi görüşmeler tüm ORTADOĞU,BALKANLAR, KAFKASLAR ve AVRUPADAKİ ekonomik,siyasi hatta coğrafik düzende değişiklik yaratabileceği için BATI EMPERYALİZİMİ herşeyi denedi ve deneyecektir..
Batının insana dayalı ülkemizdeki yatırımı sadece FETÖ terör örgütü ile sınırlı sananlar çok yanılırlar.Çünkü BATI son iki yüz yıldır müthiş derecede ülkemizde insana ve onla gelişimi olan aile düzenine yatırımı vardır.
Çok kilit noktalarda bir çok BATI emperyalizimi için sistematik uyuyan insan faktörü ülkemizde vardır..
Batının en büyük amacı ve stratejisi son yetmiş yıldır ikinci dünya harbinin sonundan itibaren TÜRKİYEYİ SSCB(RUSYA FEDERASYONU) dan uzak tutmak.
Yakınlaşma zamanlarındada niyetleri öğrenmek stratejik analiz çıkardıktan sonra TÜRKİYE içinde BATININ taşoronluğunu yapan güçler ile ilişkileri sabote etmek.
Düşürülen SU-24 RUS savaş uçağı örneği buna son en canlı örnek teşkileden durumdur..
Türkiyenin samimi RUSYA federasyonuna yaklaşımı ve gelişecek ortak stratejik her türlü çalışma esnasında  bu konuları sabote edicek olaylarla karşılaşıcaz,bunlarada her iki taraf hazırlıklı olacaktır.
Nede olsa yetmiş yılda biriken büyük bir tecrübe,birikim ve bilgi depolanması var.
Tabi kendimlede ilgili sizlere bu konularda yaşanmış gerçek TÜRKİYE ve DÜNYADA hiç yazılmamış hadiseleri elimden geldiğince yazdım ve yazıcamda.
Ben doğdum bu adresler içinde yaşantım sürdü.Tabiki yönüm başka yönler olabilirdi ama sadece kendi bilgime ve düşüncelerime kulak verdim.
1979 yılından bu yana RUSYA ve TÜRKİYE devletinin eninde sonunda stratejik partner olucağına inanmıştım.
Tüm eforumu ve yaşam tarzımı bu idealler üstüne yerleştirdim.Yolumdan çok çevirmek isteyenler oldu,şu günlere kadar hala büyük tuzaklar hazırlayanlar oluyor yakın çevreme sızma faliyeti yapanlar tarafından ama idealimizden dönmedim..
Önümüzdeki günleri dikkatlice izleyelim en önemlisi size şu bilgiyi vermek isterim,RUSYA devletinin stratejik çıkarları TÜRKİYE üstünde hep pozitif düşünce tarzındadır.Rusya devletinin TÜRKİYE ile ilgili gizli bir ajandası veya ikilik düşünceleri yoktur.
İyi niyet esasına dayalı bu düşünce tarzı RUSYA DERİN DEVLETİNİN stratejik politikasıdır,TÜRKİYEYE karşı…
                                     

Büyük ÖNDER MUSTAFA KEMAL ve arkadaşları dönemin TKP(TÜRKİYE KOMİNİST PARTİ) üyeleri MİLLİ MÜCADELE esnasında SOVYET RUSYA ve onun interlandında bulunan TÜRKİ CUMHURİYETLER yapısından büyük yardımlar almış ve MİLLİ MÜCADELEYİ başarı ile bitirmemizi sağlamışlardır..

Bu hadisede ebedi olarak TAKSİMDE İSTİKLAL ANITINDA taçlandırılmış devrin iki ünlü SOVYET DEVLET adamı MİHAİL FURUNZE ve MAREŞAL  KILEMENT VOROŞİLOV heykelde yerlerini almışlardır.
Burdan belirteyim tekrar, ben KOMİNİST değilim tam aksine bir derin yapıdan geliyorum.Birde bu TAKSİMDEKİ heykeli yaptıran aile yapısı içinden birinede haklı olarak yaptığım saldırılardan  ve savaştan dolayı, bugünlerde özelikle bu FETÖ örgütlenmesini görünce pişmanlık duymaya başladım kendi kinim biraz geri planda kaldı..
                                  

Tabi bu komploların hep anlattığım  banada  yapıldığı için insan yapılarını çok iyi öğrendim.En önemlisi kamuoyunda nutuklar atan her dönemde önemli stratejik kişiliklerin hangi BATILI güçlerin servislerine hizmet ettiklerini çok iyi kavradık.
Türkiyede belirli yapılar sizi hedef alırsa vericeğiniz mücadelede bir çok önemli ismi kapılardan girerken heyecanlı,susmuş ve sakin şekilde KUZU gibi nasıl BATI lıların karşısında durduklarını görürsünüz..
RUS DERİN yapısal konularını bilmek demek,  dünya vizyonu yüksek bilgi sahibi olmak demek..

Bugünlerde İSTİHBARAT ZAFİYETİ üstünde duran ve bunu her defasında kamuoyuna deklare eden devlet büyüklerimiz bu konuların önünü almak için çalışıyorlar..
Fakat sizlere bu istihbarat zafiyetini kendimle ilgili olanı biraz açıklama yapmak istiyorum.
Mit müsteşarımız sayın DR HAKAN FİDAN beyefendiyi kamuoyu fazlaca hiçbir zaman tanımadı halada tanımıyor,sanırım..
                    

Aslında kendisi MİT müsteşarlığına dönemin BAŞBAKANI bugünün CUMHURBAŞKANI sayın RECEP TAYYİP ERDOĞAN beyefendi ve çalışma arkadaşları tarafından 2006 yılından itibaren hazırlanmaya başlandı..
O dönemde TİKA (TÜRKİYE İKTİSADİ KALKINMA AJANSI) üst yetkilileri ve NÜKLÜER ARAŞTIRMADAN bazı görevlilerle görüşmüştüm ve sohbetlerim oldu..                     

Bu arkadaşlar devamlı RUSYA FEDERASYONUNA gidip geliyorlar o dönemde ,hatta NÜKLÜER ARAŞTIRMACILAR RUSYA üstünden ERMENİSTANA geçerek uluslararası gözlemci sütatüsü ile ermenistandaki nüklüer reaktörü kontrol ediyorlardı..
Tabi arkadaşların tavrından ve konuşmalarından anlıyordum DİNİ bütün arkadaşlar.
Sayın FİDAN ile dediğim gibi biyografilerimiz araştırılsa TÜRKİYE devletine çok enteresan bir kompozisyon çıkıcak gibi gözüküyor..
2006 yılından 2010 yılı nisan ayına kadar TÜRKİYE de ne yaptığım belli.
2010 yılında böyle bir gurubun bu sahte operasyonu CEMATİ kullanarak yapması kamuoyunun bilemiyeceği çok stratejik bir hedefi ele geçirmek istemesinden   gösteriyorki 2006 ve 2010 yılları arasında çok iyi arka planı olan bir  çalışma yapılmış….
Tabi o günki arkadaşlar cematin böyle 15 temmuzdaki gibi halkı,karadan ve havadan bombalayacağını tahmin etmedikleri için ve yakında KANKA oldukları için her tarafa gülücükler saçıyorlar ve böbürleniyorlardı..
Kapalı kapılar arkasındaki konuşmalarıda biliyorum televizyonlardanda çaktırmadan İSLAMDA GANİMET vardır,KAFASINI KOPARDIK ve bu türlü dinimizin bazı ayetlerini arkadaşlar kullanıyorlardı..
                        

Kankalardı CEMATÇİLERLE ve tabi GÜÇ kimde ise vurur alır naraları..
Şimdi anlaşıldıki sanırım GÜÇ önce ALLAHTA sonrada MİLLETTEYMİŞ.
Millete ne yapmamak lazımmış,KAFA KOPARMAMAK ve  KANUNSUZ GÜÇ KULLANMAMAK..
Bakın darbeci askeri personele ne yaptılar devletin silahını kullanarak MİLLETE ve DEVLETE kanunsuz şekilde güç kullanmaya kalktıkları için derdest edip tıktılar içeri,cezalarını vermek için hukuka başvurulacak..
O günde yapılan şeyler aynıydı devletin gücünü kanunsuz kullanmak, birde ne yapmamak lazım TAKİYE yapmamak lazım..
 Sayın FİDAN ve bu konuda MİT içinde bu operasyonu bana yapan kişiler bunu ileriye dönük çok stratejik  yani ülkemiz içindeki belirli kendilerine bağlı bir gurubu ayakta tutmak için yapıyorlar..
Arkadaşlar İSTİHBARAT yöneticiliği belirli bir adap,düzen ve hiyerarşi içinde olur.Kendi koyduğun hedefe gitmek için başkasını karalayıp,zayıf olan kişiler üstünden kendi emel ve çıkarlarını götürürsen DÜNYA düzeni ve sistemleri içinde yanlış algılanırsın daha sonra...
Kimsenin geri plandan GÜÇ kazanmak için başkalarına KARALAMA KAMPANYASI ve İTİBAR suikastçiliği yapmasına gerek yok..
Sıkışınca ,yalan beyanlar vererek toplumda pisikolojik harekat yöntemleri kullanarak ATEİST,FAŞİST yada IRKÇI demeyede gerek yok bana yakınını  yolluyorsun benle irtibatta geçiyor bir TÜRKE,LAZA,ÇERKEZE nasıl davranıyorsam aynı ilgiyi onada gösteriyorum..
 Konuların hiç biride umrumda değil meseleyi KAMUOYUNDA konuşamıyorsunuz bile,konuşamazsınızda bu işlerde MERTLİK ve YÜREK ister.
Güç sadece ALLAHTA dır,kendini çok güçlü hissettiğin zaman olanları görüyorsunuz..
Planlı ve sinsi yapılan her şeyin altında İHANET vardır bunuda unutmayın..!!

Rusya Türkiye ilişkilerinde suyun altında çok maceralı zamanlar geçti.
Bunların en önemlisi 12 eylül 1980 darbesine TÜRKİYEYİ götüren bir beş yıllık dolu,dolu geçen bir zaman.
Daha sonrasında özellikle DUVARIN yıkılması ile başlayan yepyeni bir süreç,bununda çok maceralı anıları var,işte günümüze kadar..
Geldiğimiz zaman çok önemli bir  kavşak TÜRKİYE için sanırım.
Dünyayı nasıl biçimlendirecek bunu izliyeceğiz.
Tenis oynarken rakibinin güçlü ve zayıf tarafını bilerek ve ona göre kendini düşünce bazında sahaya hazırlar performansını sahada oynadığın rakibinin güçlü ve zayıf taraflarına göre oyunu kendi lehine kurmaya çalışırsın..
Amerika çok güçlü bir ülke,müttefikleri ile dünya üstünde büyük emelleri var..

Amerika ve ortaklarının özellikle dünya üstünde biyografik bilgiye dayalı akla gelmiycek istihbarat çalışması ve bilgi deposu var.
Bunu kullanmayı bir tarafa bırakalım,bu biyografik bilgiler üstünde çalışarak insanların çeşitli durumlarda nasıl tepki vereceklerini ve tüm yapısal karekteristik özelliklerinin analizini yaparak kişinin nerde ne yapabileceğinin yere,zamana ve durumuna göre izledikleri şahsı, hedefteki yada kontrolündeki kişinin nasıl hareket edeceğinin tahminlerini yapıp ona göre plan ve taktik program hazırlıyorlar..
Amerikanın ÜLKEMİZDE geldiği nokta son nokta,bizim yapıcağımız hamleler aynı zamanda onların bizim önümüzü kesmek için yapıcağı karşı hamleler şahsımıda meraklandırıyor..
Özellikle 1978 ve 1980 arasında darbe ile sonuçlanan hadisede AMERİKANIN su altındaki faliyetlerini bilmemden dolayı, nihayi sonuca darbe ile ulaştıktan sonra nasıl bir DÜNYA devi olduğunu göstermesi önemliydi..                  

Seferberlik yapımızı KLONLAMIŞ NATO vasıtası ile  AMERİKA ve bu yapının KLONLANMIŞ kısmında kendi yetiştirdiği ve angaje ettiği insanlar sayıca fazlaca var,BATI ve AMERİKA ile mücadele ediceksek TÜRKİYE ilk önce içindeki KLONLANMIŞ personelleri ne yapıcağını düşünsün bugün arkanda çıkan sızmış yapının başka türü yarın yanında çıkıcak ve bunların ülkeyi AMERİKAN politikası ve bağımlılığı altında kalması için her türlü saboteyi yapıcak ve RUSYA yapısı ile uzak durmanı sağlamak istiyecek..
Yazımın sonunda geçtiğimiz yıl son yüzyılın en büyük KIRİZİ ile karşı karşıya kaldığımız RUSYA ve TÜRKİYE ilişkilerinde bugün sanırım yeniden gelişecek dostluk ile beraber stratejik ortak hedeflere yönelmemiz her konuda ülkemiz içinde,bulunduğumuz coğrafya içinde,RUSYA içinde büyük bir ENERJİ ve GÜÇ olucak..

İSTİKLAL,HAK kelimelerini kullandığımızda bunları SÖZDE değil ÖZDEDE kullanmak zorundayız..
Ama,BATI ve AMERİKA devletini dikkatli izleyin..?
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN..

DR:) SANTORİNİ çok güzel))

                     

6 Ağustos 2016 Cumartesi

DERİNLERDEN BİRDAL…

                                                

Sevgili takipçilerim,hepinize yine iyi pazarlar dilerim.Bu hafta maalesef eğlenceli bir konu yazamıycam.
Pisikolojim bozuldu devamlı bu ortam insanı etkiliyor güzel hatıralar hatırlayamıyorsun..
Perşembe gecesi CNN TÜRK televizyonunda gece bir haber programı seyrederken  eski MİT müsteşar yardımcısı sayın Mehmet Eymür bağlandı ve bazı konular geçti bunlardan biride İHD(İNSAN HAKLARI DERNEĞİ) sayın AKIN BİRDAL beyefendiye yapılan suikast.Allah korudu ağar yaralı olarak kendisi bu menfur saldırıdan kurtuldu..
Tabi biliyorsunuz ben kamuoyuna hiç yansımamış ama genelde sayın EYMÜR beyin verdiği bilgileri tastik eder şekilde kendisinin bile vakıf olamıycağı sahada benimde aynı hadiselerle ilgili bilgileri size verebildiğim kadar veriyorum.
Sayın MEHMET EYMÜR 1998 yılında MİT ayrılınca ABD(AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ) ne gitti.O yıl bende ABD İSTANBUL BAŞKONSOLOSLUĞUNA başvurarak kendime ve eşime ON yıllık vize aldım..Çünkü o yıl banada büyük sıkıntılar yaşatılmaya başlandı ani ne olur ne olmaz diye hazır bu vizeyi tutuyordum.

Netice ile sayın EYMÜR orda oluduğu için, birkaç tanede benim arkadaşım vardı kendimin orda güvende olabileceğini düşünüyordum…
Olmadı, burada çok sıkıntı çeksemde kalmak zorunda kaldım.
Burdan beni okuyan dostlarıma ve konuların muhattablarına söyliyeceğim özelliklede şahsıma ŞEREFSİZLİK yapan MİT teşkilatında belirli bir guruba şunu söylerim..
Ben 17 yaşından beri anlımın teri,yüreğim,beynim,kendi kabiliyetim,kendi cebim,kendi belimdeki silahımla ve kendim tek başıma bu zamana geldim…?
Arkadaşlar yıl 1997 sonları TÜRKİYEDE sular kaynıyor.Etrafımıza geldiler bir çember kurdular.
Bunu yapmaların sebebi sadece belirli kişilerin çeşitli EKONOMİK çıkar sağlama bedavadan, kurumun çeşitli insana dayalı ve teknik imkanlarını kullanarak bu işler ile çevremde yararlanmak konunun STRATEJİK EKONOMİK yanıda var ama size vericeğim bilgi bu kadar..
Tabi kendimi ve ailemi yakın çevremi korumak için devamlı silahlı dolaşıyorum ve herhangi bir tuzağa düşmemek için silahı caydırıcı güç olarak bulunduruyorum,çünkü bana karşı bir operasyon yapıcakları zaman silahlı müsademeye girmeye cesaret edemiyorlar.
İstanbul bölge başkanlığından o dönemde benle irtibatı sağlayan K.A konuştum  yeni bir silah istiyorum,sen silahı al ben işlemlerini hallederim dedi.                                 

Eyvallah dedim emniyetten bir baş polis arkadaşım Ramazan Y. malatyalı bir arkadaş bana MKE yeni bir SARSILMAZ 16 mermi kapasiteli tabanca aldı..
Fakat baskı gittikçe artıyor rahmetli amcam geldi,sohbet ediyorum dedi ŞENKAL ATASAGUN bey var ,dedim evet tanıyorum  müsteşarın yardımcısı, dedi müsteşar olucak,iyi dedim konu kapandı..
1998 senesi şubat ayı sanırım sayın ATASAGUN gerçekten müsteşar oldu.Türkiye kamuoyun SUSURLUK ve 28 şubat hadiseleri ile kaynıyor.
Özellikle MİT kurumunda Kafkasyalı bir ekip devamlı bana karşı bir saldırı konumundalar emniyet teşkilatınıda üstüme sevk ediyorlar aynı zamanda kendi çevrelerinden özelikle 1. Çeçen savaşında kullandıkları yapıyıda üstümüze gazlayıp yolluyorlar.

Konuyuda  kurum ,emniyet yapısı ve kendi milis çevrelerine bu RUS yanlısı hain ve diğer çeşitli argumanlarla üstüme kışkırtarak sevk ediyorlar..Yalancının……???
                                    

Mevzular uzun kısa size bu kadar anlatıyorum.İşte ATASAGUN bey müsteşar olduktan sonra bölgemize iki beyefendi intikal etti ve seferberlik kapsamındaki bir işletmede takılıyorlar ve etrafta geziyorlar..Ben işkillendim acaba benimmi üstüme yolladılar çünkü yabancılar ama burada belirli bir SEFERBERLİK yapısının yanındalar.
Tabi araştırdım ANKARALI bu arkadaşlar birinin adı N.K birinin adı M.C.K.
Hemen ANKARAYI aradım DAYI dedim burada iki arkadaş var sizin ordan gelmiş buraya.

Ne oldu dedi,bunlar buralarda dolanıyor ne bunlar dedim.Onların senle işi olmaz eminmisin dedim?
Evet dedi,onları tavsiye ettiler onun için oraya indiler merak etme senle bir işleri olmaz onların,dedi birinin babası HAVACI emekli paşa.
Yoksa bizim CEMAL K. Paşanın oğlumu dedim, yok dedi bunun babası başka bir emekli paşa bunlar burada FIRTINALI bir firmaları vardı,tasviye oldular dedi.Sen kafana takma eyvallah dedim..
                            

Hakikaten iki gün sonra o seferberlik yapısı içindeki mekanda BEYOĞLUNDA  karşılaştık,arkadaşım kurumdan eleman KAFA KEMAL yanında bu M.C.K beyle beraber, ZEKİ bey dedi ayak üstü tanıştırdı bizi biraz kısa sohbet ettik,ayrıldık..
İçim rahatladı dedim bunların hakikaten benle işleri yok..
                              

Birkaç gün sonra kurumla bağlantılı bir turizm şirketi sahibi arkadaşımdan öğrendim RUSYAYA vize almış bu arkadaş, yalnız arkadaş entresan bir şey söyledi ağbi dedi iki ayrı pasaporta vize aldık ayrı ayrı, ama pasaportlar isimler değişik ama kişinin eşgali aynı, pasaportun biride YEŞİL pasaport.(O dönemlerde RUSYA tüm pasaportlara vize uyguluyor)
Güldüm..!)

Tabi bu arada tüm kamuoyu basın yayın organlarında yankılanıyor üç tane TÜRK işadamı ÇEÇENİSTAN da ASLAN MASADOV ile görüştükten sonra ÇEÇEN çetelerce kaçırıldı.
                               

Çeçenistanda kaçırılan üç kişi S.T, Y.D, B.Ç.
S.T serbest bırakılıp SOÇİ üstünden türkiyeye yollanıyor ON milyon dolar fidye getir arkadaşlarını serbest bırakırız.
                                  

B.Ç ünlü bir TÜRKÜCÜMÜZ ile o dönemde beraber olan ünlü bir oryantalistin babası.
                                

S.T sonra öğrendim merhum ŞÜKRÜ BALCI beyin yiğeni.Merhum BALCI ile, yaptığım bir kaza gecesi olayın büyüklüğünden dolayı 1984 senesinin ocak ayında tanıştım.
Beni çok şaşırtmıştı o gece evlat sende bir şey yokya gerisini boşver gitsin demişti.Malatyalı bir valimiz ve ekibi ağar yaralı hastanede merhum BALCI öyle diyince şaşırmıştım!)
                             

Sonraki günlerde öğrendim babamın yakın bir emniyet müdürü arkadaşı  N.C,kendi anlattı bana merhum BALCI ilk komiser iken AMERİKAYA kursa giderken kendisi onun gidebilir evrakına imza atmış,onun oluru ile gitmiş.

 O dönemin İSTANBUL emniyet müdürü merhum ORHAN EYÜPOĞULLARI beymiş...

Neyse bu S.T tüm televizyonlarda rahmetli SAVAŞ AY beyden tutunda sayın UĞUR DÜNDAR gibi ünlü televizyon yapımcıları bu arkadaş için program yapıyorlar ve kamuoyunda hadise çok sıcak gidiyor.
                                 

S.T bey hatta devletten yardım istiyor dönemin CUMHURBAŞKANI sayın SÜLEYMAN DEMİREL beye kadar çıkıyor arkadaşlarını kurtarmak için istenilen fidyeyi talep ediyor..

Tabi bir nedenden dolayı bu iş bana RUSYA tarafından büyük sıkıntı verdi,o dönemde RUSYADA daha sistemler şimdiki gibi tam oturmamış,kabak bana patladı ama ben öğrendim tüm bu operasyon TİYATRO?                       

Tabi benim hayatımda sinir stres ve tedirginlik tam gaz gidiyor ALLAH inandırsın hergünümüz macera yani hiç olmuycak hadiselere bizi taktılar tabi bu tip KİRLİ İSTİHBARAT faliyetlerini geri plandan götüren şeref yoksunları  etrafımızı ve çevremizide kullanırlar.
Bazıda kayıplarım oluyor bunlardan en önemlisi ülkücü camianın  tanınmış isimlerinden biri, bir birimize destek olduğumuz S.D adlı bir ağbim entresan şekilde hakkın rahmetine kavuştu aniden.
Yine emniyet camiasında kuvvetli haber alma yeteneği olan bir büyüğüm A.A oda aynı şekilde aniden rahmete kavuştu.
Yani tüm çevremizi hucum ettiriyorlar bir yerdende kuvvetimi kırmak için etrafımı sanki buduyorlar,bu insanlar o dönemde daha orta yaşta ve sağlıklı insanlar?

En sonunda basından bir öğrendim TİYATRO gibi kaçırılanların lideri S.T,İHD(İNSAN HAKLARI DERNEĞİ) başkanı sayın AKIN BİRDAL beyefendiye gitmiş ve arkadaşları için yardım istemiş.
Sayın BİRDAL beyefendide ASLAN MASADOV ile temas kurmak için söz vermiş!        
             
Bunu basında okuyunca ALLAHALLAH dedim çok şaşırdım çok alakasız bir durum,zaten basında bu haber çıktı S.T nin ağzından bir veya iki gün geçmedi sayın AKIN BİRDAL beyefendiye bu menfur silahlı saldırı yapıldı,ALLAHIN taktiri ile kurtuldu..!!

Şimdi bu konuyu buraya kadar getirdim bırakıyorum..
CNN TÜRK televizyonundaki arkadaşlara çok komik geldi sayın MEHMET EYMÜR ben astlarım için kınama cezası verdim diye bahsedince.
Kınama cezası ile kafa geçen gazeteci arkadaşlarım,bu yıllardan sonra parti parti bu zamana kadar ne hadiseler oldu bilmediğiniz.
Onları öğrenseniz dersinizki siz o astlara kınama cezasını nasıl verdiniz  helal olsun sayın EYMÜR bu ÜSTLER varken diye bağarırsınız..!!
Tabi mağdur ve mazlum olanların tek bir sığındığı yer ALLAHI…
                                   
Bizler derin dünyalarda maske takarak insanların karşısında olanların geri planda ne yaptıklarını ihanetlerini ve alçaklıklarını TARİHSEL olarakta,günümüzdede biliriz.
 KARABULUT olup çöksen taktiri ilahinin önünde hesap veriyorsun.

Sanırım bu tip yetişmiş insanlarımızı katleden içlerinden bir kısmı hasbalkader kurtularak yaşama tutunan insanlara bu MİLLETİN ekmeğini yiyerek bunu yapanlar kanunlar karşısında yargılanmasada ALLAHIN karşısında bazıları cezalarını çekiyorlar…
Bunları yazarken aslında bir çok gerçeği GİZLİ olduğu için saklıyarak yazıyorum,ama şuçladığım birileri varsa bilin VİCDANIM rahat!!

Herkese mutlu bir dünya temenni ediyorum..
                     
                               

DR:)I love you(My name is hıdır,  I cant do it,only)
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

İSTİHBARAT ZAFİYETİ…

                                      

Sevgili takipçilerim,bu konumuz bugünlerin kamuoyuna ciddi anlamda yansıyan İSTİHBARAT zafiyeti.
İstihbarat konusu için şu kelimelerle CÜMLE kurucam..
İstihbarat konusu bir SANAT,ENTELLEKTÜELLİK,BİLGELİK ve AKIL ile oluşan aynı zamanda DÜRÜSTLÜK ve VATANSEVERLİK ile pişen MİLLETİN ve VATAN dediğimiz toprak bütünlüğü üstünde egemen olan DEVLETİMİZİN alabildiğine akıl ve çalışma  ile DÜNYA üstünde yapacağı bir çok yönlü bilgi toplama ve haberalma faliyetidir..
                              

İstihbarat tekniklerini  ve kurumlarını ne kadar iyi kurarsanız kurun şu ilkeler olmadan istihbarat faliyetinde başarılı olamazsınız..
Birincisi temelden yetişmiş DÜRÜST İNSAN modeli ikincisi VATANSEVER,MİLLİ ve BAĞIMSIZ kurum ve kuruluşlar….
Bugünlerde özellikle MİT(MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) ile ilgili açıklama yapan eski genel kurmay başkanımız sayın İLKER BAŞBUĞ paşamızın bu konudaki tüm açıklamasını teknik anlamda doğru buluyorum.Bunların yaşanmış aksaklıklarını ileriki yazılarımda anlatıcam..
Sayın BAŞBUĞ ile ilgili 2 ocak 2015 tarihli SÜREYYA PAŞA başlıklı yazımda geçmişteki bazı açıklamaları hakkında teknik anlamda eleştirilerimi getirmiştim,tabiî ki arkasındayım yazımın.
                              

Ben arkasında olmasamda doğruluk her şeyin arkasında oluyor.Bu yazının içeriğinde nasıl doğru olduğum 15 temmuz 2016 kalkışma yapan darbe cuntasının kullandığı tekniklerle uyum sağladı.
Neden güvenlik,istihbarat ve silahlı kuvvetler sistemleri belirli kalıplar üstüne oturur,ancak dünyanın gelişimi ile çeşitli modernizasyona uğrasada ana temel belli sistem üstüne oturmuştur..
Arkadaşlar TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ içinde emniyet genel müdürlüğü ve jandarma genel komutanlıkları bünyesinde İSTİHBARAT daire başkanlıkları vardır.
Bu kurumlar görevli oldukları sahalarda istihbarat faliyetlerini bu başkanlıklara bağlı olarak yurt sathında İÇ İSTİHBARAT faliyeti olarak yükümlülüklerini yerine getirirler.

İÇ İSTİHBARATIN şu anda aşağı yukarı yüzde seksenini bu iki kurum yerine getirir.
Bu iki kurum eğer politize olmamışsa kurumlar içinde yabancı sızıntılar,organize şuç yapıları,ekonomik yasal olmayan işlere bulaşmadıkları sürelerde çok başarılı istihbarat faliyetini bugüne kadar yürütmüşlerdir.
Her iki kurum EMNİYET ve JANDARMA İÇ İSTİHBARAT faliyetlerinde çok başarılıdırlar..

Bir diğer kurum TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ bünyesinde KUVVET KOMUTANLIKLARI İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIKLARI ve GENELKURMAY İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞI..
Bu kurumlarımız bildiğiniz gibi kendi ihtisası olan ASKERİ İSTİHBARAT konusunda DIŞ İSTİHBARAT yani ülke dışında istihbarat faliyetini yürüttüğü gibi,birde kendi bünyesi içindeki istihbarata karşı koyma (İKK) faliyetlerini yürütür.
İKK faliyeti kuvvet komutanlıklarının en üst tepe noktasından takım seviyesine kadar uygulanan bir İSTİHBARATA KARŞI KOYMA modeli üstüne oturtulmuştur..

Tabi en ağır istihbarat faliyetini ülkemizde yöneten DEVLET İSTİHBARATININ en hassas kuruluşu MİT(MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI)
MİT 1992 yılından sonra ilk sivil müsteşarının atanması ile zamanla minumum sivilleşmiş bir kurum olarak hizmetini götürmektedir..
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN içte ve dış misyonda en geniş istihbarat alanına sahip ve bir o kadarda üstün yetki ile donatılmış kurumudur.
Dediğim gibi hem iç hem dış istihbarat ile vazifeli en üstün nitelik ve yetkiye sahip kuruluştur..

Sizlerin kafasını bulandırmadan yazıcam bu kurumlarda çeşitli değişiklikler yapısal ve görev tanımlaması açısından olsada en önemli hadise şunlardır..
Bilgi ve yetenek,kabileyet seviyesi yüksek ve dürüst personel şeçimi.
Bu seçilen personelin eğitim ve gelişimini yıllar içinde sağlama en önemlisi kurumun her yönlü denetlenebilirliğini sağlamak.
İstihbarat faliyetlerini hiçbir siyasi veya başka yapılar kendi özel işlerinde kullanmamalı.

İstihbarat örgütünün kanunlar çerçevesinde kendisine  yetkisi verilmiş bazı gayrinizmi faliyetler kesinlikle istihbarat kurumu yöneticilerince kendilerine ekonomik ve siyasi menfaat sağlıyacak şekilde kullanılmamalıdır.
En önemlisi tüm kurumlarımız ve istihbarat kuruluşları her türlü camia,cemat,loca, ve diğer yabancı devletlerin sızmaları olmamasına önemle itina etmeli.
Bu tip oluşumlara bulaşmış personel görevden el çektirilmeli yeni gelecek olanlarda sıkı kontrol edilmelidir..
İSTİHBARAT örgütlerimiz MİLLİ olmalı NATO konseptinde olsak dahi istihbarat faliyetlerimizi NATO ve onun ÖNDER ülkelerinin hegomanyası altında çıkartılmalıdır.Onlardan alınan kursların etkisi altında kalmadan kendi MİLLİ çıkarlarımızın önceliğini taşıyacak istihbarat yapılanmaları ve çalışmaları yürürtmeliyiz..

Dahada önemlisi yurt içinde NATO konsepti veya ikili ilİşkiler çerçevesinde rahat çalışabilen yabancı istihbarat örgütlerinin burada YUVA kurup teşkilatlarımızın iç yapısına sızıp içeriye ELMA KURDU gibi yerleşmelerine müsaade etmeyelim,olanlarıda tavsiye edelim.
MİLLİ,MİLLİ,MİLLİ?
                                

Arkadaşlar çok uzar gider konu daha ben yapılanmada sayın BAŞBUĞUN dikkati çektiği şu ana sorunla istihbarat yapılanması konusunu birip bazı örnekler vericem.
Tüm iç ve dış istihbarat servislerimizden gelen bilgileri hızlı analiz edip eğer en üst ÇATI kuruluş olan bir yapıya iletip ordan hızlı bir şekilde analiz ve güvenirliği kıymetlendirilmiş istihbarat bilgisi gerekli güvenlik güçleri veya ilgili hangi,kurum,kuruluşa hızlı bir şekilde ulaştırılırsa günümüzün modern iletişim ve güvenirliği yüksek teknolojileri ile İSTİHBARAT çalışmaları bütünleşir bir adeta canlı yaşayan forma dönüşür..
Bazı örnekler vermek gerekirse o kadar hata çokki sizlere stratejik konularda bir iki örnek vericem.
Birincisi İSTİHBARAT yöneticilerinin ekonomik çıkarlar uğruna yaptıkları BALON operasyonlar.
Yani olmayan hadiseyi sanal yaratıp bunu gerçekmiş gibi çeşitli faliyetlerle devreye sokup arkasından sahte HABER ELEMANLARI üretip sahte CERİDELER(resmi istihbarat ön bilgileri) açarak sanki gerçek bir istihbarat faliyeti yürütüyormuş gibi gösterip bundan siyasi veya maddi rant sağlamak..!!
Bugünlerde TÜRKİYENİN DIŞ POLİTİKASINDA artık çok önemli bir duruma gelmiş bir hadise ile anımı anlatayım.
Dürüstlük,bilgi,stratejik öngörü ve insiyatif kullanabilme ne kadar önemli bir ülkeye neler kazandırır çok iyi DEVLETİN tepe yöneticileri anlasın ondan evvelde ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞIMIZ bünyesindeki şehit piyade astsubayımız KAHRAMAN ÖMER HALİSDEMİR ,zor durumdaki komutanından aldığı emir ile ŞEREFSİZ ve SATILIK ÇETECİ  GENERAL rütbesini almış kişiye kurşunu ANLININ ortasına çakarak komutanlığını bu ŞEREFSİZ ANA SÜTLERİ bozuk ALLAHSIZ,KİTAPSIZLARDAN kurtarmış bu sayede ülkesini zor durumdan çıkarmış ve komutanlık ankarada bu çetecilere mukavemeti ilk anda sağlıyacak harekat merkezi olmuştur.
Mekanı cennet olsun tüm şehitlerimiz ve gazilerimizin..
                             

Gelelim benim anıma.
Yıl 1996 ilk bahar günleri yabancı bir ülkenin ASKERİ İSTİHBARAT başkanı ile oturuyorum.
Telefon hattı benim üstüme kayıtlı bir numarayı taşıyor cep telefonu.
O aralar BATILI istihbarat örgütlerinden bazı aksiyonel çıkışlar ve istihbari bilgiler aldım.Canım sıkılıyor sebebi bizim konuştuklarımız bu ülkelerin servislerine taşınıyor KOZMİK bilgi…
                             

Arkadaşıma dedim cep teknolojisi yeni ama ORTAMDA konuşacağın zaman bu telefonu konuşma yaptığınız ortamda tutmayın.
                       

SAĞIR ODALARA zaten sokmuyorsunuz ama rutin günlük ortamdada bulundurmayın üstünüzde sadece haberleşirken yanınızda tutun..
Sordu nasıl oluyor diye o zaman daha çok yeni kullanılan bir teknoloji kapalı cep telefonu ile ortam dinlemesi yapılabiliyor.
En yeni telefon ERICSON 338))

Tabi bu benim söylediğimi hemen dikkate alıp SUBAY arkadaşım askeri istihbarat başkanı kendisi ile beraber altı kişilik ekibe hemen çağrı cihazı almış onla haberleşmeye başlamışlar..
                                    

Birkaç gün sonra MİT kurumdan arkadaşlar geldi,yav ZEKİ senin arkadaşlarda bir anormalik olmuş,çağrı cihazları ile haberleşmeye geçmişler cep telefonlarını nadir kullanıyorlarmış TEKNİK TAKİP ELEKTRONİK istihbarat biriminden bildirdiler.
                            

Dedimki ben ASKERİ İSTİHBARAT şefine bilgi verdim,bu telefonları kullanmayın bizi dinliyorlar ve bilgi sızdıryorlar..
Ya nasıl yaparsın biz ne büyük para ve emek harcıyoruz o elektronik çalışmayı yapıyoruz.
Evet yapıyorsunuz ama benim ülkem için yapmıyorsunuz,bilginin aktığı yer benim VATANIM değil!!

Konu bu şekilde kapandı ama kurumun işte belirli bir yapısı o günlerden sonra bana düşman oldu yapmadıkları kalmadı.
Stratejik hadiseye baktığımızda buradan rica edicem MİT müsteşarlığı en üst makamlarına.

O günden bu 15 temmuza geldiğimizde YİRMİ YIL olmuş, benle bu konulardan dolayı  çatışan personellerin SİCİL durumları ve gerçek konumları ne durumda.
En önemlisi benim stratejik olarak MİLLİ çıkarlarımızı o gün içinde bugün içinde kolladığım ülke ile TÜRKİYENİN ilişkisi ne durumda.
Dost dediğiniz ülkeler içinize sızarak kurduğu yapılarla kurumlarınızı havadan ve karadan bombaladı eğer gerekseydi denizdende bombalarlardı.

Bırakın MİLLETİ,DEVLETİ korumayı kendiniz koruyamıycak duruma düştünüz MİT müsteşarlığını bakın ÇETELER havaya uçuracaklardı.)
Bize saygınız yok olmadı bari bundan sonra ekmeğini yediğiniz bu VATANA ve sizi koruyan MİLLETE saygınız olsun..
                                 

Bu konuları ilerde çok örneklerle anlatıcam.40 kişinin yapamadığını bazı yerde 1 kişi yapar her insanın ve yapının bir özelliği var.
Kurumlar sadece ŞABLONLAR ve yazılı DOKTİRİNLER,LİSANS ÜSTÜ çalışmalar ile yürütülmez..
                                    

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


                                   

DR:) Of course,I need you?))
                  

                                                                                                    01.01.2022                           A...