11 Mart 2015 Çarşamba

MUHBİR…

                                        

Sevgili takipçilerim,yazımın başlığı MUHBİR kelimesini ve çoğunuz eş anlamını biliyorsunuzdur,ama ben bir daha geniş anlamlı açıklayım.
İstihbarat kuruluşlarında sahadaki çalışmayı yöneten istihbarat mensubun hedefler ve hedeflerle mücadele eden ajan,istihbarat uzmanı,haberalma elemanlarının etrafına veya yanına yerleştirilen ve kontrol mekanizması için kullanılan kişilere MUHBİR adı verilir.
                                 

Muhbirlerde iş bilgisi veya ÖZEL bir yetenek  aranmaz,yeterki istenilen dost,düşman hefefin etrafından basit oto kontrol mekanizması sağlıycak istihdamı yaratacak bir kişilik olsun.
Bu yan komşuda olabilir,evin kapı görevliside,evin içindeki hizmetli çalışanlar.                     
Ajanlar,istihbarat uzmanları ve haberelemanları farklı bunların çalışılan konularda sahada ve operasyonel durumlarda çeşitli konularda derin bilgisi olması çeşitli konular üstünde geçmişten bugüne tarihi bilgiden tutunda,her türlü konularda ekonomik,siyasi,askeri alanda deneyimleri ve bilgisi olması lazımdır.
Bunu açıkladım çünkü ülkemizde vatandaş tarafından kelimelerin farklılığı bilinmiyor.
Muhbirlerin en fazla işe yaradığı konu onlar üstünden oto kontrol mekanizması sağlayan yönetici kadrolardaki KİRLİ İSTİHBARAT personelinin,yani mesleğini gayrımeşru işlerde kullandıran veya kendinin gayrı meşru işleri için kullanan istihbaratçılarda sahadaki personellerin ayağını kaydırmak için muhbirler ile yanlış yollar hazırlayıp sahadaki kişinin bir şekilde ayağını kaydırarak dost hedef olsa bile bertaraf etmek.Aslında bu çalışmalar düşman hedeflere karşı İSTİHBARAT YÖNETİCİLERİNE ders olarak öğretilip her yıl kurslar haftalarında rotasyon eğitimlerinde tekrar modernize edilmiş şekilde yeni tekniklerle verilir…                           

Şimdi buraya nerden geldim,hekes kendi yaşadığını bilir bu son 20 yılın son beş yılında iftiraya kurban getirilip çeşitli basit şuçlarla mahkemeler karşısında infaz edilmiş cezalar alınca sonrası günlük yaşantımızda çok çekilmez hadiselere maruz kaldık.
Şimdi bu işlerin içinde bilgi sağlayınca bunları yapanların bir kısmıda isim kullanmıyorum benim delikanlılığıma yakışmaz,onlarda bir anda üstteyken alta düştüler ve yaptıkları belki doğru işlerde yapılan yanlış hadiselerle karman çorman oldu ve MİLLET için yapılacak şu anda düzgün memleketi geleceğe taşıyacak doğru bilgilerde yanlışların içine karıştı.
Tabi bilinmeyen bir kısım var bunlar benim gibi UZMANLARIN çok yakınına kadar günlük sızabilen artık onun bana sızma yapması işi olmuş kirli İSTİHBARAT yöneticisi olduğu için,tabi arada laf söylüycekki SEFEBERLİK camiasında dalgalanarak dolaşsın şimdi son lafı bir kere TOPA vurdu diye,ben burdan TÜRKİYE topraklarına mülteci olarak gelmiş özellikle karadeniz ve doğu bölgesinden İSTİHBARAT yönetici arkadaşlara siz beni ÇINAR ın ordaki top sahasında amatör takım maçlarındaki seyrettiğiniz oyuncularla karıştırdınız,TOPA vurmaktan ortada ne SAHA kaldı ne OYUNCU kaldı,size atmadığım gol kalmadı ne şandeliniz kaldı ne korneriniz nede penaltı çizginiz.
                                      

Onuda bırak hasta yatağından kaldırıp,nezarette tuturduğunuz üç gün beni havasız ortamda akciğer hastalığından kalkmış adamı ALLAHSIZLAR etrafa dedirtiyorsunuz emniyette 8 olmuştu diye.
Bakın delikanlı olan o kayıtları çıkartır kamuoyuna gösterir o hasta halimle ARSLAN gibi doğru ifademi verdim beş yıl geçti ne söylediysem yine arkasındayım son 100 yılın .
Şimdi ben burdan kamuoyuna söylüyorum CİA istanbuldaki operasyonel ziyaretçi evine girerken ALAYINIZ nasıl kimse görmesin diye SEKİZ(8) oluyorsunuz,sizin o yanınızdaki korumalarla lacivert pardüselerinizle SEKİZ oluşunuzu şu vatandaş bir görse..
                              

Onuda bırak MECLİSTEKİ siyasetçilerinizden ,türk siyasi ve askeri hayatının önemli isimleri görüşücekleri İngiliz istihbaratçılarla görünmeden görüşebilmek için özel ziyaretçi evlerine giderken o korkak,peşmurde hallerinizi şu TÜRKİYE halkı bir görse ondan sonra sizler hakkında değerlendirmesi çok iyi olur.
Arkadaşlar uzmanlığı SOVYET konusu olan askeri ve sivil istihbarat konularında bir ömür yaşamım sırasında,o kadar çok hadise ile karşılaştım,bu İFTİRALARI,KOMPLOLARI yapan şebekeler iki ortak nedenle bunları yaparlar biri taşoronluğunu yaptığı BATILI ülkenin burda önünü açmak ama daha önemlisi MADDİ emtia ve güç sağlamak…
Hep bölgedeki ve ülkemizdeki DERİN İNGİLİZ hakimiyetini söylemişimdir, birkaç gün evvel IRA(IRLANDA KURTULUŞ ORDUSU) ile müzakerelerle barışı sağlayan bir İNGİLİZ milletvekilinin PKK ve TÜRKİYE arasındaki çözüm süreci hakkında çok iyimser açıklamaları var,bunun zamanlamasını çok önemsiyorum ve sizlere 273 adet yazımı içinde hep İNGİLTERE devletinin TÜRKİYENİN stratejik konularının içinde ve yönlendirici olduğunu söylüyorum.

Tabi iş BATILI dedinmi bizim MEMO ile HASO hep mıke,jım,jonh arar bizdeki 8 (sekiz )olan arkadaşlar,bizide kendi tanımlamacası ile SEKİZ(8) yapan arkadaşlar bu işleri İNGİLİZ ve diğer konsorsiyum örgütlerle götürür…
Tabi biz bunları sizlere taşıdığımız için şu günlere kadar yakınlarıma ve bana farkettirilmeden çeşitli oyunlar oynanıyor,konular basit noktalara çeşitli senaryolarla indirgenerek başımıza iş açılmaya çalışıyor.
Arkadaşlar maalesef insanların vasfı önemli olduğu kadar KALİTESİNİN de çok önemi var KALİTE sonradan gelen bir şey değil doğuştan gelen KALİTESİZ adamlara ne söylesen izah etmen çok güçtür…
                      

Bunların resmi açılımını yapmıyorum ama yaparım,burdan aklı başında bu işleri götüren ARKADAŞLARA ricam bir an evvel önümüzdeki taşları kaldırın herkes yoluna,benim  KALİTESİZ ve benle ancak MUHBİR düzeyinde geriden gizli ilişki içine girmiş çocukluktan aşağılık kompleksli insanlarla hiç işim olmaz….
               

SAYIN İSKENDER BÜYÜK e (gerçek ismi bende saklı) çok kızardım bu karman çormanlığı bu döneklikleri görünce hakikaten artık onada hak vermeye başladım,arslanım  derdi bunların KONFİRGASYONLARI bu kadar  diye,bilardo toplarını çarpıştırıcan ses çıkartıcan sonra dönüp çıkan sesten SATRANÇ TAHTASINDA hamle yapıcan diye nasihat ederdi.
Bana derdi ilgilenmiyorsunki bu işlerle işin gücün okuyup,çalışıp rakı ile beyaz peynir yerken sarışın kızları seyretmek…))))!
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.
                                        

8 Mart 2015 Pazar

ÖLÜMSÜZ KARTALLAR.

                                          

Sevgili takipçilerim,hepinize hayırlı pazarlar diler,bu hafta size maalesef üzücü bir konu olan HAVA KUVVETLERİMİZDE uçuş kazalarında kaybettiğimiz şehitlerimiz ve hava kuvvetlerinde bu konularla ilgili hadiselerden bahsedicem.
Öncelikle tüm şehitlerimiz Allahtan rahmet  acılı ailelerine milletimize başsağlığı diler,MEKANLARI CENNET olan ŞEHİTLERİMİZİN hiçbir zaman TÜRK MİLLETİNCE unutulmayacağını çok iyi bilirim…
                                       

Arkadaşlarım maalesef kamuoyunda askeri tüm kazalarımız ve diğer hadiseler SİYASET malzemesi olarak kullanılıyor,bu kazalar ve şehitlerimiz üstünden ,  çeşitli ideolojiler devamlı  ajite  ederek siyasi malzeme üretiyor..
Bu konuları uzaktan yakından bilmeyen insanlar kulaktan dolma bilgilerle konuları ve olayları saptırarak,toplumda gerilim yaratmak istiyor.
Muhafazakar milliyetçi guruplar konuyu İSRAİL ,ABD uçakları düşürdüye getiren haberler,diğerleri SARAY alan niye uçak almıyor diye konuların çok sığ ele alarak sözlü veya toplumsal şiddeti artıracak duruma getiriyorlar.
Ben bu konuların uzmanı ömrüm çeşitli hadiselerin içinde geçirip ,bir HAVA KUVVETLERİ personeli olmasamda devamlı çocukluğumdan itibaren hava kuvvetleri içinde bulunmam,hava kuvvetlerinin üstlerine çeşitli ziyaretlerim ,HAVA HARP OKULUNDA çocukluğumdan itibaren yetişkin yaşıma kadar bulunmam ve en önemlisi daha evvel dediğim gibi silah sistemleri konusunda ÜLKEMİZDE UZMAN olmam ve bu konularla ilgili ülkemizde çalışmam geçmişte, sizlere gerçekleri ÇAM devirmeden,devletin geleneklerini ve gizliliğini bozmadan ASKERİ kurallara ve ahlaka uygun bir şekilde yansıtıcam…
                                          

Arkadaşlarım TÜRK HAVA KUVVETLERİNİN tüm subay personel ihtiyacını  karşılayan hava harp okulumuz ve ona bağlı istanbuldaki ilk uçuş eğitim filosu ve harp okulu bittikten sonra İZMİR ÇİĞLİDEKİ SAVAŞ PİLOTU eğitim filosu burda abartmadan söylüyorum dünyanın en kaliteli eğitimini sunan bir organizasyondur.
                                             

Hava harp okuluna başlayan birinci sınıf öğrencisi savaş pilotu bir teğmen olana kadar o kadar değerli eğitimler alır bırakın sadece eğitim aldığı askerlik mesleğinin haricinde dans dersinden tutunda çeşitli spor,sosyal etkinliklerin tümünü çok değerli öğretmenlerinden eğitim alarak yetiştirilirler.                

Öyleki HAVA HARP OKULU eğitim ve öğretim alanı ve kampus hizmetlerinin verildiği ortam dünya standartlarında beş yıldızlı otel konforunda askeri alanlardır.
Disiplinin yanında güvenlik ve subay olucak bayan ve erkek personelin çok sıkı şekildede takibi ve izlenmesi güvenlik tahkikatları devamlı çeşitli periodlarla yapılır.
Çok kısa bir örnek verim internet kullancısı öğrenci alayını  çeşitli zararlı yayınlara girmesini kontrol eden 24 saat esasına dayalı subay personelden bilgisayar sistemlerini izleyen gurup vardır.
Öğrenci alayını askeri hocaların yanında çeşitli konulardan sivil ünüversitelerdende öğretim görevlileri gelerek çeşitli derslere girmektedir..                 

Son düşen F4-E FANTOM 2020 uçağımızın katılacağı AZARBAYCAN HAVA KUVVETLERİ ile ortak yapılacak tatbikattaki AZARBAYCAN HAVA KUVVETLERİ personelinin büyük çoğunluğu HAVA HARP OKULU komutanlığımız bünyesinde yetişmiş bir kısmıda zaman zaman guruplar halinde gelen subay personel HAVA HARP OKULU komutanlığında ROTASYONA tabi tutulmuş Azeri pilotlardır…
Bunlarla komutanlık içinde bazı karşılaşmalarım olmuştur ilerde anlatırız.
Anlaşılacağı gibi bir HAVA KUVVETLERİ personeli çağın en iyi eğitimini her konuda almaktadır.

İnanın akrabam hava kuvvetlerinde efsane olmuş pilotlar var NATO tatbikatlarında gelişmiş AMERİKAN HAVA KUVVETLERİ uçakları ile karşılaşmalarında her defasında eldeki kısıtlı teknolojik uçaklarla başarılı olmuşlardır,uçuşlardan sonraki  sohbetlerimizde anlatmışlardır.
Zaten NATO bültenlerini takip ederseniz ATIŞ tatbikatlarında HAVA KUVVETLERİMİZİN başarılarını her daim görürsünüz.
                                 

Sorunlar nerde özellikle 1. TAKTİK HAVA KUVVETLERİ 1. ANA JET ÜSTÜ ESKİŞEHİR F4-E FANTOM filoları 3. ANA JET ÜSTÜ KONYA F5-A, F5-B TIGER FİLOLARI ve birde yine 7.ANA JET ÜSTÜ MALATYA ERHAÇTA konuşlu RF4-E FANTOM keşif filosu ve bir kısım yine F4-E FANTOM av bombardıman uçaklarımız.
Arkadaşlarım F5-A ve F5-B uçaklarımız bize 1967 yılından sonra hava kuvvetlerimize teslim edilmeye başlandı F4-E uçaklarımız 1974 kıbrıs harekatından evvel parası ödenerek alındığı halde AMERİKAN HAVA KUVVETLERİ tarafından harekat bittikten sonra 1975 yılında teslim edildi…
Bu iki tip uçağımız(hava kuvvetlerinde tayyare ifadesi kullanılır) tabi zamanın verdiği metal yorgunluğu çeşitli avionik teknolojik geri kalmalar ,motorlardaki devamlı kullanıma dayalı aksaklıklarla yakın zamana kadar geldi.                 

Tabi şöyle söyleyeyim haddimi aşmak istemiyorum bu konuların su altındaki olaylarınada giremiyorum,2000 li yıllarda İSRAİL ile yapılan reorganizasyon anlaşmaları ile bu iki tip uçaklarımıza  İSRAİL savunma şirketlerince yenileştirme ve reorganizasyon modernizasyon çalışmaları yapılarak özellikle F4-E 2020 projesi adı altında bizlere hava kuvvetlerine teslim edildi.

Bizde ilk F-100,F-102,F-104 uçakları için onların son kullanma tarihlerindede UÇAN TABUT yakıştırmasını kullanırlardı,şimdide bu iki tip uçaklarımız içinde halk dili olarak kullanılıyor,sebebi basit gelişmiş tüm ordularda bu uçaklar artık ya müzelerde yada uçak mezarlıklarında maalesef.
Bir RUS HAVA KUVVETLERİNDEN dostum derdiki ZEKİ sizde o inanç  bakım,teknik altyapı varken siz hurda arabaları bile uçurursunuz…
Arkadaşlar uçak sadece uçmakla kalmıyor uçağın yer hizmetlerini götüren,bakım,lojistik alanında çalışan personelimizin büyük emeği vardır bu eski uçakları en iyi şekilde uçurmamızda onlar hep unutulur geri planda kaldıkları için asıl birer büyük kahramanlarda kuleden  itibaren yerde görev yapan teknisyenler ordusudur…

Hava kuvvetlerimizin en yeni envanter uçağı F-16 lar bile arkadaşlarım büyük orduların yeni nesil uçak sistemlerine baktığınızda artık teknolojik zamanını tamamlamış uçaklar.
Dostlarım bırakın ABD,RUSYA,İNGİLTERE,FRANSA,ALMANYA gibi savunma sanayileri dev olan ülkeleri İSVEÇ savunma sanayi ve İSVEÇ hava savunma ürünlerinin tarihçesini incelediğinizde 1950 li yılların ortalarında teknolojik olarak bizimle aynı seviyede olan İSVEÇ devletinin MİLLİ şuuru ile dev bir savunma sanayi ve dev bir SAVAŞ UÇAĞI üreten sanayi ülkesi olmuş küçücük İSVEÇ neyle olmuş MİLLİ şuurla.
İSVEÇ hava kuvvetleri SAAB serisi uçakları 1958 den itibaren üretirken bugün artık son nesil hava kuvvetleri uçağı SAAB J-39 GRIPPEN ile uçmakta ve dünya hava kuvvetlerine satışlarını yapmaktadırlar.
                                          

Demekki MİLLİ bir savunma sanayi ve MİLLİ bir  SAVAŞ UÇAĞI sanayi kurmamız hep engellenmiş.
Türkiyede 1971 yılında hava kuvvetlerinin başlatığı KENDİ UÇAĞINI KENDİN YAP KAMPANYASI VARDIR ama bu bizde hep hayal olarak kalmıştır…

Hani bir DEVLET büyüğümüzün dediği gibi BABA benim niye bir püsküvütüm yok,hep içimizden dediğimiz ey DEVLET BABA BİZİM NİYE ÇEŞİTLİ MODELLERDE MİLLİ SAVAŞ UÇAKLARIMIZ YOK.
Arkadaşlar konuyu bilerek konuşuyorum işte son bir F-35 JOİNT STRİKE Amerikan tipi yeni nesil uçağa konsorsiyum ortak olduk sanırım ödemeleride yapılıyor,inanın onlar teslim olduktan kısa bir zaman sonra neslinin özelliğini kaybederek yine demode duruma düşücekler,bizde bu fakir MİLLETİN parasını maalesef dışarıya vermiş olucaz.
                              

Şimdi bunlar çok uzun uzadıya konular,içlerinde filmlik bir çok macera var keyifsiz zamandayız tatlı gülünç anılarımızı bile anlatamayız.
Şunu söylemek istiyorum bunların son olayların hepsi kaza bu kazalarda pilotaj hatası yoktur,MALATYADAKİ kazada iki uçağımızın düşmesi ve dört şehitimizin olmasındaki konu ikili kol uçuşunda zaman zaman iki uçağın kanat mesafeleri bazen bir insan kolu uzunluğu kadar yakın olur,umulmadık ani bir hava türbülansında o esnada türbülans etkisi ile uçaklar birbirine çarparak düşmüş olması okuduğum bilgiler ışığında konuyu böyle gösteriyor,tabi burda yine uçakların çok eski olmasının faktörü çok önemli…

Birde basında koltukların fırlatma sistemlerinin çalışmadığı söyleniyor,yok böyle bir şey palavra atıyorlar bizim KAHRAMAN PİLOTLARIMIZ uçakları düşücek olsa bile son ana kadar kurtarmaya veya meskün bir mahalde düşme hadisesinin olması için canlarının son noktasına kadar uğraş verirler yada zaten atlıycak zamanları olmaz,MEKANLARI CENNET.
Yeni nesil uçakların uçuşlarını ve havadaki performaslarını seyretiğimde hayranlık içinde kalıyorum,tabiki bu tip uçaklar bizim pilotlarımızın elinde olsa hadiseler çok başka olur.
Bunun içinde satın almak hiçbir zaman bizim sorunumuzu çözmüycek bu MİLLETİN yetişmiş çocukları bugünün imkanları ile bize MİLLİ UÇAKLARIMIZI üretmemizi sağlar.
                              

Öyle kısa yoldan nam yapıp yönetim mekanizmalarını  ele geçirip keyif yapmak ile değil bu MİLLETİN yetişmiş çocuklarını kurda kuşa yem etmeden bu MÜHENDİS çocuklarla bu konuların pıratiğini bilen insanlarla MİLLİ SAVUNMAMIZIN en önemli kalemlerini kendimiz üretelim…..
                                   

Tekrar baş sağlığı dilerim  tüm MİLLETİMİZE ve ŞEHİT yakınlarımıza.
MİLLİ olmanın lafta,iftirada,karalamada,ayak kaydırmada,çıkar hesapları yapmakta değil MİLLİ İCRAATTA olucağını görelim….
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

                               

4 Mart 2015 Çarşamba

ÇÖZÜMDEKİ ÇÖZÜNÜRLÜK

                                      

Sevgili dostlarım bugün sizlere yine herhangi bir ideolojik ve siyasi görüşün etkisi olmadan PKK terör örgütünün silah bırakması yolundaki ÇÖZÜM süreci ile ilgili yazı kaleme almak istiyorum bunlar sadece benim şahsi görüşlerim ve tecrübelerime bilgime dayalı beyanlardır hiçbir şekilde hiçbir kurum,kişi veya başka güçleri bağlamaz.
UZUN İNCE BİR YOLDAYIM
GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
BİLMİYORUM NE HALDEYİM
GİDİYORUM GÜNDÜZ GECE
Üstad merhum AŞIK VEYSEL den bir unutulmaz şiir dizini….
                                  

Arkasından URFA şehrimizin efsane türkücüsü sayın NURİ SESİGÜZEL ne diyor?
KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS
BU GÜZELLİK SENDEDE KALMAZ
PİŞMAN OLUN KİMSELER ALMAZ
ANNENE BAK GÖR HALİNİ….
                              

Sevgili dostlarım ABD(AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ) daha cihan imparatoru değilken kıtasında Kızılderililerle uğraşırken 1800 lü yılların başında OSMANLI DEVLETİ içinde misyonerlik ve siyasi çalışmalarına başlıyor 1830 da resmen anlaşmalarla birbirlerini tanıyorlar,1870 lerde ABD OSMANLIDA okullarını açarak bunlar  harput, Merzifon,Tarsus ve İstanbul olmak üzere OSMANLI içinde eğitim faaliyetleri ile burda kendine büyük bir MİSYON görevini ifa edicek zümreyi yetiştirmeye ve hazırlamaya başlıyor.                

O yıllarda İNGİLTERE GÜNEŞİ BATMAYAN İMPARATORLUK olarak faaliyetlerini yüz yıllardır tüm kıtalarda ve içimizde sürdürürken  AMERİKANIN daha dünyada büyük güç değilken OSMANLININ bu küçük nahiyelerine okul açması tabi çok düşündürücü olması gerekli.
Uzun uzadıya konulara girmiycem size niyetimi anlatmam vakit alır aslında ne olabileceğini 17 kasım 2013 tarihinde KÜRDÜSTAN&YENİ DÜNYA adlı yazımda kaleme almışım.
                              

1950 lere geldiğimizde NATO ya girmek arifesinde olan TÜRKİYEDE DİYARBAKIR,ADANA,SAMSUN,ÜNYE,TRABZON,SİNOP,İZMİR,İSTANBUL gibi vilayetlerde AMERİKAN üstleride yavaş yavaş kuruldu.
Değerli emniyet istihbaratı kurucularından VALİ rütbesi ile emekli olmuş sayın ERGUN GÖKDENİZ bey aslında eskiden emniyet istihbaratı yoktu o yıllarda emniyetteki şubeler ve bu şubelere bağlı kısımlar kendi istihbaratlarını kendileri yaparlardı,bir tek emniyet genel müdürlüğünde ÖNEMLİ İŞLER dairesi vardı.
                                     

Bu daire ve şubelerinin görevi İÇİŞLERİ BAKANLIĞI vazife selahiyetine giren tüm yabancı misyon işlerle ilgilenmek ve MET(MİLLİ EMNİYET TEŞKİLAT) ile koordineli çalışmak.
İşte sayın ERGUN GÖKDENİZ beyin vazife yaptığı ilk görev yeri bu ÖNEMLİ İŞLER dairesine bağlı şubelerde vazife yapmak.
Tabi ben konuyu bilerek konuştuğum için bundan iki yıl önce sayın GÖKDENİZ basına açıklama yaptı 1951 yılında TÜRKİYEDE  kurulan ABD(AMERİKAN) ÖZEL BÜROSU aslında TÜRKİYE ve ORTADOĞU coğrafyasından nasıl büyük KÜRT DEVLETİ çıkartılacak asli ve gizli ajandası bu konu olarak kurulmuştur diye beyan etti,evet yaşı,tecrübesi ve yılların birikmişliği ile söylediği tamamen doğru.
                                              

Kısa geçiyorum daha sonra 1955 6-7 eylül hadiseleri bunlar TÜRKİYEDE planlı belirli bir kültürün ve uluslararası ekonomik gücün tasviyesi ve arkadan istenilen kişilere güç bindirmenin bir operasyonu idi.
Daha sonra 1960 darbesi TÜRKİYENİN SSCB uzaklaşarak yine güç kaybetmesi 1968 ve 1980 arası toplumu kamplara bölerek siyasallaşmış kamplara ayırmak ve bunun üstünden tayin edilmiş TERÖR BARONLARI yaratarak oyunun ilerki safhasında içerde siyasal düzen ve kamu bürokrasisi ve özel sektör ile birlikte istenilen noktaya ve kıvama türkiyeyi İÇ te hazırlamak.              

Özellikle 1980 den sonra TÜRKİYENİN gözünün aç olduğu tüketim toplumunu kurarken yine batılı güçlerin topluma sezdirmeden enjekte ettiği TİCARİ hayatta yozlaşmayı ve ahlaksızlığı getirmekle söz ile yaşayan bir toplumu senet,çek ve diğer argümanlara bile güvenilmiycek bir duruma getirerek toplumdaki sosyal hayatada kazandırdıkları yozlaşma ile tamamen bir yeni yozlaşmış düzen kurarak DÜNYA konjöktürü içinde olacak hadiselerde bu yozlaşmanın içerdeki sarsıntılarda getireceği kendilerine göre hareketlenmeler ve yıkımı dahada kolaylaştırmak için gerekli insan malzemesini bollaştırmak…
Tabi birde 1972 de TÜRK DERİN DEVLETİ yapısı içinden stratejik planlama yapan güçlerin bilinçli ihanet gurupları hazırlanan bir KÜRT stratejik hareketinin planlarını ve şeçilmiş üst hücre kadrolarını yine dışardaki güçlerin bunlar özellikle WHASHİNGTON,LONDRA,TELAVİV merkezli talimatlarla yöneterek çok geniş çaplı bir ŞEÇİLMİŞLER ORDUSU ile bugüne getirdiler.

ŞEÇİLMEMİŞLER ve bu operasyonlara karşı çıkanlar,çıkabilecekler  imha edilmiş geride kalanlarda sessiz bir kenara çekilerek olanı izlemişlerdir.
Şeçilmiş diyince size şöyle söyleyeyim DİYARBAKIR doğumlu bir UYUŞTURUCU BARONUDA,BİR VANLI BÜROKRATTA,İZMİRLİ BİR MÜTEHAİTTE,İSTANBULLU BİR SANAYİCİDE  yada bir DİNİ GURUBU YÖNETENLERDE bu yelpaze  İÇİNDEN şeçilmiştir.
                               

Şeçilmiş olmak öyle kolay değil uzun gözlemler,uzun nesil analizleri ile gelen aynı YARIŞ ATI TAYI yetiştirmek gibi bir hadise…
Evet APO cular ve yurt dışına çıkış sürecinden sonra seçilmiş parçalanma coğrafyasının SURİYE devletini karargah alarak sonra bu karargahı ABD emperyalizimin hedeflediği bölme coğrafyasında KUZEY IRAK merkezli KANDİL ana üst olmak üzere yerleştirmek.
Otuz yıl süren şüreçte gelinen şu andaki BARIŞ ortamı ÇÖZÜM süreci ile PKK silah bırakması ve demokratik sürece girecek ve bu konularda TERÖR ÖRGÜTÜNDEN garanti alınarak üniter devletin bütünlüğüne dönük protokol anlaşmalar evet,geldiğimiz nokta bu.
İnanın herkesten çok BARIŞ isteyen bir insan olarak tahmini süreci şimdi kendi fikrimi söyliycem ve bitiricem.
PKK silah bırakmasını zaten ABD(AMERİKA) son 5 yıldır istiyordu bu konu ile ilgili ABD li yetkililerinde açıklamaları var.
PKK büyük bir kısmı silahları tamamen bıraktıktan sonra gelinen barış ortamı ile tahminen APO bir anlaşılmış bir şüreç içinde serbest bırakılacak.
Daha sonra TÜRKİYEDE çok aksine politikalar eğer yürütülmezse bölgemizde ve komşularımızda gelişecek tüm olmusuzluklar bizim İÇ bünyemize yansıyarak TÜRKİYE bölünme sürecine girecek.
Bu konuda MİLLİ TÜRK DERİN devletinin umuyorum çok stratejik planları olmasını ve bu DEMOKRASİ ile gelebilecek çalkantılı hadiselerde MİLLİ DEVLETİN içindeki yöneticilerin tasviyeleri ile şeçilmiş hazır kıtalar halinde bekletilen bazı fügürler sahnede büyük roller alarak ÇÖZÜLEN TÜRKİYEDE nasıl roller üstlenecekler.
Bugünlerde sayın CUMHURBAŞKANIMIZIN açıklamalarını çok önemsiyorum,yanılmak insanlara mahsus bir şeydir,hata yapmak,yanlış yapmak bunlar insanlara mukadder olduğu gibi devleti yönetenlerinde yapıcağı yaptığı işlerdir.

ALLAHA inananların bir sözü vardır derlerki her ŞER de bir HAYIR vardır.
Biz istihbarat dünyasında kendi yaptığımız hatalardan zaman zaman çok farklı yollara giderek daha büyük BAŞARILARA İMZA atarız.
Özellikle büyük TÜRKİYE devletinin yapıcağı hadise düşmanın kırılma yapacağı ortamları ve hareketleri güçlü MİLLİ bir İSTİHBARAT örgütü ile önceden(tekrar söylüyorum ÖNCEDEN) haber alarak bu kırılma noktalarında kendi  İÇ BÜNYEMİZDE aktif rol alacak kim olursa olsun hangi mevki,makam veya gücü temsil ediyorsa etsin ENTERNE edip durdurmak bu ülkenin MİLLİ çıkarları için geçerlidir.
                                         

Yeni bir İÇ GÜVENLİK PAKETİ önemli çünkü oluşabilecek İÇ yozlaşmada tüm güvenlik güçlerimizin hızlı mütekabiliyet yeteneği olması gerekli aktif olmaları lazımdır,tek dikkat edilecek güvenlik güçleri içinde bu konuları gayri kanuni işlerde kullananlar yasal olmayan işlerde kullananların önüne geçici sistemleri KANUNLA yapamıyorsan bile KURUMLAR içindeki gelenekler ve sistemlerle kurmanız gereklidir…
SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

1 Mart 2015 Pazar

HABERCİ

                                    

Sevgili takipçilerim hayırlı pazarlar diler bu hafta kültür ve sanatın bir bölümünün başlangıcı olan POSTA cılık HABER cilik ve bunla ilgili PUL merakı batıdaki ismi ile filatelizim  ile  çocukken pul toplama ile ilgili merakımı ve o günlerden bugünlere bazı yaşanmış maceraları kısa kısa anlatıcam.
Amerika niye son yüzyılda büyük bir devlet olarak DÜNYA tarihinde yer alıyor,bir çok nedenden bence en önemlilerinden biri pisikolojik harp ve onla ilgili tüm konuları dünyada en iyi yapan ülke olduğu için.
Bunun baş faktörlerinden biride HOLLYWOOD, evet amerikanın dünya üzerindeki bence en büyük SİLAH sanayi.
                                  

Çünkü hollwood yapımı filmler gerçekleri AMERİKA çıkarları için en iyi şekilde görsel olarak beyinlerimize işleyen bir büyük dev SANAYİ.
Çünkü konuları işlerken çok ciddi anlamda gerçekleri kendi menfaatlerine göre çarptırsa bile bunu çok iyi doğrularla ve yaşanmışlıklarla içini doldurarak önümüze yıllarca getirdi.
Bir RUS dostumla 1990 ların başında SSCB(SOVYETLER BİRLİĞİ) yıkıldığında sohbet ederken votka içiyoruz espiri olsun diye şöyle dedim YOLDAŞ eğer IVAN DRAGO ROCKY BİLBOA yı son final maçında dövseydi ve ABD(AMERİKAN) başkanı tüm maçın yapıldığı stadyumda ayağa kalkıp SOVYET MİLLİ marşı ile IVAN DRAGO yu alkışlasaydı SSCB yıkılmazdı,bana güldü tabi bir yerde bu bir fantezi olsada gerçek payı büyük,tüm içerik olarak.
                                           

Bu konuda bugün başlık attığım HABERCİ İngilizce adı(POST MAN) yani postacı olan, oyuncu  KEVIN COSTNER ın   oynadığı bu başlıkla filmin AMERİKANIN büyük bir dünya savaşında yıkıldıktan sonra bir gezginin bulduğu POSTACI kıyafeti ile Amerika içinde yeniden eski sistem olan atlı ulak sistemi ile posta teşkilatı kurarak Amerika devleti içindeki insanların haberleşmesini sağlayıp yeniden AMERİKA devletinin kuruluşunu anlatan bir hikaye.
                              

Tabi bu beni ilgilendiren bir konu olduğu için bu konuda biraz bilgimde vardır,ailemden bazı kimseler OSMANLI İMPARATORLUĞU döneminde atlı ulak dediğimiz o dönemdeki adı TATAR POSTASI olan devletin bir memuriyeti olan işle ilgililer.
Ninelerimiz vardı anlatırlardı AT lara giydirilen özel taşıma posta kutularını antika olarak saklandığını fakat daha sonraları MİLLİ MÜCADELE ve sonrasındaki yıllardaki yer değiştirmelerden dolayı bu yadigarlara sahip çıkamadıklarını.

Atlı postadan sonra gelen önemli muhabere aracı telgraf ama tüm dünyada görsel ve sanatsal tarih taşıyan POSTA ve HATIRA pulları ile yapılan haberleşme günümüzde artık çok azalsada yine hatıra pulları zaman zaman postada kullanılmakta.
Tabi posta ve hatıra pulları bunun yanında bu işin bir sanatsal ve onla birlikte bir maddi kıymet yanını getirmiş ve tüm dünyada bu bir hoby ve ticaret alanına dönüşmüştür.
                                   

Bende çocukken kırtasiyelerden ve mektup üstlerinden topladığım PULLAR ile pulculuğa başladım merak sardım.
Rahmetli babam baktıki meraklıyım gel dedi seni TÜRK PULCULUĞUNUN babası ALİ NUSRET PULHAN beye götüreyim tanıştırayım dedi,bir cumartesi babamla eski ahbabı olan ALİ NUSRET PULHAN beyin beyoğlundaki  pul(filateli mekezine gittik).
O yıllarda sonradan ikiside rahmetlik olan eşi ile birlikte çalışıyorlardı ALİ NUSRET PULHAN beyin artık yaşlanmış dönemiydi.
PULHAN soyadını ATATÜRKÜN soyadı kanunu ile o yılların devlet büyüklerinin önermesi ile almıştır.
ALİ NUSRET PULHAN beyin maceralı hayatını şimdi elektronik ansiklopedilerden hemen öğrenebilirsiniz.
                                        

Bana PUL toplama ile ilgili materyelleri ve yüz adetlik bir konulu (TEMATİK) pulları hediye ederek pul toplamaya başlamama yardımcı oldu birde başımı okşamıştı unutmam.
                                         

Bu arada POSTACILIK dedikmi özellikle İSTANBULDA SİRKECİ ve GALATASARAY postaneleri MİLLİ MÜCADELE esnasında istanbulda TEŞKİLATI MAHSUSANIN MİLLİCİ  bir kısmının  Anadolu ile temasını sağlamış milli mücadelenin önemli tarihi karargahlarındandır.
                       
                                   
O yıllarda babamın bürokratik gücü ile o postaneleri ve onların çalışanlarını ve posta müdürlerini tanıdım oralardanda pul alarak alışveriş yaptım,yeni çıkan pulları buralardan takip ettim.
Kurtlar vadisi dizisinde POLAT ALEMDAR karekterinin filmdeki derin devlet yöneticisi DOĞU EŞREFOĞLU ile karşılaştığı ilk sahne yeri SİRKECİ postanesinde çekilmiştir.
Gerçek hayatta tarihi misyonu olan merhum MİT müsteşarı FUAT DOĞU paşa pulculuğu ve pulları tanıyan bir isimdir bu onu canlandırmada EŞREFOĞLU soyadını koymalarınında film senaristleri tarafından konuların gerçek isimlerle ilgisi vardır.
                                      
Bu kadarını söyleyeyim gerisi gizli kalması gerekli konulardır.
Posta tarihi ve pulculuk(filatelizim) ile bir kaç anımı anlatayım ve Pazar günümüzü kapatayım.
Türk sinemasının önemli bir JÖN karakteri olan allah uzun ömür versin kendisi dimdik ayakta hayatta, çok kibar nazik bir insan olan İZZET GÜNAY beyefendi,o yıllarda gittiğim pulculuk kulüplerine ve pul satan mağazalara geliyor ,bende bazen karşılaşıyorum merak ettim ne kolleksiyonu yapıyor diye OSMANLI DEVLETİ pullarını bitirmiş CUMHURİYET pullarınıda tamamlamış hemde 4 lü blok halinde çok nadir bir olaydır damgasız (neuf) 4 lü block CUMHURİYET pulları o 
                                         

             
yıllarda,çocuğum tabi ELHAMRA SİNEMASI üstünde beyoğlunda İSTANBUL filetelistler kulübü var Pazar günleri müzayede olur,yıl 1981 hiç
 unutmam DENİZ KUVVETLERİNE ANIT TEPE gemisinin katıldığı günler amerikadan seyir halinde Çanakkale boğazından törenle geçiş yaparak gelmiş,kulüpte gazetede onu okuyordum,sayın İZZET GÜNAY bey geldi merakımdan sordum nasıl pulculuğu devam ettirecek çünkü tüm kolleksiyonlarını bitirmiş OSMANLI ve CUMHURİYET yabancı bir ülkeyemi başlıycak diye sordum ,başımı sevdi evlat dedi,artık pulculuğa ara verip hatta pullarımı devredip ANTİKAYA başlıyacam o konu dahada geniş bir konu dedi,aradan 34 yıl geçti hakikaten sayın GÜNAY ın  ne kadar stratejik bir öngörüsü olduğunu anladım bu öngörüyü bir pulcu beyefendide yaptı ANKARALI o dönemde hakikaten öngörülerini tebrik etmek gerekli çünkü gelişen teknolojide PUL ve FİLATELİZİM çok geri kaldı ilerki yıllarda önemini tekrar koruycağını biliyorum fakat bu 30 yıl büyük gerilemeye girdi…
                                       
Arkadaşlar bu konularda anım çok ilerki zamanda yazarım,şimdi bunun komedi tarafını vereyim,tabi gençlikte serde yiğitlik var SEMPTE biraz sinirliyim sağa sola posta koyuyorum,kulakları çınlasın çok espirili bir ARAP HALUK ağbimiz var sempt lokalinde demişki yav bu bizim ZEKİ de gazı aldı gidiyor kim ulan bunu pulculuğa başlattı gelene gidene POSTA koyuyor başımıza POSTACI kesildi,diye espiri yapıyormuş tabi tüm 
                              

                                                                                                                      semptte GIRGIR yapıyorlar gidiyorum,arkadaşlar kafeteryada ona yapıştır,buna yapıştır ZEKİ kıza demişin geçen görmüşler PUL defterin elinde gel pullarımı göstericem diye götürüyormuşsun))))!
Hepinize iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA

ZEKİ ARSLAN
                                 

                                                                                                    01.01.2022                           A...