22 Şubat 2018 Perşembe

HASAN MESUT ÖNDER beyle RÖPÖRTAJIM.ÖCALAN 20.01.2016

Abdullah Öcalan'ın kara kutusu Pilot Necati değil, Pilot Necdet! Geçen haftalarda PKK Kurucularndan Mehmet Şükrü Gülmüş ile röportaj yapmıştım. Gülmüş örgüt düzleminde çok önemli değerlendirmeler yaptı, bu röportajdan sonra devletin derin dehlizleri ile ilgili zihnimde birçok soru doğdu, bu soruları Sovyet uzmanı istihbaratçı, Zeki Arslan'a sordum. Arslan ile derin devleti, Gladio'yu, MİT PKK ilişkisini konuştuk
. Türkiye'de devlet üzerine konuşulurken genellikle devletin tek olmadığı ve devlet içinde farklı kliklerin olduğu söyleniyor, devleti tanıyan biri olarak, Türk devleti içinde kaç farklı aktör olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye Cumhuriyeti devleti tek bir devlettir. Ancak devlet içinde farklı "güç odağı" olmuş grupların var olduğunu söylemek doğru olur. Bu gruplar devletin genel örtüsü içinde hareket eder ancak farklı ajandaları ve ideolojik motivasyonları vardır. Özetle devlet içinde ideolojik olarak iki ayrı odak vardır. Bunlardan birincisi, Kemalist sol olarak tarif edilen odak, ikincisi ise milliyetçi, muhafazakâr, mukaddesatçı motife sahip yapıdır. Bu iki yapının toplumda ve siyaset arenasında izdüşümleri bulunuyor ancak bazı durumlarda özellikle siyaset arenasında bu iki ideolojik motifin, bir arada yer aldığı partileri görmek de mümkün. Devleti, siyaseti ve kamuoyunda yaşanan gelişmeleri anlamak için sistemi kurgulayan güç merkezlerini anlamak lazım. Sistemi kurgulayan güç merkezlerinden bahsettiniz bu bağlamda sormak istiyorum "Derin devlet "nedir? Türkiye'de derin devlet oluşumları hakkında bilgi veririmsiniz?
 Derin devlet; bizim gördüğümüz yaşadığımız sosyal düzende, bizi yöneten bürokrasi ve siyaseti, bize hissettirmeden şekillendiren, yön veren mekanizmadır. Oluşum olarak ise; ülkenin dış ve iç konjonktürüne göre, devletin şeklini ve hareket tarzını belirleyen bir oluşumdur. Tabi olduğu ve güç aldığı nokta; üyesi olduğu paktların başkentleri ve oradaki yapılarla olan yakın temaslarıdır. Türkiye'de 2007 yılında başlayan Ergenekon operasyonları, hükümetin derin devleti tasfiye girişimi olarak değerlendirmek ne kadar mümkün?
 Bu konu ile ilgili birçok kitap ve haber yapıldı ama bütün bu üretimler bir çeşit spekülasyondu, sizce Ergenekon nedir? İltisakları nelerdir?
2007 ve sonrasında, derin yapının Kemalist sol kanadı, suyun altında karşısındaki derin milliyetçi ve mukaddesatçı yapıyı sindirmek istediği, suyun üstünde de hükümeti alaşağı etmek istediği ve bunu resmi veya gayrı resmi operasyonlarla yapmaya çalıştığı tezi doğrudur. Bundan dolayı hükümet; son zamanlarda suçladığı, o dönemde zinde güç olarak elinin altında bulunduran paralel yapıyı Kemalist sol kanadın tasfiye edilmesinde kullandı. Bu yapının tasfiyesinde ABD ve İngiltere'nin örtülü desteğinin olduğunu söylemek mümkün. Tasfiye edilen bu grubun yerine paralel yapı, kendi kadrosunu monte etti ve bu boşluğu doldurmanın etkisi ile elde ettiği güç sayesinde, paralel yapıyı karar alma mekanizmalarını etkileyecek hale geldi. Operasyon sürecinde her şey arapsaçına döndü ve kurunun yanında yaş da yakıldı. Suçlu ve suçsuz ayırt edilmeden herkes sanık sandalyesine oturtuldu. Ergenekon; Gladio'nun Türkiye şubesidir. NATO'ya bağlı olarak kurulan bu örgüt, 1947 yılında Türkiye'de kuruluş çalışmalarına başlamış 1952 yılında tamamen kuruluşunu bitirmiş 1955 yılında yurt çapında tüm ağ mekanizmasını kurmuştur. Seferberlik Tetkik Kurulu ile de özdeş olduğunu da söyleyebiliriz. Tüm NATO ülkelerinde şubeleri bulunmaktadır; Fransa da ki ismi Rüzgâr Gülü, İtalya'da Gladio, Yunanistan'da Koyun Postu ve diğer NATO ülkelerinde de çeşitli isimlerle örgütlenmiş Resmi Seferberlik sistemleri bulunmaktadır. Tuncay Güney'in basına yansıyan ifadelerinde Ergenekon ve Gladio'nun rakip iki örgüt olduğundan bahsetmişti. Ergenekon ve Gladio rakip iki örgüt mü?
 Bu örgütün ilişkiler ağı ve örgütlenme modelleri arasındaki farkları nelerdir? En önemlisi bu örgütleri Türkiye'de var eden ülkeler hangileridir?
 Hayır, kesinlikle Ergenekon Türk Gladio'sunun adıdır. Tuncay Güney, şunu izah etmek istiyor; bu yapının içindeki iki farklı gurubun birbirleri ile mücadelesini tarif ediyor isimlendirme yaptığı için halk tarafından yanlış algılanıyor. Türkiye'de Ergenekon örgütünü(Gladio) var eden tek bir akıl var; Anglo-Sakson aklı yani ABD ve İngiltere'dir. PKK ve Türkiye'deki terör örgütlerinin Gladio'cu ekip tarafından kurulduğu iddiaları var, PKK özelinde özellikle Pilot Necati isimi zikredilmekte, Pilotun derin devletin elemanı olduğu söylenmekte, sizce bu iddiaların temeli var mı?
 Yoksa devleti sorumlu olarak gösterme gayreti midir?
Türkiye'de bu soruya açık bir biçimde cevap veren ilk kişi, ben olacağım. Bu söyleyeceklerin şu anda sadece beni bağlar; uzun bir istihbarat mirasından geldiğim için bu konu ile ilgili birinci elden bilgilere vakıf oldum. Ayrıca şahit olduğum hadiseler ışığında; bebek katili Öcalan'ın, 1973 yılında yurtdışına bazı kurslar için gönderilen, MİT'in iç istihbarat ile ilgili kurumu olan yıkıcı faaliyetler- kontr-komünizm dairesi tarafından farklı yöntemler ile devşirildiğini söyleyebilirim. Öcalan'ın ve PKK'nın yaratılmasında ki amaç; güneydoğu ve Doğu Anadolu da ki KAWA, RIZGARİ, ALARIZGARİ, DDKO gibi Kürt orijinli Marksist Leninist yapıları tasfiye etmekti. Pilot Necati ile ilgili konuya gelecek olursak; Necati Kaya isimli kişinin basit bir haber elemanı olduğunu, Öcalan ile irtibatı bazı noktalarda onunla yaptıklarını ve gerçekten 1982 yılında bir uçak kazasında öldüğünü, asıl aktör olan Pilot Necdet beyden öğrenmiştim. Allah rahmet eylesin, Necdet Bey kahraman bir aileden gelmiş, TSK astsubay olarak görev yapmış sonrasında Kontr-Komünizm dairesine intisap etmiş bir büyüğümüzdü. Daire başkanı ve yardımcılarından aldığım bilgilerde, Öcalan'ın ofis görevlisi olarak çalıştığı Fikir ajansını MİT'in kurdurduğunu ve bu ajans sayesinde sol örgütlenmeleri takip edebildiklerini, adres olarak da Ankara'da pasaj içi gibi bir yerde kurduklarını anlatmışlardı. O dönemde APO'nun Fikir ajansında çay ocağına baktığını, oraya yerleştirmelerinin sebebini de sağ görüşe sempati duyduğundan ötürü yerleştirdiklerini gülerek bana beyan ederlerdi. Tabi ki Öcalan'ın sonra bu konuma gelmesinden çok üzüntü duyuyorlardı, büyük çoğunluğu kahrından öldü, gamsızlar bugün hala yaşıyor. Bu konuya dürüst bir biçimde cevap verecek ve her şeyi tüm gerçekliği ile anlatabilecek yürekteki tek kişi, Sn. Mehmet Eymür beydir. 17-25 Aralık operasyonu sizce ne idi Hükümeti devrime planının ilk adımı olarak mı düzenlendi yoksa yolsuzluk operasyonu mu idi?
 Tabi, operasyonları yapan grubun içinde değildim ama bu süreci yakından izledim. Operasyonları yapan kişiler, belki faaliyetlerini kanunlar önünde meşrutiyetini koruyarak da yapsalar, devletlerin geleneksel hareket tarzları vardır, bu hareket ve faaliyetler anormal bir biçim de rutin uygulamaların dışına çıktığı için, bu bir darbe girişimidir. Benim yürüttüğüm tip bir operasyonel faaliyetlerden edindiğim tecrübeler ışığında bu işlerin böyle yürütülmemesi gerektiğini söyleyebilirim. Yolsuzluk örtüsü altında darbe girişimine maruz kalmış siyasetçi ve bürokratlarımıza; niye bu yapıyı göremediniz, sizler bunların kontrolsüz güçlenmesine ve hareket etmesine neden sebep oldunuz, dahası kamuoyunun bilmediği suyun altında 2003 ve 2013 tarihleri arasında bu yapı ve bu yapının dışındaki diğer farklı gurupların yanlışlıklarını görmediniz mi diye sormak gerekir. Sonuç olarak gücü eline alan ve sinsi planları olan bu grubun darbe yapmak için çok iyi bir planlama ile hükümeti devirmeye çalıştıklarını söylemek mümkün. Gelinen tabloda şu anki devlet aktörleri ile ilgili değerlendirmeniz nedir. Örneğin MİT'in başından bulunan Hakan Fidanı başarılı buluyor musunuz?

 MİT müsteşarımız sn Dr. Hakan Fidan beyin tarihsel arka planı ve saklı yönleri ile tanıyan tek kişi olduğumu söyleyebilirim. Bundan dolayı müsteşarlık makamına geldikten kısa süre sonra düşündüklerini uygulamada başarılı olamayacağını düşündüm, kendisine 2013 yılında bir de mektup yazdım. Tabi bu benim şahsi bir meselemle ilgiliydi ama kısa bir müddet sonra hükümete yakın ana akım gazetede yazdığım makalede, Sayın Fidanı, ilişkiler ağımız nedeni ile yakın olmam gerekirken, şahsını kurumsal yönetici olarak eleştirdim. Bugün geldiğimiz noktada Sn. Fidan MİT müsteşarlığında beş yılı doldurdu. Daha evvelki Başbakanlık, OYAK ve TSK içindeki deneyimi ve görevleri göz önüne aldığımızda, ülkemizin şu anki durumunun başarı veya başarısızlık olup olmadığı değerlendirmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Son olarak Türk istihbaratı içinde de devlet düzeyinde olduğu gibi gruplaşmalar olduğu ifade edilmekte, eğer böyle durum mevcut ise, bu gruplar hakkında bilgi verebilir misiniz?
 Bu grupların kendi ajandaları mı var yoksa dayanışma ruhu ile mi hareket etmektedirler yoksa başka bir motivasyonları mı var? Tabi ki bu kadar ayrışmış, kamplaşmış bir ülkede MİT gibi bir kurumun içinde de guruplaşan çeşitli yapılar vardır. Bu aktörlerin grup isimleri ile ilgili bilgi vermekten ziyade hangi fonksiyonun parçası olduğunu vurgulamak daha doğru olur. Bu yapılarla ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu kliklerin bölgesel aidiyetlerine göre bile ayrıştığını görmek mümkün. Bu kliklerle ilgili asıl dikkat edilmesi gereken husus; MİT'e sızmak isteyen yabancı istihbarat servislerinin bu grupları, operasyon örtüsü olarak kullandığı gerçeğidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

                                                                                                    01.01.2022                           A...