5 Nisan 2016 Salı

DUMLUPINAR DENİZALTI FACİASI.

              

Sevgili takipçilerim dün TÜRK HARP DENİZCİLİĞİ tarihinde iki denizaltı faciasından biri olan DUMLUPINAR denizaltısının batmasının  4 nisan 1953 ,63. yılıydı.
Bir diğer faciada 1942 yılında ATILAY DENİZALTISI faciası yazımı bitirirken kısa onada değinicem.
Dün bu konuda em.tuğamiral sayın TÜRKER ERTÜRK beyefendi 63. yılında faciayı, bir DENİZ AMİRALİ olarak hatırlamış kısa bir yazı yazmış.
Tabi ben konuyu onunda hiç bilemiyeceği ancak DENİZ KUVVETLERİ arşivinden ve İSTİHBARAT DAİRESİNDEKİ bilgilerden ulaşacağı yaşanmış hadiseleri anlatıcam.

Tabi ben yazıyorum hayatımız hep pavyonda barda geçmedi aynı zamanda OKUYARAK zamanımızı harcadık bir yerdende çalıştık,öyle hayat kolay değil.
Öncelikle DENİZ KUVVETLERİMİZİN sanırım şu anda donanımlı değilim 1959 yılında bastığı HİZMETE ÖZEL TÜRK DENİZALTICILIK TARİHİ adlı kitabı birkaç kere okudum.Resimli ve yazılı kalın bir kitap haline getirilmiş DENİZALTICILIK tarihinin önemli bir eseridir.
Kitapta o yılın DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI 6.CUMHURBAŞKANIMIZ merhum FAHRİ KORUTÜRK beyin kumandan olarak kitaba emeği geçmiş personele hitaben ,ÖNSÖZ ve imzalı teşekkürü vardır.
                             

Şimdi faciaya gelirsek kısa anlatıcam size litaratürden çabuk öğrenebilirsiniz ben size konunun daha bilinmedik noktasını anlatıcam.
Nato tatbikatından dönen DUMLUPINAR denizaltımız ÇANAKKALENİN nara burnu açıklarında SU ÜSTÜNDE seyrü sefer esnasında İSVEÇ bandıralı NABOLAND kuruyük gemisi ile çarpışıyor ve içindeki 81 denizci ile çok hızlı bir şekilde batıyor.

Kurtulan sadece güverte üstündeki  sekiz  personelden  sadece beş kişi.
Tabi denizaltı suyun altında tabana oturuyor ve şamandıra tabir ettiğimiz içinde haberleşme telefonu olan mekanizma su üstüne çıkıyor.
Olayı öğrenen ÇANAKKKALE BOĞAZ KOMUTANLIĞINDAN gemiler sivil teknelerle birlikte yardıma geliyor.

                        

İstanbuldan hemen DENİZALTI KURTARMA KOMUTANLIĞINDAN KURTARAN gemisi üstünde ÇAN tabir ettiğimiz kurtarma ekipmanları ile hızlı bir şekilde yetişiyor ve kurtarma çalışmalarına başlıyor.
Fakat tüm uğraşlara rağmen ÇANAKKALE BOĞAZINDAKİ çok yönlü dip akıntı yüzünden bir türlü kurtarma ÇANI gemiye adapte edilemiyor.
72 saatlik çalışma esnasında ŞEHİT DENİZCİLERİMİZ maalesef hakkın rahmetine kavuşuyor ve son haberleşmeyi yapan personel VATAN SAĞOLSUN diyerek haberleşme temasından düşüyor.
                              

Ben bunu bizzat okudum sonrada DENİZ KUVVETLERİMİZİN ve ŞEHİT personelimizin  İSVEÇ bandıralı NABOLAND gemisine dava açıp bu mahkemede müdafi olarak katılan avukat davasını kitap haline getirmiş merhum  SUAT TAHSİN TÜRK beyefendinin eserlerinden biri olan DAVANIN zabıt halindeki eserini okudum defatle.
                          

Avukat SUAT TAHSİN TÜRK kim davaya bakan ve İSVEÇ bandıralı geminin acentasına karşı davayı kazanan ve ŞEHİT personel ve DENİZ KUVVETLERİ için yüklü miktarda tazminat kazanan merhum hukukçu .
Merhum SUAT TAHSİN TÜRK bey hukuku bitirmiş ATATÜRK döneminde MAH (MİLLİ ASAYİŞ HİZMETLERİ) yani günümüzün MİT(MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) vazife yapmış bir dönem yakın dostu  merhum İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL beyefendi ile aynı zamanlarda valilik yapmış fötör şapkalı bir beyefendi.

Emekli olduktan sonra avukatlığa başlamış önemli davalar almış ve bunları hep kazanmıştır .
Ben kendisini bizzat yine rahmetlik eşi ile tanıdım çocuktum aile dostumuzdu karşılıklı o dönemde yemekli toplantılar olur, tabi bende MASANIN altında olurdum.
Merhum SUAT TAHSİN DENİZ KUVVETLERİ ve ŞEHİT personelinin İSVEÇ bandıralı yük gemisinin acentasına karşı davasını kazanıyor, sonra 1960 yılında TÜRKİYEDEN ayrılıyor ve 1970 yılına kadar hiç gelmeden İSVİÇREDE yaşıyor 1970 yılında tekrar ülkeye dönüyor.
Tabi burda bazı şeyleri öğrendim fakat  yazamıyorum tabi istenirse konu DENİZ KUVVETLERİNDEN çıkar.?
                                        

 Benim söyleyebileceğim bu dava kazanıldıktan sonra yanlış olayların geliştiği merhum babamdan dinlediğim bu yanlış işlerin sadece merhum SUAT TAHSİN TÜRK bey değil geri planda bazı üst komutanların ve siyasetçilerin olduğunu izah etmişti.
Bu insanların bir secereleri var onun için aradan uzun yıllarda geçsede yazmamın imkanı yok!

Denizcilik tarihi ile iştikal edenlere topu atıyorum.
Gelelim son noktadaki anıma bu konu ile ilgili, tabi bizim evde telefonumuz yoktu o yıllar babam bir telefona yazılmış 1971 yılında parasınıda ödemiş telefon babam öldüğü yıl 1983 senesinde öldükten bir yıl sonra bağlandı?
Niye bunu yazdım yıl 1973 bir gün babam sabahtan söylemeden eve  gelmemezlik yapmaz bazen gider uzun gelmez bir ay, onbeş gün.
Bir gün normal çıkmıştı evden ama gece gelmedi çok merak ettik.
En sonunda sabaha karşı geldi tabi sorduk merakla ne oldu niye gelmedin.
Akşam bir restoranta yine merhum SUAT TAHSİN TÜRK beyle içkili uzun bir sohbet yapmışlar dönerken evine bırakıcak fakat evi yüksek bir yerde asansör bozulmuş.
Babam otelde kalın istiyorsanız demiş ama istememiş merdivenlere yönelince babam ben çıkartim seni SUAT ağbi demiş çıkarlarken ALLAHIN işi kalp kırizi tutuyor,rahmetli hemen kapıcı ile hastaneye kaldırıyor fakat maalesef ruhunu hastanede teslim ediyor.
Rahmetli babam o gece onun için eve gelememiş!
Bu meselenin bilinmeyen yanı şimdiye kadar.
Tabi ben DENİZ KUVVETLERİNİN hizmete özel kitaplarını çok okudum eski tarihi olaylarada bu sayede okuyarakta hakimim.
İlk DENİZALTI faciamızda ATILAY DENİZALTI  gemisi ,14 temmuz 1942 yılında ÇANAKKALE ilimizin mortu kıyısında suya dalmış ve 38 denizci şehitimizle bir daha hiç su
üstüne çıkamamıştır.
                                    

Yapılan tahkikatta 1.dünya harbinden kalma bir DİP MAYININA çarpıp battığı kanati oluşmuştur.

Merhum ses sanatçısı HAMİYET YÜCESES hanfendinin eşi astsubay FETHİ YÜCESES beyefendide ŞEHİT olmuş gemi personeli olarak.
Bu yüzden daha sonra ünlü şair   merhum ABDÜLHAK HAMİT TARHAN beyin şiiri MAKBERİ şarkı haline getirerek yıllarca okumuş ve bu şarkıyı söylerken hep duygulandığını  anlatmış, şehit eşinin simasının gözü önüne geldiğini beyan etmiştir kamuoyuna.
                          

TÜM ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLERİM,MEKANLARI CENNET.
VATAN SAĞOLSUN!
                                 

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

                                 

2 Nisan 2016 Cumartesi

ÖMRÜMÜZÜN SON DEMİ!

                               

Sevgili takipçilerim iyi bir Pazar günü geçirmenizi dilerim.Bu Pazar yine iyi değilim CAN bir arkadaşımı ani kaybettim.
Uzun yıllardır görüşemiyorduk hayat bizi istemeden ayrı düşürmüştü insan olarak ve sosyal hayatta herkesin çok sevdiği gerçek delikanlı bir arkadaştı son yıllarımızda Allahtan bu sosyal medya ağı sayesinde kendisi ile video görüşmede yapıp eskileri konuşuyorduk.
Bu yazıyı kaleme aldığım sıralar o BODRUM da ebedi istirahatine çekilecek.

Ailesine ve yakınlarına burdan ALLAHTAN RAHMET diliyorum,mekanın CENNET olsun CAN kardeşim.
Neşelendiğimizde hep ÖMRÜMÜZÜN SON DEMİ SON BAHARI şarkısını dinlerdik.

Sayın MEHMET EYMÜR bey tanır allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun ALBAY SÜLEYMAN YENİLMEZ beyefendi vardı,bütün yapraklar tek tek dökülüyor…
                           

Şimdi sevgili takipçilerim özellikle son birkaç aydır çok büyük yoğunlukta yazılarım takip edilip okunmakta.
Sağolun,varlık içinde olun.Ama tabi bir takım çevreler bu yazılarımdan dolayı sıkıntı duyuyorlar bir kısmı KISKANÇLIK kırizine giren YALAN ORDUSU  olmuş bir insan kabilesi.
Tabii gayet doğal bu her zaman olan bir şey fakat bu çevreler biliyorsunuz KİRLİ dediğimiz hayatı KİRLİ ve KARANLIK zemine taşımış korku,şiddet ve şantaj ağının BEYAZ YAKALI temiz görünen kesimi.
                      

Şimdi bunlar TÜRKİYEDE birkaç aydır bağarıyorlar HALKIN bunları bilmesine ne gerek var GİZLİ BİLGİ FAŞ ediyor gibi.
Arkadaşlarım size önce bunların gerçekte niye bağardığını fısıltı gazetesi ile söyliyeyim birincisi MADDİ ÇIKARLARI ZEDELENİYOR, ikincisi İNCİR SUYU  ve REÇELİ ile operatif oldukları için.
                         

Burdan GİZLİ BİLGİ faş ediyor diyen arkadaşlara söyliyeyim ben eğer gizli bilgi FAŞ etsem TÜRKİYE de kel kafalı sakallı herkesin KELİNE helikopter indirirler akıllı olun hiçbir şey anlatmadım,KAMUOYUNA bilgiyi verirken nasıl itina ettiğimi görüyorsunuz.
                   

Senin askeri sır dediğin hadiselere GOOGLE AMCAYA yaz anında çıksın.Benim yazdıklarıma dikkat edin sadece benim kendi yaşadığım içeriksiz bilgidir.
Ama zaten bu bağaranların IRKININ GENETİK KODLAMASINDA kıskançlık olduğu için, son 40 yıldır kimin neye bağardığını  biz iyi biliriz.
Arkadaşlarım sizden aldığım en çok şikayet ZEKİ bey biraz daha açık yazarmısınız,lütfen anlamıyoruz!))
Diyorum peki anlamadığınız şeyi niye takip ediyorsunuz gülüyorum ,diyorlar ZEKİ bey çok heyecanlı geliyor!!
Benim yazılarımdan tam mana çıkartıcak zaten bu işlerin içindeki küçük bir zümre onun için devamlı KISKANÇLIK kırizlerine girip pisikolojik harekat fısıltı gazetesi ile yapıyorlar.
Biz bu davada kırk yılımızı tüketmişiz kalkmışınız bana cart curt ediyorsunuz.
Bizim gazetemiz yok dayandığımız bir SİYASET veya İDEOLOJİK yapı yok…
Sosyal medya imkan tanıyor TERBİYEMİZLE hem kendimizi ifade ediyoruz hem vatandaşı bilgilendiriyoruz.
Üç yıldır yazıyorum son altı ayı mecburiyetten yurt dışından yazıyorum,şimdide ona laf ediyorlar.
                           

Çakma ARSLANLAR PRAVDA veya İZVESTİYA gazetelerinden yazmıyoruz ZEKİ ARSLAN nın BLOGGER MEKANINDAN yazıyoruz birde HİLALİ AHMERE yazıyoruz sizin gibi yalıya, villaya kavuşalım diye yazmıyoruz.KIYMETİMİ BİLİN bu ülkeye bir daha bir ZEKİ ARSLAN  gelmez.))))
Gelelim haftanın konusuna 1970 lerin sonunda ANARŞİNİN benim hayatımdaki yeri.

Anarşi o 1970 li yıllarda TÜRKİYEDE TERÖRÜN ilk tohumlarının atıldığı yıllar görünen yüzüde MİLLETİN KANI,CANI,MALI geri plandada dünyadaki büyük oyunlar.
İşte ben bu ikisini birden yaşayan bir çocuk olarak o yıllara şahit oldum.
Mahallede bir arkadaş gurubumuz  var en büyükleri bende beş altı yaş büyük ZİYA diye bir ağbimiz var allah uzun ömür versin KONYALIDIR hem ailece memleketten tanışırız hemde aynı sempte otururduk o dönemde.
Tabi ünüversiteye başladı iyide bir kolej öğrencisiydi işte o aralar huyu değişti.Sırtında YEŞİL bir asker parkesi belinde bir tabanca artık bize selam vermiyor,biz çarşıda çekirdek çitliyoruz selamsız,sabahsız önümüzden geçip gidiyor.

Birkaç defa benden büyük ağbilerim ZİYA gel takılalım dediler önümüzden geçerken ,döndü sert sert bize EMPERYALİST BURJUVANIN yaşantısı ile yaşayan arkadaşlarım yok benim artık dedi.
Hadi ver cevap?))
Ziya ismi orijinal adıdır bir sakıncası olmadığı için direk veriyorum çünkü bizi tanıyanların gözünün önüne gelsin kahkahayı bassınlar.
12 eylülün biraz ZİYA gibi arkadaşlara faydası oldu hiç zarar görmeden bu işlerden sıyırdılar hayatlarında kalıcı hasar vermedi.
Oda aileler sağlıklı temellere oturan aileler olunca bu tip durumlarda gençleri ortamdan ayıklayıp bu ANARŞİ ve TERÖR batağından çıkartıyorlar.

Ziya ağbimizle tekrar  önümüzdeki  o yıllarda çok İstanbul alemlerini bir dönem yaşadık.
Allah yolunu bahtını açık etsin….
Şimdi daha evvelki yazılarımı okuyanlar tam bu dönemlerde başka bazı hadiselerin başımdan geçtiği ve ALLAHIN  korduğunu ve babamın araba kullanmayıp eve silahlı ve sefertası ile gidip geldiğini yazmıştım.
Kahramanmaraş olayları olunca SIKIYÖNETİM ilan ettiler arkasından 1 şubat 1979 yılında gazeteci MİLLİYET gazetesi genel yayın yönetmeni basın şehiti APTİ İPEKÇİ beye suikast yaparak öldürdüler.
Bizim sempt aynı TRT 80 ler dizisindeki gibi.Çarşı esnafı ve hadiseler çok benzer.

Ben o dönemde kendi semptimde liseye başladım.Orta okuluda kendi semptimde okudum.
İşte ortaokulda FERAYE isminde aynı sınıfta okuduğum bir kız arkadaşım vardı.

Birbirimizle çok yakın pozitif anlaşan o yaşlarda iki öğrenciydik.
Feraye çok güzel aynı bir PAPATYAYA benzeyen sarışın mavi gözlü bir kızdı.Ailesi o dönemde çok zengindi, babası FABRİKATÖRDÜ..
Liseye başlayınca 1. Sınıfta FERAYE ile aynı sınıfa düştük tabi ortaokuldan beraber geldiğimiz için aynı sıralarda oturuyoruz ben tembel ve yaramaz bir öğrenci olduğum için duvar kenarında paltolarımızın asılı olduğu yerde oturuyorum,yumuşak oluyor yaslanıyorum hoca sözlüye kaldırmasın fazla diye tercim duvar kenarı.

Feraye çalışkan ve çok tertipli ama o pozitif yapısı benide hep yanına çekiyor beraber oturuyoruz.
Şerefsiz ANARŞİTLER artık çok köpürdüler öğlenden sonra TİCARET LİSESİ olması sebebi ile sempt dışından gelen öğrenci ile ANARŞİ ve EYLEMLER okula ve semptede sirayet etti…
                      

Olaylara gelmeden evvel bu anarşinin nasıl sirayet ettiğini en iyi korunan sempte, onu aktarıcam size kısa örnekle.
Çarşımızda lüks bir şarküteri var,dükkan o dönemde çok lüks şarküterinin sahibinin bir oğlu var çok silik bir tip hiç kimse ile konuşmaz kendi halinde sempte bulaşmaz.

Bu ticaret lisesine bir başladı dışardan gelen öğrenciler bunu zehirledi ,arkadaş buna sempteki hizmetli çalışan ailelerin çocuklarını SOL ideolojiyi aşılattırıp bir gurup kurdurdular hiç unutmam bunların arasınada URFALI sempte yeni gelmiş bir arkadaş vardı çok neşeli hiç bu işlerle alakası olmayan onuda zehirleyip bölgede ve diğer yakın semptlerde AFİŞLEME,BOMBALI EYLEM,YÜRÜYÜŞ MİTİNG tüm  ANARŞİST faaliyetleri  icra ediyorlardı.

Bu URFALI arkadaşı yıllar sonra İNGİLİZ konsolosluğunun orda bir mekanda görmüştüm uzun dönem orda takıldı.))
Neyse 12 eylül 1980 olunca bölgemizde 1. Şube görevlisi İSMAİL ağbi ile MUSTAFA bunlara OPERASYON yapıp tek tek toplayarak iştirak ettikleri örgütten  bunları aldılar,sonra  maalesef genç fidan yaşlarında hepsi  hapse girdiler ve uzun zaman cezaevlerinde kaldılar.
Konunun özünü açtık şimdi geriye dönelim sıkıyönetim ilan edilince tabi okula asker ve polis verdiler,arama yapıyorlar giriş çıkışı kontrol ediyorlar.Ama eylemler yine oluyor okul duvarlarına afişleme ,okulun etrafındaki güvenlik demirlerine bomba süsü takılarak pankart koyuyorlar,molotof ve patlayıcı atıyorlar..
                     

Pazartesi haftanın ilk günü sınıfa geldik geç kaldım biraz en son girdim FERAYE ayağa kalktı ben geçtim oturdum ama feraye dedi ZEKİ bir benzin kokusu var dedim evet.
Paltoları biraz kurcaladım hepsinin ceplerinde cam bir yabancı Ş ile başlayan gazoz şişesi ve ağızları benzine bulanmış ÜSTÜPÜ ile tıkanmış vaziyette.

Tabi hemen cam kenarındaki iki anarşite baktım onlarda benim gözümün içine SERT SERT bakıyor.
Daha bunlar olurken içeriye bir YÜZBAŞI bir ASTSUBAY ve polisler,askerler doluştu.

Herkes paltosunu alsın ayakta durun dediler paltolar alınırken FERAYENİN paltosundan şişe çıkınca ver bana dedim sıranın altına koydum.
Bakın bunların hepsi TÜRK EMNİYETİNDE kayıtlı gerçek TRT 80 ler dizisi değil.

Tabi aranma sırası bana gelince askerler sıranın altında molotofu buldu geççççççççççç bana dedi TAHTANIN önüne geçtim öbür iki anarşiste gerçek onlar tahtanın önünde biri sempte hizmetli birisinin kızı ,bayan TOKAT lıydı öbürü erkek  dışarıdaki sempten geliyordu.
Dedim aldık işi başımıza ama diyorum yırtarım bana bir şey olmaz,ne olduysa o zaman oldu DÜRÜST KIZ FERAYE efendim onun şuçu yok benim cebimden çıktı o aldı elimden altına koydu dedi.
İşte ne olduysa o zaman oldu bana geç yerine sen gel FERAYEYE dediler.
Kız titriyor ben dedim onun bir şuçu yok ama dinlemediler sen geç sen gel..!

Feraye asker ve polislerle gitti bizde okul bitti eve gittik.Ama canım çok sıkkın evdede hiç konuşmazdım böyle konuları..
Aklım FERAYEDE? Sabah oldu okula gittim bir arkadaşım elinde gazete bak dedi.

Bütün gazetelerde  sadece birinde değil FERAYE ,yanında diğer çocuklar masa önlerinde MOLOTOF KOKTEYLERİ ve ÖRGÜTSEL DÖKÜMANLAR.
Gazetelerin sür manşet baskısı.FABRİKATÖRÜN KIZI ANARŞİST ÇIKTI…!!!!
Çok dokundu bana birkaç gün sonra FERAYE geldi ama süzülmüş,pisikolojisi bozulmuş hüzünlenmiş.

                            

Dedim FERAYE beni kurtardın ama kendini yaktın.Ne diyecektimki dedi senin bir şuçun yoktu ben sadece onlara doğruyu söyledim.
Ne yaptın orda dedim, ZEKİ öbürleri  alışık bu işlere bana çok dokundu nezaret pislik içinde bağartılar,dayak sesleri bir kabus gibi dedi.
Nasıl çıkarttılar seni dedim BABAM geldi konuştu bir tanker emniyete fabrika stoklarından mazot yolladı.
Enerji tasarrufundan dolayı yakıt sıkıntısı varmış emniyetin ordan beni uğraştırmadan serbest bıraktılar.
Öbür takımda birkaç hafta sonra serbest kalıp çıktı geldiler.Yine devam eylemlere faaliyetlere.
12 eylül oldu dediğim gibi hepsini topladılar,FERAYE okullarını bitirdi erken yaşta semptimizden yine tanıdığımız bir arkadaşımızla evlendi çocukları oldu 30 yıl oldu görmüyorum!
Malatyalı 1.şube görevlisi MUSTAFA ağbi hepsini nasıl enselediğini tek tek bana anlattı))
Ama sonraki hayatımda öğrendimki meğerse bu yaptıkları birkaç tane  tuzak özellikle SIKIYÖNETİM ilan edildikten sonra BABAMIN faaliyetlerine sekte vurmak babama o esnada sıkıntı vermek  benim yani tek oğlu çocuğu üstünden.

O gün sınıfa geç gelmem  arkasından  FERAYENİN ASİL davranışı ALLAHIN yardımıylada beni korumuş kurtarmış oldu.
Bunu yapanlar zaten sonra TÜRKİYEYİ yaptıkları kirli işlerle dizayn edenlerin bir çoğu hayatta, ölenlerinde merak etmeyin çocukları tam gaz babalarının ihanet sektörüne devam müthiş servetler içinde bir ayakları BATI devletlerinde gider gelirler oralarda yer içerler onları kimse tanımaz.
İşte dini bütün aslan kardeşlerim HAYAT öyle bir dil öğreneyim birde fakülte bitireyim,işimize gelmeyen herkesin
                    

CAMINA TAŞ ATAYIM
BALKONUNA ÇÖP ATAYIM
ŞAHSİYETİNE B….. ATAYIMLA geçmiyor.
Kele bakış derler unutur giderler!)))
                    

Bana İFTİRA atıp bundan kar sağlayan arkadaşlara ALLAH sizlere ağır sınavlar vericek benim gibi insana bunu yaptığınız için, çok sizler için önemli olan namazlarınızı EDA ettikten sonra  evlatlarınızın yüzüne bakın ve hep beni hatırlayın!
                       

FERAYE ismi istihbarat literatirüne göre kodlanmıştır bu yazıdaki tek kod isim odur ama ASİLLİĞİ her zaman gönüllerde kalmıştır.
                            

Hepinize tekrar iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

29 Mart 2016 Salı

PERSONA NON GRATA…..!

                                     

Sevgili takipçilerim bugünlerin konusu olan MİT TIRLARI davasından yargılanan sayın CAN DÜNDAR ve arkadaşlarının mahkemesine gelen bir kısım BATI ülkelerinin BAŞKONSOLOSLARI en çokta tepki çeken SELFİE verdiği için İNGİLTERE BAŞKONSOLOSU sayın LEİGH TURNER beyefendi ile ilgili basınımızda bir çok yazı kaleme aldığı gibi siyasi mekanizmalarımızdanda en üst düzeyde tepki geldi ve gelmeyede devam ediyor.
Yazımın başlığı LATİNCE bir cümle olan PERSONA NON GRATA(İSTENMEYEN PERSONEL) tüm dünyada dışişleri bürokrasisini bildiği bir beyenelminel kelimedir.
Nerden buraya geldim kamuoyunda ve devleti yöneten mekanizmalar bu mahkemede konsolosların verdiği desteğe büyük tepki verince bazı merkezlerden NON GRATA verelim diye sesler yükseldi resmi ve gayrı resmi merkezlerden!

Bu tabiki devletimizin yöneticilerinin taktiri size literatürü  yaşamış konuları devamlı  canlı bilen bir insan olarak şunları izah edebilirim.
Öncelikle bir emekli dış işleri yetkilisi kadar özellikle istanbulda yabancı misyon konsoloslukların bir çoğunda bulundum yetkilileri ile temasım oldu devamlı çalışmam ve dostluk ilişkileri yaşadım.
Burda mahkemeleri tabiki yabancı elçilerin, konsolos veya onları temsil eden konsolos yardımcısı,katip düzeyinde personelin tüm vatandaşlarımıza tanınan haklar çerçevesinde izlemeleri,bilgi almaları ilgilenmeleri kanunlar içinde ve geleneksel olarakta yanlış bir şey değil.
Tepki verilen nokta sanırım izlemenin dışında yapılan, yargılanan basın mensubu kişilere KENDİ ÜLKELERİNİN SİYASİ GÜCÜNÜ göstererek BASKI kurma niyeti gibi algılanması veya düşünülmesine yol açması.
Bu düşünce doğru olabilirde olmayabilirde!
Bende oluşan kanat uzun zamandır,bu konuda yargılanan kişiler için baskı oluşturmak gibi geldi,ama bu benim kanatım!
Tabi buna BATININ samimiyetsiz yaklaşımı diye bağıran bir kesim var.Ben buna çok gülüyorum neden!

Açıkçası söylüyorum bu NON GRATA yaparız açılım söylemi sadece kelimelerde kalır,unutulur gider!Malesef…
Bakın arkadaşlarım TÜRKİYE CUMHURİYETİ kurulduktan sonra İNGİLİZ ve AMERİKAN derin yapısına operasyon yapma cesaretini gösteren ve burdan İNGİLİZ diplomatlara NON GRATA yaptıran tek babayiğit vardı oda ŞEHİT HİRAM ABAS ve arkadaşları.
                                    

Ben bunu bir kere daha yazdım yine yazmak mecburiyetindeyim o günün kinidirki 1972 ve 1977 yılında gerçekleşmiştir bu hadiseler, hiram bey şehit ettirilmiştir 1990 yılında.
Yakın arkadaşı sayın MEHMET EYMÜR beyde o hadiseden sonradırki MİT aralıklarla çalışabilmiş aslında MÜSTEŞARLIK makamınada çoğundan çok daha iyi idare edebilecekken maalesef müsteşar yardımcısı görevi ile emekli olmuştur.

Siz TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN arka koridorlarını bilseniz işte o koridorlarda maalesef bizim bayrak ikinci planda kalıyor.
Türkiyede bu ülkenin seferberlik sistemlerini bilmeden nerde kimler var hangi ideolojiye kimler yerleştirilmiş ve ne amaçlanıp oraya yerleştirilmiş on belki, yirmi hamle sonra hangi konuma getirilecek onların hesabı yapılarak tüm ideolojik katmanlara göre bir SİSTEM kurulmuş.
İşte bu sistem maalesef NATO ve onun sivil uzantı kuruluşları ile ABD ve İNGİLİZ olarak onların son tahlilde karar ve uygulatıcı olmalarını sağlamış.
Yani öyle gürültü yaparak çeşitli MİLLİ söylemlerle burdaki BATI gücünü etkilemek ve onu devre dışı bırakmak mümkün değil.
Artık bunları biraz gerçekçi konuşan insanlara herkesin saygı göstermesi lazım.
Çünkü kendinizde yaşıyorsunuz her hamlemiz özellikle güvenlik alanında söylemlerimiz askıda kalıyor.
Neden ELMA KURDU gibi içimize giren bu yapı adeta içimizi kemirmiş,boşaltımış.

Burdaki hedef saatler içinde DAĞDA,BAYIRDA belirli merkezlerin planları ile her anı bu BATILI mekanizmanın planı dahilinde yürüyor.
Bunada karşı koyuyoruz gibi gözüksekte dediğim gibi en çok bağırandan bile şüphelenin bu yapının direk bilinçli veya uzaktan yönlendirilen ELEMANIDIR!
Bugünlerde birde moda olan tüm konuları belirli bir CEMATE bindirmek moda oldu aslında gerçeğe bakarsak ANGLASAKSONLARA bağırmak isteyen cemat üstünden bağarıyor direk kamuoyunda ANGLASAKSON güce bağıramıyan direk CEMAT diyerek bağarıyorlar.
Cemat içinden bir gurupta tüm seferberlik sistemi içinde sadece en başları ile beraber bir yapılanma derin ANGLASAKSON yönetimi istedikleri gibi onlarıda SATRANÇ tahtasında bir rol taş olarak kullanıyor.
Arkadaşlarım şunu bilmenizi isterim bazı yazılarımda sizleri eğlendirmek için konuları yazarken biraz tebessüm ettirecek kelimeler ve yaşanmış hikayeleri espirili anlatıyorum,kimi zamanda dugusal.Yanlız ben sizin tahmin ettiğiniz gibi değil biraz ciddi ve sinirli yapıya sahibim onuda izah edeyim kimse yanlış algılamasın karekter yapımızı.
                           

Anlatılıcak o kadar şey varki dua edin yemin etmeden masanın altına sızdım yemin etseydim sizlere MASANIN etrafını anlatamazdım!
Size DİPLOMATİK konumda geçen küçük bir yaşanmış hadise anlatayım ve bu yazıyı bitireyim.
1990 lı yılların ortalarına doğru çok pis soğuk bir kış gecesi BEYOĞLUNDA sabaha karşı kumbaracı yokuşu ağzında DİPLOMATIK yeşil plaka bir (CC) araç park halinde gördüm.
                                     

Aracın marka ve konumundan üst düzey bir diplomata ait olduğunu anladım dikkatimi çekmesinin sebebi araç park halinde o saatte ortam çokda ıssız araçta iki kişi var karaltıdan belli oluyor.
Hemen plakayı hafızama aldım plaka PKK terör örgütüne avrupada en eski destek veren bir ülkenin DİPLOMATİK aracı!
                              

Hemen usulca yerde müsait bir büyük sütün var arkasına geçtim izlemeye aldım o esnada aracın kapsı açılınca aracın iç lambaları yandı sarışın bir kişi erkek sürücü koltuğunda ve yanında esmer bıyıklı iri yapılı oldukça tam bir kesme HIYAR diplomatla sanki IRINA SAYK ile aşk yapar gibi uygunsuz vaziyette ama artık vedalaşıyorlar.
                              

Neyse yarma araçtan indi fırladı kumbaracı yokuşundan TOPHANE istikametine kendini bıraktı.
Tabi bu diplomatın ülkesinin bizdeki masası BATI AVRUPA masası beni pek ilgilendirmez ama yoğun PKK terör örgütüne destek veren bir ülke olduğu için dedim ilgileneyim.
Otele gittim vurdum kafayı yattım sabah kahvaltımı yaparken daireyi aradım arkadaş çıktı dedim KENAN iş bizim değil ama dava büyük.
Dedi hayırdır ZEKİM ne var ne olsun dedim dün gece alemlere akmıştım otelde kalayım dedim yolda buna yakalandım diye gülerek anlatıyorum…
Sen bir BATI masasına plakayı ver eşgallerde  bir baksınlar bu bize büyük fayda sağlar

Yarım saat geçmedi KENANIN ağzı kulaklarında ZEKİ, arkadaşlar teşekkür ediyor yine şandelden taktın golü,bu bize çok yarıyacak dedi KESME hakkında biraz daha eşgal bilgisi aldı kapattı.
Bir kaç gün sonra buluştuk çok iyi oldu bu dedi!Ama işte arkadaşlar bizde maalesef bir bütün sistem olmadığı için ve son noktada hep KAYALARA çarptığımız için,bu işleri bitiremedik….
                                           

ALİ RIZA benimde AMCAMIN adı işlerimizin bitmemesinin sebebi ALİ RIZA lar yüzünden.
                                       

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                            

                                                                                                    01.01.2022                           A...