15 Mart 2015 Pazar

MARİA İLE YUANNA

                                          

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi pazarlar bu hafta size bazen gülümseyeceğiniz fakat hayatın bir gerçeği  olan acı  ile biten bir hadiseyi yazıcam,biliyorsunuz hayatın acı yanları çok herkes bu acıları yaşıyor ömrümüz sürecinde….
Yıl 1992 ler 1993 ler o yıllarda kurumlar benim uyur vaziyette olduğumu biliyor,tabi ben çok daha derin uyuyorum tek sadece benim bildiğim konuda  uzun bir uyku sürecinin içindeyim,beklemedeyim.
                                

Tabi gündüz normal çalışmalarımı götürürken,öğleden sonra bulunduğum özel bölgenin yöneticisi bir devlet kuruluşumuzdan emekli olmuş ÇERKEZ ZAHİT beyin yöneticilik yaptığı ofisin karşısına kurduğu küçük camlı bir mekan iki taraflı caddeyi ve iç geçişleri gören, oraya akşam üstleri çilingir soframızı kurup sohbet ederek demleniyoruz.ÇERKEZ ZAHİT ulusal solcu ATATÜRKÇÜ aşırı KEMALİST ve kavgacı bir ağbimiz.Öyleki bir yerde muhafazakar dindar bir gösteri oluyor,onlarla münakaşaya giriyor topluluk ile kavgaya girişiyor kafa göz darma duman.
                              

Karaköyden vapura gece biner sabah yine vapurdan iner işyerine gelir,gece eve gittiğini sanıyor aslında vapurda uyuya kalmış gitmiş gelmiş))))!!!!
Şu anda öğretmen eşi ile yetiştirdiği  kızı önemli bir gazetenin hem yöneticisi hemde yazarı.
                               

Diğer yol arkadaşlarımız yıllarını çok uzun zaman cezaevinde geçirmiş ZAHİT ağbinin çocukluk arkadaşı  rahmetli ÇERKEZ PAŞA dayı,diğer ağbimiz  merhum ABBAS ağbi(bu iki isim gerçek) 1930 doğumlu eski  gayrı meşru kaçakçılık işleri ile iştikal etmiş bir çatışmada sırtından vurulmuş,bir kolunda sakatlık olan eski İstanbul efendisi Erzincan kökenli ehlibeyt mezhebimizden MİT ve EMNİYETLE devamlı irtibatı olan bir büyüğümüz rahmetli babamı yakın tanır hep dua eder ve anılarını anlatır hep babamın maceralarını ve kendisine yardımlarından bahseder,iyi bir insandı.bir taneside ŞENOL semptin bıçkın delikanlısı
libyada uzun yıllar inşaatlarda çalıştı geldi,bir diğeri PTT memuru ordaki yolsuzluklarla mücadele ederken işinden olan sonradan sempteki kahveyi işleten bir ağbimiz ŞEREF ,oda rahmetli babamı tanır çok sever OSMAN ağbi,OSMAN ağbi ah der o olsaydı.ŞENOL ve ŞEREF hayattalar gerçek isimleri allah şanslarını,bahtlarını açık etsin.
                      

Gelelim konuya işte bu ekip akşamları ATATÜRKÜN portresi altında çilingir soframızda içkimizi içiyoruz ZAHİT ağbi arada PAŞAM sıhhatine içiyoruz der çok alkolü kaçırmışsa ATAMA laf söyleyenin A…der rakısına devam eder.                    

Bazende alkolün ve müziğin etkisi ile KAFKAS dansları oynar arkasından alevi vatandaşlarımızın folklorlarından örnekler sergilerler PAŞA dayı,ZAHİT ağbi ve ABBAS ağbi çok eğlenirdik.
Birkaç defa gaza gelip bastılar mermileri  istanbulun en işlek yerindeyiz silahlarla, şikayet olmuş işi kapattık ama gel bize sor)))))!
Bulunduğumuz yerde birde RUM vatandaşlarımızın işlettiği bir gemicilik şirketi var,orda iki tane genç kız çalışıyor MARİA ile YUANNA kimse ile konuşmazlar işten eve evden işe bir tek ZAHİT ağbi ile yönetici olduğu için araları iyi çok güzeller bende MARİA ya yangınım ama bulunduğumuz konum çok ciddi,yaklaşamıyoruz.
                              

Tabi içki masasında şakalaşıyoruz  BEĞENİYORUM ZAHİT ağbi diyorum beğenicen tabi diyor  fıstık gibi kız,ATİNADAN acaba beni vaftiz oğlu gibi seven YORGO amcamımı araya koysam diyorum,ZAHİT ağbi değil vaftiz babanı ,PAPARANDERUYU getirsen bu iş olmaz diyor,basıyoruz kahkayayı…
O arada ABBAS ağbi bende gençliğimde dansöz NANA ya hastaydım gidip gazinoda seyrettikten sonra çıkıp VAGON BLUE, vagon ahmetin orda içip içip kafamı duvarlara vuruyordum,oda bana yüz vermemişti.
Arada ZAHİT ağbi PAŞA dayıya takılıyor,bize diyor dikkat edin pis katildir çocukkende öyleydi,bu adamı nasıl öldürdü biliyormusun hepimiz sorarız nasıl ,adamı zorla suyun kenarına götürmüş üstü başı kan olmasın diye suyun kenarında kesmiş,ellerinide orda yıkamış delil kalmasın diye…!!!!
Paşa dayı çok sakin sesiz bir insandı,peruk takardı bir gün semptin çocuklarından birine zahit para vermiş biz içerken gel perukunu kap kaç diye biz içerken çocukta bunu yapınca sonra bunun ZAHİT ağbiden çıktığını anlayınca sakinleştirmek zor oldu ZAHİT birkaç saat gelmedi masaya..!!!                 

O günlerde İstanbul emniyet müdürlüğüne merhum NECDET MENZİR bey yeni atanmış çok değerli iyi bir insandı allah bana sonra kendisi ile komşu oturmakta nasip etti,allahın taktiri,tabi istanbula yeni atanınca çıkıp yardımcılarıyla çeşitli semptlere gidip dolaşıyor yürüyerek bizim orayada sabah erken gelmiş kapıda resmi polis memuru nöbette İSA isimli Balıkesirli çok temiz bir arkadaş daha askerliğini yapmamış,zaten polisliğide yapamadı bıraktı sonra merhum MÜDÜR NECDET bey evladım nasılsın iyimisin demiş İSA isimli polis memuru  iyiyim AMCA siz nasılsınız demiş,sağol aslanım iyiyim demiş,gazete okuyormusun demiş AMCA nerden okuyacağız vakit olmuyor devamlı görevdeyiz,peki aslanım demiş dikkat et kendine demiş gülerek yola devam etmiş…
                            

Arkadan gelen sivil korumalar oğlum napıyorsun delimisin konuştuğun İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ İSA baygınlık geçiriyormuş, akşam geldi yanımıza ağbi bana bir şey olurmu dedik bu saate kadar olmadıysa hiçbir şey olmaz,ZAHİT ağbi diyor AMCA))))!!!
Tabi o aralar devamlı yuanna ile maria önümüzden geçiyor geçerken o güzel RUM şivesi ile ZAHİT ağbi nasılsın iyimisin,iyiyim kızlar sizde iyimisiniz der öyle bir işve ile sohbet edip  giderler,tabi ben MARİA yı görünce kıpkırmızı.

Bir gün içerken MARİA bir beyefendi ile gidiyor göz kırptım ZAHİT kim bu diye,dudağı ile bilmiyorum dedi sabah öğrenirim dedi.
Ertesi günü,ZAHİT bir geldi bittin oğlum sen dedi,hayırdır ZAHİT ağbi hayrı ne olucak MARİA nişanlanmış yanındaki nişanlısıymış,yok ya.
Tabi hergün artık MARİA nişanlısı ile işten çıkıyor nişanlısı akşam geliyor işten alıyor,bizde öyle camın arkasından izliyoruz,tabi ben şaka olsun diye ZAHİT ağbi bunun işinimi bitirsem diye çemkiriyorum,kıskançlığımdan lavuk işte diye ağzıma ne gelirse söylüyorum.
                          

Ardan bir zaman geçti,bir sabah ZAHİT geldi ama çok sinirli bana bir çıkıştı ulan şerefsiz,bende seni adam sandım ilkten şaka yapıyor sandım sonra baktım devam ediyor ciddi,dedim ZAHİT akşam rakının üstüne AKİLETONMU içtin manyaklaştın ne oldu kardeşim çünkü bendede sigorta attı küfür ediyor.
Dedi dün gece MARİANIN nişanlısını boğaz Ortaköy sırtlarında arabasının yanında ölü bulmuşlar,köpeğide ölmüş.
                 

İyi dedim benle bu hadisenin ne alakası var,ben katilmiyim her beğenipte ulaşamadığım bayanın yakınını öldüreyim,sen kafayımı yedin baktım yumuşadı,hadi gel bir  kahve içelim iyi dedim gittim.
Sonraki saatlerde haber geldi toprağı bol olsun merhum  hakkında duyum olarak haber aldık  evde aile içinde bir münakaşa etmiş,hoby olarak ava çıkarmış köpeğinide çok severmiş,o gün bunalım halinde kavga edip evinden çıkıp çok sevdiği köpeğinide yanına alarak artık nasıl kötü bir bunalımdaysa, bir mektup yazıp sonra köpeğini vurup arkasından av tüfeği ile kendinin canına kıymış,toprağı bol olsun, mekanı cennet.
Tabi ilerleyen zamanda ZAHİT ağbi içkinin dozajı biraz arttığında o muzip gülüşü ile yine ben bu senaryoyu yemedim ABBAS ağbi ama yemiş gibi olucaz diye takılırdı,hayır bu nasıl bir canilik adamı öldürdünüz köpeği niye öldürüyorsunuz diye espiri yapıyor kendince gırgır ile takılıyor!!!!
Sonraki günlerde masamızda PAŞA dayı olmayınca aramaya çıktılarki evine kapısını kırıp girdiler düşmüş kafasını vurup bitkisel hayata girmiş onu öyle kaybettik.

Daha sonraki günlerde ABBAS ağbi hala  şekli ve nedeni belli olmayan bir ölümle aramızdan kayboldu gitti…
Yine aynı zamanlarda bir gece geç saatte ekibin son kalan tayfalarının masasından kalkıp caddeye çıkıp ağar ağar yürümeye başladığımda arkamdan sokağın köşesinden iki kişi çıkıp peşime takılıp ağar küfürler ederek MİLLİYETÇİ kesime beni tahrik etmeye kalktılar bayağı 300 ,400 mt arkamdan naralar atarak slogan küfürlerle geldiler çok alkollüydüm hiç oralı olmadan yürümeye devam ettim belliki bir tertip karambol için hazırlanmış,en sonunda iki kişi aralarında bağırmayı bırakıp kısık bir sesle olmuycak böyle deyip başka bir ara sokaktan  İTALYAN yokuşundan aşağıya hızla koşarak kayboldular..?
                                  

Artık bu esen SONBAHAR rüzgarında tadımız tuzumuz kaçtı,bir zaman sonrada benim uzun uykum sonlanınca tekrardan İSTİHBARAT faaliyetlerimize başlayınca,tüm gurubumuz dağaldı işte kalan bir tek acı tatlı anılarımız …!!!!   
ÇERKEZ ZAHİT ağbimizden yine istihbarat faaliyetlerimle haber alıyorum yine rayban gözlükleri ve kot montu ile mekanının önüne araba çeken guruplarla çocuklu,torunlu kuvvetli bir ordu ile yumruklarını konuşturuyormuş))))))?
                           


SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

11 Mart 2015 Çarşamba

MUHBİR…

                                        

Sevgili takipçilerim,yazımın başlığı MUHBİR kelimesini ve çoğunuz eş anlamını biliyorsunuzdur,ama ben bir daha geniş anlamlı açıklayım.
İstihbarat kuruluşlarında sahadaki çalışmayı yöneten istihbarat mensubun hedefler ve hedeflerle mücadele eden ajan,istihbarat uzmanı,haberalma elemanlarının etrafına veya yanına yerleştirilen ve kontrol mekanizması için kullanılan kişilere MUHBİR adı verilir.
                                 

Muhbirlerde iş bilgisi veya ÖZEL bir yetenek  aranmaz,yeterki istenilen dost,düşman hefefin etrafından basit oto kontrol mekanizması sağlıycak istihdamı yaratacak bir kişilik olsun.
Bu yan komşuda olabilir,evin kapı görevliside,evin içindeki hizmetli çalışanlar.                     
Ajanlar,istihbarat uzmanları ve haberelemanları farklı bunların çalışılan konularda sahada ve operasyonel durumlarda çeşitli konularda derin bilgisi olması çeşitli konular üstünde geçmişten bugüne tarihi bilgiden tutunda,her türlü konularda ekonomik,siyasi,askeri alanda deneyimleri ve bilgisi olması lazımdır.
Bunu açıkladım çünkü ülkemizde vatandaş tarafından kelimelerin farklılığı bilinmiyor.
Muhbirlerin en fazla işe yaradığı konu onlar üstünden oto kontrol mekanizması sağlayan yönetici kadrolardaki KİRLİ İSTİHBARAT personelinin,yani mesleğini gayrımeşru işlerde kullandıran veya kendinin gayrı meşru işleri için kullanan istihbaratçılarda sahadaki personellerin ayağını kaydırmak için muhbirler ile yanlış yollar hazırlayıp sahadaki kişinin bir şekilde ayağını kaydırarak dost hedef olsa bile bertaraf etmek.Aslında bu çalışmalar düşman hedeflere karşı İSTİHBARAT YÖNETİCİLERİNE ders olarak öğretilip her yıl kurslar haftalarında rotasyon eğitimlerinde tekrar modernize edilmiş şekilde yeni tekniklerle verilir…                           

Şimdi buraya nerden geldim,hekes kendi yaşadığını bilir bu son 20 yılın son beş yılında iftiraya kurban getirilip çeşitli basit şuçlarla mahkemeler karşısında infaz edilmiş cezalar alınca sonrası günlük yaşantımızda çok çekilmez hadiselere maruz kaldık.
Şimdi bu işlerin içinde bilgi sağlayınca bunları yapanların bir kısmıda isim kullanmıyorum benim delikanlılığıma yakışmaz,onlarda bir anda üstteyken alta düştüler ve yaptıkları belki doğru işlerde yapılan yanlış hadiselerle karman çorman oldu ve MİLLET için yapılacak şu anda düzgün memleketi geleceğe taşıyacak doğru bilgilerde yanlışların içine karıştı.
Tabi bilinmeyen bir kısım var bunlar benim gibi UZMANLARIN çok yakınına kadar günlük sızabilen artık onun bana sızma yapması işi olmuş kirli İSTİHBARAT yöneticisi olduğu için,tabi arada laf söylüycekki SEFEBERLİK camiasında dalgalanarak dolaşsın şimdi son lafı bir kere TOPA vurdu diye,ben burdan TÜRKİYE topraklarına mülteci olarak gelmiş özellikle karadeniz ve doğu bölgesinden İSTİHBARAT yönetici arkadaşlara siz beni ÇINAR ın ordaki top sahasında amatör takım maçlarındaki seyrettiğiniz oyuncularla karıştırdınız,TOPA vurmaktan ortada ne SAHA kaldı ne OYUNCU kaldı,size atmadığım gol kalmadı ne şandeliniz kaldı ne korneriniz nede penaltı çizginiz.
                                      

Onuda bırak hasta yatağından kaldırıp,nezarette tuturduğunuz üç gün beni havasız ortamda akciğer hastalığından kalkmış adamı ALLAHSIZLAR etrafa dedirtiyorsunuz emniyette 8 olmuştu diye.
Bakın delikanlı olan o kayıtları çıkartır kamuoyuna gösterir o hasta halimle ARSLAN gibi doğru ifademi verdim beş yıl geçti ne söylediysem yine arkasındayım son 100 yılın .
Şimdi ben burdan kamuoyuna söylüyorum CİA istanbuldaki operasyonel ziyaretçi evine girerken ALAYINIZ nasıl kimse görmesin diye SEKİZ(8) oluyorsunuz,sizin o yanınızdaki korumalarla lacivert pardüselerinizle SEKİZ oluşunuzu şu vatandaş bir görse..
                              

Onuda bırak MECLİSTEKİ siyasetçilerinizden ,türk siyasi ve askeri hayatının önemli isimleri görüşücekleri İngiliz istihbaratçılarla görünmeden görüşebilmek için özel ziyaretçi evlerine giderken o korkak,peşmurde hallerinizi şu TÜRKİYE halkı bir görse ondan sonra sizler hakkında değerlendirmesi çok iyi olur.
Arkadaşlar uzmanlığı SOVYET konusu olan askeri ve sivil istihbarat konularında bir ömür yaşamım sırasında,o kadar çok hadise ile karşılaştım,bu İFTİRALARI,KOMPLOLARI yapan şebekeler iki ortak nedenle bunları yaparlar biri taşoronluğunu yaptığı BATILI ülkenin burda önünü açmak ama daha önemlisi MADDİ emtia ve güç sağlamak…
Hep bölgedeki ve ülkemizdeki DERİN İNGİLİZ hakimiyetini söylemişimdir, birkaç gün evvel IRA(IRLANDA KURTULUŞ ORDUSU) ile müzakerelerle barışı sağlayan bir İNGİLİZ milletvekilinin PKK ve TÜRKİYE arasındaki çözüm süreci hakkında çok iyimser açıklamaları var,bunun zamanlamasını çok önemsiyorum ve sizlere 273 adet yazımı içinde hep İNGİLTERE devletinin TÜRKİYENİN stratejik konularının içinde ve yönlendirici olduğunu söylüyorum.

Tabi iş BATILI dedinmi bizim MEMO ile HASO hep mıke,jım,jonh arar bizdeki 8 (sekiz )olan arkadaşlar,bizide kendi tanımlamacası ile SEKİZ(8) yapan arkadaşlar bu işleri İNGİLİZ ve diğer konsorsiyum örgütlerle götürür…
Tabi biz bunları sizlere taşıdığımız için şu günlere kadar yakınlarıma ve bana farkettirilmeden çeşitli oyunlar oynanıyor,konular basit noktalara çeşitli senaryolarla indirgenerek başımıza iş açılmaya çalışıyor.
Arkadaşlar maalesef insanların vasfı önemli olduğu kadar KALİTESİNİN de çok önemi var KALİTE sonradan gelen bir şey değil doğuştan gelen KALİTESİZ adamlara ne söylesen izah etmen çok güçtür…
                      

Bunların resmi açılımını yapmıyorum ama yaparım,burdan aklı başında bu işleri götüren ARKADAŞLARA ricam bir an evvel önümüzdeki taşları kaldırın herkes yoluna,benim  KALİTESİZ ve benle ancak MUHBİR düzeyinde geriden gizli ilişki içine girmiş çocukluktan aşağılık kompleksli insanlarla hiç işim olmaz….
               

SAYIN İSKENDER BÜYÜK e (gerçek ismi bende saklı) çok kızardım bu karman çormanlığı bu döneklikleri görünce hakikaten artık onada hak vermeye başladım,arslanım  derdi bunların KONFİRGASYONLARI bu kadar  diye,bilardo toplarını çarpıştırıcan ses çıkartıcan sonra dönüp çıkan sesten SATRANÇ TAHTASINDA hamle yapıcan diye nasihat ederdi.
Bana derdi ilgilenmiyorsunki bu işlerle işin gücün okuyup,çalışıp rakı ile beyaz peynir yerken sarışın kızları seyretmek…))))!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                                        

8 Mart 2015 Pazar

ÖLÜMSÜZ KARTALLAR.

                                          

Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı pazarlar diler,bu hafta size maalesef üzücü bir konu olan HAVA KUVVETLERİMİZDE uçuş kazalarında kaybettiğimiz şehitlerimiz ve hava kuvvetlerinde bu konularla ilgili hadiselerden bahsedicem.
Öncelikle tüm şehitlerimiz Allahtan rahmet  acılı ailelerine milletimize başsağlığı diler,MEKANLARI CENNET olan ŞEHİTLERİMİZİN hiçbir zaman TÜRK MİLLETİNCE unutulmayacağını çok iyi bilirim…
                                       

Arkadaşlarım maalesef kamuoyunda askeri tüm kazalarımız ve diğer hadiseler SİYASET malzemesi olarak kullanılıyor,bu kazalar ve şehitlerimiz üstünden ,  çeşitli ideolojiler devamlı  ajite  ederek siyasi malzeme üretiyor..
Bu konuları uzaktan yakından bilmeyen insanlar kulaktan dolma bilgilerle konuları ve olayları saptırarak,toplumda gerilim yaratmak istiyor.
Muhafazakar milliyetçi guruplar konuyu İSRAİL ,ABD uçakları düşürdüye getiren haberler,diğerleri SARAY alan niye uçak almıyor diye konuların çok sığ ele alarak sözlü veya toplumsal şiddeti artıracak duruma getiriyorlar.
Ben bu konuların uzmanı ömrüm çeşitli hadiselerin içinde geçirip ,bir HAVA KUVVETLERİ personeli olmasamda devamlı çocukluğumdan itibaren hava kuvvetleri içinde bulunmam,hava kuvvetlerinin üstlerine çeşitli ziyaretlerim ,HAVA HARP OKULUNDA çocukluğumdan itibaren yetişkin yaşıma kadar bulunmam ve en önemlisi daha evvel dediğim gibi silah sistemleri konusunda ÜLKEMİZDE UZMAN olmam ve bu konularla ilgili ülkemizde çalışmam geçmişte, sizlere gerçekleri ÇAM devirmeden,devletin geleneklerini ve gizliliğini bozmadan ASKERİ kurallara ve ahlaka uygun bir şekilde yansıtıcam…
                                          

Arkadaşlarım TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN tüm subay personel ihtiyacını  karşılayan hava harp okulumuz ve ona bağlı istanbuldaki ilk uçuş eğitim filosu ve harp okulu bittikten sonra İZMİR ÇİĞLİDEKİ SAVAŞ PİLOTU eğitim filosu burda abartmadan söylüyorum dünyanın en kaliteli eğitimini sunan bir organizasyondur.
                                             

Hava harp okuluna başlayan birinci sınıf öğrencisi savaş pilotu bir teğmen olana kadar o kadar değerli eğitimler alır bırakın sadece eğitim aldığı askerlik mesleğinin haricinde dans dersinden tutunda çeşitli spor,sosyal etkinliklerin tümünü çok değerli öğretmenlerinden eğitim alarak yetiştirilirler.                

Öyleki HAVA HARP OKULU eğitim ve öğretim alanı ve kampus hizmetlerinin verildiği ortam dünya standartlarında beş yıldızlı otel konforunda askeri alanlardır.
Disiplinin yanında güvenlik ve subay olucak bayan ve erkek personelin çok sıkı şekildede takibi ve izlenmesi güvenlik tahkikatları devamlı çeşitli periodlarla yapılır.
Çok kısa bir örnek verim internet kullancısı öğrenci alayını  çeşitli zararlı yayınlara girmesini kontrol eden 24 saat esasına dayalı subay personelden bilgisayar sistemlerini izleyen gurup vardır.
Öğrenci alayını askeri hocaların yanında çeşitli konulardan sivil ünüversitelerdende öğretim görevlileri gelerek çeşitli derslere girmektedir..                 

Son düşen F4-E FANTOM 2020 uçağımızın katılacağı AZARBAYCAN HAVA KUVVETLERİ ile ortak yapılacak tatbikattaki AZARBAYCAN HAVA KUVVETLERİ personelinin büyük çoğunluğu HAVA HARP OKULU komutanlığımız bünyesinde yetişmiş bir kısmıda zaman zaman guruplar halinde gelen subay personel HAVA HARP OKULU komutanlığında ROTASYONA tabi tutulmuş Azeri pilotlardır…
Bunlarla komutanlık içinde bazı karşılaşmalarım olmuştur ilerde anlatırız.
Anlaşılacağı gibi bir HAVA KUVVETLERİ personeli çağın en iyi eğitimini her konuda almaktadır.

İnanın akrabam hava kuvvetlerinde efsane olmuş pilotlar var NATO tatbikatlarında gelişmiş AMERİKAN HAVA KUVVETLERİ uçakları ile karşılaşmalarında her defasında eldeki kısıtlı teknolojik uçaklarla başarılı olmuşlardır,uçuşlardan sonraki  sohbetlerimizde anlatmışlardır.
Zaten NATO bültenlerini takip ederseniz ATIŞ tatbikatlarında HAVA KUVVETLERİMİZİN başarılarını her daim görürsünüz.
                                 

Sorunlar nerde özellikle 1. TAKTİK HAVA KUVVETLERİ 1. ANA JET ÜSTÜ ESKİŞEHİR F4-E FANTOM filoları 3. ANA JET ÜSTÜ KONYA F5-A, F5-B TIGER FİLOLARI ve birde yine 7.ANA JET ÜSTÜ MALATYA ERHAÇTA konuşlu RF4-E FANTOM keşif filosu ve bir kısım yine F4-E FANTOM av bombardıman uçaklarımız.
Arkadaşlarım F5-A ve F5-B uçaklarımız bize 1967 yılından sonra hava kuvvetlerimize teslim edilmeye başlandı F4-E uçaklarımız 1974 kıbrıs harekatından evvel parası ödenerek alındığı halde AMERİKAN HAVA KUVVETLERİ tarafından harekat bittikten sonra 1975 yılında teslim edildi…
Bu iki tip uçağımız(hava kuvvetlerinde tayyare ifadesi kullanılır) tabi zamanın verdiği metal yorgunluğu çeşitli avionik teknolojik geri kalmalar ,motorlardaki devamlı kullanıma dayalı aksaklıklarla yakın zamana kadar geldi.                 

Tabi şöyle söyleyeyim haddimi aşmak istemiyorum bu konuların su altındaki olaylarınada giremiyorum,2000 li yıllarda İSRAİL ile yapılan reorganizasyon anlaşmaları ile bu iki tip uçaklarımıza  İSRAİL savunma şirketlerince yenileştirme ve reorganizasyon modernizasyon çalışmaları yapılarak özellikle F4-E 2020 projesi adı altında bizlere hava kuvvetlerine teslim edildi.

Bizde ilk F-100,F-102,F-104 uçakları için onların son kullanma tarihlerindede UÇAN TABUT yakıştırmasını kullanırlardı,şimdide bu iki tip uçaklarımız içinde halk dili olarak kullanılıyor,sebebi basit gelişmiş tüm ordularda bu uçaklar artık ya müzelerde yada uçak mezarlıklarında maalesef.
Bir RUS HAVA KUVVETLERİNDEN dostum derdiki ZEKİ sizde o inanç  bakım,teknik altyapı varken siz hurda arabaları bile uçurursunuz…
Arkadaşlar uçak sadece uçmakla kalmıyor uçağın yer hizmetlerini götüren,bakım,lojistik alanında çalışan personelimizin büyük emeği vardır bu eski uçakları en iyi şekilde uçurmamızda onlar hep unutulur geri planda kaldıkları için asıl birer büyük kahramanlarda kuleden  itibaren yerde görev yapan teknisyenler ordusudur…

Hava kuvvetlerimizin en yeni envanter uçağı F-16 lar bile arkadaşlarım büyük orduların yeni nesil uçak sistemlerine baktığınızda artık teknolojik zamanını tamamlamış uçaklar.
Dostlarım bırakın ABD,RUSYA,İNGİLTERE,FRANSA,ALMANYA gibi savunma sanayileri dev olan ülkeleri İSVEÇ savunma sanayi ve İSVEÇ hava savunma ürünlerinin tarihçesini incelediğinizde 1950 li yılların ortalarında teknolojik olarak bizimle aynı seviyede olan İSVEÇ devletinin MİLLİ şuuru ile dev bir savunma sanayi ve dev bir SAVAŞ UÇAĞI üreten sanayi ülkesi olmuş küçücük İSVEÇ neyle olmuş MİLLİ şuurla.
İSVEÇ hava kuvvetleri SAAB serisi uçakları 1958 den itibaren üretirken bugün artık son nesil hava kuvvetleri uçağı SAAB J-39 GRIPPEN ile uçmakta ve dünya hava kuvvetlerine satışlarını yapmaktadırlar.
                                          

Demekki MİLLİ bir savunma sanayi ve MİLLİ bir  SAVAŞ UÇAĞI sanayi kurmamız hep engellenmiş.
Türkiyede 1971 yılında hava kuvvetlerinin başlatığı KENDİ UÇAĞINI KENDİN YAP KAMPANYASI VARDIR ama bu bizde hep hayal olarak kalmıştır…

Hani bir DEVLET büyüğümüzün dediği gibi BABA benim niye bir püsküvütüm yok,hep içimizden dediğimiz ey DEVLET BABA BİZİM NİYE ÇEŞİTLİ MODELLERDE MİLLİ SAVAŞ UÇAKLARIMIZ YOK.
Arkadaşlar konuyu bilerek konuşuyorum işte son bir F-35 JOİNT STRİKE Amerikan tipi yeni nesil uçağa konsorsiyum ortak olduk sanırım ödemeleride yapılıyor,inanın onlar teslim olduktan kısa bir zaman sonra neslinin özelliğini kaybederek yine demode duruma düşücekler,bizde bu fakir MİLLETİN parasını maalesef dışarıya vermiş olucaz.
                              

Şimdi bunlar çok uzun uzadıya konular,içlerinde filmlik bir çok macera var keyifsiz zamandayız tatlı gülünç anılarımızı bile anlatamayız.
Şunu söylemek istiyorum bunların son olayların hepsi kaza bu kazalarda pilotaj hatası yoktur,MALATYADAKİ kazada iki uçağımızın düşmesi ve dört şehitimizin olmasındaki konu ikili kol uçuşunda zaman zaman iki uçağın kanat mesafeleri bazen bir insan kolu uzunluğu kadar yakın olur,umulmadık ani bir hava türbülansında o esnada türbülans etkisi ile uçaklar birbirine çarparak düşmüş olması okuduğum bilgiler ışığında konuyu böyle gösteriyor,tabi burda yine uçakların çok eski olmasının faktörü çok önemli…

Birde basında koltukların fırlatma sistemlerinin çalışmadığı söyleniyor,yok böyle bir şey palavra atıyorlar bizim KAHRAMAN PİLOTLARIMIZ uçakları düşücek olsa bile son ana kadar kurtarmaya veya meskün bir mahalde düşme hadisesinin olması için canlarının son noktasına kadar uğraş verirler yada zaten atlıycak zamanları olmaz,MEKANLARI CENNET.
Yeni nesil uçakların uçuşlarını ve havadaki performaslarını seyretiğimde hayranlık içinde kalıyorum,tabiki bu tip uçaklar bizim pilotlarımızın elinde olsa hadiseler çok başka olur.
Bunun içinde satın almak hiçbir zaman bizim sorunumuzu çözmüycek bu MİLLETİN yetişmiş çocukları bugünün imkanları ile bize MİLLİ UÇAKLARIMIZI üretmemizi sağlar.
                              

Öyle kısa yoldan nam yapıp yönetim mekanizmalarını  ele geçirip keyif yapmak ile değil bu MİLLETİN yetişmiş çocuklarını kurda kuşa yem etmeden bu MÜHENDİS çocuklarla bu konuların pıratiğini bilen insanlarla MİLLİ SAVUNMAMIZIN en önemli kalemlerini kendimiz üretelim…..
                                   

Tekrar baş sağlığı dilerim  tüm MİLLETİMİZE ve ŞEHİT yakınlarımıza.
MİLLİ olmanın lafta,iftirada,karalamada,ayak kaydırmada,çıkar hesapları yapmakta değil MİLLİ İCRAATTA olucağını görelim….
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

                               

4 Mart 2015 Çarşamba

ÇÖZÜMDEKİ ÇÖZÜNÜRLÜK

                                      

Sevgili dostlarım bugün sizlere yine herhangi bir ideolojik ve siyasi görüşün etkisi olmadan PKK terör örgütünün silah bırakması yolundaki ÇÖZÜM süreci ile ilgili yazı kaleme almak istiyorum bunlar sadece benim şahsi görüşlerim ve tecrübelerime bilgime dayalı beyanlardır hiçbir şekilde hiçbir kurum,kişi veya başka güçleri bağlamaz.
UZUN İNCE BİR YOLDAYIM
GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
BİLMİYORUM NE HALDEYİM
GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
Üstad merhum AŞIK VEYSEL den bir unutulmaz şiir dizini….
                                  

Arkasından URFA şehrimizin efsane türkücüsü sayın NURİ SESİGÜZEL ne diyor?
KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS
BU GÜZELLİK SENDEDE KALMAZ
PİŞMAN OLUN KİMSELER ALMAZ
ANNENE BAK GÖR HALİNİ….
                              

Sevgili dostlarım ABD(AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ) daha cihan imparatoru değilken kıtasında Kızılderililerle uğraşırken 1800 lü yılların başında OSMANLI DEVLETİ içinde misyonerlik ve siyasi çalışmalarına başlıyor 1830 da resmen anlaşmalarla birbirlerini tanıyorlar,1870 lerde ABD OSMANLIDA okullarını açarak bunlar  harput, Merzifon,Tarsus ve İstanbul olmak üzere OSMANLI içinde eğitim faaliyetleri ile burda kendine büyük bir MİSYON görevini ifa edicek zümreyi yetiştirmeye ve hazırlamaya başlıyor.                

O yıllarda İNGİLTERE GÜNEŞİ BATMAYAN İMPARATORLUK olarak faaliyetlerini yüz yıllardır tüm kıtalarda ve içimizde sürdürürken  AMERİKANIN daha dünyada büyük güç değilken OSMANLININ bu küçük nahiyelerine okul açması tabi çok düşündürücü olması gerekli.
Uzun uzadıya konulara girmiycem size niyetimi anlatmam vakit alır aslında ne olabileceğini 17 kasım 2013 tarihinde KÜRDÜSTAN&YENİ DÜNYA adlı yazımda kaleme almışım.
                              

1950 lere geldiğimizde NATO ya girmek arifesinde olan TÜRKİYEDE DİYARBAKIR,ADANA,SAMSUN,ÜNYE,TRABZON,SİNOP,İZMİR,İSTANBUL gibi vilayetlerde AMERİKAN üstleride yavaş yavaş kuruldu.
Değerli emniyet istihbaratı kurucularından VALİ rütbesi ile emekli olmuş sayın ERGUN GÖKDENİZ bey aslında eskiden emniyet istihbaratı yoktu o yıllarda emniyetteki şubeler ve bu şubelere bağlı kısımlar kendi istihbaratlarını kendileri yaparlardı,bir tek emniyet genel müdürlüğünde ÖNEMLİ İŞLER dairesi vardı.
                                     

Bu daire ve şubelerinin görevi İÇİŞLERİ BAKANLIĞI vazife selahiyetine giren tüm yabancı misyon işlerle ilgilenmek ve MET(MİLLİ EMNİYET TEŞKİLAT) ile koordineli çalışmak.
İşte sayın ERGUN GÖKDENİZ beyin vazife yaptığı ilk görev yeri bu ÖNEMLİ İŞLER dairesine bağlı şubelerde vazife yapmak.
Tabi ben konuyu bilerek konuştuğum için bundan iki yıl önce sayın GÖKDENİZ basına açıklama yaptı 1951 yılında TÜRKİYEDE  kurulan ABD(AMERİKAN) ÖZEL BÜROSU aslında TÜRKİYE ve ORTADOĞU coğrafyasından nasıl büyük KÜRT DEVLETİ çıkartılacak asli ve gizli ajandası bu konu olarak kurulmuştur diye beyan etti,evet yaşı,tecrübesi ve yılların birikmişliği ile söylediği tamamen doğru.
                                              

Kısa geçiyorum daha sonra 1955 6-7 eylül hadiseleri bunlar TÜRKİYEDE planlı belirli bir kültürün ve uluslararası ekonomik gücün tasviyesi ve arkadan istenilen kişilere güç bindirmenin bir operasyonu idi.
Daha sonra 1960 darbesi TÜRKİYENİN SSCB uzaklaşarak yine güç kaybetmesi 1968 ve 1980 arası toplumu kamplara bölerek siyasallaşmış kamplara ayırmak ve bunun üstünden tayin edilmiş TERÖR BARONLARI yaratarak oyunun ilerki safhasında içerde siyasal düzen ve kamu bürokrasisi ve özel sektör ile birlikte istenilen noktaya ve kıvama türkiyeyi İÇ te hazırlamak.              

Özellikle 1980 den sonra TÜRKİYENİN gözünün aç olduğu tüketim toplumunu kurarken yine batılı güçlerin topluma sezdirmeden enjekte ettiği TİCARİ hayatta yozlaşmayı ve ahlaksızlığı getirmekle söz ile yaşayan bir toplumu senet,çek ve diğer argümanlara bile güvenilmiycek bir duruma getirerek toplumdaki sosyal hayatada kazandırdıkları yozlaşma ile tamamen bir yeni yozlaşmış düzen kurarak DÜNYA konjöktürü içinde olacak hadiselerde bu yozlaşmanın içerdeki sarsıntılarda getireceği kendilerine göre hareketlenmeler ve yıkımı dahada kolaylaştırmak için gerekli insan malzemesini bollaştırmak…
Tabi birde 1972 de TÜRK DERİN DEVLETİ yapısı içinden stratejik planlama yapan güçlerin bilinçli ihanet gurupları hazırlanan bir KÜRT stratejik hareketinin planlarını ve şeçilmiş üst hücre kadrolarını yine dışardaki güçlerin bunlar özellikle WHASHİNGTON,LONDRA,TELAVİV merkezli talimatlarla yöneterek çok geniş çaplı bir ŞEÇİLMİŞLER ORDUSU ile bugüne getirdiler.

ŞEÇİLMEMİŞLER ve bu operasyonlara karşı çıkanlar,çıkabilecekler  imha edilmiş geride kalanlarda sessiz bir kenara çekilerek olanı izlemişlerdir.
Şeçilmiş diyince size şöyle söyleyeyim DİYARBAKIR doğumlu bir UYUŞTURUCU BARONUDA,BİR VANLI BÜROKRATTA,İZMİRLİ BİR MÜTEHAİTTE,İSTANBULLU BİR SANAYİCİDE  yada bir DİNİ GURUBU YÖNETENLERDE bu yelpaze  İÇİNDEN şeçilmiştir.
                               

Şeçilmiş olmak öyle kolay değil uzun gözlemler,uzun nesil analizleri ile gelen aynı YARIŞ ATI TAYI yetiştirmek gibi bir hadise…
Evet APO cular ve yurt dışına çıkış sürecinden sonra seçilmiş parçalanma coğrafyasının SURİYE devletini karargah alarak sonra bu karargahı ABD emperyalizimin hedeflediği bölme coğrafyasında KUZEY IRAK merkezli KANDİL ana üst olmak üzere yerleştirmek.
Otuz yıl süren şüreçte gelinen şu andaki BARIŞ ortamı ÇÖZÜM süreci ile PKK silah bırakması ve demokratik sürece girecek ve bu konularda TERÖR ÖRGÜTÜNDEN garanti alınarak üniter devletin bütünlüğüne dönük protokol anlaşmalar evet,geldiğimiz nokta bu.
İnanın herkesten çok BARIŞ isteyen bir insan olarak tahmini süreci şimdi kendi fikrimi söyliycem ve bitiricem.
PKK silah bırakmasını zaten ABD(AMERİKA) son 5 yıldır istiyordu bu konu ile ilgili ABD li yetkililerinde açıklamaları var.
PKK büyük bir kısmı silahları tamamen bıraktıktan sonra gelinen barış ortamı ile tahminen APO bir anlaşılmış bir şüreç içinde serbest bırakılacak.
Daha sonra TÜRKİYEDE çok aksine politikalar eğer yürütülmezse bölgemizde ve komşularımızda gelişecek tüm olmusuzluklar bizim İÇ bünyemize yansıyarak TÜRKİYE bölünme sürecine girecek.
Bu konuda MİLLİ TÜRK DERİN devletinin umuyorum çok stratejik planları olmasını ve bu DEMOKRASİ ile gelebilecek çalkantılı hadiselerde MİLLİ DEVLETİN içindeki yöneticilerin tasviyeleri ile şeçilmiş hazır kıtalar halinde bekletilen bazı fügürler sahnede büyük roller alarak ÇÖZÜLEN TÜRKİYEDE nasıl roller üstlenecekler.
Bugünlerde sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN açıklamalarını çok önemsiyorum,yanılmak insanlara mahsus bir şeydir,hata yapmak,yanlış yapmak bunlar insanlara mukadder olduğu gibi devleti yönetenlerinde yapıcağı yaptığı işlerdir.

ALLAHA inananların bir sözü vardır derlerki her ŞER de bir HAYIR vardır.
Biz istihbarat dünyasında kendi yaptığımız hatalardan zaman zaman çok farklı yollara giderek daha büyük BAŞARILARA İMZA atarız.
Özellikle büyük TÜRKİYE devletinin yapıcağı hadise düşmanın kırılma yapacağı ortamları ve hareketleri güçlü MİLLİ bir İSTİHBARAT örgütü ile önceden(tekrar söylüyorum ÖNCEDEN) haber alarak bu kırılma noktalarında kendi  İÇ BÜNYEMİZDE aktif rol alacak kim olursa olsun hangi mevki,makam veya gücü temsil ediyorsa etsin ENTERNE edip durdurmak bu ülkenin MİLLİ çıkarları için geçerlidir.
                                         

Yeni bir İÇ GÜVENLİK PAKETİ önemli çünkü oluşabilecek İÇ yozlaşmada tüm güvenlik güçlerimizin hızlı mütekabiliyet yeteneği olması gerekli aktif olmaları lazımdır,tek dikkat edilecek güvenlik güçleri içinde bu konuları gayri kanuni işlerde kullananlar yasal olmayan işlerde kullananların önüne geçici sistemleri KANUNLA yapamıyorsan bile KURUMLAR içindeki gelenekler ve sistemlerle kurmanız gereklidir…
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

                                                                                                    01.01.2022                           A...