9 Nisan 2015 Perşembe

DÜŞMAN YOLLARI KESTİ…

                                   

Sevgili dostlarım bu MASONLARLA ilgili konular basınımızda açıldı biraz konuları ve yaşadığım istihbarat faaliyetleri içindeki tecrübelerimi bugün ayrı bir çeşidini sizlere arz edicem.
İlk önce şunu söyleyeyim MASON localarının çok değişik teknikleri vardır azalarının mesleki kariyerleri sosyal yaşamları tehlikeye girmesin diye mesela,dosyanızı burda açtırmazlar bir izin döneminizde kurmay bir subaysınız yada emniyet müdürü,mit mensubu gibi size verdikleri referanslarla PARİS,LONDRA veya NEWYORK,WHASHİNGTON daki MASON örgütleri içinde dosya açtırırlar,burda dosyanız olmaz ama dışarda dosyanız vardır ama gerekirse burda toplantılara MASON locası içinde katılmasanızda diğer BİRADERLERİNİZLE özel toplantılara katılırsınız.
Birde çok iddialı arkadaşlara şöyle yaparlar mesela sıcak bakmıyor MASON luğa ama önemli bir görevde,mevkide israr ederler illaki gelin bir MASON locamızı ziyaret edin biraderlerimizin bir yemeğini yiyin bir iki kadeh içki veya çay kahvemizi için diye çekerler işte yine ilerde girmiş gibi olursun…)))               

Hani kayıkçının hikayesi hanımlar bende bu ün varken versenizde,vermesinizde tüm ÜSKÜDAR verdi bilir siz iyisimi verin)))).
Aşşağı yukarı izah ettim size küçük bir kısım,şimdi gerçeklere dönelim yıl 1995 sonlarına doğru çok büyük işler bitirmişim öz güven hat safa askeri istihbarat operasyonunda büyük çığır açmışım, uzun zamandır gözüme bir iş kestiriyorum bu kanunlu olan işi emniyet teşkilatının ve mit haber elemanları yapıyor,ama bir düzen yok..
1995 ekiminde ben bu işe başladım yabancı ülke ve istanbuldaki bu hattı legalleştirip hatta harç  ücretlerini bile yasal bir statüye sokup tam bir sistem kurdum.

Tabi rant büyük bu iş için görülmeyen devlet içinde örgütlenmeler var ama ben T-90 tankı gibi girerek tekten tüm hattı kendime bağladım…
Tabi hattın birde siyasi yanı var HAVALİMANINDAKİ pasaport müracat gibi hergün yüzlerce pasaport elimizden geçiyor bu ülke öyle bir ülkeki eğer görevde olan BAKAN veya eski BAŞBAKAN değil  isen senden bile vize istiyor o dönem sadece DİPLOMATİK pasaportlardan ücret almıyor ama vize işlemi görüyorsun.
İstanbulda iki yıldan biraz fazla bu işi ben tek başıma ana artel olarak yaptım tali şirketlerin işlerinide ben yapıyordum…
Bir çok yabancı ve türk personel çalışıyor müdürümüz benim eski bir dostum olan bir Musevi vatandaşımız ve kendisi iyi derecede bir MASON …
İşte bugün değineceğim mesele orda başlıyor bu Musevi müdürümüz ZEKİ sana bir şey sorucam dedi bu B.Ö kimdir dedi bize yüklü miktarda pasaport getiren diye sordu.

Dedim mösyö samuel bu ÇERKEZ bir arkadaş bende burda ÇERKEZ turizm şirketi sahiplerince ,çalışanlarınca tanıdım,birazda diğerlerine göre dindar bir arkadaş dedim,hayırdır mösyö samuel…
Ya ZEKİ kimseye bir şey söyleme bak bakalım bu pasaportları nerden alıp bize getiriyor,bir araştırim.
Çerkez HASAN isminde yine hala görüştüğüm bir turizimci arkadaşım var sordum bu B.Ö pasaportları nerden alıyor güldü ağbi bu dindardır ROSTER ve tüm ekibi buna çalışır.
Anladım mösyö samuele döndüm ondanda huylandım çünkü biz milliyetçiyiz bu insanlarada sempatimiz var sordum sen nerden kafaya taktın SAMUEL bu herifi,yav zeki bizim locadaki biraderlerin çoğunluğunun pasaportları önüme geliyor,uzun zamandır bende bu işe anlam veremedim.
Dedim ROSTER diye bir firmadan alıyorlarmış,hayırdır sizin biraderler bu firmayı nerden bulmuş,sorucam artık dedi locada.
                                  

Birkaç gün sonra mösyö samuel ofiste bana dedi evet ağbi aynen doğru bizim biraderlerden biri anlaşmış bu firma ile tüm arkadaşlarıda oraya yönlendirmiş pasaportları götürüp oraya veriyorlar,SAMUEL demiş götürüp vermeyin bize verin biraderleri olmaz demiş biz anlaştık zaten size geliyormuş,o insanları kıramayız.
Samuel bana baktı ZEKİ ben bu işe anlam veremedim ROSTER firması ile bizim biraderlerin ne alakası olabilir bu CAMİA yapısı ile hala anlamış değilim dedi…

Tabi 1996 yılı çok sıcak bir yıl adeta ter akıtıyor her yerimizden bir yerden bu faliyeti götürürken bir yerdende askeri istihbari çalışmalarımı başka ülke ve şehirlerde seyahat ederek götürüyorum,tabi bu hattı kesince tekten geçmişteki dostlarımız bile maddi ve manevi gücümüzden büyük rahatsızlık duydular,kıskandılar…

Bunlar özellikle burda bu COĞRAFYAYI ABD,İNGİLİZ,İSRAİL güçleri ile dizayn eden bizde kozmik kurumları ellerinde tutan kişiler.
O dönemde KAFKASYADA ve ÇEÇENİSTANDA devam eden çatışmalar esnasında,benim üstümde baskı kuramayan bu kozmik güçler beni ABD güçlerine bu BABASININ OĞLU buda bizim kontrolümüze girmez MİLLİ olarak harekat edicek eğer YILANIN BAŞINI baştan ezmezsek bu yanına aldığı devleti ve MİLLİ gücü ile bize burda kök söktürür deyip ABD li yetkilileride ikna ederek bana 1998 senesinden sonra toplu halde çok büyük bir yıkım harekatına başladılar,bunda özellikle KAFKASYALI MİT ve seferberlik kurumları mensupları başı çektiler.Ellerinde tuttukları TEKNİK ELEKTRONİK  İSTİHBARAT gücünü ve insana dayalı haber elemanı ,muhbir ve Ajanlarla çok geniş çaplı saldırı yaparak tüm işi ve etrafımdaki insan gücünü tam yıkmasalarda harekat yeteneğimi bozguna uğrattılar.
Arkadaşlar BATILILARA çok kabahat bulmayın onlar kendi ülke menfaatlerini sürdürebilmek için herşeyi yapıyorlar,asıl içimizdeki bu hain yapılar kendi maddi özellikle menfaatleri için o BATILININ karşısında hadiseleri öyle bir vehmediyorlarki BATILI da bunlara inanıyor…
Aslında tüm olayların altı ekonomik rant sağlamak devlet gücünü kullanarak hakkı olmayan rantı ele geçirmek,başka bir şey değil.
Vatan,millet,sakarya hikayeleri hepsi yalan bugün dahi bazı gerçekler ortaya çıksa ihanetlerin tamamen ekonomik rant sağlamaktan olduğu meydana çıkacak…

Bazı stratejik gizli eylemler maalesef  var bu LOKAMATİF ve arkasındaki VAGONLAR bazı doğu anadolulu  TARİHÇİLERİMİZİN dediği gibi gidiyor,burda  bir kısım KAFKAS milleti ile marjinal  kürtçülük yapan bir partinin yanyana gelmesi size çok açık söylüyorum TÜRKİYENİN kozmik görevlerde bulunan hiç ummadığınız şahıslarında yine önemli MASON localarına üye çıkacağına bunların burda dosyaları olmasa bile yurt dışında yukarda saydığım ülkelerde dosya açtırmış olduklarını çok iyi biliyorum.

GENERALLERİN gecelerinde,gelecek  yirmi yılı öğrenmek çok kolay oluyor,MİT Kafkasyalı yapısının son on beş yıl dönemindeki takibi buna son 5 yılda başka Anadolu şehirlerinden arkadaşlarında kaynak olmaları esnasında biz onların İNGİLİZLER  ile  özellikle bağlantılarını  siyasi ve jeostratejik neler planladıklarını çok iyi öğrendik…
Mahallesindeki kadınlara göz diken,başkalarının malına,canına,ırzına sadece fakirlik kompleksi ile meslek memuru olduğu dönemden beri saldıran,onun bunun maddi manevi hakkını gasb eden her türlü ahlaksızlığı kendinde mübah gören kozmik kişilikler ve gurubların bu ülkeyi bir yere götürmesi beklenemez.

Geldiği makamlarda yaptığı komplo meydana çıkıpta bunu yüzüne vurulmasını öğrenip hala vatan ,millet sakarya geçinen aslında kamuoyunda ve tarih önünde işi bitmiş bir çöp gibi kenara atılmayı bekleyen kişilikler bakalım sonunda kandırdıkları siyasetçileri nereye kadar kandırıcaklar.

Sizlere son TERÖR olaylarının ve KUZEY KAFKASYA ve RUSYA karşı girişilecek yeni örtülü operasyonları burdan neler olduğunu TÜRKİYEYİ içten ne şekle getirmek istediklerini yazıcam.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

6 Nisan 2015 Pazartesi

İPEKÇİ HADİSESİ…

                                  

Sevgili takipçilerim,2 şubat 2015 tarihinde ŞEREFSİZ YILLAR başlıklı yazımda küçük bir baştan kendi yaşadığım ailemle bir hadiseye değinmiş 1981 yılında bu hadisenin 1978 yıllarına dönen bir olaylar zinciri olduğunu belirtmiştim…
Son dönemde değerli gazeteci sayın TAMER KORKMAZ ve yine değerli köşe yazarı eski emniyet istihbarat daire başkanı sayın BÜLENT ORAKOĞLU beyefendinin şehit gazeteci APTİ İPEKÇİ ile ilgili çeşitli isabetli yazılar yazmalarını takip ettim ve yazılarını dikkatlice okudum.
Şimdi o yıllarda ben çocuk olsamda bu konulara o çocuklukla devamlı içeriğini gerçek tarafını bilmeden fakat daha sonraki uzun bu konularla çalışmamdan dolayı olayların o esnada arka yüzünü bilmediğim ön cepheden gördüklerimin aslını öğrendim…
                          

Tabi ALLAHA dua ederek 1979 dan 1980 darbe gününe kadar birkaç yapılan komployu tekrar söylüyorum sadece ALLAHIN yardımı tesadüflerle atlatmışım.
Bunları tavsilatlı şu anda anlatmak istemiyorum,yalnız kısaca şunları belirtmek  istiyorum 1978 yılında merhum APTİ İPEKÇİ beyle ve bazı önemli burda yine ismini açıklamıycağım sonraya bıraktığım kişilerle beraber  sosyal ortamlarda bulundum…
                        

Sayın TAMER KORKMAZ beyin ve sayın BÜLENT ORAKOĞLU beyin bugünlerde dediği gibi değil,bu suikastin MİLLİYET gazetesinin el değiştirmesi ile en direk bir ilişkisi yok,tabiki sistemde merhum İPEKÇİNİN şehit edilmesi ile daha sonra gazetenin el değiştirmesi bu hadiselerin domino etkisi yaratması ile oluşturmuştur…
Merhum İPEKÇİ beyin şehit edilmesindeki sebeb tamamen vatansever duygularla bazı ULUSLARARASI hadiselerin TÜRKİYENİN iç dengelerini ilgilendiren  ve bölgemizdeki ülkelerle ilgili konularda POLİS deyimi ile DUYARLI davranması yüzden hadise vuku bulmuştur…
              

Tabi konun içeriğini ve benim o tarihlerden aşşağı yukarı 2008 yılına kadar yaşadığım sahadaki hadiselerle tamamen konunun bu suikastler olduktan sonra bitmediği ,dediğim tarihlere kadar bunun benim hayatımda etkisi olması ve yaşanan bir çok hadiseye vakıf olmama neden olmuştur.
Merhum İPEKÇİ soruşturmalarında görev alan MİT,EMNİYET ve sıkıyönetim yetkilileri içinde benim şahsi fikrim olarak çok dürüstçene bu konuyu aydınlatmak isteyen dönemin İÇ İŞLERİ BAKANI sayın HASAN FEHMİ GÜNEŞ beyefendi bu yüzden aradan beş altı ay sonra  CHP genel başkanı sayın DENİZ BAYKAL beye yapılan bir komploya benzer bir hadise ile  ayağı kaydırılmış bakanlıktan istifa etmesi sağlanmıştır…
Yine o dönemde çok canla başla çalışmış gibi gözüken insanların aslında tüm bu suikast örgütlenmesinde bir rollerinin olduğu hatta size şöyle söyleyeyim onların uzantıları yetişmiş bugünlere kadar gelmiş çeşitli kurumlarda ,kompartmanlarda yada daha yüksek bürokratik yerlerde çalışmalarına aynen devam etmektedirler.
                            

Bugünlerdeki hadiselerde o günlerdeki öğretmenlerin yetiştirip bugünler için hazırladığı kadrolar,istedikleri ideolojik kılıflarda olsalarda aynı tarzın günümüze uyarlanmış şekildeki yapılanmaları.
Bir çok değerli insan bu konularla ilgili,ilgisiz genç yaşta hayata veda ettiler maalesef kötüler uzun yaşıyor.
Bu konu ile ilgili belgeler dönemin BELİRLİ YAPILARINCA aranıp peşine düşülüp bir şekilde ellerine geçirilip delil kalmıycak şekilde yok edilmişlerdir.                 

Tabi bu bendeki bilgi ,yarınlarda bu belgeleri ellerine geçiren güçler belki şimdi kendileri sızdırır onu bilmiyorum o dönemde bu belgelerin ihtilal olduktan sonra bile kopyaları varmı diye dönemin KONTRA ekiplerince gayrinizami arandı.





Tabi ben tüm yaşadıklarımı ayrıntılı yazarak içinde ismi olan kişilerle olayların çok tafsilatlı ayrıntılı ilşkilerini ilerdeki yıllarda zinciri takip eden insanların çok rahat bilgiye erişim sağlamaları için bunları güvendiğim önemli birkaç dostuma emanet ettim…
Ayrıca sizlere tavsiyem sayın HASAN FEHMİ GÜNEŞ beyin başına gelen komplonun daha sonra söze dökülüp fısıltı gazetesi ile topluma yansıyan yine kadın ilişkileri deikodularını üst rütbeli insanlara taşıyan devlet içindeki gurupları bulursanız bunlardan ÜST ULUSLARARASI yapılara giden kişiliklerini rahat tespit edersiniz..…
                       

Yazımı bitirirken rahmetli ÖNDER bey geliyor gözüme son emekli olmadan evvel ANKARADA MİT okulunda SAĞ TERÖR derslerine hoca olarak girmiş,bir gün bana çok kızdı seni gördüğümde aklıma rahmetlik KEMAL SUNAL beyin BEKÇİ ŞABAN filmi aklıma geliyor diyordu,ordada BEKÇİ ŞABAN tüm mahallenin işine maydonoz dayısıda İÇ İŞLERİ BAKANI ŞABAN ÖZGÜNEŞ….
Hayatı tehlikelerle yaşamış insanlar bazen  hayata daha komik tebessüm etirecek tarafından bakabiliyor.
İlerki günlerde bir çok şeye ALLAHIN İZNİ ile devam edicez,kusura bakmayın çok açık yazamıyoruz,bazen zamanlama taymingin yerinde olması lazım,bu konularda önümüz açık değil.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                                          

5 Nisan 2015 Pazar

YILAN,KURBAĞA YEDİK…

                                    

Sevgili takipçilerim,hepinize mutlu pazarlar diler,ülkemiz ve milletimiz olarak kötü bir hafta geçirdik onun için bugün biraz gülüceğiniz şekilde bir yazı kaleme alıcam bu  gelecek  günlerin mısraları olucak şekilde,
ACI HASRET VE KEDER
AYRILIĞIN ŞARKISI
YİNE FALDA SEN ÇIKTIN TERÖR
YOKKİ SENDEN HAYIRSIZI,
bu konuları ele alırız…..
Arkadaşlar bir gün ÖZEL KUVVETLER den bir yüzbaşımızla telefonla görüşüyorum bana dedi ZEKİ bey siz bu şahıstan çekiniyormusunuz,yüzbaşımızda eski astsubaylıktan subay kadrosuna geçiş yapmış yaşıtım bir arkadaş dedim yüzbaşım biz bu ülkenin dağında bayırında gezdik o senin anlattığın vatandaş kim?
Böyle konuşma bitti,sonra öğreniyorum yüzbaşımız ANKARAYA MİT dönmüş beni sormuş yav bu arkadaş hangi dağda bayırda görev yaptı diye kurumdakilerde yüzbaşım demişler O ULUDAĞ ve ERCİYES uzmanıdır,baştan hı dedikten sonra uyanınca yüzbaşımız basmış kahkayı…!!!!!!                

Yıl 1980 lerin ortası sempte akşam saatleri kasım ayı uğursuz bir hava var muhabbet ediyoruz OKAN diye arkadaş var o geldi yav çocuklar BURSADAN bizim kızlar aradı sohbet ettik,kız arkadaşlarımız ULUDAĞ ünüversitesinde okuyor orda evde tuttular muhabbet sohbet iyi…
Cem dedi yürüyün gidelim vallahi uyar cem ben,ali,okan evden az bir eşya iki araba konvoy yaptık BURSA ya indik bir otele yerleştik sabah kızlarla buluştuk muhabbet sohbet iyi e hadi burdan uludağa çıkalım.
Araçlarla çıktık dağa yağmur nasıl yağıyor ,mis gibi bir hava insanın ciğerleri safi çam ormanının oksijeni ile doluyor….
                                      

Turistik otele yerleştik dağ bomboş kar yok hafta ortası on numara bir ortam sessiz sakin,lobide bir tek  türk halk müziği sanatçımız sayın SELAHATTİN ALPAY ve arkadaşları ile karşılaştık.
Pek otelden çıkılmıyor,muhabbet sohbet çay kahve.Kızların muhabbeti yetiyor RÜYA diyede çok cici bir kız var bende onla ilgiliyim,durumlar iyi.
Akşam oldu çıkalım dedik kirazlıyaylaya indik küçük bir orman lokantası orda güzel şömine yanıyor rakılar etler,hesabı istedik bayağı bir içmişiz gece hesaptan anladık, bizde bir laf vardır insan üstü bir boyut kazandırmışız büyük şişelere ,şişeler LİNGO,LİNGO olmuş…
Neyse kazasız otele döndük odalara çekildik sabah öğlene doğru kalkmışım,giyindim kahvaltıya indim bizim arkadaşlarda bir keyifsizlik bir sessizlik,hayırdır ARSLANLAR bir sıkıntımı var em küm cart curt,yav ZEKİ hani aramızda sehem yaptıkya tatilin paralarını tek bir torbadan ödeyelim diye evet,işte biz sabah o paraları katlayalım tatili bedavaya getirelim diye oyun salonuna indik makinaları katlıyacağımıza,makinalar bizi katladı…
İyi MAMANIZA,BABANIZA çok selam))))…
                            

Ne olucak şimdi yav ZEKİ sende zula vardır,bende zula mula yok,istanbulu arayın MAMALARINIZ,BABALARINIZ buraya para yollasın hesabı kapatın,gidelim.O yıllarda kredi kartı,hızlı havale mavale yok devir nakit devri…
Başladılar otel lobisinde kıvranmaya ne yapıcaz,havale istesek hemen gelmez diyorlar karalar bağladılar düşünüyorlar bende çayımda kahvemde RÜYAMLA gırgırındayım..
                          

Akşam üstüne doğru lobiye gitim,benim yandan cepli pantolonun arka cebinden zulamı patlatıp hesabı ödedim,geldim yanlarına gülerek kıvranmayın lan arabaları hazırlayında aleme BURSADA devam edelim,sevinci görücen sanki KIBRISA çıkartma yaptık yolda okan diyor ulan sen az p.... değilsin bizi orda kaç saat iyi kıvrandırdın ALİ ile CEM e dönüp p… görüyormusun zulası varmış nasıl kıvrandırıp bizi patlattı…
Bursadada bir gün alem yapıp ordan semptimize köhne muhitimize döndük,aman semptler keşke köhne kalsaydı bu haliyle maalesef ne şehirlerde,ne ilçelerde,ne köylerde,ne insanlarda RUH kalmadı,keşke köhne kalsaydık…
Yılan,kurbağa yedik mevzuna gelince bu BEHZAT Ç. diye bir dizi vardı,orda bir amca var hep diyorki ben dağda yılan,kurbağa yedim senin haberin varmı,üstünde bir takım elbise var gri aynısı bende vardı 1990 lı yıllarda AYDINLI, PİER CARDİN mağzasından giyiniyorduk,şimdi düşünüyorum ne güzel bir şirketmiş o yıllarda kredi kartı yok bir şey yok hesap açarlardı bize ,giyinirdik aydan aya hesabımızı gider öderdik elden şimdi düşünüyorum sadece bizemi yapıyorlardı herkesemi diye?
                             

Neyse BEHZAT Ç. güzel bir film bu yılan ,kurbağayı bende çok yedim,nasıl şimdi İPSALA hududunun karşı tarafında YUNANİSTAN sınırları içinde ALEXSANDRAPOLİS (DEDEAĞAÇ)  şehri hududları içinde FERRE kasabası var onunda küçük bir köyü var tam hududta ferecik küçük ferre diye orda kalıyorum HİRİSTO isminde bir arkadaşım var,
                       

Köyden baktığında bizim hudut karakolu ve kırmızı beyaz bayrağı görüyorsun,bende ağaçların içinde serinliyorum HİRİSTO kardeşimin çok güzel bir kızı var 15 yaşında etrafımda dolanıyor iş almayalım başımıza misafiriz çokta sıcak kanlıdır misafirlikte yunan insanı,
Köyler bizim köyler gibi değil arkadaşlar,sade TÜRKLERE fantezi ilk gün oturuyorum uzaktan bir traktör geliyor üstünde mini etekli kız ulan sıcaktan,stresten iyice kafayı yedim heralde kız traktörü bir çekti bizim kafeteryanın önüne üstünden mini etekle atladı traktörün  ben koma,roma,Milano kız böyle yaptı Yassas(selam)..
Yunanlı arkadaşlar tabi gülüyor bana ZEKİ burası AVRUPA.Bizim bayrak dalgalanıyor hudut karakolunda burası AVRUPA..!!!!?
                                  

Bir günde tek başıma uzaklaşıyorum köyün içinde sakin ağaçlar arasında bir şelzong buldum toprak yolun önünde serin serin biralarımı içiyorum kuş sesinden başka bir şey yok,aniden bir kamyon gürültüsü tam önümde bir acı fren askeri cemse ,arkasından askerler bir bir  atlamaya başladı ,yassu,massu meğer hudut boyu nöbete gidiyorlarmış,ben tekrar uzandım AMSTEL biramdan soğuk sağlam bir fırt çektim UYU yavrum ZEKİ UYU…!!!!                      

Neyse HİRİSTO geldi ZEKİ dedi arkadaşlarla öğlen özel masa kurduk senin için özel yılan balığı ızgarası ve kurbağa bacağı yaptırdık tüm köydeki arkadaşlarla yiyicez içicez bak bu senin için çünkü özellikle YILAN balığı artık zor bulunuyor senin kısmetine bu ara var kurbağa bacağınıda özel yaparız,evyallah HİRİSTO ağbi…
     
                                                            

Öğlen köhne bir yer fakat çok güzel tam böyle bir kır havası köyün meyhanesinde şişe geçirilmiş yılan balıkları pişiriliyor bir yerden kurbağa bacakları QUZO(UZO) tavsiye ederim marka olarak ÇANTALI veya BARBAYANNİS yunan salatamız üstünde köyün kendi yapmı FETA peyniri on numarayız,işte YILANLARI ,KURBAĞLARI böyle yedik arkadaşlar…
Kimse,kimseye hava atmasın DAĞDA,BAYIRDA YILAN ,KURBAĞA yedik diye işte bizde yedik …..!!!!))
                
                                                                                                                     

Hemde öyle hududumuzun kendi tarafında değil,ileri muharebe alanında,cephe ilersinde düşman hatları içinde, kalkıyorlar bize burda hava atıyorlar…..))))))
        


                                                                                                                                           

Hepinize iyi keyifli bir Pazar günü dilerim.
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN…

1 Nisan 2015 Çarşamba

SANDIK LEKESİ

                                         

Sevgili arkadaşlarım,takipçilerim yaklaşık bir buçuk yılda sanırım üç yüze yakın yazı yazmışım.
Dikkatli takip edenleriniz,yavaş yavaş beni anlamış,tanımış başımdan geçenleri  aktarmamla sıkıntılarımı,dertlerimi,kederlerimi,acılarımı,mutluluklarıma şahit olmuşunuzdur.
Başlık olarak koyduğum iki kelimenin manasını size izah edeyim konuya geçeyim.
Arkadaşlar uzun yıllar değerli kağıt,pul,para,berat,ferman vs materyeller ve bu konularla hobi olarak uğraştığım için evrak gördüğümde veya bir yerde bir evrak deposuna girdiğimde iyi bir bilirkişi olarak evrakı ve üstündeki bilgileri analiz ederek aşşağı yukarı neyin ne olduğuna kanat getiririm.Zaten uzman istihbaratçılarında bu özelliği olması gerekli zira hedefe giderken en önemli şey arşiv bilgin  olması  lazımki,geçmiş arşiv bilginle bugünkü hadiselerin üstüne gidebilmelisin…
                                    

Evrağın üstündeki lekeleri çay lekesi,kahve lekesi diye algılayıp sosyal medyada bunu bu şekilde işleyenler var,bu lekeler evraklar uzun süre kapalı dolaplarda veya sandıklarda üst,üste genellikle istif edildiği için ortamdaki,havadaki bakteriyel durum oksijen ve diğer argümanlar  ve kağıtların özelliklerine göre zaman içinde kendiliğinden üstlerinde lekeler oluşur,biz işin uzmanları bunlara SANDIK LEKESİ deriz…
Şimdi ülkemizde kurum olarak KGT(KAMU GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) kuruldu,ne iş yapabilir hiçbir iş diğer kurumlardan ancak bilgi isteyerek işini götürebilir.NEDEN?
Çünkü arşivi yok,bir kurumun işlevi olabilmesi için en aşağıya 50 yıllık arşivi olması gerekli.

50 yıl sonra KGT(KAMU GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) kendi işini kendi yapar.
MİT,TSK(SİLAHLI KUVVETLER),EMNİYET,JANDARMA, bunların bir dünya arşivi vardır OSMANLI hatta ŞELÇUKLU imparatorluğuna kadar inen arşiv bu kurumlarda saklıdır.
Arkadaşlar ben konulara şahıs bazında bakmam ilgilenmem şimdi dün itibari ile bir gazetemiz aracılığı ile bazı belgeler çıktı,bu belgelerde çıkan insanlarımız haricinde belgelerdeki zaman,yer,mekan ve konular benim şahsımı çok yakından ilgilendiren,hayatıma yön veren bugünkü sıkıntıları çekmemin nedeni olan MASONİK bazı yapılar.
                     

İki yıl evvel bir suikast programına konuk olduğumda bir ÜÇGEN yapıdan bahsetmiştim,şimdi bu yapı dün evrakı matbuat üstünde basına çıktı,evet doğru MASONİK yapılanmadan bu ÜÇGEN locası çok önemli bir loca olup,içinde çok güçlü insanları barındırmaktadır.
Masonmusunuz derseniz dilim olmadım olmadığım içinde başıma gelmedik kalmadı,bundan altı ay evvel kadar CAMİA mensubu olarak görünen sosyal medyada bir arkadaşla görüşürken ben MASON değilim ama onların içinde büyüdüm,herşeyide onlardan öğrendim,dedim bu arkadaş sağolsun seni çok iyi yetiştirmişler dedi.

Yani benim çocukluğumdan itibaren yanlarında bulunduğum masonlar TÜRKİYENİN en ileri gelenleriydi,seversiniz sevmezsiniz ama tabi kültür,bilgi,birikim,donanım ve maddiat olarak çok kuvvetli insanlardı.
Diyeceksinki o kadar teklif edilmiş niye girmedin,yemin ediyorsun ben yemin ettimmi dönemem,birde uluslarararası alanda frekanslarımız tutmuyor.

Dünki evraklarda geçen tarihler ve konular çok stratejik bana bilgi verdi,çünkü üçgen locasındaki yapılanma TÜRKİYEYE özellikle o tarihlerden sonra çok büyük şekil vermiştir.
Konuşulacak çok şey var mesela devamlı merhum KASIM GÜLEK beyden konuşuluyor TED (TENİS EKSİRİM DAĞCILIK KULÜBÜ) bu kulübün azası o günlerde devamlı gençliğinde kulüpte olan babadan,dededen CHP li sayın BEDRİ BAYKAM beye fikri sorulabilir onun bu konularda bilgisi çok yüksek olucağı kanatindeyim merhum GÜLEK beye çok yakın insanlar
                               
.
Ben kendi bildiklerime gelirsem özellikle kendi başımdan geçen 1998 yılında MİT müsteşarlığının şahsıma büyük saldırısı 1999 APO operasyonu aslında devletin KOZMİK ODALARINDA değilde bu ÜÇGEN içindeki üst yapının özellikle ABD ve İSRAİL deki uzantılarının çok geniş bir dünya coğrafyasındaki MASONİK bağları ile hazırlanmış sonrada pişirilmek üzere devletimizin içinde fırına verilmiş stratejik bir menüsü olduğunu çalışarak savaşarak çok iyi biliyorum.

Onun için şu anda çok büyük bir AYSBERG ile karşılaştığınız fikrine girsenizde bu sadece suyun üstü suyun altındaki üst yapı oyununa devam ediyor.
Gelelim konunun bugünkü tarafına 2008 yılında ERGENEKON yapılanmasında bu MASONİK yapılarda meydana çıkıp hadiseler vatan milet,sakarya olunca bizede yine iş düştü dedik TANIK olarak müracat ettik.(tanık ifadesinde aynen böyle geçiyor VATAN,MİLLET,SAKARYA)
İşte bugün suçlanan bu yapının emniyet gücü olarak şu gün için şuçlamalarla karşı karşıya olan personelleri 2010 NİSAN 20 sinde hep dediğim komplo bir operasyonla beni alıp komplo küçük suçlara bulaştırdı.
Peki ne olduda bizim gibi VATAN,MİLLET,SAKARYA için karşılıksız TANIK ifadesi vericek adamı böyle bir komplo ile bertaraf ettiler kendi ayaklarına sıktılar.

Ben bunu dün anladım tam manası ile?
Kasım 2009  ve 20 nisan 2010 tarihine kadar 15 günde bir sayın TUNCAY ÖZKAN beye Silivri 4 nolu cezaevine APS ile mektup attım.
Ergenekon konusunda fikirlerimi anlatıyordum.İşte son attığım mektupta ÜÇGEN locası içinden  haber aldığım elemanımla bilgileri sayın ÖZKANA aktarıyordum hatta bunun çok büyük dini yanı vardı,Nakşibendi 
                                      

  
tarikatından gözüken bir kimsenin bu locanın ileri geleni olduğu ve yaptığı islami faliyetle locada tepki aldığı toplantılarının dozunun fazlalaştığından dolayı üyeliğinin 2 yıl askıda kaldığını sayın ÖZKANA yazmıştım,bana bu loca içinden haber getiren kaynağımın bile bu şahsı çok yakın tanıdığı halde asli kimliğini bilmediğini izah ediyordum ERGENEKON(GLADİO) örgütünün ülkemiz için yararlı bir örgüt olmadığını izah 
etmiştim,biliyorsunuz bu mektuplar  cezaevi savcılığı ve TEM şubeye gidiyor,işte son mektubun ulaştığı günün sabahı şimdi PARALEL polis diye adlandırılan arkadaşlarca sabah 5 sularında yatağımızdan alındık, yani abartmıyorum yataktan aynen alındık,zaten hastaydım.
Tabi o tarihten bugüne kendimi ispat etmek için çok büyük mücadele verdim, MİT müsteşarımıza uzun bir mektupla konuyu izah ettim,bu konular deşilirse söylenecek çok şey var.
Yazımı bitirirken şunu söylüycem bu işlerde hiç ismi ortada gezmeyen asıl kişiler çok önemlidir,bunlar devamlı kendi aralarındada tasviye yaparlar,bu tasviyeler bazen o kadar büyük ve kanlıdır bilemezsiniz.
Gerçek dostlar doğruları açık şeçik söyleyen insanlardır,bir MASONİK matbuatı ancak ve ancak istihbaratçı dahi olsa MASON olan birisi çıkartır ve saklar.           

Bu konunun böyle bir şekildede çıkması aslında KAN kaybetmekte olan bir yapının tekrar ne kadar büyük bir ihtişamlı olduğunun bir şekilde gösterisi olucaktır onlar için.
Bir anımla bitirim,1991 yılında A.İ isimde izmir sebatayisti bir arkadaşım çok temiz bir arkadaştı bir çanta içinde bir eski MASON un tüm belgelerini kimliğine kadar  bir yerde  eline geçirmiş bana getirdi,şimdi aramızda olmayan rahmetli bir ağbimiz Şu anda  büyük bir şehrin belediye başkanının o dönemde yakın çalışma arkadaşına belgeleri gösterdim,dedi çözüldü bu işler ZEKİ ,dedim biliyorum.
Sonra A.İ bu belgeleri MASON locasına götürüp,hediye jest  mukabilinde teslim etti.

Kadersiz bir arkadaşımızmış  2001 yılının mart veya şubattı o aylarda bir SERİ KATİL tarafından katledildi…

Sevgili arkadaşlarım yazımı bitirirken eski MİT bölge başkanlarından sayın OSMAN NURİ GÜNDEŞ beyefendininde hakkın rahmetine kavuştuğunu öğrendim,merhuma ALLAHTAN RAHMET dilerim mekanı cennet olsun,yakınlarına başsağlığı ALLAH onlara uzun ömür versin.
Anlatığım konunun maalesef önemli bir aktörüydü,mekanı cennet olsun,ALLAH onları mekanlarında huzurlu olmalarını sağlasın.
Bu konular uzun devam eder,ara ara?
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN
                                 

                                                                                                    01.01.2022                           A...