10 Kasım 2018 Cumartesi

SURİYE KARANLIĞI..


                                     

Sevgili takipçilerim çok selam eder,iyi bir hafta sonu geçirmenizi dilerim.
Yazıma başlarken bazı kesimlerin çaktırmadan laf sokuşturmalarına söyliyeceğim olucak.
Ben bu yazdıklarımla her hangi bir vatan kurtarmak yada bir paye beklediğimden yazmıyorum.
 Arkadaşlar devir öyle bir devir olduki dostluk yapmak için tanışıyorsun,sonra menfat için çarpıştığın adamların tarafına geçiyor,o adamlarla kendisinin söylediği gibi STRATEJİK ihanetin içinde oluyor.Yarın bu gücü bulamazsan ne söyliyeceksiniz.
PAZARA KADAR DEĞİL MEZARA KADAR şahsiyetin kalmaz.Lafını ettiğiniz adamı iyi bilin öyle edin..Ne yazıcaksanızda yazınELİNİZİ KORKAK alıştırmayın.
Gelelim SURİYE konusuna arkadaşlar.Bu konuda çok eski bir tarihe sahibim.Suriye hakkında.
Bugün tarihten girmeyeceğim,size bir UZMAN sıfatı ile şunları bildirmek istiyorum,sonraya kalmasın yazılı kalsın.
Amerikan emperyalizmi akla alınmayacak şekilde çok ince çalışır nihayi neticeye varmak için.

1988 yılında başladığı iki kademeli IRAK DEVLETİNİ bölme operasyonunu 2003 ikinci körfez harekatı ile bitirdi.

Aslında planı çok farklıydı içimize sokucağı orduyu BİR MART TEZKERESİ ile geçiremeyince büyük hayali suküte uğradı.
Aslında onların planı TÜRKİYE içinde temelli konuşlanmak,sonra SURİYE DEVLETİNE yapıcağı operasyonla SURİYE DEVLETİNİ bölmekti.
                                

Bunu yaparkende aynı operasyonun devamı,içimizde TAŞORONLARI ile ülkemizde ayaklanmalar çıkararak bize içten müdahale edip bir oldu bitti ile BÜYÜK KÜRDİSTAN operasyonunu gerçekleştirmekti.
Bir mart tezkeresi geçmeyince ABD yurdumuz içinde burdaki taşoronları ile harekete geçerek içimizdeki TAŞORONLARI ile ilk önce yurt sathında KİRLİ OPERASYONLARA başladı.
Bunu içimizdeki DEVLET GÖREVLİLERİNE verdikleri birifinglerle 2005 iç güvenlik harekat planı adı ile büyük bir seferberlik sistemi içindeki kimseleri temizlediler.
Bu konulara sonra giricem.Daha sonra 2006 yılında özellikle BASIN,YAYIN,İŞ DÜNYASI,SİYASET  ve BÜROKRASİDE istedikleri kişileri stratejik noktalara gelmeleri için önlerini açtılar veya açtırdılar.
Burdaki amaç şuydu SURİYE de savaş çıkartmak, TÜRKİYE devletini sokmak,bu bataklığa girerkende çıkan acı,dehşet,kötülük tablosundan ciddi anlama mülteci akınını TÜRKİYE devletinin içine GÜNEYDOĞU ANADOLU sınırlarımızdan itibaren tüm ülke sathına yaymak.
                                  

Bunu niye yapıyor ABD ve DERİN SİYONİZİM.
Şundan,halkımız suriyenin içinde bize gelenlerin tam mezhebi,dini,sosyolojik yapılarını bilmiyor.

İlerki günlerde DÜNYADA oluşabilecek dalgalanmalarda sadece bir KÜRT DEVLETİ değil bu yoğun Suriyeli nüfuzla bir ERMENİ DEVLETİNİN de kuruluşu çok kolay gerçekleşir.

ERMENİ nüfusunun bir buçuk milyonunun 1. Dünya harbindeki teşhir durumunu bilirseniz SURİYE deki bölgelere ve bu konularla uzun yıllarınız geçmişse sakın bir kenara atmayın bu söylediklerimi.

Özellikle 1920 li yıllardan beri bölgede devlet olmadan evvelde çok yoğun çalışan İSRAİL 1948 yılında devlet olduktan sonra yıllarca ARAPLAR üstünde çok ciddi çatışmalar ve savaşlar yaşamış bir devlettir.
                                     

Onlar  içimizdeki TAŞORONLARI yıllarca maşa olarak kullanırken ülkemizdeki ARAP kökenli mültecileride kullanmaları çok kolay oluyordur.
Dünyanın hiçbir yerinde mültecilere bu kadar rahat kapı açılmaz ve bu kadar çok mülteciyi, hiçbir ülke içine almaz.

1989 yılında BULGARİSTANDAN gelen soydaşlarımızın sayısı İKİYÜZ ELLİ BİN kişiyi bulunca mültecileri davet eden merhum TURGUT ÖZAL korktu geri adım attı biz bu sorunu BULGAR yetkililerle uzlaşarak bitirelim dedi.
O dönemde KAPIKULEYE özel birim atıyan MİT bu mültecilerin içinden ELLİ BEŞ adet BULGAR GİZLİ SERVİSİ mensubunu yakaladı.

Arkadaşların ifadesi ,ARAS yakaladığımız bunlar yakalayamadığımızı düşünmekte istemiyoruz dediler.
Hangi GÜVENLİK BÜROKRATINA sorarsanız sorun,dünyada TÜRKİYE nin şu anda bulunduğu mülteci konuşlandırma durumunu, ülkenin BEKASI için,ciddi anlamda YÜKSEK SEVİYEDE TEHLİKE olduğunu söyler.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.




4 Kasım 2018 Pazar

EMPERYALİZİMİN UŞAKLARI…!


                            

Sevgili dostlarım iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarak yeni haftaya işallah sağlık,sıhat ve bereket içersinde girersiniz.
Ülkemizde yazdığım yazılar ile geniş bilgi ve malumat isteyen dostlara SCOPE yayınlarında sızana kadar alkol alarak cevap veriyorum,malumu izleyen arkadaşlar takip ediyor:)

En çok gelen sorularda ülkemizde bir iç çatışma olurmu,sorusu.
Çok geniş anlamda yayınlarda cevapladım ama burda kendi başımdan geçen ve başlangıç yapan kamuoyunu etkileyen olayların suyun altındaki gerçeklerini anlatıcam, TÜRKİYE insanı halklarımız çok uyanık olsun oyuna gelmesin çünkü düşman içimizde,düşmanı dışarda aramayın bir avuç insan sizleri istediği yöne sürükleyip porovoke ediyor çok uzun yıllardır.

1925 yılındaki ŞEYH SAİT isyanı genç CUMHURİYETİN Kerkük ve Musulu ilhak etmemesi için isyancı ŞEYH SAİTİN yanındaki birkaç yakını ve bir TÜRK ORDUSUNDAN binbaşının İSTANBULDA GALATASARAY da,İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU yakınında İNGİLİZ İSTİHBARATI yöneticileri ile görüşüp bazı vaatler aldıktan sonra diyarbakıra dönüp isyanı başlattıklarını hem okudum,hem dinledim ve yaşantım döneminde bugüne gelene kadarda hadiseler nerde başladıya orda istihbar ettim.BABALAR ölüyor,torunlara kadar sistem aynen devam ediyor.Hain hep hain.Milletin bir günahı yok…
                                     

1937 yılına gelirsen DERSİMDE çıkan ve başını SEYİT RIZA efendinin çektiği bir gurup yöre ileri gelenleri ile çıkan isyan aslında cumhuriyetimizin kurumları içinde yer alan bazı kamu görevlilerinin FRANSA lehine yaptıkları ajan proveke hadiselerinin  isyana dönmesi ve çok acı kanlı bastırılması.Neden HATAYIN ilhakı için yapılan çalışmaları bastırmak.Çünkü FRANSANIN büyük hakimiyet nüfuz alanı var SURİYE devletinde.

Yani biz ne yapıcak olsak bölgemizde TÜRKİYE DEVLETİNİN lehine dışardan emir alan yapılar ülkemizde stratejik kurumlar ve siyasetin içine yerleşik oldukları için ülke menfati için olan ne varsa onu baltalıyorlar.
Kendimle ilgili bilgi vererek yazıma devam ediyorum,tüm dostlarım sizler iyi dikkat edin.

Yıl 1994 aralık ayı başları,bir sıkıntıdan dolayı rahmetli ÖNDER beyle MGK çıktık TOPYEKÜN savaş komutanımız tüm general paşamızla bir görüşmemiz oldu.Bazı el yazımla vediğim teknik bilgiler ve karşılıklı bilgilendirme oldu sayın KOMUTANIMIZI.
Ankarada bu bilgileri verdikten sonra TÜRKİYE ciddi anlamda güneydoğu anadoluda tarihin en kapsamlı harekatına hazırlanıyor ve büyük gizlilikle çalışılıyor.
Ben ayriyeten MİT İstanbul bölge başkanlığı kontrispiyonaj şube müdürlüğü SOVYET masa şefliği ile devamlı irtibat halindeyim.
O zamanlar değerli masa şefimiz ATİLLA bey ile bir temasımızda ağbi dedim bu yapılacak operasyonlar öncesi benim Yunanistan deneyimim var özellikle PKK terör örgütünün SINIR geçiş noktaları ve tüm yapısal hadiseleri uzun bir rapor haline getireyim bunda özellikle bizdeki çıkan orman yangınlarının nasıl olduğu ve yunan servisinin TERÖR ÖRGÜTÜ ile nasıl irtibatı var geniş anlamda raporlaştırayım.
Geçmişte ANKARA da ben kısa bunlardan bahsettim ama böyle geniş değildi.Şimdi resmi olarak bu operasyonlar esnasında raporuda resmileştirmiş oluruz sizin üstünüzdende YUNAN MASA şefine gider.
Atilla bey merhum DURSUN KARATAŞ ın kopyası gibidir tamam ARAS sen bunu yap iyi olur tam bu ara bundan yararlanırız.

O günlerde yirmidört saat çalışarak ben bunu el yazısı ile çok geniş anlatımla OTUZ SAYFA yazarak raporlaştırdım ve ATİLLA ağbiye teslim ettim..
Çok teşekkür etti hatta YUNAN masa şefi çok sevinmiş,bizde BATI AVRUPA masasına girer yunan masa şefliği.
Hadiseler ciddi anlamda devam ederken ÇELİK HAREKATI başarı ile bitti,TÜRKİYE büyük başarı elde etti.Hatta ALMANYA dış işleri bakanlığı bile verdiği bir NOTA yı geri çekerek bizde özür diledi.
Fakat o sıcak günlerden sonra yunanistanda bazı yangınlar çıktı ve bunda Yunanistan bizi şuçladı.
Ben buna çok şaşırdım ve düşünmeye başladım ve ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.Çünkü bizim işimiz yangınları söndürmek ve GERİ BÖLGE EMNİYETİNİ TÜRKİYENİN almak.

SUSURLUK hadisesi patlayınca 3 kasım 1996 yılında bu konu ile hadiseler kamuoyunda adeta bir BOMBA etkisi ile ortaya saçılmaya başladı.
                                        

1997 yılında HBB televizyonunda sayın HALUK KIRCI beyefendi bu konuların yapıldığı bir açık oturumda ne yani bizde yunanistandaki yaptığımız operasyonlarımı anlatalım dedi ve kamuoyunda şok etkisi yaptı bu hadise.

Tabi Yunanistan bize saldırmaya başladı bu konuda,fakat benim anlamadığım bir hadise bizim önlem almak için rapor yaptığımız hadiseden kim kendilerine bir operasyon çıkartmış.
Sordum bir cevap alamadım.Sonra yıllar sonra öğrendimki tesadüfen İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI-5 daha yunanistanda bu hadiseler olmadan evvel YUNAN ELÇİLİĞİNDEKİ askeri ateşeyi bu konuda bilgilendirmiş ve TÜRKLER sizde eylem yapıcak demiş:)

1998 yılına geldiğimizde MİT müsteşarımız sayın ŞENKAL ATASAGUN beyin yönetiminde resmi olarak BELÇİKADA yunanlı meslektaşları ile bu konuları müzakere etmiş.

Hemen arkasındanda SELANİK te gayri nizami  iki tarafın şeçtiği kimselerle bir dizi içkili görüşmeler olmuş beni ordan kafaları güzelken aradılar:)

Bu hadiseler kapandı ve yıllar sonra bugün hükümet yanlısı bir gazeteci arkadaşla bu konularda mail yolu ile görüşürken bu konulardan bahsetmiştim.
Ne olduysa eski BAŞBAKANIMIZ sayın MESUT YILMAZ beyefendi,27 aralık 2011 tarihinde ATATÜRK HAVALİMANINDAN yurt dışına çıkarken basın mensublarına hiç ortada bu konularla ilgili bir olay yokken,YUNANİSTANDAKİ bu orman yangınlarından bahsetti,büyük tepkiler alınca bir müddet sonra yanlış anlaşıldığını kamuoyuna deklare etti.

Küçüklüğümden itibaren RUMLARLA ve yunanistanla hep yakın oldum.Yunan halkının aslında büyük bir kesimi TÜRKLERE dost ve aynı toprakların insanıdır.

Ne varki bu emperyalizim bizi tüm komşularımızla düşman etmiştir.Aynı emperyalizim bizim içimize yerleştiği gibi onlarda bizim ile aynı hastalıklara sahiptirler.
Bir sıkıntımız sırasında bu emperyalizimin uşakları yine bize arkadan saldırı gerçekleştirecektir,bunda TÜRK ve YUNAN  kardeş halklarının bir kabahati olmaz..

1973 yılından itibaren aslında TÜRKİYE içindeki belirli bir askeri yapının NATO nun Kıbrıs harekatı ile bize müttefik dost gözle bakmadığını anladı ve bunu söylem ve aksiyon haline getirince DERİN NATO bu zamana kadar tüm bu kadroları maalesef çok kötü şekilde tasviye etti.

                                      ŞEHİT    JANDARMA GENEL KOMUTANI ORGENERAL EŞREF BİTLİS.
 ŞEHİT  DENİZ YARBAY KUDRET GÜNGÖR.

Aslında KIBRIS HAREKATI ile doksan dört yıl sonra ADAMIZA çıktık ve YUNANİSTANA ve KIBRISA demokrasiyi getirmiştik.
Devam edeceğim…
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

28 Ekim 2018 Pazar

BEYNELMİNEL CİNAYET ŞEBEKELERİ…


                                
Sevgili arkadaşlarım,hepinize iyi bir Pazar günü dileyerek günün konusundan biraz bahsetmek istiyorum.
Kaşıkçı cinayetinde biliyorsunuz hem dünya siyaseti ve ekonomisi hemde olayın polisiye,adli ve istihbari durumu basın,medya ve sosyal medyada havada geziyor.Yalan rüzgarı havada uçuşuyor adeta.…
Burda en çok üzüldüğüm,merhum CEMAL KAŞIKÇI beyin müstakbel eşi HATİCE CENGİZ hanfendinin olayın baş tanığı olarak televizyonda anlatımı oldu, çok etkilendim.Bir bayanın böyle bir hadiseye ve olaylara maruz kalması insan ömründe büyük yaralar açacak bir hadise, ALLAH yardımcısı olsun..
Arkadaşlarım bir ülkede kanun adalet ve en önemlisi geleneksel yapı ve devlet dokusu zarar gördümü ondan sonra hiçbir konu çivi tutmaz.
Hak,hukuk adalet ortadan kalkar,ortam bugün yaşadığımız ülkenin içine giren ARAPLARIN, konsolosluklarında adam kesmeleri ile ayyuka çıkar.
Ben burdan,bunun sizlere dünyadaki gelişimi ne olur, ne olmaz anlatmıycam.
Muhtemelen suyun altında uluslararası müzakerelerle bu olaydan siyasi ve ekonomik kar çıkartanlarla hadise kapatılacaktır.
Zira ABD başkanlık makamı ve CİA bu konu ile ülkemizde yakın ilgili ve hadiseye dahli var,bu konuyuda ABD istediği gibi yönlendirecek ve bu konunun idaresinide kendinde tutacaktır.
                                   
Uzun zamandır ARAS DAĞLI tweet adresimden eski genel kurmay başkanımız İLKER BAŞBUĞ paşamıza mesaj atarak,sayın KOMUTANIM kamuoyunu yanlış yönlendirilerek 2009 sonu ve 2010 yılında  STK KOZMİK ODA sına yapılan kanunsuz girişin sebebi gerçek anlamda neydi nasıl bir oyun vardı,bunu anlatın ve bu ülkenin önünü açmakta yardımcı olun dedim.
Sayın komutanıma burdan aktarıcağım profosyonel olarak uzun yıllar istihbarat dünyasını ve derin devleti mecburiyetten izlemek zorunda kaldım.
Yoksa bende istemezmiyim ZÜRİH te oturayım huzurlu huzurlu,burda MAYMUNLARIN sıkıntısı ile yaşayacağıma..
                         
1987 yılında MAMAK muhabere okulunda askerlik vazifemi yaparken,TELSİZ TABURU ve HABER MERKEZ bölüğü olarak tüm seferberlik bölge başkanlıklarına,asker personeli bizden SEÇİLMİŞ olanlardan yolluyorduk.
O dönemde dağıtım konusu olarak evraklarda GENEL KURMAY bölge başkanlıkları olarak geçiyordu seferberlik tetkik kurulu bölge başkanlıkları.
MİT müsteşarımız sayın HAKAN FİDAN o dönemde aynı birlikte astsubay çavuş olarak görev yapıyordu.
Onun müsteşarlığı esnasında KOZMİK ODAYA girilmesi kendisini yetiştiren DOĞU KÖKENLİ teşkilatı mahsusaya uzanan bir cinayet şebekesinin , 1987 yılı tarihlerinden hesaplanmış planlanmış bir konusu olabilirmi.
Sayın KOMUTANIN bir ömrü TEK BAŞINA savaşla geçmiş bir insan olarak bende bunun cevabı var.Ama siz bizim en yüksek makamdaki büyüğümüz olarak konuyu açmanız ülkeninde önünü açıcaktır.
Sanırım geçtiğimiz günlerde adı KAŞIKÇI hadisesinde geçen GENEL HAVACILIKIN sahibi sayın NEDİM SULYAK beyde sizin gibi BOSNA kökenli bir girişimci beyefendi.
Sayın KOMUTANIM 1966 yılından beri Yeşilyurt,Yeşilköy ve floryada büyüdüm,TÜRK  SEFERBERLİK yapısının altını hem TÜRKİYEDE hemde YURT DIŞINDA çok iyi bilirim.
2010 yılının 20 nisan günü evimi basarak komplo bir operasyon yapılması MURAT YALÇINTAŞ beye MOSSAD ve CİA örgütü tarafından şantaj yapılıyor diye,bende hat safada tepemi attırdı artık son noktaya getirdi.

1999 yılından beri devletin kurumlarının bizim gibi VATANSEVERLERE saldırması ve halada TÜRK kimliğimiz ve  laik dini inançlarımız üstünden bize  saldırılıyor,birde bu cinayet şebekesinin 1983 yılının 7 şubatından itibaren ciddi anlamda suyun altında faliyeti olması ve bunada tam 1997 yılında MİT Sovyet masası şefliği ile yakın temasımda öğrenmem tüm gerçekleri gösterdiği gibi,yurdumun tamda BATININ güçlerine angaje olmuş devlet içinden FİLİZ alıp kurumların dışındada organize olmuş ve bu ülkenin çöküşü için her faliyeti  nasıl götürdüklerini gördük ve anladık.
Geçenlerde eski TARKİM HAVAYOLLARI sahibinin attığı tweetleri görünce kendisinide zamanında izlediğim için,beyefendiye birkaç soru sordum.
                              
Çünkü izlemelerim esnasında farklı olarak bazı hadiselere rast gelmiştim.
Birinci sorum hatırladığım beyefendi bana yapılan komplo operasyondan sonra sayın DENİZ BAYKAL beye yapılan kaset operasyonunda sizin adınız geçti hatta ÖZEL YETKİLİ mahkemeye giderek bu konuda o dönemde ifade verdiniz.
İzlemelerim döneminde özellikle FLORYADA ve YEŞİLKÖYDE çok heyecanlı anlar ve zamanlar geçti.
Sizin bir FETÖ cü olduğunuz ile ilgili bir kanıya rast gelmedim.Ama sizin kendi kredi kartınızla ABD den DENİZ BAYKALIN kasetini you tuba yükleyecek kadar az gelişmiş zekaya sahip olmadığınızıda iyi biliyorum.
                              
Ama izlemem esnasında bir nokta yakaladımki yakınlarınızdaki bazı çalışanlarınızın dönemin İSTANBUL MİT BÖLGE başkanı İ.N ve MİT müsteşar yardımcısı M.D ile temasınızı fark ettim.
                          
Bu insanları uzaktan tanırım herhangi bir dostluğumuz ve ahbablığımız olamaz,kendileride eski Yeşilköylüdürler ikiside YEŞİLKÖY hava meydanını ve ordaki insan alt yapısına bölgesel olarak hakimlerdir.
                              
Arkadaşlarım son otuzbeş yılda öyle bir çamur deryası içine çekildikki,YÜZLERİ ÇAMURLU,ELLERİ KANLI insanların kapımızda bitmesi ve yaptıkları gasb,cinayet vs şuçlarla mücadele etmek zorunda kaldık,bunu yaparkende tabiki çamura girdiğimiz bu insanların çamuru bizede tabiatı ile bulaştı.
Özellikle hemşericilik ve akraba yapısı üstünden kalplerindeki kötülük ve pislik suratlarına vurmuş şekilde az bir çorbamızı içimiş olsa dahil,içimize girmiş olması dahli ile hasetlerini ve fesatlarını iftira komplo yaparak kendilerine menfat sağlamak devletin ona görevi gereği verdiği gücü bu yönde kötülük olarak kullanmanın peşine düşmüşlerdir.
Maalesef sülük ve kene gibi yapışkan olan bu yapıyı üstümüzdende atmak mümkün olmamıştır…
Bu yapılanma hadisesini anlattıktan sonra konumuza dönersek,dünyada hiçbir gizli servis yada profosyonel istihbarat ve askeri yapılar o ülkeden lojistik ikmal,istihbari bilgi,birikim almadan operasyon yapamaz.
Buraya CİA,MOSSAD,Mİ-6 yada FSB(KGB) gelse onlarda tüm kurdukları bu ülkedeki işbirlikçi yapılarından operasyon yapıcakları zaman yardım destek alırlar.Almayan yapı olmaz yada yaptığı iş çok küçüktür onun için destek almaz.
Özellikle DEVLET İSTİHBARAT HİZMETİ veren ülkemizdeki kurum MİT kaşıkçı hadisesinin önceden olucağını kestirir,ülkeye giriş yapan böyle bir ekibin hangi niyetle geldiğini kestirir ve tahmin eder.
Bunları görmemişse MİT üst düzey yöneticilerinin uluslararası alanda muhattap ülke suudi Arabistandaki bazı muhattapları ile farklı çalışmaları olduğu gibi bu ARAP DEVLETİNİN hamisi olan Londra,newyork telavivdeki güçlerininde bu konularda ciddi ön bilgisi ve hadiseye angajmanı vardır.
Konuyu bir örnek ile bitireyim SARIYERDE bir aile katledilmişti en içimi acıtan evdeki üç yaşındaki bir çocukda, silahla öldürülmüştü.
2005 iç güvenlik harekat planı çerçevesinde müthiş bir kirli operasyon vardı,kendimizi kollamakla geçiriyorum günlerimi.
                                      
Fakat aileden dört kişi kayıp gazeteler yazıyor,rahmetli SAVAŞ AY devamlı konunun üstünde,tam o esnada yeşilyurtta ragıp ağabeyin KARDEŞLER restorantında ermeni kökenli bir dostumla rakı içiyoruz.
                                     
Bu konuyu açtım,ARDO bir hesaplaşma var bunlar kime mesaj veriyor,sana olmasın ARAS dedi bana bu şekilde hitap etti.
Sabah onu evinden alıp işe gitmek için evin önüne geldiğimde bir baktım polisler heryeri tutmuş.
Polislerin yanına gittim ne oldu memur bey dedim,ya bu evin yanındaki garajdan bir münübüsün içinde dört ceset çıktı savcıyı bekliyoruz deyince,jeton düştü.
Başkomisere sordum komiserim kiminmiş bu kapalı otaparkın sahipleri dedim,DİYARBAKIRLI birilerininmiş diyince,hafızam hemen 1986 yılına döndü ve sayın EMRE TANER ve arkadaşları aklıma geldi?
                                   
Arabaya ARDO yu aldım ve beyazlamış yüzüne dedimki,ARDO bunlar sana mesaj vermesin..
Dostlarım bir ülkeyi çöküşe götüren, o ülkenin KOZMİK yöneticilerinin vatanseverliğini kaybetmesi ile ilintilidir.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

10 Ekim 2018 Çarşamba

GENEL OPERASYONLARDA SON,,, KAŞIKÇI

                              

Sevgili takipçilerim,hepinize iyi günler dileyerek günümüzün önemli bir hadisesi olan,suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçının muhtemel Arabistan konsolosluğundaki, katli ile TEKNİK bilgi aktarıcam sizlere.
Zira yalan rüzgarı herkese göre yol almış vaziyette,herkes benim sütüm en AK der gibi bu konuya o şekilde değiniyor.
                                  

Önce SUUDLARIN yaptığı söylenen operasyondan başlayalım.
İki VİP uçağı ile suudi arabistandan kalkıyorlar,bu sırada veya önceden istanbula ROTA almak için uluslararası havacılıktan uçuş izini yani SLOT dediğimiz havacılıkta,izini alması lazım.Bu bazen acil uçuşlarda havadayken alınır.

SUUDİLER bu izni aldıkları anda otamatik olarak sivil havacılıktan bu bilgi VİP uçuş olduğu için MİT (MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI) havacılık şubesine bu bilgi akar.

Bu bilgiyi MİT havacılık şubesi İSTANBUL MİT bölge başkanlığı kontrispiyonaj şubesi ARAP masa şefliğine geçer,aynısını ANKARA MİT bölge başkanlığındaki ARAP masasına geçer.
Bu bilgileri alan ARAP masa şefliği MİT haber elemanı kadrosu ile SEFERBERLİK TETKİK KURULU içindeki sivil havacılık şirketi GENEL HAVACILIK şirketine giriş yaptıkları andan itibaren izlemeye ve aynı anda
                                                    

 MİT İstanbul bölge başkanlığına bağlı SİNYAL istihbaratı ve elektronik teknik istihbarat şubesini bilgilendirerek gelen kişileri yakın takibe aldırır.
Neden bunlar her zaman olmayan kalabalık şüpheli VİP şekilde giriş yapan misyon bunu her istihbarat teşkilatı dikkate alır TEKNİK anlamda bu şekilde çalışır.

İlgili masa şefliği ve MİT en tepedeki yöneticilerinin CEMAL KAŞIKÇI dan ve sosyal,ticari,siyasi yaşantısından haberleri vardır…
Bu tip bir hadisenin vuku olabileceğini kesin bilmeselerde genel anlamda,bazı olumsuzluklardan ve olabileceklerden haberlerinin,duyumlarının bilgisi olmalıdır büyük olasılıkla herşeyide biliyorlardır.
ALLAH için MİT ülke içinde bilme konusunda eksiği yoktur.
Buda nerden anlaşılıyor cemal kaşıkçının nişanlısı konsolosluğun dışında kalmış eğer gelmezse  ak parti milletvekili sayın YASİN AKTAY ve CUMHURBAŞKANI DANIŞMANI sayın İBRAHİM KALIN beylere haber vermesini istemiş.

Fakat olay vuku bulmuş maalesef,bu vuku bulan olayın neticesini MİT müsteşarlığı A dan  Z ye biliyordur,çünkü ELEKTRONİK TEKNİK İSTİHBARAT şubesi istanbuldaki bunun nasıl olduğunu ve neticesinin ne olduğunu anında öğrenmiş ve MÜSTEŞARLIK yetkililerine olayın vahametini arz etmiştir.
Netice itibari ilede bu operasyonu gerçekleştiren caniler tekrar ellerini kollarını sallayarak geri dönmüşler delillerdende bir şekilde kurtulmuşlardır.
Bazı arkadaşlar bu CİA operasyonu diyor,sayın BAŞKANI hedef aldılar diyorlar,anlatımlarımdan TEKNİK anlamda CİA ve DERİN AMERİKAYI öğrenmiş olmanız lazım:)

Bu tatsız olayla konuyu bitirip gerçek olmuş komedi bir hadiseyle bitireyim,biraz müstehcen olacak ama,o günlerin MİT istanbuldaki TEKNİK TAKİP şubesindeki arkadaşlar şimdi bir çoğu emekli bunu okuduklarında gülecekler kahkaha atıcaklar.

İstanbul başkonsolosluğundaki önemli bir KGB mensubunu takip eden teknik takipçiler,takipi atlatmak için genel eve giren KGB mensubunun 
                                   

arkasından onlarda geneleve girerek, karaköydeki genel evin içinde ekip olarak yayılıyorlar,bende tesadüf ordan geçerken meraktan içeri girip ne var ne yok diye girince hepimiz karşı karşıya kaldık bir yerde RUS yetkili bir yerden teknik takipçiler bir yerdende ben çok ciddi şekilde şaşkın vaziyette birbirimize bakıyoruz:)

Arkadaşlar ORTADOĞUNUN durumu bu vaziyette.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

                                                                                                    01.01.2022                           A...