Sevgili
dostlarım iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarak yeni haftaya işallah
sağlık,sıhat ve bereket içersinde girersiniz.
Ülkemizde
yazdığım yazılar ile geniş bilgi ve malumat isteyen dostlara SCOPE yayınlarında
sızana kadar alkol alarak cevap veriyorum,malumu izleyen arkadaşlar takip
ediyor:)
En
çok gelen sorularda ülkemizde bir iç çatışma olurmu,sorusu.
Çok
geniş anlamda yayınlarda cevapladım ama burda kendi başımdan geçen ve başlangıç
yapan kamuoyunu etkileyen olayların suyun altındaki gerçeklerini anlatıcam,
TÜRKİYE insanı halklarımız çok uyanık olsun oyuna gelmesin çünkü düşman
içimizde,düşmanı dışarda aramayın bir avuç insan sizleri istediği yöne
sürükleyip porovoke ediyor çok uzun yıllardır.
1925
yılındaki ŞEYH SAİT isyanı genç CUMHURİYETİN Kerkük ve Musulu ilhak etmemesi
için isyancı ŞEYH SAİTİN yanındaki birkaç yakını ve bir TÜRK ORDUSUNDAN
binbaşının İSTANBULDA GALATASARAY da,İNGİLİZ KONSOLOSLUĞU yakınında İNGİLİZ
İSTİHBARATI yöneticileri ile görüşüp bazı vaatler aldıktan sonra diyarbakıra
dönüp isyanı başlattıklarını hem okudum,hem dinledim ve yaşantım döneminde
bugüne gelene kadarda hadiseler nerde başladıya orda istihbar ettim.BABALAR
ölüyor,torunlara kadar sistem aynen devam ediyor.Hain hep hain.Milletin bir
günahı yok…
1937
yılına gelirsen DERSİMDE çıkan ve başını SEYİT RIZA efendinin çektiği bir gurup
yöre ileri gelenleri ile çıkan isyan aslında cumhuriyetimizin kurumları içinde
yer alan bazı kamu görevlilerinin FRANSA lehine yaptıkları ajan proveke
hadiselerinin isyana dönmesi ve çok acı
kanlı bastırılması.Neden HATAYIN ilhakı için yapılan çalışmaları
bastırmak.Çünkü FRANSANIN büyük hakimiyet nüfuz alanı var SURİYE devletinde.
Yani
biz ne yapıcak olsak bölgemizde TÜRKİYE DEVLETİNİN lehine dışardan emir alan
yapılar ülkemizde stratejik kurumlar ve siyasetin içine yerleşik oldukları için
ülke menfati için olan ne varsa onu baltalıyorlar.
Kendimle
ilgili bilgi vererek yazıma devam ediyorum,tüm dostlarım sizler iyi dikkat
edin.
Yıl
1994 aralık ayı başları,bir sıkıntıdan dolayı rahmetli ÖNDER beyle MGK çıktık
TOPYEKÜN savaş komutanımız tüm general paşamızla bir görüşmemiz oldu.Bazı el
yazımla vediğim teknik bilgiler ve karşılıklı bilgilendirme oldu sayın
KOMUTANIMIZI.
Ankarada
bu bilgileri verdikten sonra TÜRKİYE ciddi anlamda güneydoğu anadoluda tarihin
en kapsamlı harekatına hazırlanıyor ve büyük gizlilikle çalışılıyor.
Ben
ayriyeten MİT İstanbul bölge başkanlığı kontrispiyonaj şube müdürlüğü SOVYET
masa şefliği ile devamlı irtibat halindeyim.
O
zamanlar değerli masa şefimiz ATİLLA bey ile bir temasımızda ağbi dedim bu
yapılacak operasyonlar öncesi benim Yunanistan deneyimim var özellikle PKK
terör örgütünün SINIR geçiş noktaları ve tüm yapısal hadiseleri uzun bir rapor
haline getireyim bunda özellikle bizdeki çıkan orman yangınlarının nasıl olduğu
ve yunan servisinin TERÖR ÖRGÜTÜ ile nasıl irtibatı var geniş anlamda
raporlaştırayım.
Geçmişte
ANKARA da ben kısa bunlardan bahsettim ama böyle geniş değildi.Şimdi resmi
olarak bu operasyonlar esnasında raporuda resmileştirmiş oluruz sizin
üstünüzdende YUNAN MASA şefine gider.
Atilla
bey merhum DURSUN KARATAŞ ın kopyası gibidir tamam ARAS sen bunu yap iyi olur
tam bu ara bundan yararlanırız.
O
günlerde yirmidört saat çalışarak ben bunu el yazısı ile çok geniş anlatımla
OTUZ SAYFA yazarak raporlaştırdım ve ATİLLA ağbiye teslim ettim..
Çok
teşekkür etti hatta YUNAN masa şefi çok sevinmiş,bizde BATI AVRUPA masasına
girer yunan masa şefliği.
Hadiseler
ciddi anlamda devam ederken ÇELİK HAREKATI başarı ile bitti,TÜRKİYE büyük
başarı elde etti.Hatta ALMANYA dış işleri bakanlığı bile verdiği bir NOTA yı
geri çekerek bizde özür diledi.
Fakat
o sıcak günlerden sonra yunanistanda bazı yangınlar çıktı ve bunda Yunanistan bizi
şuçladı.
Ben
buna çok şaşırdım ve düşünmeye başladım ve ne olduğunu anlamaya
çalışıyorum.Çünkü bizim işimiz yangınları söndürmek ve GERİ BÖLGE EMNİYETİNİ
TÜRKİYENİN almak.
SUSURLUK
hadisesi patlayınca 3 kasım 1996 yılında bu konu ile hadiseler kamuoyunda adeta
bir BOMBA etkisi ile ortaya saçılmaya başladı.
1997
yılında HBB televizyonunda sayın HALUK KIRCI beyefendi bu konuların yapıldığı
bir açık oturumda ne yani bizde yunanistandaki yaptığımız operasyonlarımı
anlatalım dedi ve kamuoyunda şok etkisi yaptı bu hadise.
Tabi
Yunanistan bize saldırmaya başladı bu konuda,fakat benim anlamadığım bir hadise
bizim önlem almak için rapor yaptığımız hadiseden kim kendilerine bir operasyon
çıkartmış.
Sordum
bir cevap alamadım.Sonra yıllar sonra öğrendimki tesadüfen İNGİLİZ GİZLİ
SERVİSİ MI-5 daha yunanistanda bu hadiseler olmadan evvel YUNAN ELÇİLİĞİNDEKİ
askeri ateşeyi bu konuda bilgilendirmiş ve TÜRKLER sizde eylem yapıcak demiş:)
1998
yılına geldiğimizde MİT müsteşarımız sayın ŞENKAL ATASAGUN beyin yönetiminde
resmi olarak BELÇİKADA yunanlı meslektaşları ile bu konuları müzakere etmiş.
Hemen
arkasındanda SELANİK te gayri nizami iki
tarafın şeçtiği kimselerle bir dizi içkili görüşmeler olmuş beni ordan kafaları
güzelken aradılar:)
Bu
hadiseler kapandı ve yıllar sonra bugün hükümet yanlısı bir gazeteci arkadaşla
bu konularda mail yolu ile görüşürken bu konulardan bahsetmiştim.
Ne
olduysa eski BAŞBAKANIMIZ sayın MESUT YILMAZ beyefendi,27 aralık 2011 tarihinde
ATATÜRK HAVALİMANINDAN yurt dışına çıkarken basın mensublarına hiç ortada bu
konularla ilgili bir olay yokken,YUNANİSTANDAKİ bu orman yangınlarından
bahsetti,büyük tepkiler alınca bir müddet sonra yanlış anlaşıldığını kamuoyuna
deklare etti.
Küçüklüğümden
itibaren RUMLARLA ve yunanistanla hep yakın oldum.Yunan halkının aslında büyük
bir kesimi TÜRKLERE dost ve aynı toprakların insanıdır.
Ne
varki bu emperyalizim bizi tüm komşularımızla düşman etmiştir.Aynı emperyalizim
bizim içimize yerleştiği gibi onlarda bizim ile aynı hastalıklara sahiptirler.
Bir
sıkıntımız sırasında bu emperyalizimin uşakları yine bize arkadan saldırı
gerçekleştirecektir,bunda TÜRK ve YUNAN kardeş halklarının bir kabahati olmaz..
1973
yılından itibaren aslında TÜRKİYE içindeki belirli bir askeri yapının NATO nun Kıbrıs
harekatı ile bize müttefik dost gözle bakmadığını anladı ve bunu söylem ve
aksiyon haline getirince DERİN NATO bu zamana kadar tüm bu kadroları maalesef çok
kötü şekilde tasviye etti.
ŞEHİT JANDARMA GENEL KOMUTANI ORGENERAL EŞREF BİTLİS.
ŞEHİT DENİZ YARBAY KUDRET GÜNGÖR.
Aslında
KIBRIS HAREKATI ile doksan dört yıl sonra ADAMIZA çıktık ve YUNANİSTANA ve
KIBRISA demokrasiyi getirmiştik.
Devam
edeceğim…
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder