19 Kasım 2016 Cumartesi

CAFE&SANTA MARİA…

                          

Sevgili takipçilerim hepinize iyi Pazar günü geçirmenizi diliyorum.
Umarım mutlu ve güzel günler refah ve bolluk bereket ülkemi eninde sonunda yakalayacaktır inancını taşıyorum..
Yazıma girmeden evvel bir konuya değineyim.Biliyorsunuz istihbarat görevlileri açıklama genelde yapamıyacakları için özellikle BASIN ve YAYIN organlarında dostluk kurdukları gazeteciler ve medya yöneticileri üstünden kendi söylemlerini ve fikirlerini hatta kavgalarının açıklamalarını SERVİS ederler..
İstihbarat literatiründe MAHALLENİN DELİSİ kavramı vardır,işte böyle kelimeleri zayıfta olsa sallayan bazı MURAT ına ermiş arkadaşlar var ben onları ta FRANSADAKİ FRANSIZ haber elemanlarından iyi bilirim,DERİN İSTİHBARAT böyle bir şey PARİS^e gitmeden PARİS li olmak..
                                   

13 mayıs 2014 tarihli KASAP MURAT rumuzlu yazım var okuyun ne kadar isabetli bir yazı olduğunu anlayın..
Türkler ORTA ASYA dan göç yollarına çıktığından beri göç esnasında her dönemde AKINCILARI kullanmışlardır.

Göç edicekleri noktalara önce  AKINCILARI yollayıp yol güzergahı üstünde çeşitli lojistik destek ve bilgi haber alıcakları yerleride oluşturmuşlardır..
                                


Türkler VİYANAYI kuşatmış düşürememiş ama ondan birkaç yüz yıl evvel AKINCILARLA ALMANYANIN iç derinliklerine kadar girip geri çıkmışlardır..
Son yıllarda AKINCILARIMIZ malesef RAYDAN çıkınca işte sonuçları
                         

 ortada ilk önce tarihi duraklama mekanları gittikten sonra artık düşman buraları içerden düşürünce, AKINCILAR üstünden MİLLETİ maalesef BOMBALADILAR..
Gelelim CAFE&SANTA MARİA konusuna.Bu CAFE çok eski bir mekan olup rahmete kavuşmuş bir İstanbul beyefendisi HÜSEYİN ağbi ( istihbarat jargonu kod) büyüğümüz tarafından 1950 li yılların başından 1995 yılına kadar işletilmiş ve sonra devredilmiş bir mekandı
                             
.
Özellikle HÜSEYİN ağbinin çalıştırdığı soğuk savaş döneminde çok önemli insanların hergün kısada olsa soluklanıp, kısa zaman sohbet ettiği küçük bir mekandı..
Şu anda MİT kurumunda üst seviyede operasyonel görevler yapan bazı kişilerin yine MİT emekli babalarıda o yıllarda görevli oldukları dönemde veya sonra bazen buralara uğrar bir çay kahve içerlerdi.
Yine böyle bir gün çay içmeye gittim bir beyefendi takım elbiseli yaşı büyük bir insan kahvesini içiyor,beni süzdü süzdü en sonunda patladı sordu?

Sen OSMAN beyin oğlumusun o zaman babam rahmetlik evet dedim.Nerden anladınız aynı babana benziyorsun dedi,güldüm..
Ne iş yaparsınız dedim,MATBACIYDIM emekli oldum,şimdi AKBANK istihbarat şefliğinde çalışıyorum..
Güldüm oldu AMCA dedim,ayrıldık..))
Hüseyin ağbi biraz şaşkın, eski kiracım uzun zaman benim ikinci evimde kiracım olarak oturdu ZEKİ dedi.))
Anladım ağbi bu beyefendi kurumdan dedim, bu sefer o güldü o zaman yaşıyor merhum SÜLEYMAN SEBA nında yakın arkadaşıdır diye bayağı maceralarını anlattı..

Tabi soğuk savaş dönemi MİT o yıllarda şimdikinden farklı bir pozisyonda en azından HALK tarafındanda hatta kamu ve özel sektör tarafındanda GİZEMLİ ve ÜRKÜTÜCÜ teşkilat..
MİT adını söyle kimlik gösterme geç git günleri..))
MİT en aktif bölümlerden biride teknik takip tarassut şubesi.Genelde bu şubeye bağlı ekipler bu bölgede yoğun çalışıyor..
Tabi yorgunluk atmak içinde bu cafeye zaman zaman geliyorlar.
Orda çoğu ile tanıştık,fakat bu şube MİT en hassas bölümüdür, bunların kurumun diğer operasyonel yapısı ile herşeyi ayrıdır.
Çünkü aynı zamanda kurumun iç güvenliğinide bu yapı sağlamaktadır…
Sayın MEHMET EYMÜR türkiyede bu konuda çalışmış,istihbaratın bu dalında en kıdemli ve bilgili insandır.
Özellikle soğuk savaş yıllarının en sıcak günlerinde bu şubeyi yönetmiş ESKİ TÜFEK bir büyüğümüzdür.
Anlattığım yöreyide en iyi bilen bir insandır.Araba kapısının döşeme aralarına dinleme cihazlarının yerleştirildiği dönemin en kıdemlilerinden…))

Tabi bu arkadaşların amiri o yıllarda  D.K da benim bir büyüğümün öz yiğeni ama benimle samimiyeti yok..
İşte bu yıllarda o zaman şubenin gurupları gece,kar,kış,soğuk demeden çalışıyorlar zor zamanlar..
İmkanlar az birkaç MURAT 131 şahin modeli araba, telsizler MOTOROLA onların zulası deri şemsiye kılıfları.
.
Takip şubesinde çalışanlar telsizleri konuşarak kullanmaz.Anons edilen şifreli kodlu rakamlarla aralarındaki frekanstan dinleyerek hareket ederler gurup amirlerini direktifi ile.
Mesela 51-10 hedef hareket etti hazır olun..
52-11 hedef sizi geçti çıkış yapın istikameti sizden taraf veya ters yönde.
Bu sistemde frekanstan RAKAMLAR geçilir ve gurup ona göre hareket eder.

Uzun yıllar tabi temasımız oldu bu arkadaşlarla,bazıları oturduğum sempten arkadaşlarımın yakınları bu arkadaşların genelde o dönemde SİLAHLI KUVVETLER üst personelinin akrabaları yakınları.
Bazılarının ekonomik durumuda iyi sevdiği kızı babası almadı diye dükkanı kapatıp,amcasının desteği ile teşkilata giren var.
Kimisi sempte taksicilik yaparken istediği kızı vermemişler mesleği beğenmeyip onun hırsına amcası,babası devreye girmiş kuruma sokmuşlar..
MİT geneldeki personel ya kırık aşk yarasından kuruma girmiştir yada istediği kızı alabilmek için,bayanlarda  olay farklı kurum hüviyeti yaptırımım olur, istediğim gibi adamı alır idare ederim diye kuruma başvurup meslek uzmanı olarak giriş yapmıştır..
Aslı hep KIRIK KALPLER HİKAYESİ..))

Neyse yıllardan 1988 yılı ASIM isminde bir arkadaş var o dönemde gurup amiri olarak çalışıyor,çok iyi niyetli efendi temiz arkadaş arada geliyor benim mekanda oturuyor biraz sohbet ediyoruz çay içiyoruz birde bir arkadaş var SÜREYYA isminde arada oda geliyor hatta o aralar kolleksiyonerliğede sardı bazı objeler topluyor..
Fakat sonraki dönemlerde ASIM ağbide bir sıkıntılar ve sinir stres başladı.
Bazen geliyor,kendi kendine kıpkırmızı oluyor küfür ediyor.Fazlada sormayız istihbarat faliyeti yürütülenler bilir kimse kimseye mesleki konuları ve ne olduğunu üstüne vazife değilse sormaz..
ASIM ağbi aniden alkole başladı cebinde votka şişesi taşıyor ve görev esnasında içiyor…

Bir gün geldi dedi ZEKİ kardeşim şurada iki tek atayım tabi asım ağbi dedim.
Tabi bu arada onların karargah genelde CAFE&SANTA MARİA,ordan boşluk yaparsa bana geliyor..
Alkol alırken yine söylenmeye başladı,halden anlarız bu alkolün o yıllarda ordünaryüsü değilim ama doktorasını yapmışım.
Dedim ne oluyor ASIM ağbi,dedi ZEKİ şu kadarını bil üstümüze vazife olmayan işlere bizi yolluyorlar.
Bu işler bizim vazifemiz değil.Tabi prensip gereği ben yine bir konu soramadım.

Bir keresindede SÜREYYA ile ikisi geldiklerinde aralarında aynı konuyu tartıştılar aralarındaki söylem bu işler bizim vazifemiz değil.
Sonra bu ekipten nedense aniden ASIM ağbi ile SÜREYYA kardeşim tayinleri çıkarak ASIM MARDİN bölgesine SÜREYYADA MUŞ bölgesine tayin oldular.
Sonra öğrendimki birkaç yıl sonra ikiside rahatsızlıklarından dolayı rahmete kavuşmuşlar,allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun..
Bu konuyu burda bırakıp elim ve hain bir terör saldırısı ile ilgili ilginç bir anımı anlatarak haftayı bitireyim size..
                                

6 eylül 1986 tarihinde İSTANBUL da karaköydeki NEVA ŞALOM SİNAGOGUNA elim ve kanlı bir TERÖRİST saldırı oldu.
O gün 20 ye yakın vatandaşımız bu kanlı terör saldırısında hayatını kaybetti.

Cafe&Santa Maria nın birde devamlı  müdavimi meşhur fotoğrafçı J&B(kısaltılmış reel isim).
Toprağı bol olsun seksen sesiz yaşında 2008 yılında kaybettik.
Mösyö J&B çok tanımış bir fotoğraf ustası bizi ailece tanır,babamın gençliğini benim çocukluğumu bilir..
Aynı zamanda SİNAGOGUN resmi fotoğrafçısı olarak 50 yıldan fazla bu işide  mesleki yaşamının beraberinde götürmüştür…..
Çok iyi dünya iyisi espirili,şakacı bir insandı..
                     

Her sabah CAFE&SANTA MARİA ya gelir sadece kendisi için bulundurulan özel fincanıyla az şekerli kahvesini içer sohbet eder ve işinin başına geçer..

Bir sabah oturuyorum,elimde HÜRRİYET gazetesi sanırım 7 veya 8 eylül baskısı SİNAGOG içinde kanlı yaşanmış saldırıyı çeken foto muhabirlerinden biri merhum J&B beyi sutun arkasından sanki gizlenmiş bir şekilde fotoğraf çekerken oda tüm konuyu fotoğraf karesine almış.
Enteresan bunuda gazete baş sayfadan basmış.
Ben bunu okuyupta görünce bir muziplik geldi aklıma aldım gazeteyi gittim CAFE&SANTA MARİA ya oturdum..
Hüseyin ağbi ile sohbet ediyorum bir yerdende J&B bekliyorum en sonunda geldi ,kahvesi önüne servis edildi içerken dedimki ağbi hayırlı olsun bak gazetede çıkmışın.
Bir baktı çok sevindi,gülüyor ama dedim MÖSYÖ J&B sen burda öyle bir çıkmışınki sanki gizli bir faaliyet yürütüyor gibi şimdi bu gazeteyi herkes okuyor teröristlerde okuyor,ya yanlış düşünürlerse..
Bir anda hava buz gibi oldu,ben gideyim ağbi işlerim var dedim kalktım..
Akşama  kadar bir geliyor  bir gidiyor çıldırdı diyor HÜSEYİN ağbi, gülüyor..
Ertesi günü bir geldim MÖSYÖ J&B elinde bir hürriyet gazetesi sayfaları çevirdi büyük bir ilan..

Ben J&B uzun yıllardır İSTANBUL NEVA ŞALOM SİNAGOGUNUN resmi fotoğrafçısıyım,dünki resim tesadüfen çekilmiş amaçsız bir karedir diye, yanlış anlaşılmalara karşı ilan vermiş.))
Hüseyin ağbi ve diğer herkes katılarak gülüyoruz,hayatta olmayan herkesin mekanı cennet olsun…!!
Bir çok resmi ve özel kurumdan ödül almış bir fotografçıydı J&B.
Buna TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) de dahil..
İşte CAFE&SANTA MARİA dan yaşanmış gerçek ZEKİ ARSLAN öyküleri..
Hepinize tekrar iyi pazarlar..
KA.ORD:) Hazine saklanmazmı:))
                        

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder