Sevgili
takipçilerim,hepinize iyi bir hafta sonu geçirmenizi dileri.Uzun zamandır PAZAR
yazısı yazmamıştım bugün aklıma geldi birkaç anı yazarak,sizleri hem eğlendireyim
bazı noktalardada düşünmenizi ve kendi
hayat bakışınızdan olayları irdelemenizi,birazda nostalji yaşamanızı sağlarım
umarım.
Yıl
1983 BEYOĞLU istiklal caddesi üstünde SOVYET (RUS) konsolosluğunun
karşısındayım birden caddede bir koşuşturma çığlıklar içinde sesler geldi.
O
yıllarda cadde trafike açık,ilk önce film çekiyorlar zannetttim.
Çünkü
önde simokinle damat arkada gelin,kalabalık ve polis.
Smokinli
damat onu bekleyen bir araca atlayarak patenaj yaparak kalkış yapıp kaçıp gitti.
Gelin,aileler,polisler
ortada kaldı.
Tabi
kalabalığın içine karışınca ağlayan gelinin yakınlarından hadiseyi öğrendik.
Damat
zampara kızı alıkoymuş.Aile durumu öğrenince hadiseyi kolluk ve adliyeye
intikal ettirmiş.
Hakim
mahkemede kızla evlenmesi kaydı ile davayı düşüreceğini teklif etmiş.Kız tarafıda,
bizim zampara damatta kabul etmiş.
Mesele
bu işte DAMAT cezaevine girmektense o zamanlar BEYOĞLU EVLENDİRME DAİRESİ
tünelden sonraki ilk sokakta idi orda nikah kıyılırken imzayı atmış ve attığı
gibide tabana kuvvet kaçmış.
Arkadaşlarınıda
daha önceden ayarlamış orda beklesinler diye anlıycağınız YARAMAZ DAMAT evde
kalmış GELİN hadisesi.
İSTİHBARAT
demek geniş bilgi ve kaynak ihtiyacı demek bizim gençlik yıllarımızda.
Dünya
sistemi ona göre şekillenmiş.
Bilgi
içinde şimdiki gibi değil hayatı 7-24 yaşaman lazım.Gündüz ne kadar işine
hakimsen bir o kadarda gecelere hakim olman lazım.
Yıl
1985 kış ayı soğuk ve rutubetli bir istanbul havası var.Akşam yedi oldu işten
çıktım,köye inmeyeyim hafta başı renksiz oluyor ,rahmetli YAKUP ARSLAN ağbinin
mekana gideyim orda demleneyim.
Gittim
tekten masayı kurdum saat 23.30 sularına kadar alkol aldım,o yıllarda rahmetli yakup ağbi en geç 24.00 kapatır mekan
toplanırdı.
Çıktım
ordan bir taksime çıkayım dedim orda bir iki BARDA içtim hava yok yavaş yavaş
istiklalden yürüyerek asmalı mescitte
arabayı bıraktığım otoparka geldim tam orda DOĞU gece kulübü var.
Sahipleri
tanıyorlar hep selam ederler kapıda sağda solda ama hiç gitmem tam batakhane.
Geçerken
gördüler ağbi gel bir şeyler iç dediler kıramadım girdim ilk defa ama gürültülü
bir ortam duman altı birkaç kadeh bir şeyler içtim bir hanım malumu masama
geldi onada bir iki duble bir şeyler ısmarladım sıkıldım hesabı ödedim çıktım.
Dışarda
bardaktan boşanır gibi yağmur yağıyor otoparka giderken bir baktım metruk bir
binanın girişinde bir kişi ceketini sıkı sıkı üstüne yakalarını çekmiş ŞARAP
içiyor.
Oturabilirmiyim
dedim tabi benim üstümde takım elbise palto var nedemek beyefendi buyrun dedi
ama şaşkın.
Yanına
çöktüm içebilirmiyim dedim ŞARAP mı dedi evet dedim.
İç
ama bardak yok şişeden içmezsin ağbi sen dedi.
Ver
içerim dedim verdi,sağlam bir fırt çektim geri verdim oda bana cebinden leblebi
verdi.
Aldım,dedim
bu şarap bize yetmez.Açık yer var ağbi alayım geleyim dedi.
Dur
ama parası benden iki şişe al birazda leblebi falan al, tamam ağbi dedi.
Geldi
bir yerden yağmur bir yerden ŞARAP çekiyoruz sordum ismin ne kardeşim.
Dedi
MEHMET…..
Sordum
memleket nere.
Dedi
VAN…
Sordum
ne yaparsın buralarda.Ağbi dedi, aslında benden büyük hürmeten ağbi diyor,ağbi
memlekette kimsem kalmadı annem,babam,öldü kardeşlerim yiğenlerim hep
dağaldılar.
Sıkıldım
atladım istanbula geldim,burda günlük ne iş bulursam çalıştım şimdiye kadar.
Şimdi
sandık aldım ayakkabı boyuyorum,burdada İŞÇİ barınağı var orda yatıp
kalkıyorum.
Sohbetimiz
arttı,dedi sayın YÜKSEL UZEL hanfendi
hemşerimdir bazen sıkıntıya düşersem giderim elini öperim bana harçlık
verir.Evini herşeyini tarif ediyor.
Güldüm…
Sabah
aydınlanmaya başlıyor,MEHMET dedim SİGORTALI garantili bir iş,yatacak yer olsa
çalışırmısın?Dedi çalışmazmıyım…
Bu
kartı al yarın saat 15.00 de bana gel sağol ağbi dedi.
Şarap
bitti ben gidiyorum, dediğim gibi gelirsin dedim.
Gittim
vurdum kafayı yattım,benim üçlü koltuk battaniyem,yastığım var.Annem verdi,
biliyor bazen ofiste ikinci katta kendi odamda kalırım….
Sabah
kalktım bizim bina SEFERBERLİK binasıdır 1908 meşrutiyet ilamı ile açılmış bir
bina.
O
yıllarda bina sorumlusu şimdi çok yüksek mevkili bir asker bürokratımızın
babası.Emekli olmuş evine yakın ve güvenilir bir kişi olarak buraya almışlar.
Kendisi
ile birlikte iki kişi daha var toplam üç kişiler o günlerde bir kişi eksik personel
açığı var,bende bunu biliyorum.
Sabah
kaltım kahvaltı,kahve derken merhum METİN ağbiyi çağardım geldi durumu anlattım
sevindi.Günlerdir eve gidemiyorum burda kalıyorum,öbür adama kıyamıyorum o evli
karısı çocukları var ben bekarım kalıyorum GECECİ olarak bu çok iyi oldu dedi.
Üçte
gelicek dedim tamam dedi, ben onu yönetimede çıkartır hadiseyi tamamlarız dedi.
Mehmet
bir geldi,iki dirhem bir çekirdek saç sakal traşı her şey çok iyi.
Çıkarttılar
yönetime kabul edildi ertesi günü işe başladı.Günler geçiyor ilk iki üç ay
sorun yok.
Binaya
gece 24.00 dan sonra girmek ve çıkmak yasak.Kapılar kitleniyor.
Fakat
o yıllarda HOME OFİS olarak kullanan birkaç kişi var onlara müsamma
gösteriliyor.Gececi onlara kapıyı açıyor…
Rahmetlik
daha evel yazmıştım KURTOĞLU SUAT beyinde binanın en üst katında HOME OFİSİ var
oda benim gibi ALEMLERDEN akıyor geç geliyor alkol alıp.
Bir
gün SUAT ağbi bir geldi ARSLAN dedi sen bunu herifi nerden buldun.Kimi ağbi
dedim?MEHMETİ dedi.
Buldum
bir yerden dedim olmaz ARSLAN dedi ne oldu dedim ağbi,dün gece geldim kafası
kıyak bundan sonra geç gelen herkes bana belirli bir tarifeden indirme yapıcak
yoksa kapıyı açmam demiş.
Hadi
ya dedim ARSLAN dedi başka şikayetlerde var söyliyeyim dedi.
Hallederim
SUAT ağbi şimdi dedim, merak etme .
Mehmeti
buldurdum geldi,MEHMET dedim şikayet var ve bana geliyorlar ne yapıyorsun sen
dedim.Başladı özür dilemeye anlatmaya özellikle dedim SUAT ağbi ile yakın
ilgilenicen benim çok sevdiğim bir ağbim yoksa bozuşuruz dedim.Tamam ağbi dedi.
Birkaç
gün sonra SUAT ağbi gülerek geldi dedi ZEKİ ne yaptın buna bu seferde adam
benim için ne yapacağını şaşırıyor, bir dediğimi iki etmiyor.Güldüm boşver
akşam geleyimmi rakıya, gel tamam dedi.
Günler
böyle geçerken bu sefer başka sorunlar çıkmaya başladı MEHMET geceleri etrafta
çevre yaptığı arkadaşları, kadınlar onlar bunlar sabaha kadar SULU, KURU alem
yapıyorlarmış.
Birde
yönetim kurulunda çıkan bir maaş anlaşmazlığı yüzünden AVUKATA ekmek bıçağı çekince
yine iş bana düştü.
MEHMET
dedim pılını pırtını topla hemen burayı terket.Benim her dediğimi eksiksiz
yapar boynunu yana yatırır ellerini kavuşturur tamam ağbi derdi.
Gitti,sonra
öğrendim DÖNEMİN BEYOĞLU BELEDİYE başkanı vardı SİİRT kökenli onun yiğenleri
TOPHANELİ evlendirme dairesinin önündeki otoparkı çalıştırıyorlardı orda GECECİ
olarak işe girmiş.
Birkaç
ay sonra geç saat LUMBOZ pencereden baktım metin ağbi TRT 1 yurttan sesler
radyosu yavaş yavaş demleniyor.
Kapıyı
tıkladım baktı geldi açtı.Ne haber METİN ağbi dedim iyidir otur dedi rakı
koydu,mezeler önümüzde sana haber büyük.
Hayırdır
dedim..
Senin
MEHMET parkta çalışıyorduya evet dedim birkaç gece evvel gece beklerken sarhoş
parktaki bir arabayı alıp taksime iki arkadaş çıkıyorlar.Sonra orda yayalara
çarpıyorlar ağar yaralılar var,arabayla kaçmaya başlayınca polis araçları
kovalıyor parka dönene kadar sekiz on tane aracıda yolda PERT ediyorlar.
Parkta
yakalayıp gözaltına almışlar ordanda mahkeme tutuklamış cezaevine yollamış.
Dedim
rahmetli METİN ağbiye,İNSAN OĞLUNU anlamak zor..,
Aradan
birkaç yıl geçti bir gün bir mektup BURSA kapalı cezaevinden,ağbi sana karşı
çok mahcubum özür dilerim herhangi bir isteği arzusu yok,hakkını helal et
diyor.
İçimden
güldüm HELAL olsun MEHMET dedim..
Hepinize
iyi pazarlar.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder