15 Ekim 2016 Cumartesi

KURTLARIN DERİN YOLU…

                                              

Sevgili takipçilerim,hepinize mutlu,huzurlu ve bir o kadarda eğlenceli bir Pazar günü diliyorum..
Sıkıntısı olan tüm takipçilerimin bir an evvel sıkıntılarını üstünden atmasını ALLAHTAN  niyaz ediyorum…
Bu hafta sizi DERİN VADİLER ve KANYONLARDA gezdireceğim eskiye götürüp..

Arkadaşlarım her insanın hayatı doğduğundan,ölene kadar bir emek,zahmet ve yüktür..
Allah bizi yaratırken bulunduğumuz DÜNYADA üstün varlık olarak yaratmış ve bize bazı yetenekler bahşetmiş..
İnsan bu yetenekleri ile EMEK harcayarak bu dünyada bir yer ediniyor kendine göre bir çaba sarf ediyor..

Maalesef ülkemizde özellikle 1950 AMERİKAN MARŞAL yardımı neticesinde gelen SÜT tozları ile büyüyen bir nesilin gelişmesi ve bir yerlere gelmesi ile tezahur etmiş  hayatın içinde yaşayan insanlarız hepimiz.
Maalesef bazılarının ANA SÜTÜDE bozuk olup erken şekilde bu AMERİKAN SÜT TOZLARINI içmeye başlayınca genetik gelen RUH bozukluğunun beslenme yolu ile iyice mutasyonundan KİRLİ ve ŞEREFSİZ bir insan tiplemeleri çıktı,ülkemizin son dönemlerinde...

                              

Bunların ideolojisi olsada aslında bunların en büyük ideolojileri BATI EMPERYALİZİMİ ve SİYONİZİM için ülkeyi pazarlamak kendi ve yakın çevrelerini çalıntı emek ve maddiyatla beslemek..
Bunların yüzüde kızarmaz SİYAH MAMBA gibi yüzlerine ZEHİR tükür YARABBİM  sen büyüksün nelere kadirsin derler..))
                                     

Özellikle son yirmi yılda bir çok defa kendi vatanımda hiçbir zaman hak etmediğim bazı DERİN YAPILARIN ağar hayati saldırısına uğradım,canım pahasına.Bunların daha ağar maddi,manevi nedenlerini açıklıyacağım ülkemizin güvenlik ve huzurunu koruyup kollayarak..
Burdan özelikle bazı DERİN DEVLET görevlilerinede mesaj geçeyim uzaktan sempten veya hısım akraba vasıtası ile yine uzaktan tanıdığınız sizinle aynı TRENİN KOMPARMANINDA hiçbir zaman olmamış kimselere devamlı komplo operasyonlar yaparak ULUSLARARASI raporlarda ve CERİDELER üstünde oynayarak buraya kadar geldiniz.
Rahmetli merhum BÜLENT ECEVİT beyin muhterem merhum ANNESİNİN evinin köşesinden ve merhum beşinci CUMHURBAŞKANIMIZ CEVDET SUNAYIN köşkünün köşesinden A…. Örekelerini gösteririm alt kadrolara kadar, AĞAR gelir uyandırayım.(Binalar değiştide,yaşananlar  değişmez)
MUHAMMETİN selamını bile bana getirmeyin,1 metre yakınımda olsanızda.KOMPARTMANINIZA çekilin,AĞAR konuşurum…!
                                

Neyse biz gelelim tarihten derin gerçek yaşadığımız hikayelere.
1982 yılı ÇINAR OTELİNDE komi olarak çalışıyorum eşsiz bir çalışma personelimiz var hepsi ayrı bir usta,hepsi ayrı bir karekter hepsi sanki SİYAZ BEYAZ perdenin ayrı aktörleri.
                                      

İçlerinden bir adaşım var ZEKİ isminde benden 3 yaş büyük ,kendisi KARS kökenli,dünya iyisi bir arkadaş.

Hep beni kollar,kaçırır bana yardımcı olur çünkü bu işlerde kıdemli,sebebide bu işi yapan diğer akrabaları beni başka yerden tanıyor.                     (ORJİNAL RESİMDİR,BİRGÜN ALKOLLÜ BUNALIM HALİNDE BU HALE GELDİ,SABAHI KURTARABİLDİĞİM)

Onlarda demiş ZEKİ bizim küçük ZEKİ ye oralarda sahip ol biraz aklı evveldir,ne halt yiyeceği belli olmaz,oda bana sahip çıkıyor.
Beraber bulaşık yıkamaktan tutun,servise çıkmaktan bir otelin SERVİS alt yapısında ne varsa hepsinde günde en az on sekiz saat çalışıyoruz.
                                   

Birde barmen ağbimiz var o zaman BARMEN mesleği konusunda duayen olmuş HAYRETTİN isminde oda KARS kökenli.
Tabi o yıllarda yine kendi tesislerimizde BARMEN ustadı KANBER var KARS lı terekeme bir arkadaştır.
Gece sokağa çıkma yasağı başlamadan 1 saat evvel içki servisi durdurulur. İçki vermeyince  BARMEN KANBERE hep bir ağızdan tempo tutarız…..

Tempo KANBER BİRA gönder,KANBER BİRA gönder...
Kanber biraları yollamazsa içimizde sapıtmış varsa başlar KANBER….)))
Benim kısa staj dönemim bitip ayrılıdıktan sonra ZEKİ kardeşimi merhumu zaman zaman görüyorum ama akrabaları ile aynı tesiste devamlı olduğumuz için haber alıyorum kendisinden…
Aradan hatırladığım dört yıl geçti bir gün FEYYAZ geldi,o zaman devamlı aynı ortamdayız şimdi FEYYAZ uzun zamandır METROTEL rütbesinde çokta alemlerde bana jestleri vardır kardeşimin…
Feyyaz  dediki,ZEKİ kardeşim sorma sana kötü haber vericem..
Hayırdır FEYYAZ dedim,dedi ZEKİ yi öldürdüler!!Nasıl ya dedim.
Biliyorsun BAKIRKÖY de sahilde İSTANBUL CAFE vardı orda çalışıyordu.
Evet dedim,işte orda çalışırken beraber çalıştığı bir arkadaşı DİYARBAKIRLI kafasına sert bir cisimle arkadan vurmak sureti ile öldürmüş.

Polis tutanaklarındaki ifadesi anlık bir münakaşa oldu,sinirlerime hakim olamadım vurup öldürdüm diye emniyet ve yargıya ifade vermiş.
Çok üzüldüm,sordum peki mekanın sahipleri kim.Dedi Malatyalı Ö.L.T  isminde bir yeraltı dünyasının önemli ismiymiş.
Arada bir feyyaz ile ve diğer RAHMETLİ ZEKİ kardeşimin yakınları ile konuşuyorum mahkemeye gidiyorlar bilgi alıyorum..
Yıl 1988 yer FINDIKZADE o aralar YUSUF(kod adı) dayımla DEVAMLI Diyarbakırlı eski cinayet masası şeflerinden İSMAİL(kod adı) ağbinin kumarhanesine gidip geliyorum..

O yıllarda bölgenin en namlı kumar mekanı olduğu gibi AKSARAY ve FATİH,TOPKAPI civarı esnafı ve namlı yer altı dünyası isimleri buraya akıyor..

Bende gider YUSUF dayı ve diğer Diyarbakırlı ağbilerimle sohbet eder çay kahve içerim..
İşte o aralar caddenin tam karşına merhum Ö.L.T yeni bir mekan açınca üç katlı çok lüks bir kumarhane tüm müşterinin büyük bir kısmı o tarafa aktı.İsmi mekanın MALİBU….!
Tabi bu Ö.LT çok eski yer altı dünyasında tanınmış bir isimmiş banada anlatıyorlar,bölgede TOMBALACILIKLA bu işlere başlamış,hayatın en alt katmanından bu işlere girmiş.
Yusuf ağbime gençliğinden çok hürmeti var ,ağbiside KEMAL(kod adı)
Yusuf ağbimi çok seviyor.

Neyse yaşım küçük bu sefer bu kumarhaneye uğramaya başladım gösterdiler bana merhum Ö.L.T çok ciddi yüzü gülmeyen sert birisi.
İşindede çok ciddi hareketlerinden anlaşılıyor..
O aralar çok ağar başlı bir Diyarbakırlı arkadaşla orda tanıştık çok mütevazi,kibar,saygılı efendi bir insan,ismi MURAT (orijinal)..
Birkaç defa çıkıyoruz karşılaştık oda benle minübüse biniyor bakırköye geliyor.
Bir gün sordum YUSUF ağbi bu MURAT isimli arkadaşla yola gidiyoruz,bizim tüm DİYARBAKIR çevresinide tanıyor,neyin nesidir diye sordum..
İyi bir arkadaştır dedi ama başında iş var.Hayırdır dedim..
O bakırköye senle niye geliyor biliyormusun dedi yok hiç konuşmadım dedim.

Akıl hastanesinin tutuklu servisinde yatıyor.Peki dışarıda nasıl takılıyor,sabah çıkar,akşam belirli bir saatte koğuşa geri döner orda müşade altında gözüküyor.Burası TÜRKİYE dedi..
Peki şuçu ne diye sordum? AĞA nın Bakırköy sahilinde İSTANBUL CAFE diye bir yeri vardı orda KARSLI bir garson çocuğu öldürmüş dedi..?
Kıpkırmızı oldum ama hiç YUSUF ağbiyede hissettirmedim.Murat arkadaşlada sohbetlerimiz devam etti,birkaç defa sezdirmeden derinlemesine konuştuğumda insan sarrafıyım bir kaza oldu desede onun bunu yapmadığını sadece üstlendiğini hissettim,hiçbir zaman açık bir beyan alamadıysamda.

Sonraki yıllarda gelişen o büyük muhteşem TÜRKİYE yer altı değişimini başka metodlarla izlediğimden bu bölgeden uzak kaldım.
Ama devamlıda uzaktan takibim oldu,MURAT bey  daha sonra DİYARBAKIR a dönerek kendi doğduğu ilçeye yerleşip orda bir mekan kurmuş evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuş!!
Tabi bu olayların DERİN VADİLERDE devletin çeşitli katmanlarına giden yol haritaları var,tabi biz yeraltı dünyası içinde rant elde etmediğimiz için sadece izlenimlerimiz oluyor zaman zamanda insan HAYATLARINA zarar gelmesin diye bulunduğumuz ÖRTÜLÜ  faliyetlerden bazı hadiselere şahit oluyoruz..
Sakın şunu unutmayın DERİN VADİLER ve KANYONLARDA kim derse burada siyonizim yok derin siyaset yok yalan söyler.
Özellikle paranın döndüğü ortamda her zaman siyonizim orda çeşitli maskeler ve kılıflarla vardır..

Yine herkesin bir dizide çok etkisi altında kalmış olduğu bir DİZİ KAHRAMANININ kafa kesme sahnesi bıçakla benimde bir konudan 1989 yılında tanıdığım MALATYALI önemli bir uluslararası ailenin ferdi D.K nın, ŞİRİNEVLERDEKİ kumarhane mekanında  sonradan merhum C.A isimli bir yeraltı dünyası liderinin hasmını o ortamda vurup kafasını kesmesi hadisesiydi….

Olay anında orda olan bir arkadaşım tüm olayı bana o esnada aktarmıştı.
C.A o dönemde istanbuldaki önemli bir MİT ünütesinin ve lojmanların bulunduğu giriş sokağında ayrıca bir taksi durağı işletirdi.
                                    

Eşi yine Malatya kökenli Musevi bir hanımendiydi kendisi özellikle SUSURLUK hadiselerinden sonraki yıllarda tutuklanmış ve G.A ismi ile basın yayın organlarına tutuklu kaldığı cezaevinden röpörtaj vermişti..
Son bir hatıramla bitireyim bu haftayı biraz kanlı oldu ama günümüz DÜNYASININ şartları olduğu için,anlatayım.
                                      

Kısa bir tutuklu kalma durumum oldu EDİRNE KAPALI CEZA EVİNDE.
Tutuklandıktan sonra ankaradan ceza tevkif evleri genel müdürlüğünden arayarak cezaevinde rahat bir koğuşa verilmemi istemişler.
Hikayemiz bu konularda çok ileriki zamanda peyder pey anlatırım.
Rahat geniş bir koğuş yıl 1990 senesinin son ayları,yirmi dört saat sıcak su ,duşlar,kapı baca devamlı açık, devamlı AVRUPA ve YUNAN televizyonlarını çeken uydu televizyonumuz var kırk kişilik bir koğuş yarısı boş kolay kolay kimseyi almıyorlar.
GÜMÜŞ  BABA diye Kasımpaşalı bir yaşlı ağbimiz var uzun yıllar ALMANYADA cezaevinde yatmış,tüm alemi ve cezaevi hayatını biliyor..
Gözlüklerini takmış gazete okuyor,aha yandık ZEKİ dedi.
Hayırdır ağbi niye dedim, sordum..
Al haberi oku dedi….

Okuyorum EDİRNE merkeze bağlı bir köyde yaşlı bir amca yatalak karısının kafasını kesmiş,kafayı eline alıp köy kahvesine gelmiş ve masanın üstüne koymuş..
Meselede köyün daha genç ahalisi yaşlı amcayı kızdırıyorlarmış,yıllardır hanım yatalak sen ne yapıyorsun diye alay ediyorlarmış..
Peki GÜMÜŞ BABA bizimle ne ilgisi var dedim,bunu bizim koğuşa verirler diye yakındı…!!
Yapma ya dedim,yapması yok bu iş böyle dedi.
Hakikaten ertesi günü yaşlı amcayı infaz koruma memurları koluna girmiş bizim koğuşa getirdiler.
Tam karşımda duvar kenarındaki ranzanın alt katını verdiler.
Hiç konuşmuyor ve cevap vermiyor sadece oturuyor.Gidiyorum devamlı sigara tutuyorum,yemeğini masasını meydancıya hazırlatıyoruz,çayını götürüyoruz ama konuşmuyor..
Gümüş babaya söyledim,  iki tane masamızda ucu kör bıçağımız var soğandı,meyvaydı,ekmekti doğruyoruz.
Gümüş baba dedim gece bıçakları masa üstünde bırakmayalım,birini bir arkadaş alsın,birini ben alayım..
Gümüş baba ve arkadaşlar başladı kahkaha atmaya herkes gülüyor,dedim baba ne olur ne olmaz gece halisinayon görür beyin sarar bir şey olur dikkat edelim..
Neyse ben bir hafta sonra,nakil oldum ordanda hemen tahliye oldum…
HİÇ BİR DEVRİN ADAMI OLMADIMKİ,DEVRİM BİTSİN.))


Herkese iyi pazarlar..
DR:)  Doktor kalan üç gramlık beynimi benim çilingir soframa meze yaptın))

SAYGILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder