22 Kasım 2016 Salı

KIBRIS DAVAMIZ..

                          

Sevgili takipçilerim hepiniz başarılı ve mutlu bir çalışma haftası diliyorum..
Biliyorum ülkemizde her türlü konuda kafanız karışık,haklısınız çünkü çözemediğiniz bir SORUNLAR yumağı var..
Bugün size başka bir konudan giricem İŞVİÇREDE yürütülen etap etap KIBRIS adasının geleceği hakkında çeşitli planlar üstünden anlaşma yapılması için iki toplumun siyasetçileri ve bürokratları çeşitli müzakereler görüşüyor..

1878 yılında kaybettiğimiz KIBRISIMIZI ve esir ettiğimiz KIBRIS HALKINA kavuşmamız ancak DOKSAN ALTI YIL sonra gerçekleşti.
20 temmuz 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI ile adaya TÜRKİYENİN gücünü tam manası ile soktuk..

Arkadaşlar ben bu konuları yazarken sizlere YAŞANMIŞ bilgi ve tecrübelerimden hadiseleri aktarıyorum..
Yoksa biz bu işleri DIŞİŞLERİ bakanlığı personeli yada diğer kurumların RESMİ personelleri olarak çalışıp ordan edindiğim bilgileri aktarmıyorum..
Doğdum KIBRIS meselesi vardı zaten TÜRK DERİN DEVLETİ yapılanmasının ana hatlarıda KIBRIS meselesi ve davasından ağırlıklı  olarak  1950 li yıllardan sonra oluşmuş bir yapıdır.
Kıbrıs davası o kadar mühim bir konudur TÜRKİYE için..
Kıbrıs davası mühim olduğu kadar KIBRIS adamızın halkıda 1878 yılındaki BERLİN anlaşması ile İNGİLİZ esareti altına girmiş aslında adadaki iki toplum TÜRK ve RUMLAR İngiliz devletinin bayrağı altında 1960 yılına kadar yaşamışlardır.

1960 yılında kurulan iki taraflı KIBRIS CUMHURİYETİ ile ada İngiliz esaretinden kurtulmuş ve iki toplumlu demokratik meclisle yönetilmeye başlamış fakat kısa zaman içinde karanlık bir el her zamanki gibi bugünde başımızda olan EOKA-B tehdiş ve terör örgütü tarafından TÜRK halkı hedef alınarak özellikle 1963 kanlı noel hadiselerinden sonra adada iki toplum arasına kara kedi girmesine sebeb olmuştur...
EOKA-B örgütü ENOSİS düşünce yapısı ile adayı yunanistana bağlamak isteği içinde hareket eden bir örgüt olarak tehdiş eylemlerini ilk GENERAL G.GİRİVAS liderliğinden sonrada  ALBAY N.SAMSON ile 1974 kıbrıs barış harekatına kadar gelmişlerdir..

Tabi EOKA örgütü ile mücadele için adada 1963 yılından sonra TÜRKLER tarafından oluşturulan TMT(TÜRK MÜCAHİT TEŞKİLATI)  TÜRKİYEDEN özellikle başta ÖZEL HARP DAİRESİ ve MİT kurumlarınca artık son noktaya gelen sabırlar tükendikten sonra  KIBRISTA mücahitleri organize etmek ve teçhizatlandırmak için çalışma yürütmüşlerdir..
Bu sadece KIBRIS ve TÜRKİYEYİ kapsayan bir hadise değil tüm avrupadaki TÜRK yapısı  1963 ve 1974 yıllarındaki sürece katılmış ve nihayetinde 1974 yılında çok zorda olsa adaya ilk çıkartma gemilerinin kapaklarını sahile vurarak zorlu ve çetin bir çarpışma ile adaya TÜRKÜN ayağını atmalarını sağlamıştır…

Bugüne geldiğimiz MAĞLUBİYETTE aslında o günlerin YARIM GALİBİYETİ ile bizi ve KIBRIS TÜRK TOPLUMUNU tam 42 yıldır DÜNYADAN TECRİT edilmiş şekilde esir etmiştir.
Türk halkını dünyada tanınmayan bir devlet sütatüsü ile kırk iki yıl TÜRK toplumunu yine İNGİLTERENİN kucağında yaşatmışlardır..
Ambargo ve kuşatılmışlık halinde yaşayan TÜRK TOPLUMU maalesef ticaretten,sanayiye,sosyal ilişkilerden spora tanınmamışlığın getirdiği dünyadaki  bir durumla tecrit edilmiş ve ezik bırakılmıştır…
Bunun sebebi ne söyleyeyimmi.
Maalesef merhum BÜLENT ECEVİT beyefendi ve yakın çalışma arkadaşları..

Arkadaşlar beni tanıyorsunuz fazla laik ve dini vecibelerimi yerine getirmeyen bir insanım..
Ama doğru,doğrudur,yanlış ,yanlış..
Bugün MERHUM NECMETTİN ERBAKAN ve dönemin harekatı planlayan ve icra eden TSK komutanlarına bırakılsaydı bunlar başta ORGENERALLER SEMİH SANCAR,EŞREF AKINCI,KEMAL KAYACAN,EMİN ALPKAYA bugün

                  


 kaybetmek üzere olduğumuz bir KIBRISIMIZ olmayacağı gibi Kıbrıs toplumuda 42 yıldır ezilmiş ve tecrit altında bir yaşam sürmiyeceklerdi…
O günlerin icra edilecek harp planlarını CENEVRE ve LONDRA da kesintiye uğratan dönemin BAŞBAKANI  merhum  BÜLENT ECEVİT beyefendi ve DIŞ İŞLERİ BAKANI merhum TURAN GÜNEŞ beylerin nasıl bir gaflet ve yanlış tutum içinde adaya çıkan birlikleri icra edilecek harp planlarını icra ettirmeyip harekatı yarıda kesmesi neyle izah edilir...
                      

TSK komuta kademesinin baskılarına bile dayanarak adaya kapak atmış birlikleri riske sokarak denize dökülmesine neden olucak bir olayı direterek birliklere ateşkes emri verdirtmişlerdir..
20 temmuzda adaya çıkan birliklerimiz 8 ağustos günü verilen ikinci harekat emri ile rahatlamışlar tam 15 gün adada büyük bunalım geçiren birlik komutanları ve harekatı yöneten kurmay kadro şimdiki sınırlarımıza gelerek geriden gelecek kuvvetlerin rahatlıkla güvenli konuşlanmasını sağlamışlardır..
Dahada askeri riskleri ve yapılan stratejik siyasi hatalara dayanan hadiseler var burda şimdi konumuz değil..
Başbakan yardımcısı merhum NECMETTİN ERBAKAN FETİH HAKKIMIZI KULLANDIK adaya çıkış yaptıktan sonra adanın tamamına TÜRK ORDUSUNUN girmesi ve ayak basması gerekmektedir açıklaması,kamuoyunda sulandırılarak basında konu edildi ve KIBRIS DAVASI bugün değil o gün kaybedildi..

Sebebi bunu herkes merhum NECMETTİN ERBAKAN beyin kendi fikri zannediyordu,aslında bu GENEL KURMAY başkanlığımızın harp planıydı.
Tüm komutanlar bu harp planına göre birlikleri hazırlamışlar ve ellerinde ona göre icra edilmiş ele geçirilecek yerlerin harekat planları hazır muharebe alanlarında kullanılmak üzere ilgili karargahlara teslim edilmişti....

Türk milletinin  kansızıda bitmez aslında KIBRIS harekat planları eski bir yazımda var 1972 yılı sonunda DENİZ KUVVETLERİMİZDEN bir yüzbaşı tarafından taslak halinde AMERİKALILARA sızdırıldı onunda sonunda maceralı hadiseler var ilk yazılarımda yazdım..
Maalesef ülkemizde AMERİKA veya İNGİLTERE devletleri için ihanet edersen MÜKAFATI var büyük, CEZASI yok..
Hainleri çıkartanların yada yakalayanların ANALARI yanmış..))?
O gün adaya tam kapsamlı giriş yapıp BAF,LİMASOL bölgelerinin tamamını kapsıycak şekilde girsek sonraki müzakerlerde yavaş yavaş anlaşarak KIBRISTA kalıcı bir planı o gün DÜNYANIN önünde ORDUSU MUZAFFER bir DEVLETİN yöneticileri olarak yapsaydık bugün KIBRISTA durumumuz NET olucak ,KIBRIS TÜRK HALKI bu sıkıntıları çekmiyecek belkide içindekilerinin  bir kısmı ANAVATAN TÜRKİYE için olumsuz düşüncelere sahip olmuyacaktı….
O gün doğanlar bugün kırk iki yaşında bu AMBARGOLAR ve TANINMAYAN DEVLET pisikolojisi bambaşka bir nesilin orda gelişmesine neden oldu..
Bugün pazarlığı yapılan karşılıklı mülk hakları ve KAPALI MARAŞ,OMORFO(GÜZELYURT) ve KARPAZ bölgelerinin bir şekilde RUM devletine geçmesi ile adada TÜRK toplumunun geldiği noktayı ve sonrasını tahmin edemiyorum belki 1960 anlaşmasından bile geriye düşmüş olucaz..
KIBRIS TÜRKTÜR TÜRK KALACAK sloganından geldiğimiz nokta KIBRIS İNGİLİZDİR, RUM ile kalıcak noktasına gelicez,içim yanarak söylüyorum…
Tabi benim çocukluğum ve sonrası KIBRISLI DERİNLER ile geçti..
Kıbrıs küçük yer eski KIBRISLILAR bilir LEFKOŞE de merhum ONUR bey vardı RENKLİ DERİN, derdim ONUR ağbi hakkında arkandan ileri geri konuşuyorlar, onlar beni kıskanıyorlar ben barış harekatında karargahta BAYRAKTARLIKTA emir subaylığı yapıyordum,onlar dağda bayırda geziyorlardı ondan beni KISKANIRLAR siz bilmeniz derdi..))
                                  

Yıl 1982, siz gülün derdi SİBEL SİBER geliyor yetişiyor derdi hakikaten yıllar sonra ONUR ağbinin dediği oldu sayın  DR.SİBEL SİBER hükümet kurdu KKTC BAŞBAKANI oldu…)

Kıbrısa 1996 ve en son 1998 aralık ayına kadar devamlı gittim geldim.
O dönemle ilgili çok ciddi anılarım ve yaşanmış güzel hatıralarım var.
İlerde kaleme alıcam nasıl TÜRKİYE içinde hatalarımızı ve sevaplarımızı götürüyorsak aynı şeyleri 1974 yılından sonra KIBRISA da taşıdık..
O yıllarda çok önem haiz eden işler yaptığımız için birinci dereceden raporlarımız geçerli oluyordu.

1996 yılından sonra devamlı şekilde KIBRIS ekonomisinin güçlenmesi için kumarhanelerin KIBRISA taşınması konusunda aslında hiç alakam olmayan bir konu olsada rapor vermem bununda karşılık bulması ile KUMARHANELER KIBRISA taşındı,taktirini KIBRISLILARA bırakıyorum iyimi oldu kötümü oldu yoksa MİLLİ güçlerimizin karşısına İNGİLİZDEN hariç kuvvetli bir güç dahamı diktik?

1990 senesinin MART ayında Arapçayı kırk yaşından sonra öğrenen bir BARON ile sohbet ettim.
Unutmayın bir DERİNİN ölümü çok büyük değişim sağlamaz ama birden çok DERİNİN ölmesi ile YÜZ YILLIK bilançoda değişikler yapar....
Gelecek günlerde ZEKİ dedi iki konu çok karlı olacak,biri SİYASET öbürüde BANKACILIK…!

Gerçekler vadisinde kalleşlik ve arkadan vurmakla BARON olunur…
BARONLAR BOYNUZ KULAĞI GEÇSİN diye önlerindekini ortadan kaldırırlar..

Onun için DUYDUĞUNUZ hiçbir şeye inanmayın artık dünya öyle olduki GÖRDÜKLERİNİZEDE inanmakta emin olmayın….
Bana inanın neden biliyormusunuz,savunduğum fikirlerim hiç değişmedi son yirmibeş yılda…?
KIBRIS DAVADIR,TÜRK MİLLETİNİN HAKLI DAVASIDIR….
                 


ZEKİ ARSLAN..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder