Sevgili
takipçilerim iyi bir hafta sonu geçirdiğinizi umarım,önümüzdeki haftalar için
size mutluluklar ve bolluk bereket olsun dileklerimi iletirim.
Arkadaşlarım
MOSSAD (İSRAİL ASKERİ İSTİHBARATI) hakkında bugünlerde sayın CUMHURBAŞKANIMIZA
suikast yapacak diye basın ve medyada haberler yer alıyor..
Tamamen
palavra ve ülkemizde bu palavraları çok uzun yıllardır kamuoyunun önüne getiren
HABER MERKEZLERİ var.
Bu
tip palavra haberlerle kamuoyunda toplum üstünde belirli kişilikler için mağdur
ve mazlum hadisesi üstünden puan toplayıcı etki yaratıyorlar ve zaman zaman bu
şekilde, geçmişte çokta başarılı oldular.
MOSSAD
veya X bir gelişmiş bir ülkenin istihbarat örgütü eğer başka bir devletin
yöneticisine suikast düzenleyecek olsa veya yapsa bunu en az elli yıl
ispatlayamazsınız.
Ancak
elli yıl sonra çıkıcak bazı dökümanter bilgiler veya artık ölüm yaşına
yaklaşmış bu konuda çalışmış kimselerin beyanı veyahutta biyografik yazı
çalışmaları ile bu konular ortaya dökülür.
Hala
ABD başkanı toprağı bol olsun JONH F. KENEDY suikasti 1963 yılından beri
çözülemedi.
1981
yılında MISIRDA ENVER SEDAT suikasti ve bizde 1988 yılında
dönemin BAŞBAKANI
merhum TURGUT ÖZAL yapılan başarısız suikatin bile şifreleri bilinsede hiçbir zaman
kamuoyuna, sayın ÖZAL yaralı kurtulduğu halde kendiside dahil, konunun
arkasında nasıl bir örgüt var açıklayamadı.
Yazılarımdan
ilgili ilgisizi rahatsız olan insanlar ve kurumsal yapılar var.
Arkadaşlarım
ben çok uzun yıllardır DEFANS(SAVUNMA) yaparak yaşamak zorunda kaldım.
Mağdurluğun
bir gerçekten olanı vardır,birde MAĞDUR ve MAZLUMU oynayarak kendine bu
ajitasyon üstünden yer edinip sonra ZALİM ve HAİN konumuna geçen insanlar ve
guruplar vardır.
Hayatında
ülkesi için veyahut kendisi için tehlikeye girmemiş havadan bir çay sohbeti ile
ULUSLARARASINDA SERVET sahibi olmak isteyen çevreler maalesef rahatsız.
Haklılarda
sistem böyle gitmiş şimdiye kadar alışmışlar İSVİÇRE de başkası adına yaşayıp
tatil yapmaya..
Bakın
arkadaşlarım hayatımın uzun zamanı çarpışma ve stres ile geçti,bu arada
mecburen çamura battık ama bu çamurlar yıllar sonra bir TABLOYA dönüşüyor.
Ülkemiz
yıllar evvel nereye gitmeye başlamışsa artık bitiş istasyonuna çok yaklaştı.Bu
istasyon maalesef ülkemizin ve devletimizin bitişi olarak sonlanabilir.
Şimdi
aşağıya bir tane 1997 yılından bir belge
koyucam,bu belgede adı geçen dostum ile daha sonra 2001 yılının mart ayında
tekrar barıştık.
Aramızda
şu anda hiçbir husumet yoktur zaten çok eski dostluğumuz olan bir ağbimdi. (orjinal belge)
Kendisi
ile yeniden barışmamız yine acılı bir olayda insani görevimiz olan,ortak bir
dostumuzun ortadan kaybolması ile oluştu.
Daha
sonra bu arkadaşımızı hunharca öldürülmüş bir şekilde GAZİOSMANPAŞADA bir yerde
bulundu.
Adı
ALİ.R.İDRİSOĞLU idi.
Bu
hadiseden birkaç gün sonra uzun yıllardır görüşmediğim bir büyüğüm ANKARA dan
ziyaret etti.
Fakat
geçmişten gelen kendisinin bana karşı bir kırgınlığı vardı,biraz sohbet ettik
fakat sitem ederek kalktı ve gitti.
O
günler ALİ GAFFAR OKKAN suikasti ve ALİ İDRİSOĞLU hadisesi arka arkaya geldiği
günler,üstümde büyük bir baskı var.
Bu
baskıyı dağıtamıyorum,akşam saatlerinde alkol almaya başladım ve yardımcım
rahmetli İSMAİL kardeşime ADİL SERDAR ŞAÇAN beyin başında olduğu organize
şuçlar şubesini aramasını istedim.
Aradı
ve telefonu bana verdi,biraz sinkaflı küfür ederek beni alamıyacakları yönünde
söylem geliştirdim.
Telefondaki
komiser arkadaş delimisin kardeşim diyince daha ağar küfürler ettim.
Sordu
nerdesin burdayım gelin,bekle geliyoruz dediler.
Geldiler
kimliğimi aldılar senmiydin dediler evet dedim,kapalı bir münübüse alıp yolda
konuşmaya başladık.
Anlattım
başım belada beni yedeğinizde tutun ve zabıt tutarak gözaltına alın.
Beyoğlu
ekipler amirliğine getirdiler zabıt tutular ve nezarete koydular.
Sabahta
aynı zabıtla serbest bıraktılar.
24
ağustos 2001 günü sayın ADİL SERDAR SAÇAN beyin önemli bir ekibi önemli bir
operasyonu benim yanımdan yaparak onuda tarihe not düştüm.
Anlatmak
istediğim bu büyük bir hadisenin içinde devamlı kendimi ve ailemi ayakta tutup
yere sağlam basarak yeri gelirse kirlenmeyi göze alarak TEK BAŞIMA YALNIZ yoluma
devam ettim…
Bu
aşağıdaki belge niteliğindeki hadise o günlerde dışardan etki eden adı MİLLİ olan
bir gurubun, bu dostum üstünde kurdukları baskı ile beni yanlışa götürmek
istemeleri sonunda gelişen olaylar zincirinin tozlu raflarda kalmış siuleti.
Bu evrak üstündeki tarihten ancak on dört ay
sonra APO operasyonundan bir ay evvel içinde yakın akrabalarımın bulunduğu bir
TÜRKİYE DERİN gurubu tarafından ve SEFERBERLİK yapısının tam kadro
çalıştırılması ile başarıya ulaşabildiler.
Onlar
başarıya ulaştılar ama ülkemin o günden bugüne ve yakın gelecekte hüsranla sonlanacak
günleri,bu şekilde başlamış oldu.
Hırsızlık
yapanların kimi, karnını doyurmak için
yapar,kimileride ÇETELEŞİP ülkeyi içerden ve dışardan bölmek için?
Kanuna
ve DEVLET SIRLARINA saygı duyarak koyduğum belge ve fotoğraflar ve dökümanter
bilgilerin hepsi ülkemin kamu kuruluşlarından arşiv halinde anında çıkıcak
durumdadır.
İspatını
yapamıyacağım bir şeyi yazmadım insan yaşam formlarınada saygım sonsuzdur.
Çocukken
HANSEL ve GRATEL kardeşleri okumak ile ne kadar iyi
yaptığımı düşünüyorum çocuk romanının içindeki bilgi sadece
çocukluk ile kalmıyor büyüyüncede aynı işlevi fikri olarak görüyor.
Birde
HEİDİ yi görsek:)
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
















MİT'in geçmişi/kuruluşu hangi tarihe dayanir ki,
YanıtlaSilMİT'in içindeki bu tarihsel yapı diyorsun ?
Mit zaten Yahudiler ve Masonlar tarafindan kurulmuş,
hiçbir Yerli ve Milli yönü olmayan,
Türkiyeye en büyük zararı ve ihaneti yapmış kripto bir yapıdır.