11 Ekim 2016 Salı

KAVGAM….

                                          

Sevgili takipçilerim,mutlu bir hafta geçirmeniz dileği ile..
Dostlarım bu acil kod ile yazılmış uyarı niteliğinde bir yazıdır kaleme aldığım kısa bir yazı olucak.
Çünkü okuyanları yormadan bilgi vericem..
Birincisi yazılarımdan rahatsız olan çevreler var,yine belirteyim ben yazılarımda devlet sırrı niteliği taşıyacak bir konu yazmıyorum.
İkincisi ben hayatımda hiçbir yere yazılı  veya yemin niteliğinde SIR kapsamındaki işler için bir tahahüüt vermedim.
Üçüncüsü eğer zarar görücek bir insan hayatı varsa istihbarat jargonuna göre isim değiştiriyorum yada kısaltıyorum,yada lakabı ve baş harfleri ile veriyorum..
Dördüncü ve sonuncusu bunları yaptığım halde hala rahatsız olanlar varsa ya KISKANÇ veya ÇEKEMEMEZDİR.
Yada VATAN HAİNİ,HIRSIZ,KATİL vs suçları işlemiştir..
                             

Gelelim konuya sayın HASAN ÖZTÜRK ve sayın TAMER KORKMAZ beylerin yazısını okudum DERİN düşündüm..
                                             

Sayın MİT müsteşarımız HAKAN FİDAN bey demiştiki devlette devamlık vardır,doğru söylüyor..
İşte ben anlatıcaklarımın devamlılığının nerelere ulaştığını düşününce gülüyorum..
Kısa anlatıcam çünkü bu konuyu uzun hikaye tadında yazmıştım hatırlatma yapıyorum.
2000 yılının HAZİRAN ayı ortası İSTANBUL da yeni restorasyon olan bir yabancı misyon konsolosluğumuzdan davet aldım.
Davete icab buyurdum ve çok nezih bir şekilde eşimle birlikte karşılandım ve misafirperverlik gördüm..
Ertesi günü MİT bir arkadaşım kadrolu  mensup K.A beni arayarak eşi ile gelmek istedi iyi dedim hazırlık yaptım evde oturduk kısa anlatıyorum eşlerimizle birlikte yemek yedik..

Yemek sohbetinde aslında branşımız olmayan fakat o dönemde bize bir yerden bulaşmış olan hadiseleri konuşmaya başladık.
Hadiseler ALMANYA ile bağlantılı söylediğim hep bu kurumun başının ve yöneticilerinin yanlış yaptığı,bu işlerin hep bu ülkenin başına iş açacağını izah ettim..
Bana söylediği MÜSTEŞARIN elinde bir dosya olduğu buraya davet ettiği ALMAN SERVİS başkanının önüne bu dosyayı koyarak pazarlık yaptığı ve konuları kapatacağı oldu..İyi dedim..
Diyeceksiniz seni bu kadar alt düzeyden nasıl bu kadar üst düzey konular ilgilendiriyor,benim tarihi misyonum var yoksa ben konulara vakıfda olamam önümede gelmez..

Neyse o gece bitti,zaten hayatımız sıkıntılı devamlı hadiseler vuku buluyor yazılarımda anlatıyorum yavaş yavaş.
Fakat ben hep savunmadayım yani kendimi,ailemi,işlerimi kollayıp mücadele ediyorum..
Aradan bir müddet geçti 2001 yılı son ayı veya başı adli vukuattan çıkar,bir gece ALMAN devleti ile tarihsel bağı olan bir işadamının evinin önünden yürüyorum,aniden bir hundayi marka araçtan bir paket atıldı ve araç patinaj yaparak kalktı.

Kalkınca önümden beni sıyırarak geçti ve BOMBA patladı.
Yerden kalktım,etraf toz duman polis araçları geldi aracın eşkalini verdim,olay yerinden ayrıldım..
Belirterek gideyim o dönemde bu hundayi arabaları genelde kamuda emniyet istihbaratı veya emniyetin sivil araç kullanan birimleri çok ağarlıklı kullanıyor..

Tabi o bölgede oturan birde ALMAN uyruklu bayan var yalnız ve iki köpeği ile yaşıyor bir apartmanın en üst katında teraslı bir ev.
Bu hanfendide benim uzun zamandır dikkatimi çekiyor,çünkü entresan sakin bir yaşantısı var araç kullanmıyor,hep bu işadamının evine doğru istikamet alarak köpeklerini gezdiriyor,uzaktan zaman zaman izliyorum.
Geleni gideni fazla yok zaman zaman bir ALMAN kökenli erkek geliyor nadir ama..

En sonunda ben artık oralardan tamamen kopmuştum,bir eleman haber getirdi ZEKİ ağbi hani o alman hanım vardıya evet dedim.
Ağbi dedi evinde ölü olarak bulunmuş çok yerinden bıçaklanmış,köpekleride kadının başındaymış kapıda herhangi bir zorlama bulgusu bulunmamış..
Bu hadise sanırım 2002 nisan ayında gerçekleşti,adli evraktan çıkar herhangi bir  şuç fail yakalanmadı..
Bu hadise gerçekleştikten sonra kadere bakınki bina altı ay içinde yıkıldı yerine yeni bir bina yapıldı,binanın ölen ALMAN bayan tarafına bir haber aldım ünlü bir futbolcumuz H.Ş satın almış.
Oralarda ben olmadığım için elemanla haber geliyor,bu konular bana..
Bu olaylar olurken bir ANKARALI arkadaşım bugünlerde merhum akademisyen NECİP HABLEMİTOĞLU için çok çalışıyor MİT müsteşarı olarak düşünüyorlar  demişti,ben anlam verememiştim onunda bu yazımda açıklayım özellikle o yıllarda bu AKADEMİK düzeyde sivil birisinin MİT başına getirmelerinin ne siyasi nede kurumsal imkanı yok,dikkatimi çekmişti.

Aslında kim neye şaşırıyor ben onu anlamıyorum 2006 yılında KANAL D televizyonunda oynayan SAĞIR ODA dizisinde bu hadiselerin büyük çoğunluğu dizinin ticari getirisi için yapılan abartmaların dışında çok iyi bir şekilde veriyor diğer olaylarla birlikte..



Özellikle bir istihbarat uzmanı olarak şunu belirteyim tüm istihbarat servislerinin yaptığı şuç mahallerini örtme,karartma ve tarihi olarak gömme hadiseleri olur bu olay mahalliği temizliğinden,boya,badana ev dekerasyonundan tut bina yıkıp inşaat yapmaya kadar gider.
NEDEN!Şüphe bırakmıycak şekilde delilleri temizlemek için...
                                            

                                         
TARKAN gibi birde arkadaşlar var onları TARİHE GÖMÜCEM diye bugünlerde bağarıyorlar,ne enteresan o dönemde BIÇAK ile işlenmiş ne kadar çok cinayet var…!!

NOT:Yılların tecrübesi türkiyedeki tüm DERİN yapıların ve cinayet şebekelerinin kuyruğu birbirine bağlıdır,TASMA birkaç kişinin elinde maalesef olunca…))

DR:)

SAYILARIMLA,

ZEKİ ARSLAN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder