1 Ekim 2016 Cumartesi

ATEŞTE GEZENLER..

                               

Sevgili takipçilerim hepinize yine mutlu ve eğlenceli bir Pazar günü geçirmeniz dileği ile yazıma başlıyorum…
Aslında bu aralar size yazamayacaktım,duygusal bir kişiliğe sahip olduğum için dönem dönem yoğun duygu metaforları yaşıyorum.
Bu bende durağanlığa geçiş yaptırıyor,işte tam böyle bir düşünceler içindeyken DAĞIN ARDINDAKİ GERÇEKLER kitabının yazarı MARDİN ve bölgelerinde uzun yıllar korucu olarak görev yapan sonra bir dönem JİTEM(JANDARMA İSTİHBARAT TERÖRLE MÜCADELE) biriminde görev alan değerli kardeşim sayın BEDRAN AKDAĞ beyefendi ile tesadüf
                                   

 hal hatırlaşınca keyfim biraz yerine geldi eski günlere BEDRAN beyin yaşadığı MARDİN KIZILTEPE  de geçirdiğim zamana aklım gitti güldüm,düşündüm,üzüldüm sonra yılların nasıl hızla geçtiğini anladım. MOSKOVA da sonbahar  tabiat olarak çok güzel, insanı duygusallaştırıyor..
                                   

Askerlik yaptığım dönemde birliğimde  üç KANKA arkadaştık biri kendi köyümden SERDAR  isimli arkadaşım biride MARDİN KIZILTEPE ilçesinden BASRİ(istihbarat yöntemine göre kodlanmıştır)
isminde bir kardeşim.
Çok samimiyiz hepiniz bilirsiniz askerlik arkadaşlığı çok kutsaldır.
Basri aşiret insanı bedelli geldiğimiz içinde tüm aşireti ile beraber gelmiş biz çok azınlıktayız.
Basri çokta bonkör eli açık bir arkadaşım,deriz çarşıya çıkıyorsun BASRİ ikiyüz elli gıram pastırma getirirmisin,akşam bakarız pastırmanın kolunu almış  getirmiş.))
Yan bölükte hemşerisi şimdi merhum ŞIH DAVUT ağa var,gideriz ziyaretine etrafında yirmi adamının bedel parasını ödeyerek gelmiş yemekhanede , adamları bölüğün tabaklarını çatallarını temizler kendi oturur,çayını içer çok saygılı çok hürmetkar bir ağa idi.Gideriz ziyaret ederiz çayımızı içip kalktıktan sonra adamlarına işaret eder arkamızdan bir büyük votkamızı yollar.

Mekanı cennet olsun vatani görevimizi yaptıktan iki yıl sonra hain bir pusuda ŞIH DAVUT ağayı kaybettik.
Yani MARDİN KIZILTEPE bölgesinde böyle bir kardeşim var.
Annem söyler,doksan gün askerlik yaptılar doksan yıl konuşurlar o doksan gün içinde bu kadar konuşacak ne yaptılar anlamam der.
Yıl 1995 artık ailem ve çevrem evlenmemi istiyor yine GÜNEYDOĞU ANADOLU bölgesinden bize yakın bir ailenin çok genç kızını beğendiler ,bende beğendim benden çok genç aramızda 15 yaş fark var.
Nişan yapıldıktan sonra bazı düşüncelere kapıldım,ilerde sorunlar olabilir düşünceleri aklıma geldi , genç bir kız mutluluğu ile oynamayım diye,ANNEME rica ettim ELİF e(reel isim) hiç gözükmeden nişanı attım..
                                      

Bu konuları biliyorum aileler araya girer büyükler konuları tamir için o yüzden bana kimsenin o dönemde ulaşamıyacağı bir yere gitmem gerekli, gece evde oturuyorum televizyon seyrederken hadi bana eyvallah dedim ANNEM dedi evladım ZEKİ nereye gidiyorsun,dedim anne MARDİNE!!))
Hemen giyindim saat 01.00 suları E-5 karayoluna çıktım ordan Topkapı ilk otobüs ANKARA ya sabah indim…
Teşkilatta kimseye haber vermedim ANKARA da kimseye uğramıyacam bir tek THY (GENEL MÜDÜRLÜK) oraya gidicem eski bir dostum var FERİDUN bey güvenlik amiri uçakta bir kişilik yer açtırıcam zira o dönemde anlık DİYARBAKIR a bilet yok.
Gittim tesadüf yıllık izindeymiş İZMİR de.Ağası İZMİR de ondan!!)
Tam binadan çıktım AAAA…a… biz kimseye gözükmeyelim diyoruz ŞEREF  kardeşim ZEKİ ağbi  hayırdır yenimi geldin he yeni geldim hadi yürü gidelim ağalar ofiste ŞEREF ağbi benim işim var ısrar zor atlattım ama çaktı bir şey  sakladığımı anladı..

Ordan ANKARA otobüs garına gittim MARDİN otobüsüne bindim ama sağım solum SOBE..))
Sabah 05.00 olmadan kızıltepeye geldik orda otobüsten indim,ilçe merkezine girdim yürüyerek.
1995 senesi AĞUSTOS ayının sonu,ilçede heryer kapalı sabah saatlerinde BASRİ kardeşiminde haberi yok geleceğimden işte ben böyle avel,avel ilçeyi dolaşıyorum hükümet konağı,ilçe emniyet ve jandarma komutanlıkları en sonunda bir çay ocağı açıldı orda birkaç çay içtim çocuğa sordum gideceğim yerin tam istikamet nerde olduğunu gösterdi yürüyerek oraya gittim..
Basri kardeşimin ağbisi OKAN ve diğer kardeşi MEHDİ ile büyük bir tesisleri var o yıllarda o bölgede bu tesislerden sadece  iki adet var.
Kapıyı çaldım açıldı,bir arkadaş buyrun dedi tanıttım kendimi hemen beni misafir etti,ağasına telefon etti demiş geliyorum kahvaltı masası kurun.
Masa kurulurken can kardeşim BASRİ yetişti LO senin ne işin vardır hayırsız niye haber vermiyorsun ani geliyorsun.
Oğlum hep manyaktın hala öylesin,insan haber vermezmi ona göre karşılarız hazırlık yaparız,gülüyorum!!
Biz BASRİ ile hep görüşürdük istanbula gelirdi,akrabalarıda hep yakınımızda ben gitmemiştim..
Şimdiki eşide o yıllarda nişanlısı istanbulda benim bir yazımdaki merhum GARİP adlı arkadaşımla aynı fakültede aynı dönemde okudular o zaman GARİP le ziyaret etmiştik..

Tabi tesisin olimpik havuzunun kenarında kahvaltımızı yapıyoruz o esnada sivil üç kişi girdi içeri BASRİ kalktı onların yanına gitti müsaade isteyip biraz sohbet etti geri geldi hayırdır kim bunlar dedim,Jandarma dedi..
Güldü, Lo manyaksınya namında hemen ilçeye yayılmış yabancı olup dolaşınca ALARM verdirmişin bunlar ANKARAYA kadar eşgal atmıştır çoktan buraya ulaşmadan evvel.
Ne dedin dedim? Ne diyicem LO asker arkadaşım ziyarete gelmiş dedim.))
Bilirsin hepsi bizdendir..!!
Neyse arkadaşlar bu seyahatimde macera çok onların hepsini anlatırsak yazı bitmez,bunun birini ikisini sonra yaparız ben kısa geçiyorum..
Tabi tüm ağalar toplandı misafir gelince yöre çok misafirperverdir.
Damda kaleşle nöbet tutan bir personel var,kapımızda bir beyaz Toros var,binanın önündede bir M-113 APC(ZIRHLI ARAÇ) 12.7 mm uçaksavarı ile 24 saat esasına göre nöbette yani çok güvenilir bir yerdeyiz.
                                     

O dönemde bu 16 mermi kapasiteli tabancaları ,bölge halkı ayağı ile tekme atarak birbirine yolluyor silahtan saymıyor,MALZEME GANİ!))
Tabi öğleden sonra BASRİNİN ağbisi OKAN ağbide geldi ZEKİ hoş gelmişen ne iyi etmişsin bizimde canımız sıkılıyordu dedi.
E hadi kurun masayı dedi viskiler çerezler,birde akrabaları CÜCE SABRİ bey var neşemiz ON numara..

Akşam üstüne doğru aniden bir hava kararmaya başladı böyle keyifli oturuyoruz çok uzaktan bir HORTUM belirdi gözle görüyoruz.
Bilader yakınlaştıkça havanın şekli değişiyor en son iki kilometre mesafe kaldı masayı herşeyi bırakıp bina içine girdik..
Arkadaş hortum üstümüzden bir geçti ne masa sandalye ne elektirik direği hepsini söktü attı.

Arkasından bir hafif yağmur nasıl güzel bir hava,hemen OKAN ağbi telefon etti TEK (TÜRKİYE ELEKTİRİK KURUMU) geldi anında direği dikti enerjiyi verdi.
Personelde etrafı topladılar akşam program var sanatçı sahne alıcak tesis hazırlansın.
Tabi o güzel havada biz yine viskilerimizi yudumlarken keyifli,gecenin sohbetini yapıyoruz çok hanfendi bir sanatçı sonra tanıştım FİRUZE YAZAR hanfendi ve saz ekibi program yapıcak keyfimiz on numara hepimizin üstünde KETEN elbislerimiz havamız BİR MİLYON..!!
                              

Ama KARABULUTLAR peşimizi bırakmıyor AMK…!!
Tam viskimizi yudumluyordukki bir eleman bağararak koşuyor AĞA,AĞA OKAN ağbi sordu ne oluyor oğlum…!!
Ağa sorma tüm televizyonların haberleri bizden bahsediyor…
Ne diye bahsediyor oğlum!!
Eleman ,ağbi  ŞEHİT MARDİN İL JANDARMA ALAY KOMUTANI RIDVAN ÖZDEN in  hanfendi eşi,kocamı kızıltepedeki STAR tesislerindeki geçici köy korucuları , itirafçılar ve JİTEM personeli öldürdü,şehit  diye göstererek hadiseyi kapattılar, diye anlatıyormuş.!!
                                     

Hakikaten içerde televizyona baktıkki tüm televizyonlar, bir tane iki tane değil hepsi bu haberi veriyor sayın TOMRİS ÖZDEN hanfendinin canlı kaydını geçiyorlar…

Bir anda bina emniyet ve jandarma personeli ile doldu ortalık ana baba günü..
Biraz münakaşlar olsada özellikle emniyet personeli ile onlar tesisin bir müddet kapatılmasını istiyorlar ama bizim ağalar olmaz dedi..
Tabi ben olaya babadan FRANSIZ olduğum için bilmiyorum konuları.))
                                      

Bizim bildiğimiz HANÇER BİRLİĞİ, meğerse ilçede birde BIÇAK TİMİ denen JİTEM e bağlı itirafçılar ve koruculardan oluşan birim varmış..
                                       

Bizimkilerinde bu TİM içinde bir akrabaları varmış,oda şehit RIDVAN ÖZDEN beyin yakın korumasını yapıyormuş KADRİ isminde!
Tüm bu patırtı bittikten sonra tabi mevzu bitmiyor masada kalabalık sohbet devam ediyor,ilçe o gece adeta akıyor bu mevzudan dolayı.
Okan ağa dediki ZEKİ yani lakabın TUFAN gibi adamsın ayağın değdi ortalık ilk önce doğal yollardan, arkasından konusal fırtınaya uğradı LOOOOO,sonumuzu kestiremiyorum dedi))!
                               

Neyse program başladı sayın FİRUZE YAZAR sahneye çıktı,o günlerde çok güzel bize programlar yaptı.
En çokta popüler benim istediğim sayın EBRU GÜNDEŞ hanfendinin seslendirdiği FIRTINALAR parçasını gecede üç kereden az olmamak kaydı ile okudu..

Tabi o hafta kaldığım sürece bu konu çok konuşuldu,OKAN ağa televizyon muhabirlerini çağırarak bir basın toplantısı düzenleyip sayın TOMRİS ÖZDEN hanfendinin söylediklerinin gerçek dışı beyan olup iftira olduğunu,kendisine karşı  hukuki yollara başvuracağına  dair bir açıklama yaptı bu açıklamalarda televizyonlarda yayınlandı.
BİRADERLER , bu yaşadığımız bir hafta içinde anlatılacak çok anılar var ama yazı çok çok uzar.
O günlerde MARDİN İL EMNİYET müdürlüğünede bir ziyaretimiz oldu sağolsun bir emniyet müdür yardımcımız makamında bizi misafir etti.
Tesadüf dönemin emniyet müdürüde sayın AFFAN KEÇECİ beyefendiymiş orda öğrendim kurumdan bazı dostlarımıza çok yakın bir insandı,izindeydi kendisi…
O dönemin KIZILTEPE ilçe jandarma komutanı  em.albay sayın HASAN ATİLLA UĞUR beyefendiydi.

Özellikle geçmiş hafta sonunda yaptığı,AŞİRETLERLE ilgili açıklamasını talihsiz bir hata olarak değerlendiriyorum..
                                     

Doğu ve güneydoğu bölgesindeki aşiretlerimiz DEVLETİMİZİN her dönemde en sadık aileleri ve gücü olmuşlardır..
Askerimizin ve polisimizin en zor anlarında canları ve malları ile destek olmuşlardır..

Türkiyede yapılmış böyle talihsiz bir açıklama ile birilerinin İÇ ÇATIŞMA  konsepti düşüncelerini  perçinlemiş olmuyormuyuz..?
ŞEHİT HİRAM ABAS ölmeden evvel çıkartılan iftira kampanyası gibi mafya ile ilişkilendiren açıklamalarda çok talihsizdi, ama aynı düşünce yapısından atılan OKLARDI!

Herkese iyi pazarlar dilerim dediğim gibi bu yazının içini dolduracak çok anılarımız ve eğlenceli zamanlarımız var onlarıda ALLAHIN izni ile sıra ile zaman zaman yazarız.
DR!!

 SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.

    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder