4 Şubat 2017 Cumartesi

NOSTALJİK 70 LER GÜNLÜĞÜ..

                            

Sevgili takipçilerim hepinize iyi pazarlar diliyorum.Pazar yazılarım uzun zamandır devam ediyor ama PERİSKOPE yayınlarında dostlarla sohbet ediyoruz yazılarım hakkında, onlara söylediğim şu oluyor aldığım verilerde yazılarım en çok okunduğu gün aslında PAZAR günleri değil PAZARTESİ günleri oluyor bunu öğrenmek tabi insanı hafif gülümsetiyor..
Benimde bazen kamuoyunun çok yakından tanıdığı gazeteci,sanatçı,akademisyen tanıdıklarımın köşe yazılarını yada onlarla ilgili haberler çıktığında NOSTALJİK anılarım hatıralarım aklımda,gönlümde bir anda beliriyor ve bu anılarımı hatırladığımda tekrar zihnimde o günlere dönüp aslında hala çocuk olduğumu hissediyorum..
Geçen hafta sanatçı,gazeteci,yazar ve siyasetçi sayın BEDRİ BAYKAM
                               

beyefendinin ODA TV gazetesinde  FAYDALI BİR KARDEŞ KAVGASI başlıklı yazısını okuduğumda bir anda çocukluğumuza daldım gittim.



                                       
Bazen bir spor mağazası veya blue jean (kot) mağzasına gittiğimde RAFLARA böyle bakar dururum uzun uzun..
                          

Bir gün bir mağzada KOT lar üst üste yığılı bir şekilde intizamlı katlanmış duruyor böyle onlara DERİN DERİN dalmış bakıyorum espirili bir mağaza çalışanı aniden takıldı bana AĞBİ ne düşünüyorsun al sonra ödersin bir şekilde yardımcı oluruz.

Dedim kardeşim yok alıcak gücüm var çokta kotum var bir çoğunu giymiyorum bile.
Şu gördüğün kotlar için ne MAYMUNLUK yapıp bir tanesini alabilmek ona kavuşabilmek için 1970 lerde neler yapıyorduk biliyormusun..
İlk kotumu AMERİKAN PAZARINDAN teyzemin kızı ile gittik aldık sene 1974, SUPER RIFLE marka derlerdiki bunun kemer geçen üstünde markası yazan deri yeri DOMUZ derisinden yapılır ve kovboylar en çok bu markayı kullanır amerikada.

Tabi çocuğuz inanırız serde bende birazda KOVBOY özentiliği var bu gazlı içeçek hikayesi bana iyi gelirdi.

Tabi  KIBRIS HAREKATI olduktan sonra bize yol oldu KIBRIS..TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE ne yoksa sağolsun var olsun YAVRU VATAN KIBRISIMIZDA var.Gözümüz gönlümüz doydu YEŞİLKÖY HAVALİMANINDA bir kere gümrükçünün biri YUH ulan dedi valizleri ve kolileri görünce..))
                             

1978 yılı hem tenis malzemesi sıkıntısı var her türlüde  kot tişört vs akla gelebilecek her şeyin yokluğu var, rahmetli peder diyorki NARİN MENSUCAT bunları üretip yurt dışına yolluyor aynı malları yurt dışından kaçak alıyoruz efkarlanıp OTELDE plajda kitap okuyup rakısını içerken küfür ediyor..

Bir gün GİRNE sokaklarını hırsla turluyorum bir kot var onu arıyorum bulamıyorum,WRANGLERİN arkadan cebi olmayan modeli bir mağazada en son buldum oda bana büyük çok üzüldüm..
Mağazanın sahibi dedi daha burdamısın buradayım amca bir hafta dedim, sen iki gün sonra gel ben kotunu getireyim dedi…
Çok sevindim iki gün sonra gittim aynı bana uygun ölçüde getirmiş.
Amca nasıl buldun hiçbir yerde ben bulamadım dedim,güldü RUM kesiminden senin hatırına getittirdim, baktım çok üzüldün dedi.))
                              

Görüyormusunuz mağzalarda şimdi üstüne basıp geçtiğimiz kotlar,tişörtler için ne MAYMUNLUKLAR yaptığımızı..
Korta giriyoruz top bu üç kere oynuyorsun kelleşiyor,ayakkabı desen en sağlamı iki ayda eriyor hadi biz onu artık parçalanana kadar giyiyoruz.
Kortlar killi toprak özellikle sıcak havalarda üstümüzde beyaz şort ve tişört ve çoraplar iki dakikalık oyundan sonra kıpkırmızı oluyor ne kadar yıkasalar makinalarda o kırmızı iz kalıyor...
                               

Neyse bunlar ciddi etkileyici sıkıntılar tabi zihniyette önemli bizim kulüp ve takım yöneticileri CUMHURİYETİN ilk insanlarından kuralcı bütün dünya  kortlarda renkli giyinmeye başlamış, bizde olmaz illaki beyaz giyinilecek,birkaç arkadaşımız denedi anında disiplin cezasını aldı..))
Topsuz olduğumuz günler artık toplar kel olmuş arkadaşlarla gırgır yapıyoruz, topların üstündeki tüyleri MERCEK ile görüyoruz diye..
Arkadaş bir anda kulübe bir büyük KOLİ top geldi.TENİS FEDERASYONUNDAN birileri POLONYADAN top ithal ettirmişler o aralar, nasılsa bu POLONYA yolu açıldı ampul falanda geliyor..
Bir baktıkki koliye ağzına kadar teneke kutular içlerinde ÜÇLÜ tenis topları KAR BEYAZ..

Kaptığımız gibi kortta girdik,ve oynamaya başladık fakat beşinci dakkadan sonra ilk şaşkınlık arkasından ağlama seviyesine gelicek bir durum.
Neden bu tanımadığımız marka POLONYA topları ya yıllarca depolarda kalmış ömrü tükenmiş yada defolu.
Toplar beş dakika sonra havada parçalanıyor sönüyor..))
Gelen ampulleri sormayın takıyorsun ertesi günü bomba misali patlıyor..
Zor AMBARGOLU yıllar bunlara lüks mal diyen varsa merak etmeyin,şeker,un,tüp,sigara,rakı hiçbir şey yok, var olan ne BEKÇİ ŞABAN ÖZGÜNEŞ ve DAYISI..

Şimdi ülkemizin en iyi tenis antrenörlerinden olan MALATYA kökenli bir arkadaşımız var aynı takımda oynuyoruz devamlıda beraber arkadaşız o yıllarda,o zamanlar tenis raketinin kortajları patladımı balıkçıların kullandığı ağ ördükleri MİLLERLE raketleri tamir ediyoruz,o kadar çok tamir ediyoruzki .. en sonunda tamir edilemiycek duruma geliyor,yeni kortaj çektirmek gerekli.

İşte bu arkadaşımız şimdi TENİS dünyasının önemli ismi o yıllarda tek kortaj makinasının olduğu yer MAÇKA parkının ilersinde TAŞLIK TENİS kulübü.

Atlıyor oraya gidiyor,orda rakete kortaj çektiriyor ve sonra taksimden dolmuşa binip gelirken şişhanede polis ekipleri dolmuşu çeviriyor.
Bizimkine soruyorlar bu ne evladım demiş tenis raketi ne işe yarar spor yapılır ağbi demiş, geç şöyle demişler anarşist  alıp 2. Şubeye götürüp nezarete atmışlar…
Tabi akşam olup eve gelmeyince herkes işkilleniyor çok iyi bir babası ve annesi vardı mekanları cennet olsun.
Babasının çevresi geniş bir öğreniyorlarki 2.şubede tabi gitmişler almışlar gece saatlerinde…
Anlıyacağınız tenis raketi taşımanın bile ANARŞİYE girdiği yıllar..
Rahmetli babası oğlumun başına bir şey gelmesin diye yurtdışına gittiğinde bir tane kortaj makinası getirerek al oğlum KENDİ KORTAJINI KENDİN ÇEK DEDİ,bu iş tabiî ki hepimize yaradı arkadaşın tenis hayatındaki ilk ticareti bunla başladı.
.
O yıllarda İSTANBULDA federasyona bağlı TAKSİM de TED(TENİS EKSİRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ), MAÇKADA TAŞLIK TENİS KULÜBÜ,CADDEBOSTAN KADIKÖY yakasında TAÇ KULÜP ,YEŞİLYURTTA YDK(YEŞİLYURT DENİZ KULÜBÜ) ANKARA  ATK(ANKARA TENİS KULÜBÜ)İZMİR İTK(İZMİR TENİS KULÜBÜ)
başkada o tarihlerde federasyona bağlı hiçbir resmi  ve lisanslı oyuncu barındırabilen tesisleri olan kulüp yok..
Bu kulüplerden en moderni TED kulübü TÜRKİYE de kapalı kortu olan tek kulüp diğer kulüplerin kısıtlı kortları ile hepsi açık kış geldiğinde TENİS hayatına son veriyorsun bitiyor..
İşte değerli büyüklerimiz  imkansızlıklarla bizim antreman yapabilmemiz için bu yoklukta icat yaptılar oda ne?
Kapalı bir kayıkhanemiz vardı yıl 1977 kış sezonu geldiğinde boşaltırıp içine kort kurdular biraz  mesafe olarak  kısa kalıyor ama muazzam iş görüyor..
O aralar manzarasıda güzel,çıktınmı deniz ile karşı karşıyasın.Bir kötülüğü var içerde kalorifer sistemi olmadığından zemin ve bina beton buz gibi oluyor.Sıkı giyiniyoruz ama soğuklar bastırdımı beton zemin JİLET gibi oluyor bir kaydıkmı bittiğimiz gün bir çok arkadaş kafa göz yaralandı sakatlandı uzun zaman..
Soyunma odalarında kalorifer var,yine böyle bir gün muzipliğimiz üstünde bizim bayan takımı ile soyunma odaları yan yana onların soyunma odasının kapı deliğinin açık olduğunu tespit ettik sıra ile ordan içeriyi rontluyoruz,birgün sen çekil ben bakıcam diye itişirken tam ben bakarken kapı açıldı ben en başta arkada sıra ile tüm takım bayan tenis takımın bir numarası ile kafa kafaya kaldık.FİDAN hanfendi(kod)..
                                    

Yaşı benden büyük bizim KAPTAN ile akranlar,napıyorsunuz dedi FİDAN hanım tabi en başta ben olunca soruya cevap vermek bana kaldı.
Bozuk paraları düşürdük onları topluyorduk dedim,bırakın dedi bizi rontluyorsunuz sizi şikayet edicem şube müdürüne dedi…
İşte bende o parlak zeka kızdım bu sefer git kime şikayet edersen et
                                              

 senimi rontluyacam senin neyine bakıcam, ben başkasına bakıyordum dedim kıyamet iyice koptu.Aslında FİDAN hanım çok güzel bir bayan ama sıkışınca bende patladım öbürlerinde çünkü hiç ses yok..
Neyse gittik kafeye bir şeyler içiyoruz KAPTAN dedi ulan zeki ne yaptın işi bok ettin..

Ne yaptım ağbi dedim hiç birinizden ses çıkmadı birde iş bana patladı,ondan değil oğlum dedi bir bayana söylenirmi bu sanamı bakıcaz ben başkasına bakıyordum diye…
Senin yaptığın dedi ATEŞE BENZİN dökmek,neyse kulakları çınlasın en son FİDAN hanımla 2000 yılında RUS KIZIL ORDU KOROSU geldiğinde AKM (ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ) karşılaştık o zamanda bizi hiç şikayet etmedi  ama bir müddet soğuk rüzgarlar esti o zaman..))
İşte talih yine bize o aralar güldü AMERİKADA ÜNÜVERSİTE eğitimi almış ve orda çeşitli ünüversite TENİS  turnuvalarında birincilikler almış TENİS antrenörü ALLAH uzun ömür versin sayın ARİF KOÇAK beyi antrönörümüz olarak atadılar..
Sayın KOÇAK çok iyi bir antranör MODERN TENİSİ çok iyi oynuyor ve öğretiyor o yıllarda bekar bir ağbimizde çokta popüler olunca renkli bir yaşamı var…
Sabah antremana çıktığımızda arkadaş gibiydik ARİF HOCA derdik dün geceki romantik masanı gördük, devamı olan saatler nasıl gitti diye takılırdık..))
Espiriler bir tarafa aradan 40 yıl geçti şimdi korta aniden girsek birkaç saatlik antremanla o modern tenisin aldığımız eğitimi ile sahalarda oynayabiliyoruz..
..
Tenis öyle bir spordurki karşındaki iyi bir oyuncuysa oynayabilirsin eğer tenis oyuncusu iyi değilse oynama imkanın olmaz, oyundan zevk alamazsın..

Tabi bu konulara girmemdeki  bu haftaki sebebi anlattım , sayın BEDRİ BAYKAM beyefendinin geçen hafta TENİS DÜNYASI ile ilgili yazısı çok güzel ve bilen birisinin yazması ile muhteşem bir anlatım olmuş..
NADAL,FEDERER gibi oyuncuları seyrederken o muhteşem renkli kortları gördüğümde içim gidiyor..

İnanın şöyle bir kortta güzel bir bayan tenisçi ile oynasam bu yaşlı halimizle atacağı yumuşak toplar KALBİMİZİ yormaz yorarsada kortta yormasın akşama saklasın diye hayal ediyorum..))
                                

Tabi bizim zamanımızda BJÖRN BORG rüzgarı esiyor tüm dünyada 1976 ve 1980 arasında tam beş kez WİMBELDON tenis turnuvasını kazanarak büyük sükse yaptı..

O yıllarda tüm tenisçiler bir büyük tenisçinin oyununu sitilini ve sosyalitesini  örnek alırdı kendine..
Sayın BEDRİ BAYKAM beyefendide bizden yedi sekiz yaş büyük o dönemde TED kulübünün oyuncuları arasındaydı BÜYÜKLERDE oynuyordu bizim dönemimizde…
.
Korta geldiğinde inanın BJÖRN BORG gelmiş gibi olurdu,giyimi o yıllarda yeni moda olmuş ELLESE çantasında beş taneye yakın DONNAY marka tenis raketi,korta yaklaşırken daha görmeden derdik BORG geliyor diye çünkü uzaktan parfüm kokusunu alırdık bedri bey gelirdi aramızda mr BORG diye takılırdık…))

TED kulübüne 1979 yılında SOVYET TENİS TAKIMI geldi başlarında bir numaralı oyuncu sayın ALEXSANDR ZİVEREV şimdi ALMAN tabiyeti ile oğlu ALEXSANDR ZİVEREV JR  dünyada tanınmış tenisçi olarak kortlarda oynuyor..

O yıllarda BABA ZİVEREV biraz gerilerdede olsa dünya kılasmanında ismi vardı,o dönemlerde dünya kılasman listesine girmek çok zordu..
Hiç unutmam TÜRK TENİSÇİ FERDİ TAYGAN dünya kılasmanında ilk yetmişbirdeydi(71) biz seviniyorduk,TÜRK tenisçi diye..
Bonfile lakaplı çok keyifli bir ağbimiz vardır londrada wimbeldonu seyrediyor o tarihlerde bir bakıyor sayın FERDİ TAYGAN, hemen yanına gidiyor TÜRKÇE konuşuyor ama bakıyor anlamıyor fazlaca İngilizce konuşmaya başlıyor orda anlıyorki TÜRKÇE bildiği çok kısıtlı kelimeler çünkü TÜRKİYE ile hiç alakası olmamış orda doğmuş orda büyümüş yanlış hatırlamıyorsam annesi yabancı babasıda türk olsada çok uzun yıllardır AMERİKADA yaşıyormuş..
Bonfile ağbimiz derdiki TÜRK diye övünüyorduk böyle olunca bozuldum içimden diye söylenirdi..

1980 ihtilali ile ATK( ANKARA TENİS KULÜBÜ) çok güzel bir kulüptü o kulübün müdavimlerinden bir önemli kişide sayın ÇEVİK BİR paşaydı  o dönemde genç bir kurmay albaydı KENAN paşanın yaveri ilk defa TSK (TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) KARA GÜCÜ tenis takımı kuruldu.
                                         

Tabi bizim büyüklerin hepsinin askerlik zamanı geldiği için dönemin tüm lisanslı tenisçileri KARA GÜCÜNDE askerliklerini yaptılar,hatta ARİF KOÇAK hoca kısa dönem yapsada terhisi KARA GÜCÜNDEN aldı..
                                      

Tabi TAŞLIK kulübünden adını zamparalık tarihine geçirmiş BÜYÜKLERİMİZ vardı onlar STAD otelini KARA GÜCÜ moral motivasyon tesisleri diye kullanıyorlardı..
Bizede TAKIMCA kısmet oldu o günlerde bizde STAD otelinde konakladık..!!

Arkadaşlar mevzu uzun ben yine başa sarayım ve kısa bir anı anlatayım ve haftayı bitirelim bu arada sayın BEDRİ BAYKAM beyefendiye bu anılarımı hatırlattığı için o güzel yazısından dolayı teşekkür ederim..
1976 veya 1977 tam şimdi hatırlayamıyorum kulüpler arası turnuva var bizim kulüpte betondan yapılma kısa iki kanatlı türübüne benzer bir yer var ordan herkes maçları seyrediyor..
Aradan kırk yıl geçti söylemek lazım doğruyu tabi TED kulübünün imkanları bizden iyi olunca silme devamlı önde tüm müsabakalarda onlar tüm kulüplerden dahada kalabalıklar kıskanılıyorlar açık ve net söylemek lazım....
Bedri Baykam beyefendi center kortta müsabaka oynuyor,Teniste sessizlik oyun oynanırken en riayet edilecek terbiye ve edep kuralıdır..
Bizde ŞİKAGOLU SARI MEMO ağbimiz var kendisi tıpkısının aynısı DON
                                                

    JONSON a benzer tirübünden bağarıyor BJÖRN falan takılıyor tava mava diye yanındada IŞIK ağbi var tabi TED kulübününde delikanlı bitirim ağbisi NASTASE NİHAT var..
                                

Maçı hakem durdurdu NASTASE NİHAT yan taraftan siz niye rahatsız ediyorsunuz maçı lan falan diyince takımlar arası büyük bir arbede ciddi manada yaşandı,NASTASE ağbimizin durumu bayağı kıritik bir duruma girdi,tabi biz o zaman ufağız olayları uzaktan izliyoruz karışmıyoruz..
Tabi bu olay büyüdü şikayet ANKARADA FEDERASYONA gidince bazı yaptırımlar alındı aslında bu yaptırımlar dahada büyük olacaktı bizim yöneticiler uğraşıp hallettiler..
Bir müddet müsabakalardan kulüpe el çektirildi o aradada TED kulübü oyuncuları ile husumet sonlandırıldı..
1979 senesinde SOVYET tenis takımı o kadar iyi korunuyorki takım oyunlar bittimi TED kulübünün tam karşısında yirmi metre SHERETON otelinde konaklıyorlar giderlerkende başlarında onlarla beraber gelen antrenörler ve Sovyet güvenlik uzmanları  var onların üstlerinde hep siyah deri kasket ve deri montlar var…

Tabi ben SOVYET insanlarını biraz bildiğimden antremanlıyım zaten ailem birkaç ay sonra MOSKOVA ya gittiler..

Bayan tenis takımının 1 numarası var NATALY(NATAŞA kısası) arkadaş oyun oynarken seyrediyoruz seyrediyoruz doyamıyoruz sanki kortta uçan melek arkadaş böyle güzellikmi olur aklımız gidiyor zaten herkes NATALY i  kesme derdinde..
Dedimya antremanlıyız hem bu işlerde hem fırlamalıkta, NATALY otele doğru giderken bir takılim dedim iki kelime etmeye kalmadı siyah deri ceketli güvenlik uzmanı bana parmağını kaldırarak başladı sinirli RUSÇA söylenmeye arada parmağıda sallıyor..))
                                

Bu güvenlik meselesini aşan sadece bir kişi oldu ANKARALI tenisçi bir büyüğümüz vardı Ö.A o elinde çok miktarda tenis malzemesi ve onun modası ile ilgili giyim kuşam varmış onu SHERETON otelinde kaldıkları kata çağırarak bayağı kendisinden  alışveriş yaptılar…!!
Nostaljik anılarımızla bu pazarıda bitiriyorum dostlarım bize bu tip konuları hatırlatan dostlara  teşekkürü borç bilirim,sağolun var olun İYİ PAZARLAR..
DR:)HEİDİ,HEİDİ……!!

Vivamus gladio oportet, mori gladio…!!


                          

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder