Abdullah Öcalan'ın kara kutusu Pilot Necati
değil, Pilot Necdet!
Geçen haftalarda PKK Kurucularndan Mehmet Şükrü Gülmüş ile
röportaj yapmıştım. Gülmüş örgüt düzleminde çok önemli
değerlendirmeler yaptı, bu röportajdan sonra devletin derin dehlizleri ile
ilgili zihnimde birçok soru doğdu, bu soruları Sovyet uzmanı istihbaratçı,
Zeki Arslan'a sordum. Arslan ile derin devleti, Gladio'yu, MİT PKK
ilişkisini konuştuk
.
Türkiye'de devlet üzerine konuşulurken
genellikle devletin tek olmadığı ve devlet
içinde farklı kliklerin olduğu söyleniyor,
devleti tanıyan biri olarak, Türk devleti
içinde kaç farklı aktör olduğunu
düşünüyorsunuz?
Türkiye Cumhuriyeti devleti tek bir
devlettir. Ancak devlet içinde farklı "güç
odağı" olmuş grupların var olduğunu
söylemek doğru olur. Bu gruplar devletin
genel örtüsü içinde hareket eder ancak farklı
ajandaları ve ideolojik motivasyonları
vardır. Özetle devlet içinde ideolojik olarak iki ayrı odak vardır. Bunlardan
birincisi, Kemalist sol olarak tarif edilen odak, ikincisi ise milliyetçi,
muhafazakâr, mukaddesatçı motife sahip yapıdır. Bu iki yapının toplumda ve
siyaset arenasında izdüşümleri bulunuyor ancak bazı durumlarda özellikle
siyaset arenasında bu iki ideolojik motifin, bir arada yer aldığı partileri görmek
de mümkün. Devleti, siyaseti ve kamuoyunda yaşanan gelişmeleri anlamak için
sistemi kurgulayan güç merkezlerini anlamak lazım.
Sistemi kurgulayan güç merkezlerinden bahsettiniz bu bağlamda sormak
istiyorum "Derin devlet "nedir? Türkiye'de derin devlet oluşumları
hakkında bilgi veririmsiniz?
Derin devlet; bizim gördüğümüz yaşadığımız sosyal düzende, bizi yöneten
bürokrasi ve siyaseti, bize hissettirmeden şekillendiren, yön veren
mekanizmadır. Oluşum olarak ise; ülkenin dış ve iç konjonktürüne göre,
devletin şeklini ve hareket tarzını belirleyen bir oluşumdur. Tabi olduğu ve güç
aldığı nokta; üyesi olduğu paktların başkentleri ve oradaki yapılarla olan yakın
temaslarıdır.
Türkiye'de 2007 yılında başlayan Ergenekon operasyonları, hükümetin
derin devleti tasfiye girişimi olarak değerlendirmek ne kadar mümkün?
Bu
konu ile ilgili birçok kitap ve haber yapıldı ama bütün bu üretimler bir
çeşit spekülasyondu, sizce Ergenekon nedir? İltisakları nelerdir?
2007 ve sonrasında, derin yapının Kemalist sol kanadı, suyun altında
karşısındaki derin milliyetçi ve mukaddesatçı yapıyı sindirmek istediği, suyun
üstünde de hükümeti alaşağı etmek istediği ve bunu resmi veya gayrı resmi
operasyonlarla yapmaya çalıştığı tezi doğrudur. Bundan dolayı hükümet; son
zamanlarda suçladığı, o dönemde zinde güç olarak elinin altında bulunduran
paralel yapıyı Kemalist sol kanadın tasfiye edilmesinde kullandı. Bu yapının
tasfiyesinde ABD ve İngiltere'nin örtülü desteğinin olduğunu söylemek
mümkün. Tasfiye edilen bu grubun yerine paralel yapı, kendi kadrosunu monte
etti ve bu boşluğu doldurmanın etkisi ile elde ettiği güç sayesinde, paralel yapıyı
karar alma mekanizmalarını etkileyecek hale geldi. Operasyon sürecinde her şey
arapsaçına döndü ve kurunun yanında yaş da yakıldı. Suçlu ve suçsuz ayırt
edilmeden herkes sanık sandalyesine oturtuldu. Ergenekon; Gladio'nun Türkiye
şubesidir. NATO'ya bağlı olarak kurulan bu örgüt, 1947 yılında Türkiye'de
kuruluş çalışmalarına başlamış 1952 yılında tamamen kuruluşunu bitirmiş 1955
yılında yurt çapında tüm ağ mekanizmasını kurmuştur. Seferberlik Tetkik
Kurulu ile de özdeş olduğunu da söyleyebiliriz. Tüm NATO ülkelerinde şubeleri
bulunmaktadır; Fransa da ki ismi Rüzgâr Gülü, İtalya'da Gladio, Yunanistan'da
Koyun Postu ve diğer NATO ülkelerinde de çeşitli isimlerle örgütlenmiş Resmi
Seferberlik sistemleri bulunmaktadır.
Tuncay Güney'in basına yansıyan ifadelerinde Ergenekon ve Gladio'nun
rakip iki örgüt olduğundan bahsetmişti. Ergenekon ve Gladio rakip iki
örgüt mü?
Bu örgütün ilişkiler ağı ve örgütlenme modelleri arasındaki
farkları nelerdir? En önemlisi bu örgütleri Türkiye'de var eden ülkeler
hangileridir?
Hayır, kesinlikle Ergenekon Türk Gladio'sunun adıdır. Tuncay Güney, şunu
izah etmek istiyor; bu yapının içindeki iki farklı gurubun birbirleri ile
mücadelesini tarif ediyor isimlendirme yaptığı için halk tarafından yanlış
algılanıyor. Türkiye'de Ergenekon örgütünü(Gladio) var eden tek bir akıl var;
Anglo-Sakson aklı yani ABD ve İngiltere'dir.
PKK ve Türkiye'deki terör örgütlerinin Gladio'cu ekip tarafından
kurulduğu iddiaları var, PKK özelinde özellikle Pilot Necati isimi
zikredilmekte, Pilotun derin devletin elemanı olduğu söylenmekte, sizce bu
iddiaların temeli var mı?
Yoksa devleti sorumlu olarak gösterme gayreti
midir?
Türkiye'de bu soruya açık bir biçimde cevap veren ilk kişi, ben olacağım. Bu
söyleyeceklerin şu anda sadece beni bağlar; uzun bir istihbarat mirasından
geldiğim için bu konu ile ilgili birinci elden bilgilere vakıf oldum. Ayrıca şahit
olduğum hadiseler ışığında; bebek katili Öcalan'ın, 1973 yılında yurtdışına bazı
kurslar için gönderilen, MİT'in iç istihbarat ile ilgili kurumu olan yıkıcı
faaliyetler- kontr-komünizm dairesi tarafından farklı yöntemler ile
devşirildiğini söyleyebilirim. Öcalan'ın ve PKK'nın yaratılmasında ki amaç;
güneydoğu ve Doğu Anadolu da ki KAWA, RIZGARİ, ALARIZGARİ,
DDKO gibi Kürt orijinli Marksist Leninist yapıları tasfiye etmekti. Pilot Necati
ile ilgili konuya gelecek olursak; Necati Kaya isimli kişinin basit bir haber
elemanı olduğunu, Öcalan ile irtibatı bazı noktalarda onunla yaptıklarını ve
gerçekten 1982 yılında bir uçak kazasında öldüğünü, asıl aktör olan Pilot
Necdet beyden öğrenmiştim. Allah rahmet eylesin, Necdet Bey kahraman bir
aileden gelmiş, TSK astsubay olarak görev yapmış sonrasında Kontr-Komünizm
dairesine intisap etmiş bir büyüğümüzdü. Daire başkanı ve yardımcılarından
aldığım bilgilerde, Öcalan'ın ofis görevlisi olarak çalıştığı Fikir ajansını MİT'in
kurdurduğunu ve bu ajans sayesinde sol örgütlenmeleri takip edebildiklerini,
adres olarak da Ankara'da pasaj içi gibi bir yerde kurduklarını anlatmışlardı. O
dönemde APO'nun Fikir ajansında çay ocağına baktığını, oraya
yerleştirmelerinin sebebini de sağ görüşe sempati duyduğundan ötürü
yerleştirdiklerini gülerek bana beyan ederlerdi. Tabi ki Öcalan'ın sonra bu
konuma gelmesinden çok üzüntü duyuyorlardı, büyük çoğunluğu kahrından
öldü, gamsızlar bugün hala yaşıyor. Bu konuya dürüst bir biçimde cevap
verecek ve her şeyi tüm gerçekliği ile anlatabilecek yürekteki tek kişi, Sn.
Mehmet Eymür beydir.
17-25 Aralık operasyonu sizce ne idi Hükümeti devrime planının ilk adımı
olarak mı düzenlendi yoksa yolsuzluk operasyonu mu idi?
Tabi, operasyonları yapan grubun içinde değildim ama bu süreci yakından
izledim. Operasyonları yapan kişiler, belki faaliyetlerini kanunlar önünde
meşrutiyetini koruyarak da yapsalar, devletlerin geleneksel hareket tarzları
vardır, bu hareket ve faaliyetler anormal bir biçim de rutin uygulamaların dışına
çıktığı için, bu bir darbe girişimidir. Benim yürüttüğüm tip bir operasyonel
faaliyetlerden edindiğim tecrübeler ışığında bu işlerin böyle yürütülmemesi
gerektiğini söyleyebilirim. Yolsuzluk örtüsü altında darbe girişimine maruz
kalmış siyasetçi ve bürokratlarımıza; niye bu yapıyı göremediniz, sizler bunların
kontrolsüz güçlenmesine ve hareket etmesine neden sebep oldunuz, dahası
kamuoyunun bilmediği suyun altında 2003 ve 2013 tarihleri arasında bu yapı ve
bu yapının dışındaki diğer farklı gurupların yanlışlıklarını görmediniz mi diye
sormak gerekir. Sonuç olarak gücü eline alan ve sinsi planları olan bu grubun
darbe yapmak için çok iyi bir planlama ile hükümeti devirmeye çalıştıklarını
söylemek mümkün.
Gelinen tabloda şu anki devlet aktörleri ile ilgili değerlendirmeniz nedir.
Örneğin MİT'in başından bulunan Hakan Fidanı başarılı buluyor
musunuz?
MİT müsteşarımız sn Dr. Hakan Fidan beyin tarihsel arka planı ve saklı yönleri
ile tanıyan tek kişi olduğumu söyleyebilirim. Bundan dolayı müsteşarlık
makamına geldikten kısa süre sonra düşündüklerini uygulamada başarılı
olamayacağını düşündüm, kendisine 2013 yılında bir de mektup yazdım. Tabi
bu benim şahsi bir meselemle ilgiliydi ama kısa bir müddet sonra hükümete
yakın ana akım gazetede yazdığım makalede, Sayın Fidanı, ilişkiler ağımız
nedeni ile yakın olmam gerekirken, şahsını kurumsal yönetici olarak eleştirdim.
Bugün geldiğimiz noktada Sn. Fidan MİT müsteşarlığında beş yılı doldurdu.
Daha evvelki Başbakanlık, OYAK ve TSK içindeki deneyimi ve görevleri göz
önüne aldığımızda, ülkemizin şu anki durumunun başarı veya başarısızlık olup
olmadığı değerlendirmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Son olarak Türk istihbaratı içinde de devlet düzeyinde olduğu gibi
gruplaşmalar olduğu ifade edilmekte, eğer böyle durum mevcut ise, bu
gruplar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu grupların kendi ajandaları mı
var yoksa dayanışma ruhu ile mi hareket etmektedirler yoksa başka bir
motivasyonları mı var?
Tabi ki bu kadar ayrışmış, kamplaşmış bir ülkede MİT gibi bir kurumun içinde
de guruplaşan çeşitli yapılar vardır. Bu aktörlerin grup isimleri ile ilgili bilgi
vermekten ziyade hangi fonksiyonun parçası olduğunu vurgulamak daha doğru
olur. Bu yapılarla ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu kliklerin bölgesel
aidiyetlerine göre bile ayrıştığını görmek mümkün. Bu kliklerle ilgili asıl dikkat
edilmesi gereken husus; MİT'e sızmak isteyen yabancı istihbarat servislerinin
bu grupları, operasyon örtüsü olarak kullandığı gerçeğidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder