Sevgili
takipçilerim dün TÜRK HARP DENİZCİLİĞİ tarihinde iki denizaltı faciasından biri
olan DUMLUPINAR denizaltısının batmasının 4 nisan 1953 ,63. yılıydı.
Bir
diğer faciada 1942 yılında ATILAY DENİZALTISI faciası yazımı bitirirken kısa
onada değinicem.
Dün
bu konuda em.tuğamiral sayın TÜRKER ERTÜRK beyefendi 63. yılında faciayı, bir
DENİZ AMİRALİ olarak hatırlamış kısa bir yazı yazmış.
Tabi
ben konuyu onunda hiç bilemiyeceği ancak DENİZ KUVVETLERİ arşivinden ve
İSTİHBARAT DAİRESİNDEKİ bilgilerden ulaşacağı yaşanmış hadiseleri anlatıcam.
Tabi
ben yazıyorum hayatımız hep pavyonda barda geçmedi aynı zamanda OKUYARAK
zamanımızı harcadık bir yerdende çalıştık,öyle hayat kolay değil.
Öncelikle
DENİZ KUVVETLERİMİZİN sanırım şu anda donanımlı değilim 1959 yılında bastığı
HİZMETE ÖZEL TÜRK DENİZALTICILIK TARİHİ adlı kitabı birkaç kere okudum.Resimli
ve yazılı kalın bir kitap haline getirilmiş DENİZALTICILIK tarihinin önemli bir
eseridir.
Kitapta
o yılın DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI 6.CUMHURBAŞKANIMIZ merhum FAHRİ KORUTÜRK beyin
kumandan olarak kitaba emeği geçmiş personele hitaben ,ÖNSÖZ ve imzalı
teşekkürü vardır.
Şimdi
faciaya gelirsek kısa anlatıcam size litaratürden çabuk öğrenebilirsiniz ben
size konunun daha bilinmedik noktasını anlatıcam.
Nato
tatbikatından dönen DUMLUPINAR denizaltımız ÇANAKKALENİN nara burnu açıklarında
SU ÜSTÜNDE seyrü sefer esnasında İSVEÇ bandıralı NABOLAND kuruyük gemisi ile
çarpışıyor ve içindeki 81 denizci ile çok hızlı bir şekilde batıyor.
Kurtulan
sadece güverte üstündeki sekiz personelden sadece beş kişi.
Tabi
denizaltı suyun altında tabana oturuyor ve şamandıra tabir ettiğimiz içinde
haberleşme telefonu olan mekanizma su üstüne çıkıyor.
Olayı
öğrenen ÇANAKKKALE BOĞAZ KOMUTANLIĞINDAN gemiler sivil teknelerle birlikte
yardıma geliyor.
İstanbuldan
hemen DENİZALTI KURTARMA KOMUTANLIĞINDAN KURTARAN gemisi üstünde ÇAN tabir
ettiğimiz kurtarma ekipmanları ile hızlı bir şekilde yetişiyor ve kurtarma
çalışmalarına başlıyor.
Fakat
tüm uğraşlara rağmen ÇANAKKALE BOĞAZINDAKİ çok yönlü dip akıntı yüzünden bir
türlü kurtarma ÇANI gemiye adapte edilemiyor.
72
saatlik çalışma esnasında ŞEHİT DENİZCİLERİMİZ maalesef hakkın rahmetine
kavuşuyor ve son haberleşmeyi yapan personel VATAN SAĞOLSUN diyerek haberleşme
temasından düşüyor.
Ben
bunu bizzat okudum sonrada DENİZ KUVVETLERİMİZİN ve ŞEHİT personelimizin İSVEÇ bandıralı NABOLAND gemisine dava açıp bu
mahkemede müdafi olarak katılan avukat davasını kitap haline getirmiş merhum SUAT TAHSİN TÜRK beyefendinin eserlerinden
biri olan DAVANIN zabıt halindeki eserini okudum defatle.
Avukat
SUAT TAHSİN TÜRK kim davaya bakan ve İSVEÇ bandıralı geminin acentasına karşı
davayı kazanan ve ŞEHİT personel ve DENİZ KUVVETLERİ için yüklü miktarda
tazminat kazanan merhum hukukçu .
Merhum
SUAT TAHSİN TÜRK bey hukuku bitirmiş ATATÜRK döneminde MAH (MİLLİ ASAYİŞ
HİZMETLERİ) yani günümüzün MİT(MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) vazife yapmış bir
dönem yakın dostu merhum İHSAN SABRİ
ÇAĞLAYANGİL beyefendi ile aynı zamanlarda valilik yapmış fötör şapkalı bir
beyefendi.
Emekli
olduktan sonra avukatlığa başlamış önemli davalar almış ve bunları hep
kazanmıştır .
Ben
kendisini bizzat yine rahmetlik eşi ile tanıdım çocuktum aile dostumuzdu
karşılıklı o dönemde yemekli toplantılar olur, tabi bende MASANIN altında
olurdum.
Merhum
SUAT TAHSİN DENİZ KUVVETLERİ ve ŞEHİT personelinin İSVEÇ bandıralı yük
gemisinin acentasına karşı davasını kazanıyor, sonra 1960 yılında TÜRKİYEDEN
ayrılıyor ve 1970 yılına kadar hiç gelmeden İSVİÇREDE yaşıyor 1970 yılında
tekrar ülkeye dönüyor.
Tabi
burda bazı şeyleri öğrendim fakat yazamıyorum tabi istenirse konu DENİZ
KUVVETLERİNDEN çıkar.?
Bu
insanların bir secereleri var onun için aradan uzun yıllarda geçsede yazmamın
imkanı yok!
Denizcilik
tarihi ile iştikal edenlere topu atıyorum.
Gelelim
son noktadaki anıma bu konu ile ilgili, tabi bizim evde telefonumuz yoktu o
yıllar babam bir telefona yazılmış 1971 yılında parasınıda ödemiş telefon babam
öldüğü yıl 1983 senesinde öldükten bir yıl sonra bağlandı?
Niye
bunu yazdım yıl 1973 bir gün babam sabahtan söylemeden eve gelmemezlik yapmaz bazen gider uzun gelmez bir
ay, onbeş gün.
Bir
gün normal çıkmıştı evden ama gece gelmedi çok merak ettik.
En
sonunda sabaha karşı geldi tabi sorduk merakla ne oldu niye gelmedin.
Akşam
bir restoranta yine merhum SUAT TAHSİN TÜRK beyle içkili uzun bir sohbet
yapmışlar dönerken evine bırakıcak fakat evi yüksek bir yerde asansör bozulmuş.
Babam
otelde kalın istiyorsanız demiş ama istememiş merdivenlere yönelince babam ben
çıkartim seni SUAT ağbi demiş çıkarlarken ALLAHIN işi kalp kırizi
tutuyor,rahmetli hemen kapıcı ile hastaneye kaldırıyor fakat maalesef ruhunu
hastanede teslim ediyor.
Rahmetli
babam o gece onun için eve gelememiş!
Bu
meselenin bilinmeyen yanı şimdiye kadar.
Tabi
ben DENİZ KUVVETLERİNİN hizmete özel kitaplarını çok okudum eski tarihi
olaylarada bu sayede okuyarakta hakimim.
İlk
DENİZALTI faciamızda ATILAY DENİZALTI gemisi ,14 temmuz 1942 yılında ÇANAKKALE
ilimizin mortu kıyısında suya dalmış ve 38 denizci şehitimizle bir daha hiç su
üstüne
çıkamamıştır.
Yapılan
tahkikatta 1.dünya harbinden kalma bir DİP MAYININA çarpıp battığı kanati
oluşmuştur.
Merhum
ses sanatçısı HAMİYET YÜCESES hanfendinin eşi astsubay FETHİ YÜCESES
beyefendide ŞEHİT olmuş gemi personeli olarak.
Bu
yüzden daha sonra ünlü şair merhum ABDÜLHAK
HAMİT TARHAN beyin şiiri MAKBERİ şarkı haline getirerek yıllarca okumuş ve bu
şarkıyı söylerken hep duygulandığını anlatmış, şehit eşinin simasının gözü
önüne geldiğini beyan etmiştir kamuoyuna.
TÜM
ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET DİLERİM,MEKANLARI CENNET.
VATAN
SAĞOLSUN!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Türk denizaltıdılık tarihi ile ilgilikonuları ve kazaları araştırıyorum bana önerebileceğiniz araştırma veya başka bir tür kitap varmıdır cevabınızı bekliyorum saygılarımla...
YanıtlaSil