Sevgili
takipçilerim hayırlı günler diler sizlere kısa bir açıklama geçmek istiyorum
yazılı olarak.
Periscope
yayınlarında sizler ile sohbet ediyoruz bu konularda ama söz uçar yazı
kalır,onun için yazmak zorunda hissettim kendimi.
Arkadaşlarım
biliyorsunuz sizlere uzun süredir yazıyorum ülke ve kendi yaşantım ile
sorunları.
Bu
yazımıda yazarken fazla uzatmıycam sizlere şunu söylemek istiyorum.
Bir
laf vardır KAÇAN KOVALANIR diye ama ben hiç kaçmadım yalnız hep arkamdan takip
edildim.
Bu
kadar tarihten bugüne gelen hadiseleri ve olumsuzlukları görünce sizleri
medyada ve ekranlarda sinemalarda yalan yanlış senaryolarla kandırıp
PİSİKOLOJİK harekat yapılmasının önüne geçmek istedim.
Sizlerinde büyük
ilgisini gördüm bu sayede.
Bizde
söz ağızdan bir kere çıkar 17 ocak 2013 tarihinde MİT MÜSTEŞARIMIZ sayın DR
HAKAN FİDAN beyefendiye bir mektup yazarak kendisine gerekli hadiseleri
bildirip KURUMLARININ ve ona bağlı büyük bir networka sahip olunan seferberlik
sisteminden benim ve soyadımla bir daha resmi veya gayrı resmi olarak
ilişkilerinin olmamasını arz ettim.
Kısacası
ülkemde son yirmi yılda gördüğüm yanlışlıklardan sıkıntı duyduğum için bir daha
beni bu camianın rahatsız etmemesini ve yakınlaşmamalarını istedim.
Netice
alamayınca bende size yaşadığım TARİHİ olayları özet halinde kısa kısa bu dört
buçuk yıl zarfında yazdım ve bunların bir gerçek tarihe İZ bırakabilecek bir
nitelik alabilmesi için kitap yazma fikri aklımda oluştu ve bu zaman zarfında
biraz yazarak antreman yapmış oldun konuya ÇIRAK olarak hazırlanarak belki
kitaba dönüştüğünde bizde KALFA olmayı hak edebilecek vaziyete geliriz.
Tabi
insanlık gereği bu hayatın içinde ekonomik,sosyal ve siyasi olarak çeşitli
gereksinimlerimiz oluyor veya düzenlememiz gerekiyor bunlarıda bu işlerle
birlikte yapıp İNSAN olma gereği yeri gelirse hayatı başka alanlarda başka
sosyal ve medeni durumlarda yaşamak için çalışıyoruz.
Kısacası
arkadaşlar bu dönemde artık sadece güvenlik ve istihbarat konularında geçmiş
tecrübelerimi yazarak ve anlatarak devam edip hayatı bu açıdan yaşamak
istiyorum.
Saha
dediğiniz nokta çok uzun yıllardır YILANLAR ve ÇAKALLAR VADİSİ olup boşu boşuna
EFOR ve ENERJİ sarf edilen bir alan ve oyun olmuştur.
GLADYATÖRLER
sahaya çıktıklarında biraz eksikte olsa aşşağı
yukarı adalet ile ARENADA çarpışırlar.
ARENADA
savaşan GLADYATÖRLER belirli kurallarla
çarpışırlar.
ARENADAKİ
her yenilgiden sonra arkadan sahaya ESİR KADINLARI,ANALARI,BACILARI sürmek
bizim bildiğimiz GLADYATÖR kurallarında yok.
Sanırım
sizler öğrendiğiniz ARENADAKİ GLADYATÖR
savaşları memleketinizdeki AT PAZARINDAKİ hayvan pislikleri ile dolu olan saha.
Oralarda
öğrendiğiniz SAVAŞMA teknikleri alanın bulunduğu yer ve mahal gibi PİSLİK,
HAYVAN BOKU ve SİDİĞİ dolu olduğu için
savaşma tekniklerinizde bu pislik ortamında AHLAKSIZLAŞMIŞ.
Lafın
kısası tecrübelerimden yararlanın okuyun ders niteliğinde.
Rahmetli
eski olimpiat komitesi başkanı merhum SİNAN ERDEM ve yakın arkadaşı merhum
ORHAN ŞUŞUT büyüklerimizden ilk öğrendiğimiz temiz ve tertipli olmak sahalarda
rakiplerimize veya rakip takımlara karşı mücadelemizde
saygıyı,sevgiyi,centilmenliği elden bırakmamak.
Bu
anlayışla ARENADA SAHALARDA GLADYATÖR savaşları olur,bir kuralı bir
centilmenliği sahadaki savaşçıların dengesi vardır.
Kadınları
ve çocukları CANLI BOMBA,KALKAN kullanan insan fikir yapısından oluşmuş kimselerle
sahada ne savaşılır nede dostluk yapılır.
Onun
için sizler kendiniz sahalarınızda kendi kendinize takılın biz emekli olduk
ASLAN OCAĞINDAN siz ANA KUCAKLARINDA takılın!
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder