12 Şubat 2017 Pazar

HAVASI SUYU MEMLEKETİM…

                               

Sevgili takipçilerim hayırlı pazarlar hepinize.Dostlarım sıkıntılı günlerden geçiyoruz biraz toplumsal özeleştiri yapmak zorundayız..
Bu eleştiri üstünden tarihi bir açıklama yapıcam anlayabileceklere, bundan sonrada herkes konuştuğunu bilecek çünkü herkes konuşuyor kimse doğruyu söylemiyor medya ve sosyal medyada HALKI UYUTUP sistemi herkes kendine göre dizay ediyor..
                         

Benim yaşım küçükken ÇEK,SENET yoktu tüccar,esnaf vatandaş birbirine sözle borçlanır toplum açık saçık şimdinin tabiri ile giyinsede NAMUS mefrumuna haddinden fazla önem verilirdi..
Şimdi herkes yorum yapıyor, maalesef o günlerileri sanırım yaşamadıkları için,şimdi bugünlerde konuşanların o günleri iyi hatırlamasını isterim, biz halkla iç içe yaşıyoruz ülkemizde olmasak bile her şeyden haberliyiz..
                            

Bu yozlaşma 1976 yılında başladı ve PLANLI ve PROGRAMLI tatbike sokuldu bugünlere gelene kadar bir SİSTEM dahilinde ülke bu duruma getirildi,ANARŞİ,TERÖR,KAOS,EKONOMİK KIRİZLER,İSTİKRARSIZLIK vs olumsuzluklar..

İşte FENOMEN olmuş geçmişteki bir dizinin biraz gösterdiği 1975 yılında ABD AMBARGOSU ile kurulan BARONLAR VADİSİ..
                               

Farkındaysanız son TERÖR ORGANİZATÖRÜ olarak geçen FETÖ yapılanmasının başındaki kişide 1975 yılında intizap etmiş BARONLAR VADİSİNDEKİ yerine,bir büyük gazetede çıkan belgelerle önümüze serpildi..

Tabi bu belgeleri onlara ulaştıranlarda muhtemelen aynı MASANIN KÖŞELERİNDE oturan diğer BARONLAR..
                  

Bunu burada bırakıp şunları söylemek istiyorum,toplumdaki AHLAKİ erezyonla kelimelerin anlamlarının değiştiğini gördüm hemde bu muhafazakar ortamda..
HIRSIZLIK eş anlamlısı ,BULDUM..
GASB(resmi ve gayrı resmi kurumları kullanmak dahil)GÜÇ KULLANMAK..
DOLANDIRICILIK eş anlamlısı EKONOMİK ZEKA..
Diğerlerini saymama gerek yok örnek olarak en önemlilerini veriyorum gerisini siz bulursunuz..
Gelişmiş ülkelerin DERİN DEVLET mensubları geniş ufuklara sahip stratejik hesaplamalar yapıp ÜLKESİNİN önündeki engelleri aşarak ileriye gitmesini sağlayan insanlardan oluşur,tabiî ki bu insanların bir ÖZELLİKLERİ,GELİŞİMLERİ diğer insanlara göre farklı ve değişiktir..
Bizde DERİN DEVLETİN işi sadece son kırk yılda DIŞARDAKİ müttefik yapılarla ülkeyi içerden ve dışarıdan soyarak GÜÇ ODAĞI oluşturmak ,ülke içindeki çeşitli kamusal düzenide kendine geniş ortak etmek..
                               

Bu tip DERİN DEVLET yapısı ile coğrafyamızda geldiğimiz nokta belli siyasetçiler ve bunlarla bağlantılı STK(SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI) slogan konuşmalarla topluma hitabet etselerde bizler toplumun içinde yaşıyoruz birbirimizi çok iyi biliyor ve analizimizi yapıyoruz..
Arkadaşlarım isim kullanmadan yazıyorum diye bugünlerde bana kızıyorlar bu bir mecburiyet nedenini söylersem İSTİHBARİ bilgiler çok kesin olsada HUKUK a yansıtamadığımızı bildiğimizden sinirimizden kendimizi yesekte açık isim konuşamıyacağımız bir durum arz eder.
İnanın çok büyük bir savaşın içinden maddi manevi TEK başıma geliyorum..

Şunu açık söyleyeyim TÜRKİYE de bu DERİN ÇETELER hiçbir zaman vasfını kaybetmedi aksine dahada güçlendi..
Ama bugünlerde  artık bazı şeyleri duyduğumda ve okuduğumda dayanamıycağım noktaya geldi her şey, buna kesin bir sonuç getirmek ve konuyu gerçek anlamda kapatmak gerekli olduğunu düşünüyorum..
Benim DR AMCAMI ve BABAMI kim zehirleyip öldürttüyse, merhum 8.
                               

 CUMHURBAŞKANI TURGUT ÖZAL beyefendiye suikast yaptıran ve sonrada zehirleyip öldürten BÜYÜK YAPININ  o günlerdeki başı sayın CEM KÜÇÜK beyin bir çok yazısında yazdığı İ.T isimli GLADİO yöneticisidir..
Sayın KÜÇÜK bu konuya çok doğru yaklaşmış,kamuoyuna bu bilgileri dört yıl evvel uzun uzun vermiş fakat kamuoyu bu konuyu açmamış kapatmıştır..

Mesele çok derin İ.T  yüksek düzeyde KİMYA eğitimi almış bir DERİN kişiliktir..

Şu anda yaşıyormu hayattamı LONDRA,NEWYORK veya BOĞAZDAKİ yalısındamı bilmiyorum,bildiğim kurduğu sistemin aynen devam ettiği..
Sayın AHMET ÖZAL beyefendi SSCB(RUSYA FEDERASYONU) hiç şuçlamasın 1988 yılındaki suikastte ne dahli olabilirdi SSCB devletinin zehirlenme hadisesinde gerçekleştirmiş olsun..
                                      

Ama şunu söylesin o dönemde bu yapının özellikle AZARBAYCAN içinden bazı SSCB mensubları ile ilişkilerinden dolayı bunlarında TÜRK DERİN DEVLETİNDE onlarla temasının kimlerle olduğunu bilmemiz devlet kurumlarımızda ve KÖŞKE uzantılarından kolay çözülür.
PETKİM,SEYDİŞEHİR ALİMİNYUM,İSKENDERUN DEMİRÇELİK ALİAĞA gibi kuruluşların kurulmasındaki imzayı atan hükümetlerin başı merhum DEMİREL beyefendiyi bulduğunuzda, yine gerisinde İ.T ile karşılaşıcaksınız..

İpuçlarını birleştirmeniz için SSCB son bitiminde İSTANBUL, ANKARA içinde o dönemde  AZARBAYCAN uyruklu kişiler ve bunlarla teması devamlı sağlayan TÜRK MİLLİ kuruluşları ve onların içinde temasları olan TÜRK DÜNYASI ile İLMİ  ve İSTİHBARİ  temasları olan ve SOĞUK SAVAŞTA SSCB karşı mücadele eden NATO nun uzantısı olan TÜRKİYE uyruklu kişiler vardı….

Gelişmiş suikast tekniklerini bilenler bunlar vasıtası ile özel zehirler ve kimyasallar  sağlamaları gayet doğal, ama ülkemizde  bu işleri organize eden DERİN DEVLET yapısının MOSKOVA ile düşmanlığı  olduğu gibi zaman zamanda çıkar ilişkilerinede tarih boyunca girmişlerdir.  ABD, İNGİLTERE ve SİYONİZİM ile müttefik olarak onların taşoronu  gibi çalışırlar  bu tip büyük çıkar ilişkilerinde
.
Fenomen bir dizi olan KURTLAR VADİSİ dizisinde KGT(KAMU GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) isimli bir birim vardı TÜRKİYEDE böyle birimler hiç oldumu bilmiyorum ama olsaydı sanırım bir sonuca varılırdı..
KGT sanırım sadece dizilerde kalmış PALAVRA bir yapı, ülkemizde olsaydı böyle bir yapı bu kadar BİLGİ kirliliği,MEDYA ve SOSYAL MEDYA KAOSU olmazdı..))

2015 yılında TÜRK HAVA KUVVETLERİ tarafından düşürülen SU-24 uçağının meselesine kafa yorarken bazı biyografik istihbarat çalışması
                                 

 yaptığımda yolumuzun tarihi olarak nerelerde kesiştiğini bazı kişiliklerle, hemde  zatı muhterem bir  komutanımızla bir yerde RAST geldiğimi anımsamıştım,güldüm çok hemde çok düşündüm sayın komutanımız TSK intizap etmeden kimya fakültesinden ayrılarak SİLAHLI kuvvetlere geçmiş geçtiği tarihler ve  HAVA HARP OKULU  günleri enterasan hadiselerin  ülkemizde özellikle İSTANBUL ilimizde yaşandığı  günler..!
                              

Yani arkadaşlar bunları açacak olan bizler değiliz, herkes BABASININ katili ve katilleri için EMEK harcıyacak gerekirse ömrünü harcıyacak..
Bu böyle MODA,YEŞİLYURT,,LİDO DENİZ KULÜPLERİNDE yan gelip yatmaya benzemez..

İNTİKAM,GURUR ve HAKKINI aramak ve kollamak DENİZ KULÜPLERİNDE yan gelip yatarak olmaz.İSTİHBARAT yan gelip yatılacak meslek değildir..
Böyle ÇAKMA KAHRAMAN yaratan FENOMEN dizilerdeki gibi KGT(KAMU
                          

 GÜVENLİĞİ TEŞKİLATI) yok ,bir ASLAN beyde yok uzun yıllar oldu ASLAN beyi bu yapı toprağa gömdü.
Bu yapılar KOR u ateşten AL ırken herkesi maşa kullanır sonrada birbirine vurdurur,vurduramıyorsa birilerine azmettirip kendileri vurdurtur..?
                            

Özelikle bu GLADİO şifrelerini çözmem 1997 yılında yapının bana saldırması ile MİT içinde görevli iken geçmişte babam ile bir meseleyi öğrenmem ile oldu ondan sonra çok sevilen ben, bir anda tukaka edilerek TARİHİN en ŞEREFSİZ saldırları ile mücadele etmek zorunda kaldım bugünde bu konuda devam edenler bu hadiseye GLADİO örgütlenmesinin yetiştirdiği insanların devamıdır..

Bunlar delilleri ve onların izlerini DELİKANLI  gibi takip edenlerle çıkıcak ve günümüze ulaşıcak hadiselerdir kimlere ve nerelere uzanabileceğini kestiremezsiniz?

Sayın MİT müsteşarımız DR HAKAN FİDAN beyefendinin 2010 yılından sonra bazı söylemleri gibi değil..KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR..
İstihbarat faliyetlerinde devamlılık esasdır açıklamaları DEVAMLILIK VATAN hizmetinde olanların katledilmesimi,başkalarının yaptıklarının emeklerinin sömürülmesi darma duman edilmesimi yoksa HOLANDA UNİ BANK taki bir insanın deşifre olması yaşı geçmiş tüm bunlardan daha önemlimi, sayın DR HAKAN FİDAN bu kişi için serzenişte bulunuyormuş deşifre oldu diye?

Bunları kabul etmediğim olayların üstüne gittiğim içinmi SAHTE OPERASYONLA evimi basarak beni çocuğumun yanında mahçup etmeye çalıştınız..
Ama asıl önemlisi  taşıdığım TARİHİ misyonumu soyadımı ÇAMURA batırarak kendi oluşturdukları ÇETELEŞMEYE stratejik yol açmak.
Anlaşıldıki tutulan ön istihbarat notları ve fezleke tutanaklardan beyfendiler bu konularda çok eskiden peşimize düşerek bu BÜYÜK KOMPLO PLANI bulunduğumuz tüm çevrelerde yürürlüğe sokup nihai sonuca FETÖ TERÖR ORGANİZASYONUNU maşa kullanarak gerçekleştirmişler..

Aslında planları kavmi birliktelikleri olarak DEVLET ve ÖZEL SEKTÖR içinde oluşturdukları gayri nizami yapı ile çok geçmiş günlere gidiyor …
Zavallı babaların şerefini kaybetme derecesinde yetiştirdiği ZAVALLI çocukları..
Çünkü zavallılık SERVET ve MAKAM sahibi olmakla tedavi edilmez genetik yapı bozuk olduğu için ZAVALLI BABALARIN ZAVALLI ÇOCUKLARI işte ancak kendinin olmayan şeylere tenezzül eder..


Bu operasyondakileri zamanı gelene kadar deşifre etmiyecem çolukları çocukları var olduğu için..
2010 yılının nisan ayında yapılan SAHTE OPERASYONUN içini açtığınızda nasıl artık SENARYO yazanların beceriksizleştiklerini görüp kendi kendilerini ele verdiklerini anlıyacaksınız!!
Ama şu bir gerçek zavallı ANNELERİ ve RAHATSIZ  insanları bile kullanmaktan çekinmeyen onlara TARİHİ şantaj yapılacak meselelerden şantaj ve tehdit ile kullanan ve olayları MİT ve diğer kozmik kurumlarla örtebilen bu SOSYETİK SEMPTLERİN taksi duraklarında tüneyerek vazife gören çünkü içine giremeyip hayatı boyunca SİNEMA vaziyeti seyredebilen ve bu kompleksleri ile ordu oluşturmuş kimseleri TARİHE unutturmuyacam?

Çalarak,çırparak,dolandırarak,cinayet ,sabotaj,suikast yani şuçun tamamını kullanan kozmik görevliler sağladıkları karlarla, HOLDİNG oldular adını koyamıyorlar dikkat çeker diye..!!
Özal ailesi ve diğer mağdur ailelerde bunları göz önüne alsın.
Gladionun stratejik devamlılığını sağlamak için TOPYÖKÜN çoluk çocuk çalışan aynı zamanda mensub oldukları kavimleri ve bu kavimler içindeki tüm ideolojileri SİLAH olarak kullanan SEKS ilişkileride dahil AHLAK EREZYONUNA GENETİK olarak uğramış tek başına kimliksiz  olduğunda ÇAPSIZ insanlara dönüşen fakat onların dükkanın önüne koydukları BÜYÜK VİTRİNLERE  kanan yazık GARİP GUREBA MİLLETİME..!
                            

Arkadaşlarım NAMUSU olan bu konuları yayar ve sayın AHMET ÖZAL beyde uyanır rahmetli BABASININ ölümü konusunda tam gerçeğin üstüne gider  ona göre yorum yapar konuşur..
                                       

Ben yoruldum en kıralı üç gün çalışsa dördüncü gün bunların kucağına binip yol alıyor sonra anlıyoruzki zaten bunlarıda bir koldan yetiştirip önümüze getirmişler..

Arkadaşlar bu mevzu bitmez kapanmazda benden patlamasa TARİH önünde bir gün patlar ülkede durum ne olur bilmiyorum ama illaki GERÇEKLER gelişen bu ULTURA TEKNOLOJİK dünyada birgün muhakkak aydınlanır suçlular suçu kanun önünde çekmesede TARİHE düşücek sıfatları o zaman görürüz..
Ben şimdi size TRAJİKOMİK anılarımdan  bir bukle ile bitireyim..
Yıl sanırım 1983 veya 1984 yılı yaz günü idi ben o dönemlerde YENİKÖY CARLTON otelini çok severdim  KÖYBAŞI caddesi üzerinde sabah  saatlerinde yada akşam üstleri çıkar evden oraya gider  bir şeyler içerim günün  saat durumuna göre.
.
Çok nezih ve keyifli bir yerdi o yıllarda otel sanırım 1984 yılı idi hafızam öyle söylüyor yanıltmıyorsam, OTELİN dış cephesi restorasyona girmişti o yılın yaz başında..
Bir gün sabah saatleri hava çok güzel gideyim bir kahve içerim takılırım diye çıktım evden  CARLTON oteline gittim kapıda polisler var içeri girdim ne oldu diye sormaya kalmadı bir baktım polislerin durduğu dışarıda otelin plajı ile iskelelerin kurulduğu yerde üstü masa örtüsü ile örtülmüş bir ceset..

Ne oluyor yav dedim, işte mesele GARSON ların anlatımı ile o zaman başladı..
Bir gece evvel otelde düğün varmış,düğün bittikten sonra GELİN ile DAMAT balayı için otelde ayırttıkları odaya çıkmışlar..
Otelde bu olayı bilen iki vatandaşımız bu hadiseyi  takip etmişler birkaç sıra uzakta bir oda tutmuşlar..

Gecede barda yoğun alkol aldıktan sonra düğünü takip edip el ayak çekildikten sonra odalarına çıkmışlar..
Odalarındaki camdan bu sefer inşaat için kurulmuş İSKELE üstüne çıkıp, GELİN ile DAMATIN zifaf gecesini RONTLAR iken TAKTİRİ İLAHİ İSKELE çökmüş ve hatırladığım üçüncü kattan aşağıya düşmüşler, kafadarlardan biri olay yerinde can vermiş hemen, öbürünü yaralı kaldırmışlar olayı fark edenler tarafından HASTANEYE..
Bunu öğrenince gönlüm mumdar oldu,içeceğim TÜRK kahvesinide içmeyip otelden ayrıldım.

Hepinize iyi pazarlar,

 DR:)



SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder