Sevgili
takipçilerim tekrar hepinize iyi Pazar günü geçirmenizi diler,sizlere naçizane
bir şeyler karalamak isterim artık eğlendirebilirmiyim bilmiyorum biraz
keyifsizim.
Bu
hafta bazı okuyucularım i mail atarak ZEKİ ağbi bu memleketin derdi bitmez sen
yine Pazar yazılarında eski kıvama dön diye yazmışlar,tabi tebessüm ettim.
Birde
yine bir konuya değinmek istiyorum bir beyefendi ÜNLÜ bir gazeteci periskope
yayını yapıyor gündelik sanırım Cuma sabahı programında istanbuldan kızkardeşim
aradı izlemiş demişki DERİN İSTİHBARAT diye bir blog var banada linki geliyor
ben bakmıyorum sizde bakmayın KOMPLO TEORİSİ yayıyor diye bir söylem programında vatandaşa taktim etmiş.
Arkadaşlarım
ben bu yazıları yazıyorum hiç tanımadığım insanlara ne iş yaptıklarını kim
olduklarını bilmeden link yolluyorum bunların içinde belki sokakta simit
satanda var, ama eski genelkurmay
başkanıda var olduğunuda biliyorum.
Onun
için isteyen okur isteyen istediği değerlendirmeyi yapar hiç umrumda değil.
Ben
işimi yaparım ve şu esastan gidiyorum ünlü çocuk masalı HANSEL ve GREETEL
hikayesi yani ormanda kaybolursan iz bırakki geriye bıraktığın izi takip
edebilerek dönebilesin.
Olduya
dönemedin bir gün izi merak eden biri veya birileri, takip eder konuya takılır
dev bir konu çıkartır.))Meselenin ana fikriyatı bu!!
Tabi
arkadaşlarım MARJİNAL bir hayat yaşadım sıradışı artısı var çokta eksisi var
inanın.
Bu
haftaki konuya şurdan girmek istiyorum özellikle son yıllarda TRT
televizyonunda nostaljik aile dizileri var eski günleri hatırlatan bize eski
mahallelerimizi darbe günlerini yeniden canlandıran.
Baştan
seyrettim güldüm, ben pek dizi seyretmiyorum ama baştan hoşuma gitti çok,bir müddet izledim.
Arkadaşlar
biraz bu konuda aydınlatmak sizi istiycem eskiden bazı duygusal yönleri ağır
olan emniyet görevlilerimiz vardı bunlar bazı görev yaptıkları mahallelerde çok
uzun kalıp ordaki yaşanan hadiseleri
sanırım günlük tutarak saklamışlar.))
Şimdide
bunları hoby olarak değerlendiriyorlar gibi geldi.!)
1978
yılı aniden babam araba kullanmamaya başladı işe dolmuşla gidip geliyor ve
öğlen yemeklerine çok düşkündür PANDELLİ,BURSA KEBABÇISI ,AĞA LOKANTASI vs
yerlerde yer o yıl evden sefer tası işyerine götürmeye başladı annem iki çeşit
yemek yapıyor koyuyor onu yanında götürüyor bizede biraz tasarruf yapalım öğlen
yemekleri çok pahalı olmaya başladı diyordu.?
O
yıllarda birde ince bond çanta modası çıkmıştı deri , yeni bir tanede ondan
aldı çantasında o yıllarda bir adet tabanca,bir adet yedek şarjör ,iki kutu
mermi ve devamlı bugünün parası ile bir on beş yirmi bin tl taşıyor o nereye
giderse çantada oraya onla beraber gidiyor.
Mahallemiz
küçük bir mahalle ama çarşısı geniş ,esnafı çok olan bir yer rahmetli her akşam
eve gelirken bir büyük rakısını alır,fakat aynı yerden almaz devamlı farklı
yerlerden alır, derdi kimse ile fazla yüz göz olmak istemem.
Tabi
beni herkes tanıyor arkadaş gurubumuz var birde bir kuruyemişçimiz var onun en
küçük oğluda arkadaşımız ERTUĞRUL isminde ,ailesi çarşının karşı tarafında
ERTUĞRULA küçük bir kuruyemişçi dükkanı daha açtı, oda orayı işletsin diye..!
Bir
gün babamla çarşının içinden yürüyoruz ERTUĞRUL beni bir gördü başladı kaş göz
etmeye anlamadım bir yüz metre yürüdük dedim baba sen git ben gelirim,geç kalma
dedi.
Döndüm
doğru ERTUĞRUL kardeşimin yanına ne oluyor dedim ERTUĞRUL ,oğlum dedi yanındaki
adam kim diye sordu?
Babam! Ne olucak dedim..?
Zeki
dedi daha ne olucak a…… bundan iki üç
gün evvel burda bizim aklımızı aldı altımıza kaçırıyorduk korkudan,ALLAHALLAH
dedim ne oldu.
Yav
dedi dükkandan içeri girdi oğlum 1 büyük rakı ver 250 gr leblebi onları
hazırladım, dur dedi çantayı bir açtı yere tabancalar mermiler paralar
saçıldı.Tabi o yıllarda anarşi var soygun yapıyor anarşistler ERTUĞRULLA
yanındaki akrabası o manzarayı görünce soygun oluyor zannetmişler elleri
ayakları boşalmış.))
Neyse
babam yerden topluyacaklarını toplamış aldıklarının parasını ödeyip ERTUĞRULU
sakinleştirmiş.
Tabi
bilmiyor kim olduğunu benim yanımda görünce merak etmiş diyorduki AKLIM hiç
böyle gitmemişti feleğimi şaşırdım….
Eve
gittim anlatmazdı hatasını babam, sordum anlattım gülüyor yav gelirken bir yere
uğradım iki tek attım o kafayla çantayı ters açınca olan oldu manzara o şekil
takılıyor bana senin eleman WHITE MAN ( BEYAZ ADAM)oldu!
Şimdi
bunu böyle size anlatıyorum uzman bir istihbaratçı yıl ve sosyal durumdan
ilerde bazı şeyleri bağladığında çok şey meydana çıkar.
Sempten
size yine böyle bir hadise anlatayım bu pazarı kapatalım umarım eğlenirsiniz bu
insanların hepsi yaşıyor hayatta tek babam hariç.
12
eylül darbesinin yeni olduğu yılların başı mahallemizin SPOR kulübünün
restorantında barı var hafta arası bir gün.
O
yıllarda saat 24.00 den sonra sokağa çıkma yasağı başlıyor.Kulüp başkanımız
RAMİ ağbi diye çok değerli bir insan ikinci başkan yine bir arkadaşımızın
babası rahmete kavuştu haza beyefendi bu insanların artık numunesi maalesef yok,
hayata sıfırdan başlamış zengin olmuş bir insan çokta sempatik bir büyüğümüzdü
kendisi MUŞLU onun için bir konu geçerse herkes ŞEVKİ ağbimi ha MUŞLU ŞEVKİ
derlerdi.
Hafta
arası bir gün lokalde kimse olmaz aniden bir adam içeri giriyor paltosu
omuzlarında yanında iki bayan masa kurduruyor alkol alıyorlar tabi herkes
giremez lokale ama bir şekilde girmiş kimsede soramıyor.
O
akşamda hiç birimiz yokuz bir tek sutopu takımı kaptanımız yakışıklı bir
ağbimiz SIRRI ( KOD ADI)ve daha evvel bahsettiğim KİNKONG MUSTAFA.(KOD ADI.
lakap doğru)
Onlarda
ayrı masada alkol alıp yemek yiyorlar artık geç saatlerde yabancı şahsın
masasında bir huzursuzluk çıkıyor adam bayanlardan birine tokat
atıyor.Yanındaki öbür bayanda sesini yükseltince onada tokatı patlatıyor adam
sağlı sollu iki bayanı tokatlıyormuş.
İşte
ne olduysa KİNKONG ve SIRRI ayağa kalkarak hop hemşerim ne vuruyorsun kadınlara
diye adamın üzerine yürüyorlar tabi adam belinden REVOLVER bir tabancaya asılıp
çekince ulan hepinizin A….
Şef
karslı semender anlatıyor çocuklar diyor KİNKONG ve SIRRIYI uçarken gördüm ulan
düşündüm diyor KİNKONG uçarmı,tabi anlatırken yerlere yatıyoruz gülmekten
KİNKONG ve SIRRI korkudan tabanları yağlayıp uçarak kaçmışlar.
Semender
diyor onlar kaçtı ihale bize kaldı,adamın elinde silah ulan demiş benim lakabım
MUŞLU SALİH tüm alem beni tanır buranın başkanı hemşerim MUŞLU ŞEVKİ arayın
telefonla gelsin.
Semender
arıyor rahmetli ŞEVKİ amcaya demiş hemşerin burda MUŞLU SALİH,hadise oldu ŞEVKİ
ağbi seni çağrıyor bir gelsen teskin etsen ortalığı.
Şevki
amca yavrum ne yapıyorsun SEMENDER durumu idare edin SALİH kardeşime deyin
ŞEVKİ ağbin AVRUPA da seyahatteymiş.))
Söylemişler
MUŞLU SALİH kadınlara yürüyün lan demiş, sizede söylüyorum buraya tekrar
gelicem o iki çocuğu vurucam bize bu alemde iş koyucak adamı yaşatırmıyız…
Ertesi
günü lokal çalkalanıyor KİNKONG ve SIRRI bayağı birkaç ay MUŞLU SALİHİN
korkusuyla yaşadılar.
Arada
takılıyorduk KİNKONG veya SIRRIYI gördüğümüzde içerde MUŞLU var gelmiş sizi
bekliyor,RENK değişiyordu sonra alıştılar zamanla gırgıra.
Sevgili
takipçilerim bu haftada bu anılar vardı umarım neşelendirir sizi.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ
ARSLAN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder