4 Haziran 2016 Cumartesi

AFYONUN KAYMAĞI,KONYALIYIZ!

                           
       

Sevgili takipçilerim,hepinize eğlenceli mutlu Pazar günü geçirmeniz dileği ile sizlere bu hafta sosyal,kültürel,eleştirel ve derin bilgilendirici,eğleniceğinizide bazı anlarında zannettiğim bir yazı kaleme alıyorum.
Arkadaşlarım biliyorsunuz aslen köken ben baba tarafından KONYA vilayetimizin sınırlarından İSTANBUL a yerleşmiş  bir aileyiz.
Konya ili ile bağlarımız devam eder akrabalarım olduğu için,çocukluğumdada zamanımın bazı dönemleri KONYA ilimizde geçirdim,iyi bilirim konyayı!!
Konyayı  çok sevdiğim gibi KONYALILARI çok severim biz orijinal konyalılar farklı bir yapıyızdır.))
Daha evvel bir buçuk yıl evvel yazmıştım TSK(TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ) eskiden bir önemli KAPI NÖBETİ tuturulucaksa KONYALI  personelden seçerlermiş.
Sebebi inatçı bir millet olması hatta derlermişki nöbetçi koydukları KONYA lıya ,nöbete koyan tembih eder, bak seni nöbete koyuyorum yalnız ben geldiğimde bana aç kapıyı oldumu.))
Yoksa unutur nöbete onu koyanıda kapıdan geçirmez,öyle enteresan bir millettizdir.
Eskiden 1. Dünya harbi  döneminde  ANTALYA ilimizde KONYA hudutları içinde KONYA SANCAĞI yönetimi altındaydı!
                                               

Şimdi bu hafta bu mevzuya nerden geldim toplumda özellikle içimizde insanlar eleştirel olarak çok acımazsız ve aşırı mübağlalı tepkiler veriyorlar ve bunların üstünden kamuoyu yaratıp adeta görsel medyayı ,basını ve sosyal medyayı bir hakaret unsuru olarak kullanıyorlar ben buna çok tepki veriyorum üzülüyorum.
Özellikle LAİK ,KEMALİST kesimin geçmişte yaptığı bazı hataları bugün içinde KİN ve NEFRET olarak biriktirmiş büyük bir güruh ne söylense çok çabuk tepki vererek ve bu tepkilerin ahlaki alt yapısının olmaması yüzünden ,karşılıklı ortam, kamuoyundaki hava basitleşiyor seviye düşüyor yerine öyle bir durum geliyorki hadler aşılıyor konuşmalar seviyesizleşiyor..
Burda yazıcaklarım sadece beni bağlar baştan söyliyeyim kimsenin ne savunucusuyum nede karşıtlığı.
Özellikle belirteyim birinci derece yakınlarımdan hariç yakın  ailemden ve o çevreden kimse ile uzun yıllardır görüşmüyorum.
Bu benim yaşam şartlarımla ilgili, mecburen bu şekilde yaşıyorum kısacası yazdığım çizdiğim SALT benim duygularım ve fikirlerimdir.
Meseleye İSTANBULUN FETHİNİN kamuoyunda tartışılmasından başlıyacam bu konudaki ilk eleştiriyi rahmetli HASAN KAZANKAYA beyefendi 1980 li yılların ortasında kamuoyuna açmıştı ve bunla ilgilide birde kitap yazdı.

FETHİN KARANLIK NOKTALARI adı altında.
Merhum HASAN KAZANKAYA kimdir 1960 lar dan 1990 lı yılların başına kadar TÜRK sosyal hayatında gece kulübü ve restoran işletmeciliği yapmış SİNEMA sektöründe film yapımcılığı yapmış aynı zamanda antikacılık mesleğini profosyenelce başarı ile götürmüş bir İstanbul beyefendisi olduğu gibi, tüm ELİT SOSYAL çevrenin sevdiği bir dik insandı…

Tabi bu eleştirel İSTANBUL FETHİNİN o kadar büyütülmemesi gibi argümanlar sununca o zamanda kamuoyundan tepki aldı fakat enteresandır yılmadı bunu kitaplaştırdı ve yayınlattı.


                                    

Tabi şahsım ve ailem tarihle yakın ilişki içindeki işlerle iştikal edince,bizimde naçizahane bir fikrimiz var,ben bu fikirlere katılmıyorum.
Sayın DR MUSTAFA ALTIOKLAR beyefendide aynı fikirleri rahmetli KAZANKAYA gibi öne sürdü, ama bilgi ve donanım olarak bunların doğru olmadığını FETHİN büyük bir askeri başarı olarak gördüğüm gibi tabi askeri başarının arkasındanda dünya siyasetine o dönemde damgasını vurmuş büyük bir TARİHİ zafer.
                                        

Tarihçi sayın İLBER ORTAYLI beyefendide kamuoyuna çıkıp bunların yanlış olduğunun bunun nasıl büyük bir zafer olduğunu kendi entellektül uslübü ile medya üstünden açıklama getirdi.
                           

Buraya kadar herşeye eyvallah ama burdan sonra bazı televizyonlarda ve yazılı basında sayın MUSTAFA ALTIOKLARA ağır hakarethane laflar söylenmeye başlandı işte orda tepem attı.
En çok attıran neydi yav kardeşim işte bunlar BEYOĞLUN*da MİS sokak,BALO sokak,BURSA sokağında meyhanelerde içen barlarda dolaşan tipler zaten yaptığı İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDADIR filmi rezaletin son perdesi gibi bayağı bir çirkin uslüple televizyon haber programlarında konuşmalar geçti.

Tabi benimde ömrümün bir kısmı anlattım beyoğlunda geçti bir kısmı değil uzun bir kısmı.
Tabi buradaki hayat bizimde içinde bulunduğumuz yakın bir hayat,bu eleştiren arkadaşlar sokak ismi vererek eleştirdiğine göre onlarda buralarda geziyorlarki burdaki sosyal yaşamı ve dokuyu biliyorlar adreslere kadar tarif ettiklerine göre.
                                    

Artık muhafazakar dindar kesimdeki eleştiri okları son zamanlarda dengesini o kadar fazla kaçırdıki allah sağlık sıhat versin severek lale gül tv den bazen vaazlarını seyrettiğim sayın AHMET MAHMUT ÜNLÜ hoca, namı değer (CÜPPELİ HOCA) NİŞANTAŞINI eleştirirken birden demezmi birde bu BEYOĞLUNUN adamları var dedi, gerisini getirmedi.Yani toplu bir bu son zamanda muhafazakar dindar kardeşlerimizde bu iktidarın uzunluğunun verdiği birazda güç ile ufak ufak tabandada zehirlenme başladı.

Meselemiz eleştirmek veya tarihi gerçekleri aydınlatmak ise herşeye eyvallah kim ne tarihin karanlık dehlizlerini aydınlatıyorsa insanlığa büyük hizmet ediyordur.
Benim çocukluğumda bir dönem evde babam KADİR MISIROĞLU beyi okurken bir yandanda LOZAN ANLAŞMASINA katılmış İSMET paşa ile merhum DR RIZA NUR beyin yasaklı yayını, ilk basılmış eseri buldurularak okunmuş ve bu konularda toplantılar yapılmıştı.
                                          

Zaten bu toplantılardan biri vardırki  SULTAN VAHİDETTİN yakın çevresinden beraber sürgüne gitmiş kimselerin birinci derece yakınları onların uzun verdikleri  bilgiler MİLLİ MÜCADELE ve KURTULUŞ HARBİ ,İSTANBUL işgali ağızdan dökülen her bilgi gizli ortamda kırmızı deftere 6 ay boyunca elle not edilmiş ve bu defter devletin istihbarat birimlerine teslim edilmiştir yıl 1976, ben bizzat buna şahit oldum.
                                

Niye buraya geldim sayın KADİR MISIROĞLU beyefendi kendi yayınlarını izliyorum YOU TUBE den zaman zaman bu son zamanlarda islam yaşantısı ve sosyal yaşantı hakkında onda bile radikal söylemler gelişmeye başladı.
Siyaset güç kazandıkça toplumda bu siyasi ideolojinin en alt katmanına kadar bir zehirlenme getirir ve bu ideolojiler radikalleşir ve sosyal hayatta sağlıksız gelişimler gösterir daha evvel yaşadık başka ideolojilerde şimdi artık tabandada bu nüksetmeye başladı tehlikeli hadisedir…
                                     

Mesela İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDA filmini ağar eleştiren muhafazakar entellektül kesimin çıkışı çok yanlış sebebi kendi methodolijisi ve dünyasından baktığı için beğenmiyor ama zıttı bir dünya görüşü olan insan için aynı şey geçerli değil mesela ben kendim bu filmi ilk seyrettiğimde beğenmiştim.
Bende zaman zaman muhafazakar kesimin yaptığı görsel yapıtları beğenmiyorum sebebi çok basit çünkü benim dünya penceremden hadiseye bakılmıyor,ama bu doğal medeni insanların tercihleri vardır beğenmedim dersin beynimle uyuşmadı dersin ama demezsin ya yapımcı FATİH CAMİİNİN arkasındaki kıraathaneden çıkmıyor devamlı oralarda,bu AYIP olur!!
Muhafazakar dindar insanlarda anlaşılmayan  bazı şeylere çok basit hadiselere, çabuk bozulma ve tepkileri var insan şaşırıyor.
Bir basit örnek vereyim bir çekim yapıldı muhafazakar bir kanalda bende konuşmacı olarak banda konuşurken sıkıldım ve zorlandım kameralar alışık olduğumuz bir ortam değil,çekim bittikten sonra bayan bir asistan arkadaşta var ikide erkek arkadaş samimi olduğum arkadaşıma dedimki yav bir duble rakı içsem rahat konuşurum.
Fakat yüz okumalarından anında bozulduklarını ve hoşlanılmadığını bu konudan dolayı anladım.
Ayrıldım ordan ama üzüldüm çünkü orda arkadaşlar bir sürü emek verdiler,eve gittim ve arkadaşa telefon açıp kusura bakmayın yani bu konudan özür dilerim dedim, bir şey değil falan dediler ama anladımki bizim için çok basit bir kelime bu insanlar için çok ağır külfet işte burda toplumda maalesef bir anlayış farklılığı adeta bir büyük uçurum…
Osmanlı imparatorluğunu ve yaşantı tarzını sosyal hayatı çok incelemek lazım çünkü hem çok gelişmiş bir kültüre sahip hem çok renkli insan çeşidine ve zengin eğlence hayatına sahip bir medeniyet!!
Yani bize şu anda tasvir edilen hadisenin OSMANLI SOSYAL yaşantısı ile bir ilgisi alakası yok…?
Gelelim KONYA ya memleketimize oda TÜRKİYE halkı için hurafelerle dolu bir mevzu neden!

Konya denilince çok dindar,mutahasıp insanların yaşadığı bir yer sanılır son yıllarda eh işte biraz doğruluk payı olsada aslında CUMHURİYET kurulduğundan beri öyle bir kent değil…
Birincisi eski konyada ekalliyetlerin yaşadığı bir şehir ermeni ve rum azınlık bunların kiliseleride vardır.
Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte ATATÜRK ün batılılaşma hamlesi esnasında KONYA da belirli bir zümre ileri gelenleri bunu uygulamışlar ve yaşam tarzlarına bunu hızlı bir şekilde geçirmişler.
                                         

Bu aileler KEMALİST öğretiyi kendilerine rehber almışlar ve o gün yetiştirdikleri çocuklarınıda bu kültür ve birikimle büyütmüşlerdir.
Her konuda özel sektör ve kamuya cumhuriyet ile birlikte insan kaynağı yetiştirmişlerdir onun için bu aileler içinden gelen insanların farklı formdaki insanların düşünce tarzları ile anlaşmaları pek mümkün değildir,bu insanlar saplantılı KEMALİSTLERDİR.
Tabi CUMHURİYETİN kuruluşu ile birlikte çeşitli sosyal etkinliklerin yanında KONYA da spor kulüpleri kurulmuş bu kulüplerden bir taneside KONYA tenis kulübü.

Size HİCRETTE olduğum için bunları resimlerini gösteremiyorum ama sayın NATALİ AVAZYAN hanfendinin geniş fotoğraf kolleksiyonunda bu resimler bulunmakta.

Tabi o tarihlerden bu yakın özellikle 1980 li yılların ortalarına kadar KONYA kentimizde özellikle sosyal alanda bar,restoran,gece kulübü,sinema ve tiyatro gibi eğlence hayatına hitap eden mekanlar çok fazla idi KONYA gençliğide çok modern 1970 li yıllarda yurtdışındaki etkinlikleri sosyal hayatı modayı anlık takip eden bir yapıya sahipti.
İşte KONYADAKİ bu ailelerden biride sayın MUSTAFA ALTIOKLARIN ailesi idi geçtiğimiz günlerde babasını rahmet uğurladı mekanı  cennet olsun.
Benim ailemde KONYADA  tanınımış bir aile idi ,cumhuriyet ile birlikte onun ilkelerini konyada taşıyan belirli bir çevre varsa ailelerimiz en tanınmış olanlardan,sosyal hayatımız,ticari hayatımız ailelerin beraber olmuş geniş TÜRKİYEDE camia yapmıştık özellikle bir dönem…
Bunların içinde rahmetli PROFOSÖR SADİ IRMAK beyefendi bir dönem BAŞBAKANLIK yaptı tabi senatör valiler,mit mensubları ,iş dünyasından insanları KONYA kentimiz çıkardı…
                                       

Büyük şehirlere yerleşen KONYA lılarda genelde maddi durumlarına göre birbirleri ile yakın oturdular.
Ankara,izmir İstanbul gibi tabi ben şanslı idim istanbulda KONYA lıların elit üst devlette özellikle görev yapanlarını çocukken tanıdım.
Merhum PROF SADİ IRMAK bey ilede aynı sokakta otururduk, çok kibar ve ince bir insandı merhum IRMAK.
Birde allah gani gani rahmet etsin OSMAN ağbimiz vardı benim akrabamdıda KONYA mızın meşhur ETLİ EKMEK,TANDIR FIRIN  KEBABINI yiyeceğimiz zaman rahmetli OSMAN ağbimizin AKSARAY daki lokantasına ailece gideriz ,orda konyamızın bu özellikli kebablarını yeriz OSMAN ağbi ile sohbet ederiz konyadan  yeni havadisleri alırız.
                      

Bizim NETEKİM KENAN paşa bizim OSMAN ağbiye bile 12 eylülde çarptı, kime çarpmadıki..!!
Rahmetlik OSMAN ağbi 30 yıllık mekanı kira durumundan anlaşamayınca TAKSİM de yeni güzel bir mekana taşıdı rahmete kavuşunca artık mekanda kapandı…
                        

Birde ikinci dünya harbinden evvel avrupada faşizimden kaçan İTALYAN ve MACAR aileler vardı.
Bu ailelerde genelde o yıllarda avrupada üst seviyede eğitim almış mimar,makine ve diğer mühendislik konusunda yetişmiş kimselerdi aileleri ile KONYA ilimize göç etmişlerdi.
Tabi bu ailelerin geniş avrupadan kendileri ile getirdikleri kültür ikinci dünya harbinden evvel ve harp esnasında KONYANIN sosyal hayatına çok farklı bir katkı sağlamış.

Bazıları yakın evlilik yolu ile akrabamız olmuş bazı konularda uzun metrajlı filimlere konu olucak hikayeler ,bunlardan biride babamla ilgili sonra bende bazı olaylara şahit oldum buda bir MACAR ailenin genç kızının rahmetli babamla uzun ve serüveni yurt dışına taşan tutkulu bir AŞK hikayesi tabi babam o zaman bekar bu hanfendide bekar fakat bu tutkulu hadiselerin, biraz sonrası  CASABLANCA filminin konusuna tam dönüyor 
                                 


çok uzun bir hikaye yanlızca şunu ifade edebilirim bu hanfendinin sonraki eşinden olan oğlu ünlü bir sinema sanatçımız ,adını açıklamıycam kendisinin izni olmadan ama geçmişte kendisi ile görüştüm hatta özellike annesi 1986 yılında geldi beni buldu babam öldükten sonra dıramatik bir uzun görüşme oldu,hatta benim konuya vakıf olduğumu anlayınca çok duygusal anlar yaşandı……
                               

Tabi bazen ülkemizde çeşitli diasporaların vahşi saldırılarına maruz kalınca çok DERİNDEKİ yaraları tam göremediğimiz için ben bile şaşırdığım yorulduğum üzüldüğüm zamanlar oluyor.
2000 yılında bazı karşılaştığım yerleri ve mekanları gördüğümde DEJAVU olup 1960li yılların son dönemlerine  dönmüştüm aniden bazı şeyler hatırladım.
O yılların İSTANBUL MİT bölge başkanılığı SOVYET masası yetkililerinden  bazı hayatta olanların çok şeye şahit olduklarını biliyorum.))
                                          

Tabi KONYA ilimizin meşhur MERAM ilçesi aslında bizim çocukluğumuzda MERAM BAĞLARI diye geçerdi,akrabalarımın bağ evleri vardı yemyeşil meyva ağaçları her taraf bahçelerde akarsular geçer büyük kuyuları olan köy evleri vardı yazın özellikle gider serinlerdik.
                                   

Konyanın öncelikli sayfiyesiydi,şimdi en lüks yaşamın olduğu bir ilçe.
Tabi eski konyada babaannem, kız kardeşleri anlatırlardı yaşlı büyüklerimiz bu dedemler ve arkadaşları meşhur KONYAMIZIN sini üstünde köçek oynatma günleri olurmuş tüm esnaf,eşraf ,kamu toplanıp bu bağ evlerinde beylerin hanımlarıda hizmetli olarak çalışırlarmış gelen misafirleri ağarlamak için.

Babaannem çok kızardı, AK yavrum derdi çil çil altınları  oynayan avratlara dağıtırlar, bizde öyle hizmet ederdik derdi çok kızardı hatırladımı başlardı söylenmeye,şimdiki aklım olsa yaparmıyız gençtik beyimize saygı vardı derdi.
Bu KONYA da sini üstünde kadın oynatma hadisesini başlı başına büyük sanatçı sayın TÜRKAN ŞORAY tarihi konyada geçen  benzer olayın baş rolünü oynadı bir filmde,ismini hatırlayamıyorum şimdi ama seyretiğimde birebir babaannemlerin anlattığı gibiydi.
                             

Aynı konuyu birde sayın ŞENER ŞEN DEĞİRMEN isimli bir filmde konuyu benzer işlemişti.))

Tabi çocukluğumda ailemizin konya merkezininde birkaç adet sineması vardı,o zamanlar sinema bir şehrin en önemli unsuruydu ben çocukluğumda SİNEMALARIN makine dairelerinde filmlerin halka nasıl oynatıldığını orda öğrendim…
                                  

O zamanlar sinemaların makine dairelerinde büyük iki oynatıcı makine olurdu bunlar kömür adlandırılan çubuklarla çalışırdı.
Her film bittiğinde bir kömür çubuğu değişirdi,tabi ben makine dairesinden seyrederdim filmleri orda yiğenlerle onların arkadaşları ile sohbetler olur içkiler içilir onlar hepsi benim büyüğüm aramızda yedi sekiz yaş var aralarında bende beraber takılırdım.

                                     

İlk biramıda orda içmiştim,ordan çıkar bazen(eski) KONYA FUAR alanında havuz kenarında birahaneler vardı orda gider bira içerdik.
Sinemanın makine dairesinden çıktınmı sanki mağradan çıkmış gibi olursun,o zamanlar dört seans oynayan filmler haftada bir kere değişirdi.
Bir filim bir hafta oynar haftanın bitimi ile değişirdi…
                                       

Konyamızın müthiş bir sosyal hayatı vardı hiç toplumun bildiği gibi değildi tabi şimdi farklı oldu şehir modernleşsede o eski hava yok.
Eskiden ALLAATİN tepesinin karşısında NIGHT CLUP ler (PAVYON) vardı buralarda eğlence hayatı çok renkli idi.
Memleket havası çektimi bazen internetten bulurum UD USTADIMIZ AHMET ÖZDEMİR ağbimizin MERAM BAĞLARI parçasını memleketin havası nerde olsam bana eser.Ahmet beyin lakabı KÖR AHMET doğuştan görme özürlüdür ama namı ülke sınırları dışına çıkmış KONYAMIZIN medari iftari halk sanatçısıdır.
                            

Konyamızın diğer sanatçıları halk türküsü sanatçısı sayın BEDİHA AKARTÜRK (KONYA BÜLBÜLÜ),hafif müzik sanatçısı NADİDE SULTAN ve bir diğeri LEYDİ olarak anılan sinema ve ses sanatçısı sayın GÜNGÖR BAYRAK gibi bir çok sanatçıda memleketimizden çıkmıştır…

                

Kısacası bir kısım arkadaşlar ATEİS,KUMAŞI bizden değil öbür  kısım laik kesimdeki arkadaşlar başka filmlerde, cart curt ediceğimize herkes kendi metodolojik sosyal hayatında yaşasa biz bu ülkeyi CENNET yaparız.
Çay içen çay içsin ama katkısız, rakı içen rakı içsin o su katabilir yani SENFONİ olsun KORO olsun YURTTAN SESLER TRT1 oldumu can kardeşlerim!!
Geçen sene şu anda bulunduğum MOSKOVA ya gelmeden evvel dedim dünyanın bin türlü hali var gideyim BABA  toprağını ziyaret edeyim oğlumuda aldım yanıma,ANKARA KONYA yolunda telefon aç oğlum az kaldı KONYA ya varmamıza dedim OTEL de rezarvasyon yap odalarımızı hazırlasınlar,oğlum aradı rezervasyonu yaptı gittik otelimize yerleştik.
Duşumuzu banyomuzu alıp dışarı çıkıcaz tam dışarı çıkarken odanın enerjisini ve kapı kiliti görevi yapan kartı yuvasından çıkartırken beni elektirik çarptı.Kartın üstü plastik içi metal tabi havaya zıpladım.
Kartı aldım resepsiyona verirken beyefendi dedim bir kaçak var kartı çıkartırken beni elektirik çarptı.
Cevap!İmkanı yok olmaz bu kartlar elektirik taşımaz sizi çarpan kendi ELEKTİRİĞİNİZDİR!))
Baktım suratına acaba bilinçlimi söylüyor birilerimi söyletiyor ankaradan beri takipte yedekte geldik onlarmı UYUZ et ZEKİ yi diye söylediler düşünceye daldım,sonra toparladım içimden dedim yürü ZEKİ BABA VATANININ merkezindesin.!!
AFYONUN KAYMAĞI KONYANIN………….))



DR’’))
                                

Herkese hayırlı pazarlar artık önümüzdeki hafta mübarek RAMAZAN AYIMIZ başlamış olucak herkesin RAMAZAN AYINI şimdiden kutlarım,artık bizde ya Pazar yazılarına ara vericez yada POŞETLENMİŞ yazı yazıcaz.))
                              

SAYGILARIMLA,
ZEKİ ARSLAN.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder