4 Kasım 2018 Pazar

EMPERYALİZİMİN UŞAKLARI…!


                            

Sevgili dostlarım iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarak yeni haftaya işallah sağlık,sıhat ve bereket içersinde girersiniz.
Ülkemizde yazdığım yazılar ile geniş bilgi ve malumat isteyen dostlara SCOPE yayınlarında sızana kadar alkol alarak cevap veriyorum,malumu izleyen arkadaşlar takip ediyor:)

En çok gelen sorularda ülkemizde bir iç çatışma olurmu,sorusu.
Çok geniş anlamda yayınlarda cevapladım ama burda kendi başımdan geçen ve başlangıç yapan kamuoyunu etkileyen olayların suyun altındaki gerçeklerini anlatıcam, TÜRKİYE insanı halklarımız çok uyanık olsun oyuna gelmesin çünkü düşman içimizde,düşmanı dışarda aramayın bir avuç insan sizleri istediği yöne sürükleyip porovoke ediyor çok uzun yıllardır.

1925 yılındaki ŞEYH SAİT isyanı genç CUMHURİYETİN Kerkük ve Musulu ilhak etmemesi için isyancı ŞEYH SAİTİN yanındaki birkaç yakını ve bir TÜRK ORDUSUNDAN binbaşının İSTANBULDA GALATASARAY da,İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU yakınında İNGİLİZ İSTİHBARATI yöneticileri ile görüşüp bazı vaatler aldıktan sonra diyarbakıra dönüp isyanı başlattıklarını hem okudum,hem dinledim ve yaşantım döneminde bugüne gelene kadarda hadiseler nerde başladıya orda istihbar ettim.BABALAR ölüyor,torunlara kadar sistem aynen devam ediyor.Hain hep hain.Milletin bir günahı yok…
                                     

1937 yılına gelirsen DERSİMDE çıkan ve başını SEYİT RIZA efendinin çektiği bir gurup yöre ileri gelenleri ile çıkan isyan aslında cumhuriyetimizin kurumları içinde yer alan bazı kamu görevlilerinin FRANSA lehine yaptıkları ajan proveke hadiselerinin  isyana dönmesi ve çok acı kanlı bastırılması.Neden HATAYIN ilhakı için yapılan çalışmaları bastırmak.Çünkü FRANSANIN büyük hakimiyet nüfuz alanı var SURİYE devletinde.

Yani biz ne yapıcak olsak bölgemizde TÜRKİYE DEVLETİNİN lehine dışardan emir alan yapılar ülkemizde stratejik kurumlar ve siyasetin içine yerleşik oldukları için ülke menfati için olan ne varsa onu baltalıyorlar.
Kendimle ilgili bilgi vererek yazıma devam ediyorum,tüm dostlarım sizler iyi dikkat edin.

Yıl 1994 aralık ayı başları,bir sıkıntıdan dolayı rahmetli ÖNDER beyle MGK çıktık TOPYEKÜN savaş komutanımız tüm general paşamızla bir görüşmemiz oldu.Bazı el yazımla vediğim teknik bilgiler ve karşılıklı bilgilendirme oldu sayın KOMUTANIMIZI.
Ankarada bu bilgileri verdikten sonra TÜRKİYE ciddi anlamda güneydoğu anadoluda tarihin en kapsamlı harekatına hazırlanıyor ve büyük gizlilikle çalışılıyor.
Ben ayriyeten MİT İstanbul bölge başkanlığı kontrispiyonaj şube müdürlüğü SOVYET masa şefliği ile devamlı irtibat halindeyim.
O zamanlar değerli masa şefimiz ATİLLA bey ile bir temasımızda ağbi dedim bu yapılacak operasyonlar öncesi benim Yunanistan deneyimim var özellikle PKK terör örgütünün SINIR geçiş noktaları ve tüm yapısal hadiseleri uzun bir rapor haline getireyim bunda özellikle bizdeki çıkan orman yangınlarının nasıl olduğu ve yunan servisinin TERÖR ÖRGÜTÜ ile nasıl irtibatı var geniş anlamda raporlaştırayım.
Geçmişte ANKARA da ben kısa bunlardan bahsettim ama böyle geniş değildi.Şimdi resmi olarak bu operasyonlar esnasında raporuda resmileştirmiş oluruz sizin üstünüzdende YUNAN MASA şefine gider.
Atilla bey merhum DURSUN KARATAŞ ın kopyası gibidir tamam ARAS sen bunu yap iyi olur tam bu ara bundan yararlanırız.

O günlerde yirmidört saat çalışarak ben bunu el yazısı ile çok geniş anlatımla OTUZ SAYFA yazarak raporlaştırdım ve ATİLLA ağbiye teslim ettim..
Çok teşekkür etti hatta YUNAN masa şefi çok sevinmiş,bizde BATI AVRUPA masasına girer yunan masa şefliği.
Hadiseler ciddi anlamda devam ederken ÇELİK HAREKATI başarı ile bitti,TÜRKİYE büyük başarı elde etti.Hatta ALMANYA dış işleri bakanlığı bile verdiği bir NOTA yı geri çekerek bizde özür diledi.
Fakat o sıcak günlerden sonra yunanistanda bazı yangınlar çıktı ve bunda Yunanistan bizi şuçladı.
Ben buna çok şaşırdım ve düşünmeye başladım ve ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.Çünkü bizim işimiz yangınları söndürmek ve GERİ BÖLGE EMNİYETİNİ TÜRKİYENİN almak.

SUSURLUK hadisesi patlayınca 3 kasım 1996 yılında bu konu ile hadiseler kamuoyunda adeta bir BOMBA etkisi ile ortaya saçılmaya başladı.
                                        

1997 yılında HBB televizyonunda sayın HALUK KIRCI beyefendi bu konuların yapıldığı bir açık oturumda ne yani bizde yunanistandaki yaptığımız operasyonlarımı anlatalım dedi ve kamuoyunda şok etkisi yaptı bu hadise.

Tabi Yunanistan bize saldırmaya başladı bu konuda,fakat benim anlamadığım bir hadise bizim önlem almak için rapor yaptığımız hadiseden kim kendilerine bir operasyon çıkartmış.
Sordum bir cevap alamadım.Sonra yıllar sonra öğrendimki tesadüfen İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ MI-5 daha yunanistanda bu hadiseler olmadan evvel YUNAN ELÇİLİĞİNDEKİ askeri ateşeyi bu konuda bilgilendirmiş ve TÜRKLER sizde eylem yapıcak demiş:)

1998 yılına geldiğimizde MİT müsteşarımız sayın ŞENKAL ATASAGUN beyin yönetiminde resmi olarak BELÇİKADA yunanlı meslektaşları ile bu konuları müzakere etmiş.

Hemen arkasındanda SELANİK te gayri nizami  iki tarafın şeçtiği kimselerle bir dizi içkili görüşmeler olmuş beni ordan kafaları güzelken aradılar:)

Bu hadiseler kapandı ve yıllar sonra bugün hükümet yanlısı bir gazeteci arkadaşla bu konularda mail yolu ile görüşürken bu konulardan bahsetmiştim.
Ne olduysa eski BAŞBAKANIMIZ sayın MESUT YILMAZ beyefendi,27 aralık 2011 tarihinde ATATÜRK HAVALİMANINDAN yurt dışına çıkarken basın mensublarına hiç ortada bu konularla ilgili bir olay yokken,YUNANİSTANDAKİ bu orman yangınlarından bahsetti,büyük tepkiler alınca bir müddet sonra yanlış anlaşıldığını kamuoyuna deklare etti.

Küçüklüğümden itibaren RUMLARLA ve yunanistanla hep yakın oldum.Yunan halkının aslında büyük bir kesimi TÜRKLERE dost ve aynı toprakların insanıdır.

Ne varki bu emperyalizim bizi tüm komşularımızla düşman etmiştir.Aynı emperyalizim bizim içimize yerleştiği gibi onlarda bizim ile aynı hastalıklara sahiptirler.
Bir sıkıntımız sırasında bu emperyalizimin uşakları yine bize arkadan saldırı gerçekleştirecektir,bunda TÜRK ve YUNAN  kardeş halklarının bir kabahati olmaz..

1973 yılından itibaren aslında TÜRKİYE içindeki belirli bir askeri yapının NATO nun Kıbrıs harekatı ile bize müttefik dost gözle bakmadığını anladı ve bunu söylem ve aksiyon haline getirince DERİN NATO bu zamana kadar tüm bu kadroları maalesef çok kötü şekilde tasviye etti.

                                      ŞEHİT    JANDARMA GENEL KOMUTANI ORGENERAL EŞREF BİTLİS.
 ŞEHİT  DENİZ YARBAY KUDRET GÜNGÖR.

Aslında KIBRIS HAREKATI ile doksan dört yıl sonra ADAMIZA çıktık ve YUNANİSTANA ve KIBRISA demokrasiyi getirmiştik.
Devam edeceğim…
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                                                                    01.01.2022                           A...