SEVGİLİ TAKİÇİLERİM DEĞERLİ DOSTLARIM
BLOGGER SAYFAMA BAŞLAMADAN EVVEL FACEBOOK SAYFAMA YAZDIĞIM YAZILARIMI BİR BÜTÜN OLARAK TARİHLERİ İLE KOYUYORUM,İLGİLENEN DOSTLARIM VE ARKADAŞLARIM OKUYABİLİR AYRİYETEN FACEBOOK ADRESİMİDE BURAYA YAZIYORUM TAKİP ETMEK İSTEYENLER ORDANDA TAKİP EDEBİLİR.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.
www.facebook.com/pages/Zeki-Arslan/648137115220030
MOSSAD OPERATİF ŞEBEKELER..
Dünyanın bildiği bir konu İSRAİL askeri istihbaratı MOSSAD dünyanın en büyük yerel ağına ve bu ağa dayanarak dünyanın en aktif OPERASYON kabiliyeti olan bir istihbarat örgütüdür.
Ülkemizde MOSSAD İsrail kurulduğundan beri dost servis olarak kabul edilmiş,ülkemizdeki tarihsel tabanı ve ülkelerimizin komşu olması dolayısı ile özellikle TSK ve MİT 1958 yılından beri çok sıcak ve yakın ilişkiler içinde olmuş adeta MİT toplanan bilgiler,MOSSADA kendi kaynaklarımızla akmıştır.
İlerde sizlere çok konuşulan yıllarca ASALA yı bitirenler olarak geçen bir çok şehir efsanesinin aslında arkasında başka işler olduğunuda burdan yazıcam tabi özellikle NAMUSLU ve ŞEREFLİ MİT mensublarını tashi ederek.
Gelelim MOSSAD ın bir şebeke kurma olayına ne kadarına nerde ne kadar şahit olmuşuz burdan insanlarımıza anlatmaya çalışalım.
Stratejik bir RUSYA hattını ilgilendiren bir iş kolunu değerlendiren ÖZEL AJANIMIZ yanında beş yıldır bulundurduğu genç bir çocuk fakat bu çocuk MİT uzantısı bir hücre tarafından GÜVENLİ MEKAN kabul edilen yerde muhbir olarak görev yapıyor,ÖZEL AJANIN tüm sosyal hayatı ve ilişkilerini,kurumla ilişkili bir guruba aktarıyor,bu arkadaşımız çok dindar çeşitli tarikatlara dinleyici ve kuran meallerini okumak için gidiyor,o kadar dindarki bazen fatih cami üstündeki onarım çalışmaları için bile boş zamanlarında ALLAH için gidip yardım ediyor.
Bazende devamlı güvenli merkezde olduğu için ÖZEL AJAN yerinde olmuyor,kurumun ÖZEL AJANIN üstüne pas atmak istediği kişileri yönlendiriyor,yani PASÖR vazifesi görüyor.
Yıl 2004 başları ÖZEL AJANA ,İSMAİL ağbi telefonla bir bey aradı daha evvelde işini yaptık moskovaya gitti,yine gelicek şimdi çok bilgili bir adam biraz sohbet et bir yere ayrılma,gerçekten beyefendi geldi,yaşını almış olgun sakin temiz,basit,dikkat çekmeyen bir beyaz türk DIŞ SİYASET ve politikadan konuşup bir kahve içtikten sonra beyefendiyi yolladık.Olay böyle kaldı.
2005 yılında İSMAİL J.GN KOM. Askere başlamışken aniden ÖZEL AJANI araması ile garip bir telefon trafiği başladı ağbi beni kurtar köyü MOSSAD bastı dedi nerdesin dediğimde köydeyim dedi ve telefon kapandı.
Anında ÖZEL AJAN askerin bulunduğu bölgedeki JANDARMA komutanı ile telefon ile görüşerek,durumdan ne olduğuna öğrenmek istedi,komutanla görüşüldü,ÖZEL AJAN konunun muhtemel olabileceğini teyit edince JANDARMA komutanı İSMAİLİN memleketine JİT timi çıkardı fakat JİT timi gittiğinde,İSMAİLİN askeri hastanede müşade edildiğini öğrendi,ve ASKERİ HASTANE personeli JİT timine ismaili almasına müsade etmedi,bu sefer JANDARMA KOMUTANI,ÖZEL AJANA istanbula dönerek İSMAİLİ bu hastanede koruyacak ASKERİ veya MİT özel bir personelin olabilirliğini sordu ÖZEL AJAN bunada tahmini cevap verdi.
Gelişmeler böyle iken İSMAİL den tamamen ses kesildi ve birkaç ay sonra ismail İSTANBULA aniden çıktı geldi tüm tanıdıklarını 1 hafta dolaştıktan sonra,ÖZEL AJAN ın yanına geldi, ÖZEL AJAN sıkıntıların burda çok olduğunu söyledi ismaile sordu ne oldu son diye ağbi dedi,HASTANEYE sorgu karargahı kurdular,beni hastane vermeyince peki sorguda sana ne sordular ağbi yakışıklı pahalı takım elbiseler giyen birkaç kişi geldi,bana soru sordular bende KİMLİK sordum,ismail paşada sensin komutanda sensin ben buraya kadar girdiğime göre sen benim soruma cevap ver,bunun üstüne İSMAİL sormuş bu senin ağbin ne iş yapar İSMAİLDE sen ne iş yapıyorsan oda onu yapıyor demiş,yanımdaki SİVİL SAVUNMA görevlisi arkadaşımla güldük fakat İSMAİL kesinlikle,gerisini sorguda hatırlamadığını beyan etti çok yorgundu sıkıştırmadık,İSMAİL yanına gelim ağbi dedi ,ÖZEL AJAN ismail şimdi memlekete dön dağlarda,biraz kal eylül ayında gel başlarsın o zaman kadar dinlen biraz,tamam ağbi dedi ve beraber çıktık evine bıraktım ordan terminale geçti iki gün sonra memleketinde babasının silahı ile intahar ettiği haberi geldi,İSMAİLİN son söylediği memleketinde tabib bir havacı binbaşının özel muayenesinde pisikolojik tedavi gördüğü ilaç verdikleri.ve TSK personeli olarak ilişkisinin kesildiği anlattı.
Olayların dahada ilginç yanı İSMAİLİN ölümünden bir hafta sonra büyük bir Musevi HOLDİNGİN patronu,her zaman özel sekreteri ile aratırken direk kendi araması ve ÖZEL AJANLA görüşürken yarım ağız İSMAİLİ sorması ÖZEL AJANIN hakkın rahmetine kavuştuğunu YAHUDİ PATRONA söyleyince,patronun aniden telefonda sıkıntıya aşırı girmesini ÖZEL AJANIN dikkatini çekmesi mütakip bütün hadiselerden sonra,2011 yılında İSMAİLİN tanıştırdığı 2004 yılındaki kişinin HAVA ALBAY V.L olduğu MOSKOVA askeri ateşesi olarak RUSYADAN NON GRATE PERSONE olduğunu gazateden okuyupta resmide görünce içinden küfür ettiğini bana,anlattı daha uzun sohbetlerimizde bir çok hadiseyide anlattı ÖZEL AJANIMIZ okuyucularımızdan özür diliyorum bazı yerleri DEVLETİMİZİN ULUSLARARASI VE İÇERDE GÜVENLİĞİ İÇİN KESİP TRAJ EDEREK VERİYORUZ KUSURUMUZA BAKMAYIN,ÖZEL AJANIMIZINDA HAYATI TEHLİKEYE SOKMAMAK İÇİN BU ŞEKİLDE İSİMLERİ SAKLAYARAK VE KISALTARAK AKTARIYORUZ SİZLERE VERMEK İSTEDİĞİMİZ ÇALIŞMA SİSTEMLERİNİ ÖĞRENEREK DERS ÇIKARMANIZ…
SAYGILARIMLA,ZEKİ ARSLAN
Sevgili kardeşlerim uzun yıllardır ülkemize verdiği hizmetlerle sır olan bir kurumumuz olan BAŞBAKANLIĞA bağlı MİT müsteşarlığımız, kamuoyunda bazen doğru bazen tamamen asılsız haberlerle gündemimize geliyor,halkımızda konusu çok gizemli ve ilginç olduğu için merakla ve heyecanla MİT ile ilgili haberleri takip ediyor.
Köşemizden bildiğimizce buradan tarihsel kısmına girmeden ona ileriki yazılarımda ve safhalara bırakmak istiyorum kısaca size yaşımın verdiği yaşantı içindeki yıllardan ve günlerden konuları doğru bir şekilde aktarmak isterim.
1992 yılı itibarı ile sayın dönemin başbakanı SÜLEYMAN DEMİREL beyefendinin koltuğa yeniden oturması ile asker müsteşar geleneğinden gelen MİT ilk defa sivil bir müsteşar getirilme isteği hasıl oldu ,birkaç isim üstünde durulurken DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞINDA BÜYÜK ELÇİ olarak önemli vazifelerde bulunan sayın SÖNMEZ KÖKSAL beyefendi göreve geldi,onun müsteşarlığında özellikle 1992 yılındaki NEWRUZ hadiselerinden sonra devletteki büyük terör sıkıntısı güney ve doğu anadoluda MİT da MİLLİ GÜVENLİK KURULUNDA görüşülen kararlarla hızlı yapılanma ihtiyacı oluştu ve bu birimler kamuoyunada yansıdı özellikle ÖZEL İSTİHBARAT ve devamı KONTRTERÖR dairesi gibi,tabi ülkemiz topyökün bir seferberlik düşüncesi ile tüm kurumları ile bir yoğun çalışma içine girdi her daire başkanlığı bir birini destekliycek uyumlu bir çalışma ile efsane olabilecek çalışmalar yaparak bir yerden diplomatik,bir yerden örtülü operasyonlar bir yerdende yabancı hasım ülkelerden bize gelen karşı saldırıların kaynağını imha etmek için öz verili çalışmalar bir yerden ülkemizin güvenlik güçlerinin tümüne uygulanan BATI devletlerinin örtülü silah ve teçhizat ambargosuna alternatif yollar aramak, bir yerden özellikle BOSNA savaşında ve sonraki ÇEÇENİSTANDAKİ ,RUSYA FEDERASYONU ile ayrılıkçı çeçen milislerin çatışmasının doğal sonuçları hem orda hem burada bizi içine alan büyük eylemler ve organizasyonların bir fiil içinde çalışırken,birde vatansever insanların kendi içlerinde çekişmeleri kurum içinde ve dışında oluyor,özellikle kendini bu vatan için feda eden insanları bazı MİLLİ OPERASYONLARDA arkadan baltalamak,VATANA İHANET seviyesinde kurum içinde ve kurumun,dışarıdaki yapısal faliyetleri olan gurupların BATININ büyük istihbarat örgütlerinin ortak saldırıları ile uğraşmak,bir yerden kozmik bilgileri operasyon ortasında sızdıran siyasetçi,bürokrat işadamı kisvesindeki yapılarla mücadele ediliyordu.
Köşemizden bildiğimizce buradan tarihsel kısmına girmeden ona ileriki yazılarımda ve safhalara bırakmak istiyorum kısaca size yaşımın verdiği yaşantı içindeki yıllardan ve günlerden konuları doğru bir şekilde aktarmak isterim.
1992 yılı itibarı ile sayın dönemin başbakanı SÜLEYMAN DEMİREL beyefendinin koltuğa yeniden oturması ile asker müsteşar geleneğinden gelen MİT ilk defa sivil bir müsteşar getirilme isteği hasıl oldu ,birkaç isim üstünde durulurken DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞINDA BÜYÜK ELÇİ olarak önemli vazifelerde bulunan sayın SÖNMEZ KÖKSAL beyefendi göreve geldi,onun müsteşarlığında özellikle 1992 yılındaki NEWRUZ hadiselerinden sonra devletteki büyük terör sıkıntısı güney ve doğu anadoluda MİT da MİLLİ GÜVENLİK KURULUNDA görüşülen kararlarla hızlı yapılanma ihtiyacı oluştu ve bu birimler kamuoyunada yansıdı özellikle ÖZEL İSTİHBARAT ve devamı KONTRTERÖR dairesi gibi,tabi ülkemiz topyökün bir seferberlik düşüncesi ile tüm kurumları ile bir yoğun çalışma içine girdi her daire başkanlığı bir birini destekliycek uyumlu bir çalışma ile efsane olabilecek çalışmalar yaparak bir yerden diplomatik,bir yerden örtülü operasyonlar bir yerdende yabancı hasım ülkelerden bize gelen karşı saldırıların kaynağını imha etmek için öz verili çalışmalar bir yerden ülkemizin güvenlik güçlerinin tümüne uygulanan BATI devletlerinin örtülü silah ve teçhizat ambargosuna alternatif yollar aramak, bir yerden özellikle BOSNA savaşında ve sonraki ÇEÇENİSTANDAKİ ,RUSYA FEDERASYONU ile ayrılıkçı çeçen milislerin çatışmasının doğal sonuçları hem orda hem burada bizi içine alan büyük eylemler ve organizasyonların bir fiil içinde çalışırken,birde vatansever insanların kendi içlerinde çekişmeleri kurum içinde ve dışında oluyor,özellikle kendini bu vatan için feda eden insanları bazı MİLLİ OPERASYONLARDA arkadan baltalamak,VATANA İHANET seviyesinde kurum içinde ve kurumun,dışarıdaki yapısal faliyetleri olan gurupların BATININ büyük istihbarat örgütlerinin ortak saldırıları ile uğraşmak,bir yerden kozmik bilgileri operasyon ortasında sızdıran siyasetçi,bürokrat işadamı kisvesindeki yapılarla mücadele ediliyordu.
Fakat SAYIN SÖNMEZ KÖKSAL döneminde azami özellikle ülkemiz tüm kurumları ile terörle baş etmiş 1996 yılına geldiğimizde terörü asgari düzeye çekilmiş,fakat aniden ülke içinde bir 28 şubat yaygara kopartılmış büyük şehirlerde büyük olaylar suni tezgahlanmış GAZİ gibi,dışarıda KARDAK kırizi ve içerde SABANCI SUİKASTİ gibi hadiseler gelişmişti.
Örnek bir operasyon vermek gerekirse o dönemde şunu verebiliriz TRABZON limanında kaçırılan AVRASYA feribotu kaçıran ayrılıkçı ÇEÇEN güçleri ve buradaki yerel bağlantılarından MUHAMMET EMNİN TOKCAN gurubu, tabiî iki ülke deniz sahasında böyle bir hadise olunca kıritik saatler başlıyor MİT bağlı tüm kontrispiyonaj ve kontrterör birimleri ayağa kalkıyor,bir yerden gemideki eylemi sonlandırmak için yoğun deniz kuvvetlerimizin desteği ile çalışılırken bir yandan kamuoyunun bilmediği ilgili ülkenin yetkilileri ile çok sıcak gizli temaslar oluyor uykusuz saatlerde ve bu temasları sağlayan irtibat görevlileri ile MİT yetkilileri arasında bazen uslup ve ses seviyesini artıracak gerilimlere yol açıyor,ve gemi istanbula doğru yol alırken özellikle istanbuldaki ilgli KONTRİSPİYONAJ şubesi büyük bir gayret ve elektronik teknik istihbarat ve bilgisayar taramasından geçirilerek Adapazarı bölgesinde Muhammet emin tokcanı kendi Kafkas örf ve adetlerinde ikna edicek 10 kişilik bir listeden TİLKİ KOD adlı SELİM GÖSTERİŞLİ beye ulaşılıyor aynı anda ANKARA başkanlığa MUHAMMET EMİN TOKCANIN kardeşi EBUBEKİR(FARUK)TOKCAN davet ettirilerek konunun ikna yolu ile çözülmesi için çalışma başlatılıyor ilk anda çalışmalar başarılı olunamıyor daha sonra aniden ANKARA başkanlıkta kimler karar veriyorsa ünlü bir gazatecimiz gemiye iniyor fakat onun gemiye inmesi burada karşı ülke ile teması olan irtibat görevlisini zor bir duruma sokuyor,ülkemize RUSYA FEDERASYONUNDAN ALFA timlerinin getirilmesi bile teklif ediliyor ama MİT ve özellikle deniz kuvvetlerimiz gemileri MİT ilgili tekneleri ve en önemlisi SAT ve SAS komutanlığına bağlı timler boğaz açıklarında artık son mühlet saatlerinde gemiye çıkmak için hazırlık yapıyorlar,fakat kamuoyuna mal olucak basından canlı olarak TİLKİ SELİM ve MUHAMMET TOKCAN arasındaki telsiz görüşmeleri ile kaçırma eylemi son buluyor ve güvenlik güçlerimiz ALLAHIN yardımı ile kan akmadan gemiyi teslim alıyor.
Bu operasyonun başlangıcından itibaren tüm sonlana kadar hadiseyi MİT ve onun personeli yönetmiştir 72 saat gibi bir zaman kimse uyumadan buradan daha açıklayamadığımız büyük devlet adamları ile geçen bir operasyondur.
SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN
12.5.2013
Ülkemiz son 40 yıla yakın iç ve dış terör saldırılarına maruz kalmakta artık bunları yazmaya veya anlatmaya gerek bile yok.Son cilvegözü ve dün gerçekleşen reyhanlı saldırısına geldiğimizde bunların terör saldırısı değil muharebe esnasındaki sabotaj ve taktik gerilla sınıfında bir saldırı olduğunu teknik olarak kabul etmeliyiz.Başka bir ülkenin topraklarından gelen askeri özelliği olan bir saldırı.Aslında geçmiştede PKK saldırılarına terör saldırısı desekte burdan yanlış anlanabileceği için yazıya dökmek istemiyorum.
Ne oluyor,insanımız coğrafyadaki milletler her birimiz büyük acılar ve yıkımlar yaşıyoruz,arap,kürt,türk,ç erkez ,acem belki ermeniyi bile sokabiliriz netice itibari ile onlarda bu coğrafyada yaşayan milletler içinde.
Ne olduğuna bakmak için geçtiğimiz yüz yıla kadar inmemiz gerekir ama ben burdan kendi ömrümle ilgili zaman ve mekanlara inmek istiyorum.
İşin sırrı birinci körfez harekatından evvel BATI emperyalizimin zinde deniz aşırı güçlerinin ilk olarak yeni bitmiş İRAN IRAK savaşından sonra çeşitli povakasyonlarla IRAKI KÜVEYTE saldırtması ile büyük plana start verildi.Burda ülkemiz içinde operasyonel harekat merkezi kurgulanmış yine türkiyenin bazı elit güçleri taşoron olarak kullanılmış,arkasından ABD güçlerinin körfeze girişi ile kuzey ırakta oluşturulan 36 paralelle orda ilk üst bölgesi Barzani ve Talabani peşmergelerine kurdurulmuştur.Bunları kısa geçersek vatandaşımızın canlı olarak yaşadığı bildiği hadiseler.
Bölgemizde bu oluşum oluduktan sonra PKK terör hareketi kuzey ırakta büyük üst bulmuş karargahının büyük kısmını kuzey ıraka taşımış ve ülkemizi ordan daha kolay bir şekilde vurmaya başlamış bu ülkemizde karşı hem devlet hemde devlete bağlı seferberlik kapsamında bir kontra faliyeti 1990 lı yıllar boyunca getirmiş aynı anda kafkasyadaki karışıklıklar BOSNADAKİ iç savaşla birlikte parçalanma ilk fay hattının kırılmasıdır.
1999 geldiğimizde APO nun ülkemize ihanet derecesinde teslimatı ile içerden ve dışardan yeni bir şüreç başlatılmış bu yeni şüreçtede bu günlere kadar gelinmiş,iyi veya kötü bir barış şürecine başlanılmış,fakat suriyede devam eden süreç ıraktaki ikinci körfez harekatının getirdikleri,israilin özellikle bölge politikaları İRANLA karşılıklı birbirlerine bazen gerçek bazen sahte hamleleri ve tüm bunların ortasında TÜRKİYE…
Coğrafi konumu jeostratejisi çok tehlikeli olan bir konuma sahip ülkemizin aslında hedef olduğunu çok iyi bilmemiz ve yurttaş olarak buna göre sağduyu içinde insanlara kin ve öfke ideolojik nefret duymadan AKİL bir insan olarak hareket etmemiz ülkemizi ayakta tutmak ve güçlü olmak için yapılacak en önemli olaydır.
Bu çemberi EGE DENİZİNDEN,DOĞU AKDENİZ ve ordan suriye,ırak,iran kafkasyaya kadar olan içinde TÜRKİYEYİ parçalama seviyesinde düşünülmüş bir operasyondur,bunda DÜNYADAKİ emperyal güçler her şekilde çalışmaktadırlar.
Bu tip SALDIRILAR,denenecek bir örgüt tasviye edilirken bagajdan yeni patlamamış lastikler çıkartılacak bu lastiklerin sadece markaları farklı olucaktır.
Hangi mezheb,din,dil,ırkatan olursak olalım bir birimize inanmaya ülkemizin komşularınıda unutmadan en önemli TÜRKİYE insanının hoşgörü ve misafirperverliğine helal getirmeden davranalım,şurdan ekliyceğim,ülkemizi parçalamaya gelenler yukarda saydığım dinlerin,mezheblerin,ırkla rın içinden kendilerine göre insan kaynağı şeçerek geliyorlar maskeli yüzlere çok DİKKAT edelim.
ÜLKEMİZE ÇOK GEÇMİŞ OLSUN,ÖLENLERİN BAŞI SAĞOLSUN,YARALI İNSANLARIMIZA ACİL ŞİFA ALLAHTAN…
Ülkemiz son 40 yıla yakın iç ve dış terör saldırılarına maruz kalmakta artık bunları yazmaya veya anlatmaya gerek bile yok.Son cilvegözü ve dün gerçekleşen reyhanlı saldırısına geldiğimizde bunların terör saldırısı değil muharebe esnasındaki sabotaj ve taktik gerilla sınıfında bir saldırı olduğunu teknik olarak kabul etmeliyiz.Başka bir ülkenin topraklarından gelen askeri özelliği olan bir saldırı.Aslında geçmiştede PKK saldırılarına terör saldırısı desekte burdan yanlış anlanabileceği için yazıya dökmek istemiyorum.
Ne oluyor,insanımız coğrafyadaki milletler her birimiz büyük acılar ve yıkımlar yaşıyoruz,arap,kürt,türk,ç
Ne olduğuna bakmak için geçtiğimiz yüz yıla kadar inmemiz gerekir ama ben burdan kendi ömrümle ilgili zaman ve mekanlara inmek istiyorum.
İşin sırrı birinci körfez harekatından evvel BATI emperyalizimin zinde deniz aşırı güçlerinin ilk olarak yeni bitmiş İRAN IRAK savaşından sonra çeşitli povakasyonlarla IRAKI KÜVEYTE saldırtması ile büyük plana start verildi.Burda ülkemiz içinde operasyonel harekat merkezi kurgulanmış yine türkiyenin bazı elit güçleri taşoron olarak kullanılmış,arkasından ABD güçlerinin körfeze girişi ile kuzey ırakta oluşturulan 36 paralelle orda ilk üst bölgesi Barzani ve Talabani peşmergelerine kurdurulmuştur.Bunları kısa geçersek vatandaşımızın canlı olarak yaşadığı bildiği hadiseler.
Bölgemizde bu oluşum oluduktan sonra PKK terör hareketi kuzey ırakta büyük üst bulmuş karargahının büyük kısmını kuzey ıraka taşımış ve ülkemizi ordan daha kolay bir şekilde vurmaya başlamış bu ülkemizde karşı hem devlet hemde devlete bağlı seferberlik kapsamında bir kontra faliyeti 1990 lı yıllar boyunca getirmiş aynı anda kafkasyadaki karışıklıklar BOSNADAKİ iç savaşla birlikte parçalanma ilk fay hattının kırılmasıdır.
1999 geldiğimizde APO nun ülkemize ihanet derecesinde teslimatı ile içerden ve dışardan yeni bir şüreç başlatılmış bu yeni şüreçtede bu günlere kadar gelinmiş,iyi veya kötü bir barış şürecine başlanılmış,fakat suriyede devam eden süreç ıraktaki ikinci körfez harekatının getirdikleri,israilin özellikle bölge politikaları İRANLA karşılıklı birbirlerine bazen gerçek bazen sahte hamleleri ve tüm bunların ortasında TÜRKİYE…
Coğrafi konumu jeostratejisi çok tehlikeli olan bir konuma sahip ülkemizin aslında hedef olduğunu çok iyi bilmemiz ve yurttaş olarak buna göre sağduyu içinde insanlara kin ve öfke ideolojik nefret duymadan AKİL bir insan olarak hareket etmemiz ülkemizi ayakta tutmak ve güçlü olmak için yapılacak en önemli olaydır.
Bu çemberi EGE DENİZİNDEN,DOĞU AKDENİZ ve ordan suriye,ırak,iran kafkasyaya kadar olan içinde TÜRKİYEYİ parçalama seviyesinde düşünülmüş bir operasyondur,bunda DÜNYADAKİ emperyal güçler her şekilde çalışmaktadırlar.
Bu tip SALDIRILAR,denenecek bir örgüt tasviye edilirken bagajdan yeni patlamamış lastikler çıkartılacak bu lastiklerin sadece markaları farklı olucaktır.
Hangi mezheb,din,dil,ırkatan olursak olalım bir birimize inanmaya ülkemizin komşularınıda unutmadan en önemli TÜRKİYE insanının hoşgörü ve misafirperverliğine helal getirmeden davranalım,şurdan ekliyceğim,ülkemizi parçalamaya gelenler yukarda saydığım dinlerin,mezheblerin,ırkla
ÜLKEMİZE ÇOK GEÇMİŞ OLSUN,ÖLENLERİN BAŞI SAĞOLSUN,YARALI İNSANLARIMIZA ACİL ŞİFA ALLAHTAN…
GEÇMİŞ OLSUN…
ZEKİ ARSLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder