24 Haziran 2017 Cumartesi

ESKİ BAYRAMLAR MÜZELİK MACERALAR.

                       

Sevgili dostlarım ve yazılarımı  takip eden okuyucularım,hepinizin mübarek RAMAZAN BAYRAMINIZI kutlar;mutlu,huzurlu,eğlenceli bir bayram geçirmenizi dilerim,daha nice bayramlarda beraber olmak ümidi
İle eski bayramlarda neler yapardık biraz anlatmak istiyorum.
1970 li yılların başında hep anlatılan bayramlaşmak için büyüklerin eli öpülür,büyüklerimiz çocuklara şeker,mendil ve para verirlerdi.
Biz ailecek az insan ve akraba ile görüştüğümüz için bu işten ben pek ekmek yiyemem arkadaşlarım gibi bizim EKMEK babamla,annemden gelir birde rahmetlik BABAANNEM bizi görürse bayram sonraları çok bonkördü, ekmeğin büyüğünü ondan yerdik.

Allah rahmet eylesin babaannem indirme yaptı mı bir MAVİ 500 tl indirir rahmetlik babam bile istersen birazını ver sana çok fazla o diye takılırdı.))
Babamdan annemden de beyaz yüz liraları kaptım mı ilk önce bayramın öğleden sonrası doğru semtin top sahasına gider eğlenmek için getirilen AT lara binerim arada limonata içer gofret yerim.
                                            

Tabi en büyük ikinci hastalığım TORPİL ve BİLUMUM patlayıcıları patlatmak.
Çok hastasıydım zaten bizim BUBİ TUZAKLARI ile SABOTAJ TAHRİP eğitimlerimizin ilk ayağı  çocukken bu bayram günlerinde başlangıç yapmıştır.))

Mesela kuruyemişçiye en çok iş yaptığı bayram arifesinde PİSLİK bombası dediğimiz ASİT AMPÜLÜ atıp kaçmak.
Mahallenin hizmetlilerinin kağıt oynadıkları kahvenin içine torpilleri dörtlü,beşli birleştirip tek bir bomba halinde atmak şiddeti yüksek olsun diye,yani anlayacağınız BAYRAM mahalleliye zehir.
                                  

Tabi bayramın ikinci üçüncü günleri bir yakın akrabamız var KUMKAPI KADIRGA mahallesinde ailece oraya gideriz.
                                       

Akrabamızın evi CİNCİ MEYDANINA bakar,rahmetli babam ve akrabamız erken RAKI masasını kurarlar hanımlar bayram dedikodu muhabbetine geçer bende eğer CUKKA kalmışsa son ZULAYI akşam olana kadar geniş CİNCİ meydanındaki AT ların üstünde geçiririm.
                                   

Cukka kalmamışsa rahmetli babama gider baba ZULA patladı derim,güler çok yedin der,cebinden çıkartır biraz daha takviye yapar ben yine doğru AT ların üstüne çıkar döner tur atar dururum.
Tabi deplastmanda yabancı semte olduğumuz için PATLAYICI ve türevleri ile ilgilenmiyorum başımıza iş almayalım mahallenin çoluğunun çocuğunun huyunu bilmiyoruz madara olmayalım MAKASA gelmeyelim.
Sadece parası ile AT lara binip dolaşıyorum..
                             

Cinci meydanı çocukluğumdaki bayramlarda en eğlenceli alan ve KADIRGA çok güzel bir semti.
                          

Kısa kısa anılardan geçiyorum ALLAH izin verirse diğer bayramlara da yazacağımız olaylar kalsın.
Ama bu patlayıcı merakı bende gençliğimde de devam etti.Bir gün arabayı çarşıya çekmişim semte arkadaşlarla lak,lak yapıyoruz arife günü bir baktım çocuklar torpil alıyor TATLIYIZYA bizim YANİ ağbiye dedim bir kutuda bana ver.

Baktı yüzüme dedi hala uslanmadın ver  ağabey ver dedim.Gülüyor araba ile giderken camdan tanıdıkların ayağına atıyorum.))
Neyse akşam saati oldu bayramın üçüncü günü bizim lokalin bar Amerikanında oturuyoruz  sekiz on kişiyiz arkamız kafeterya full bayram olduğu için dolu bayan erkek masalarda kahkahalarla sohbet nasıl bir yoğun gürültü çok etkileyici.
İşte bana ne olduysa o anda oldu barda otururken ilk elimde FİTİLİ yanan torpili BARMEN gördü kendini kapalı odaya fırlattı arkasından arkadaşlarım gördü onlar geriye fırladılar ve ben torpili barmenin bulunduğu yere attım.))

Bir büyük patlama ortalık darma duman toplumu yeniden eski haline getirmek biraz zor oldu ama biraz zaman sonra yeniden ortam düzeldi.
Bazı bayanlar çok sonra o günü anlatırken gülerek çok enteresan başlarına insani olaylar gelmiş, anlattılar çok gülmüştük.
                                 

Evet arkadaşlarım işte bayramlarımız bu örneklemelerle geçerdi birde hadiselerin bayram sonrası var.
Bu bayram sonrası olan hadiselerden birini anlatayım ve bu bayramlaşma tadındaki yazımı bitireyim.
Bu anlatacağım hadiseler kesinlikle özendirici olsun diye yazmıyorum aksine yaşadığımız hadiseleri kötü örnek olarak görün ve iyi olmuş olarak düşünmeyin sadece kötü hadiselerin içindeki TRAJİ komik olaylara tebessüm eder biraz gülersiniz.
Tabi bu olaylar tamamen gerçek adli kayıtlarda olan olaylar.
Yıl 1984 senesi semtin tavernasında gurup halinde bir masada alkol alıyoruz, o gün büyük bir düğün var yabancı semt dışından birilerinin çok kalabalık düğün.

Erken sıkıldık arkadaşlar kalkalım hava açık güzel caddede takılalım arabaların başında alkole devam edelim.
Kalktık caddeye çektik arabaları bir baktık karşı apartmanda oturan şimdi rahmetli KUMKAPILI BOKSÖR NEJAT ağabey geliyor.
Geldi kafası çok güzel morali bozuk 12 eylül olunca GÜMRÜK KIRALI BOKSÖR NEJAT yılların adamı KENAN paşanın gazabına uğradı yine bir ALPARSLAN ağabeyimizle birlikte gümrüklerden yaptıkları SERVETLERİ kül oldu gitti.

Bu adamlar 12 Eylül 1980 öncesi para destelerine futbol topu muamelesi yapıp birbirlerine ve yancılarına şut çekiyorlar.
Neyse bizim vazifemiz düşkünün yanında olmak NEJAT baba nasılsın dedik iyiyim dedi verelim mi MAZOTTAN dedik verin dedi doldurduk kadehini laflıyoruz sohbet ediyoruz.
İşte ne olduysa o anda oldu,tavernadan çıkan DÜĞÜN ALAYI arabalarla ve kornalarla geliyor bize yaklaştığında rahmetli NEJAT ağabey espri olsun diye yola çıktı HAZRETİ İSA gibi ellerini açtı ve yolun ortasında durdu.
                               

Başta gelen düğün aracı son surat hiç durmadan bizim NEJAT ağbiye bir vurdu altına aldı gördüğümüz Nejat ağabeyin kafası 34 NEJAT 001 durumunda.
Hemen ilk RAMBO TURAN,ARAP HALİT,KİNG KONG MUSTAFA ve ben arkadanda bilumum arkadaş,dost akraba gelerek ilk NEJAT babayı yerden çıkarttık onu çıkartanlar onla ilgilenirken üstümüze boşalan atletik yapılı düğün davetlileri,yakınları ve akrabaları ile JACKİE CHAN filmlerini andıran bir ciddi anlamda kavga başladı.
                                       

Tabi kavga sürdükçe deplasmanda olan düğün tarafı,yüksek seviyeli hasar alıyor o esnada düğün arabasının ön camdan içine uçan tekmeyle giren RAMBO TURAN araçta camın patlaması ile gelin hanımın, ağar yara almasına sebep oluyor.
Kızcağızı arabadan indirdiklerinde beyaz gelinlik kıpkırmızı gece elbisesine dönmüştü
.
Tabi her kavgadaki olağan son durum takviyeli güvenlik güçleri gelerek çember içinde herkesi gözaltına almaları yalnız biz ikimiz ilk defa KİNGKONG MUSTAFA ile kırişi olay yerinden sezdirmeden kırdık ve ÇINAR OTELİ istikametine ilerliyoruz.

King kong kardeşim 1.95 boylarında kavgada yine tam onların evinin karşısında oldu.
Onunla aramızdaki konuşma OTELİN girişindeki diskoya gideceğiz,girişteki pastaneden telefon edeceğiz ANNESİNE, biraz diskoda bir iki duble içeceğiz o SARIYER E babaannesine gidecek, ben havalimanından ANKARAYA gideceğim,anlaştık.

Zaten otelin bölgesine geçtik mi köy sınırını aşmış oluyoruz başka mülki amirliğin bölgesine geçmiş oluyoruz o yıllarda önemli onlar koordinasyon yapana kadar istihbar etseler de biz o zaman zarfında çoktan yürürüz.
Soluk soluğa otele geldik kapıdan girdik tabi karanlık ve loş ortam maalesef o yıllarda LENS kullanımı şimdiki gibi değil, fakat KİNKONG kardeşimin gözleri ileri derecede astimat, gözlük o yıllarda kola şişesinin dibi gibi camı.

İşte pastaneden içeri telefona geldiğimizde ben fark ettim telefonun arkasında polisler oturuyor, KİNG KONG dedim ama anlamadı.
Hemen uzaklaştım o telefon ediyor ve şöyle diyor annesine.
Anne hadise çıktı görmüşündür olay büyük ben Sarıyere geçiyorum babaanneme polisler gelirse yok dersin tamam mı.
Duvarın arkasından kesiyorum KİNKONG beni loşta arıyor ama göremiyor fakat sonunda arkasında ayakta üç polis memuru arkadaşla kafa kafaya kaldı.

Polis arkadaşlar KİNG KONG MUSTAFA ya şöyle demişler. KİNG kardeşimiz adaletten ve kanundan kaçarsan suçlu duruma düşersin gel biz seni adaletin şevkatli kucağına teslim edelim.
Ve onu aldılar gittiler ben oradan ilk taksi ile havalimanına sabah ilk uçak ile ANKARA ya hareket ettim.
İlk defa yakayı ele vermedim.
Bizim ekip Karakolu da karıştırmış 48 saat gözaltında kalmışlar,emniyet camiasını protesto etmek için nezarette halay çekmişler devamlı.
                                

İşin daha kötüsü de  yaralı olan gelin ve damat davacı olunca tüm yakınları ve akrabaları ile damadın mesleğini de öğrenmişler.
Damadmız İSTANBUL ilinin MÜZELER müdürüymüş!
Arkadaşlarımız bayağı birkaç sene mahkemelerde bu işle uğraştılar o zamanlar.
Arada bir arkadaşlar diyordu rahmetli BOKSÖR NEJAT ağabeyinin kafayı araba plakası ile beraber görünce KAN BEYNİMİZE sıçradı.
Bu sebeple rahmetlik olmuş KADIRGALI BOKSÖR NEJAT Bey’ide bu bayramda anmış olduk mekanı cennet olsun nurlarda yatsın belki bir DUA edeni yoktur sizler ederseniz sevaba da girersiniz sevgili okuyucularım.
Tekrardan herkesin RAMAZAN BAYRAMINI KUTLARIM.
DR:)

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder